Connect with us

World Energy Outlook 2018, küresel enerjinin geleceğine eğiliyor

Yayın tarihi:

-

Küresel enerji sektöründe, büyüyen elektrik üretiminden yenilenebilir enerjinin yaygınlaşmasına, petrol üretimindeki artışa ve doğal gaz piyasalarının küreselleşmesine kadar büyük değişiklikler meydana geliyor. Tüm bölgelerde ve yakıtlarda, hükümetler tarafından gerçekleştirilen politika tercihleri, geleceğin enerji sisteminin şeklini belirleyecek.

Jeopolitik faktörlerin enerji piyasaları üzerinde yeni ve karmaşık etkiler ortaya çıkardığı bir zamanda, Uluslararası Enerji Ajansı’nın sözcü yayını World Energy Outlook 2018, enerji güvenliğinin altını çizerek, küresel enerji eğilimlerini, bunların arz ve talepte, karbon emisyonunda, hava kirliliğinde ve enerjiye erişimde olası etkilerini detaylandırıyor.

WEO’nun senaryosuna dayanan analiz, tüm yakıtlar ve teknolojiler arasında, enerji sistemi için farklı olası gelecekleri çerçevelendiriyor. Mevcut ve planlanmış politikalar temelinde, farklı yollar arasındaki karşıtlığı ve bunlardan, Paris Anlaşması maddeleri altında uzun dönem hedefleri karşılayabilen, hava kirliliğini azaltabilen, enerjiye evrensel erişimi mümkün hale getirenleri gözler önüne serer.

Enerji tüketimi, coğrafi bakımdan Asya yönündeki tarihsel değişimini sürdürürken, WEO 2018, değişimin yönü ve veçhesine ilişkin karmaşık sinyaller bulmaktadır. Örneğin, petrol piyasaları, 2020’lerin başlarında bir tedarik boşluğunu da içeren bir belirsizlik ve kırılganlık dönemine giriyorlar. Doğal gaz için talep, Çin dev bir müşteri olarak ortaya çıkarken, bir doyum noktasından bahsedilemeden yükseliyor. Güneş Enerjisi, şarjını sürdürüyor, ancak diğer düşük karbon teknolojileri ve özellikle verim politikalarının halen büyük bir itme gücüne gereksinimleri var.

Tüm durumlarda, hükümetler, gelecekteki enerji sisteminin yönünde önemli bir etkiye sahip olacaklar. “Yeni Politika Senaryoları’nda planlanan ve mevcut politikalar altında, enerji talebi, 2040 yılına kadar, yeni enerji arzında yıllık 2 trilyon dolarlık bir yatırım gerektirerekten, %25’ten çok bir artış gösteriyor.

IEA Yetkili Müdürü Dr. Fatih Birol durumu, “Analizlerimiz, küresel enerji yatırımlarının %70’inin hükümet kaynaklı olduğunu ortaya koymaktadır ve mesaj da nettir- dünyanın kaderi hükümetlerin kararlarına bağlıdır” şeklinde ifade etmektedir. “Enerji arzını güvence altına almak, karbon emisyonunu azaltmak, şehir merkezlerinde hava kalitesini iyileştirmek, enerjiye temel erişimi, Afrika’ya ve her yere genişletmek konularındaki ortak hedeflerimize ulaşmak bakımından doğru politikaları ve uygun teşvikleri uygulamak önemli olacaktır.

Analizler, petrokimyasallarda, taşımacılıkta ve havacılıkta artan talebe bağlı olarak, gelecek on yıllarda petrol tüketiminin artacağını göstermektedir. Ancak, bu artışı yakın vadede karşılayabilmek, onaylanan konvansiyonel petrol projelerinin şimdiki düzeylerinin iki katına çıkması anlamına gelmektedir.

Düşen maliyetler ve destekleyici hükümet politikaları sayesinde, 2040’a kadarki küresel kapasite artırımlarının üçte ikisini oluşturan yenilenebilir enerjiler, güç piyasalarında tercih edilir hale gelmiştir. Bu, küresel enerji karışımını, kömür en büyük, gaz ise ikinci büyük kaynak olarak kalmasına rağmen, üretilecek yenilenebilir enerjinin payını 2040’ta, şimdiki %25’ten %40’a çıkararak dönüştürmektedir.

Bu genişleme, büyük çevresel faydaların yanında, politikacıların çabuk şekilde ele alması gereken bir dizi güçlükleri de getirir. Arzda artan çeşitlilikle birlikte, enerji sistemleri varlıklarını sürdürmek için geleceğin elektrik piyasalarındaki köşe taşlarını esnek tutma gereksinimi duyacaktır. Sorun, dünyadaki birçok ülkenin güneş ve rüzgâr enerjisi paylarını süratli bir şekilde artırmalarıyla ortaya çıkan aciliyettir ve akıllı ölçüm ve depolama teknolojileri gibi talebe yanıt veren teknolojilerin iyileştirilmesi kadar, piyasa reformlarını, şebeke yatırımlarını gerektirecektir.

Elektrik piyasaları, aynı zamanda, dijital ekonominin, elektrikli araçların ve diğer teknolojik değişimlerin getirdiği talep artışıyla birlikte, benzersiz bir dönüşüm içerisindedirler. Bu yıl, elektrik sektörüne gerçekleşen bu derin dalışın bir parçası olarak, WEO 2018, ayrıca, elektrik kullanımının artışının taşımacılık, binalar ve endüstrideki etkilerini de incelemektedir. Analizlerin bulgularına göre, artan elektrik kullanımı, 2030 ile birlikte petrol talebinde zirveye yol açacak ve zararlı lokal hava kirleticileri azaltacaktır. Ancak, karbon emisyonları üzerinde, yenilenebilir enerji ve düşük karbonlu enerji kaynaklarına ilişkin daha güçlü çabalar harcanmadığı durumda, sadece ihmal edilebilir bir etkiye sahip olacaktır.

IEA’nın Sürdürülebilir Gelişme Senaryosu çeşitli iklim, hava kalitesi ve evrensel erişim hedeflerini karşılamak için bütünleşik bir yol sunmaktadır. Bu senaryoda, küresel enerjiyle bağlantılı CO2 emisyonları 2020 dolaylarında zirveye ulaşmakta, ardından duraklamaya girerek, iklim anlaşması üzerine yapılan Paris Anlaşması’nın hedeflerinin gerçekleştirilmesi için izlenmesi gereken güzergaha tamamen uygun bir şekilde, devamlı bir inişe geçmektedir.

Ancak bu enerji altyapısıyla bağlantılı emisyonların çoğunluğu, hali hazırda rezerve durumdadır. Özellikle, bugün enerjiyle ilişkili CO2 emisyonlarının üçte birini meydana getiren termik santraller, 2040 yılına rezerve toplam emisyonların üçte birinden fazlasını temsil etmektedirler. Bunların büyük bir çoğunluğu, ABD ve Avrupa’daki 40 yaş ortalamasındaki denkleriyle karşılaştırıldığında, 11 yaş ortalaması ve daha on yıllarca çalışma ömrüne sahip Asya’daki termik santral projeleriyle ilintilidir.

Dr. Birol şunu ifade etmektedir: “Güç santralleri, rafineriler, arabalar ve kamyonlar, sanayi kazanları ve ev ısıtıcıları gibi, tüm dünyadaki mevcut ve inşa halindeki enerji alt yapısını gözden geçirdik ve şunu bulduk ki, tüm bunlar, gelecek on yıllarda uluslararası iklim hedefleri uyarınca izin verilecek tüm emisyon hacminin %95’ini meydana getiriyor”.

“Şu anlama gelmektedir; eğer dünya iklim hedefleri konusunda ciddiyse, bugünden başlayarak, sürdürülebilir enerji teknolojilerine yatırımda sistematik bir tercih oluşturulması gerekir. Ancak, var olan enerji sistemimizi kullanmada da çok daha akıllıca davranmalıyız. Karbon Yakalama ve Depolama işleminin, hidrojenin kullanım alanını genişleterek, enerji verimliliğini artırarak ve bazı durumlarda sermaye yatırımını erkenden devre dışı bırakarak manevra alanı yaratabiliriz. Başarılı olmak için alternatifsiz küresel siyasi ve ekonomik bir çabaya gereksinim duyulacaktır.

İşletme ve Bakım

Genba Grup, tecrübesini eğitim alanında da gösterecek

Yayın tarihi:

-

Genba Grup Genel Müdürü Cengiz Oğuzer’le bir söyleşi gerçekleştirdik. Cengiz Bey, firmaları hakkında bilgiler sunarken, faaliyete geçmek üzere olan eğitim merkezleriyle ilgili de ayrıntılı açıklamalarda bulundu.

Genba Grup Genel Müdürü Cengiz Oğuzer ve Global Blade Service Genel Müdürü Orla Sorenson

Genba, sektörde ilklere imza atmasıyla tanınan bir firma. Firmanız hakkında ayrıntılı bilgi alabilir miyiz?

Genba’nın Çeşme ARES sahasında montajını yapmış olduğu Türkiye’nin ilk rüzgâr çiftliği bugün halen aktif olarak enerji üretimine devam etmektedir ve grup firmamız olan Genba Teknik Servis (GTS) işletme bakımını yapmaktadır. Türkiye’deki rüzgâr türbinlerinin sayısının artması sonucu sektördeki bakım ve onarım hizmetleri açığını da yine Genba doldurmayı bilmiştir. Solar sistemlerde de yine Genba yurtdışından edindiği know-how ile birçok anahtar teslim projede ilklerden olmuştur. Tamamı sertifikalı mühendis ve teknisyenlerden oluşan kadrosu, dünyada kabul görmüş markaların teknik ekipman ve avadanlıkları ile geniş 4×4 araç filosu bu amaca hizmet eden yatırımlarıdır.
Ayrıca rüzgâr türbini endüstrisinde üretici firmalara yerlileştirme projesi kapsamında yapmakta olduğumuz parça üretimi de grubumuzda son zamanlarda artarak yükselen bir iş hacmine sahiptir. Sadece bu üretim için Eylül 2018’de 5.000 metrekarelik bir fabrika ve çeşitli makineler satın alınmıştır.

Yeni bir ilk var mı son zamanlarda?

Evet, Genba Grup bugünlerde yine bir ilke imza atmaya hazırlanıyor. Bu kez Kanat Tamiri Eğitim Merkezimizi 20 Mayıs’ta yapılacak ilk eğitim olan “Kanat İncelemesi” ile açıyoruz. Danimarka kökenli ve dünyanın her noktasında bu eğitimleri vermekte olan Global Blade Service (www.globalbladeservice.com ve www.globalbladeservice-tr.com) şirketi ile güçlerini birleştiren Genba, Balıkesir’de kurulmakta olan bu eğitim merkezinde sadece Türk vatandaşlarına bu eğitimleri vermekle kalmayıp, yurt dışındaki müşterilerin talebi üzerine bu eğitimleri yerinde vermeyi ve sertifikalandırmayı hedeflemektedir.

Kanat Onarımı ve bunun Eğitimi konusu neden bu denli önemlidir?

Kanat onarımı ve bunun eğitimi sorusu akla geldiğinde elbette “maliyetler” yanıtı ilk sırayı almaktadır. Dünyada hızla artan türbin sayıları ve yatırımlar aynı zamanda yüksek bir dokümantasyon talebi de yaratmaktadır. Rotorların gerçek durumlarını gözlemeye duyulan ihtiyacın artması, üretim kaybını minimize edecek planlı denetim ve ön etkin bakımlar, müşterilerin yüklenicilerden beklentisi olan kalifiye ve iyi belgelenmiş onarım çözümleri, müşteri memnuniyeti ve genel olarak kötü izlenim yaratacak kamu imajından sakınarak firma itibarını ön plana çıkarmak gibi nedenler bu maliyetlerin en başında sayılabilir.

Peki kanat hizmetlerinin standartlarının belgelenmesi gerçekten gerekir mi?

Evet. Global Blade Service standartları kapsamında genel denetim, kanat onarımı ve dokümantasyon, çalışma talimatlarını temin ediyor ve 3 seviyede bu eğitimleri sertifikalıyoruz.

Eğitimlerimiz;

  1. Seviye – Kanat Denetimi Sertifikasyonu
  2. Seviye – Temel Kanat Onarımı Sertifikasyonu
  3. Seviye – Yapısal Kanat Onarımı Sertifikasyonu ve yeni eğitim programı olan Yıldırım Koruma Sistemi Denetimi

olarak ayrı ayrı eğitimler olup, teorik eğitimin yanı sıra tam donanımlı eğitim atölyemizde uygulamalı olarak verilmekte ve sonunda başarılı olan adaylar sertifikaya hak kazanmaktadırlar. Bu adayların yine web sitemizde aldıkları eğitimler, sertifika kopyaları ve iletişim detayları da bulunmakta olup, bu konularda yetkin ve sertifikalı personel arayan firmalara kolaylık sağlanmaktadır

Eğitimin genel amaçları hakkında bilgi alabilir miyiz?

İyi donanım sahibi kanat uzmanları her durumda profesyonelce davranmaya hazırlanmış olacaklardır. Ayrıca, kanatların denetlenmesi, kanat durumunun belgelenmesi, kusurlu kanatların montaj öncesi belirlenmesi ve de en önemlisi kanatların havada onarımı yerine yerde onarımı bu eğitimlerin çıktılarını oluşturmaktadır. Kalifiye bir uzman genel olarak, kozmetik kusurlarını, laminasyon kusurlarını ve yapısal hasarları onarmakla kalmayıp tüm bu onarımları da dokümante edebilmektedir.

Eğitim metotlarınız nelerdir?

Teorik eğitimlerimiz genel olarak, sağlık-iş ve işçi güvenliği, kanat yapısı, malzeme bilimi, üretim süreci, hasarları inceleme ve kategorize etme, onarım teknikleri, laminasyon kalitesi ve dokümantasyon konularını içermekte olup bu eğitimler sınıf ortamında fotoğraflar, videolar, kitapçık ve harici malzemelerle desteklenmektedir. Toplam eğitimin %30’u teorik eğitimleri kapsıyor. Sahada ya da atölye ortamındaki uygulamalı eğitimler ise bireysel ve takım halinde çalışmalar şeklinde oluyor ve denetleme, onarıma hazırlık, sahada yapılacak onarımlar, dokümantasyon ve sağlık, iş ve işçi güvenliği konularını kapsıyor.

Eğitim sonunda her katılan sertifika alabiliyor mu?

Nihai amacımız bu olsa da; her eğitimin sonunda olduğu gibi bu denli ciddi bir konudaki eğitimin de elbette bir sınav süreci var; tüm eğitim hedeflerini içeren bir teorik sınav ile bireysel bazda atölye uygulama sınavı; eğitim becerilerini ve düzeyini; dokümantasyon becerilerini gösteren bir başka sınavımız sonucu sertifikaya hak kazanılıyor.

Türkiye’de olması sebebiyle sadece Türkçe lisanında mı verilecek?

İngilizce ve Türkçe olarak bu eğitimleri verebileceğiz. Eğitmenlerimiz katılımcıların lisan düzeyine göre gerekirse İngilizce ya da sadece Türkçe olarak verebilecek niteliktedir. Kaldı ki; yurt dışından buraya personel göndermek yerine yerinde bu eğitimleri aldırmak isteyen firmalar için sadece eğitmenlerimizi ve malzemeleri göndererek yerinde eğitimler de verilebilir.

İlk eğitim başlangıç tarihiniz nedir ve nasıl takip edilebilir?

İlk eğitimimiz 1. Seviye Kanat İncelemesi olup 20-22 Mayıs 2019 tarihleri arasında gerçekleşecektir. Takip eden diğer seviye eğitimler için www.globalbladeservice-tr.com web sitemizi takip ederek detaylara ulaşılabilir.  Eğitimlere katılmak isteyen bireyler ya da firmalar web sitemiz üzerinden rezervasyon yaparak da süreci başlatabileceklerdir. Tüm eğitimlerimiz; başlama tarihinden 2 ay kadar önce web sitemizde yayınlanacaktır.

Devamını oku

Yatırımcılar ve Geliştiriciler

Norveç Petrol Fonu, yatırımlarını fosil yakıtlardan güneş ve rüzgâra kaydırıyor

Yayın tarihi:

-

Dünyanın en büyük devlet fonu olan ve Petrol Fonu olarak da bilinen trilyon dolar değerindeki emeklilik fonunun fosil yakıtlardan çekilme konusundaki önergesi, Norveç Parlamentosu’nda oylanarak, oy birliğiyle meclisten geçti.

Parlamento, fonun 150 petrol ve doğal gaz şirketindeki (sunulan liste son haline getirilmemiştir ve petrol devlerini içermemektedir) milyarlarca dolarlık yatırımını, petrol fiyatlarındaki düşüş gerekçesiyle sonlandırdı (Petrol fiyatlarındaki düşüş, Maliye Bakanlığı tarafından yaklaşık 7,5 milyar ABD doları olarak tahmin edilmişti).

Devlet fonunun, kömür şirketlerinden milyarlarca dolarlık yatırımını çekmesine karar verildi. Şirket isimleri henüz dile getirilmese de yeni etik kriterleri uyarınca yıllık 20 milyon tondan fazla madencilik faaliyetinde bulunan ya da 10GW kurulu güce sahip şirketler kapsam dışında kalacağı için RWE ve Glencore gibi şirketlerin de bu karardan etkilenmesi bekleniyor. Bloomberg’in belirttiğine göre geri çekilecek yatırım miktarı sivil toplum kuruluşu tahminleri uyarınca 5,8 milyar dolar civarında. Kömür, petrol ve doğal gazın tamamının hariç bırakıldığı durumda ise bu rakam 13 milyar doların üzerine çıkabilir.

Parlamento, devlet fonunun, tarihinde bir ilke imza atarak ve gelişmiş piyasalardaki rüzgâr ve güneş projelerinden başlayarak fonun yüzde 2’sine denk gelen 20 milyar ABD dolarını yenilenebilir kaynaklara yatırmasına izin verdi. Yenilenebilir yatırımların ilkinin 14 milyar dolar ölçeğinde olması önerildi ancak tavan fiyat, fonun yüzde 2’sine denk gelen 20 milyar dolara denk geliyor. Maliye Bakanlığı’nın yaptırdığı analize göre, küresel yenilenebilir enerji altyapılarının piyasa değerinin, 2017 yılında 2,9 trilyon dolarlık değerinden %50 büyüyerek, 2030’da 4,2 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.

Konu hakkında popüler bilim yayınlarının öncülerinden olan New Scientist’e göre, Bill McKibben ve Divest Invest’in Direktörü, kamuoyuna açıklanmış bugüne kadarki en büyük petrol ve doğal gaz yatırım sonlandırması kararı.

Arka plan

Norveç Hükümeti Küresel Emeklilik Fonu (dünyanın en büyük devlet fonu olan kuruluş aynı zamanda Petrol Fonu olarak da bilinir) 1990 yılında, petrol gelirlerini Norveç ekonomisine kazandırırken, uzun vadeli planlamaları göz önünde bulundurmak amacıyla kuruldu. Norges Bankası Yatırım Yönetimi fonu, Norveç halkını temsilen fonun sahipliğini yapan Maliye Bakanlığı adına yönetir. Bakanlık, Norges Bank Yatırım Yönetimi ve mecliste sunulan öneriler uyarınca fonun yatırım stratejisini belirler.

Norveç küresel enerji piyasalarını etkileyebilir mi?

Ekonomisi petrole dayalı olan Norveç, dünyadaki en büyük üçüncü doğalgaz ihracatçısı durumundadır. Bir trilyon dolar değerindeki devlet fonu, 9000’in üzerinde şirketin hisselerini elinde tutmanın yanı sıra dünya genelindeki şirketlerin ortalama yüzde 1,3’ünün sahibidir. Özetlemek gerekirse; IEEFA gibi düşünce kuruluşlarının tavsiyesi uyarınca; Norveç’in milyarlarca dolar değerindeki kömür yatırımını değerlendirmesinin yanı sıra; 2 trilyon dolar değerindeki Allianz emeklilik fonunun altı ay sonrasında %30’luk finansmanını fosil yatırımdan çekmesi ve Aralık 2017’de 1 trilyon dolar değerindeki Axa emeklilik fonunun benzer tutum sergilemesi son yıllarda kömür yatırımlarından finansmanın geri çekilmesine ivme kazandırdı.

Norveç’in en büyük özel emeklilik kurumu olan ve yenilenebilir altyapıya dünya genelinde 80 milyar dolar AuM yatırım yapan KLP; geçen yıl %11’lik bir getiri oranı elde etti ve Mayıs ayında portfolyosundan kömürü tamamen çıkarttı.

KLP Sorumlu Yatırım Direktörü Jeanett Bergan şunları ifade ediyor: “Oslo’nun bu kararı dünya çapındaki enerji piyasalarını sarsacak. Öte yandan; dünyanın en büyük devlet fonunun; küresel ölçekte hızla artan rüzgâr ve güneş yatırım fırsatlarını sermayesine katması ve kömür yatırımlarından uzaklaşmak istemesi şaşırtıcı değil. KLP’nin 80 milyar dolarlık tutarındaki portfolyosunda kömür bulunmuyor ve fonun kömürden arındırılması yatırımcılar için artık normalleşiyor.

İşin ilginç yanı; Fon’un şu anda en çok ABD’yi etkileyecek şekilde; yaklaşık 150 petrol ve doğalgaz şirketini portfolyosundan çıkarması durumu. Merkez Bankası’nın daha da ileriye giderek; petrol ve doğal gaz devlerini de dâhil etmek istemesi; durumun bu şekilde devam edeceğini gösteriyor. KLP’nin portfolyosundan petrol ve doğal gazı çıkarması piyasalara olumlu yansıdı ve ABD’deki kaya gazı sektöründeki olumsuz gidişatı görüyoruz. Çok kısa bir zaman içerisinde; yenilenebilir enerji kaynakları ve depolamadaki gelişmeler uyarınca; tüm petrol ve doğalgaz yatırımları ‘riskli’ hale gelecek.

Bu durum; yalnızca portfolyosunu kömürden arındırma dalgasındaki artış değil; yeni enerji altyapılarındaki gerçekleşme oranlarını da etkileyecek.

Yok oluş İsyanı (Extinction Rebellion) gibi taban örgütlerinden iklim grevi yapan öğrencilere ve Joseph Stiglitz gibi önde gelen ekonomistlere kadar toplumun çeşitli kesimlerinin; medeniyetimizin tehlikede olduğuna dikkat çektiği durumda; yatırımcılar olarak bu çağrıları dikkate almamız ve güneş ve rüzgâr enerjisi gibi yeni temiz enerji çözümlerine odaklanmamız gerekiyor.”

Devamını oku

Etkinlikler

Sürdürülebilir Kalkınma için Sürdürülebilir Sivil Toplum Diyaloğu projesi tanıtım toplantısı

Yayın tarihi:

-

Çevreci Enerji Derneği tarafından organize edilen, Türkiye ve AB arasında Sivil Toplum Diyaloğu – V hibe programı kapsamında destek almaya hak kazanan, Kyoto Club ortaklığı, Karşıyaka Belediyesi ve Bologna Belediyesi iştirakçiliğinde yürütülen “Sürdürülebilir Kalkınma için Sürdürülebilir Sivil Toplum Diyaloğu” projesinin açılış toplantısı, 13 Haziran 2019 Perşembe günü 13.30 – 17.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Sürdürülebilir kalkınma alanında çalışan sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları, özel sektör temsilcileri ve akademisyenler katılacağı toplantı, İzmir – Karşıyaka Zübeyde Hanım Nikah Salonu’nda gerçekleştirilecek.

Projede, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği sürecinde Avrupa’da sürdürülebilir kalkınma alanında yapılan iyi uygulamalar Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları, belediyeler ve üniversite iş birlikleri ile Türkiye’ye aktarılacak, STK, kamu ve özel sektör temsilcileri arasında ortaklıklar kurulmasına katkıda bulunulacaktır.

Etkinlikteki konuşmacılar ise şu şekilde:

Tolga ŞALLI – Çevreci Enerji Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Ceyhan ÇİÇEK – TC Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı, AB İşleri Uzmanı

Prof. Dr. Nuri AZBAR – Ege Üniversitesi Biyomühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi

Av. Arsin DEMİR – Tarım Hukuku Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

Kemal DEMİRKOL – GTE Karbon Direktörü

Prof. Dr. Mehmet Cemali DİNÇER – Yaşar Üniversitesi Rektörü (Teşrifleri halinde)

Dr. Cemil TUGAY – Karşıyaka Belediye Başkanı

Tunç SOYER – İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı (Teşrifleri halinde)

Ali Rıza ÇALIŞIR – Karşıyaka Kaymakamı (Teşrifleri halinde)

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com