Denizüstü rüzgârın başarısı liman-sanayi entegrasyonuna bağlı

Mesut Kul
5 Görüntüleme
11 Min. Okuma
TÜRKLİM Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Erçelik

TÜRKLİM Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Erçelik, Türkiye’nin liman altyapısını güçlü bir başlangıç zemini olarak değerlendiriyor; ancak denizüstü rüzgâr için özel amaçlı bir dönüşüm gerektiğini vurguluyor.

Türkiye’de gelişmekte olan denizüstü rüzgâr enerjisi sektöründe limanların ve lojistik altyapının rolünü TÜRKLİM Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Erçelik ile konuştuk. Erçelik; limanların fiziki dönüşümünden liman-sanayi entegrasyonuna, işletme-bakım altyapısından bölgesel tedarik zinciri potansiyeline uzanan başlıklarda değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin ilk denizüstü rüzgâr projeleri açısından liman altyapısının mevcut durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’nin denizüstü rüzgâr enerjisi yolculuğunda liman altyapımızı güçlü bir başlangıç zemini olarak görüyorum; ancak bu zemin özel amaçlı bir dönüşüm gerektiriyor. Türkiye’de henüz işletmeye alınmış bir denizüstü rüzgâr santrali bulunmuyor. Buna karşılık karasal rüzgârda 25 yılı aşan önemli bir tecrübeye, proje yükü taşımacılığına, ekipman elleçleme kapasitesine ve güçlü bir limancılık birikimine sahibiz. Bu bizim için değerli bir avantajdır.

Ancak denizüstü rüzgâr, karasal rüzgârın denize taşınmış hâli değildir. Türbin kanatları, kuleler, naseller, monopil veya jacket temeller, geçiş parçaları, denizaltı kabloları ve trafo yapıları çok daha büyük boyut ve tonajlara ulaşmaktadır. Bu nedenle limanlardan beklenen görev klasik yük elleçlemenin ötesindedir. Limanlar; depolama, ön montaj, kalite kontrol, ağır kaldırma, deniz operasyonlarına hazırlık, bakım-onarım ve gerektiğinde üretim-tedarik kümelenmesinin merkezi hâline gelmelidir.

Dünya Bankası’nın 2025 tarihli Türkiye Denizüstü Rüzgar Enerjisi Yol Haritası da liman altyapısını, şebeke ve tedarik zinciriyle birlikte sektörün gelişimi için temel kolaylaştırıcı unsurlardan biri olarak tanımlamaktadır. Bugün Aliağa, Çandarlı, Bandırma, Çanakkale, Karabiga-Biga hattı, Gemlik, Marmara Bölgesi limanları ve Akdeniz’de bazı kıyı alanları potansiyel taşımaktadır; ancak bunların tamamını bugünden “denizüstü rüzgâr için hazır” kabul etmek doğru olmaz. Geniş geri saha, ağır yük taşıma kapasitesi, özel ekipman, ön montaj alanı, emniyetli manevra imkânı ve liman-sanayi entegrasyonu geliştirilmesi gereken başlıklardır.

Dolayısıyla mevcut liman altyapımızı “yetersiz” olarak değil, dönüştürülmesi gereken güçlü bir başlangıç zemini olarak değerlendirmek gerekir. Doğru limanlar doğru fonksiyonlarla planlanır, teknik boşluk analizleri tamamlanır ve kamu-özel sektör koordinasyonu sağlanırsa Türkiye yalnızca kendi ilk denizüstü rüzgâr projelerine hizmet etmekle kalmaz; yakın coğrafya için de bölgesel bir denizüstü rüzgâr lojistik ve tedarik merkezi olma fırsatını yakalayabilir.

Denizüstü rüzgâr yatırımlarının gelişmesi için limanların hangi alanlarda hazırlık yapması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Limanlarımızın bu alanı yalnızca proje yükü elleçleme faaliyeti olarak değil, yeni bir enerji-sanayi-lojistik ekosisteminin ana omurgası olarak değerlendirmesi gerekir. İlk hazırlık alanı liman fonksiyonlarının doğru tanımlanmasıdır. Her limanın aynı rolü üstlenmesi beklenmemelidir. Bazı limanlar araştırma ve planlama gemilerine, bazıları üretim ve tedarik zincirine, bazıları ön montaj ve kurulum süreçlerine, bazıları ise işletme-bakım faaliyetlerine odaklanabilir.

İkinci başlık fiziki altyapıdır. Denizüstü rüzgâr ekipmanları geniş stok sahaları, yüksek taşıma kapasiteli rıhtımlar, yeterli su derinliği, ağır kaldırma imkânı, özel taşıyıcıların çalışabileceği zeminler ve güvenli manevra alanları gerektirir. Kurulum gemilerinin limanda beklemesi veya uygun hava penceresinin kaçırılması projenin maliyetini doğrudan etkiler. Bu nedenle liman içi operasyonların hızlı, güvenli ve öngörülebilir olması gerekir.

Üçüncü başlık liman-sanayi entegrasyonudur. Türkiye’nin asıl fırsatı yalnızca türbin parçalarını elleçlemek değil, değer zincirinin mümkün olduğunca büyük bölümünü ülke içinde üretmek ve ihraç etmektir. Bu nedenle limanların gerisinde üretim, montaj, kablo, çelik yapı, bakım-onarım ve mühendislik kabiliyetlerini destekleyen kümelenmeler oluşturulmalıdır.

Dördüncü olarak işletme-bakım limanları şimdiden planlanmalıdır. Denizüstü rüzgâr santralleri 25 yıl ve üzeri işletme ömrüne sahip yatırımlardır. Bu süre boyunca bakım gemileri, yedek parça depoları, teknik personel, atölyeler, dijital izleme altyapısı ve acil müdahale kabiliyeti kritik olacaktır.

Bunlara ilave olarak şebeke bağlantısı, denizaltı kablo lojistiği, yüksek gerilim ekipmanları ve enerji yönetimi de liman planlamasının ayrılmaz parçası olmalıdır. Ayrıca bu alan, ağır kaldırma, denizde çalışma, yüksek gerilim ve iş güvenliği açısından özel eğitimli insan kaynağı gerektirir. Son olarak, liman yatırımlarının uzun geri dönüş süreleri dikkate alınarak kamu, özel sektör, enerji yatırımcıları ve finans kuruluşları arasında öngörülebilir bir yatırım ve destek modeli oluşturulmalıdır.

TÜRKLİM olarak denizüstü rüzgâr sektörüne yönelik yürüttüğünüz çalışmalar ve öncelikler nelerdir?

TÜRKLİM olarak denizüstü rüzgâr enerjisini yalnızca yeni bir yük veya proje taşımacılığı alanı olarak değil, Türkiye limancılığının enerji dönüşümü, sanayi entegrasyonu ve bölgesel lojistik merkez olma vizyonu açısından stratejik bir fırsat olarak görüyoruz. Bu nedenle çalışmalarımızı üç ana eksende yürütüyoruz: bilgi üretimi ve farkındalık, sektörler arası koordinasyon ve liman altyapısının stratejik dönüşümü.

İlk olarak, denizüstü rüzgârın limancılık sektörü açısından önemini sektör gündemine taşıyoruz. Limanlarımızın bu yeni alanda hangi rolleri üstlenebileceğini, mevcut karasal rüzgâr tecrübemizin denizüstü rüzgâr değer zincirine nasıl aktarılabileceğini ve liman-sanayi entegrasyonunun nasıl kurulabileceğini düzenli olarak değerlendiriyoruz. Bu konu bizim açımızdan yalnızca bir yayın veya toplantı başlığı değil, Türkiye limancılığının gelecek pozisyonuna ilişkin stratejik bir çalışma alanıdır.

İkinci olarak, paydaş koordinasyonunu önemsiyoruz. Denizüstü rüzgâr; liman işletmeleri, enerji yatırımcıları, tersaneler, kablo ve ekipman üreticileri, ağır nakliye şirketleri, mühendislik firmaları, finans kuruluşları, eğitim kurumları ve kamu otoritelerinin birlikte hareket etmesini gerektiren çok disiplinli bir ekosistemdir. TÜRKLİM olarak bu ekosistemde limanların rolünü görünür kılmaya ve ilgili paydaşları ortak akıl etrafında buluşturmaya çalışıyoruz.

Önceliklerimizin başında ise Türkiye Denizüstü Rüzgâr Limanları Master Planı ihtiyacı geliyor. Türkiye’nin 2035 perspektifinde rüzgâr kurulu gücünü büyütme ve denizüstü rüzgâr kapasitesi oluşturma hedefleri, liman boyutu planlanmadan sağlıklı şekilde ilerleyemez. Hangi limanın araştırma, üretim, ön montaj, kurulum, işletme-bakım veya geri dönüşüm fonksiyonu üstleneceği açık biçimde belirlenmelidir.

İkinci önceliğimiz liman bazlı teknik boşluk analizleridir. Aday limanların rıhtım derinliği, geri saha büyüklüğü, zemin taşıma kapasitesi, ağır kaldırma imkânı, proje yükü tecrübesi, kara ve demiryolu bağlantısı, sanayi kümelenmesine yakınlığı ve genişleme potansiyeli objektif kriterlerle değerlendirilmelidir.

Üçüncü önceliğimiz liman-sanayi entegrasyonudur. Offshore rüzgârda asıl katma değer yalnızca ekipman elleçlemekten değil; kule, kanat, çelik temel, denizaltı kablosu, trafo merkezi, bakım-onarım ve mühendislik hizmetlerini limanlarla entegre bir üretim ve ihracat zincirine dönüştürmekten doğacaktır.

Son olarak insan kaynağı, iş güvenliği, uluslararası standartlara uyum ve yatırım-finansman modelleri de temel önceliklerimiz arasındadır. Offshore rüzgâr; denizcilik, enerji, ağır kaldırma, yüksek gerilim, çevre yönetimi ve dijital operasyon kabiliyetlerini aynı anda gerektiren bir alandır. TÜRKLİM olarak hedefimiz, Türkiye limanlarını bu alana yalnızca hazırlamak değil; yerli sanayiyi güçlendiren, yatırım çeken ve bölgesel ölçekte rekabetçi bir liman-ekosistem modeli oluşturulmasına katkı sağlamaktır.

Türkiye limanlarının denizüstü rüzgâr tedarik zincirinde bölgesel bir merkez olma potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye limanlarının denizüstü rüzgâr tedarik zincirinde bölgesel merkez olma potansiyelini yüksek ve stratejik görüyorum. Ancak bu potansiyel kendiliğinden gerçeğe dönüşmez. Bölgesel merkez olmak; uygun coğrafya, liman kapasitesi, sanayi üretimi, tersane kabiliyeti, kablo ve çelik imalatı, ağır proje taşımacılığı, finansman ve insan kaynağının birlikte kurgulanmasını gerektirir.

Türkiye’nin en önemli avantajı, Ege, Marmara, Karadeniz ve Doğu Akdeniz havzalarının kesişiminde yer almasıdır. Bu konum bize yalnızca kendi projelerimize değil, yakın coğrafyada gelişebilecek projelere de üretim, lojistik, montaj ve bakım-onarım hizmeti verme imkânı sunmaktadır. Dünya Bankası’nın yol haritasında Türkiye’nin denizüstü rüzgâr teknik potansiyeli 75 GW olarak değerlendirilmekte; ayrıca liman ve denizcilik sektörünün, rekabetçi işgücü ve sanayi altyapısıyla önemli bir tedarik zinciri fırsatı sunduğu belirtilmektedir.

İkinci avantajımız, karasal rüzgârdan gelen sanayi ve lojistik birikimidir. Türkiye artık yalnızca ekipman ithal eden bir pazar değildir; kule, kanat, çelik yapı, kablo, mühendislik, bakım-onarım ve ağır proje taşımacılığı alanlarında önemli kabiliyetlere sahiptir. Bu birikim denizüstü rüzgâr değer zincirine doğru geliştirilebilirse, limanlarımız sadece yük elleçleyen noktalar değil, üretim ve ihracat odaklı enerji-sanayi üsleri hâline gelebilir.

Burada doğru yaklaşım tek bir liman değil, fonksiyonel liman ağı kurmaktır. Bazı limanlarımız üretim ve tedarik, bazıları ön montaj ve kurulum, bazıları ise işletme-bakım fonksiyonuyla uzmanlaşabilir. Asıl katma değer, komponentlerin yalnızca elleçlenmesinden değil, liman gerisinde üretilip doğrudan proje sahalarına sevk edilmesinden doğacaktır.

Bu nedenle Türkiye’nin denizüstü rüzgâr tedarik zinciri için ulusal ölçekte bir liman-sanayi master planına ihtiyacı vardır. Bu plan hangi limanın hangi fonksiyonu üstleneceğini, hangi bölgelerde üretim kümelenmesi kurulacağını, hangi yatırımların kamu desteğiyle hızlandırılacağını ve özel sektörün hangi takvimle yatırım yapacağını ortaya koymalıdır. Bunu başarabilirsek Türkiye, önce kendi denizüstü rüzgâr projelerine hizmet eden güçlü bir ulusal tedarik zinciri kurabilir; ardından Ege, Karadeniz ve Doğu Akdeniz havzalarında bölgesel üretim, lojistik ve bakım-onarım merkezi hâline gelebilir.

Son olarak, Türkiye’nin denizüstü rüzgâr hedefleri kapsamında liman işletmecilerine ve sektör paydaşlarına vermek istediğiniz mesaj nedir?

Liman işletmecilerimize ve tüm paydaşlara mesajım şudur: Offshore rüzgârı bekleyerek değil, hazırlanarak karşılamalıyız. İlk projeler ilan edildiğinde hazırlanmaya başlamak geç kalmak anlamına gelebilir. Bu alan yalnızca vinç, rıhtım veya saha meselesi değildir; strateji, insan kaynağı, iş güvenliği, finansman, dijital operasyon, enerji altyapısı ve uluslararası standartlar meselesidir.

Türkiye’nin denizüstü rüzgâr hedefleri sadece megavat hedefi olarak okunmamalıdır. Bu hedefler; enerji arz güvenliği, dışa bağımlılığın azaltılması, 2053 net sıfır vizyonu, nitelikli istihdam, teknoloji transferi, tersane ve limanlarımızın yeni iş alanlarına kavuşması ve ülkemizin bölgesel enerji üssü olma iddiasıyla doğrudan bağlantılıdır.

Bu nedenle kamu, özel sektör, liman işletmecileri, enerji yatırımcıları, sanayi kuruluşları ve finans dünyası arasında öngörülebilir bir yatırım ve iş birliği modeli oluşturulmalıdır. Denizüstü rüzgâr yatırımları yüksek sermaye, uzun hazırlık süresi ve güçlü koordinasyon gerektiren projelerdir. Limanlarımızın bu sürece hazırlanması, sadece özel sektörün değil, ulusal enerji ve sanayi politikamızın da stratejik bir parçası olarak ele alınmalıdır.

Ayrıca limanların kendi yeşil dönüşümünü de bu sürecin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Geleceğin limanı, yalnızca denizüstü rüzgâr ekipmanını elleçleyen liman değil; kendi karbon ayak izini azaltan, yenilenebilir enerji kullanan, ekipmanlarını elektriklendiren, enerji verisini yöneten ve sürdürülebilir lojistik zincirlerine entegre olan limandır.

Bugünden ortak akıl, ortak plan ve ortak yatırım kültürüyle hareket etmeliyiz. Türkiye denizüstü rüzgârda yalnızca izleyen bir ülke değil; üretim yapan, teknoloji geliştiren, liman altyapısıyla bölgeye hizmet veren ve yakın coğrafyanın enerji dönüşümüne yön veren bir ülke olabilir. Bunun için gerekli potansiyelimiz ve denizcilik birikimimiz var. Şimdi ihtiyaç duyduğumuz şey, bu potansiyeli planlı ve kararlı biçimde harekete geçirmektir.

Hızlı teklif

Bu ürün için size geri dönüş yapalım

Teknik detay, fiyat bilgisi veya teklif talebiniz için formu doldurun. Talebiniz doğrudan ilgili ekibe iletilir.

Talep türü:
✓ 24 saat içinde geri dönüş
✓ Doğrudan ilgili ekibe iletilir
✓ Ücretsiz bilgi talebi
Bu Makaleyi Paylaş
Yorum yapılmamış
SON SAYI
Rüzgar Enerjisi Dergisi son sayı e-dergi kapağı
Rüzgar Enerjisi
Temmuz-Ağustos
Yeni sayıyı online okuyun
E-Dergiyi Oku