Connect with us

Genel

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan:

Yayın tarihi:

-

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak, Tanımlar

Amaç ve Kapsam

MADDE 1- (1) Bu usul ve esasların amacı; Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik uyarınca, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı veya Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yetkilendirilen kurum tarafından kurulu gücü azami 10 kW (10 kW dahil) tip proje hazırlanması uygun görülen, kendi tüketim tesisinin bağlantı anlaşmasındaki sözleşme gücüne kadar üretimi ve tüketimi aynı noktadan bağlı, çatı ve cephe uygulamalı, güneş enerjisine dayalı üretim tesisleri için başvuru ve ihtiyaç fazlası enerjinin değerlendirilmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi, bu başvurulara istinaden sunulacak bilgi ve belgeler ile düzenlenecek Bağlantı Anlaşmasına Çağrı Mektubu formatının belirlenmesidir.

Hukuki dayanak

MADDE 2 – (1) Bu usul ve esaslar, Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin 7 nci maddesinin altıncı fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar ve kısaltmalar
MADDE 3 – (1) Bu usul ve esaslarda geçen;
a) Bakanlık: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığını,
b) Bağlantı Anlaşması: Lisanssız Elektrik Üreticileri İçin Dağıtım Sistemine Bağlantı

Anlaşmasını,
c) Çağrı Mektubu: Bağlantı Anlaşmasına Çağrı Mektubunu,
ç) GES: Güneş Enerjisine Dayalı Elektrik Üretim Tesisini,
d) İkili anlaşma: Gerçek veya tüzel kişiler arasında özel hukuk hükümlerine tabi

olarak, elektrik enerjisi ve/veya kapasitenin alınıp satılmasına dair yapılan ve Kurul onayına tabi olmayan ticari anlaşmaları,

e) İlgili mevzuat: Elektrik piyasasına ilişkin kanun, yönetmelik, tebliğ, genelge ve Kurul kararlarını,

f) İlgili Şebeke İşletmecisi: İlgisine göre dağıtım şirketini veya OSB dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiyi,

g) İlgili teknik mevzuat: Bakanlık tarafından çıkarılan ilgili yönetmelik, tebliğ ve diğer düzenlemeleri,

ğ) kW: Mekanik, elektriksel ve/veya pik güç olarak ulaşılabilecek en yüksek güç değerini,

h) Perakende satış sözleşmesi: Bağlantı anlaşması mevcut olan kullanım yeri için, görevli tedarik şirketi ile tüketiciler arasında ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, perakende satış tarifesi veya son kaynak tarifesinden elektrik enerjisi ve/veya kapasite temini ile hizmet alımına yönelik olarak yapılan faaliyetlere ilişkin koşul ve hükümleri kapsayan sözleşmeyi,

ı) Sistem Kullanım Anlaşması: Lisanssız Elektrik Üreticileri İçin Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşması,

i) Tebliğ: Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin Uygulanmasında Dair Tebliği,

j) TEİAŞ: Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi’ni,

k) Tekil kod: Dağıtım şirketleri tarafından dağıtım bölgelerindeki her bir tüketim noktası için belirlenen ve tüketim noktasının Piyasa Yönetim Sistemi’ne kaydı için de kullanılan münhasır kayıt kodunu,

l) Yönetmelik: Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliği,

ifade eder.
(2) Bu usul ve esaslarda geçmekle birlikte tanımlanmamış diğer terim ve kavramlar

ilgili mevzuattaki anlam ve kapsama sahiptir.

İKİNCİ BÖLÜM
Bağlantı Başvurusu ile Bağlantı ve Sistem Kullanımına İlişkin Hükümler

Bağlantı başvurusu

MADDE 4 – (1) Bu usul ve esaslar kapsamındaki başvurular, Ek-1’de yer alan bilgi ve belgeler ile birlikte İlgili Şebeke İşletmecisinin merkez veya taşra birimine yapılır. Ayrıca, başvuruda bulunan kişilerce Yönetmeliğin 31 inci maddesinin yirmi birinci fıkrası kapsamında Ek-2’de yer alan beyan sunulur.

Bağlantı esasları

MADDE 5 – (1) Bu usul ve esaslar çerçevesinde kurulacak olan üretim tesisi, ilgili tüketim tesisinin ölçüm noktasından dağıtım sistemine bağlanır. Üretim ve tüketimin aynı ölçüm noktasından bağlı olmadığı başvurular bu usul ve esaslar kapsamında değerlendirilmez.

(2) Üretim tesisinin kurulu gücü, başvuru ile ilişkilendirilecek tüketim tesisinin bağlantı anlaşmasındaki sözleşme gücünden fazla olamaz.

(3) Bu usul ve esaslar kapsamında üretim tesisi ile ilişkilendirilecek tüketim tesisleri için tüketim birleştirme yapılamaz ve her bir tüketim yeri için bir adet başvuru yapılabilir.

(4) Başka bir lisanssız üretim tesisi ile ilişkilendirilen tüketim aboneliği ile bu usul ve esaslar kapsamında başvuru yapılamaz.

Çağrı Mektubu başvurularının değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması

MADDE 6 – (1) Eksik başvuruda bulunan ve/veya usulüne uygun başvuruda bulunmayan kişilere ait başvurular İlgili Şebeke İşletmecilerince değerlendirmeye alınmaz ve talep edilmesi halinde başvuru evrakları iade edilir.

(2) Bu usul ve esaslar kapsamında bağlanacak GES’lerin toplam kapasitesi ile Yönetmelik’in 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında bağlanacak tesislerin kapasitesi, bu tesislerin bağlanacağı dağıtım transformatörünün İlgili Şebeke İşletmecisine ait bir transformatör olması halinde transformatör gücünün yüzde ellisini geçemez. Transformatörün başvuru sahibine ait olması durumunda, bir tüketim tesisi ile ilişkilendirilen üretim tesisinin kurulu gücü 10 kW ile sınırlı olmak kaydıyla söz konusu kapasite transformatör gücü kadar olabilir. Bu usul ve esaslar kapsamındaki başvurular için Yönetmelik’in 12 nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü uygulanmaz.

(3) Bir dağıtım transformatörüne birden fazla başvuru olması halinde; olumlu bağlantı görüşünün oluşturulmasında başvuru sahibinin son 1 (Bir) yıl içindeki tüketim miktarının diğer başvurulardan yüksek olması kriteri uygulanır. Bir yıllık tüketimi olmayan başvuru sahiplerinin yıllık tüketimleri mevcut aylık tüketimlerinin ortalaması dikkate alınarak yıllık bazda, sadece bir aylık tüketiminin olması halinde bu tüketimi dikkate alınarak yıllık bazda hesap edilir. Bir aylık tüketimi olmayan tüketim noktaları ile inşa aşamasındaki tesisler için

yapılan başvurularda proje değerleri dikkate alınarak en yakındaki aynı abone grubunda yer alan benzer abonelerin tüketimlerine göre hesap yapılır. Yapılan değerlendirme sonucunda, birden fazla başvurunun tüm kriterleri sağlaması durumunda İlgili Şebeke İşletmecisine başvuru tarihi sıralamada esas alınır.

(4) Bağlantı Anlaşmasındaki sözleşme gücü 3 kW’a kadar olan (3 kW dahil) tüketim tesisleri için yapılan başvurularda doğrudan bağlantı görüşü oluşturulur ve Ek-3’teki örneğe uygun şekilde Çağrı Mektubu düzenlenir.

(5) Eksiksiz ve usulüne uygun olarak İlgili Şebeke İşletmecilerine yapılan başvurular hakkında bir sonraki ayın ilk 20 (Yirmi) günü içerisinde, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri saklı kalmak kaydıyla, başkaca bir işlem tesis edilmeksizin olumlu bağlantı görüşü oluşturulur ve Ek-3’teki örneğe uygun şekilde Çağrı Mektubu düzenlenir.

(6) Eksik başvuruda bulunan ve/veya usulüne uygun başvuruda bulunmayan kişiler ile ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri kapsamında başvurusu olumsuz sonuçlandırılan kişilere ait bilgiler, başvuruyu takip eden ayın son 10 (On) günü içerisinde İlgili Şebeke İşletmecisinin internet sayfasında duyurulur. Bu duyuruda eksikliklere ve gerekçelere ilişkin açıklamalara yer verilir ve başvuru sahipleri tarafından talep edilmesi halinde başvuru evrakları iade edilir. Ayrıca olumsuz sonuçlandırılan başvurular hakkında İlgili Şebeke İşletmecilerince duyuruyu takip eden 7 (Yedi) gün içerisinde yazılı bildirim yapılır.

(7) Başvurusu hakkında Çağrı Mektubu düzenlenen kişilere ait bilgiler, bağlantı görüşünün oluşturulduğu ayın son 10 (On) günü içerisinde İlgili Şebeke İşletmecisinin internet sayfasında duyurulur ve Çağrı Mektubu başvuru sahibine tebliğ edilmek üzere duyuruyu takip eden 7 (Yedi) gün içerisinde postaya verilir. Ancak bu süre içerisinde talep edilmesi halinde Çağrı Mektubu ilgilisine elden teslim edilebilir.

Bağlantı ve sistem kullanımı için başvuru

MADDE 7 – (1) Çağrı Mektubu sahibi kişiye, başvurusuna konu üretim tesisine ilişkin proje onayını tamamlaması için 6 ncı maddeye istinaden düzenlenen Çağrı Mektubu’nun kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 90 (Doksan) gün süre verilir. Çağrı mektubu sahibi kişi, söz konusu süre içerisinde, başvurusuna konu üretim tesisinin projesini Bakanlığa veya Bakanlık tarafından yetkilendirilen kuruma onaylattırmak ve proje onayına ilişkin belgeyi İlgili Şebeke İşletmecisine sunmakla yükümlüdür.

(2) Birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde proje onay işlemi için Bakanlık veya Bakanlık tarafından yetkilendirilen kuruma başvuruda bulunan ve proje onay işlemini süresi içerisinde tamamlayamayan kişilere birinci fıkrada tanımlanan süreler içerisinde yazılı olarak İlgili Şebeke İşletmecisine başvuruda bulunulması halinde, İlgili Şebeke İşletmecisi tarafından 90 (Doksan) gün ilave süre verilir.

(3) Birinci ve ikinci fıkra kapsamında verilen süreler içerisinde proje onayına ilişkin belgenin ve onaylı projenin İlgili Şebeke İşletmecisine sunulmaması halinde Çağrı Mektubu hükümsüz hale gelir.

(4) Proje onay işlemini tamamlayarak İlgili Şebeke İşletmecisine birinci fıkrada ve ek süre verilmesi halinde ikinci fıkrada tanımlanan süreler içerisinde başvuruda bulunan kişiler ile İlgili Şebeke İşletmecisi arasında 15 (Onbeş) gün içerisinde Bağlantı Anlaşması imzalanır.

(5) Bağlantı Anlaşması imzalanan veya Çağrı Mektubu hükümsüz hale gelen kişilere ait bilgiler, İlgili Şebeke İşletmecisince kendi internet sayfasında, 6 ncı maddenin beşinci fıkrasında belirtilen duyuru ile birlikte duyurulur. Çağrı Mektubu hükümsüz hale gelen kişilerce talep edilmesi halinde İlgili Şebeke İşletmecisi başvuruya ilişkin evrakları başvuru sahibine iade eder.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Çeşitli ve Son Hükümler

Üretim tesislerinin işletmeye girmesi

MADDE 8- (1) Bu usul ve esas hükümlerine göre şebekeye bağlanacak GES’lerin geçici kabul işlemlerinin, bağlantı anlaşmasının imza tarihinden itibaren 1 (Bir) yıl içerisinde tamamlanması zorunludur. Üretim tesisinin bu süre içerisinde tamamlanmaması halinde, Bağlantı Anlaşması kendiliğinden hükümsüz hale gelir. Talep edilmesi halinde İlgili Şebeke İşletmecisi başvuruya ilişkin evrakları başvuru sahibine iade eder.

(2) Geçici kabulü tamamlanarak işletmeye geçen üretim tesisi için, söz konusu üretim tesisi sahibi kişilerin başvuruda bulunmasını takip eden 3 (Üç) gün içerisinde, söz konusu üretim tesisi sahibi ile İlgili Şebeke İşletmecisi arasında Sistem Kullanım Anlaşması imzalanır.

(3) İhtiyaç fazlası enerjinin değerlendirilmesine ilişkin işlemler, Sistem Kullanım Anlaşmasının imzalandığı tarihten itibaren görevli tedarik şirketince başlatılır. Bu kapsamda İlgili Şebeke İşletmecisi Sistem Kullanım Anlaşması imzalandığına dair görevli tedarik şirketine bilgi vermekle yükümlüdür.

İhtiyaç fazlası enerjinin tespiti, faturalandırılması ve değerlendirilmesi

MADDE 9- (1) Bu usul ve esas hükümlerine göre tesis edilecek GES’lerin ihtiyaç fazlası enerjisinin tespiti, faturalandırılması ve değerlendirilmesinde ilgili diğer mevzuattan kaynaklanan yükümlülükler dışında Yönetmelik ve Tebliğ uyarınca işlem tesis edilir.

Diğer hükümler

MADDE 10- (1) Bu usul ve esaslarda düzenlenen hususlar dışında yürütülecek iş ve işlemlerde ilgili mevzuat hükümleri uyarınca işlem tesis edilir.

(2) Dağıtım şirketleri ile OSB dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler, ilgili dağıtım bölgesinde bu usul ve esaslar çerçevesinde bağlantı görüşü verilen transformatörlerin bağlantı kapasitelerine ve başvurulara ilişkin bilgileri Ek-5’teki formata uygun olarak her ayın yirmibeşinde kendi internet sayfalarında yayınlamakla yükümlüdür.

(3) İlgili Şebeke İşletmecileri, bu usul ve esaslar çerçevesinde kurulacak üretim tesislerine ilişkin Kuruma yapacakları bildirimleri 27/5/2014 tarihli ve 29012 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Enerji Piyasası Bildirim Yönetmeliği hükümlerine göre yapar.

(4) Bağlantı başvurusunda, ihtiyacı karşılanmak üzere üretim tesisi ile ilişkilendirilecek tüketim tesisine ilişkin Tekil Kod’a yer verilir. Mevcut bir tüketim tesisinin bulunmaması halinde, kurulması planlanan tüketim tesisine ilişkin 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununa göre verilen inşaat ruhsatı ve/veya inşaat ruhsatı yerine geçen belgenin başvuru esnasında, tüketim tesisine ait abonelik bilgilerinin ise geçici kabulden önce sunulması zorunludur.

(5) Bu usul ve esaslar kapsamında başvuruda bulunulan üretim tesisi ile ilişkilendirilen tüketim tesisi aynı kalmak kaydıyla tüketicinin değişmesi halinde, üretim tesisinin devri için geçici kabul şartı aranmaksızın, yeni tüketici için bu usul ve esaslar, Yönetmelik ve Tebliğ kapsamındaki iş ve işlemler devam ettirilir. Yeni tüketici tarafından 30 (Otuz) gün içerisinde iş ve işlemlerin sürdürülmesi için başvuruda bulunulmaması ya da iptal talebinde bulunulması halinde ilgisine göre Çağrı Mektubu, Bağlantı Anlaşması ya da Sistem Kullanım Anlaşması hükümsüz hale gelir.

(6) Bu usul ve esaslar kapsamındaki geçici kabulü tamamlanarak işletmeye geçen üretim tesisi ile ilişkilendirilen tüketim tesisinin, satış, devir veya diğer bir düzenleme ile devredilmesi durumunda;

a) Yeni tüketici ile perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma imzalanması,

b) Yeni tüketici tarafından İlgili Şebeke İşletmecisine başvuruda bulunulması, hallerinde, yeni tüketici ile 2 (iki) gün içerisinde ilgili üretim tesisi için Sistem Kullanım Anlaşması imzalanır.

Yürürlük

Madde 11- (1) Bu usul ve esaslar, onaylanmasına ilişkin Kurul Kararının yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme
Madde 12 – (1) Bu usul ve esaslar hükümlerini Başkan yürütür.

Kaynak: http: www.epdk.org.tr

Genel

TÜREB VE SHURA’nın hazırladığı ‘Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Raporu’ panelde tanıtıldı

Yayın tarihi:

-

Yazar

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği ve SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi iş birliğinde hazırlanan “Deniz Üstü Rüzgar İhaleleri: Küresel Eğilimler ve Türkiye için Öneriler” başlıklı rapor TÜREB tarafından İzmir’de düzenlenen özel bir panelle tanıtıldı. Raporla ilgili detaylı bilgilerin SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nden Enerji Analisti Ahmet Acar tarafından aktarıldığı programın açılış konuşmalarını SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ Güllü ve TÜREB Başkanı İbrahim Erden yaptı. Program kapsamında düzenlenen panelin moderatörlüğünü TÜREB Deniz Üstü Rüzgardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman üstlenirken İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Hülya Ulusoy, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rüzgar Enerjisi Meteorolojisi ve Çevresel Uygulama ve Araştırma Merkezi (İYTE RÜZMER) Müdürü Doç. Dr. Ferhat Bingöl ve WindEurope Politikalar Direktörü Pierre Tardieu panelistler arasında yer aldı.

İklim değişikliğiyle mücadele sürecinde, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkenin, karasal olduğu deniz üstü rüzgarlarından da maksimum derecede yararlanması gerektiğinin tartışılmaz olduğunu söyleyen TÜREB Başkanı İbrahim Erden, TÜREB bünyesinde deniz üstü rüzgardan sorumlu bir başkan yardımcılığı pozisyonunun yanı sıra bu konuda özel bir çalışma grubu oluşturulduğunu belirtti. TÜREB olarak bir numaralı önceliklerinin yatırım sorunlarını çözmek ve karadaki projelerin hızlı bir şekilde yatırıma dönmesi olduğunu belirten Erden konuşmasında şunları da kaydetti: “Biz TÜREB olarak deniz üstü rüzgar konusunu, limanlarımızın ve gemi üretim sanayimizin deniz üstü rüzgar faaliyetlerine uyarlanmasından tutun da deniz altında kullanılabilecek nitelikte kablo üretimi yapabilecek yerli sanayimizin oluşturulmasına; bu alanda uluslararası regülasyonlarla uyumlu yasal düzenlemelere katkı sağlamaktan yine bu alanda çalışabilecek nitelikte iş gücü yetiştirilebilmesine kadar çok geniş bir çerçevede ele almaya kararlıyız. Bu kararlılığımız dolayısıyla, ‘Rüzgarda Seferberlik Yılı’ ilan ettiğimiz 2024’te deniz üstü rüzgar için faaliyetlerimizi de maksimum ölçüde yoğunlaştıracağız. İnanıyoruz ki deniz üstü rüzgar enerjisi bu noktadan sonra artık çok büyük bir hızla hayatımıza girecek ve biz belki de ilk ulusal hedefimiz olan 2035’e kadar 5 GW deniz üstü rüzgar kurulu gücünün de üstüne çıkacağız. Bunu da bu alanda özellikle güçlenmiş kendi yerli sanayimizle, kendi yetişmiş iş gücümüzle ve tabii ki kendi kaynağımızla yapacağız.”

Bir diğer açılış konuşmacısı olan ve deniz üstü rüzgar enerjisinin büyük ölçekli temiz üretme potansiyeli ile son yıllarda küresel yenilenebilir enerji sahnesinde önemli rol oynadığını belirten SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ Güllü ise, Türkiye’nin Akdeniz, Karadeniz ve Ege Denizi boyunca stratejik bir konumda olması, sahip olduğu geniş kıyı şeritleri ve uygun rüzgar koşulları, dinamik özel sektörü ve yatırım iştahının Türkiye’nin deniz üstü enerji kaynaklarına erişiminde önemli fırsatlar sunduğunu söyledi. Deniz üstü rüzgar santrallerinin karasal santrallere göre hem daha maliyetli hem de teknik olarak daha karmaşık olduğunu kaydeden Alkım Bağ Güllü, bu nedenle düzenlenecek yarışmalar kapsamında yatırımcıların teknik ve finansal yeterliliğinin doğru bir şekilde değerlendirilmesinin çok önemli olduğunu vurguladı. Bunların yanı sıra projelerin iyi geliştirilip geliştirilmediğinin tetkiki, projenin çevresel ve sosyal etkilerinin analizi, cezaların etkin biçimde uygun olup olmadığı gibi diğer etkenlerin de ihale tasarımında önemli olduğuna dikkat çeken Alkım Bağ Güllü, hedeflerinin bu çalışma vasıtasıyla Türkiye’de deniz üstü rüzgar enerjisi YEKA mekanizması için etkili bir yarışma sistemi tasarlanmasına katkı sağlamak olduğunu belirtti.

TÜREB Deniz Üstü Rüzgar Enerjisinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman “TÜREB olarak, Türkiye’nin deniz üst rüzgar enerjisi potansiyeli konusundaki farkındalığını artırmak ve bu konuda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yürütülen çalışmalara destek olmak amacını taşıyoruz ve bu yönde faaliyetler yürütüyoruz” derken SHURA ile birlikte hazırladıkları “Deniz Üstü Rüzgar İhaleleri: Küresel Eğilimler ve Türkiye için Öneriler” başlıklı raporun bu çabaların ürünü olduğunun altını çizdi.

 

Raporla ilgili detaylı bilgileri aktaran SHURA Araştırma Merkezi Koordinatörü Ahmet Acar, teknik ve idari ölçümlerin yeterli olmaması, kur ve enflasyon riski, finansmana erişim ve cezaların etkin şekilde uygulanmamasının Türkiye’de bu alandaki olası riskler olduğunu belirterek rapor çerçevesinde bir dizi öneride bulunduklarını belirtti.

 

Acar bu önerilerin bir kısmını:

• Gerçekçi teklif için gereken kapsamlı met-ocean analizlerinin yapılması ve aday taraflarla paylaşılması
• Adaylarda teknik ve finansal yeterlilik şartının yerine getirilmesi
• Farklı coğrafi koşullara uygun ihale yaklaşımı seçilmesi
• Enerji tedarik anlaşmalarının süresinin uzun ve istikrarlı olması (15-20 yıl)
• İzin süreçlerinin netleştirilmesi ve kısaltılması
• Cezai yaptırımların dikkatle tasarlanması ve etkin uygulanması
• İhale takviminin belirlenmesi
• Şebekeye erişimin kolaylaştırılması
• Yatırımcılara yeterli teklif hazırlama süresi verilmesi
• Şeffaflık ve rekabetçilik için açık ihale yaklaşımı
• Yerli aksam zorunluluğu durumunda yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye çekebilecek şekilde düzenleme yapılması olarak sıraladı.

“Deniz üstü rüzgar için uzmanlaşmayı bölgelere indiren bir destek mekanizmasına ihtiyaç var”

Toplantı panelistlerinden İZKA Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Hülya Ulusoy deniz üstü rüzgar enerjisi sektörünün, girişimcilerin, Ulaştırma, Sanayi ve Enerji Bakanlıklarının, akademinin ve bütün bir tedarik zincirinin dönüşüp gelişmesini gerektiren bir sektör olduğunu belirtti. Ulusoy, bu nedenle konunun bütün bakanlıkların, enstitülerin ve teşvik veren ara kuruluşların tümleşik bir bakış açısıyla sektörün ihtiyaçlarını bir araya getiren bir teşvik mekanizması oluşturması gerektiğini kaydetti. Deniz üstü rüzgar sektörünün Türkiye için çok önemli olduğunu ve burada en fazla stratejik öneme sahip olan konunun limanlar olduğunu dile getiren Hülya Ulusoy, limanlarla ilgili de şunları söyledi: “Kurulum, bakım ve üretim limanlarının oluşması, liman altyapılarının geliştirilmesi gerekiyor. Bu konuda birçok çalışma var ve biz de Çandarlı Limanı’nı geliştirmeye yönelik çalışıyoruz. Limanların arka alanlarının da ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Çandarlı’nın bu noktada çok önemli bir görev üstleneceğini düşünüyoruz. YEKDEM ve YEKA mekanizmaları karasal rüzgarı oldukça destekledi fakat burada farklı bir mekanizmaya ihtiyaç var. Biraz daha yerele inen, bölgelerin yeteneklerine göre uzmanlaşan, özelleşen bir teşvik sistemi lazım.”

Panele çevrimiçi olarak katılan ve Avrupa’da enerji ihtiyacının yüzde 19’unun rüzgardan karşılandığını ve bunun da 300 bin kişilik istihdama tekabül ettiğini söyleyen WindEurope Politikalar Direktörü Pierre Tardieu, “En iyi politika ülkenin koşullarını dikkate alan politikadır” tespitinde bulunurken, 2 kat büyüyecek bir pazar ve enerji ihtiyacının yüzde 50’sinin rüzgardan karşılanacağı bir gelecek hayal ettiklerini belirtti. Tardieu, TÜREB ve SHURA’nın hazırladığı Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Raporu’na atıfta bulunarak “Önemli olan yatırımcıları çekmek için rekabet etmek isteyecekleri koşulları yaratmaktır. Yeterli sayıda oyuncunun rekabet etmesi ve toplum için önemli projeler ortaya koyması için ortam sağlanıyor ancak bir rakip havuzuna sahip olmak için projelerin ekonomik olarak uygulanabiliyor olması gerekir. Böylece risk aldıkları, deniz üstü projeleri oluşturmaları ve nihayetinde yeşil enerji üretmeleri için bir teşvik ortamı sağlanır” ifadelerini kullandı.

Panele çevrimiçi katılan bir diğer isim olan İYTE RÜZMER Müdürü Doç. Dr. Ferhat Bingöl de hazırlanan rapordaki birçok konuda hazırlayan uzmanlarla hemfikir olduklarını ve bu belgeyi bir yol hartası olarak kullanmayı düşündüklerini söyledi. Doç. Dr. Ferhat Bingöl’ün konuşmasından satır başları da şöyle: “Raporda anlatıldığı gibi meteorolojik ölçümlerin çok önemli olduğuna inanıyoruz ve 3 senelik planlamamız sırasında buna hazırlık yaptık. Uzun mesafe ölçümler ve uydudan alınan verilerle analizler yapabiliyoruz. Türkiye’nin bütün denizlerinde teknik konularda çalışmak istiyoruz. İnsan kaynağı konusuna gelirsek rüzgar enerjisi konusunda Türkiye’de büyük bir insan kaynağı açığı var çünkü sektör çok hızlı ve çok profesyonel büyüdü. Doğal olarak bazı konularda yetişmiş elemana ihtiyaç var. Sektör şu ana kadar farklı disiplinlerden aldığı öğrencileri yetiştirerek kapatmaya çalışıyordu. Biz 10 senedir bu multidisipliner çalışmaları yapabilecek mühendisler yetiştirmeye çalışıyoruz ve yüksek lisans mezunlarımızın tamamı şu anda rüzgar sektöründe çalışıyor. Lisans programımız da 4 yıl önce başladı ve bu yıl ilk mezunlarımızı vereceğiz. Onların da sektörde yer alacaklarını düşünüyoruz.”

Devamını oku

Genel

Türkiye’nin en büyük RES’ine entegre edilecek ilk enerji depolama sistemi için imzalar atıldı

Yayın tarihi:

-

Yazar

Partner EGS ve Polat Enerji, Soma RES projesinde kullanılacak ve birçok açıdan ilk olacak enerji depolama sistemi için imzaları attı.

Partner EGS ve Polat Enerji, Soma RES projesinde kullanılmak üzere 4MW-4MWh kapasiteli enerji depolama sistemi anlaşmasını imzaladı. 29 Aralık Cuma günü gerçekleştirilen imza töreninde, Partner EGS CEO’su Dr. Alper Terciyanlı, Polat Enerji Yönetim Kurulu Üyesi Neşet Özgür Cireli, Soma Enerji Yönetim Kurulu Üyesi Aslı Kehale Altunyuva hazır bulundu. Türkiye’nin en büyük rüzgar enerjisi santralı projesi Soma RES’e entegre edilecek enerji depolama sistemi, şebeke esnekliğine katkıda bulunurken dengesizlik maliyetinin azaltılmasını sağlayacak. Bir enerji depolama sisteminin lisanslı bir rüzgar enerjisi santraline entegre edileceği ilk uygulama olacak olan projede enerji depolama sistemleri Partner EGS’nin çözüm ortağı olan Huawei tarafından tedarik edilecek.

Partner EGS sektörde öncü olmaya devam edecek

Partner EGS CEO’su Dr. Alper Terciyanlı, imza töreninde yaptığı konuşmada, “Global anlamda birçok yeniliğe imza atan güçlü çözüm ortağımız Huawei ile birlikte Türkiye enerji sektöründe ilk uygulamaları gerçekleştirmekten dolayı oldukça mutluyuz. Huawei tarafından temin edilen donanımlara, Partner EGS’nin yerli yazılım ve mühendislik çözümlerinin entegre edilmesiyle, piyasa ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılayan rekabetçi ve üstün özellikte enerji depolama sistemlerini yenilenebilir enerji yatırımcılarımıza sunmaktayız. Burada üstlendiğimiz öncü rol ile sektörün gelişimine de önemli katkılar sağlayacağımıza inanıyor; bu süreçte bizleri tercih eden tüm paydaşlarımıza da güvenleri ve destekleri için tekrar teşekkür ediyoruz“ dedi.

Polat Enerji teknolojiye ve yeniliklere yatırım yapmaya devam edecek

Türkiye’nin rüzgar kurulu gücü bakımından en büyük şirketi ve en büyük RES işletmecisi olduklarına dikkat çeken Polat Enerji Yönetim Kurulu Üyesi Neşet Özgür Cireli ise “Sektörde bugüne kadar birçok ilke imza atmanın gururunu yaşıyoruz. Bugün yine bir ilki gerçekleştirmek üzere bir araya geldik. Ülkemizin ilk şebeke ölçekli depolama sistemini Türkiye’nin en büyük rüzgar santrali Soma RES’te devreye alacağız. Attığımız imzalar aynı zamanda, Türkiye’nin ilk depolamalı RES’ini hayata geçirme kararlılığımızın da göstergesi. Teknolojiye yatırım yapmaya, yenilik ve ilklere imza atmaya devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.

Polat Enerji’nin 20 yılı aşkın süredir yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösterdiğini belirten Neşet Özgür Cireli, “Kurduğumuz rüzgar ve güneş enerjisi santralleriyle yılda yaklaşık 2 milyar kWh elektrik üretiyoruz. Böylece 50 milyon ağaç dikimine eşdeğer yılda ortalama 1,25 milyon ton sera gazı emisyonunu azaltıyor, yaklaşık 610 bin kişinin elektrik enerjisi tüketimini karşılıyoruz” ifadelerini kullandı.

Devamını oku

Genel

“Deniz üstü RES’ler hem elektrik hem yeşil hidrojen üretmeli”

Yayın tarihi:

-

Yazar

Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’nin 75 bin MW kurulu güç potansiyeli olduğu Deniz üstü Rüzgar Enerjisi Santralleri’nde (DRES) teknik çalışmalar 2024 yılında başlıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından açıklanan Ulusal Enerji Planı’nda DRES’ler için 2035 yılına kadar 5 bin MW kurulu güç hedeflenirken, Türkiye’nin bu alandaki stratejisinin sadece elektrik değil yeşil hidrojen de üretecek şekilde kurgulanması gerektiği belirtiliyor.

Türkiye çok yüksek potansiyele sahip

Türkiye’de hidrojen teknolojileri alanında çalışan en köklü şirketler arasında yer alan TEKSİS İleri Teknolojiler’in Genel Müdürü Hüseyin Devrim; İngiltere, Hollanda ve Belçika gibi Avrupa ülkelerinde uzun yıllardır üzerinde çalışılan teknoloji ile DRES’lerden üretilecek elektriğin yeşil hidrojen üretiminde kullanılmaya başlandığını hatırlattı. Bu teknolojilerin karbon emisyonlarının azaltılmasına ve karbondan arındırılmış ekonomilere geçiş çabalarına önemli katkıda bulunduğunu hatırlatan Devrim, “Dünyanın ilk offshore yeşil hidrojen tesisi bu yıl Fransa’da devreye alındı. DRES’lere hidrojen elektrolizörleri yerleştirmekle, fosil kaynak kullanmadan hidrojen üretebilmek mümkün. Bir yarımada ülkesi olan Türkiye, çok yüksek potansiyele sahip olduğu DRES’leri kurgularken, mutlaka yeşil hidrojen üretimini de önceliğine almalı. Bu şekilde bir taşla iki kuş vurabilir ve ulusal hedeflerine çok daha hızlı ulaşabilir” dedi.

Türkiye’nin dünya üzerinde yeşil hidrojeni en verimli ve büyük ölçekte üretebilecek ülkeler arasında başı çektiğini vurgulayan TEKSİS Genel Müdürü Hüseyin Devrim, birincil enerji kaynaklarında yüzde 70 oranında dışa bağımlı olan Türkiye’nin enerji ihracatçısı ülke konumuna ulaşabilmesindeki tek anahtarın yeşil hidrojende olduğuna dikkat çekti.

Hüseyin Devrim, şu değerlendirmeyi yaptı:

Türk şirketleri bu entegrasyonu başarabilir

“Ülkemizde deniz üstü RES’ler ile ilgili yenilenebilir kaynak alanları çalışması bu yılın tamamlandı ve Bandırma, Bozcaada, Gelibolu ve Karabiga açıklarında toplam 1900 kilometrekare deniz alanı DRES’ler için tahsis edildi. YEKA kapsamında inşa edilecek santraller için taban fiyat 6,75 dolar/cent, tavan fiyat 8,25 dolar/cent, alım garanti süresi ise 10 yıl, yerli katkı uygulama süresi 5 yıl olarak belirlendi. Ulusal hedef olarak belirlediğimiz 5 bin MW, potansiyelimizin on beşte birine karşılık geliyor. Bugün itibarıyla dünyada devrede olan DRES kurulu gücü 70 bin MW’ın üzerinde. Buna karşılık Avrupa ülkeleri 2030’a kadar kurulu güçlerini 160 bin MW’a, İngiltere 30 bin MW’a, ABD 70 bin MW’a, Çin ise 100 bin MW’a çıkarmayı ulusal hedef olarak dünyaya ilan etmiş durumda. Bu büyük hedefler dikkate alındığında Türkiye’nin hedef kurulu gücünün çok yetersiz olduğunu söylememiz mümkün olabiliyor. Bu tesislerin Yeşil Hidrojen ile entegre edilmesi durumunda çok daha yüksek seviyede katma değer üretebiliriz. TEKSİS olarak ülkemizin yerli elektrolizör üretiminde paydaş olarak hazır olduğumuzu pek çok ifade etmiştik. Türk şirketleri olarak DRES-Yeşil Hidrojen entegrasyonunu herhangi bir ülkeye bağımlı olmadan gerçekleştirebilecek insan kaynağına ve teknolojik birikime sahibiz.”

“Güney Marmara Hidrojen Kıyısı Projesi ile DRES-Yeşil hidrojen entegrasyonu mümkün”

TEKSİS Genel Müdürü Hüseyin Devrim, Türkiye’nin ilk deniz üstü RES YEKA alanları arasında Marmara Denizi’nde Karabiga açıklarının belirlenmesi ile Bandırma-Biga hattına kazandırılması düşünülen ‘Güney Marmara Yeşil Endüstri Bölgesi’nin deniz üstü RES- Yeşil hidrojen entegrasyonu artıran önemli bir adım olacağını belirtti.

Koordinatörlüğünü Güney Marmara Kalkınma Ajansı’nın (GMKA) üstlendiği Türkiye’nin ilk yeşil hidrojen üretimi projesi olan Güney Marmara Hidrojen Kıyısı (South Marmara Hydrogen Shore – HYSouthMarmara) Projesi’nin bölgeyi bir yeşil hidrojen üretim üssü noktasına taşıyabileceğine dikkat çeken Hüseyin Devrim, “Türkiye’nin elinde muhteşem bir potansiyel var. Türkiye gibi derin denizlere sahip ülkelerde sayıları hızla artan yüzer temelli DRES’ler ile Ege, Akdeniz ve Karadeniz havzasında hem yeşil hidrojen hem deniz üstü RES hem de bu santrallerin ekipman üretiminde üretim merkezi olmamamız hiçbir neden yok. Ancak bunun için sihirli sözcüklerimiz doğru planlama, doğru yer seçimi ve doğru destek politikaları olmalı” dedi.

Devamını oku

Trendler