Connect with us

Rüzgar Türbini İmalatçıları

Nordex Grubu Brezilya’da 83 MW’lık proje kazandı

Yayın tarihi:

-

Nordex Grubu, Brezilya’daki bir rüzgâr santrali kompleksinin dördüncü aşamadaki inşaatında 24 adet AW132/3465 tedariği için sipariş aldı. Anlaşma, türbinlerin 15 yıl süreyle bakım, onarım ve tamirleri için servis sözleşmesini de içeriyor.

Nordex Grubu Brezilya’da 83 MW’lık proje kazandı

Rüzgâr santrali, Atlantik kıyısındaki São Miguel do Gostoso şehrine yakın Rio Grande do Norte vilayetinde yer alıyor. Dört ayrı bölümden meydana geliyor. Nordex, ilk üç inşaat aşaması için ayrıca 50 adet AW132 türbini kurulumu da yapmıştı. Dördüncü bölümün tamamlanmasıyla, rüzgâr santrali komleksi, toplamda 256 MW kapasite ve 74 türbinle hizmet verecek.

Nordex Grubu 24 türbini 120 metrelik beton kulelere kuracak. Firma kuleleri, bölge yakınlarındaki Areia Branca’da kendi yerel fabrikasında üretecek. Gövdeler, imalatçının Bahia’daki santralinde üretilecek. Nordex Grubu ayrıca, yerel üretim payının maksimuma çıkmasını garanti altına alacak biçimde, rotor kanatlarını da Brezilya’dan tedarik edecek.

 

 

Genel

Şirket başarısının temeli olarak dahiyane ürün geliştirme

Yayın tarihi:

-

Yazar

ENERCON, 1990’lı yıllarda efsanevi E-40/500 kW ile teknolojik bir atılım gerçekleştirmişti. İlk kez bu rüzgar türbini tipiyle tanıtılan doğrudan sürücülü “Direct Drive” (dişli kutusuz) konsepti, ENERCON rüzgar enerjisi dönüştürücülerini bugün hala karakterize etmektedir. Bu konsept aynı zamanda, ENERCON’un şu anda seri üretime geçirdiği üst sınıf yeni model E-175 EP5’in de temelini oluşturuyor.

Bu eski modelin komponentlerini bulmak artık kolay değil. ENERCON’un mekatronik mükemmeliyet merkezinde, mevcut EP3 nasel ve hub bileşenlerinin yakınlarında bir depolama alanında malzeme konteynerleri ve lojistik ekipmanları arasında gözden uzak bir yerde duruyorlar. Modern EP3 bileşenleriyle karşılaştırıldığında, E-40’ın makine dairesi ve rotor kafası neredeyse minicik görünüyor; ancak rüzgar enerjisi sektöründe 40 yıllık teknik ilerlemenin boyutunu da etkileyici bir şekilde gösteriyor.

Şirket içi bir röportaj gerçekleştiren ENERCON, E-40’ın gelişimini ürünün mucitlerinden biri olan ve şu anda firmanın Ar-Ge Türbin Mühendisliği Başkanı olarak görev yapan Arno Hildebrand ile aktarıyor. 1990’larda şirketin kurucusu Aloys Wobben’in başında olduğu ve ENERCON’un başarı öyküsüne çok önemli bir katkı sağlayan ilk doğrudan sürücülü rüzgar enerjisi konvertörü E-40’ı tasarlayan geliştirme ekibinin bir parçası olan Hildebrand, şirkette 33 yıldır mühendis olarak çalışıyor. ENERCON, daha önceki rüzgar enerjisi konvertör tiplerinin ana bileşenlerini bugün bile olası ana komponent değişimleri için hazır bulunduruyor. Bu da ürün tarihinin önemli bir bölümüne daha yakından bakmak için iyi bir fırsat sunuyor.

ENERCON’un kurucusu Aloys Wobben liderliğindeki E-40 geliştirme ekibinin bir parçası olan Arno Hildebrand.

Aloys Wobben’ın, dişli kutusunun pek çok soruna yol açacağını erken bir aşamada fark ettiğini söyleyen Arno Hildebrand, “Bu bileşenin ilk ENERCON makinelerinde arızalara açık olması onu rahatsız ediyordu. Bu nedenle rüzgar enerjisi konvertöründen dişli kutusunu çıkarma hedefini ortaya koydu. O zamanlar ENERCON, E-17 veya E-32 gibi dişli kutulu tipleri seri olarak üretiyordu. O dönemde ENERCON’a teknolojik bir atılım getirecek olan doğrudan tahrik projesine çok az ilgi gösteriliyordu. Aloys Wobben başkanlığındaki küçük bir ekip E-40’ın geliştirilmesi üzerinde çalışıyordu. Her şey çok gizliydi, şirket içinde bile kimsenin ne üzerinde çalıştığımızı bilmesine izin verilmiyordu” diyor.

Dişlisiz tahrik konseptine sahip ilk ENERCON rüzgar türbini E-40.

Prototipi 1993 yılında üreten ENERCON, aynı yıl E-40’ı ve yeni tahrik konseptini HUSUM Rüzgar Enerjisi Fuarı’nda sergileyerek büyük ilgi topluyor. Fuarın açık alanında sunulan orijinal örnek en çok ilgi görenlerden biri olurken, çalışmasıyla da ikna edici olan E-40 kısa sürede en çok satanlar arasına giriyor. Başlangıçta kuzey Almanya’da ve kısa süre sonra daha da ötesine yayılan devrim niteliğindeki doğrudan tahrik konseptine sahip rüzgar çiftlikleri, Portekiz, Brezilya ve Hindistan gibi ülkelerde inşa ediliyor. Üretim yılları boyunca dünya çapında 4.400 adet E-40 kurulurken, E-40 temelinde daha da geliştirilen E-44, E-48 ve E-53 WEC tipleri de dahil edildiğinde 9.120 rüzgar enerjisi konvertöründen oluşan bir geçmişe ulaşılıyor.

E-40, Hindistan da dahil olmak üzere dünya çapında yaklaşık 4.400 adet kuruldu.

Arno Hildebrand, “Doğrudan tahrik konseptinin o kadar güvenilir ve üstün olduğu kanıtlandı ki Aloys Wobben sistematik olarak bunu benimsedi” diyor. O zamandan bu yana doğrudan tahrik ENERCON DNA’sının bir parçası oluyor; bugün bile ENERCON’un en üst düzey modeli olan E-175 EP5 hala bu modele dayanıyor. Bugün her şey birkaç beden daha büyük: E-40, 500 kW nominal güce ve 40 metre rotor çapına sahipken; E-40’ın 14 katı güç ve neredeyse 4,5 katı rotor çapına sahip E-175 EP5, bugün 175 metre rotor çapı ile 7 MW üretecek şekilde tasarlanıyor.

Doğrudan tahrikin yanı sıra, E-175 EP5 Arno Hildebrand’ın açıkladığı gibi elektrik sistemlerinin şebeke dostu özellikleri gibi E-40’ta zaten mevcut olan başka özellikleri de barındırıyor: “Fault Ride Through (FRT), başka bir deyişle şebeke arızalarını aşma yeteneği, reaktif güç sağlanması veya şebeke besleme davranışının kontrol edilebilirliği gibi konular söz konusu olduğunda, ENERCON en başından beri lider konumda. E-175 EP5’in elektrik donanımı ve şebeke besleme sistemi hala bu geleneğe büyük ölçüde uyuyor.”

ENERCON’un yeni üst modeli E-175 EP5 de doğrudan tahrik konseptine dayanmaktadır.

Aynı şeyin büyük önem verdikleri ve onları rakiplerinden ayıran ENERCON kalitesi için de geçerli olduğunu söyleyen Arno Hildebrand, “Yüksek kalite standartları Aloys Wobben için zaten önemliydi. Onun sloganı şuydu: “Biraz daha sağlam olmalı, uzun süre dayanmalı” diyor. E-175 EP5’in en önemli ürün özelliklerinden biri de ENERCON kalitesidir. Ayrıca E-175 EP5, ürün ve teknoloji geliştirme sürecimizin yanı sıra operasyonel ve servis uygulamalarımızdan elde ettiğimiz onlarca yıllık deneyime dayanmaktadır. E-40 serisinden bu yana edindiğimiz bu deneyim, şimdi yeni ürünün geliştirilmesine dahil edilmiştir.

Devamını oku

Genel

ENERCON ve Enerjisa Üretim, YEKA-2’nin ikinci aşaması için türbin anlaşması imzaladı

Yayın tarihi:

-

Yazar

Enercon ve Enerjisa Üretim, WindEurope Bilbao etkinliğinde YEKA-2 projeleri kapsamında 250 MW’lık türbin sevkiyat sözleşmesi imzaladı. 750 MW’lık türbin teslimat anlaşmalarının başarılı bir şekilde yerine getirilmesinin ardından imzalanan anlaşma ile 1.000 MW’lık projenin tamamlanması için önemli bir adım atıldı. 250 MW kapasite için imzalanan anlaşma kapsamında, 60 adet Enercon E-138 EP3 E2 Rüzgar Türbini teslim edilecek.

Türkiye rüzgar enerjisi sektörünün önde gelen şirketlerinden ENERCON ve Enerjisa Üretim, İspanya’nın Bilbao kentinde düzenlenen WindEurope etkinliğinde Türkiye Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez’in de katılımıyla gerçekleştirilen imza töreninde, YEKA-2 projesi kapsamında iş birliklerine devam ettiklerini duyurdu. 20 Mart 2024 tarihinde gerçekleştirilen imza töreninde; ENERCON CEO’su Udo Bauer, ENERCON CCO’su Uli Schulze Südhoff, ENERCON Bölge Başkanı Arif Günyar, Enerjisa Üretim Rüzgâr Santralleri Yatırımlar Genel Müdür Yardımcısı Ezgi Deniz Katmer, Enerjisa Üretim Satın Alma Genel Müdür Yardımcısı Aziz Ünal ve Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Başkanı İbrahim Erden de yer aldı.

Türkiye rüzgar enerjisi sektörünün öncü firmaları olarak, yaptıkları iş birliği ile Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedeflerine önemli katkılarda bulunan Enercon ve Enerjisa Üretim, bu katkıyı sürdürmeye devam ediyor. 2022’nin Ekim ayında gerçekleştirdikleri stratejik bir anlaşma ile YEKA-2 Projesi’nde toplam 1000 MW’lık bir kapasite için çerçeve anlaşması imzalayan şirketlerin bu projesi, Türkiye rüzgar enerjisi endüstrisinin sürdürülebilir geleceği için önemli bir adımı temsil ediyor. İlk fazda başarıyla tamamlanan 750 MW’lık türbin sevkiyat anlaşmalarının ardından, bugün geriye kalan 250 MW’lık kapasite için 60 adet Enercon E-138 EP3 E2 rüzgar türbini içeren sevkiyat anlaşması ile projenin tamamlanmasına bir adım daha yaklaşılarak, toplam 1000 MW’lık kapasite için türbin üretimine yeşil ışık yakılmış oluyor. Bu gelişme, YEKA 2 Projesi’nin başarılı bir şekilde ilerlediğini gösterirken, Türkiye temiz enerji hedeflerine ulaşma yolunda sağlam adımlarla ilerliyor.

Törende konuşan ENERCON CCO’su Uli Schulze Südhoff, şunları söylüyor: “Türkiye, rüzgar türbinlerinin üretimi, satışı, kurulumu ve servisi açısından ENERCON için odak pazar olmaya devam ediyor. Büyük perspektifler sunuyor ve yetkili makamlar tarafından muazzam bir destek alıyoruz. Ülkenin yenilenebilir enerjinin ve özellikle de kara rüzgârının yaygınlaştırılması konusunda net bir kararlılığı var. Türkiye’deki sahalarda son derece güvenilir olduğu kanıtlanmış, sınıfının en iyisi rüzgar türbini teknolojisini sağlayarak müşterimiz Enerjisa Üretim ile birlikte Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki hedeflerini desteklemekten memnuniyet duyuyoruz. Enerjisa Üretim’e güvenleri için teşekkür ediyor ve verimli iş birliğimizi sürdürmeyi dört gözle bekliyoruz.”

ENERCON Orta Asya, Orta Doğu ve Afrika Bölge Başkanı Arif Günyar, yapılan anlaşma ve projenin önemine dair şu açıklamalarda bulunuyor: “ENERCON olarak, partnerimiz Enerjisa Üretim ile 2022 yılında Avrupa’da tek kalemde imzalanan en büyük 1000 MW ilk çerçeve anlaşmasını gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. YEKA II ihalesinin getirdiği derin yerlilik kapsamlarına uygun olarak, yerli aksam ile gerçekleşecek olan projelerimiz, mevcut yerli üretim ve sanayinin devam etmesi ve derinleştirilmesi açısından önemli bir mihenk taşı olmuştur.”

Enerjisa Üretim Rüzgâr Santralleri Yatırımlar Genel Müdür Yardımcısı Ezgi Deniz Katmer, “1.000 MW YEKA 2 Projesi, Türkiye’nin yenilenebilir enerji sektörüne tarihi bir yatırımdır. ENERCON iş birliğiyle önümüzdeki dönemde Türkiye’de kurulacak her üç rüzgar türbininden biri Enerjisa Üretim imzasını taşıyacak ve Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımlarına yön verecek” diyor.

İlk YEKA projesi Akköy RES’in devreye alınması

İlk faz için rüzgar türbinlerinin üretimi devam ederken ENERCON, Aydın’ın Didim ilçesindeki 25,2 MW kapasiteli 6 adet E-138 EP3 E2 türbininden oluşan ilk YEKA projesi Akköy Rüzgar Santrali’ni 2023 yılı sonunda devreye alarak YEKA 2 yolculuğuna başarılı bir başlangıç yapıyor. ENERCON Bölge Başkanı Arif Günyar, şunları ekliyor: “Projelerin başarılı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesine katkıda bulunan tüm ekiplerimize, tedarikçilerimize ve alt yüklenicilerimize minnettarız. Enerjisa Üretim ile birlikte ENERCON ekipleri de projelerin başarıyla hayata geçirilmesi için yoğun çaba ve hazırlıklarını sürdürüyor.”

Devamını oku

Rüzgar Türbini İmalatçıları

Ahşap kule, daha yeşil rüzgar türbinleri için fırsat sunuyor

Yayın tarihi:

-

Yazar

Büyük ölçekli uygulamalar için doğanın karbon elyafı olan lamine ahşaptan yapılmış zorlu tasarımlar geliştiren İsveçli ahşap teknolojisi şirketi Modvion, rüzgar türbinlerini daha da yeşil hale getirebilecek ahşap bir tasarım sunuyor. Modülleri ve ahşabı bir araya getirmenin devrim niteliğinde bir yolunu sunan Modvion, patentli çözümüyle rüzgar türbinleri için ahşaptan kule sunuyor. Geçmişin yel değirmenlerinden esinlenilen bu tasarımla Modvion, ahşaptan inşa ettiği kule ile türbinin karbon ayak izini %90’dan fazla azaltıyor.

Firmanın İcra Kurulu Başkanı Otto Lundman, “Dünya bir iklim kriziyle karşı karşıya ve enerji kaynaklarını değiştirmemiz gerekiyor. Rüzgar enerjisi sahip olduğumuz en verimli ve cazip enerji kaynaklarından biri. Biz bu değeri daha da artırıyoruz” diyor.

Kanatlar ve makineler endüstri standardı ekipmanlar olsa da, bu yaklaşım Avrupa’nın en büyük enerji şirketlerinden bazılarının ilgisini çekiyor. Vestas Wind Systems A/S daha küçük bir tanıtım modelini gördükten sonra, firmanın %15’ini satın alıyor, İtalyan Enel Green Power SpA bir iş birliği anlaşmasına varıyor. İsveçli Vattenfall AB firmasının ortağı olduğu Almanya’nın RWE AG firması da Mart ayında Modvion’un ahşap kulelerini gelecekteki projelerinde kullanmak üzere bir sözleşme imzalıyor.

Konuyla ilgili Vestas Ventures İcra Kurulu Başkanı Todd O’Neill, “Müşterilerimizin birçoğu, Modvion’un yolculuğunun nasıl bir parçası olabileceklerini öğrenmek için proaktif bir şekilde sorular soruyor. İş birliğimizin artmasını bekliyoruz” açıklamasında bulunuyor.

Ahşap kulenin avantajları

Modvion, rüzgar türbinlerinde ahşap kulenin avantajlarını şu şekilde açıklıyor: “Yüksek rüzgar türbini kuleleri inşa etmenin en büyük zorluğu lojistiktir. Bu kadar devasa yapıları nasıl yerine yerleştirirsiniz? Kuleler uzadıkça lojistik zorluk da artar. Patentli çözümümüz, sıradan yollarda sıradan kamyonlarla taşımayı mümkün kılar. Bizim için köprüler, tüneller ve dolambaçlı yollar sorun değil. Lamine ahşabın çeliğe kıyasla üç büyük avantajı vardır: Ahşabın daha hafif bir yapıya olanak tanıyan daha yüksek bir özgül gücü vardır. Yüksek çelik kulelerin kendi ağırlıklarını taşıyabilmeleri için ekstra kuvvete ihtiyaçları vardır; ahşap kulelerin ise buna ihtiyacı yoktur. Son olarak, modüler ahşap kulelerimiz tutkalla birleştirilirken, modüler çelik kuleler düzenli kontrol gerektiren çok sayıda cıvata gerektirir.”

Devamını oku

Trendler