Connect with us

Sektör Haberleri

Enerjide yeni dönemde üç öncelik olacak

Yayın Tarihi:

on

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın yeni dönemdeki çalışmalarını ve önceliklerini değerlendiren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile daha hızlı ve verimli bir hizmet sürecinin amaçlandığını ve bu kapsamda devlet sistemine ‘yeni bir elbise dikildiğini’” söyledi.

Sürecin tamamlanmasıyla her şeyin daha net görüleceğini belirten Dönmez, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde de bazı değişimlerin yaşandığını anımsattı.
Dönmez, bu kapsamda Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü’nün Enerji İşleri Genel Müdürlüğü ile birleştirilerek, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği gibi ana konuların, arz güvenliği ve enerji politikalarıyla entegre edildiğini kaydetti.

Maden İşleri Genel Müdürlüğü ile Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nü de birleştirdiklerini aktaran Dönmez, şöyle konuştu:

“Devletin yer altı haklarını ilgilendiren ve bir anlamda imtiyazlarımızı verdiğimiz maden ve hidrokarbonlar alanındaki bu iki genel müdürlüğü Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) olarak birleştirdik. Yer altı kaynaklarında orta vadede yatırımcıya daha uyumlu bir sistem sunmayı planlıyoruz. Nükleer Enerji Genel Müdürlüğü ve Nükleer Düzenleme Kurumu ile nükleerin kurumsal yapılanmasını da ileri bir aşamaya taşımış olduk. Elektrik Üretim AŞ ve Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt AŞ’nin birleşmesiyle ise verimliliği artırmayı hedefledik. Ayrıca, Nadir Toprak Elementleri Enstitüsü ile de ülkemiz için çok stratejik bir alanı da doldurmaya başladık. Dolayısıyla mevcut değişikliklerle zamanın ruhunu yansıtan, Milli Enerji ve Maden Politikamızı daha hızlı yürütmemizi sağlayacak yapısal bir değişimden geçiyoruz. Bu yapısal değişimi yönetmek için sektörün yakından tanıdığı, tecrübeli, deneyimli, masanın iki tarafında da yer almış, sorunları bilen bir ekibimiz var. Bizlere düşen en önemli görev çok çalışmak.”

 “Yatırım ve yatırımcıların devamlılığı çok önemli”

Dönmez, yeni dönemde enerji sektöründe önceliklerini belirlediklerini ifade ederek, “Bunlar finansal sürdürülebilirlik, politik sürdürülebilirlik ve katılımcılık fakat zamana ve şartlara bağlı olarak bu öncelikleri artırabiliriz. Bizim için yatırım sürdürülebilirliği temel amaç. Türkiye’ye güvenip yatırım yapmış yerli ve yabancı tüm yatırımcılar bizim yatırımcımızdır” dedi.

Türkiye’de bugün enerji arz güvenliği sorununun bulunmamasının elini taşın altına koymuş yatırımcılar sayesinde olduğunu belirten Dönmez, şunları kaydetti:

“Yatırım ve yatırımcıların devamlılığı çok önemli. Açıkçası piyasaya güvenin temeli de budur. Politik sürdürülebilirlik açısından milli enerji ve maden politikamızı devam ettireceğiz. Yani Ar-Ge, teknoloji, nükleer, yerlilik, yerli ve yenilebilir kaynaklar bizler için önemli olacak. Arz güvenliği ve öngörülebilir bir piyasa yapısı hedeflerimiz aynı şekilde sürecek. Kurumsal yapılanmalar olgunlaştırılacak. Serbest piyasanın teminatı bağımsız bir Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu bizler için önemli olmaya devam edecek.”

 Tüketici odaklı ilk konferans

Yeni dönemde yapacakları toplantılarla sektörün paydaşlarıyla bir araya gelmeyi sürdüreceklerini dile getiren Dönmez, “Sonbahar aylarında sektörde ilk kez ‘Enerji Tüketici Konferansı’ düzenlemeyi planlıyoruz. Katılımcılık noktasında gerek bakanlığımızın çalışanları, gerek sektörle bizleri daha çok bir arada göreceksiniz” dedi.

Dönmez, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihalelerinde mevcut takvim ve sürecin aynen devam ettirileceğini söyledi.

Çayırhan sahası için yaklaşık iki yıl önce kilovatsaat üzerinden açık eksiltme usulüyle gerçekleştiren ihalenin önemli bir adım olduğunu ifade eden Dönmez, şunları kaydetti:

“Bu kapsamda 5 bin megavatlık hedefimiz var. Yerli kömür bizim için çok önemli ve bu konuya önem vermeye devam edeceğiz. Oluşturduğu istihdam, ithalatı ikame etmesi ve bölgesel faydası çok yüksek. Bu santrallerin çevreyle dost şekilde çalışmasına dikkat ediyoruz. Yoksa çevreye etkisi olmayan bir üretim türü yok. Güneş, rüzgâr, aklınıza en temiz enerji kaynağı ne geliyorsa, bunların bulunduğu ortama bir etkisi var. Bu etki bazılarına göre dramatik, bazılarına göre daha az. Bu hassasiyetlere hem Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hem biz hem de yerel idareler azami dikkat gösteriyor.”

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Devamını Oku
Advertisement
Yorum Yap

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sektör Haberleri

“Üçüncü nükleer santrali Trakya’da düşünüyoruz, Çinlilerle ilerleyeceğiz”

Yayın Tarihi:

on

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, nükleer enerjide üçüncü santral için yer tespit çalışmalarında sona yaklaşıldığını belirterek, “Tabii bu konuda çok sayıda kriter söz konusu, hepsini tek tek inceliyoruz. Ancak elektrik ihtiyacının fazla olduğu sanayi bölgelerine yakınlığı dikkate alındığında, üçüncü nükleer santrali Trakya’da düşünüyoruz, burada Çinlilerle ilerleyeceğiz” diye konuştu.

Bakan Dönmez, A Haber Televizyonunda katıldığı canlı yayında, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Yaklaşık 5 yıldır Türkiye’nin sismik gemisinin Akdeniz’de çalışma yaptığını aktaran Bakan Dönmez, buradan alınan verilerin son derece değerli olduğunu, bölgede ilk derin deniz ve sığ deniz sondajının bu yıl başlayacağını tekrarladı.

Bu amaçla bir sondaj gemisi temin edildiğini ve geminin bakımlarının yapıldığını belirten Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

“(Sondaj gemimiz) Şu anda Antalya’da. Önümüzdeki 1-2 ay içerisinde ilk sondaja başlayacak. Adını Fatih koymuştuk. Biz bu gemimizle Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon rezervlerimizin fetihlerini bekliyoruz açıkçası, ümitliyiz. Doğu Akdeniz’deki komşu ülkelerin birçoğu doğal gaza eriştiler. Bizim verilerimiz de son derece iyi ve olumlu. Arkadaşlar değerlendirmelerini yaptılar. İlk sondajımızı Türk ekonomik bölgesi içerisinde, Antalya açıklarında yapacağız. Diğeri de Mersin açıklarında olacak. O daha sığ denizde bir arama şeklinde gerçekleşecek. Türkiye maalesef petrol ve gazda dışa bağımlı. Oyunun kaderini değiştirecek hamle, eğer bulabilirsek, bütün milletimizden de bu arada dualarını bekliyoruz, bu doğal gaz veya petrolü karada veya denizde nerede varsa arayıp bulmak istiyoruz.”

İZMİR ALİAĞA’DA FABRİKA KURULACAK

Bakan Dönmez, yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihaleleri ile bir taraftan yerli kaynaklara yönelirken, bir taraftan da yerli teknolojileri artırmayı amaçladıklarını belirterek, “Daha önce rüzgarda kule ve kanat gibi bazı yerli ekipmanları yaparken asıl jeneratörün üretildiği aksamı Türkiye’de yapabilir hale geldik. Dünya markası bir üretici İzmir Aliağa’da fabrikayı kuracak. Ancak bunlar yetmez. Yenilenebilir enerjide yeni yatırımlarımız ve ihaleler sürecek” dedi.
Dönmez, geçen iki yılda hem güneş enerjisinde hem rüzgârda iki büyük YEKA ihalesi gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, güneş enerjisi potansiyelinin çok yüksek olduğu Konya’nın Karapınar ilçesinde 1,4 milyar dolar yatırım yapılacağını aktardı.

Söz konusu ihaleyi bin megavat için yaptıklarını ve yüzde 65 oranında yerlilik şartı ile bir taraftan yerli kaynaklara yönelirken, bir taraftan da yerli teknolojileri artırmayı amaçladıklarını vurgulayan Bakan Dönmez, Türkiye’de enerji alanında büyük bir pazarın bulunduğunu ve  sanayicilerin bu durumun farkında olduğunu kaydetti.

Bakan Dönmez, şöyle devam etti:

“Biz büyük yatırımcılara şöyle dedik: Türkiye’ye yatırım yapın, zarar etmeyeceksiniz, kâr edeceksiniz. Sadece Türkiye’deki fırsatları düşünerek de gelmeyin, komşu ülkelerde ve bölge ülkelerinde ciddi bir pazara hitap edeceksiniz, nitekim onlar da hakikaten dünya çapında en iyi üreticiler, bu YEKA yarışmalarına girdi. Çok iyi fiyatlarla bu ihaleleri güneşte yapmış olduk. Benzer bir bin megavatı da rüzgar santralleri için gerçekleştirdik. Orada da benzer rekabet yaşandı. Daha önce rüzgârda kule ve kanat gibi bazı yerli ekipmanları yaparken asıl jeneratörün üretildiği aksamı Türkiye’de yapabilir hale geldik. Dünya markası bir üretici de bir yatırım yapıyor onlar da İzmir Aliağa’da fabrikayı kuracaklar. Ancak bunlar yetmez. Yenilenebilir enerjide yeni yatırımlar ve ihaleler sürecek.”

“ÜÇÜNCÜ NÜKLEER SANTRAL TRAKYA’DA”

Rüzgarda 1,200 megavatlık deniz üstü (off-shore) santrali için de sürecin başladığını hatırlatan Dönmez, “Deniz üstünde rüzgarın kapasitesi çok daha yüksek. Burada Ekim ayında teklifleri alacağız. Yer konusunda ise Marmara ve Ege’nin kuzeyi en verimli bölgeler olarak öne çıkıyor” ifadelerini kullandı.
Bakan Dönmez, nükleer enerjide de üçüncü santral için yer tespit çalışmalarında sona yaklaşıldığını belirterek, “Tabii bu konuda çok sayıda kriter söz konusu, hepsini tek tek inceliyoruz. Ancak elektrik ihtiyacının fazla olduğu sanayi bölgelerine yakınlığı dikkate alındığında, üçüncü nükleer santrali Trakya’da düşünüyoruz, burada Çinlilerle ilerleyeceğiz” diye konuştu.

Enerji verimliliğinin önemine de değinen Bakan Dönmez, “Verimlilik konusunda 2023 yılına kadar 10 milyar dolar yatırım yapabilirsek, bunun 2033 yılına kadar sağlayacağı tasarruf 30 milyar doları bulur. Yani bu alanda bir koyarak üç almak mümkün” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Dönmez, maden sektörünün istenilen düzeyde olmadığını, özellikle bor madenini işleyip başta savunma sanayi olmak üzere tüm ekonomiye kazandırmak için çalıştıklarını sözlerine ekledi.

 

Devamını Oku

Sektör Haberleri

İmar Barışı, elektrik sektörüne de hareketlilik getirdi

Yayın Tarihi:

on

Ülke gündeminde yoğun bir yer tutan İmar Barışı ile yapıların imar ve ruhsat sorunu çözülecek. Bakanlığın yetkilendirdiği kurum ve kuruluşlar ile e-devlet üzerinden de başvuru yapılabilen Yapı Kayıt Belgesine başvuranların sayısı 2,5 milyonu aşmış durumda. 8 Haziran’da başlayan Yapı Kayıt Belgesi başvuruları, 31 Ekim’de son bulacak. Elektrik sektörüne de hareketlilik getiren uygulama ile imar mevzuatına aykırı yapı sahipleri, devlet ile barışarak yapılarını kayıt altına aldırdıktan sonra elektrik aboneliği için başvurabiliyorlar. Bu kapsamda, İmar Barışı’na en büyük ilginin gösterildiği illerden birisi olan Bursa’da başvuru sayısı 123 bin olarak ölçüldü.

“E-Devletten Yapılıyor”

Yapı Kayıt Belgesi almak istenen yapılarda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, yapının 31 Aralık 2017 tarihinden önce inşa edilmiş olması. Bu tarihten sonra inşa edilen yapılar, Yapı Kayıt Belgesi alamayacaklar. Belge için müracaatların 31 Ekim’e kadar yapılması gerekirken, yapı kayıt bedelinin 31 Aralık’a kadar ödenmesi gerekiyor. E-Devlet üzerinden yapılacak başvuru ile Yapı Kayıt Belgesi alacak yapı sahipleri, daha sonra bölgesindeki elektrik dağıtım şirketi ile bağlantı anlaşması süreçlerini tamamlayarak, görevli tedarik şirketi ile perakende satış sözleşmesi imzalayabilecek.

 “İmar Barışına Limak Enerji’den Online Hizmet”

İmar barışının devreye girmesiyle birlikte Yapı Kayıt Belgesi alan elektrik tüketicileri, Limak Enerji’nin Online İşlem Merkezinden ya da 444 6 646 numaralı Çağrı Merkezi üzerinden aboneliklerini gerçekleştirebilecekler. Tüketiciler, online işlem merkezi üzerinden bir tıkla abonelik hizmeti sunan Limak Enerji’nin www.limakuludag.com.tr sitesinden abonelik işlemlerini tamamlayabilecekler.

Yaklaşık 5 milyon kişiye hizmet verdiklerini dile getiren Limak Enerji Uludağ Elektrik Genel Müdürü Ali Erman Aytac, binalarına Yapı Kayıt Belgesi alan elektrik tüketicilerinin ilk olarak dağıtım şirketi ile bağlantı anlaşması yapmaları gerektiğini belirterek, “Bağlantı anlaşmasının ardından bizimle perakende satış sözleşmesi imzalanması ile birlikte elektrik aboneliği de başlamış olacak. Tüm bu süreçler için online işlem merkezimizde sunduğumuz müşteri dostu uygulamalar ile hayatı kolaylaştırıyoruz. Dijitalleşen çağımızda, müşterilerimize hizmeti kolaylaştırmak için şirketimizin bütün kapılarını dijital olarak açıyoruz” dedi.

Devamını Oku

Sektör Haberleri

Türkiye’nin kurulu rüzgâr gücü 7 bin MW’a ulaştı

Yayın Tarihi:

on

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği, Temmuz 2018 rüzgâr istatistik verilerini yayımladı. Rapora göre Türkiye’nin toplam kurulu rüzgâr gücü 7 bin MW’ı aştı.

Yılın ilk yarısına ait rüzgâr verilerinin bulunduğu raporda, ikincil rüzgâr alanları olarak belirtilen Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde rüzgâr yatırımlarının hızlandığı görülüyor.

Rapora göre bu yılın ilk altı ayında 140 MW’lık kurulum gerçekleştirildi. Geçen yılın aynı dönemine göre rüzgâr enerjisinde işletmeye geçen santrallerde düşüş görülse de, inşası devam eden santrallerde artış olduğu gözlemlendi.

İşletmede olan proje sayısı 171 olurken, Polat Enerji 566 MW ile ilk sırada, Demirer Enerji 487 MW ile ikinci sırada ve Güriş 481 MW ile üçüncü sırada yer aldı.

İşletmedeki rüzgâr enerjisi santrallerinin kurulu güç bakımından yüzde 38,91’i Ege bölgesinde, yüzde 33,92’si Marmara’da, yüzde 13,31’i Akdeniz’de ve yüzde 8,69’u İç Anadolu Bölgesi’nde bulunuyor. Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu’da hayata geçen santrallerde artış olduğu görülüyor. Karadeniz’de yüzde 3,83 ve Güneydoğu Anadolu’da yüzde 1,33 oranında işletmeye geçen santral var.

İllere göre sıralamada İzmir, Balıkesir, Manisa ve Hatay ön planda. Bununla birlikte bu yıl ilk defa Konya’da bir rüzgâr santralinin devreye alındığı görülüyor. Sivas, Tokat, Bursa, Amasya, Gaziantep ve Kocaeli illerinde ise yatırımlarda hızlı bir artış gözleniyor.

İnşa halindeki RES’lerde artış oldu

İnşası devam eden RES’ler 552 MW’tan 885 MW’a çıktı. 29 proje içinde Çanakkale ve Denizli’de toplam 243 MW’lık projeyi hayata geçirmeye hazırlanan Akfen Enerji öne çıkıyor. Sancak Enerji’nin Konya’da kuracağı 155 MW’lık santral, Konya ili için önemli bir yatırım olacak. Ağaoğlu’nun Balıkesir’deki 124 MW’lık projesi ise üçüncü sırada yer alıyor. Birincil rüzgâr alanlarının yanında Amasya, Malatya, Kahramanmaraş gibi ikincil rüzgâr alanlarındaki inşaatlar, rüzgarın gittikçe yaygınlaştığını gösteriyor.

Kapasite artış talepleri değerlendirilmeli

Rapora ilişkin görüşlerini dile getiren TÜREB Başkanı Mustafa Serdar Ataseven, son yıllarda dünyadaki siyasi ve ekonomik dalgalanmalara rağmen Türkiye’deki rüzgâr sektörünün yoluna devam ettiğini vurguladı.

Yatırımların artması için girişimcilere yönelik sürdürülebilir, net, şeffaf ve uygulanabilirliği yüksek çözümlerin sunulması gerektiğine dikkat çeken Ataseven, finansal istikrara olan inancın güçlendirilmesi yönünde adımlar atılması gerektiğini ifade etti.

2020 yılı sonrasındaki belirsizliğin ortadan kaldırılmasıyla hem santrallerde hem de rüzgâr sanayisinde hızla bir canlanma olacağına inandıklarını ifade eden Ataseven, sanayicilerin ve yabancı yatırımcıların bu süreci yakından takip ettiklerini belirterek sözlerine şöyle devam etti:

“Gerçek anlamda atılımlar planlıyorsak, sektörün desteklenmesine yönelik hızlı kararların alınması gerekiyor. Güçlü ekonomik büyüme için rüzgâr sayısız fırsatlar yaratıyor. Bunları değerlendirmeliyiz. Her zaman dile getirdiğimiz önceliklerimiz arasında yer alan, kapasite artış taleplerinin karşılanması sektöre ivme kazandıracaktır. Bu taleplerin önü açılırsa sektör süratle bu yatırımları hayata geçirebilir. Çünkü bu projeler inşaat izin süreçlerini tamamlamış, yollarını inşa etmiş, enerji nakil hatlarını bağlatmış, kamulaştırmasını bitirmiş projelerdir. Yatırım tutarı 1,5 milyar dolar olan, bin MW’ın üzerindeki bu yatırımların önü açılırsa, rüzgâr sektöründeki ilerleyişimiz hızlanır. İlk etapta bu konuları değerlendirmeye almak 2023 yılı hedeflerimize daha etkin bir şekilde ilerleyebilmemizin önünü açacaktır.”

 

Devamını Oku

Sektör Haberleri

Yeni enerji ve tabii kaynaklar bakanı Fatih Dönmez

Yayın Tarihi:

on

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeni kabineyi açıklandı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk enerji ve tabii kaynaklar bakanı Fatih Dönmez oldu.

1965, Bilecik doğumlu olan Dönmez, ilk, orta ve lise öğrenimini İstanbul’da tamamladı. 1987 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Fakültesi Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. 2005 yılında e-MBA sertifika programını tamamladı. İş hayatına NETAŞ’ta Ar-Ge mühendisi olarak başladı.

1994 yılında itibaren İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İGDAŞ’ta etüt ve proje müdürlüğü, genel müdür yardımcılığı ve yönetim kurulu üyeliği görevlerinde bulundu.

2002 yılından itibarense İstanbul Büyükşehir Belediyesi İştirakler Daire Başkanlığı’nda, iştirakler genel koordinatörü olarak; İBB iştiraklerinin yönetim kurullarında da başkan ve üye sıfatlarıyla görev yaptı. Türkiye Elektrik Sanayi Birliği’nin (TESAB) kurucuları arasında yer alan Dönmez, aynı zamanda TESAB yönetim kurulu üyeliği de yaptı.

4 Ocak 2008’de EPDK Kurul üyeliğine atanan Dönmez, EPDK’nın üyesi olduğu ERRA’da (Enerji Düzenleyicileri Bölgesel Birliği) 2008 ve 2010 genel kurullarında üye ülkelerin temsilcileri tarafından yönetim kurulu üyesi seçildi.

Enerji sektöründe ilişkin pek çok makale ve raporda imzası bulunan Fatih Dönmez, 2015 yılından bu yana da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarlığı görevini yürütüyordu.

Devamını Oku

Sektör Haberleri

Yeni nesil taşınabilir Sodar sistemleri

Yayın Tarihi:

on

AQ510 yeni nesil taşınabilir bir Sodar sistemidir. Kırk yıllık tecrübe birikimiyle geliştirilmiş, imalat sürecinde geleneksel bir anemometreyle doğrulanmış ilk Sodardır. Tek bir şalterin açılmasıyla size güvenilir ve geniş aralıkta veri sağlar. İklim değişikliklerinden etkilenmeyecek şekilde tasarlanmıştır.

Üç sabit anten ve ses dalgaları aracılığıyla rüzgâr hızı, yönü ve türbülans ölçümleri yapmaktadır. Herhangi bir ortamda ve iklimde ne zaman isterseniz, 40 ve 200 m arasında her 5 metrede bir ölçüm gerçekleştirir.

Modüler enerji sistemi sayesinde en az seviyede servis gerektirmekte ve size izin, taşeron veya ek inşaat zorunluluğu olmadan ölçüm yapma olanağı vermektedir.

Güç paketi ve ısıtma seçenekleriyle AQ510 size herhangi bir ortam ve iklim için uygun maliyetli dört farklı güç çözümü sunmaktadır.

AQ510 Wind Finder IEC standardı 61400-12-1:2017’ye tamamen uygundur

3 Mart 2017’de IEC 61400-12-1:2017 yayımlanmıştır. Standardın bu yeni sürümü Sodar ve Lidar gibi kesin ve tutarlı rüzgâr verisi sağlayabilen, yere sabitlenen uzaktan ölçüm cihazların kullanımını da kapsamaktadır. AQSystem bu durumun gelecekteki rüzgâr kaynak değerlendirme metodolojisinde ve değişik rüzgâr endüstrisi uygulamalarında kullanılacak cihazların seçiminde önemli bir etkisi olacağına inanmaktadır.

Sınıflandırma süreci, standartta da tanımlandığı gibi, uzaktan ölçüm cihazlarının belirsizliklerini değerlendirmek ve hesaplamak için resmi olarak kabul edilen bir metot sağlamaktadır. Bu da bir proje içerisinde oluşturulmuş verinin kullanımı için tek tip bir uygulama imkânı sağlamaktadır.

Bir ürünü standarda uygun şekilde sınıflandırmak için kesinliği, cihazdan cihaza tutarlılığı ve bunlara ek olarak değişik çevresel ve mevsimsel koşullarda performansı doğrulanmalıdır. Bu testlerin sonuçları hesaplamaların temelini oluşturmakta ve nihai olarak da spesifik ürün için geçerli olacak standart belirsizliğe ulaşılır.

AQ510 – Doğrulama, Kalibrasyon ve Sınıflandırma

AQ510, DNV-GL, Ecofys ve BBB Umwelttechnik gibi firmalardan bağımsız doğrulama raporları olan, kanıtlanmış bir teknolojiye sahiptir.

Bağımsız doğrulama çalışmalarına ek olarak her AQSystem Sodar cihazı teslimat öncesinde AQSystem’in İsveç’teki kendi 100m’lik IEC standartlarına uygun ölçüm direğiyle kalibre edilmiştir. AQ510 teslimat öncesinde bu seviyede teste giren tek Sodar’dır. Metodoloji ve kalibrasyon için kullanılan test sahası DNV-GL onaylıdır. Bu süreç 2013’ten beri uygulanmaktadır ve şimdiye kadar 160 ünite kalibre edilmiştir. Bunlara ek olarak 53 ünite de yeniden kalibrasyona sokulmuş ve çıkan mükemmel sonuçlar hem ürünlerin hem de sürecin sağlamlığını kanıtlamıştır.

Hem DNV-GL tavsiyesiyle hem de müşterilere daha fazla güven vermek amacıyla AQSystem, çeşitli çevresel parametrelerin etkisinin daha iyi anlaşılması amacıyla minimum test gerekliliklerinin üstüne çıkmayı tercih etmektedir. Sınıflandırma sürecinde toplam 26 aylık ölçüm süresi içinde altı farklı noktada dört AQ510 kullanılmıştır. Sistemlerden biri bütün bir seneyi kapsayarak çevresel etkilerin AQ510 ölçümlerini mevsimden mevsime nasıl etkilediği konusunda bilgi sağlamıştır.

Bulgular ve sonuç

Dört AQ510 ile oluşturulan 96.000’den fazla 10 dakikalık veri noktası içeren geniş veri tabanı oldukça sağlam bir sınıflandırmayı olanaklı kılmaktadır. Bütün sistemler çevresel parametrelere benzer hassasiyet göstermekte ve birbirlerine yakın standart belirsizlikler vermektedir. Böylece AQ510 sisteminin güçlü bir uzaktan ölçüm cihazı olduğu kanıtlanmaktadır. Ölçüm süresi uzadıkça standart belirsizlik daha da düşmektedir, bu da AQ510 kullanıcılarının Sodar ölçüm senaryolarını oluştururken dikkate almaları gereken bir konudur.

AQ510, IEC 61400-12-1 kılavuzlarında, Ek L’de tanımlanan prosedüre göre sınıflandırılmıştır ve 100 m’de %1,00’lik ortalama standart belirsizliğe ulaşılmıştır.

Farklı ölçüm yüksekliklerinde ortalama standart belirsizlikler (IEC standardına göre)

 

Elde edilen bulgular İsveç’teki Avrupa’nın önde gelen teknik üniversitelerinden Uppsala Üniversitesi tarafından değerlendirilmiş ve bağımsız olarak doğrulanmıştır.

AQ Sodar sistemleriyle ilgili ayrıntılı bilgi için lütfen Türkiye temsilcisi INORES ile iletişime geçiniz.
İNOVATİF TEKNOLOJİ MÜH. ENER. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Sanayi Mah. Teknopark Bulvarı No:1
Blok 4  Kat 1 No:208 34906 Pendik/İstanbul
www.inores.com
T:+90 216 577 34 01
F:+90 216 577 30 24

Devamını Oku

Sektör Haberleri

4. İzmirRüzgar buluşması

Yayın Tarihi:

on

Bu yıl dördüncüsü düzenlenen İzmirRüzgar Buluşmalarına Rüzgar Enerjisi Dergisi olarak bizler de katılım gösterdik. Etkinliğe sektörün önemli temsilcileri ve firma yetkililerinden oluşan yaklaşık 55 kişi katılım gösterdi.

Sektörün önemli bileşenlerinin bir araya geldiği buluşmada, başta Demirer Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erol Demirer, TÜREB Başkanı M. Serdar Ataseven ve Ateş Wind Power firmasından Türker Murat olmak üzere pek çok konuşmacı görüşlerini paylaştı.

Bu türden buluşmalar ve sektörde yer alan firmaların bir araya gelerek bir rekabet ortamından ziyade ortak akıl geliştirerek mevcut sorunlara nasıl çözüm bulunabileceğini tartıştığı etkinlikler sektör adına son derece yararlı olmaktadır. Dileğimiz bu tür iletişim yoğun buluşmaların daha çok desteklenmesi ve sektöre fayda sağlamasıdır.

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Aydın Yalçın konuklara katılımlarından dolayı, organizasyonda katkısı bulunan Görkem Teneler ve Alper Kalaycı’ya de vermiş oldukları destekten dolayı teşekkür etti ve şunları söyledi: “Geride bıraktığımız 2017 yılının ikinci yarısı sektörümüz açısından oldukça hareketli geçti. YEKA RES öncesi 710 MW’lık ihale, 1.000 MW’lık YEKA ihalesi ve yılın son haftasında da 2.130 MW’lık ihale ile beraber toplamda 3.840, yaklaşık 4.000 MW’lık bir rüzgâr santrali ihalesi gerçekleşti.

Kasım ayında TÜREK’te yapılan toplantıda da Enerji Bakanı’mız 2020 yılı sonrası YEKDEM’in devam etmeyeceği açıklaması sektörde büyük bir merak uyandırdı, YEKDEM’in nasıl devam edeceğine dair. 2018 yılının ilk çeyreğinde de deniz üstü/offshore rüzgâr santrali ihalesi yapılacağı duyuruldu ve yerler açıklandı. Nisan 2018’de alınması planlanmış olan başvurular 2 yıl sonrasına Nisan 2020’ye ertelendi. Bütün bu yoğun gelişmeler arasından YEKDEM’i konuşmaya karar verdik. YEKDEM: YEK destekleme mekanizması yürürlüğe girdi. 31.12.2020’ye kadar işletmeye girenler için. Sektörümüzün sürdürülebilir olması için nasıl bir destekleme mekanizması olmalı? 2017 yılındaki bütün bu gelişmeler sonrasında sektörümüzün geleceği ve YEKDEM nasıl olmalı?”

Daha sonra söz alan Erol Demirer ise şunları belirtti: “Önceden bir sorun vardı bize ne soracaklarını bilmiyorlardı ama onay vermek için soracak bir şeyler arıyorlardı ki ona göre onay verelim diye. Yani balta girmemiş ormandaydık ama şimdi İstanbul trafiğinde gidiyoruz. Bugün şöyle bir kolaylık da var mesela, o zaman ilk santrali kime satacaksınız dedikleri zaman biz kendi fabrikamıza kurmuştuk.

O zaman ürettikten sonra santral şebekeye verirken %6,5 kesiliyordu, fabrika tarafından alınırken %6,5 daha kesiliyordu. Toplam %13 iletim ve dağıtım masraflarına gidiyordu. %87 net bize kalıyordu. Şu andaki fiyatlara bakıyorum piyasadaki fiyatlar 17 kuruş, tüketiciye satılan KDV hariç 40-45 kuruş civarında. Şu anda iletim ve dağıtım fiyatları enerjinin fiyatının tüketiciye kadar giden yolda yarısından fazlasını aldı.

Tabii ondan sonra büyük projelerde bir tanesini yap-işlet-devret yaptık daha sonra yap-işlet-devret kalktı. Büyük projelerin finansmanı olmuyordu. İşte YEKDEM mekanizması beklendi.

2005 yılına kadar pek bir ilerleme olmadı. İlk senelerde piyasanın fiyatı YEKDEM’in fiyatından daha yüksekti. Dolayısıyla YEKDEM sadece garantili olarak oluyordu.

Sonra piyasa fiyatları yavaş yavaş bu dağıtım şirketlerine verilen kesintilerden sonra piyasa fiyatı YEKDEM’in altında kaldı. Zaten bunu 1-2 sene içerisinde fark eden herkes YEKDEM’e geçti.

Tabii YEKDEM içinde ilk YEKDEM kanununda olmayan büyük hidroelektrik santralleri de var, o da işin yükünü büyütüyor. YEKDEM karşıtı olanlara hepimize çok büyük sorunlar yaratıyor.

YEKDEM Türkiye’de sanayinin gelişmesine çok yardımcı oldu. İlerleyen senelerde yerli katkı da geldi. Piyasa iyi gidiyordu, hani tek derdimiz izinlerdi. Ama YEKDEM ilk sefer 2015’e kadardı. 2020’ye kadar uzatıldı, şimdi gene yolun sonuna geliyoruz. Şu anda yeni yapılan projeler, şu anda başlayanlar son ihalelerde olanlar YEKDEM’e yetişmeyecekler.

Dolayısıyla piyasaya çıktıklarında şartların ne olacağını bilmiyorlar, o belirsizlik.

Bir de enerjide geçmiş yıllarda doğal gazla karşılaştırıyordum rüzgârı. Doğal gazda enerji üretimi maliyetinin %30 yatırım %10 işletme %60 yakıt. Rüzgârda %10 işletme %90 yatırım. Yani rüzgârcı parayı en başta koyuyor, doğal gazcı en azından şartlar kötü gittiğinde santrali durdurur ve o %60 tasarruf eder. Rüzgârcıysanız belirsizlik veya belirli olması önümüzü görmek çok önemlidir.

Bu 2020’ye artık dediğim proje geliştirme zamanından daha az kaldığı için zamanı geldi.

Bakıyorum ihalelerde çok iddialı fiyatlar veriliyor. Benim aklımın ermediği fiyatlar veriliyor aslında. Pratiğe bakıyoruz ilk santral mesela hiç YEKDEM’e girmemişti, ikinci santral de 10 yılını doldurdu. O da YEKDEM’den çıktı, şu anda piyasaya satıyoruz. Fiyat bayağı düştü tabii, ilk orijinal santralin kredisi de bittiği için iadenin kredisini ödüyoruz. Kredi ödenmediği için faiz olmadığı için çok ufak bir kısmı olduğu için dönüyor.

Bu piyasa fiyatlarına pek dönmez gibi görünüyor. Bir de eksi fiyatlar da var. Artık tabii herkes türbin fiyatları düşecek daha iyi olacak diyor ama.

Bize YEKA anlaşmasından 2 hafta sonra Siemesn’çiler gelmişti. Dedik ki, bize 3,48 kurtaracak türbin fiyatı verin, bu türbini daha yapmadık ama yetiştireceğiz dediler.

Şu anda biri orta atacak herkes depara geçiyor ama orta gelmezse futbolcular ofsayta düşecek ama gelirse de golü atacaklar tabii. Biz o riske girmedik, bu yeni ihalelerde pek bir şey kazanmadık. Son çeyrekte olduk.

Ama işte türbin fiyatları her gün ucuzluyor, bakalım. Yerli katkının 2020’de ne olacağı net değil, belirsiz. Ama hükümet yerli üretimi desteklemek istiyor herhalde, yerli katkıyı destekleyecek kurallar çıkaracak ama şu anda o kurallar yok böyle bir belirsizlik var.

Ama yenilenebilir enerji geleceğin enerjisi. Devamı gelecek bir şeyler mutlaka olur.

Tam o anda yatırımda olanlar biraz sevinirler. Zaten önde olan ya kazanır ya da kaybeder. Oturanın kazanma şansı yok böyle şeylerde. Yatırımcının biraz riske de girmesi lazım. İşte Türkiye’nin belirsizliğinin kredibilitesinin, kredi notunun yükselmesi çok önemli, çok fark ediyor. Çünkü dediğim gibi %90 en baştan yapıyoruz. Yani rüzgârın biraz üretim az oldu borcu 10 senede değil 12 senede ödersiniz. Ama faizle yarışamıyorsanız, borç azalmıyorsa 10 sende %10 ödemeniz lazım ötekini de %8 ödemeniz lazım ama faizle çok yük binerse seneden seneye borcu azaltamıyorsanız artık önü tıkanmıştır.

Ben offshore ihalelerini de merak ediyorum. Offshore eskiden çok pahalıydı, şimdi biraz daha ucuzladı. Türkiye’de de şey var, değil offshore, denize yakın santrallerde bile radarı engelliyorsunuz diye biz çok türbine izin alamadık. Bu türbinleri koyarsanız biz Yunanları göremeyiz diyen sorunlar çıkabilir. Bilmiyorum işte yani kritik olmayan körfezin içine falan konması lazım. Offshore daha büyük bir macera olarak görüyorum.”

Ardından soru cevap kısmına geçildi. 2023 ve 2030 kurulu güç tahmini sorulan Erol Demirer, “Şu an da bayağı hız kestik. Her sene %25-30 yaparken bu son sene %13 civarında büyüdük. Yeni projelerin gelişmesi çok uzun sürüyor. 2023’de belli olmaz, kuralları bir değiştirirler uçar bir değiştirirler kalır. Bu gidişatta 2023 11 bin, 12 bin MGW gibi gidiyor. Ama şartlara göre rüzgârın nasıl estiğine bağlı. Yelkenli gibiyiz arkamızdan eserse yol alırız, karşımızdan eserse kalırız.”

Ardından Serdar Ataseven söz aldı ve şunları söyledi: “Sayın bakanın açıkladığı offshore YEKA ile ilgili Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü’nde bir çalışma var şu anda, onun şartnamesi üzerinde çalışılıyor. Ama bir taraftan da ikinci onshore YEKA üzerinde de çalışılıyor. Mayıs sonuna kadar ya da Haziran başı gibi taslak offshore YEKA’yı sektör paydaşlarına, görüş almak üzere sunulacağı belirtilmişti. Daha sonra Haziran sonu Temmuz gibi belki Eylül’e de sarkabileceği ifade edilmişti. Tabii sayın bakan bunları ifade ettiğinde seçim kararı alınmamıştı. Ne derece etkili olur onu bilemiyorum.

Bunun dışında 2020 sonrasıyla ilgili düzenlemelerde, sayın bakanın ifade ettiği gibi Türkiye Rüzgâr Enerjisi Kongresi’nde açıkladığı gibi destekleme mekanizması olmayacak.

Biz de TÜREB olarak bunun yerine nasıl bir düzenleme getirebiliriz diye bir çalıştay düzenledik Ankara’da. Bu çalıştay neticesinde bir komisyon belirledik. Komisyon üyelerinin birkaçı da aramızda, onlar bir çalışma yürütüyorlar.”

Daha sonra söz alan Türker Murat ise 20.000 m2 kapalı, 200.000 m2 açık alana kurulu fabrikalarında Enercon ve GE başta olmak üzere tüm üreticilere kule imalatı yaptıklarını belirtti. Firma adı olarak Ateş Wind Power’ı benimsedikleri yeni dönemde sadece kule üretimi değil kule tasarımı da yapacaklarını belirten Murat, %80’lik bir ihracat rakamı hedeflediklerini belirtti. Sırbistan’da inşa edilen ve dünyanın en büyük onshore santrallerinden birine tedarik sağlayacaklarını belirten Murat, kule ve kanatların aynı gemide nakliyesiyle bir yenilik yapılacağını ve jeneratör imalatı için başlangıç görüşmeleri yaptıklarını belirtti.

Toplantı ikili ve sektörel platform görüşmeleri ile devam etti ve 5. toplantının yılın son çeyreğinde yapılması dilek ve önerileri ile sonuçlandı.

Devamını Oku
Advertisement
Advertisement

Trendler