Connect with us

Genel

EBRD, Türkiye’deki en başarılı küçük ölçekli sürdürülebilir enerji projelerini ödüllendirdi

Yayın tarihi:

-

 

Sekiz firma enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji alanında yaptığı çalışmalarla ödüle layık görüldü

 

İstanbul’da bugün gerçekleşen törende Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve ortakları, Türkiye’de enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji alanında Türkiye Sürdürülebilir Enerji Finansman Programı (TurSEFF) altında 2013 – 2016 yılları arasında finanse edilen en başarılı projeleri ödüllendirdi. 2010 yılında başlatıldığından bu yana, EBRD tarafından yönetilen bu Program, esas olarak KOBİ’lerin enerji verimliliğin iyileştirmek üzere finans sağlamayı amaçlamıştır.  . Bu aşamada Programın üçüncü fazı olan TurSEFF III’ün lansmanı da bugünkü törende gerçekleştirilmektedir. TurSEFF III kapsamında, önceki fazlara ilaveten, bankalar ile birlikte finansal kiralama (leasing) kuruluşları ile de ortaklıklar kurmak ve belediye projelerine finans sağlamak hedeflenmektedir.

Bugüne kadar katılımcı olan altı yerel bankaya küçük ölçekli sürdürülebilir enerji projeleri için 600 milyon Euro’dan fazla kredi tesis edilmiştir. Bu fon yapısı içerisinde Avrupa Yatırım Bankası ve Japon Uluslararası İşbirliği Bankasının fonları da mevcuttur. 860’dan fazla proje finanse edilmiş ve bu projeler ile toplam 800.000 aracın karbon salımına karşılık gelen yıllık 2 milyon ton karbondioksit eşdeğeri  azaltım gerçekleşmesi beklenmektedir. Elde edilen toplam enerji tasarruf miktarı Türkiye’de 3 milyon kişinin tükettiği elektriğe tekabül etmektedir. Yenilenebilir enerji projeleri ile güç ve ısının bir arada kullanıldığı projeler de dâhil olmak üzere TurSEFF ‘in finanse ettiği kurulu güç kapasitesi yaklaşık 400 MW’dır. Bu pastadan en büyük payı yaklaşık yüzde 50’ye karşılık gelen 200 MW ile güneş enerjisi yatırımları almaktadır.

MWH Global Türkiye Genel Müdürü Murat Sarıoğlu, “Enerji verimliliği finansmanını daha da genişletmek için “Vakıfbank Ticari Binalarda Enerji Verimliliği Kredisi”, “Vakıfbank Elektrik Motorları İyileştirme Kredisi”, “Türkiye İş Bankası Lisanssız Elektrik Üretim Kredisi” ve “Yapı Kredi Yeşil Kredi Sistemi Geliştirme” olmak üzere dört adet yeşil finansal ürün geliştirip, bunları piyasaya sürmek üzere TurSEFF katılımcı bankalarını destekledik. Farkındalığı arttırmak suretiyle, pazarın büyümesini teşvik ederek kendilerinden sürdürülebilir enerji finansmanını daha ileri seviyelere götürmeleri beklenmektedir.” demiştir.

Avrupa Birliği, bu programa, katılım öncesi mali yardım aracı üzerinden, Türkiye Maliye Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın yakın işbirliğiyle teknik yardım ve danışmanlık hizmetleri kapsamında fon sağlayarak destek vermektedir. Bu fon ile EBRD; katılımcı bankalara, yenilenebilir enerji ve kaynak verimliliği projelerine finansman arayan özel sektör kuruluşlarına ve belediyelere proje bazında teknik danışmanlık hizmeti sağlayabilmektedir.

Bankalar için ödüller:

Denizbank “İklim Değişikliği Önlemede En Başarılı Banka” ödülüne hak kazanmıştır. Denizbank’ın sürdürülebilir enerji yatırımlarındaki becerisi, bankayı TurSEFF kapsamında sera gazı emisyonlarının azaltılmasında en çok başarı gösteren banka haline getirmiştir. Önlenen karbondioksit eşleniği, 240,000 aracın yıllık karbon salımına eşdeğerdir.

Türkiye İş Bankası “Güneş Enerjisi Santrali Finansmanında En Başarılı Banka” ödülüne hak kazanmıştır. Güneş enerjisi sektöründe, TurSEFF kapsamında, 90 MW fonlayan İş Bankası, bu tür yatırımlarda öncü konumundadır.

Vakıfbank “Enerji Verimliliği Finansmanında En Başarılı Banka” ödülüne hak kazanmıştır. Vakıfbank TurSEFF kapsamında 160 enerji verimliliği projesi finanse ederek, bu alanda en başarılı banka olmuştur.

Yapı Kredi “Proje Üretiminde En Başarılı Banka” ödülüne hak kazanmıştır. TurSEFF’e ilk olarak programın II. fazında katılan Yapı Kredi, programa ve onun hedeflerine olan özverisi sayesinde 740’tan fazla proje üretmiştir.

 

Yatırımcılar için ödüller:

Doğu Star “İklim Değişikliği Önlemede En İyi Proje” ödülünü kazanmıştır. Denizbank tarafından finanse edilen ve 35,000 aracın yıllık karbon emisyonuna eşit sera gazı salımını engelleyecek olan bu proje, Malatya Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle 2.4 MW kurulu gücünde bir çöp gazı santralinin kurulması ve işletilmesini kapsamaktadır. Malatya Büyükşehir Belediyesi ve Belediye Başkanı Sn. Ahmet Çakır da, projeye olan katkılarından dolayı bu ödüle ortak olmuşlardır.

Esko Enerji “En Yenilikçi İş Modeli” ödülünü kazanmıştır. Denizbank tarafından finanse edilen bu proje kapsamında, İstanbul’da bir hastane ile yatırımın teknik ve finansal risklerini üstlenen Esko Enerji arasında 10 yıl süreli bir sözleşme imzalanmıştır. Bu model sayesinde, hastanenin enerji faturaları kısa bir süre içerisinde azaltılıp, aynı zamanda güç kaynağının da yüksek kalitede kalması ve arzın güvenli hale getirilmesi sağlanmıştır. Esko Enerji yatırımı, TurSEFF kapsamında finanse edilen ilk ESCO (Enerji Hizmetleri Şirketi) projesidir.

YBT Enerji “Güneş Enerjisi Santrali Projesi Geliştirmede En İyi Uygulama” ödülünü kazanmıştır. Türkiye İş Bankası tarafından finanse edilen bu proje, Antalya ilinde yüksek kalite standartları gözetilerek kurulan ve işletilen 2 MW kurulu gücünde bir fotovoltaik güneş enerjisi santralini kapsamaktadır.

Elfa Enerji “En Yüksek Çevre Standartlarını Uygulayan Proje” ödülünü kazanmıştır. Elfa Enerji, rüzgâr enerjisindeki uzmanlığını en katı çevresel ve sosyal standartları göz önünde bulundurarak kurduğu enerji santraliyle kanıtlamıştır. Türkiye İş Bankası tarafından finanse edilen bu proje, bir “Gönüllü Karbon Piyasası” standardı olan “Gold Standard” tescili almaya hak kazanmıştır.

Oğullar Asfalt “Finansal Performansı En İyi Enerji Verimliliği Projesi” ödülünü kazanmıştır. Oğullar Asfalt, zorlu piyasa koşullarına rağmen, enerji giderlerini düşürüp, rekabet gücünü artırarak büyük bir başarıya imza atmıştır. Vakıfbank tarafından finanse edilen bu proje kapsamında, Oğullar Asfalt’ın Antalya’daki mevcut asfalt üretim hattı, fuel-oil yerine LNG kullanan yeni bir sistem ile değiştirilmiştir. Bu sayede üretim kapasitesi artırılmış ve enerjinin daha verimli kullanılması sağlanmıştır.

İlayda Hotel “Teknoloji Seçim Aracını En İyi Kullanan Proje” ödülünü kazanmıştır. Teknoloji Seçim Aracı €250,000’nun altındaki yatırımların kredilendirme süreçlerini hızlandırmak amacıyla geliştirilmiştir. İlayda Hotel, Kuşadası’ndaki tesisini sürdürülebilir hale getirmek için, bu aracı kullanarak birçok türde küçük ölçekli enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımları gerçekleştirmiştir. Projeler Vakıfbank tarafından finanse edilmiştir.

Saydam Tekstil “Üretimde Otomasyonu En İyi Kullanan Proje” ödülünü kazanmıştır. Saydam Tekstil, yapmış olduğu proses otomasyonu yatırımlarıyla Bursa’da bulunan fabrikasını geliştirmiştir. Yapı Kredi tarafından finanse edilen bu proje sayesinde, üretimde otomasyon daha etkili bir şekilde kullanılabilmiş, enerji harcamaları azalmış ve hatalı ürün sayısı en aza inmiştir.

Kılıç Holding “Kırsalı Elektrikle En İyi Buluşturan Proje” ödülünü kazanmıştır. Kılıç Holding, Muğla, Salih Adası’ndaki maliyeti yüksek ve çevre kirliliğine sebep olan dizel jeneratörlerin kullanımını azaltmak için 100kW gücünde şebekeden bağımsız bir güneş enerjisi sistemi kurmuştur. Proje Yapı Kredi tarafından finanse edilmiştir.

Devamını oku
Reklam
Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Türkiye’nin İlk Temiz Hidrojen İdeathonu’nda Büyük Ödülü ”HydroS” Ekibi Kazandı!

Yayın tarihi:

-

Yazar

İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında tüm dünyada bir temiz enerji dönüşümü gerçekleştirilmesi zorunluluk haline geliyor. Temiz Hidrojen ise dünyanın temiz enerji dönüşümünde en önemli araçlarından birisi olarak görülüyor.

Dünya’da yaşanan iklim değişikliği gibi önemli gelişmelere bağlı olarak da gelişmek için yeni bakış açılarına ve fikirlere ihtiyacımız bulunuyor. Geniş kitlelerin fikirlerine ulaşabilmek ve farklı bilgilerin birleşerek yenilikçi fikirlere dönüşmesini sağlayabilmek için, ideathonlar gibi yeni fikir oluşturma araçları ve platformları her geçen gün yaygınlaşıyor.

Bu amaç doğrultusunda; İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) tarafından, Enerji Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (ENSİA) ortaklığıyla uygulanan BEST For Energy Projesi kapsamında bu yıl düzenlenecek olan üç adet ideathon etkinliğinden ilki olan Türkiye’nin ilk Temiz Hidrojen İdeathonu Yaşar Üniversitesi’nde 23-24 Ekim tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirildi.

Temiz Hidrojen İdeathonu Yaşar Üniversitesi BTTO Müdürü Necip ÖZBEY ve İzmir Kalkınma Ajansı YDO Koordinatörü H.İ.Murat ÇELİK’in açılış konuşmaları ile başladı.

Etkinliğin devamında tematik konuşmacı olan Aspilsan Ar-Ge Mühendisi Dr. Can SINDIRAÇ, Shura Enerji Dönüşümü Merkezi Direktör Vekili Hasan AKSOY ve Siemens Gamesa Proje Yöneticisi Mikkel SERUP ‘’Neden Temiz Hidrojen?’’ konusunda  katılımcıları bilgilendirdi.

Gerçekleşen konuşmaların ardından katılımcılar yenilikçi fikirler ve uygulanabilir çözümler üretmek için ekipler halinde çalışırken, sektör firmaları ve akademisyenler de mentorluk desteği ile ekiplere katkı sağladı.

Temiz Hidrojen İdeathonu jüri üyesi olan KOSGEB İzmir İl Müdürü Levent ARSLAN, ENSİA Yönetim Kurulu Başkanı Alper KALAYCI, Yaşar Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölüm Başkanı Dr. Emrah BIYIK, İZKA Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü H.İ. Murat ÇELİK ve Yaşar Üniversitesi BTTO Müdürü Necip ÖZBEY gerçekleştirilen sunumlar sonrası değerlendirmelerini yaptı ve kazanan projeler belli oldu.

Birincilik ödülü olan 10.000 TL’yi HydroS takımı ‘’Hydrogen in a Nutshell’’ projesi ile, ikincilik ödülü olan 5.000 TL’yi Cyclizm takımı ‘’Geleceği İzmir’le Dönüştür’’ projesi ve üçüncülük ödülü olan 2.500 TL’yi Ulujen takımı ‘’Atıktan Değere’’ projesi ile kazandı.

BEST For Enerji Projesi kapsamında İzmir’de düzenlenen ideathon etkinlikleri serisi 20-21 Kasım 2021 tarihindeki BEST For Wind ve 4-5 Aralık 2021 tarihindeki BEST For City İdeathonları ile devam edecek.

 

 

 

Devamını oku

Genel

Paris İklim Anlaşması yürürlüğe girdi: Enerjide yeni dönem

Yayın tarihi:

-

Yazar

Paris İklim Anlaşması’na ilişkin kanun teklifi 6 Ekim’de Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Anlaşma, Resmi Gazete’de de “22 Nisan 2016 tarihinde imzalanan Paris Anlaşması’nın beyan ile birlikte onaylanması uygun bulunmuştur” ifadeleriyle yayımlanarak yürürlüğe girmiş oldu.

WWF, Greenpeace, TEMA Vakfı’nın da aralarında bulunduğu 15 kurum, konuyla ilgili ortak açıklama yayınladı.

İklim değişikliği konusunda çalışan imzacı kurumlar, Türkiye’nin Anlaşmaya  taraf olmasının olumlu bir adım olduğunu belirtiyor ve 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefinin benimsenmesiyle Türkiye’nin iklim politikasında yeni bir dönem başladığını vurguluyor.

Türkiye, dünyada en fazla sera gazı emisyonuna neden olan ülkeler arasında 16. sırada ve kişi başı emisyonları her gün artıyor. Sera gazı emisyonlarının azaltımı için öncelikle, Türkiye’nin 2053 yılına kadarki süreci kapsayacak kısa vadeli iklim hedefleri belirlemesi gerekiyor.  Paris Anlaşması’nın 1,5 derece hedefiyle uyumlu bir politika geliştirebilmek için, halihazırda sera gazı emisyonlarında artıştan azaltımı öngören Ulusal Katkı Beyanı’nı diğer ülkeler gibi gözden geçirmesi ve daha iddialı emisyon azaltım hedefleri sunması bekleniyor. 

Türkiye’nin yeni iklim politikası doğrultusunda sera gazı emisyonlarının azaltımı için yeni eylem planlarının hazırlanacak sektörler arasında, iklim değişikliğine en büyük etkiye neden olan enerji sektörü başta geliyor. Türkiye’nin fosil yakıtlardan aşamalı olarak çıkması, mevcut fosil yakıt destek ve teşviklerini sonlandırması ve tüm kamu kaynaklarını güneş ve rüzgar başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarına, bunun için gerekli altyapı çalışmalarına ve tüm kesimleri kapsayacak adil dönüşüm planlarına ayırması öncelikli konular olarak ortaya çıkıyor.

Hükümetin yeni iklim politikası dahilinde ilk adım olarak yeni kömür santrali yapılamayacağını taahhüt etmesi önem kazanıyor. 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmak için yeni kömür yatırımlarının yapılmaması gibi bazı önemli kilometre taşlarının bugün belirlenmesi gerekiyor. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye’nin,  geçtiğimiz hafta yeni kömürlü santrallerinin inşaatını durdurmayı amaçlayan “Yeni Kömür Santrali Yok Sözleşmesi” gibi girişimlerin izinde “yeni kömür yok” hedefini mutlaka taahhüt etmesi gerekiyor. 

Türkiye’nin aynı zamanda kömürden aşamalı çıkış için de bir hedef yıl belirlemesi önem taşıyor. Mevcut kömürlü termik santrallerin, yenilenebilir kaynaklarla ikame edilerek aşamalı olarak emekliye ayrılması, 2053 net sıfır hedefinin gerçekleştirilmesi için olmazsa olmaz. Bugün itibariyle, Avrupa’da 19 ülke kömürden tamamen çıktı ya da tamamen çıkma taahhüdünü duyurdu. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye, kömürden çıkışı planlayarak, bu konuda lider ülkeler arasına girebilir. 

Fosil yakıtlardan uzaklaşmanın yanı sıra iklim değişikliğiyle mücadele için atılacak her adım, istihdam, temiz hava, teknolojik gelişim gibi faydaları da beraberinde getiriyor.  Bilimsel araştırmalar, Türkiye’nin aktif bir iklim politikası yürütmesi halinde milli gelirinin %7 artacağını gösteriyor.”

Devamını oku

Genel

Enerji santallerinde öngörülü güvenlik

Yayın tarihi:

-

Yazar

Enerji ihtiyacının yerli kaynaklarla karşılanarak dışa bağımlılığın azaltılması, enerji kaynakların çeşitlendirilerek sürdürülebilir enerji kullanımının sağlanması ve enerji tüketimi neticesinde çevreye verilen zararların en aza indirilmesi açılarından yenilenebilir enerji oldukça önemli bir değere sahiptir.2020 Yılında yaşanan pandemi dönemi de bu önemi ayrı bir pencereden bizlere bir kez daha göstermiştir. Ülkelerin ihtiyaçlarını yerli kaynaklardan karşılaması pandemi gibi zorlu dönemlerde de yaşanabilecek çeşitli krizleri engellemektedir. 

Şu anda dünya genelinde fosil yakıtlardan enerji üretimi ağırlıkta olsa da gelişen trend yenilenebilir enerji üzerinedir. Birçok ülke enerji üretim alanındaki stratejilerini bu doğrultuda belirlemekte, üretilen enerjinin daha verimli kullanılabilmesi adına yeni teknolojiler üzerine çalışmalar yapmaktadır. Enerji alanında dünyada gelişen bu trende Türkiye’de ayak uydurmakta, hatta özellikle güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi alanında önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Ülkemiz bulunduğu coğrafi konum ve jeopolitik yapısı sebebi ile özellikle yenilenebilir enerji alanında oldukça önemli bir potansiyele sahip durumdadır. Birçok ülkeye göre özellikle güneş ve rüzgar açısından çok daha avantajlı bir potansiyele sahip olduğu bilinen ülkemizin EPDK verilerine göre 2020 sonu itibariyle rüzgar enerjisi santrali kurulu gücü yaklaşık 9.000 MW, güneş enerjisi kurulu gücü de yaklaşık 6.600 MW civarındadır. Diğer yenilenebilir enerji kaynakları olan hidroelektrik enerji santralleri yaklaşık 30.000 MW, jeotermal enerji santralleri yaklaşık 1.500 MW kurulu güce sahiptir. Bu veriler göstermektedir ki toplam kurulu gücümüzün yaklaşık %47’si yenilenebilir enerji kaynaklarından,  %15’inin de geleceğin enerjisi olarak nitelendirilen rüzgar ve güneş kaynağına dayalı olduğunu göstermektedir. Uzmanlar tarafından tahmini hesaplanan yenilenebilir enerji  potansiyele göre daha oldukça yüksek bir potansiyelimiz olduğu bilinmekte ve bu doğrultuda da yeni projelerin işletmeye geçmesi ile birlikte her geçen gün kurulu gücümüz de artmaktadır. 

Artan bu enerji yatırımlarının, inşaat ve montaj süreçlerinin güvenle tamamlanarak işletmeye geçmesi, işletmeye geçtikten sonrada güvenle enerji üretmesi elbette ki oldukça önem arz etmektedir. Bu alanda yatırım yapan şirketlerin güvenlik açısından yaşayacağı bir problem, iş planlarını sekteye uğratabildiği gibi finansal açıdan dengesizliklere de yol açabilmekte ve mental açıdan yorgunluk yaratabilmektedir. Bir enerji üretim santralinin inşaat aşamasına geçebilmesi için uzun ve zorlu bir izin sürecinin tamamlanması, sonrasında da önemli yatırım bütçeleri ayrılması gerekmektedir. Bu denli zorlu ve maliyetli süreçlerden geçen bir enerji yatırımının güvenlik açısından problemler yaşaması istenebilecek en son şeylerdendir. Bilindiği üzere enerji üretim santrallerinin gerek şantiye dönemleri gerekse işletme dönemleri çeşitli riskler barındırmakta, bu risklerin ortaya çıkmaması içinde hassasiyetle önlemlerin alınması gerekmektedir. Özellikle şantiye/montaj halindeki projelerin çoğunluğu zorlu lokasyon ve coğrafi koşullarda yer almakta ve geniş bir alana yayılmaktadır. Bu tarz projelerde değerli malzeme yoğunluğunun yüksek olması, kaybolması halinde proje iş planını sekteye uğratabilecek ekipmanların varlığı, çok yönlü İSG unsurları ve sosyal etkileri güvenlik risklerini arttırmaktadır. Ortaya çıkan bu yüksek güvenlik risklerinin engellenebilmesi için çok iyi politikalar belirlenmesi, üzerinde hassasiyetle durulması ve doğru yönetilmesi değerlidir.

Enerji sektöründe ön planda olan başlıklardan birisi de güvenliktir ve burada stratejik bir öneme ve değere sahip olan enerji projelerinin güvenliği için, deneyim, bilgi birikimlerimi ve segmente özel derinleşmiş tecrübe devreye girer. 

Derin sektör tecrübesi ile hangi proje türünde hangi aşamada, hangi lokasyonlarda nasıl risklerle karşılaşabileceğimizi önceden öngörebilmesi,  projede daha göreve başlamadan önce tespit edilen bu risklerin ortaya çıkmaması içinde önem arz eder. Güvenlik teknolojileri, uzaktan izleme çözümleri gibi farklı hizmet karmaları eşliğinde entegre güvenlik çözümleri ile optimum fayda sağlanır.  Enerji yatırımcılarına ayrıca enerji tesislerinde ihtiyaç duyulan en doğru güvenlik teknolojisini, güçlü yapımız sayesinde yıllara yayılabilen finansal modellemeler eşliğinde yapılabilmektedir. Bu teknoloji yatırımlarını yaparken işletme maliyetlerinde de tasarruf yaratıldığından  tesisler ileri güvenlik teknolojilerine de sahip olabilmektedir.

Örneğin, işletmeye geçmiş olan Rüzgar Enerji Santrallerinin güvenliği;  genelde geniş bir alana yayılmış olan rüzgar türbinlerinin standart kamera sistemi ile izlenmesi ve sürekli devriyeler atılması ile sağlanmaktadır. Benzer durum Güneş Enerjisi Santralleri için de geçerlidir. Geniş bir alanda kurulan santrale ait çevre hattı standart kamera sistemleri ile 7/24 izlenmekte, devriye eşliğinde çeşitli kontroller yapılmaktadır. Bir Rüzgar Enerji Santralinde tüm rüzgar türbinlerine, bir Güneş Enerji Santralinde de çevre hattına kurulan akıllı video analiz özelliğine sahip kamera sistemleri, hoparlörler ve Securitas Uzaktan İzleme Merkezinin entegrasyonu sayesinde 7/24 sürekli izlemeye gerek kalmadan, türbin pad alanlarının, çevre hattının güvenliğini çok daha etkin şekilde sağlanabilmektedir. Bu kurguda, türbin alanlarına veya çevre hattına yapılacak herhangi bir müdahalede akıllı video analizli kameralar görüntüyü Securitas Uzaktan İzleme Merkezi ile paylaşmakta, operatörler tarafından video doğrulama yapılmakta ve gerekiyorsa anlık olarak görerek sesli anons ile caydırıcılık sağlanmaktadır. Ardından ihtiyaca göre de güvenlik görevlileri ilgili noktaya yönlendirilmektedir. İşletmedeki RES’lere ve GES’lere özgü bu yenilikçi, öngörülebilir ve önleyici güvenlik tasarımı sayesinde işletme maliyetlerinden ciddi oranda avantaj sağlanmakta, sürekli devriyeye gerek kalmadığı için de İSG riskleri de engellenmektedir.

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler