Connect with us

Genel

Rüzgar türbini jeneratörleri ve rulman

Yayın tarihi:

-

Rüzgâr enerjisinin türbin kanatlarını döndürmesi yerini rotordaki dönme enerjisine bırakır. Bu enerji daha sonra ana şaft ve şanzıman yoluyla transfer edilir ve son olarak jeneratör aracılığıyla elektriğe çevrilir. Bu, güç aktarma organlarının rüzgâr türbini jeneratöründeki temel işleyişidir.

 

GÜVEN

İleri rulman vemakine parçaları teknolojisinin sinerjisi… JTEKT

1935 yılında kurulan KOYO, 70 yılı aşkın süre zarfında uluslararası öncü bir rulman firması haline geldi. Dünyanın ilk seramik rulmanının pazara sürülmesi gibi, burada toplumun hizmetine sunulan birçok rulman çeşidi üretiliyor. Dönüş hareketini destekleyen temel teknolojiye dayanan rulman işi, “Endüstrinin Kalbi” ve “Makinenin Anası” olarak da bilinen takım tezgâhı işi olarak nitelendirilir. Bu iki iş birleştirilip 2006’da JTEKTadında yeni bir firma kuruldu. Rulman ve büyük ölçülü parçaları (şanzıman işlemesi gibi) üretmek, birçok pazarın ihtiyaçlarına cevap vermelerine olanak sağladı. Makine parçaları ve rulman teknolojisinin yanında, otomotiv direksiyon ve sürüş parçalarını üretecek teknolojiye de sahip bir şirket. Ayrıca dünyanın önde gelen parça üreticisi olarak çevreye de katkıda bulunuyorlar.

 

Sadece çevreci araç değil ayrıca rüzgâr türbini jeneratörleri ile çevre dostu gerçeğine katkıda bulunmak

TOYOTA tarafından üretilen kırma (hybrid)  bir vasıta olan ve JTEKT rulmanlarının ve direksiyon parçalarının kullanıldığı Prius, ultra yakıt tasarruflu, çevreci araba olarak dünya çapında büyük bir ilgi gördü. 1997 yılında KYOTO Protokolü yürürlüğe girmeden önce bile, şirket Avrupa’da yapılan rüzgâr türbini jeneratörlerinin şaft rulmanlarının üretimini yapıyordu. Halkın dikkatini küresel ısınmayı durdurmaya çekmek için yapılan çalışmalarla, rüzgar türbini jeneratörü pazarı hızlı bir şekilde büyüyor. Sınıfının 200kW’dan 2 MW’ya, hatta şimdi multi MW’ye yükselmesiyle, rüzgar türbinlerinin parçalarının üretiminde de büyük bir ilerleme görüldü. 2007’de, CO2’yi 7,6 milyon ton oranında düşürmeye katkıda bulunmak için, rüzgar türbinleri ana şaftlarda JTEKT rulmanlarından faydalanıyor. Rulmanlara ek olarak ayrıca şanzıman üretimi için birçok büyük ölçülü merkezleme deliği de tedarik ediyorlar. “Güvenlik”, “çevre” ve “rahatlık” yönlerine dayanarak JTEKT,toplumun güvenebileceği çevre dostu bir üretici.

TEKNOLOJİ

Rüzgar türbini jeneratörleri çevreden faydalanıyor

Rüzgâr enerjisinin türbin kanatlarını döndürmesi yerini rotordaki dönme enerjisine bırakır. Bu enerji daha sonra ana şaft ve şanzıman yoluyla transfer edilir ve son olarak jeneratör aracılığıyla elektriğe çevrilir. Bu, güç aktarma organlarının rüzgâr türbini jeneratöründeki temel işleyişidir. Rüzgâr türbini jeneratöründeki yük, her 0,1 saniyede değişen rüzgarın hızına ve yönüne bağlı olarak hafif ve ağır olabilir ve bu dönme hızını da etkiler. Ek olarak,işlem sıcaklığı -30 °C’den, 100 °C’ye kadar olabilir. Hatta bu ağır koşul altında bile rulman ömrü 20 yılın üstünde olabilir. Bu yüksek güvenirliği sağlamak için gereklidir.

 

Jeneratörler için kırma seramik rulmanlar

Jeneratörlerde kullanılan rulmanlar, elektrik çukurlaşmalarına maruz kalır (rulman dönerken, elektrik rulmandan ve çok ince yağ tabakasından geçerken kıvılcımlardan dolayı yüzeyde erimelerin olduğu bir olay ) ve bu rulmana zarar verebilen ve ömrünü azaltabilen bir olaydır. Bunu önlemek için, dönüş sistemde mükemmel yalıtım performansıyla seramik bilyeler kullanılıyor.Bu iyi verimi olan kırma seramik rulmandır. Ayrıca, normal rulmanlara kıyasla,döndükleri zaman seramik rulmanlar yüksek sıcaklığa ulaşmazlar. Bu yağlamanın ömrünü ve bakım süresini arttıran bir durumdur.

Temel şaft rulmanı

Rüzgâr yükü rotordan geçtikten sonra, bu önemli parça döngü torkunu şanzımana aktarır.  Yüke dayanıklılıklarından ve üstün hizalanabilir özelliklerinden dolayı, ana şaft rulmanı için küresel makaralı rulmanlardan yararlanılır. JTEKT’de, karmaşık rotor döngüsel hız, uygun yük, şaft, yatak sertliği ve yağlama testleri dikkate alınarak kompakt ve yüksek güvenirlikli rulmanlar seçilir.

Şanzıman rulmanları

Şanzıman, gücün ortaya çıktığı noktaya kadar ana şaft aracılığıyla iletilmiş olan döngüsel hızı arttıran bir parçadır. Planet dişlilerden, bir halka dişliden, bir düşük hız şaftından, bir ara şafttan ve yüksek hız şaftından oluşur. Birçok durumda planet dişlilerde çift sıralı silindirik masuralı rulman kullanılır, fakat son zamanlarda tek parça-tip rulman kullanımı artıyor.

Ana şafta benzer bir analiz programı kullanarak şanzıman için uygun rulmanı araştırmak da ayrıca önemlidir. Eğer planet dişlinin sertliği düşükse, halka dişli deforme olur ve bu da iç parçalara etki edebilir ve rulmanın ömrünü kısaltabilir.

Redüktör dişlisi

Yalpalı dönüş redüktör dişlisi için KE Rulmanları

Redüktör dişlisinde kullanılan rulmanlar, aşındırıcı parçalarınetkisiyle oluşan metalik tane kirlenmesine maruz kalabilir ve bu da rulmanınömrüne etki edebilir. KOYO’nun KE konik masuralı rulmanları bunun gibi ciddi durumlarda en iyi sonucu veriyor. KE rulmanları çok sert kanallara sahip ve dönüşmemiş ostenit en iyi biçimde kullanılmış, böylelikle rulmanın performansında, kirlenmiş yağda gözle görülür bir gelişme olmuştur.

Ana Şaft Yağ Keçesi

Lastik Keçe:

–         Lastik keçe kurulumu basitleştirir.

–         Bir yerde kesik şeklinde üretilebilir.

Basınca Dayanıklı Keçe (MHSA Tipi):

–       Basınca bağlı dudak deformasyon azalması.

–       Yüksek basınç koşullarında mükemmel performans.

 

MAKİNE PARÇALARI

Bu yüksek ölçülü yatay işleme merkezi, büyük parçaları işlemeye uygundur ve sınıf (1000 mm2’den büyük paletli ölçüler), ölçü, hız ve güçte maksimum performansı sunar.

Maksimum ölçü: 2400mmX1800mm

Maksimum hız: 42m/dk

Maksimum güç: Yüksek torklu milde mükemmel kesim performansı garantisini verir.

 

Hatve frenli Hidrolik Pompa

Hatve fren için güç kaynağı olarak kullanılır. Güç kaynağı,otomobillerdeki disk frenine benzer bir disk kullanılarak rotor hızını azaltır.Güvenlik için fren, bağımsız bir hidrolik sistem ile donatılmıştır.

KALİTE

Üretim teknikleri ve prestijli bir gelişim ile birlikte Japon kalitesi sunmak

Son yıllarda rüzgar türbini jeneratörlerinin ürün kapasitesi yükselmeye devam ediyor. Bununla birlikte rüzgâr türbininin ölçüsü konusundaki gelişimi üst limitine ulaştı. Şu anki talep, aynı gücü veya daha fazla güç üreten, daha güvenilir ve bakım gerektirmeyen özellikleriyle daha küçük ve daha hafif rüzgar türbinlerinde. Bu nedenle rulmanlardan beklenen performans da gittikçe farklılaşıyor. Diğer önemli konu da enerji yeterliliği, güvenlik,global standartlara uyumlu yüksek ürün kalitesi ve daha fazla rekabetçi fiyat gibi özelliklerdir. JTEKT, gelişimci uzmanlık özelliğini kullanarak, ileri teknolojisiyle bu gibi konuların üstesinden gelmeyi sunuyor. Bunu desteklemek için de bünyesinde birçok alanda uygulanan sürtünme bilim, nano teknolojisi,materyal geliştirme, hassas işleme ve ısıl işlem gibi temel teknolojileri de barındırıyor. Sadece müşterilerinden değil, ayrıca diğer pazarlardan da çok olumlu değerlendirmeler aldıklarını dile getiriyorlar.

 

KOYO’nun Türkiye distirbütörü Rulman Ticaret

Genel

Türkiye’nin İlk Temiz Hidrojen İdeathonu’nda Büyük Ödülü ”HydroS” Ekibi Kazandı!

Yayın tarihi:

-

Yazar

İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında tüm dünyada bir temiz enerji dönüşümü gerçekleştirilmesi zorunluluk haline geliyor. Temiz Hidrojen ise dünyanın temiz enerji dönüşümünde en önemli araçlarından birisi olarak görülüyor.

Dünya’da yaşanan iklim değişikliği gibi önemli gelişmelere bağlı olarak da gelişmek için yeni bakış açılarına ve fikirlere ihtiyacımız bulunuyor. Geniş kitlelerin fikirlerine ulaşabilmek ve farklı bilgilerin birleşerek yenilikçi fikirlere dönüşmesini sağlayabilmek için, ideathonlar gibi yeni fikir oluşturma araçları ve platformları her geçen gün yaygınlaşıyor.

Bu amaç doğrultusunda; İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) tarafından, Enerji Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (ENSİA) ortaklığıyla uygulanan BEST For Energy Projesi kapsamında bu yıl düzenlenecek olan üç adet ideathon etkinliğinden ilki olan Türkiye’nin ilk Temiz Hidrojen İdeathonu Yaşar Üniversitesi’nde 23-24 Ekim tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirildi.

Temiz Hidrojen İdeathonu Yaşar Üniversitesi BTTO Müdürü Necip ÖZBEY ve İzmir Kalkınma Ajansı YDO Koordinatörü H.İ.Murat ÇELİK’in açılış konuşmaları ile başladı.

Etkinliğin devamında tematik konuşmacı olan Aspilsan Ar-Ge Mühendisi Dr. Can SINDIRAÇ, Shura Enerji Dönüşümü Merkezi Direktör Vekili Hasan AKSOY ve Siemens Gamesa Proje Yöneticisi Mikkel SERUP ‘’Neden Temiz Hidrojen?’’ konusunda  katılımcıları bilgilendirdi.

Gerçekleşen konuşmaların ardından katılımcılar yenilikçi fikirler ve uygulanabilir çözümler üretmek için ekipler halinde çalışırken, sektör firmaları ve akademisyenler de mentorluk desteği ile ekiplere katkı sağladı.

Temiz Hidrojen İdeathonu jüri üyesi olan KOSGEB İzmir İl Müdürü Levent ARSLAN, ENSİA Yönetim Kurulu Başkanı Alper KALAYCI, Yaşar Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölüm Başkanı Dr. Emrah BIYIK, İZKA Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü H.İ. Murat ÇELİK ve Yaşar Üniversitesi BTTO Müdürü Necip ÖZBEY gerçekleştirilen sunumlar sonrası değerlendirmelerini yaptı ve kazanan projeler belli oldu.

Birincilik ödülü olan 10.000 TL’yi HydroS takımı ‘’Hydrogen in a Nutshell’’ projesi ile, ikincilik ödülü olan 5.000 TL’yi Cyclizm takımı ‘’Geleceği İzmir’le Dönüştür’’ projesi ve üçüncülük ödülü olan 2.500 TL’yi Ulujen takımı ‘’Atıktan Değere’’ projesi ile kazandı.

BEST For Enerji Projesi kapsamında İzmir’de düzenlenen ideathon etkinlikleri serisi 20-21 Kasım 2021 tarihindeki BEST For Wind ve 4-5 Aralık 2021 tarihindeki BEST For City İdeathonları ile devam edecek.

 

 

 

Devamını oku

Genel

Paris İklim Anlaşması yürürlüğe girdi: Enerjide yeni dönem

Yayın tarihi:

-

Yazar

Paris İklim Anlaşması’na ilişkin kanun teklifi 6 Ekim’de Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Anlaşma, Resmi Gazete’de de “22 Nisan 2016 tarihinde imzalanan Paris Anlaşması’nın beyan ile birlikte onaylanması uygun bulunmuştur” ifadeleriyle yayımlanarak yürürlüğe girmiş oldu.

WWF, Greenpeace, TEMA Vakfı’nın da aralarında bulunduğu 15 kurum, konuyla ilgili ortak açıklama yayınladı.

İklim değişikliği konusunda çalışan imzacı kurumlar, Türkiye’nin Anlaşmaya  taraf olmasının olumlu bir adım olduğunu belirtiyor ve 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefinin benimsenmesiyle Türkiye’nin iklim politikasında yeni bir dönem başladığını vurguluyor.

Türkiye, dünyada en fazla sera gazı emisyonuna neden olan ülkeler arasında 16. sırada ve kişi başı emisyonları her gün artıyor. Sera gazı emisyonlarının azaltımı için öncelikle, Türkiye’nin 2053 yılına kadarki süreci kapsayacak kısa vadeli iklim hedefleri belirlemesi gerekiyor.  Paris Anlaşması’nın 1,5 derece hedefiyle uyumlu bir politika geliştirebilmek için, halihazırda sera gazı emisyonlarında artıştan azaltımı öngören Ulusal Katkı Beyanı’nı diğer ülkeler gibi gözden geçirmesi ve daha iddialı emisyon azaltım hedefleri sunması bekleniyor. 

Türkiye’nin yeni iklim politikası doğrultusunda sera gazı emisyonlarının azaltımı için yeni eylem planlarının hazırlanacak sektörler arasında, iklim değişikliğine en büyük etkiye neden olan enerji sektörü başta geliyor. Türkiye’nin fosil yakıtlardan aşamalı olarak çıkması, mevcut fosil yakıt destek ve teşviklerini sonlandırması ve tüm kamu kaynaklarını güneş ve rüzgar başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarına, bunun için gerekli altyapı çalışmalarına ve tüm kesimleri kapsayacak adil dönüşüm planlarına ayırması öncelikli konular olarak ortaya çıkıyor.

Hükümetin yeni iklim politikası dahilinde ilk adım olarak yeni kömür santrali yapılamayacağını taahhüt etmesi önem kazanıyor. 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmak için yeni kömür yatırımlarının yapılmaması gibi bazı önemli kilometre taşlarının bugün belirlenmesi gerekiyor. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye’nin,  geçtiğimiz hafta yeni kömürlü santrallerinin inşaatını durdurmayı amaçlayan “Yeni Kömür Santrali Yok Sözleşmesi” gibi girişimlerin izinde “yeni kömür yok” hedefini mutlaka taahhüt etmesi gerekiyor. 

Türkiye’nin aynı zamanda kömürden aşamalı çıkış için de bir hedef yıl belirlemesi önem taşıyor. Mevcut kömürlü termik santrallerin, yenilenebilir kaynaklarla ikame edilerek aşamalı olarak emekliye ayrılması, 2053 net sıfır hedefinin gerçekleştirilmesi için olmazsa olmaz. Bugün itibariyle, Avrupa’da 19 ülke kömürden tamamen çıktı ya da tamamen çıkma taahhüdünü duyurdu. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye, kömürden çıkışı planlayarak, bu konuda lider ülkeler arasına girebilir. 

Fosil yakıtlardan uzaklaşmanın yanı sıra iklim değişikliğiyle mücadele için atılacak her adım, istihdam, temiz hava, teknolojik gelişim gibi faydaları da beraberinde getiriyor.  Bilimsel araştırmalar, Türkiye’nin aktif bir iklim politikası yürütmesi halinde milli gelirinin %7 artacağını gösteriyor.”

Devamını oku

Genel

Enerji santallerinde öngörülü güvenlik

Yayın tarihi:

-

Yazar

Enerji ihtiyacının yerli kaynaklarla karşılanarak dışa bağımlılığın azaltılması, enerji kaynakların çeşitlendirilerek sürdürülebilir enerji kullanımının sağlanması ve enerji tüketimi neticesinde çevreye verilen zararların en aza indirilmesi açılarından yenilenebilir enerji oldukça önemli bir değere sahiptir.2020 Yılında yaşanan pandemi dönemi de bu önemi ayrı bir pencereden bizlere bir kez daha göstermiştir. Ülkelerin ihtiyaçlarını yerli kaynaklardan karşılaması pandemi gibi zorlu dönemlerde de yaşanabilecek çeşitli krizleri engellemektedir. 

Şu anda dünya genelinde fosil yakıtlardan enerji üretimi ağırlıkta olsa da gelişen trend yenilenebilir enerji üzerinedir. Birçok ülke enerji üretim alanındaki stratejilerini bu doğrultuda belirlemekte, üretilen enerjinin daha verimli kullanılabilmesi adına yeni teknolojiler üzerine çalışmalar yapmaktadır. Enerji alanında dünyada gelişen bu trende Türkiye’de ayak uydurmakta, hatta özellikle güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi alanında önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Ülkemiz bulunduğu coğrafi konum ve jeopolitik yapısı sebebi ile özellikle yenilenebilir enerji alanında oldukça önemli bir potansiyele sahip durumdadır. Birçok ülkeye göre özellikle güneş ve rüzgar açısından çok daha avantajlı bir potansiyele sahip olduğu bilinen ülkemizin EPDK verilerine göre 2020 sonu itibariyle rüzgar enerjisi santrali kurulu gücü yaklaşık 9.000 MW, güneş enerjisi kurulu gücü de yaklaşık 6.600 MW civarındadır. Diğer yenilenebilir enerji kaynakları olan hidroelektrik enerji santralleri yaklaşık 30.000 MW, jeotermal enerji santralleri yaklaşık 1.500 MW kurulu güce sahiptir. Bu veriler göstermektedir ki toplam kurulu gücümüzün yaklaşık %47’si yenilenebilir enerji kaynaklarından,  %15’inin de geleceğin enerjisi olarak nitelendirilen rüzgar ve güneş kaynağına dayalı olduğunu göstermektedir. Uzmanlar tarafından tahmini hesaplanan yenilenebilir enerji  potansiyele göre daha oldukça yüksek bir potansiyelimiz olduğu bilinmekte ve bu doğrultuda da yeni projelerin işletmeye geçmesi ile birlikte her geçen gün kurulu gücümüz de artmaktadır. 

Artan bu enerji yatırımlarının, inşaat ve montaj süreçlerinin güvenle tamamlanarak işletmeye geçmesi, işletmeye geçtikten sonrada güvenle enerji üretmesi elbette ki oldukça önem arz etmektedir. Bu alanda yatırım yapan şirketlerin güvenlik açısından yaşayacağı bir problem, iş planlarını sekteye uğratabildiği gibi finansal açıdan dengesizliklere de yol açabilmekte ve mental açıdan yorgunluk yaratabilmektedir. Bir enerji üretim santralinin inşaat aşamasına geçebilmesi için uzun ve zorlu bir izin sürecinin tamamlanması, sonrasında da önemli yatırım bütçeleri ayrılması gerekmektedir. Bu denli zorlu ve maliyetli süreçlerden geçen bir enerji yatırımının güvenlik açısından problemler yaşaması istenebilecek en son şeylerdendir. Bilindiği üzere enerji üretim santrallerinin gerek şantiye dönemleri gerekse işletme dönemleri çeşitli riskler barındırmakta, bu risklerin ortaya çıkmaması içinde hassasiyetle önlemlerin alınması gerekmektedir. Özellikle şantiye/montaj halindeki projelerin çoğunluğu zorlu lokasyon ve coğrafi koşullarda yer almakta ve geniş bir alana yayılmaktadır. Bu tarz projelerde değerli malzeme yoğunluğunun yüksek olması, kaybolması halinde proje iş planını sekteye uğratabilecek ekipmanların varlığı, çok yönlü İSG unsurları ve sosyal etkileri güvenlik risklerini arttırmaktadır. Ortaya çıkan bu yüksek güvenlik risklerinin engellenebilmesi için çok iyi politikalar belirlenmesi, üzerinde hassasiyetle durulması ve doğru yönetilmesi değerlidir.

Enerji sektöründe ön planda olan başlıklardan birisi de güvenliktir ve burada stratejik bir öneme ve değere sahip olan enerji projelerinin güvenliği için, deneyim, bilgi birikimlerimi ve segmente özel derinleşmiş tecrübe devreye girer. 

Derin sektör tecrübesi ile hangi proje türünde hangi aşamada, hangi lokasyonlarda nasıl risklerle karşılaşabileceğimizi önceden öngörebilmesi,  projede daha göreve başlamadan önce tespit edilen bu risklerin ortaya çıkmaması içinde önem arz eder. Güvenlik teknolojileri, uzaktan izleme çözümleri gibi farklı hizmet karmaları eşliğinde entegre güvenlik çözümleri ile optimum fayda sağlanır.  Enerji yatırımcılarına ayrıca enerji tesislerinde ihtiyaç duyulan en doğru güvenlik teknolojisini, güçlü yapımız sayesinde yıllara yayılabilen finansal modellemeler eşliğinde yapılabilmektedir. Bu teknoloji yatırımlarını yaparken işletme maliyetlerinde de tasarruf yaratıldığından  tesisler ileri güvenlik teknolojilerine de sahip olabilmektedir.

Örneğin, işletmeye geçmiş olan Rüzgar Enerji Santrallerinin güvenliği;  genelde geniş bir alana yayılmış olan rüzgar türbinlerinin standart kamera sistemi ile izlenmesi ve sürekli devriyeler atılması ile sağlanmaktadır. Benzer durum Güneş Enerjisi Santralleri için de geçerlidir. Geniş bir alanda kurulan santrale ait çevre hattı standart kamera sistemleri ile 7/24 izlenmekte, devriye eşliğinde çeşitli kontroller yapılmaktadır. Bir Rüzgar Enerji Santralinde tüm rüzgar türbinlerine, bir Güneş Enerji Santralinde de çevre hattına kurulan akıllı video analiz özelliğine sahip kamera sistemleri, hoparlörler ve Securitas Uzaktan İzleme Merkezinin entegrasyonu sayesinde 7/24 sürekli izlemeye gerek kalmadan, türbin pad alanlarının, çevre hattının güvenliğini çok daha etkin şekilde sağlanabilmektedir. Bu kurguda, türbin alanlarına veya çevre hattına yapılacak herhangi bir müdahalede akıllı video analizli kameralar görüntüyü Securitas Uzaktan İzleme Merkezi ile paylaşmakta, operatörler tarafından video doğrulama yapılmakta ve gerekiyorsa anlık olarak görerek sesli anons ile caydırıcılık sağlanmaktadır. Ardından ihtiyaca göre de güvenlik görevlileri ilgili noktaya yönlendirilmektedir. İşletmedeki RES’lere ve GES’lere özgü bu yenilikçi, öngörülebilir ve önleyici güvenlik tasarımı sayesinde işletme maliyetlerinden ciddi oranda avantaj sağlanmakta, sürekli devriyeye gerek kalmadığı için de İSG riskleri de engellenmektedir.

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler