Connect with us

Bilgi Kaynakları

Rüzgar enerjisi nedir?

Yayın tarihi:

-

Rüzgâr enerjisi, yenilenebilir olmasının yanında çevre üzerinde neredeyse hiçbir olumsuz etkisi olmayan bir enerji kaynağıdır.

Atmosferdeki hava kütlelerinin daha soğuk ve yüksek bir basınç alanından, daha sıcak ve alçak olan bir basınç alanına hareket etmesine bağlı olarak ısı enerjisinin kinetik enerjiye dönüşmesiyle ortaya çıkan hava kütlesi hareketine rüzgâr denmektedir. Ortaya çıkan kinetik enerjiden istifade etmek ise insanlık tarihinde binlerce yıllık bir geçmişe sahiptir.

Rüzgâr enerjisiyle rüzgâr hızı arasında doğrudan bir bağlantı mevcuttur. Rüzgâr hızındaki bir birim değişim rüzgâr enerjisinde küpü nispetinde değişim sağlar. Yani rüzgâr hızı iki katına çıktığında rüzgâr enerjisinde sekiz katlık bir artış meydana gelmiş olacaktır.

Türkiye’nin rüzgâr potansiyeli

Türkiye’nin karasal alanlardaki yıllık rüzgâr enerjisi doğal potansiyeli 400 milyar kWh ve teknik potansiyeli de 110 milyar kWh olarak hesaplanmıştır. Bunun yanında, Türkiye yıllık deniz üstü rüzgâr enerjisi teknik potansiyeli de, 180 milyar kWh olarak tahmin edilmektedir. Buradan hareketle Türkiye’nin dalga enerjisini de içeren toplam yıllık teknik rüzgâr enerjisi potansiyeli yaklaşık olarak 308 milyar kWh olmaktadır.

Türkiye’de mevcut rüzgâr enerjisi kurulu gücü

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği tarafından Ocak 2019’da yayınlanan Türkiye Rüzgar Enerjisi İstatistik Raporu’na göre ülkedeki mevcut kurulu rüzgar enerjisi gücü 7.369,35 MW’tır.

Rüzgâr türbini nedir?

Rüzgâr türbini, rüzgâr enerjisinden elde edilen kinetik enerjiyi mekanik güce çeviren sisteme verilen genel addır.

İnsanlık tarihinde rüzgâr türbinlerinin kullanımının tarihçesiyle ilgili iddialar muhtelif olmakla birlikte, ilk yel değirmeninin Milattan Önce 1000 civarında Mısır civarında kullanıldığı genel kabul gören bir husustur.

Rüzgâr enerjisinden elektrik enerjisi üretmek içinse 1891 yılına kadar beklemek gerekecektir. Danimarkalı Profesör Paul La Cour, bu tarihte ilk defa rüzgâr enerjisinden istifade ederek elektrik üretmiştir.

Güç aktarılan kısmı dönme hareketi yapan ve bir akışkanda bulunan enerjiyi mekanik enerjiye dönüştüren sisteme genel olarak “türbin” denmektedir.

Türbinler genel olarak şu dört başlık altında değerlendirilebilir:

  • Buhar türbinleri
  • Gaz türbinleri
  • Su türbinleri
  • Rüzgâr türbinleri

Peki, bir rüzgâr türbini nasıl teşkil edilir? Kanatları, göbek ve pervane milinden oluşan sisteme rotor veya türbin denilir. Pervane mili, dişli kutusuna bağlıdır. Dişli kutusunu jeneratöre bağlayan mile ise, jeneratör mili denir. Bunların tümü, kule tarafından taşınır. Kule ile yer bağlantısı da temel aracılığıyla sağlanır. Tüm bu elemanlara, en genel halde rüzgâr türbini denmektedir.

Rüzgâr türbinleri; direnç veya kaldırma kuvvetinden yararlanmalarına göre, pervane ekseninin yatay ya da düşey olmasına göre veya aynı rüzgâr hızındaki devir sayılarına göre sınıflandırılabilirler. (Özgener, s.164)

Rüzgâr türbinleri, özellikle kuş ölümlerine neden olduğu gerekçesiyle zaman zaman çevre zarar vermek iddialarının da hedefi olmaktadır. Gürültü ve görsel kirlilik yarattığı da zaman zaman dile getirilmekle birlikte rüzgâr türbinlerinin çevreci bir elektrik üretme vasıtası oluşuyla ilgili genel bir fikir birliğinin -teknolojik gelişmeye de paralel olarak- halihazırda ağırlığını muhafaza ettiği açıktır.

Rüzgâr enerjisi rüzgâr türbinleri vasıtasıyla mekanik güce çevrilmektedir.

Küresel iklim değişikliği ve rüzgâr enerjisi

Küresel iklim değişikliğinin başlıca nedeni kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtların kullanımıdır. Dünya çapında, rüzgâr enerjisinin de için de olduğu yenilenebilir kaynakların enerji üretimindeki yeri giderek artsa da fosil yakıtlar hâlâ temel enerji kaynağıdır. İklim değişikliğiyle mücadelenin en önemli yolu fosil yakıtlardan vazgeçmek ve rüzgâr enerjisiyle birlikte yenilenebilir kaynakların kullanımını artırmaktır. Çünkü yenilenebilir enerjinin temel özelliği, temiz, sürdürülebilir ve karbonsuz olmasıdır.

Dünya çapında yenilenebilir enerji yatırımları giderek artan bir seyir izlemektedir. Çevresel ve toplumsal artılarının yanı sıra rüzgâr enerjisi ve diğer yenilenebilir kaynaklar, geleneksel enerji kaynaklarına oranla çok daha kârlı çözümler sunmaktadır. Örnek vermek gerekirse, bir rüzgâr enerjisi tesisi, bir nükleer enerji tesisine göre %30-50 oranları arasında daha ucuz elektrik üretmektedir.

Kaynakça

Bilgi Kaynakları

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Sürdürülebilir İyileşme Raporu yayınladı

Yayın tarihi:

-

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından yayınlanan Sürdürülebilir İyileşme Raporu 6 önemli sektörde maliyetleri düşürücü tavsiyeler içeriyor. Bu sektörler; elektrik, ulaşım, sanayi, inşaat, fosil yakıtlar ve düşük karbon teknolojileri. Sürdürülebilir İyileşme Raporu, ekonomik kalkınma, daha fazla iş imkanı üretilebilmesi ve daha temiz enerji sistemleri konusunda tavsiyeler içermektedir.

  • COVİD-19 süreci ile beraber dünya 1929 Büyük Buhranı’ndan bu yana hiç görülmemiş ekonomik bir krizle yüzleşiyor. Küresel enerji yatırımlarının, COVİD-19 ve getirdiği ağır ekonomik şartlardan dolayı 2020 yılında %20 -yaklaşık 400 milyar dolar- azalması bekleniyor.
  • Küresel karbon emisyonları 2020 yılında tarihi bir düşüş yaşadı.
  • 2019 yılında enerji sektöründe 40 milyondan fazla insan istihdam edildi.
  • Enerji sektöründe, 3 milyon insan COVİD-19 sürecinde işini kaybetti ve 3-3,5 milyon insanın daha işini kaybetmesi bekleniyor. 17 milyon kişi elektrik üretimi ve dağıtımda, 20 milyon kişi fosil yakıtlar üretimi ve dağıtımında, 3 milyon kişi biyoenerji üretim ve dağıtımında istihdam ediliyor.
  • G20 ülkeleri 2020 bütçelerini GSYİH’lalarının ortalama %7’si kadar revize etmek zorunda kaldılar.
  • Yenilenebilir enerji kaynakları 2020 yılında üretimi artan tek enerji kaynağı oldu.
  • Karbon emisyonlarının %8 düşerek 2010 seviyesine gerilemesi bekleniyor.
  • OECD’ye göre, 1929 Büyük Buhranı’ndan bu yana ki en büyük daralma bu yıl yaşanacak. 2020 yılında küresel ekonominin %6 oranında daralması bekleniyor.
  • Dünya çapında 300 milyon kişinin işini kaybetmesi ve 50 milyon şirketin faaliyetlerini ciddi manada kesintiye uğratması bekleniyor.
  • Irak, Cezayir, Nijerya, Umman, Angola gibi fosil yakıtlara bağımlı ülkelerin hidrokarbon gelirlerinin %80 oranında azalması bekleniyor.
  • IEA’nın 2019 yılı raporuna göre, Sahra altı Afrika’da 27 ülkede sağlık merkezleri ve hastanelerin %60’ında elektrikler yarıdan fazla zamanlı kesintiye uğruyor.
  • 2020 yılı petrol talebinin %8;

Doğalgaz talebinin %4,

Kömür talebinin %8,

Elektrik tüketiminin %5

Nükleer enerji üretiminin %2,5 düşmesi bekleniyor.

  • 2020’de dünya genelinde araba satışlarının %15, ticari araç satışlarının %22 oranında düşmesi bekleniyor. Otomotiv sektörü direkt olarak 11 milyon, dolaylı olarak 4 milyon kişiye istihdam sağlıyor. Dünyadaki arabaların yaklaşık 3’te 1’i 10 ve üzeri yaşta. Bu araçları, yeni sistem hibrit araçlarla değiştirmek küresel karbon emisyonunda %40 oranında bir azalmayı beraberinde getirebiliyor.
  • Dünya genelinde çalışan her 4 kişiden 1’i sanayide istihdam ediliyor. COVID-19 krizi ile beraber alınan tedbirler doğrultusunda yakın gelecekte enerji verimliliği, tarımda reform ve verimlilik, geri dönüşüm gibi alanlarda yapılacak yatırımlar 10-18 milyon insan için istihdam yaratabilir.
  • Enerji, enerji teknolojilerinde inovasyon, özellikle hidrojen, batarya ve nükleer reaktörlerde ve enerji depolamada yapılacak her 1 milyon dolarlık yatırım ortalama 3-8 insana istihdam imkanı sağlayabilir.
  • Mesken binalarda ve sanayide enerji verimliliği için yapılacak yatırımlar ve güneş enerjisi yatırımları en çok istihdam yaratabilecek alt sektörler olarak dikkat çekiyor. Bu alanlarda yatırım yapılacak her 1 milyon dolar 10-15 istihdam yaratabilecek.
  • Nükleer ve hidro santraller düşük karbonlu enerji tesislerinin büyük bir kısmını oluşturuyor ve düşük karbonlu kaynaklardan sağlanan elektriğin %70’i nükleer ve hidroelektrik tesislerden sağlanıyor. Toplam küresel elektrik üretiminin %30’u hidroelektrik ve nükleer santrallerden sağlanıyor. 2019 yılında 50 milyar dolar hidroelektrik, 40 milyar dolar da nükleer yatırımları için harcandı. Gelişmiş ülkelerdeki nükleer santrallerin %40’i 2030’a kadar faaliyet dışı kalacak. Fransa’da elektriğin %75’i nükleer güç kapasitesinden üretiliyor.
  • Halihazırda dünya genelinde 130 GW kapasiteli kömür santralleri inşaatı bulunuyor ve 500 GW yatırımı planlanmış proje mevcut.
  • Rüzgar ve güneş enerjisi küresel elektrik arzında 2019 yılındaki artışın %80’ini oluşturdu.
  • IRENA’ya göre, 2019’da 5 milyon kişi güneş ve rüzgar enerjisinde istihdam edildi.
  • Gelişmekte olan ülkelerin birçoğu kömür ağırlıklı enerji üretimine sahipler. Çin ve Hindistan’ın elektrik üretiminin %65-75’i kömürden sağlanıyor. Geri kalan Güneydoğu Asya’da toplam üretilen elektriğin ortalama %40’i kömür kaynaklarından sağlanıyor. 1 GW’lik bir enerji üretimi için kömür yerine güneş enerjisi ikame edildiği takdirde yıllık olarak 1,5 milyon ton karbon emisyonu azalması yaşanıyor.
  • Temiz enerjiye geçiş için yıllık ortalama 80 milyar dolar ek yatırıma ihtiyaç var ve tüketici elektrik fiyatları ortalama %5 artacaktır.
  • 2019 yılında dünyadaki elektriğin %36’sı kömür kaynaklarından %23’u doğalgaz kaynaklarından sağlandı. Bu rakamın 2020 yılında ciddi oranda düşmesi bekleniyor.
  • Kömür santralleri 1,7 milyon kişiye, gaz santralleri ise 900 bin kişiye istihdam sağlıyor.
  • Hızlı tren ağlarının artırılması küresel emisyon oranlarının düşürülmesi için büyük bir fırsat sağlayacaktır. 60 bin km uzunluğundaki küresel hızlı tren ağında 420 binden fazla kişi çalışıyor ve inşası devam eden hızlı tren ağlarında ise 2,6 milyon kişi istihdam ediliyor. Kuzey Amerika’daki havayolu taşımacılığının %20’si, Avrupa’da %10’u, Asya Pasifik’te ise %8’i hızlı tren taşımacılığı ile ikame edilebilir. Enerji verimliliği açısından hızlı tren taşımacılığı ortalama olarak en az 12 defa hava ve karayolu taşımacılığından daha karlı. Eğer mevcut hızlı trenlerle yolcu kapasitesi %60 artırılırsa bu 2030’a kadar 200 milyon ton daha az petrol tüketimini beraberinde getirecektir.
Devamını oku

Bilgi Kaynakları

“Sürdürülebilir üretim ile karbon ayak izini düşürecek kooperatifler iklim değişimi mücadelemizde önemli”

Yayın tarihi:

-

İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği, SÜT-D Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu, 4 Temmuz Uluslararası Kooperatif Günü için yaptığı açıklamada, kooperatiflerin ekonomideki mühim konumuna dikkat çekerek, bu yıl Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) iklim değişimiyle mücadele için yerelde kooperatiflerin gücünün önemini ortaya koyarak, “İklim İçin Birlikte Hareket Edelim” temasını seçti dedi. Dr. Karaosmanoğlu “ICA dünyanın en eski sivil toplum kuruluşlarından biri olarak 1895’te kuruldu.109 ülkeden 312 kuruluşun üye olduğu birlikte,1991 yılında kurulan Türkiye Milli Kooperatifler Birliği de yer alıyor. Gezegenimizde ekonominin tüm sektörleri için 3 milyon kooperatif, 1,2 milyar kooperatif üyesi var. En büyük 300 kooperatifin cirosu dünyanın altıncı ekonomisinin Gayri Safi Yurtiçi Hasılasına eşdeğer. Sayısal kuvvet ve kooperatiflerin yereldeki gücü, iklim değişimi ile mücadele için büyük bir potansiyelin olduğunu gösteriyor. Ülkemizde başta tarım, orman, gıda, sağlık, enerji kooperatifleri olmak üzere tüm kooperatiflerin sürdürülebilir üretimle çoşarak ulusal ekonomiye katkı görevi var. Enerji kooperatiflerinde ve tarım, orman, gıda, sağlık kooperatiflerinin üretimlerindeki enerji karbon ayak izinin düşürülmesi önceliklenmeli. Sürdürülebilir üretim ile karbon ayak izini düşürecek kooperatifler, küresel ısınmaya dur demek için ve de yaygın bilgi oluşturmak için de etkili olmalıdır” açıklamasını yaparak, Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği olarak “Uluslararası Kooperatif Günü’nü kutlayarak, kooperatiflerimize bereket diliyor ve güzelim ülkemizin iklim değişimiyle mücadelesinde paydaş olmaya davet ediyoruz” çağrısını yaptı.

Devamını oku

Bilgi Kaynakları

Toprak ile gıda atıkları arasındaki ilişkiyi biliyor musunuz?

Yayın tarihi:

-

Yazar

Toprak, yaşamın devamlılığı için olmazsa olmaz tek şeydir. İnsanlık olarak en büyük sorunumuz ise toprak kaybıdır.

Çeşitli nedenlerle her yıl 24 milyar ton tarım toprağı kayboluyor – bu da her 1 dakikada 30 futbol sahası kadar toprak kaybı anlamına geliyor. Doğal yollarla gerçekleşen fiziksel kayıpların yanı sıra, aslen topraktaki yaşam kayboluyor. Oysa toprağın oluşması o kadar zor gerçekleşiyor ki,

1 santimlik toprağın oluşması için 200-400 yıl gerekiyor.

Tarım yapılacak toprağın oluşması için ise 3.000 yıl geçmesi gerekiyor. Doğa, toprak kaybını aynı oranda karşılayacak toprak üretimi gerçekleştiremiyor.

Oysaki toprak yaşayan bir elementtir. İçinde 1 milyardan çok mikroorganizma barındırır. Bu mikroorganizmalar ne kadar çok ise toprak o kadar güçlü ve besin değeri yüksek olur.

Peki bu kadar önemli olan bu elementi neden bu kadar hoyratça kullanıyoruz?

Sürekli kimyasal içerikli hormonlu gübrelerle toprağa ekilen gıdaları besleyerek toprağa zarar veriyoruz. Zararlılar ile mücadele ediyoruz diye kimyasal ilaçlama yaparak toprağı zayıflatmaya devam ediyoruz, bu bir kısır döngü aslında. Toprak verimsiz olduğunda bitkiler beslenemez. Bu durumda zararlı otlar/haşereler musallat olur. Bu zararlıların uzaklaştırılması için kimyasal ilaç kullanımı devreye giriyor, bu da topraktaki canlı mikroorganizmaların ölmesine sebep oluyor.

Sizce günümüzde altından daha değerli ne olabilir?

Toprak!

Kompost, gıda atıklarının pek çok farklı yöntemle dönüştürülmesi ile ortaya çıkan yarı mamul olup toprak ile karıştırılarak son halini alır ve ihtiyaç duyulan zengin besin kaynağını toprağa vererek onu tekrar doğurgan hale getirir.

İnsanlığın devamı için toprağın beslenmesi ve toprak kaybının önlenmesi için doğal döngüyü sağlıyor olmalıyız. Doğal döngü, topraktan aldığını tekrar toprağa vermekten geçer. Bu da kompost ile mümkün!

Kompost, gıda atıklarının pek çok farklı yöntemle dönüştürülmesi ile ortaya çıkan yarı mamul olup toprak ile karıştırılarak son halini alır ve ihtiyaç duyulan zengin besin kaynağını toprağa vererek onu tekrar doğurgan hale getirir. Tarım toprağına yapılacak kompost ilavesinin topraktaki solucan sayısını, mahsuldeki verimi ve toprağın dengesini artırdığını biliyoruz.

Bu mucizevi ürün ile çok daha sağlıklı bir üretim gerçekleştirirken, tarımda kimyasal kullanımının da önüne geçebiliriz.

Kompostlu güzel günler diliyorum.

Sevgiler,

Dönüştür Gitsin

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com