Connect with us

Genel

EWT’nin fark yaratan rüzgar türbinleri

Yayın tarihi:

-

 

EWT dünya üzerinde birçok farklı ülke ve sektörde hizmet vermektedir. Belirli ülkeler ve bölgelerdeki müşterilerine, EWT türbinlerinin sağladığı enerji tasarrufuyla üretilen kWh ile ilgili enerji satış ve enerji tasarruf projeleri sunmaktadır.

 

Emergya Rüzgar Teknolojileri

Emergya Rüzgar Teknolojileri (EWT) IEC sertifikalı IIA ve IIIA  sınıflarında  1MW , 250KW ve 500kW  doğrudan tahrikli yüksek performans rüzgar türbinleri üreten Hollanda merkezli,  tasarımcı ve üreticidir bir kuruluştur.

EWT dünya üzerinde birçok farklı ülke ve sektörde hizmet vermektedir. Belirli ülkeler ve bölgelerdeki müşterilerine, EWT türbinlerinin sağladığı enerji tasarrufuyla üretilen kWh ile ilgili enerji satış ve enerji tasarruf projeleri sunmaktadır.

 

 

Rüzgar Sektörünü Yerelleştirme Odaklı

Toplamda 600’ün üzerinde türbin EWT teknolojisi ile Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya kıtalarında faaliyetde olup, her türlü zorlu şartta verimli ve güvenilir bir şekilde elektrik üretmeye devam etmektedir.

EWT ürettiği tüm entegre enerji çözümleri ile tamamen rüzgar sektörünü yerelleştirmeye odaklanmaktadır. Arazi sahiplerinden yatırım fonlarına, topluluklardan orta ölçekli sanayiye kadar geniş bir müşteri yelpazesine sahiptir.

 

 

Yüksek Verim ve Kullanılabilirlik

EWT kullanıcıları, diğer emsallerine göre yüksek verim ve kullanılabilirlikten daha çok faydalanırlar. EWT, kWh üretimini maximize ederek ya da şebeke beslenme gücünü dengeleyerek önemli ölçüde tasarruf sağlar, kullanıcılarının değerini arttırır. Bu, tek bir türbin, bir türbin kümesi veya EWT’nin rüzgar enerjisini dizel jenerasyonuyla birleştirerek daha fazla enerji tasarrufu yarattığı Alaska’daki örnek gibi diğer nesil türbin formlarıyla kombinasyon yapılarak sağlanılır.

 

 

EWT’nin Sunduğu Hizmetler

EWT ürettiği doğrudan tahrikli rüzgar türbinleri için 7 / 24 servis hizmeti sunmaktadır. EWT, Dünya üzerindeki tüm türbinlerini merkez Amersfoort’da bulunan control odasından izlemektedir. Kullanıcılar ile 5 veya 10 yıllık “Directwind” servis anlaşmaları imzalar. Bu anlaşmalar, 7/24 izleme, yedek parça, kestirimci bakım, emre amadelik ve güç eğrisi garantisi içermektedir. Servis hizmetleri, geniş bir uluslararası servis ekibi ile desteklenmektedir.

 

 

Türkiye’de Enerji Talebi

Türkiye, pahalı fosil yakıtlarına bağımlılığına rağmen yenilenebilir enerji potansiyeli sayesinde enerji dünyasında hızla büyüyen bir ülke konumundadır. Bu yüzden EWT bir kaç yıl evvel Türkiye’de bir çok kullanıcının enerji ihtiyacını karşılamak ve çözümler üretmek maksadıyla bir satış ekibi ve ofisi oluşturdu.

 

Şimdilik EWT’nin Türkiye’deki odağı, 1MW’a kadar olan lisanssız projelerdir. Ancak araştırmacılar, Rüzgar Enerjisi sektörünün ülkedeki gelişimini fosil yakıtlarının azalmasıyla gerçekleşeceğini ön görmektedir.

 

 

EWT Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş. 

EWT Türkiye de ilk iki adet DW 54 – 900 kW türbinini kurma başarısını göstermiştir. Markanın dünya üzerindeki bilinilirliği ve güvenilirliğini Türkiye’de de artırma yolunda bu ilk türbinler çok önemli adımlar olmuştur. İlk projelerin başarılı bir şekilde hayata geçmesi, EWT türbinlerine olan ilgiyi artırmıştır. Farklı aşamalarda birçok yeni proje üzerinde çalışmalar devam etmektedir. EWT’nin Türkiye için hedefi, orta segment rüzgar türbin pazarında daha önce farklı ülkelerde yakalanmış olan başarının yakalanması, lider teknoloji sağlayıcısı haline gelinmesidir. Direct Drive (dişli kutusuz) türbin  teknolojisi ile müşterileri ile uzun dönemli servis-bakım anlaşmaları yapmaktadır. Uzun dönemli anlaşmalar, emre amadelik ve güç eğrisi (power curve) garantisi içermektedir. Türkiye servis ekibi kurulmuştur.

 

 

Enerji Maliyetlerinin Düşürülmesi 

EWT,  tarım, endüstri, madencilik sekörlerinin yanısıra belediyeler için de önemli bir enerji üretim partneri olmayı hedeflemektedir. Enerji maliyetlerini düşürmek isteyen birçok sanayi kuruluşu lisanssız elektrik üretimi yönetmeliğinden faydalanarak iç tüketimlerini karşılama amaçlı proje geliştirilmesi konusunda EWT ile irtibat halindedir. EWT Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş., müşterilerinin ulusal şebekeye olan bağımlılığını azaltmak ve mevcut enerji maliyetlerini düşürmeyi amaçlamaktadır. EWT, distributed power (dağıtılmış üretim/yerinde tüketim) konusunda edindiği uluslararası tecrübesini, Türkiye’deki sanayici ile buluşturarak, girdileri düşürme ve rekabetçiliği artırma konusunda destek vermeye devam edecektir.

 

 

EWT’s WIND TURBINES CREATING DIFFERENCE

 

About EWT

Emergya Wind Technologies (EWT) is a Dutch designer and manufacturer of utility standard high performance direct drive wind turbines of 500kW to 1MW, classified under IEC class IIA and IIIA. Increasingly EWT is also providing energy sales and energy saving solutions to customers in selected jurisdictions, linked primarily to value derived from the kWhrs generated by energy savings accrued from the EWT turbine.

 

Targeted on the decentralised wind sector

With over 600 turbines spinning across North America, Europe and Asia, EWT has very much a proven, certified and highly performing range of direct drive wind turbines. We fully focus on the decentralised wind sector, including energy solutions integrating with other sources of generation. EWT supplies a broad range of customers, across many countries. From landowners to investment funds, communities to medium scale industry.

 

High availability and high output

Customers benefit from high availability and high output relative to peers, generating high customer value through maximising income from kWhr generation and/or saving significantly through offsetting more expensive grid supplied power. This can be through a single turbine, a cluster of turbines, or in combination with other forms of generation, such as our integrated solutions in Alaska where EWT combines wind energy with diesel generation to create greater energy savings and security.

 

EWT’s service offerings

EWT is offering complete service packages which are tuned to the customer’s maintenance needs. The DIRECTWIND service package are available for periods of 5 or 10 years, including preventive maintenance, consumables, spare parts and 24/7 condition monitoring. The service packages go hand-in-hand with the excellent product and performance (power curve and availability) warranties that era being offered on the turbines.

 

Energy demand in Turkey

Turkey has become one of the fastest growing energy markets in the world – including a huge potential in renewable energy, because of its expensive fossil fuel. Therefor EWT established a sales office and staff in Turkey a few years ago, to offer cost-effective energy solutions to meet the energy needs of many customers. Our focus in Turkey is on the so-called unlicensed projects up to 1MW. Wind power generation investments are expected to grow in country in parallel to the target of decreasing abundancy in fossil fuels.

 

EWT Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş.

EWT installed its first two DW54-900kW turbines of many to come in Turkey, building on the trust of its clients and the proven global strength of its products as the best in class wind turbine. EWT is able to supply the energy needs of many customers like farmers, industrial clients and municipalities with its proven technology and service support. EWT offers long term maintenance and service contracts to its customers which includes availability and power curve guarantees.

 

Offsetting energy costs

EWT wind turbines can also be directly connected to the customer’s electrical network in order to reduce the owner’s reliance on electricity from the national grid and to offsetting their current energy costs. Recently a local service team has started to service and maintain the installed base, which will increase rapidly coming years, due to EWT’s large sales pipeline. EWT will continue to share the experience gained internationally on distributed power with Turkish investors.

 

 

 

 

Genel

Türkiye’nin İlk Temiz Hidrojen İdeathonu’nda Büyük Ödülü ”HydroS” Ekibi Kazandı!

Yayın tarihi:

-

Yazar

İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında tüm dünyada bir temiz enerji dönüşümü gerçekleştirilmesi zorunluluk haline geliyor. Temiz Hidrojen ise dünyanın temiz enerji dönüşümünde en önemli araçlarından birisi olarak görülüyor.

Dünya’da yaşanan iklim değişikliği gibi önemli gelişmelere bağlı olarak da gelişmek için yeni bakış açılarına ve fikirlere ihtiyacımız bulunuyor. Geniş kitlelerin fikirlerine ulaşabilmek ve farklı bilgilerin birleşerek yenilikçi fikirlere dönüşmesini sağlayabilmek için, ideathonlar gibi yeni fikir oluşturma araçları ve platformları her geçen gün yaygınlaşıyor.

Bu amaç doğrultusunda; İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) tarafından, Enerji Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (ENSİA) ortaklığıyla uygulanan BEST For Energy Projesi kapsamında bu yıl düzenlenecek olan üç adet ideathon etkinliğinden ilki olan Türkiye’nin ilk Temiz Hidrojen İdeathonu Yaşar Üniversitesi’nde 23-24 Ekim tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirildi.

Temiz Hidrojen İdeathonu Yaşar Üniversitesi BTTO Müdürü Necip ÖZBEY ve İzmir Kalkınma Ajansı YDO Koordinatörü H.İ.Murat ÇELİK’in açılış konuşmaları ile başladı.

Etkinliğin devamında tematik konuşmacı olan Aspilsan Ar-Ge Mühendisi Dr. Can SINDIRAÇ, Shura Enerji Dönüşümü Merkezi Direktör Vekili Hasan AKSOY ve Siemens Gamesa Proje Yöneticisi Mikkel SERUP ‘’Neden Temiz Hidrojen?’’ konusunda  katılımcıları bilgilendirdi.

Gerçekleşen konuşmaların ardından katılımcılar yenilikçi fikirler ve uygulanabilir çözümler üretmek için ekipler halinde çalışırken, sektör firmaları ve akademisyenler de mentorluk desteği ile ekiplere katkı sağladı.

Temiz Hidrojen İdeathonu jüri üyesi olan KOSGEB İzmir İl Müdürü Levent ARSLAN, ENSİA Yönetim Kurulu Başkanı Alper KALAYCI, Yaşar Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölüm Başkanı Dr. Emrah BIYIK, İZKA Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü H.İ. Murat ÇELİK ve Yaşar Üniversitesi BTTO Müdürü Necip ÖZBEY gerçekleştirilen sunumlar sonrası değerlendirmelerini yaptı ve kazanan projeler belli oldu.

Birincilik ödülü olan 10.000 TL’yi HydroS takımı ‘’Hydrogen in a Nutshell’’ projesi ile, ikincilik ödülü olan 5.000 TL’yi Cyclizm takımı ‘’Geleceği İzmir’le Dönüştür’’ projesi ve üçüncülük ödülü olan 2.500 TL’yi Ulujen takımı ‘’Atıktan Değere’’ projesi ile kazandı.

BEST For Enerji Projesi kapsamında İzmir’de düzenlenen ideathon etkinlikleri serisi 20-21 Kasım 2021 tarihindeki BEST For Wind ve 4-5 Aralık 2021 tarihindeki BEST For City İdeathonları ile devam edecek.

 

 

 

Devamını oku

Genel

Paris İklim Anlaşması yürürlüğe girdi: Enerjide yeni dönem

Yayın tarihi:

-

Yazar

Paris İklim Anlaşması’na ilişkin kanun teklifi 6 Ekim’de Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Anlaşma, Resmi Gazete’de de “22 Nisan 2016 tarihinde imzalanan Paris Anlaşması’nın beyan ile birlikte onaylanması uygun bulunmuştur” ifadeleriyle yayımlanarak yürürlüğe girmiş oldu.

WWF, Greenpeace, TEMA Vakfı’nın da aralarında bulunduğu 15 kurum, konuyla ilgili ortak açıklama yayınladı.

İklim değişikliği konusunda çalışan imzacı kurumlar, Türkiye’nin Anlaşmaya  taraf olmasının olumlu bir adım olduğunu belirtiyor ve 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefinin benimsenmesiyle Türkiye’nin iklim politikasında yeni bir dönem başladığını vurguluyor.

Türkiye, dünyada en fazla sera gazı emisyonuna neden olan ülkeler arasında 16. sırada ve kişi başı emisyonları her gün artıyor. Sera gazı emisyonlarının azaltımı için öncelikle, Türkiye’nin 2053 yılına kadarki süreci kapsayacak kısa vadeli iklim hedefleri belirlemesi gerekiyor.  Paris Anlaşması’nın 1,5 derece hedefiyle uyumlu bir politika geliştirebilmek için, halihazırda sera gazı emisyonlarında artıştan azaltımı öngören Ulusal Katkı Beyanı’nı diğer ülkeler gibi gözden geçirmesi ve daha iddialı emisyon azaltım hedefleri sunması bekleniyor. 

Türkiye’nin yeni iklim politikası doğrultusunda sera gazı emisyonlarının azaltımı için yeni eylem planlarının hazırlanacak sektörler arasında, iklim değişikliğine en büyük etkiye neden olan enerji sektörü başta geliyor. Türkiye’nin fosil yakıtlardan aşamalı olarak çıkması, mevcut fosil yakıt destek ve teşviklerini sonlandırması ve tüm kamu kaynaklarını güneş ve rüzgar başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarına, bunun için gerekli altyapı çalışmalarına ve tüm kesimleri kapsayacak adil dönüşüm planlarına ayırması öncelikli konular olarak ortaya çıkıyor.

Hükümetin yeni iklim politikası dahilinde ilk adım olarak yeni kömür santrali yapılamayacağını taahhüt etmesi önem kazanıyor. 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmak için yeni kömür yatırımlarının yapılmaması gibi bazı önemli kilometre taşlarının bugün belirlenmesi gerekiyor. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye’nin,  geçtiğimiz hafta yeni kömürlü santrallerinin inşaatını durdurmayı amaçlayan “Yeni Kömür Santrali Yok Sözleşmesi” gibi girişimlerin izinde “yeni kömür yok” hedefini mutlaka taahhüt etmesi gerekiyor. 

Türkiye’nin aynı zamanda kömürden aşamalı çıkış için de bir hedef yıl belirlemesi önem taşıyor. Mevcut kömürlü termik santrallerin, yenilenebilir kaynaklarla ikame edilerek aşamalı olarak emekliye ayrılması, 2053 net sıfır hedefinin gerçekleştirilmesi için olmazsa olmaz. Bugün itibariyle, Avrupa’da 19 ülke kömürden tamamen çıktı ya da tamamen çıkma taahhüdünü duyurdu. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye, kömürden çıkışı planlayarak, bu konuda lider ülkeler arasına girebilir. 

Fosil yakıtlardan uzaklaşmanın yanı sıra iklim değişikliğiyle mücadele için atılacak her adım, istihdam, temiz hava, teknolojik gelişim gibi faydaları da beraberinde getiriyor.  Bilimsel araştırmalar, Türkiye’nin aktif bir iklim politikası yürütmesi halinde milli gelirinin %7 artacağını gösteriyor.”

Devamını oku

Genel

Enerji santallerinde öngörülü güvenlik

Yayın tarihi:

-

Yazar

Enerji ihtiyacının yerli kaynaklarla karşılanarak dışa bağımlılığın azaltılması, enerji kaynakların çeşitlendirilerek sürdürülebilir enerji kullanımının sağlanması ve enerji tüketimi neticesinde çevreye verilen zararların en aza indirilmesi açılarından yenilenebilir enerji oldukça önemli bir değere sahiptir.2020 Yılında yaşanan pandemi dönemi de bu önemi ayrı bir pencereden bizlere bir kez daha göstermiştir. Ülkelerin ihtiyaçlarını yerli kaynaklardan karşılaması pandemi gibi zorlu dönemlerde de yaşanabilecek çeşitli krizleri engellemektedir. 

Şu anda dünya genelinde fosil yakıtlardan enerji üretimi ağırlıkta olsa da gelişen trend yenilenebilir enerji üzerinedir. Birçok ülke enerji üretim alanındaki stratejilerini bu doğrultuda belirlemekte, üretilen enerjinin daha verimli kullanılabilmesi adına yeni teknolojiler üzerine çalışmalar yapmaktadır. Enerji alanında dünyada gelişen bu trende Türkiye’de ayak uydurmakta, hatta özellikle güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi alanında önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Ülkemiz bulunduğu coğrafi konum ve jeopolitik yapısı sebebi ile özellikle yenilenebilir enerji alanında oldukça önemli bir potansiyele sahip durumdadır. Birçok ülkeye göre özellikle güneş ve rüzgar açısından çok daha avantajlı bir potansiyele sahip olduğu bilinen ülkemizin EPDK verilerine göre 2020 sonu itibariyle rüzgar enerjisi santrali kurulu gücü yaklaşık 9.000 MW, güneş enerjisi kurulu gücü de yaklaşık 6.600 MW civarındadır. Diğer yenilenebilir enerji kaynakları olan hidroelektrik enerji santralleri yaklaşık 30.000 MW, jeotermal enerji santralleri yaklaşık 1.500 MW kurulu güce sahiptir. Bu veriler göstermektedir ki toplam kurulu gücümüzün yaklaşık %47’si yenilenebilir enerji kaynaklarından,  %15’inin de geleceğin enerjisi olarak nitelendirilen rüzgar ve güneş kaynağına dayalı olduğunu göstermektedir. Uzmanlar tarafından tahmini hesaplanan yenilenebilir enerji  potansiyele göre daha oldukça yüksek bir potansiyelimiz olduğu bilinmekte ve bu doğrultuda da yeni projelerin işletmeye geçmesi ile birlikte her geçen gün kurulu gücümüz de artmaktadır. 

Artan bu enerji yatırımlarının, inşaat ve montaj süreçlerinin güvenle tamamlanarak işletmeye geçmesi, işletmeye geçtikten sonrada güvenle enerji üretmesi elbette ki oldukça önem arz etmektedir. Bu alanda yatırım yapan şirketlerin güvenlik açısından yaşayacağı bir problem, iş planlarını sekteye uğratabildiği gibi finansal açıdan dengesizliklere de yol açabilmekte ve mental açıdan yorgunluk yaratabilmektedir. Bir enerji üretim santralinin inşaat aşamasına geçebilmesi için uzun ve zorlu bir izin sürecinin tamamlanması, sonrasında da önemli yatırım bütçeleri ayrılması gerekmektedir. Bu denli zorlu ve maliyetli süreçlerden geçen bir enerji yatırımının güvenlik açısından problemler yaşaması istenebilecek en son şeylerdendir. Bilindiği üzere enerji üretim santrallerinin gerek şantiye dönemleri gerekse işletme dönemleri çeşitli riskler barındırmakta, bu risklerin ortaya çıkmaması içinde hassasiyetle önlemlerin alınması gerekmektedir. Özellikle şantiye/montaj halindeki projelerin çoğunluğu zorlu lokasyon ve coğrafi koşullarda yer almakta ve geniş bir alana yayılmaktadır. Bu tarz projelerde değerli malzeme yoğunluğunun yüksek olması, kaybolması halinde proje iş planını sekteye uğratabilecek ekipmanların varlığı, çok yönlü İSG unsurları ve sosyal etkileri güvenlik risklerini arttırmaktadır. Ortaya çıkan bu yüksek güvenlik risklerinin engellenebilmesi için çok iyi politikalar belirlenmesi, üzerinde hassasiyetle durulması ve doğru yönetilmesi değerlidir.

Enerji sektöründe ön planda olan başlıklardan birisi de güvenliktir ve burada stratejik bir öneme ve değere sahip olan enerji projelerinin güvenliği için, deneyim, bilgi birikimlerimi ve segmente özel derinleşmiş tecrübe devreye girer. 

Derin sektör tecrübesi ile hangi proje türünde hangi aşamada, hangi lokasyonlarda nasıl risklerle karşılaşabileceğimizi önceden öngörebilmesi,  projede daha göreve başlamadan önce tespit edilen bu risklerin ortaya çıkmaması içinde önem arz eder. Güvenlik teknolojileri, uzaktan izleme çözümleri gibi farklı hizmet karmaları eşliğinde entegre güvenlik çözümleri ile optimum fayda sağlanır.  Enerji yatırımcılarına ayrıca enerji tesislerinde ihtiyaç duyulan en doğru güvenlik teknolojisini, güçlü yapımız sayesinde yıllara yayılabilen finansal modellemeler eşliğinde yapılabilmektedir. Bu teknoloji yatırımlarını yaparken işletme maliyetlerinde de tasarruf yaratıldığından  tesisler ileri güvenlik teknolojilerine de sahip olabilmektedir.

Örneğin, işletmeye geçmiş olan Rüzgar Enerji Santrallerinin güvenliği;  genelde geniş bir alana yayılmış olan rüzgar türbinlerinin standart kamera sistemi ile izlenmesi ve sürekli devriyeler atılması ile sağlanmaktadır. Benzer durum Güneş Enerjisi Santralleri için de geçerlidir. Geniş bir alanda kurulan santrale ait çevre hattı standart kamera sistemleri ile 7/24 izlenmekte, devriye eşliğinde çeşitli kontroller yapılmaktadır. Bir Rüzgar Enerji Santralinde tüm rüzgar türbinlerine, bir Güneş Enerji Santralinde de çevre hattına kurulan akıllı video analiz özelliğine sahip kamera sistemleri, hoparlörler ve Securitas Uzaktan İzleme Merkezinin entegrasyonu sayesinde 7/24 sürekli izlemeye gerek kalmadan, türbin pad alanlarının, çevre hattının güvenliğini çok daha etkin şekilde sağlanabilmektedir. Bu kurguda, türbin alanlarına veya çevre hattına yapılacak herhangi bir müdahalede akıllı video analizli kameralar görüntüyü Securitas Uzaktan İzleme Merkezi ile paylaşmakta, operatörler tarafından video doğrulama yapılmakta ve gerekiyorsa anlık olarak görerek sesli anons ile caydırıcılık sağlanmaktadır. Ardından ihtiyaca göre de güvenlik görevlileri ilgili noktaya yönlendirilmektedir. İşletmedeki RES’lere ve GES’lere özgü bu yenilikçi, öngörülebilir ve önleyici güvenlik tasarımı sayesinde işletme maliyetlerinden ciddi oranda avantaj sağlanmakta, sürekli devriyeye gerek kalmadığı için de İSG riskleri de engellenmektedir.

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler