Connect with us

Etkinlikler

Enerjide dönüşüm ve değişim ICCI 2019’da

Yayın tarihi:

-

ICCI
ICCI ve Pennwell Türkiye Genel Müdürü Feraye Gürel’le bir söyleşi gerçekleştirdik. Feraye Hanım hem bu yıl ki konsept hakkında bilgiler sundu hem de enerji sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

ICCI 2019 hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu yılki temanız nedir?

Bu yıl ICCI, Türkiye’de 25. kez düzenlenecek. Çeyrek asrı geride bırakan ve enerji sektörünü bir araya getiren en büyük platform olmaktan gururluyuz. Hem sektörde hem de dünya genelinde yaşanan değişimler dolayısıyla bu yılki ana temamızı da bu doğrultuda seçmeyi uygun bulduk ve “Enerjide Dönüşüm ve Değişim”i ICCI 2019’un ana teması olarak belirledik. Nedenlerine gelirsek şöyle sıralamak mümkün:

  • Türkiye enerji piyasası büyük bir değişimin ve dönüşümün içerisinde. Geçtiğimiz 10 yılda yapılan 50 milyar doları aşkın yatırımın ardından, uygulamaya koyulan politikalar ile piyasa başka bir boyuta geçiş dönemi içerisinde.
  • Burada en dikkat çeken unsurlar, yerlileşme ve enerji üretiminde yerli kaynakların payını artırma olarak dikkat çekiyor. Bunu yeni nesil sanayiciliği tanımlamak için kullanılan Endüstri 4.0’dan hareketle ‘Enerji 4.0’ olarak nitelendiriyoruz.
  • Enerjide de Türkiye dördüncü jenerasyona geçiş sürecini başlattı. Bu dönemde daha önceki döneme damga vuran üretim yatırımlarının, görece azalan oranda ancak verimlilik odaklı modellerle devam edeceğini öngörüyoruz. Yani yatırımlar durmuyor, sadece biçim değiştiriyor ve olması gerektiği gibi “daha çok verimlilik” odağında ilerliyor.
  • Enerji 4.0’da en önemli konu, değişim, dönüşüm ve teknolojinin iş modellerine entegrasyonu olacak.

 Peki sizce enerji sektöründe yaşanan bu değişimin nedeni nedir?

Sadece Türkiye özeline baktığımızda bile yapılan yatırımların tutarının bu değişimi mecburi kıldığını görebiliyoruz. Örneğin Türkiye’de yalnızca son 10 yılda 110 milyar dolarlık yatırım yapılmış durumda. Özel sektörün son 15 yılda özelleştirmeler dahil yaptığı elektrik üretim ve dağıtım yatırımlarının toplamı 95 milyar doları buldu. Önümüzdeki 10 yılda yapılması gereken yatırım tutarı ise ilgili bakanlıklarca 110 milyar dolar olarak ifade ediliyor ICCI Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı, her zaman bu yatırımın paydaşlarının en etkin ve önemli buluşma noktası oldu. Bu yatırımların büyük bir kısmının dünya enerji piyasasını etkisi altına alan değişim, dönüşüm ve teknoloji odaklı olmasını bekliyoruz. Çünkü Endüstri 4.0 gibi, dijitalleşme ve artan otomasyon gibi gelişmeler de böylesi bir değişimi zorunlu hale getiren unsurlar arasında yer alıyor. Gelişen bir ülke olarak bunun dışında kalmamız düşünülemez. Enerji sektörü burada da öncü bir sektör olma yolunda uzun zamandır çalışıyor. Enerjide dijitalleşme önümüzdeki yıllarda çok daha yoğun konuşacağımız bir konu olacak.

Biz de Türkiye enerji piyasasının en köklü buluşma platformu olarak, gelecek 10 yılda bu dönüşümün yatırımcılarını ağırlayacağız. Tüm hazırlık ve projeksiyonlarımızı bu çerçevede yapıyoruz. Bu yıl konferansın içeriğini sektörün en çok ilgilendiği dijitalleşme, finansmana erişim gibi ana alanlara odakladık. Fuarda sergileyeceğimiz “prosumer” (ev) konsepti ile de dijitalleşme ve Enerji 4.0’da bizleri neler beklediğinin, herkesi ilgilendiren ilk örneklerini katılımcılarla paylaşacağız.

 Dünya genelinde durum nasıl?

Dünyaya baktığımızda orada da durumun pek farklı olmadığını görüyoruz. Mevcut ekonomik görünüm, gelişmekte olan ülkelerin zaman zaman küresel türbülanstan etkilendiğini gösteriyor. Bu türbülanslar ister istemez enerji piyasasını da etkiliyor. İşte tam bu noktada “finansal sürdürülebilirlik” kavramı devreye giriyor. Enerji firmalarının finansal açıdan sürdürülebilir bir yapıda faaliyetlerine devam etmesi ekonomik bütünlük açısından da önem taşıyor. Sizin de takip ettiğiniz üzere şirket ya da sektör birlik temsilcileri de bir süredir bunu çeşitli platformlarda dile getiriyorlar. Bu süreçte şirketlerin, finansal yapılandırmalar için uygun zemini bulmaları ve piyasa faaliyetlerini optimize edici enstrümanlara erişimlerinin kolaylaştırılması gerektiğine inanıyoruz.

Rüzgâr enerjisi sektörünü değerlendirmeniz mümkün mü?

Rüzgâr enerjisi sektörü, dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemi giderek artan ve bu trendi devam ettireceği düşünülen bir alan. Güneş de önemli bir yenilenebilir enerji kaynağı ancak rüzgârın, yatırım şartlarını da içeren fizibilitesinin daha olumlu olmasının bunda etkisi olduğu kabul ediliyor. Türkiye hem rüzgâr alma açısından oldukça zengin bir coğrafya hem de bu yönde bir kamu iradesi ve özel sektör iştahı mevcut. Dolayısıyla bu alanın büyümesini sürdüreceği yönünde bir görüş hâkim.

Enerji piyasasının geneline baktığınızda nasıl bir değerlendirmede bulunursunuz?

Enerji piyasamız çok önemli kararların verileceği bir sürecin içerisinde bulunuyor. Doğalgaz piyasasına baktığımızda, Gazprom Export ile olan yıllık 8 milyar metreküp doğalgaz alım sözleşmemizin süresinin 2021 yılında sona ereceğini görüyoruz. Bu kontratların geleceği yönünde alınacak kararlar, piyasa dinamiklerini çok yakından ilgilendiriyor. Kontratlar yenilenecek mi, yenilenmeyecek mi veya hangi koşullarla yenilenecek sorularına verilecek cevaplar çok önemli. Tamamlanan ve devam eden depolama projeleri ve artan giriş kapasiteleri ile doğalgaz iletim sistemimiz büyük esneklik kazandı ve arz güvenliği anlamında daha sağlıklı konuma geldi. Bu durum, Türkiye’nin uzun dönemli doğalgaz kontratları yerine daha esnek alım seçeneklerini değerlendirmesi sonucunu doğurabilir. Bunu hep birlikte deneyimleyeceğiz.

Tabii bir diğer alan elektrik piyasası. Bu alanda da bu yıl içerisinde ilk kez ciddi miktarda kurulu güce sahip yap-işlet santrallerinin sözleşme sürelerinin bitimini tecrübe edeceğiz. Bu santrallerin kamu kontrolünden ve kamu bazlı fiyat sisteminden çıkarak piyasaya katılmaları önemli bir eşik olacak.

Bir de yaşanan ya da yaşanacak olan değişim ve dönüşüme uyum süreci var. Siz mevcut enerji yapımızın buna uyumunu nasıl görüyorsunuz?

Belirttiğiniz gibi her değişim bir de ona adapte olmak gerekliliğini beraberinde getiriyor. Enerji de hemen bütün sektörlerin dinamosu olduğundan burada yaşanacak adaptasyon ve entegrasyonun mümkün olduğunca sorunsuz ve hatta kusursuz olması gerekli. Bunun için de bazı şartlar var. Burada doğru modeli kurgulama ve yapıyı çok boyutlu tasarlama öne çıkıyor. Peki bu ne demek? Örneğin elektrik üretiminin yüzde 75’ini nükleer santrallerden karşılayan Fransa, bu santralleri baz yükte çalışır tutmak için ülkedeki otomobil üreticilerinin elektrikli modellerini uzun sürede şarj edilebilir şekilde üretmeye yönlendiriyor. Bu bir entegrasyon stratejisidir. Benzer bir stratejiyi bazı ülkeler, dağıtık enerji üretim sistemleri ve enerji depolama sistemlerinin var olan şebekelere entegrasyonu için de uyguluyor. Türkiye’nin bu yönde izleyeceği strateji, enerji piyasasının geleceği açısından büyük önem taşıyor. Biz bu sene ICCI’da bu stratejileri kamu ve özel sektör birlikteliği ile tartışmayı ve bir beyin fırtınası estirmeyi amaçlıyoruz. Bunun için hem kamunun hem özel sektörün hem de akademinin ve ilgili diğer sektör kuruluşlarının karar vericiler düzeyinde katılmasına yönelik bir program oluşturduk.

ICCI’ın genel akışı ve önemli konuşmacıları hakkında da bilgi verebilir misiniz?

Ben bundan önce şu konuyu da gündeme getirmek istiyorum. Bu tür etkinliklerin öneminin eskisi kadar olmadığı yönünde bir kanaate rastlıyoruz zaman zaman. Evet, bireysel iletişimin dijital ve elektronik ortamlara yönelmiş olduğu bir gerçek, ancak bu durum aynı zamanda sektörel iletişimin bugüne kadarki platformlarında da değişim başlattı. Fuar ve konferanslar gibi sektörel iletişim etkinlikleri de bu değişim ile yeniden yapılanıyor. Yani değişim bizim kendi alanlarımızda da mevcut. Bizim ICCI olarak buradaki avantajımız ne derseniz, bu alanda dünyanın önde gelen kuruluşları ABD’li PennWell ve Alman Deutsche Messe’nin global birikimlerini arkamıza almamız, değişik coğrafyalardaki en iyi uygulamaları Türkiye’ye uyarlamamızı kolaylaştırıyor.

Prof. Dr. İlber Ortaylı, ICCI 2019’da bir konuşma yapacak.

Bu yılki konferansta küresel tecrübemizi ve birikimimizi yansıtarak katılımcılara ve ziyaretçilere hem konferans bağlamında hem de fuar alanında çok elit bir etkinlik deneyimi yaşatacağız. Örneğin çok kıymetli konuşmacılarımız var. İlk günün keynote konuşmasını Prof. Dr. İlber Ortaylı Hoca yapacak. Prof. Dr. Ortaylı, katılımcılarımızı Türkiye’de ve bölgede enerjinin tarihi hakkında aydınlatıcı bir yolculuğa çıkaracak; enerjide mevcut gelişmeleri ve gelecek beklentilerini daha iyi okumayı sağlamak amacıyla enerjinin dünya genelindeki seyrine de ışık tutacak. Tabii 30’dan fazla oturumun yapılacağı konferans programında dijitalleşmeyi işin dışında bırakmadık. İkinci günün ana konuşmacısı “inovasyon, dijitalleşme ve enerjinin geleceği bağlantısı” konusuyla Brightwell Holdings Yönetim Kurulu Başkanı Alphan Manas. Türkiye Fütüristler Derneği Kurucu Başkanı olan ve bir dönem Dünya Fütüristler Birliği’nin Türkiye Başkanlığı’nı da yürüten TOBB Genç Girişimciler Kurulu Üyesi Manas, yükselen dijitalleşme ve otomasyon yönelimlerinin enerji sektörünü gelecekte nasıl biçimlendireceğini ele alacak. Türkiye’nin önemli ekonomistlerinden, aynı zamanda bir akademisyen ve yazar olan Prof. Dr. Emre Alkin de konferansın üçüncü gününde “Fırtınada Ayakta Kalma Sanatı” sunumuyla katılımcılara seslenecek. Prof. Dr. Alkin, 10 yıllık yatırım yoğun bir dönemden sonra yatırımların farklı bir noktaya evrildiği ve finansman konusunun ön plana çıktığı enerji sektörünü ve genel olarak ekonomiyi yakın vadede nelerin beklediği konusunu gündeme taşıyacak.

Etkinlikler

“Rüzgarda en az 5 yıllık proje stokuna ihtiyaç var”

Yayın tarihi:

-

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği TÜREB tarafından dijital platformda düzenlenen Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi TÜREK@home’un açılış oturumu, 25 Kasım’da, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez; Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank; TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Elitaş ve EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirildi.

‘Rüzgar Bize Yeter’ temasıyla düzenlenen TÜREK@home Kongresi’ne Başkanlık eden Hakan Yıldırım, ülkemizin rüzgar projeleri stokunun 2021 ortasından itibaren çok büyük oranda azalacağına dikkat çekerek “Önümüzdeki en önemli engel belirsizlik. Uzun vadeli öngörülebilirliğin sağlanabilmesi için 2020 sonrası mekanizmanın bir an önce netleştirilmesi ve 5 senelik kapasite ilan edilip, paketler halinde ihale takvimlerinin belirlenmesi ve yayınlanması gerek. Şu aşamada 5 yıllık bir ihale programı açıklanması hem yerli hem yabancı yatırımcıları hem de imalatçıları harekete geçirecektir” dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, açılış oturumunda yaptığı konuşmada Türkiye’nin rüzgar potansiyeline inancının tam olduğunu ifade ederken “Türkiye’nin rüzgarını yelkenimize doldurarak üreten Türkiye hikayemize tam yol devam edeceğiz. Ülkemizin birçok bölgesinde hayata geçecek RES’lerle üretim gücümüzü artırıp Sivas’tan Edirne’ye, Aydın’dan Eskişehir’e kadar ülkemizin dört bir yanında adeta rüzgar avlayacağız. Anadolu’nun rüzgarını enerjiye ve berekete dönüştüreceğiz” dedi. Bakan Dönmez, “Türkiye 2020’de Avrupa’da en büyük beşinci üretici konumuna geldi, 2020 adeta rüzgarın yılı oldu. Yerli ihtiyacın karşılanmasının yanı sıra kapasitemizin yüzde 80’ini de ihraç ediyoruz. YEKA’da ortaya koyduğumuz yerli teknoloji, Ar-Ge ve inovasyon şartlarımızla hedefimiz rüzgarda elde ettiğimiz birikim, insan kaynağı ve üretilen yüksek teknoloji ürünlerle tüm dünyaya örnek öncülük eden bir Türkiye ortaya çıkarmak. Rüzgarı ikinci bir otomotiv sektörü yapmaya niyetliyiz” şeklinde konuştu.

“Enerjide gelecek dönem eğilimlerine baktığımızda ciddi bir yapılanma görüyoruz” diyen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, “Rüzgar ve güneşin önümüzdeki dönemde en büyük payı alacağı görülüyor. Bakanlık olarak bu alandaki yatırımcılara son 8 yılda 7 bine yakın teşvik belgesi verdik, böylece 124 milyar liralık yatırım yapıldı ve 19 binden fazla kişiye iş imkanı açıldı” dedi. Enerji ihtisas endüstri bölgeleri kurulumu ve rüzgarda devam eden Ar-Ge projeleri hakkında detaylı bilgiler veren Bakan Varank, rüzgarda halen yüzde 60’lar seviyesinde olan yerlilik oranı yükseltmeyi hedeflediklerini belirterek Alaçatı Rüzgar Santrali’nin kapasitesinin tamamen yerli ve milli imkanlarla artırılacağına vurgu yaptı. Bakan Varank, İzmir’de yapımı devam eden Çandarlı Limanı sahasının arkasında özel bir endüstri bölgesi kurup özellikle rüzgar alanında çalışan firmalara yer tahsisi yapabileceklerine de dikkat çekti.

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Elitaş “Hiç kimse rüzgarımızı engelleyemez, kimse güneşimizi gölgeleyemez. Coğrafyamızdaki imkanları en iyi şekilde değerlendirmenin yollarını arayıp bulmalıyız” derken depolama konusunda çalışmalara hız verilmesi gerekiğinin altını çizdi. Elitaş, “Sektörün kamu tarafından yapılacak ihalelerde hangi fiyattan satış yapıyorsa o fiyattan borçlanabilecek şekilde ihalelerin var olması gerektiği kanaatindeyim. Böylece anlaşılabilir veya öngörülebilir bir yatırım ortamının ortaya çıkmasına imkan sağlanacaktır diye düşünüyorum” dedi. EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz ise “Enerji ithalatımızı azaltmak için rüzgar enerjisi bizim için çok önemli. Ülkemizin rüzgarı bu kadar güçlü esmeseydi, güneşi böyle parlamasaydı enerji sektörümüz bu kadar güçlü olmazdı. EPDK, istikamet üzere yürümekte ve yatırım yapmakta kararlı olanların daima yanında ve arkasında olacaktır” şeklinde konuştu.

“5 yıllık ihale programının açıklanması sektöre hayat verir”

TÜREK@home Kongre Başkanı Hakan Yıldırım, rüzgar sektörünün 2021 ortası itibarıyla bir dönüm noktasında olacağını belirterek şimdiden atılacak adımlarla sektörün sanayi ve insan kaynağı dahil tüm kazanımlarının korunabileceğine vurgu yaptı. Yıldırım, “Bu sektöre özellikle son 10 senede ülke olarak çok büyük emek verdik ve bugünkü başarılı noktaya hep birlikte getirdik. İyi durum ve kötü durum senaryolarını çalışarak sektördeki oyuncuların başına kısa ve orta vadede neler geleceğini öngörerek bu kadar üst düzey atılımın yapıldığı bir sektörün elimizden kayıp gitmesini önlemek istiyoruz. Rüzgar tersine dönmeden, finanse edilebilir mekanizmaları ve yatırım için cezbedici olabilecek proje stokunu ortaya koymalı ve ülkemizi rüzgar sanayisi alanında bölgenin üretim üssü olarak geliştirmeliyiz.Bu hepimizin ülkemize olan borcudur. Asıl amacı teknoloji transferi olan ve az sayıdaki paydaş için iş yükü oluşturacak yeka projelerinde 2022 yılında kurulum başlanacak gibi görünmektedir. Bununla birlikte büyük bir kısmı eksi fiyatlı çıkan yaklaşık 3bin MW’lık, bugünkü koşullarda finanse edilmesi imkan dahilinde görünmeyen projelerin 2023’e kadar bir iş yükü oluşturması beklenmemektedir. Yeka ve eksi fiyatlı projeler ile 5.000MW’lık bir proje stoğu kağıt üzerinde olmakla birlikte 2022’nin belki de sonlarına kadar aktif bir stok olarak değerlendirilmemektedir. Oysa bu hazır bekleyen kısa vadeli proje stokunun yatırıma dönüşmesi için düzenlemeler yapılması, orta vadeli finanse edilebilir mekanizma oluşturulması ve 5 yıllık ihale yol haritasının çıkartılması sektörün geleceği açısından belirleyici olacaktır. Aksi durumda sektörün tüm oyuncuları açısından 2021’in ortasından itibaren başlayacak sorunları ilerleyen aşamada geri çevirmek çok daha zor olabilir” dedi.

2020 sonrasında uygulanacak mekanizmaların geleceğin küresel gerçeklerine uygun olarak tasarlanması gerektiğini ve sektördeki 15 bin kişilik iş gücünü aktif ve üretmek tutacak proje stoku oluşturmanın en acil konu olduğunu vurgulayan TÜREK Başkanı Hakan Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti: Son bir yıl içinde özellikle Covid-19’un da hayatımıza girmesiyle birlikte açıkça gördük ki iş dünyasında yatırımların, gelişmenin, ilerlemenin önündeki en büyük engel belirsizliktir. Önümüzdeki dönemde rüzgar sektörü üzerinde bir belirsizlik oluşmasına izin verilmemesi gerekir.”

TÜREK@home ile ‘rüzgar’ tüm yıl esecek

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği TÜREB, içinde bulunduğumuz koronavirüs salgın sürecini ‘daha önce deneyimlenmemiş inovatif bir yaklaşımla’ ele alarak tüm yıl boyunca “rüzgar” konuşabilme fırsatı sunacak bir dijital platform oluşturdu. Daha evvel her yıl fiziksel ortamda yapılan Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi TÜREK, salgın önlemleri dolayısıyla “TÜREK@home” adı ve “Rüzgar Bize Yeter” mottosuyla online olarak gerçekleştiriliyor. 25 Kasım 2020 tarihinden başlayarak her iki ayda bir düzenlenecek olan toplamda beş online panel ile, rüzgar enerjisi sektörü  için önem arz eden tüm konular kamu ve özel sektörden önde gelen konuklarla birlikte ele alınacak. Paneller ve sanal fuar, www.turek.org.tr adresinden ve TÜREB’in YouTube kanalı üzerinden de canlı olarak yayınlanacak.

“TÜREK@home” Paneller Serisi’nin bundan sonraki takvimi şöyle olacak:

  • 27 Ocak 2021 – Küresel Görünüm: Yenilikler ve Fırsatlar
  • 24 Mart 2021- TR Rüzgar Piyasası Görünümü: Yerli ve Küresel Pazarlardan Çıkarılan Dersler & İş Modeli Karşılaştırmaları
  • 26 Mayıs 2021 – İlk YEKA Deneyimleri ve Gelecekteki Kapasite Tahsis Modelleri
  • 28 Temmuz 2021 – Türkiye Tedarik Zincirine Genel Bakış
Devamını oku

Etkinlikler

TÜREK bu yıl “TÜREK@home” adı altında 25 Kasım’da başlıyor

Yayın tarihi:

-

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB), içinde bulunduğumuz koronavirüs salgın sürecini tüm yıl boyunca “rüzgar” konuşabilme fırsatı sunacak bir dijital platform oluşturdu. Daha evvel her yıl fiziksel ortamda geniş katılımla yapılan Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi TÜREK, “TÜREK@home” adı ve “Rüzgar Bize Yeter” mottosuyla www.turek.org.tr adresi üzerinden gerçekleştirilecek. 25 Kasım 2020 tarihinden başlayarak her iki ayda bir düzenlenecek olan toplamda beş panel ile, rüzgar enerjisi sektörü  için önem arz eden tüm konular kamu ve özel sektörden önde gelen konuklarla birlikte ele alınacak. Paneller ve bir günlük sanal fuar, www.turek.org.tr adresi üzerinden canlı olarak yayınlanacak.

“TÜREK@home” Paneller Serisi’nin takvimi ise şöyle belirlendi:

  • 25 Kasım 2020 – Açılış Toplantısı: Rüzgar Söyleşisi
  • 27 Ocak 2021 – Küresel Görünüm: Yenilikler ve Fırsatlar
  • 24 Mart 2021- TR Rüzgar Piyasası Görünümü: Yerli ve Küresel Pazarlardan Çıkarılan Dersler & İş Modeli Karşılaştırmaları
  • 26 Mayıs 2021 – İlk YEKA Deneyimleri ve Gelecekteki Kapasite Tahsis Modelleri
  • 28 Temmuz 2021 – Türkiye Tedarik Zincirine Genel Bakış

TÜREB adına konuyla ilgili bilgi veren Kongre Başkanı Hakan Yıldırım şunları söyledi: “Koronavirüs salgını ile fosil yakıtlardan enerji üretiminde hızla düşüş yaşanan dünyada temiz ve ucuz kaynaklara yönelim artıyor. Başta Uluslararası Enerji Ajansı olmak üzere ilgili tüm enerji kuruluşları da bu gidişin altını kalın bir şekilde çiziyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarında başı çeken rüzgar enerjisi sektörü ise, karşılaştığı pek çok zorluğa rağmen gösterdiği büyüme ile dünyada ve ülkemizde dayanıklılığını kanıtladı. Öyle ki, 2020 yılı ilk yarısında Türkiye’nin hemen her yerinde toplam 197 santralde faaliyette olan 3.351 türbin ile enerji ihtiyacımızın zaman zaman yüzde 10’undan fazlasını rüzgardan karşılamış olduk. Ülkemizin halihazırda işletmedeki 8.299 MW’lık RES kurulu gücünün 2021 sonunda 10 GW’ın üstüne çıkmasını öngörüyoruz. Salgın sürecini rüzgar sektörü adına bir fırsat olarak kullanmak istedik ve her yıl düzenlediğimiz TÜREK etkinliğimizi günün gereklerine uygun olarak dijital ortama taşıdık. Tek seferde yapmak yerine Kongre’yi tüm yıla yayarak bir yıl boyunca “rüzgar” sektörünü konuşma fırsatımız olacak. Böylece sektör için önem arz eden konuları ve ihtiyaçlarını gündemde tutacağız.”

 

Devamını oku

Etkinlikler

TWRE ve Nordex Acciona Rüzgar Türbini Eğitimi’nin ikincisi gerçekleştirildi

Yayın tarihi:

-

TWRE ve Nordex Acciona tarafından düzenlenen Rüzgar Türbin Teknik Eğitimi’nin ikincisini 20-22 Ekim tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirdi.

Türkiye’de enerji sektörünün “cinsiyet eşitliği” platformu olan TWRE Yenilenebilir Enerji ve Enerji Sektörü Türk Kadınları Grubu, enerji sektörünün gelişiminde ve dönüşümde rol oynayan kadınların iletişim grubu olarak 2018 yılında kurulmuştur. Bugün 1300’den fazla üyesi ve binlerce takipçisi olan TWRE, dünya devi rüzgâr türbin üreticilerinden Nordex Acciona grup ile, bu yıl Rüzgar Türbin Teknik Eğitimini’nin ikincisini 20-22 Ekim 2020 tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirdi. 

Rüzgar enerjisi sektörüne beyaz ve mavi yaka kadın yetiştirilmesi için başlatılmış olan programda, bu yıl, İstanbul, İzmir ve Ankara’dan meslek lisesi motor bölümü mezunu, üniversitelerin elektrik, makine, inşaat, meteoroloji ve enerji sistemi mühendisliği son sınıf öğrencileri ve yeni mezunlarından olan 10 genç kadın adaya, 3 gün boyunca detaylı teorik ve pratik eğitimler verildi. 

Programın birinci gününde rüzgar türbin tipleri, türbin mekanik ve elektrik sistem bileşenleri, SCADA sistemi, Delta4000 türbinleri tüm detayları ile anlatıldı. 

Programın ikinci gününde Nordex İzmir Ofisi ve eğitim merkezi ziyareti ile teorik eğitim ve sistem bileşenlerinin pratik olarak görülmesi sağlandı. 

Son günde gerçekleştirilen saha ziyaretinde, PİTANE RES N117 Gama, YUNTADAĞI RES N90 Beta ve Gama, AKÇA RES Delta4K türbinleri yerinde ziyareti edildi ve böylece operasyonel gözlemleri yapıldı. 

TWRE Kurucu Başkanı Sedef Budak, program hakkında şu açıklamayı yaptı: “Böyle kıymetli bir eğitimin geleneksel hale gelmesinden çok memnunuz. Genç kadınlarımızın enerjinin dönüşümünde yer almaları ve kariyerlerini yenilenebilir alanında yönlendirmeleri bizim için çok önemli bir konu idi. Nordex Türkiye’ye desteklerinden ötürü çok teşekkür ediyoruz.”

Nordex Eğitim Koordinatörü Melike Sezginer ise “Nordex Türkiye olarak genç kadınlarımızı yenilenebilir enerji sektöründe kazandırmayı teşvik etmek üzere böyle bir işbirliğinde olmaktan, kendilerini Nordex Acedemy Türkiye’de ağırlamaktan mutluluk duyuyoruz ve tüm arkadaşlarımıza katılımlarından dolayı teşekkür ediyoruz” açıklamasını yaptı. 

Bu eğitim, Nordex Eğitim Koordinatörü Melike Sezginer ve İzmir Ofis Müdürü Gülçe Çalışkan’ın koordinatörlüğünde, Nordex Teknoloji ve Geliştirme Müdürü Selim Türkel ve Teknik Eğitmenler Ahmet Paksoy ve Zafer Avcı’nın katkıları ile gerçekleştirildi.

Devamını oku

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com