Connect with us

Bilgi Kaynakları

EPC Sözleşmelerinde Götürü Tazminat (Liquidated Damages)

Yayın tarihi:

-

1. EPC Sözleşmelerinde Götürü Tazminat: Kısa Bir Bakış 

Mühendislik, tedarik ve inşaat (“EPC”) sözleşmeleri; tesislere ilişkin tüm tasarım, mühendislik, tedarik, inşaat ve devreye almaya ilişkin sorumlulukları, EPC modeli altında, genellikle yüklenicilere vermesi sebebiyle, ulaşım, enerji, sulama gibi kompleks sektörlerdeki büyük inşaat projelerinin sahipleri için popüler ve daha çok tercih edilen bir seçenek haline gelmiştir. Bu yüzden, işveren sözleşme bedelini ödemeyi taahhüt edip yalnızca muhtemel kusur ve anlaşmazlıklar açısından işin yapılışını kontrol etmek durumundayken EPC yüklenicisi genellikle zaman, maliyet ve kalite risklerini üstlenmektedir. 

EPC sözleşmelerinde yüklenici, işlerin başlamasından sonra belirli bir süre içinde veya kesin bir tarihte tesisin tamamını işler olarak teslim etmeyi taahhüt eder. EPC sözleşmesinin bedeli, çoğunlukla götürü bedel esasına göre belirlenir. Ayrıca bir EPC sözleşmesinin yüklenicisi, tamamlanan tesisin belirli performans standartlarına sahip olacağını ve kusurlu işlerin ve hizmetlerin düzeltileceğini veya yeniden yapılacağını garanti eder. 

Öte yandan yüklenici, inşaatın tüm işlerinden sorumlu olmasına rağmen işveren de belirli risklerin altına girmektedir. Örneğin, yüklenici tarafından işlerin yerine getirilmemesi veya işlerin bir bölümünün veya tamamının tamamlanmasında gecikilmesi hali, genellikle işverenin de taraf olabileceği benzer düzeydeki (finansman sözleşmeleri gibi) diğer anlaşmalarda temerrüde düşmesine neden olabilir. Büyük projelerde, projelerin mali yüklerinin önceden veya gecikme esnasında tahmin edilmesi işveren için kolay olmayabilir. Buna ek olarak, proje geciktiği sürece, projenin işletme faaliyetlerinin ve nakit akışının başlaması da gecikir. Bu kapsamda, kayıpların olası miktarının hesaplanmasına ilişkin olarak gelecekte ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkları önlemek için hemen hemen her EPC sözleşmesinde yüklenicilerden götürü tazminat talep edilmektedir.

2. Koruyucu Tedbir Olarak Götürü Tazminat? 

Esas olarak götürü tazminat kavramı, miktarı taraflarca önceden kabul edilmiş ve belirli bir olayın gerçekleşmesi durumunda ödenecek olan bir tazminatın belirlenmesi amacına hizmet etmektedir. Belirtmek gerekir ki, bu konseptte taraflar, zararın gerçek miktarı belli olmadan önce tazminat miktarını belirlemektedirler. 

Götürü tazminat birçok kritere bağlı olabilmekle birlikte götürü tazminat uygulanmasındaki en yaygın kriterler; performans garantileri ve proje teslim süreleri olup (Kelleher) bu bağlamda götürü tazminat, yüklenicinin başarısızlığından kaynaklanan hasar ve kayıplar açışından işvereni tazmin etme amacını taşımaktadır. Gecikme veya başarısızlıktan dolayı işverenin uğrayacağı tahmini zarar veya kayıplar, EPC sözleşmesinin işveren ve yüklenici arasındaki müzakere döneminde belirlenir.

Yazının devamını okumak için lütfen buraya tıklayın.

Bilgi Kaynakları

GWEC’ten çarpıcı Covid-19 raporu!

Yayın tarihi:

-

Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyi (GWEC) tarafından hazırlanan rapor, Küresel Rüzgar Raporu 2019, en son piyasa verileri, ülke profilleri, trendler ve GWEC Piyasa analizleri yoluyla küresel rüzgar endüstrisine kapsamlı bir genel bakış sunar. Rüzgar enerjisi son 20 yılda hızla arttı ve dünya çapında temiz, uygun maliyetli bir enerji kaynağı haline geldi.

Önemli bulgular:
  • 2019’da küresel bazda 60.4 GW rüzgar enerjisi kapasitesi kuruldu, 2018’deki kurulumlara göre yüzde 19 artış ile rüzgâr için tarihinde en iyi ikinci yıl olma niteliği taşıyor.
  • Dünya genelinde rüzgâr enerjisi için toplam kapasite, 2018’e göre yüzde 10 artışla 651 GW’ın üzerinde gerçekleşti.
  • Çin ve ABD, 2019 yılında yeni kapasitenin yüzde 60’ından fazlasını oluşturarak, Dünya’nın en büyük kara rüzgâr pazarları olmaya devam ediyor.
  • Açık deniz rüzgarı, küresel rüzgar tesislerinin yönlendirilmesinde giderek daha önemli bir rol oynamaktadır ve sektör 2019’da 6,1 GW rekor kırarak yeni tesislerin yüzde 10’luk bir rekor payını oluşturmaktadır.
  • Rapor, rüzgâr enerjisi büyümesini daha da hızlandırmak için iki önemli araç tanımlamaktadır: Odak noktasını LCOE’den rüzgar ve yenilenebilir endüstrilerin uzun vadeli sürdürülebilirliğini destekleyen bina enerji pazarlarına kaydırmak; ve sektöre yeni fırsatlar açmak için hibridizasyon ve yeşil hidrojen gibi yeni teknolojik çözümlerin kullanılması.
  • 2020’nin rüzgar enerjisi için rekor bir yıl olması bekleniyordu. GWEC, 76 GW yeni kapasite öngörüyordu. Bununla birlikte, COVID-19’un rüzgar enerjisi kurulumları üzerindeki tam etkisi hala bilinmemektedir. GWEC, COVID-19’un küresel ekonomi ve enerji piyasaları üzerindeki potansiyel etkileri ışığında 2020-2024 tahminlerini gözden geçirecek ve 2020 ikinci çeyreğinde güncellenmiş bir piyasa görünümü yayınlayacaktır.

Rapora buradan ulaşabilirsiniz.

Devamını oku

Bilgi Kaynakları

AB İklim Yasası: Yenilenebilir Enerjide % 100’e Giden Yol Belirlenmeli

Yayın tarihi:

-

Yazar

AB Komisyonu, iklim yasası

AB İklim Yasası ile, Avrupa Komisyonu 2050 yılına kadar iklim nötrlüğüne ulaşma hedefini mevzuatta sabitlemeyi öneriyor

Avrupa Komisyonu bu süreci Kasım 2018’de “Herkes için Temiz Gezegen” kampanyası ile başlattı. Ancak bu kampanyada ortaya konan en iddialı karbonsuzlaştırma senaryoları bile % 100 yenilenebilir enerjiyi temel almıyordu.

İspanya, Danimarka, Lüksemburg, Avusturya, Litvanya ve İrlanda Hükümetleri şimdi Avrupa Komisyonu’nu AB İklim yasası için Etki Değerlendirmesine ek olarak % 100 yenilenebilirlik senaryosu ekleme çağrısı yaptı. AB, iklim nötrlüğünün sağlanması adına en iyi kararları almakta olduğu için bu çok olumlu ve önemli bir girişimdir.

WindEurope Politika Birimi Başkanı Pierre Tardieu, “AB Komisyonu iklim nötrlüğüne geçişin geri döndürülemez olduğunu vurgulamakta kesinlikle haklıydı. Bu, Avrupa’nın her yıl 2019 yılında çalıştırdığından iki kat daha fazla yeni rüzgar enerjisi kurmasını gerektirecek. İklim Yasası etki değerlendirmesi, bu kapasitenin teslimi için güvenilir bir yol belirlemelidir ”diyor.

İklim Kanunu, “net-sıfır emisyon” çalışmaları kapsamında, karbon yakalama ve depolama (CCS) gibi tartışmalı ve az gelişmiş teknolojiler için de bir kapı açıyor. Bu teknolojiler, karbon emisyonu hedeflerinin karşılanmasında, doğal gazla hidrojen üretimi gibi farklı sektörlerde ve uygulamalarda uygulanabilir. Fosil yakıtlar enerji sisteminin bir parçası olarak kalacaktı. WindEurope ise, İklim Kanununun yalnızca yenilenebilir enerjilere dayalı iklim nötrlüğü hedefine odaklanan, uzun vadeli bir % 100 yenilenebilir enerji senaryosu çağrısında bulunuyor.

Pierre Tardieu, “İklim değişikliğiyle başa çıkmak, karayolu taşımacılığında, binalarda ve endüstrinin çoğunda yenilenebilir enerjiye dayalı elektrifikasyonun uygulanması ile ilgilidir. Ayrıca, emisyonun azaltılmasının zor olduğu sektörlerde yenilenebilir hidrojen ölçeğini artırmayı kapsamaktadır. Açıkça, % 100 yenilenebilirlik senaryosunun seçilmesi, yarıda kalacak yatırımları da önleyecektir. % 100 yenilenebilirlik senaryosu, iklim nötrlüğünü maliyet etkin bir şekilde nasıl sağlayacağımızla ilgili tartışmaların başlangıcı olmalı” yorumunu yaptı.

Devamını oku

Bilgi Kaynakları

Bakanlıktan enerji kullanımında verimliliğin artırılması yönetmeliği

Yayın tarihi:

-

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, “Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına Dair Yönetmelik Hakkında Uygulama Usul ve Esasları” başlıklı bir duyuru yayımladı. Enerji verimliliğinin artırılmasına yönelik duyuru, şu 3 başlıkta farklı usul ve esaslar belirliyor:

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı resmi web sitesinde yayımlanan duyuruya ulaşmak için lütfen buraya tıklayınız.

Devamını oku

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com