Connect with us

Etkinlikler

Enerjide dönüşüm ve değişim ICCI 2019’da

Yayın tarihi:

-

ICCI
ICCI ve Pennwell Türkiye Genel Müdürü Feraye Gürel’le bir söyleşi gerçekleştirdik. Feraye Hanım hem bu yıl ki konsept hakkında bilgiler sundu hem de enerji sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

ICCI 2019 hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu yılki temanız nedir?

Bu yıl ICCI, Türkiye’de 25. kez düzenlenecek. Çeyrek asrı geride bırakan ve enerji sektörünü bir araya getiren en büyük platform olmaktan gururluyuz. Hem sektörde hem de dünya genelinde yaşanan değişimler dolayısıyla bu yılki ana temamızı da bu doğrultuda seçmeyi uygun bulduk ve “Enerjide Dönüşüm ve Değişim”i ICCI 2019’un ana teması olarak belirledik. Nedenlerine gelirsek şöyle sıralamak mümkün:

  • Türkiye enerji piyasası büyük bir değişimin ve dönüşümün içerisinde. Geçtiğimiz 10 yılda yapılan 50 milyar doları aşkın yatırımın ardından, uygulamaya koyulan politikalar ile piyasa başka bir boyuta geçiş dönemi içerisinde.
  • Burada en dikkat çeken unsurlar, yerlileşme ve enerji üretiminde yerli kaynakların payını artırma olarak dikkat çekiyor. Bunu yeni nesil sanayiciliği tanımlamak için kullanılan Endüstri 4.0’dan hareketle ‘Enerji 4.0’ olarak nitelendiriyoruz.
  • Enerjide de Türkiye dördüncü jenerasyona geçiş sürecini başlattı. Bu dönemde daha önceki döneme damga vuran üretim yatırımlarının, görece azalan oranda ancak verimlilik odaklı modellerle devam edeceğini öngörüyoruz. Yani yatırımlar durmuyor, sadece biçim değiştiriyor ve olması gerektiği gibi “daha çok verimlilik” odağında ilerliyor.
  • Enerji 4.0’da en önemli konu, değişim, dönüşüm ve teknolojinin iş modellerine entegrasyonu olacak.

 Peki sizce enerji sektöründe yaşanan bu değişimin nedeni nedir?

Sadece Türkiye özeline baktığımızda bile yapılan yatırımların tutarının bu değişimi mecburi kıldığını görebiliyoruz. Örneğin Türkiye’de yalnızca son 10 yılda 110 milyar dolarlık yatırım yapılmış durumda. Özel sektörün son 15 yılda özelleştirmeler dahil yaptığı elektrik üretim ve dağıtım yatırımlarının toplamı 95 milyar doları buldu. Önümüzdeki 10 yılda yapılması gereken yatırım tutarı ise ilgili bakanlıklarca 110 milyar dolar olarak ifade ediliyor ICCI Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı, her zaman bu yatırımın paydaşlarının en etkin ve önemli buluşma noktası oldu. Bu yatırımların büyük bir kısmının dünya enerji piyasasını etkisi altına alan değişim, dönüşüm ve teknoloji odaklı olmasını bekliyoruz. Çünkü Endüstri 4.0 gibi, dijitalleşme ve artan otomasyon gibi gelişmeler de böylesi bir değişimi zorunlu hale getiren unsurlar arasında yer alıyor. Gelişen bir ülke olarak bunun dışında kalmamız düşünülemez. Enerji sektörü burada da öncü bir sektör olma yolunda uzun zamandır çalışıyor. Enerjide dijitalleşme önümüzdeki yıllarda çok daha yoğun konuşacağımız bir konu olacak.

Biz de Türkiye enerji piyasasının en köklü buluşma platformu olarak, gelecek 10 yılda bu dönüşümün yatırımcılarını ağırlayacağız. Tüm hazırlık ve projeksiyonlarımızı bu çerçevede yapıyoruz. Bu yıl konferansın içeriğini sektörün en çok ilgilendiği dijitalleşme, finansmana erişim gibi ana alanlara odakladık. Fuarda sergileyeceğimiz “prosumer” (ev) konsepti ile de dijitalleşme ve Enerji 4.0’da bizleri neler beklediğinin, herkesi ilgilendiren ilk örneklerini katılımcılarla paylaşacağız.

 Dünya genelinde durum nasıl?

Dünyaya baktığımızda orada da durumun pek farklı olmadığını görüyoruz. Mevcut ekonomik görünüm, gelişmekte olan ülkelerin zaman zaman küresel türbülanstan etkilendiğini gösteriyor. Bu türbülanslar ister istemez enerji piyasasını da etkiliyor. İşte tam bu noktada “finansal sürdürülebilirlik” kavramı devreye giriyor. Enerji firmalarının finansal açıdan sürdürülebilir bir yapıda faaliyetlerine devam etmesi ekonomik bütünlük açısından da önem taşıyor. Sizin de takip ettiğiniz üzere şirket ya da sektör birlik temsilcileri de bir süredir bunu çeşitli platformlarda dile getiriyorlar. Bu süreçte şirketlerin, finansal yapılandırmalar için uygun zemini bulmaları ve piyasa faaliyetlerini optimize edici enstrümanlara erişimlerinin kolaylaştırılması gerektiğine inanıyoruz.

Rüzgâr enerjisi sektörünü değerlendirmeniz mümkün mü?

Rüzgâr enerjisi sektörü, dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemi giderek artan ve bu trendi devam ettireceği düşünülen bir alan. Güneş de önemli bir yenilenebilir enerji kaynağı ancak rüzgârın, yatırım şartlarını da içeren fizibilitesinin daha olumlu olmasının bunda etkisi olduğu kabul ediliyor. Türkiye hem rüzgâr alma açısından oldukça zengin bir coğrafya hem de bu yönde bir kamu iradesi ve özel sektör iştahı mevcut. Dolayısıyla bu alanın büyümesini sürdüreceği yönünde bir görüş hâkim.

Enerji piyasasının geneline baktığınızda nasıl bir değerlendirmede bulunursunuz?

Enerji piyasamız çok önemli kararların verileceği bir sürecin içerisinde bulunuyor. Doğalgaz piyasasına baktığımızda, Gazprom Export ile olan yıllık 8 milyar metreküp doğalgaz alım sözleşmemizin süresinin 2021 yılında sona ereceğini görüyoruz. Bu kontratların geleceği yönünde alınacak kararlar, piyasa dinamiklerini çok yakından ilgilendiriyor. Kontratlar yenilenecek mi, yenilenmeyecek mi veya hangi koşullarla yenilenecek sorularına verilecek cevaplar çok önemli. Tamamlanan ve devam eden depolama projeleri ve artan giriş kapasiteleri ile doğalgaz iletim sistemimiz büyük esneklik kazandı ve arz güvenliği anlamında daha sağlıklı konuma geldi. Bu durum, Türkiye’nin uzun dönemli doğalgaz kontratları yerine daha esnek alım seçeneklerini değerlendirmesi sonucunu doğurabilir. Bunu hep birlikte deneyimleyeceğiz.

Tabii bir diğer alan elektrik piyasası. Bu alanda da bu yıl içerisinde ilk kez ciddi miktarda kurulu güce sahip yap-işlet santrallerinin sözleşme sürelerinin bitimini tecrübe edeceğiz. Bu santrallerin kamu kontrolünden ve kamu bazlı fiyat sisteminden çıkarak piyasaya katılmaları önemli bir eşik olacak.

Bir de yaşanan ya da yaşanacak olan değişim ve dönüşüme uyum süreci var. Siz mevcut enerji yapımızın buna uyumunu nasıl görüyorsunuz?

Belirttiğiniz gibi her değişim bir de ona adapte olmak gerekliliğini beraberinde getiriyor. Enerji de hemen bütün sektörlerin dinamosu olduğundan burada yaşanacak adaptasyon ve entegrasyonun mümkün olduğunca sorunsuz ve hatta kusursuz olması gerekli. Bunun için de bazı şartlar var. Burada doğru modeli kurgulama ve yapıyı çok boyutlu tasarlama öne çıkıyor. Peki bu ne demek? Örneğin elektrik üretiminin yüzde 75’ini nükleer santrallerden karşılayan Fransa, bu santralleri baz yükte çalışır tutmak için ülkedeki otomobil üreticilerinin elektrikli modellerini uzun sürede şarj edilebilir şekilde üretmeye yönlendiriyor. Bu bir entegrasyon stratejisidir. Benzer bir stratejiyi bazı ülkeler, dağıtık enerji üretim sistemleri ve enerji depolama sistemlerinin var olan şebekelere entegrasyonu için de uyguluyor. Türkiye’nin bu yönde izleyeceği strateji, enerji piyasasının geleceği açısından büyük önem taşıyor. Biz bu sene ICCI’da bu stratejileri kamu ve özel sektör birlikteliği ile tartışmayı ve bir beyin fırtınası estirmeyi amaçlıyoruz. Bunun için hem kamunun hem özel sektörün hem de akademinin ve ilgili diğer sektör kuruluşlarının karar vericiler düzeyinde katılmasına yönelik bir program oluşturduk.

ICCI’ın genel akışı ve önemli konuşmacıları hakkında da bilgi verebilir misiniz?

Ben bundan önce şu konuyu da gündeme getirmek istiyorum. Bu tür etkinliklerin öneminin eskisi kadar olmadığı yönünde bir kanaate rastlıyoruz zaman zaman. Evet, bireysel iletişimin dijital ve elektronik ortamlara yönelmiş olduğu bir gerçek, ancak bu durum aynı zamanda sektörel iletişimin bugüne kadarki platformlarında da değişim başlattı. Fuar ve konferanslar gibi sektörel iletişim etkinlikleri de bu değişim ile yeniden yapılanıyor. Yani değişim bizim kendi alanlarımızda da mevcut. Bizim ICCI olarak buradaki avantajımız ne derseniz, bu alanda dünyanın önde gelen kuruluşları ABD’li PennWell ve Alman Deutsche Messe’nin global birikimlerini arkamıza almamız, değişik coğrafyalardaki en iyi uygulamaları Türkiye’ye uyarlamamızı kolaylaştırıyor.

Prof. Dr. İlber Ortaylı, ICCI 2019’da bir konuşma yapacak.

Bu yılki konferansta küresel tecrübemizi ve birikimimizi yansıtarak katılımcılara ve ziyaretçilere hem konferans bağlamında hem de fuar alanında çok elit bir etkinlik deneyimi yaşatacağız. Örneğin çok kıymetli konuşmacılarımız var. İlk günün keynote konuşmasını Prof. Dr. İlber Ortaylı Hoca yapacak. Prof. Dr. Ortaylı, katılımcılarımızı Türkiye’de ve bölgede enerjinin tarihi hakkında aydınlatıcı bir yolculuğa çıkaracak; enerjide mevcut gelişmeleri ve gelecek beklentilerini daha iyi okumayı sağlamak amacıyla enerjinin dünya genelindeki seyrine de ışık tutacak. Tabii 30’dan fazla oturumun yapılacağı konferans programında dijitalleşmeyi işin dışında bırakmadık. İkinci günün ana konuşmacısı “inovasyon, dijitalleşme ve enerjinin geleceği bağlantısı” konusuyla Brightwell Holdings Yönetim Kurulu Başkanı Alphan Manas. Türkiye Fütüristler Derneği Kurucu Başkanı olan ve bir dönem Dünya Fütüristler Birliği’nin Türkiye Başkanlığı’nı da yürüten TOBB Genç Girişimciler Kurulu Üyesi Manas, yükselen dijitalleşme ve otomasyon yönelimlerinin enerji sektörünü gelecekte nasıl biçimlendireceğini ele alacak. Türkiye’nin önemli ekonomistlerinden, aynı zamanda bir akademisyen ve yazar olan Prof. Dr. Emre Alkin de konferansın üçüncü gününde “Fırtınada Ayakta Kalma Sanatı” sunumuyla katılımcılara seslenecek. Prof. Dr. Alkin, 10 yıllık yatırım yoğun bir dönemden sonra yatırımların farklı bir noktaya evrildiği ve finansman konusunun ön plana çıktığı enerji sektörünü ve genel olarak ekonomiyi yakın vadede nelerin beklediği konusunu gündeme taşıyacak.

Etkinlikler

IRENA, BM toplantısında yenilenebilir enerjiyi ilgi odağı yaptı

Yayın tarihi:

-

“Yenilenebilir enerji olmadan sürdürülebilir gelişme gerçekleştirilemez!” Bu cümle, Abu Dabi’de sonuçlanan 17. IRENA Kurulu’nu özetliyor. Bu mesaj, IRENA Genel Yöneticisi Francesco La Camera’nın tarafından her fırsatta dile getiriliyor ve New York’ta Birleşmiş Milletler Yüksek Düzey Politik Forumu’nda da bu hafta odak noktası olarak ele alınacak.

BM Yüksek Düzey Politik Forumu, New York’taki BM Merkezi’nde 9-18 2019 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. 17 Sürdürülebilir Enerji Hedefinden (SDG) 6’sındaki gelişme ele alınacak. Yenilenebilir enerji, bu yıl tartışılan, özellikle sürdürülebilir, kapsamlı ekonomik büyümeye ilişkin hedeflerde (SDG8), iklim değişikliği ve etkileriyle savaşmada (SDG13); sürdürülebilir gelişme için huzurlu ve kapsamlı toplumlar meydana getirilmesinde (SDG16) önemli rol oynuyor.

Francesco La Camera, yetkili makamlarla IRENA üyelerini ve ortaklarını bir araya getirecek foruma katılacak; aynı zamanda, enerji dönüşümü yoluyla iklim eyleminin ölçeğinin artırılması, gelişmekte olan ada devletlerinde (SIDS) enerji dönüşümünün süratlendirilmesini içeren başlıklarda tartışmalara katılacak.

La Camera, gözden geçirilen hedefler arasındaki bağlantıları ve geçen yıl HLPF’nin odak noktası olan, herkes için mali olarak uygun, güvenilir enerjiye erişimi vurgulayacak. Büyümenin, insanların desteklenmesinde yenilenebilir enerjinin rolü ve iklim için eylem planı da ayrıca vurgulanacak.

IRENA, Yüksek Düzey Politik Forumda

16 Temmuz’da IRENA’nın “Temiz Enerji Dönüşümü yoluyla iklim için eylemin ölçeğinin artırılması: Paris Anlaşması ve SDG’ler” başlıklı yüksek düzey etkinliğinde BM-DESA; AB, BM Kalıcı Misyonu ve Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti bir araya gelecek. 2019 SDG7 Enerji İlerleme Raporu ve Abu Dabi İklim Zirvesi Hazırlık Toplantısı tartışma sonuçları dahil raporlar ve toplantılardan elde edilen bulgular ve neticeleri Eylül 2019’daki BM Genel Sekreterliği İklim Eylem Zirvesi ve SDG Zirvesi için kaynak oluşturacak.

17 Temmuz 2019’da gerçekleştirilecek Gelişmekte olan Küçük Ada Devletlerinde (SIDS) Enerji Dönüşümü Ölçeğini Artırma konulu yüksek düzeyde etkinlik; “Gelişmekte olan Küçük Ada Devletlerinde SDG 7’nin Başarılması” başlıklı politik belgenin de yürürlüğe giriş başlangıcını işaret ediyor; SAMOA’nın izleyeceği yol ile ilgili Eylül 2019 orta vade incelemesine de katkıda bulunuyor. Saint Lucia, Samoa, Maldivler, BM-OHRLLS ve IRENA tarafından düzenlenen etkinlik enerji dönüşümündeki gelişmeleri; SIDS’lerde yenilenebilir enerji alımını ele alıp; yenilenebilir enerji bölgesinde gelişme sağlanabilmesi için gereken hayati faktörleri değerlendirecek.

Devamını oku

Etkinlikler

Bakan Dönmez: “Yenilenebilirde kurulu güç yüzde 200 arttı”

Yayın tarihi:

-

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Temiz Enerjinin Geleceği: Nükleerin Rolü Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yenilenebilir enerjide kurulu gücünü son 10 yılda yaklaşık yüzde 200 artırdığına işaret etti.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta Çin’e yaptığı resmi ziyarete eşlik ettiğini ve Türkiye ile Çin arasında nükleer enerji başta olmak üzere enerjinin diğer alanlarında da iş birliğinin artırılması için görüşmeler gerçekleştirildiğini dile getirdi.

Her iki ülkenin de bu yönde güçlü bir siyasi iradesi olduğuna dikkati çeken Dönmez; “Çin ve Türkiye enerji konularında güçlü bir birikim ve tecrübeye sahip. İnanıyorum ki; iki ülkenin sinerjisi önemli projelerin ortaya çıkmasında önemli bir itici güç olacak” diye konuştu.
Bakan Dönmez; Türkiye’nin yenilenebilir enerjide kurulu gücünü son 10 yılda yaklaşık yüzde 200 artırdığına işaret etti. Yenilenebilir enerji kaynaklı kurulu gücün toplam kurulu güç içindeki payının da yüzde 50’lere yükseldiğini bildiren Dönmez; şunları kaydetti:

“Temiz enerji konusunda en fazla eğildiğimiz alanlardan birisi de enerji verimliliği. Enerji verimliliği bizim için en temiz yerli ve milli kaynaktır. Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planımızdaki her bir maddenin süratle hayata geçmesi için yoğun bir mesai içerisindeyiz. Sağlayacağı ilave enerji arzının yanı sıra 2023’e kadar birincil enerji tüketimimizde sağlayacağımız yüzde 14’lük azalma sera gazı salınımında 66,6 milyon ton karbon salımı azaltımı da sağlayacak. Enerji politikalarımızı hiçbir zaman çevre politikalarından ayrı tutmadık. ‘Her ne pahasına olursa olsun’ gibi çarpık bir anlayışla değil; insanımıza ve doğaya değer katan enerji politikaları geliştirdik. Bugün Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü ülkeleri arasında en düşük karbon salımı yapan ülkelerin başında geliyoruz.”

Türkiye’nin nükleer enerji yatırımlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Dönmez; Akkuyu’nun temelinin atılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük hedeflerinden birinin daha gerçeğe dönüştüğünü ve Türkiye’nin nükleer hikayesinin son yarım yüzyılda büyük bir sürüncemeyle geçtiğini anımsattı.

Devamını oku

Etkinlikler

Gelecek yenilenebilir kaynaklı enerjide

Yayın tarihi:

-

Bu yıl ilk kez Birleşmiş Milletler Bonn Yerleşkesi’nde Yenilenebilir Enerji Günü kutlanarak “Gelecek İçin Dünyamızı Değiştirme” hedefi sivil toplum örgütlerince vurgulandı. İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu ülkemizin yenilenebilirin teknik potansiyeli önemine dikkat çekerek, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelesinin lider yerli güçleri güneşimiz, rüzgârımız, suyumuz ve biyokütlemizdir açıklamasını yaptı.

“Küresel %100 Yenilenebilir Enerji Platformu” girişimi ile Yenilenebilir Enerji Elçisi ve Vahşi Şarkıcı lakaplı Ruslana tarafından başlatılan ve başta öğrencilerin “Gelecek İçin Cuma Günü” platformu olmak üzere çok sayıda sivil toplum örgütünce desteklenen “Yenilenebilir Enerji Günü” bu yıl ilk kez Birleşmiş Milletler (BM) Bonn Yerleşkesi’nde sürmekte olan Bonn İklim Değişimi Konferansı paralelinde, 22 Haziran 2019 günü kutlandı. İngilizce kısaltması “REnew Day” içinde günü yenileme, yeni bir bir gün, canlanma gibi güzellikler saklı bu günde “Gelecek İçin Dünyamızı Değiştirme” hedefi vurgulandı. İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sürdürebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu ülkemizin temiz enerji kaynakları teknik potansiyeli önemine dikkat çekerek Türkiye’nin iklim değişimiyle mücadelesinin lider yerli güçleri güneşimiz, rüzgârımız, suyumuz ve biyokütlemizdir dedi.

Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu Pakistan’dan çağdaş tasavvuf müziğin öncüsü Arieb Azhar, Trinidad kökenli Makeda ile “Yenilenebilir Kaynaklı Enerjiyi Başlatalım” sloganı ile Ruslana’nın Yenilenebilir Enerji Günü kutlamasına müzik enerjisini kattığını belirterek, Dalai Lama’nın sözcükleri, öğrencilerin ve gençlerin enerjisinin ise umutları artırdığını, bu anlamlı günün kısa zamanda BM resmi günlerinden biri olarak ilan edilmesini beklediğini bildirdi. SÜT-D olarak sürdürülebilirlik yönetiminde yenilenebilir kaynaklı enerjinin yerinin olmaz ise olmaz olduğunu; düşük karbon ekonomisi yolunda payının artması gerektiği savunuyor ve eylemlerinde bu hususu öncelikliyoruz diyen Prof. Karaosmanoğlu; başta enerji sektöründeki yol arkadaşlarımız olmak üzere paydaşlarımızın Yenilenebilir Enerji Günü’nü kutluyoruz dedi.

Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D)

Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D); ‘Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim’ olgusu konusunda bilgi ve kapasite oluşturmak; konunun farkındalığını artırarak; ulusal ve uluslararası etkinliklerle yaygın etki yaratmak hedefi ile 2013 yılında kamu; iş ve akademi temsilcilerince kuruldu. SÜT-D tüm etkinliklerinde resmi erk; yerel yönetimler; üniversiteler; iş dünyası; sivil toplum örgütleri ve medya ile yakın iş birliğinde olma ve ‘sürdürülebilirlik’ kavramının tüm sosyal ve teknik yönleriyle uğraş vermeyi öncelikli görerek; yerküre için yeşil sivil gücünü ortaya koymaktadır.

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com