Connect with us

Genel

Dünya deniz üstü rüzgar hedeflerini revize ediyor; Türkiye, bölgenin üssü olma fırsatını elinde bulunduruyor

Yayın tarihi:

-

Ülkeler, enerji darboğazından çıkış için yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırıyor. Başta Avrupa olmak üzere birçok ülke ise, çıkışı deniz üstü rüzgar enerjisinde görüyor. Sektör Türkiye’de politik hedef açıklanmasını beklerken, bu alanda düzenlenen etkinliklere de yenilerini ekliyor. Görüşlerini aldığımız Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Derneği (DÜRED) Başkanı Murat Durak, 2030-2040 yılına kadar 10 GW ile 20 GW arasında bir rakamın açıklanması gerektiğini vurgularken, “1,5 yıl önce Avrupa’nın 2030’a kadar 90 GW olan deniz üstü rüzgar hedefi, şimdi 160-170 GW’lere çıktı” diyor. DRES’lerin stratejik olarak da ele alınması gerektiğinin altını çizen Durak, Türkiye’nin çok ciddi bir potansiyeli elinde bulundurduğuna dikkat çekerek, deniz üstü rüzgarda yakın coğrafyanın üssü olmayı hedeflediklerini dile getiriyor.

lk kez düzenlenerek Türkiye’nin ve bölgenin deniz üstü enerji sektörünü İzmir’de bir araya getiren Marantech Expo’da röportaj gerçekleştirdiğimiz Denizüstü Rüzgar Enerjisi Derneği (DÜRED) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Durak, ayrıntıları Rüzgar Enerjisi Dergisi’ne değerlendiriyor.

DÜRED’in kuruluş hikayesinden bahsedebilir misiniz?

Derneğimizi deniz üstü rüzgar enerjisinde farkındalık yaratılması gerektiğini düşündüğüm için yakın çalışma arkadaşlarımla beraber 1,5 yıl önce kurduk. Bu 1,5 yılda da böyle bir derneğin gerektiğini, sektörün buna hazır olduğunu ve istediğini gördük. Deniz üstü rüzgar enerjisi konusunda olgunluk seviyesine ulaşmış ülkelerde dahi bizim ülkemizde düzenlenen etkinlikler kadar çalışma yapılmıyor. Bu, kamuoyunun deniz üstü rüzgara karşı ilgisini gösteriyor. Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Santrali’nde (DRES) gerek akademik olarak gerekse sanayi olarak hazır olduğumuzu biliyorum. Özellikle İzmir ve çevresinde bulunan sanayi kümelenmesinin de DRES’le ilgili ciddi bir hareket ve beklenti içerisinde olduğunu görüyorum. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımıza veya diğer kamu kurumlarımıza bu tarz etkinliklerde mutlaka bir hedef açıklanması gerektiğini iletiyoruz; çünkü politik hedef, ülke olarak bizim elimizi güçlendirecek. 

Politik hedef beklentinizi sürekli dile getiriyorsunuz. Ne kadarlık bir hedef açıklanması gerekiyor ve kamunun konuya yaklaşımı ne yönde?

Bu alanda uluslararası yatırımcıların dikkatini buraya çekmek; türbin, kanat, kule gibi yatırımların gündeme alınması için 2030-2040 yılına kadar 10 GW-20 GW arasında bir rakamın açıklanması lazım. Çünkü deniz üstü rüzgar enerjisinde yatırım, planlama ve proje yönetimi gibi süreçler kara üstüne göre daha uzun sürüyor. Fiyat olarak ele aldığımız zaman; kurulum maliyeti kara üstüne göre 2-2.5 katı gibi gözükse de İndirgenmiş Elektrik Üretim Maliyeti’ne (LCOE) göre bakıldığında, şu anda başa baş seviyelerde olduğu görülüyor. DRES’lere sadece elektrik üretim testleri olarak bakmamak, stratejik bir yatırım olarak ele almak gerekiyor. Özellikle Avrupa’da bazı ülkeler deniz sınırlarını, yani ülkenin kendi ulusal sınırlarını denizden çizmeye başladı. Örneğin, Almanya’nın kıyıya 90 kilometre mesafede bir DRES’i var, İngiltere de 200 kilometreye 15 GW’lik bir tahsisat yaptı. Normalde çok daha yakına yapılabilecek bu tesisler, stratejik birer hamle. İngiltere orada münhasır ekonomik bölgesinin olduğunu belirtiyor, savaş gemilerini gönderiyor. Kısaca ülke sınırlarını denizde belirliyor.

Enerji Bakanlığımız Dünya Bankası’yla bir çalışma yürütüyor, belirli bir noktaya da gelindi ve yol haritası Dünya Bankası’ndan 3-4 ay içerisinde çıkacak. Bundan sonra da bir hedef konulacak, bunu başarabildik. İsteğimiz uluslararası düzlemde ülkemizi cazip hale getirecek bir hedef ve dernek olarak bunun için çalışıyoruz. 

Dernek olarak yürüttüğünüz çalışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?

DRES’ler sadece enerji sektörünü değil; beraberinde denizcilik sektörü, tersane sektörü ve limanları da yakından ilgilendirerek, 3-4 dev sektörü besliyor. Avrupa’da artık sadece deniz üstü rüzgar türbini üreten limanlar var çünkü; bu türbinler karayı görmüyor, limanda üretiliyor, gemiye bindirilip gönderiliyor. Dernek olarak bu farkındalığı yaratmaya çalışıyoruz. Bu çerçevede Güney Marmara Kalkınma Ajansı, Bandırma Üniversitesi ve TÜBİTAK MAM ile beraber bir Deniz üstü Rüzgar Enerjisi Eğitim Merkezi kurma çalışmalarımız devam ediyor. Yeni bir dernek olarak bunun yanı sıra, Avrupa Birliği’nde Horizon 2020’den bir proje dahil olmayı başardık: Bulgaristan’daki 5 megavat bir yüzer rüzgar türbini floating konusunun 18 paydaşından biri olduk.

Ülkemizin deniz üstü rüzgar enerjisinde sadece santralleri üretmesinden ziyade, civar ülkeleri de tedarik zincirine katmasını istiyoruz. Civar ülkelere hem ekipman hem eleman yetiştirerek; Türkiye’nin bu konuda yakın coğrafyanın ‘hub’ı olmasını hedefliyoruz. Kara üstünde bunu biraz başarabildik, deniz üstünde de başarmamız gerekiyor. Bunun için denizcilik sektörümüz, tersanelerimiz, limanlarımız, insan gücümüz, entelektüel seviyemiz yeterli seviyede. Sadece bunu biraz denize doğru çevirmek lazım. Eğer biz bunu yapmaz, kendi ülkemizle beraber civar ülkeleri de düşünmezsek tedarik zincirinde sıkıntılar olabilir. Örneğin, Karadeniz’deki bir projede yapılacak olan gemi, türbin X bir ülkeden değil, Türkiye’den gitsin. 60 kilometre sahil bandı olan bir yabancı ülke, 8.800 kilometre sahil bandı olan bir yere gelip; gemiyle, denizle ilgili bir ürün satmasın. Eğer şimdi bunun farkına varmaz ve gerekli önlemleri almazsak; başkaları bu etkilemişimi gerçekleştirir. Protokolünü imzaladığımız Karadeniz Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Federasyonu da bu amaca hizmet ediyor. 

Deniz üstü rüzgara yönelik yatırımlar için erken olduğu eleştirileri var. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Kara üstü Amerika’da, Çin’de, Avrupa’da bitti de mi bu yatırımları yapıyorlar? Tüm dünya deniz üstü rüzgar hedeflerini revize ediyor. Derneğimizi 1.5 yıl önce yeni kurduğumuzda Avrupa’nın 2030’a kadar 90 GW olan deniz üstü rüzgar hedefi, şimdi 160-170 GW’lere çıktı. Kara üstü RES’ler %20-25 kapasite faktörüyle çalışır hale yeni gelebildi. Denizde bu kapasite %60-65 seviyelerinde, yani bir termik santral gibi çalışıyor. Avrupa bu enerji krizindeki boşluğu, DRES’lerle doldurmayı hedefliyor ve en büyük enerji kaynağı güvencesi olarak, DRES’leri görüyor. Deniz üstü rüzgar açısından coğrafyaları bizden biraz daha şanslı olabilir ancak bu teknolojiden geri kalamayız; çünkü bizim bört bir tarafımız rüzgarlı denizlerle çevrili. Treni kaçırmamak lazım, Marentech gibi etkinliklerle farkındalığı daha fazla artırmaya çalışıyoruz. Önümüzdeki yıllarda diğer derneklerle de iş birliği yaparak, bu tarz etkinliklere biraz daha büyük katılabiliriz.

DRES’ler Ege Denizi’ne de kurulabilir mi?

Ege’de bu işi yapabilmek için önce yüzer türbinlerin derin deniz konusunda biraz daha gelişmesi gerekiyor. Yunanistan’la aramızdaki anlaşmazlıklar da var. Önümüzdeki yıllar için hem teknoloji gelişir hem de anlaşmazlıklar son bulursa, Ege’de de çok ciddi bir potansiyel var. Belki de oraya enerji adaları kurabiliriz. Danimarka, İsveç ve Almanya bu konuda örnek işler yapıyor. Biz de bu tarz enerji adalarını Ege’de ya da Karadeniz’de neden yapmayalım. Ülkemiz çok ciddi bir kapasiteye sahip ve etrafımızda 2.000 GW’ye yakın bir potansiyel var. Bütün dünya için 4.000 GW kapasite konuşuluyor ve bizim bölgemiz neredeyse bunun yarısına sahip. Bölgemiz için de 2.000 GW yapılabilir, gerçekçi bir potansiyel.

Dr. Murat Durak kimdir?

Denizüstü Rüzgar Enerjisi Derneği (DÜRED) Başkanlığı görevini yürütüyorum. Türkiye’nin rüzgar enerjisi sektöründe çalışan ilk insanlardan birisi olarak, bu alanda master ve doktora da yaptım. 27. yılımı geçirdiğim bu sektörde, daha önce Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanlığı görevini de üstlendim. 

Türkiye'nin alanında en özel yayınlara sahip medya grubu MONETA'nın sektörel dergi ve portallarının yönetimine katkıda bulunmaktayım. MONETA bünyesinde yeni nesil yayıncılık anlayışıyla içerik yönetimini geliştirmeye devam ediyoruz.

Enerji Depolama

Kontrolmatik, Pomega ve Siemens’ten ‘mühendislik ittifakı’

Yayın tarihi:

-

Yazar

Batarya ve sürdürülebilir enerji çözümleri pazarı hızla büyüyor. Ulaşım ve enerji sistemlerinde karbonsuzlaşmayı sağlayacak bataryalar için en üst seviyede sürdürülebilir bir değer zincirine duyulan ihtiyaç da aynı paralelde artıyor. Siemens bu amaçla, sistem entegrasyonu, enerji üretimi, iletimi ve dağıtımı alanlarında küresel bir EPC lideri olan Kontrolmatik Technology ve Kontrolmatik iştiraklerinden Pomega Energy Storage Technologies ile yeni bir iş birliğine imza atıyor. Üç şirket arasında kurulan bu iş birliği, daha sürdürülebilir bir enerji sistemine geçişi sağlamak için sürdürülebilir bir küresel batarya ekosistemi oluşturmaya odaklanacak. Bu iş birliğiyle, Pomega Energy Storage Technologies Amerika ve Kontrolmatik Amerika, Kuzey Amerika’daki enerji depolama operasyonlarını hızlandırmış olacak.

Konuyla ilgili olarak konuşan Pomega Enerji Depolama Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Saim Hacıağaoğlu şunları kaydetti: “Siemens ile yaptığımız iş birliği, Kontrolmatik’e Siemens ile mühendislik, entegratör ve yazılım ortağı olarak kendini kanıtlama fırsatı sağlayacak. Bunun karşılığında biz de Kontrolmatik/Pomega olarak Siemens otomasyon ekipmanı ve yazılım çözümlerinin standartlaştırılmasına yardımcı olacağız. Kontrolmatik ve Pomega olarak bizi her zaman en son teknolojinin en ön saflarında tutacak fırsatlar arıyoruz ve Siemens ile çalışmak da bu yöndeki başarımızın devamını sağlayacak.”

Söz konusu iş birliği, her üç şirketin de küresel erişimini genişletirken sürdürülebilir enerji depolama alanındaki çabalarına da önemli katkılar sağlayacak. Siemens, tedarik zincirinden geri dönüşüme ve yeniden kullanıma kadar uçtan uca teknolojisiyle ABD’de pil üretimini artırmaya yardımcı olmaya devam ederken, bu amaçla çalışacağı güçlü endüstri ortaklarıyla iş birliği yapmayı arzu ediyor. Kontrolmatik ve Pomega, özellikle Pomega’nın Türkiye’deki ilk LFP batarya fabrikasında Siemens çözümlerinin kullanımını tam ve sürekli destekle optimize ederek standartlaştıracak.

İş birliği hakkında bir açıklama yapan Siemens’ten Jefi Bardavit de şunları kaydetti: “Siemens, Kontrolmatik ve Pomega arasındaki bu heyecan verici iş birliğinden duyduğum coşku ve iyimserliği ifade etmek istiyorum. Bu alanda küresel bir ittifak kurma ihtimali gerçekten ilham verici ve bu aynı zamanda ortaklığımızda yenilikçilik, verimlilik ve en son teknolojiye olan bağlılığı simgeleyen önemli bir kilometre taşına işaret ediyor. Siemens, Kontrolmatik ve Pomega arasındaki sinerji, endüstri standartlarını yeniden tanımlamaya ve dönüştürücü çözümler yaratmaya hazırlanıyor. Hizmet verdiğimiz alanlarda çığır açan gelişmelerin önünü birlikte açıyoruz. Ortak değerlerimiz ve hedeflerimizle uyumlu olan bu ittifak, dünya çapındaki tüm müşterilerimize benzersiz bir değer sunma konusundaki kararlılığımızı da pekiştiriyor. Birlikte yaratacağımız olumlu etkiye tanık olmak için sabırsızlanıyor ve başarı ve büyümenin devam edeceği bir geleceği dört gözle bekliyorum.”

Buna ek olarak eğitim, işgücü ve araştırmaya da birlikte odaklanmaya karar veren üç şirket, Güney Carolina Üniversitesi (USC) ile de ortak bir iş birliği tesis etti. Pomega halen, Güney Carolina Üniversitesi’ne Siemens otomasyon ve yazılım çözümlerini kullandığı ve 2024 sonunda tamamlanması planlanan bir pilot batarya üretim hattı kuruyor. Siemens’in akademi ile iş birliği sayesinde burada kullanılan yazılımların büyük bir kısmı da üniversiteye bağışlandı.

Güney Carolina Üniversitesi’nden Doktor William E. Mustain konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “USC, bataryalara yapılan 30 yıllık yatırım ve araştırma üzerine inşa edilen batarya pilot üretim ve test kabiliyetlerinde önemli bir genişlemenin ortasında yer alıyor. Tasarladığımız bu tesisi hayata geçirmek için bizimle aynı vizyonu paylaşan ve projeye benzersiz becerilerini katacak ortaklar gerekiyor. Siemens, Kontrolmatik ve Pomega ile başarı için doğru ortakları bulduğumuza inanıyoruz. Bu ekibin birleşik iş, bilim ve teknoloji deneyimi, bütünün parçaların toplamından daha büyük olduğu bir şey yaratıyor ve eyaletimiz adına sürdürülebilir bir eğitim, inovasyon ve iş modeli sağlamak için güçlü bir temel oluşturuyor. Siemens, üniversitemizdeki öğrencileri güçlü bir şekilde desteklemekte ve eğitime olan bağlılığını ortaya koymaktadır. Dijital tasarım ve işletimle ilgili sağladıkları kaynaklar, öğrencilerimizin mezun olur olmaz enerji dünyasına katkıda bulunmaya hazır olmalarını sağlayacak.”

Siemens ve Kontrolmatik, ABD’de üretilen özelleştirilmiş uçtan uca çözümlerle ABD batarya enerji depolama endüstrisini genişletmek için yakın iş birliği içinde çalışacak. Pomega’nın Güney Carolina’daki PΩCenter’ı, ABD’de yalnızca şebeke ve konut batarya depolamasına yönelik LFP çözümlerine adanmış ilk tesislerden biri olacak.

Devamını oku

Genel

ICCI Fuarı’nda enerji sektörüne yenilenebilir enerji müjdesi

Yayın tarihi:

-

Yazar

ICCI Uluslararası Enerji ve Çevre Fuar ve Konferansı’nın açılışını gerçekleştiren TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Sözcüsü Prof. Dr. Cevahir Uzkurt, yenilenebilir enerji ile ilgili müjde verdi.  Prof. Dr. Cevahir Uzkurt, “Komisyonumuz ve hükumetimiz yenilenebilir enerji alanında ülkemizin ve sektörün önünü açacak, ülkemizi güçlendirecek adımları atmaya devam ediyor. Maden ve enerji kanunlarında değişiklikleri kapsayan kanun teklifimiz komisyondan geçti ve genel kurulda görüşmelere başlanacak. Meclisimizin onayıyla teklifimiz yasalaşacak ve bu sayede enerji sektörümüzün önünü açmış olacağız” dedi.

T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve EPDK’nın desteği ile TG Expo tarafından gerçekleştirilen ICCI – Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı’nın açılışı Türkiye Büyük Millet Meclisi Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi Ve Teknoloji Komisyonu Prof. Dr. Cevahir Uzkurt, İstanbul Sanayi Odası Enerji Grup Başkanı Rıdvan Mertöz, KOJENTÜRK Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Aydın, ENSİA – Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Alper Kalaycı ve KBSD – Kazan ve Basınçlı Kap Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Hoplamaz’ın katılımı ile gerçekleştirildi. 3 gün boyunca 10.000 metrekarelik alanda küresel enerji piyasasının kalbinin atacağı fuar, 200’e yakın firma ve 8 bini yurt dışından olmak üzere toplamda 20 binden fazla ziyaretçiye ev sahipliği yapacak. ICCI bu yıl ilk kez eş zamanlı gerçekleşecek Electricity Eurasia – Elektrik ve Elektrik Ekipmanları Fuarı’na da sahne oluyor.

Enerji sektörüne yeni kanun teklifi müjdesi

Fuarın açılışında konuşan TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi Ve Teknoloji Komisyonu Prof. Dr. Cevahir Uzkurt, “TBMM komisyonumuz ve hükumetimiz yenilenebilir enerji alanında ülkemizin ve sektörün önünü açacak ve ülkemizi güçlendirecek çabaların içerisindedir. Yakın zamanda komisyonumuza gelen özellikle maden ve enerji kanunlarındaki değişiklikleri kanun teklifi ilgili komisyonumuzdan geçti. Gerekli tartışmalar yapıldı. Komisyon üyelerimiz katkılarını verdi Ve genel kurulun gündemine hazır hale getirildi. Genel kurulda özellikle yenilenebilir enerjiyle ilgili bazı kanuni düzen içeren kanun teklifi görüşülmelerine başlanacak. Ümit ediyorum ki; değerli milletvekillerimizin, meclisimizin onayla da bu teklif yasalaşacak. Bu da özellikle ülkemizin siz değerli sektör temsilcilerimizin önünü açmak üzere ülkemize sağlamak üzere bu kanun teklifi de yasalaşmış olacak diye ümit ediyorum” şeklinde konuştu.

Enerji verimliliğinde başarının formülü her kademede “farkındalık”

Son yılların en kritik konularından birisinin yenilenebilir enerji olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Cevahir Uzkurt, “Bu alanda atılan adımlar ve yaşanan gelişmeler hem ülkelerin güçlenmesi hem de sektör oyuncularının daha rekabetçi haline gelmelerinde şüphesiz önemli bir rol oynuyor. Bu gelişmelerin bir sonucu olarak da rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kurulumu ve kurulu gücünün diğer konvansiyon termik kurulu güce göre daha fazla olduğunu görüyoruz. TBMM komisyonu olarak bunun farkındayız ve bu farkındalığın da bir gereği olarak ilgili komisyonumuz ve hükümetimizin bu alanda ülkemizin ve sektörün önünü açacak çaba sarf ediyoruz” şeklinde konuştu. Özellikle bu tür fuar ve konferanslarda yapılan tartışmalar ve beraberinde sektöre ilişkin ortaya çıkan fikirlerin yasama ve yürütme için son derece kıymetli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Cevahir Uzkurt, “Fakat özellikle enerji verimliliği konusunda hükümet ve ilgili bakanlıklar her ne kadar destek verirse versin toplumda ve sanayicilerimizde bu konularda gerekli eğitim, farkındalık ve bilinç oluşmadığı takdirde çabaların yeterli şekilde amacına ulaşması mümkün olmaz” dedi.

“Fuarımızın varlığı en büyük kazançlarımızdan biri”

TG Expo Genel Müdürü Cem Şenel de açılış konuşmasında, “1994 yılında İstanbul’da bir Kojenerasyon Semineri ile başladığımız yolculuğumuz, kısa sürede ülkemizin enerji sektöründeki hızlı gelişme ve enerji camiasının yoğun ilgisiyle 1999 yılında ICCI (International Cogeneration Conference of Istanbul) adı altında bir Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı kimliğine evrildi. Dünya enerji piyasasının jeopolitik açıdan belki de en sıcak ve hareketli coğrafyasında yer alan bir ülke olarak ICCI Uluslararası Enerji ve Çevre Fuar ve Konferansı’nın varlığı en büyük kazançlarımızdan biri. Fuar sayesinde oluşturduğumuz verimli, etkin, saygın ve kaliteli bir iletişim ve etkinlik platformu ile bu büyüme ve gelişme sürecine 30 yıla yakın süredir tanıklık ediyor, gelecekte de sürdürmek üzere yoğun çaba gösteriyoruz. Sürdürülebilirliği odak noktasına aldığımız fuarımızda enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, akıllı şebekeler, temiz teknolojiler ve çevre yönetimi gibi konularda güncel gelişmeler öne çıkacağı için bu yılın teması olarak ‘Enerjinin Geleceğini Keşfet’ diyeceğiz” dedi.

“Yenilenebilir enerjiyi fırsat olarak yakalayanlar avantajını görecek”

Enerjide baş döndüren dönüşümlerin yaşandığı son yıllarda fuarın günceli yakalamak ve geleceğe yönelik projeksiyonlara ışık tutmak için kritik öneme sahip olduğunu belirten KOJENTÜRK Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Aydın ise, açılışta “İklim değişikliğini yavaşlatmak ve toplumları daha temiz bir ortamda yaşatma çabaları, enerjide fosil kaynaklardan yenilenebilir enerji tüketiminin daha yüksek düzeylere geçişini zorunlu kılıyor. Enerji tüketiminin daha da artış gösterdiği günümüzde elektriğin üretildiği kaynaklar daha önemli hale geliyor. Bugün enerji yatırımlarında özellikle finansmana erişimin zor ve yüksek maliyeti nedeniyle hedeflenen yıllık büyümenin biraz gerisinde kaldığını görüyoruz. O yüzden bu dönemi geleceğe yönelik hazırlık ve planlamaların yapılması için bir fırsat olarak gören ve değerlendirenler hızlı dönüşümde bunun avantajlarını yakalayacak” diye konuştu.

Devamını oku

Genel

Kamu Görevini Engelleyenler 5 Yıla Kadar Hapis cezası alabilir

Yayın tarihi:

-

Yazar

Dicle Elektrik Uzun Yıllar Borcunu Ödemeyip Şiddete Başvuranları Mektupla Uyardı;

Dicle Elektrik, dağıtım bölgesinde 27 milyar TL’yi aşan elektrik borcunu uzun süredir ödemeyen ve bununla birlikte görevlilerin çalışmalarını engelleyenlere karşı hukuk mücadelesi vermeyi sürdürüyor. Sorumluluk bölgesinde yer alan 6 ilde kamu hizmeti yürüten dağıtım şirketi, başta Şanlıurfa ve Mardin olmak üzere borçlu sulama abonelerini bu kez engellemelerden dolayı 5 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalabilecekleri konusunda uyardı.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin 6 ilinde elektrik dağıtım hizmeti veren Dicle Elektrik’ten, başta Şanlıurfa ve Mardin’deki çiftçilerin 27 milyar TL’yi aşan elektrik borçlarının ödenmemesiyle ilgili olarak yeni bir açıklama yapıldı. Tarım sezonu öncesi “borcunu ödemeyene elektrik verilmeyecek” uyarısında bulunan Dicle Elektrik, borçlu abonelere bir mektupla önemli yeni uyarılarda bulundu. Mektupta mevzuat gereği elektriği kesilecek olan ancak bu kesintiye kaba kuvvetle karşı koyacak olan abonelerin, TCK’nın ‘Kamu Hizmetlerinden Yararlanma Hakkının Engellenmesine’ dair 113’ncü maddesi uyarınca 5 yıla kadar hapis cezası alabileceği duyuruldu.

İadeli taahhütlü mektupla uyarıldılar
Elektrik borcu bulunan, uzun süredir borcunu ödemeyen ve mevzuat gereği elektriğini kesmeye gelen görevlileri engelleyenlere yönelik gönderilen bu kritik uyarı, her bir borçlu aboneye özel olarak iadeli taahhütlü mektupla yapıldı.

Kamu görevini engelleyene 5 yıla kadar hapis
Aynı mektupta, görevlilere dönük yapılacak her türlü engellemenin TCK’nın 113’ncü maddesinde yer alan ‘Kamu Hizmetlerinden Yararlanma Hakkının Engellenmesi Suçunu’ kapsadığına yer verilerek, çalışmaları cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engelleyenlerin, 5 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalabileceği kaydedildi.

18 bin çiftçinin 27 milyar TL borcu var
Dicle Elektrik, bölgede 18 bin tarımsal sulama abonesinin elektrik borcunun 27 milyar TL’yi aştığını açıklamıştı. Söz konusu borcun 15.5 milyar TL’sinin Şanlıurfa’daki 13.000 aboneye, 9.5 milyar TL’sinin Mardin’deki 5.000 aboneye, geri kalanın ise Diyarbakır, Batman, Şırnak ve Siirt’teki tarımsal sulama abonelerine ait olduğunu duyurulmuştu.

Dicle Elektrik tarafından abonelere iadeli taahhütlü olarak gönderilen kişiye özel mektuplarda şu ifadeler yer alıyor:

‘’ Sayın abonemiz;
… tesisat numaralı aboneliğinize ait muaccel olan ………… faturalı borçlara ilişkin olarak ekiplerimiz tarafından 18.03.2024 tarihinde Elektrik Piyasası Tüketici Yönetmeliği‘nin Zamanında Ödenmeyen Borçlar başlıklı 35. Maddesi hükümleri uyarıca kesme işlemi için aboneliğinizin bulunduğu sayaca gelinmiş ancak tarafınızca mukavemet gösterilmesi sebebiyle kesme işlemi gerçekleştirilememiştir. Aynı tesisat ve borca ilişkin ekiplerimiz tarafından tekrar kesme işlemi uygulanacak olup, tarafınızca mukavemet gösterilmesi halinde hakkınızda TCK 113 uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile suç duyurunda bulunacağımız konusunda tarafınıza ihtarda bulunulmuştur.’’

Devamını oku

Trendler