Connect with us

Güç Aktarım Bileşenleri

Rüzgar enerjisi üreticilerinin ödüllü çözümü: Schaeffler PREMESY

Yayın tarihi:

-

Bir açık deniz tesisindeki tek bir arıza, altı haneli rakamlara kadar maliyete neden olabilir. Schaeffler PREMESY, hataları erken bir aşamada tespit edebilir ve operatörü gerçek zamanlı olarak bilgilendirerek maliyetlerin en aza indirilmesine yardımcı olur.

Schaeffler PREMESY, montaj ve işletim sırasında rüzgar türbinlerinde rulman ön yükünü izler.

Yüksek hassasiyetli, dijital mesafe sensörleri ve bir izleme ünitesi, sistemin temel bileşenleridir.

Sürekli izleme, kestirimci bakımın uygulanmasını mümkün kılar.

Rotor mili yatak desteği, rüzgar türbinlerinde önemli bir rol oynar. Rüzgar tarafından üretilen tüm kuvvetler doğrudan bu yataklara etki eder. Rulmanlar son derece dinamik yüklere ve çalışma koşullarına maruz kalır. Ana yatak arızalanırsa, üretim kayıpları ve yüksek takip maliyetleri ile tüm rüzgar türbini için plansız duruş süresine neden olur. İşte burada Schaeffler’in yeni geliştirilen PREMESY ön yük ölçüm sistemi devreye giriyor.

Ayarlanmış yatak düzenlemeleri, modern multi-megawatt’lık rüzgar türbinlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu rulman tasarımı, uzun hizmet süreleri ile birlikte yüksek düzeyde güvenilirlik sunar. Ancak önemli olan, rulman ön yükünün montaj aşamasında olduğu kadar çalışma sırasında da mümkün olduğunca hassas bir şekilde ayarlanmasıdır. Bu ön yükün optimum konfigürasyonu, tasarım sürecinde sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak karmaşık hesaplamalar temelinde belirlenir. Ancak pratikte bu ayarlar, özellikle montajdan sonra nadiren kontrol edilir. Tasarım aşamasında tanımlanan rulman ön yükünden herhangi bir sapma, yalnızca rulmanlar çalışma sırasında zamanından önce arızalanırsa belirlenir.

Schaeffler PREMESY, piyasadaki türünün ilk ve tek dijital sistemidir. Montaj sırasında ve çalışma sırasında rulman ön yükünü izler.

Sistem, entegre edilmesi kolay merkezi bir birim tarafından izlenen yüksek hassasiyetli, dijital mesafe sensörlerine dayanmaktadır. Bu nedenle PREMESY, arızalara neden olma olasılığı en yüksek olan faktörler izlenebildiğinden, kestirimci bakım için temel sağlar.

Sürekli izleme, arızaları ve buna bağlı yüksek maliyetleri önler

Rüzgar türbini sistemlerindeki plansız arızalar son derece yüksek maliyetlere neden olabilir. Birkaç gün, hatta haftalarca süren üretim kayıplarının yanı sıra onarım maliyetleri özellikle açık deniz tesisleri için 500 bin Euro ile 1 milyon Euro arasında olabilir.

Schaeffler Rüzgar Enerjisi Bölgesel İş Birimi Uzmanı Benedikt Neugebauer, “PreMESY kullanılmadan rulman ön yükünün doğru şekilde ayarlanması ve izlenmesi son derece karmaşıktır. Ön yük çok yüksekse hizmet ömrü önemli ölçüde azalır ve aşırı durumlarda rulman aşırı ısınabilir. Ön yük çok düşükse, rulmanın ve dolayısıyla tüm rüzgar türbininin erken arızalanmasına neden olabilecek rulmanların düzgün kinematik davranışına müdahale eder. PREMESY, rüzgar türbinlerinin kesintisiz çalışmasını sağlayarak güvenilir enerji üretimine önemli katkı sağlıyor” diye açıklıyor.

PREMESY, mevcut pazar lansmanından önce endüstri tarafından kabul gördü. Bu yenilikçi sistem Kasım 2021’in başında, Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) tarafından düzenlenen Rüzgar Geleceği Ödülleri’nde ‘Yılın Akıllı Teknoloji Yeniliği’ kategorisini kazandı.

Türkiye'nin alanında en özel yayınlara sahip medya grubu MONETA'nın sektörel dergi ve portallarının yönetimine katkıda bulunmaktayım. MONETA bünyesinde yeni nesil yayıncılık anlayışıyla içerik yönetimini geliştirmeye devam ediyoruz.

Güç Aktarım Bileşenleri

Sektörün talepleri, PGR’nin Sikloid Serisi PCD Redüktörleri ile karşılık buluyor

Yayın tarihi:

-

Yazar

Redüktör üretiminin lider firmalarından biri olan Polat Group Redüktör (PGR), sektörün yenilikçi yüzü olmayı sürdürüyor. PGR, sektörün taleplerini gözeterek piyasaya sunduğu Sikloid Serisi PCD Redüktörleri ile kompaktlık, yüksek tahvil, küçük boyut ve ürün güvenilirliği konusundaki talepleri karşılıyor.

Geleneksel redüktörlerden farklı bir tasarıma sahip olan PCD serisinin en önemli özelliği; normal dişlilerde olduğu gibi kayıcı şekilde bir sürtünme hareketi yerine, bir elemandan diğerine yuvarlanmak suretiyle iletmesi.

Benzersiz sikloidal tasarımı sayesinde üstün avantajlara sahip PCD Serisi Redüktörler:

  • En zorlu uygulamalarda yüksek performans, 
  • Aşırı yük koruması,
  • Geniş tahvil aralığı,
  • Yüksek yük kapasitesi,
  • Sessiz çalışma,
  • Yüksek verimlilik, 
  • Termal faktör sınırlaması olmadan uzun çalışma ömrü sağlıyor.

PCD serisinin diğer özellikleri

  • Tek kademede 21, çift kademede 36 farklı gövde büyüklüğü ile hizmete sunulmaktadır.
  • Giriş ve çıkışı eş eksenli redüktörlerdir.
  • Gövde rijit bir yapıya sahiptir ve ısı transferine uygundur.
  • Sistem mukavemet hesaplamaları; DIN, ISO ve NIEMANN standartlarına uygun olarak yapılmaktadır.
  • Ayaktan, flanştan ve gövdeden bağlantılı 3 farklı gövde opsiyonları bulunmaktadır.
  • Yatay ve dikey olmak üzere farklı montaj pozisyonları bulunmaktadır.
  • Farklı giriş opsiyonları (Motor akuple, PAM, IEC, W, …) sunulabilmektedir.
  • Mil çıkışlı olarak sunulmaktadır.
  • Diskler 100 Cr6, Gövdeler GG25 malzemeden üretilmektedir.
  • Tek kademe 412’ye kadar gövdeler gres ile 413…420 arası gövdeler ise yağ banyosu yapılarak; çift kademe 407/07…418/10 arası gövdeler gres ile 416/11…427/19 arası gövdeler yağ banyosu yapılarak yağlanmaktadır.
  • Müşterinin özel talepleri karşılanabilmektedir.

Teknik özellikler

  • Güç: 0.2 … 75 kW
  • Moment: 7 … 61500 Nm
  • Tahvil: 6 … 658503
Devamını oku

Güç Aktarım Bileşenleri

Schaeffler’in optimum yağlamalı mil yatakları ile milyonlarca Euro tasarruf

Yayın tarihi:

-

Yazar

Zorlu koşullara rağmen rüzgar türbinlerinin 25 yıldan fazla bir süre kullanılabilirliğini garanti altına almayı ve arızaları önlemeyi amaçlayan Dongfang Electric Corporation (DEC), Fujian Xinghua Körfezi’ndeki rüzgar türbinlerinin ana mil yatakları için kusursuz bir çözüm arıyordu. Karşılaştığı güçlüklerle ilgili Schaeffler‘e başvuran DEC, taleplerine Schaeffler’in uygun rulman ve optimum yağlama çözümleriyle karşılık buldu.

Destek kanatları, jeneratörler, elektronik kontrol sistemleri ve diğer temel bileşenleri kapsayacak şekilde kara ve deniz üstü rüzgar türbinlerini tasarlayıp üreten DEC, özellikle zorlu çevresel koşullara maruz kalan offshore uygulamaları için (en büyük rüzgar türbinlerinden biri olan 10 MW’lik rüzgar türbini de dahil) rüzgar türbinlerinin bakım çalışmalarını en aza indirgeyerek minimum 25 yıl hizmet vermesini amaçlıyor. Tesis üreticisi için her hasar pahalıdır. Arızaları önlemek için ana yatak düzeni ve yağlama çok uyumlu olmalıdır. Gres, rulmanın sürekli çalışmasını sağlayabilen tek dinamik olduğundan, rulman ömrü için yeterli miktarda gresin sağlanması gerekmektedir. Karşılaştığı bu zorluklarla ilgili Schaeffler’e başvuran DEC, optimum çözüme ulaştı.

Schaeffler’in Çözümü

Schaeffler uzmanları, uygun rulman ve optimum yağlamayı belirlemek için BEARINX programını kullanarak hesaplamalar yaptı. Uygulamaya özel tasarlanmış ana yatak rulmanı ile optimum yağlama için performans gresi Arcanol LOAD460’ın kullanılması önerildi. BEARINX hesaplamaları ve ekipman testi, detaylı bilgiler sağlamanın yanı sıra LOAD460’ın uygulama gereksinimlerini karşıladığını da gösterdi. Arcanol LOAD460 düşük sıcaklıklarda (-40°C) yüksek performans ve  mükemmel aşınma korumasına ek olarak, Emcor testinin de belirttiği gibi olağanüstü korozyon önleme özellikleri gösterir. Schaeffler müşterisi DEC için yüksek yüklerde ve geniş bir sıcaklık aralığında dahi gres hizmet ömrünün artması anlamına geliyor. Bu da bakım aralıklarının optimize edilmesini ve sistemde daha düşük gres tüketimini sağlıyor.

DEC, diğer santrallerinde de kullanmayı planlıyor

Offshore rüzgar türbinlerinde hasar ve bunun sonucunda rulmanların sökülmesi ve bileşenlerin değiştirilmesiyle ilintili masraflar, maliyetleri çok yükseklere taşıyabiliyor. Tek başına bir ana mil yatağının değiştirilmesinde tekne, vinç ve diğer ekipmanların kiralama maliyetleri 800.000 Euro dolaylarına ulaşıyor. Planlanmamış bir kesintide, ortalama 20 gün ile 2,2 milyon kilovat saat kayıp meydana geliyor; bu da 200.000 Euro tutarında ek maliyet ortaya çıkarıyor. Genel çözümden oldukça memnun olan DEC, Arcanol LOAD460’ın 10 MW’lik rüzgar santrali türbininin ana milinde başarıyla kullanılmasının ardından, Arcanol LOAD460’ı diğer rüzgar santrallerinde de kullanmayı planlıyor.

75 yılı aşkın bir süredir hareket ve mobilite alanlarında çığır açan icatlar ve gelişmelere öncülük eden Schaeffler, bu sektörün yanı sıra; haddehaneler, çelik endüstrisi, çimento endüstrisi, inşaat makineleri ve kağıt endüstrisindeki uygulamalar için yüksek derecede uyumluluk sergileyen rulman ve yağlama çözümleri sunuyor.

Devamını oku

Güç Aktarım Bileşenleri

Yılmaz Redüktör’den rüzgar türbinleri için pitch ve yaw drive çözümleri

Yayın tarihi:

-

Yazar

Yılmaz Redüktör Genel Müdürü Metin Yılmaz’la bir röportaj gerçekleştirdik. Köklü firmanın geçmişi ve merhum Mesut Yılmaz’ın ilham verici hikâyesini dinlediğimiz Metin Bey’den, rüzgar türbinlerine dönük redüktör çözümleri ve partnerlik yaptıkları türbin üreticisi firmalar hakkında da bilgiler aldık.

Yılmaz Redüktör’ün yarım asrı aşan yolculuğundan kısaca bahsedebilir misiniz?

Yılmaz Redüktör, 1958 yılında kurulmuş bir şirkettir. Kurucusu Sayın Mesut Yılmaz’ı 2001 yılında kaybettik ve kendisini rahmetle anıyoruz. Mesut Yılmaz’ın hikâyesi, Türkiye sanayicisinin o dönem içinde yaşadığı zorlukların bir aynasıdır ve geleceğe bakarken sahip olduğumuz günümüz değerlerinin kıymetini bize hatırlatmaktadır. Henüz 14 yaşında iken “ben tornacı olacağım” diyerek babasının Kastamonu Abana’da bulunan kahve dükkanında çalışmayı reddeden ve gizlice bir mavnanın kapalı bölümüne saklanarak İstanbul’a kaçan azimli bir gencin hikâyesidir bu. Parasız pulsuz, İstanbul’da, Karaköy’de, o dönem kalafat yeri denen yerde, içinde torna gördüğü bir atölyeye yanaşıp, Ermeni ustasına “Ben çalışmaya geldim… para falan istemiyorum… Yiyecek aş, yatacak yer ve bana çalışacak bir torna verin” diyebilecek kadar azimli bir gencin hikâyesi. Sonrasında ondan çok şey öğreneceği ustası onu kendi evladı gibi sevecek ve o gün “Sana iş de, aş da, yatacak yer de vereceğim. Yevmiyeni de alacaksın. Ama önce babanı bulup bir konuşalım…” diyecekti. Ermeni ustasının yanında yaklaşık 10 yıl çalıştıktan sonra, yaşlanan ustasından kendi işini kurma iznini almış ve 1958’de kendi şirketini kurmuştur. O dönem kendi imkânları ile kendi ürettiği ilk tornası ve satın aldığı tek matkap ile kendi işine başlayacak ve hatta tornanın motorunu, eşinin dikiş makinesini satarak satın alabilecekti. 1963 yılına kadar farklı sektörlere parça imalatı yaptıktan sonra, kendisine sürekli tamir için getirilen redüktörlere yani dişli kutularına özel bir ilgisi olmuştur ve 1963 yılından itibaren yalnızca dişli kutusu üretmeye karar vermiştir. İlk büyük işini yine aynı yıl Kastamonu orman işletmelerine yapmış, o dönem 150 adedin üzerinde olan ilk seri imalatını yapmıştır. O günlerde 5 kişi ile başlayan firmamız bugün grup olarak 1300 kişilik bir ekip olmuştur. Mesut Bey’in 3 oğlu yönetim kurulundadır ve Yılmaz Grubu’nu başarı ile yönetmektedirler. Sektöründe Ortadoğu’da lider Avrupa’da ilk beş firma içinde yer alan firmamız, dünyada 50’den fazla ülkeye ihracat yapmaktadır. Yılmaz Grubu’nun günümüzde 3 ayrı üretim merkezi bulunmaktadır. Biri Esenyurt diğer ikisi Çerkezköy yerleşkesindedir. Yine Çerkezköy’de dördüncü fabrikanın da temelleri atılmış ve bu yıl içerisinde faaliyete geçecektir. Bu fabrikalardan biri ELK markası ile asenkron elektrik motorları üretmekte, diğer bir fabrika MES markası altında pik ve sfero döküm dökmektedir. YILMAZ markası altında ise hem Esenyurt hem Çerkezköy fabrikalarında dişli kutusu üretimi yapılmaktadır. 2021 yıl sonuna kadar, grup toplamda yaklaşık 250.000 metrekarelik kapalı üretim alanına kavuşacaktır.

Rüzgar enerjisi sektörüne yönelik çözümleriniz hakkında ayrıntılı bilgi alabilir miyiz?

Rüzgar türbinlerinde, rüzgarın hızına göre kanadın açısını çeviren “pitch drive” dediğimiz redüktörler ve nasel dediğimiz ana gövdeyi, kanatlar rüzgara dik olacak şekilde çeviren “yaw drive” redüktörler bulunmaktadır. Bunun haricinde kanat ile jeneratör arasında ana redüktör veya “direct drive” jeneratör bulunmaktadır. Biz Yılmaz Redüktör olarak “pitch ve yaw” drive redüktörler üretmekteyiz. GE, Siemens ve Enercon temasta olduğumuz rüzgar türbini üreticileridir. GE ve Siemens için test aşamaları geçilmiş ve seri üretim 2021 yılının son çeyreği olarak planlanmıştır. Enercon muhtemel olarak 2022 yılının başı olacaktır. Bu redüktörler müşteri isteklerine göre tasarlanmış, uzun ömür ve performans testlerinden geçirilmiş özel redüktörlerdir. Beklenen çalışma ömürleri ve maruz kaldıkları yükler, birçok klasik redüktörle kıyaslandığında oldukça farklıdır ve ciddi tasarım bilgisi ve tecrübe gerektirmektedir. Laboratuvarların hızlandırılmış ömür testlerini yapabilecek kabiliyette olması gerekmektedir. Bütün bu zorlayıcı şartlar altında rekabetçi bir ürün tasarlanamaz ise pazarda şans bulamaz. Yılmaz Redüktör’ün kullandığı üretim teknolojisi ve Ar-Ge kabiliyetleri bunu gerçekleştirmeyi sağlamaktadır. 

Türkiye’de ve dünyada rüzgar enerjisi sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizi bu sektöre yönelten ne oldu?

Hepimizin bildiği son yıllarda yaşadığımız iklim değişiklikleri geleceğimiz için kaygı verici. Dünya üzerinde ortalama sıcaklıkların bir derecelik artışları, buzulların erimesi ve deniz seviyelerinin yükselmesi ile sonuçlanıyor. Kıyı şeridinde yaşayan milyonlarca insan tehdit altında olduğu gibi, tatlı su kaynaklarının da azalması ile kuraklık, geleceğin en büyük tehdidi. Bunu gelecek nesillerimize hiçbirimiz yaşatmak istemiyoruz. Sürdürülebilir ve yaşanabilir bir dünya istiyoruz. Ortalama sıcaklığın artmasında, sera gazları ve karbondioksitin etkisini hepimiz biliyor ve tartışıyoruz. Tüm ülkeler karbon izlerini azaltmak zorunda. Bir taraftan da yeni teknolojilere kabaran iştahımız ve hayat standartlarındaki yükselmenin sonucu olarak enerji ihtiyacımız artıyor. Bu çıkmazdan kurtulmanın yolu temiz enerjiden geçiyor. Fosil yakıtlardan tamamen çıkıp, dönüştürülebilir enerji kaynaklarına geçmemiz gerekiyor. Rüzgar türbinleri ve güneş panelleri de fosil yakıtların yerine geçebilecek, teknolojisi bilinen, yeni enerji üretim kaynakları. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu konuya artan bir ivmeyle önem gösteriliyor ve teşvik edici politikalar açıklanıyor. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde Türkiye’de yüzbinlerce rüzgar Türbininin kurulacağını düşünüyorum. Bunu yaparken yabancı bağımlılığından da kurtulmamız gerekiyor. Biz kendi sektörümüz içinde parçaları üretmek için son iki yıldır yatırım yapıyoruz. Çerkezköy’de kurulan 4. üretim merkezimizin ana çıkış noktası bu olmuştur. Diğer parçalarda da farklı sektörlerde ciddi çalışmalar yürütülüyor. Önümüzdeki beş yıl içerisinde bu parçaları bir araya getiren komple rüzgar türbini üreten güçlü yerli firmaların çıkacağını umut ediyorum.   

Rüzgar enerjisi sektöründe ürün sağladığınız projeler ya da partnerlik yaptığınız üreticiler varsa bu konuda bilgi alabilir miyiz?

Daha önce değinmiştim. GE ve Siemens için ürün test ve onaylama süreci tamamlandı. 2021 yılı dördüncü çeyreği için üretim planlamamız yapıldı. Enercon firması için de henüz tasarım aşamasındayız. Yerli bir türbin üreticisi çıkması durumunda, ürün sağlama noktasında şimdiden hazır olduğumuzu bildirebilirim. 

Kısa veya uzun vadede hayata geçirmeyi düşündüğünüz yeni projeler var mı?

Kısa vadede daha büyük planet redüktörler planımızda bulunuyor. Yıl sonuna kadar 500000Nm’lere varan planet redüktörlerimiz kataloğa eklenecek. Bu, 50000Nmc ile sınırlı olan mevcut serinin 10 kat artırılması demek oluyor. Yeni üretim merkezimizin yıl sonuna kadar inşaatı tamamlanacak ve devreye alınacak. Yine kısa vadeli programımızın içerisinde yerli sürücü imalatı bulunuyor. 2021 yılının ikinci yarısında üretime başlanacak. 

Uzun vadede yenilenen fabrikalarımız, yalın üretim felsefesi ile çalışan, otomasyon ağırlıklı, kâğıtsız, dijital fabrikalar haline gelecek. Günümüzde bu konuda oldukça yol kat ettik. 

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Ülkemizin daha ileri götürmek, dünyada daha rekabetçi ürünler üretebilmek ve rakiplerimizin önünde koşabilmek için, nitelikli, iyi eğitimli elemanlara ihtiyacımız var. Gelecek stratejilerimiz içerisinde en önemli konunun bu olduğunu düşünüyorum. Araştıran, kalıpları içinde hapsolmadan özgürce düşünebilen tertemiz beyinlere ihtiyacımız var. Bu insanlara hayallerini gerçekleştirmeleri için ortam ve kaynak sağlamalıyız ve teşvik etmeliyiz. Bu insanları ülkemizde tutabilecek heyecan ve imkânı sağlamalıyız. Gelecek, bilgiye ve teknolojiye hâkim insanların elinde olacak, makinelerin ve robotların değil.

Metin Yılmaz kimdir?
1971 Almanya doğumluyum ve çocukluğum Almanya’da geçti. Lise yıllarım Kastamonu Abana ilçesinde geçti. ITÜ Gemi İnşaat Fakültesi Gemi İnşaat Bölümü’nden 1993 yılında mezun oldum. Makine Fakültesi’nin bir alt dalı iken bağımsız bir fakülte haline gelmiş bir fakültedir. Staj dönemlerimi saymaz isek, Yılmaz Redüktör’e 1993 yılında başladım ve 1994 yıllında dil eğitimi için İngiltere’ye gittim. 1996 yılında tekrar kısa dönem askerlik hizmetimi de tamamlamış olarak Yılmaz Redüktör’de işe başladım. Uzun yıllar sonra Boğaziçi Üniversitesi Mekatronik Bölümü’nde yüksek lisans da yaptım. İmalat, Kalite Kontrol, Satış Teknik Destek, Planlama ve Ar-Ge bölümlerinden sonra Genel Müdür olarak atandım. Son birkaç yıldır bu görevi üstlenmekteyim.

Devamını oku

Trendler