Connect with us

Bilgi Kaynakları

Deniz üstü rüzgar enerjisi saha geliştirme çalışmaları kapsamında çevresel analiz yapılacak

Published

on

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, deniz üstü rüzgar enerjisinde çevresel etki analizi için danışmanlık hizmeti alacağını duyurdu. Danışmanlık hizmeti; çevresel ve sosyal kısıt analizi, kuş göçü, deniz biyoçeşitliliği araştırmalarını ve diğer teknik raporları içeriyor.

2023 yılının başında açıkladığı 2035 yılına kadar olan dönemi kapsayan Ulusal Enerji Planı’nda 5 GW deniz üstü rüzgar enerjisi hedefini açıklayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, ilgili adımlarını hızlandırıyor. Türkiye’deki deniz üstü rüzgar enerjisi saha geliştirme çalışmaları kapsamında çevresel ve sosyal kısıt analizi için danışmanlık hizmeti alacağını duyuran Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın konuyla ilişkin ilanı Resmi Gazete’de yayımlandı.

Kara göre, Avrupa Birliği (AB) Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) Enerji Sektör Programı Faz 4 Projesi kapsamında, Türkiye’deki deniz üstü rüzgar enerjisi saha geliştirme çalışmalarına yönelik çevresel ve sosyal kısıt analizi için danışmanlık hizmeti alınacak.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın alacağı danışmanlık hizmeti; belirli alanlarda çevresel ve sosyal kısıt analizinin yürütülmesini, kuş göçü, deniz biyoçeşitliliği araştırmalarını ve diğer ilgili teknik raporların hazırlanmasını içerecek.

Konuyla ilgili daha detaylı bilgi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Yabancı Sermaye Koordinasyon Dairesi Başkanlığı Proje Uygulama Birimi’nden alınabilecek.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 

Türkiye'nin alanında en özel yayınlara sahip medya grubu MONETA'nın sektörel dergi ve portallarının yönetimine katkıda bulunmaktayım. MONETA bünyesinde yeni nesil yayıncılık anlayışıyla içerik yönetimini geliştirmeye devam ediyoruz.

Bilgi Kaynakları

Deniz üstü rüzgarın çatı kuruluşu DÜRED, 2 yaşında

Published

on

By

Deniz üstü rüzgar enerjisinde farkındalık yaratmak için 2021 yılında kurulan ve geride kalan süreç boyunca birçok çalışmaya imza atan Denizüstü Rüzgar Enerjisi Derneği (DÜRED), kuruluşunun 2. yılını kutladı.

Türkiye’de deniz üstü rüzgar santrali yatırımlarının yapılması, geliştirilmesi, denizcilik ve enerji sektörünün bir araya getirilmesi, iş birliklerinin koordine edilmesi amacıyla 2021’in Nisan ayında kurulan Denizüstü Rüzgar Enerjisi Derneği (DÜRED), sektörle ilgili hem sivil toplum faaliyetlerinin etkinleştirilmesi ve geliştirilmesinde hem de kamu kurumları ve üniversiteler ile çalışmalar yürütülmesinde birçok projeye imza attı. Türkiye’nin deniz üstü rüzgar enerjisi kaynaklarının potansiyelini ortaya koymak, deniz üstü rüzgar enerji kullanımı ve sanayisinin gelişimini sağlamak, sektörün gelişmesi ve mevzuatın oluşturulmasına katkıda bulunmak gibi ana hedefleri olan DÜRED, büyük bir özveriyle yürüttüğü çalışmalarıyla sadece ülkemizde değil, civar ülkelerde de ciddi bir farkındalık yaratarak kamuoyu oluşturdu.

Geçtiğimiz günlerde 2. yılını kutlayan ve konuyla ilgili bir açıklama yayınlayan DÜRED, dünyada hızlı bir şekilde büyüme kaydeden deniz üstü rüzgar enerjisiyle ilgili Türkiye’de yapılması gereken birçok konu bulunduğu; derneğin bu doğrultudaki çalışmalarına devam edeceğini vurguladı.

Kurulduğu 2 yıl içerisinde; 41 adet online eğitici teknik webinar düzenleme, ülkemizde düzenlenen 22 fuar/konferans/sempozyuma konuşmacı olarak katılım sağlama, 6 yurt dışı etkinliğe katılma, birçok üniversite ve platformda konuşmacı olarak yer alma, Ankara’da kamu kurumlarına özel çalıştay düzenlenme, kamu kurum ziyaretleri gibi deniz üstü rüzgar enerjisinde farkındalık oluşturacak çalışmalar düzenleyen DÜRED, ulusal ve uluslararası düzeyde pek çok başarılı projeye de imza attı.

Derneğin imza attığı bu çalışmalar arasında;

Denizüstü Rüzgar Enerjisi Derneği İktisadi İşletmesi’nin kurulması,

• Bölgede bir ilk olma özelliği taşıyan Marentech Deniz Enerji Teknolojileri Fuarı ve Konferansı’nın İzmir’de düzenlenmesi,

• Karadeniz Ülkeleri Denizüstü Rüzgar Enerjisi Federasyonu kurulumu çalışmaları,

• AB Black Sea Floating Wind Turbine (BLOW) Projesi’nde yer alma,

• Ülkemizde Denizüstü Rüzgar Enerjisi Eğitim, Ar-Ge ve Test Merkezi kurulumu çalışmaları,

• Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Ulusal Enerji Planı’nda 5 GW hedef konulması çalışmaları,

• Dünya Bankası tarafından hazırlanan “Offshore Wind Development

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Continue Reading

Bilgi Kaynakları

2022’de rüzgar türbinlerinin devreye alınması %15 düşerek 86 GW’a geriledi

Published

on

By

Araştırma şirketi BloombergNEF, yayımladığı yeni raporunda rüzgar türbinlerinin devreye alınmasında %15 düşüş yaşandığını açıkladı. BNEF’in raporuna göre proje geliştirmeyi etkileyen tedarik zincirindeki kısıtlamalar ve belirsizlikler, 2022 yılında rüzgar türbinlerinin devreye alınmasında %15’lik bir düşüş meydana getirdi, yıllık kurulum 86 GW’ta kaldı.

Küresel emtia piyasaları ve düşük karbonlu bir ekonomiye geçişi sağlayan trendler hakkında stratejik bir araştırma ve analiz sağlayıcısı olan BloombergNEF (BNEF), raporunda yeni eklenen rüzgar kapasitesinde iki yıl devam eden rekorlardan sonra, 2022 yılında %15’lik bir düşüş meydana geldiğini açıkladı. Dünyanın en büyük iki piyasası olan ABD ve Çin’de yer alan kurulumlardaki büyümenin durmasıyla beraber, 2022 yılında global olarak rüzgar türbinlerinde 86 GW kapasitenin hayata geçirildiği bilgisine yer verilen BNEF 2023 Küresel Rüzgar Türbini Payları Raporu’nda; yeni rüzgar santrallerinde kara oranının %89 ile çoğunluktayken, devreye alınan yeni deniz üstü türbin kapasitesinin ise, 2021’e göre %46 oranında düşüşle 9,1 GW’a indiği açıklandı. Raporda yer alan bilgilerle ilgili kendi görüşünü aktaran BloombergNEF Rüzgar Analisti Cristian Dinca, “Alarmların çalıyor olması gerekir. Dünyanın dört bir yanındaki hükümetler karbonsuzlaşmaya olan ilgilerini artırırken, kapasitedeki artışlar yavaşlıyor” dedi.

Küresel rüzgar türbini tedarikindeki markaların durumuna da yer verilen raporda, Goldwind’in Vestas’ı burun farkıyla geçip üst sıraya yerleştiği bilgisi yer aldı. Firma geçen yıl projelere 12.7 GW katkıda bulundu, bunun %90’ı kendi piyasasındaydı. Dani- marka merkezli Vestas 2022 yılında toplam 12.3 GW kapasiteyi devreye aldı. Bu rakamla da ABD merkezli rakibi GE’yi 3 GW geride bıraktı. Raporda yer alan verilere göre ilk üç sıranın Çin, Avrupa ve ABD merkezli firmalar tarafından paylaştığı görülürken; Çin merkezli başka bir üretici olan Envision dördüncü, Siemens Gamesa ve Mingyang beşinci sırada yer aldı. Rakamlar BNEF’in global rüzgar projesi veri tabanına ve sektöre ilişkin gelişmiş bilgi akışına göre belirlendi.

Deniz üstündeki düşüş, İngiltere ile kısmen dengelendi

Deniz üstü rüzgardaki kurulumların Çin’in denizdeki projelere verdiği ulusal güvence priminin sona ermesini takip eden 2022’de

hızla düştüğüne dikkat çekilen raporda; düşüşün, 3 GW’den fazla deniz üstü rüzgar kapasitesini ilk defa devreye alan İngiltere ile kısmen dengelendiği bilgisine yer verildi. Deniz üstü rüzgardaki sıralamada Vestas’ın, Çinli Shanghai Electric’in önünde birinciliği garantilemesinden Avrupalı üreticiler istifade ederken, Mingyang da üçüncü sıraya yerleşti. Raporda deniz üstü rüzgar enerjisinin durumunu değerlendiren BloombergNEF Rüzgar Araştırma Başkanı Oliver Metcalfe, “Deniz üstü rüzgar kapasitesinde meydana gelen düşüşün kısa ömürlü olmasını bekliyoruz. Almanya ve Hollanda 2023’te yeniden büyük projelere imza atarken, sektör Fransa ve Tayvan gibi daha yeni pazarlara da girerek yükselme yaşayacak” ifadelerini kullandı.

Çin, 49 GW ile yeni kapasitesinin yarısından fazlasını karşıladı

Geçen yıl Çin’de yeni eklenen 49 GW yeni rüzgar kapasitesi belirleyen BNEF, bu bilginin rüzgarda küresel olarak yeni eklenen kapasitenin yarısından fazlasını Çin’in karşıladığı anlamına geldiğini açıkladı. Çin merkezli 6 türbin üreticisi, BNEF’in küresel sıralamasında ilk 10’a girerken; raporda yeni rüzgar santrali inşasında ikinci büyük pazar olma niteliğini koruyan ABD’de, yeni eklenen kapasitelerin 2022’de 4 GW’den daha fazla düştüğü açıkladı.

Raporda genel bir değerlendirme yapan BloombergNEF Rüzgar Araştırma Başkanı Metcalfe, “Rüzgar projelerine yönelik vergi teşviklerinin uzatılmasına ilişkin ortaya çıkan belirsizlik, ABD rüzgar endüstrisini iki yıl boyunca engelledi. Geçen yıl Enflasyon Düşürme Yasası’nın (IRA) kabul edilmesiyle bu durum değişti. IRA’daki teşviklerin şu andan 2030’a kadar kümülatif 135 GW’lık yeni rüzgar kapasitesi sağlamaya yardımcı olacağını ve hükümetlerin net sıfır emisyonu hedeflerken oynamaları muhtemel ve oynamaları gereken rolü sahneye koymalarına destek olacağını düşünüyoruz” açıklamasında bulundu.

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Continue Reading

Bilgi Kaynakları

Küresel elektrik üretiminin %7,6’sı rüzgardan

Published

on

By

Rüzgar ve güneş enerjisinin küresel elektrik üretimindeki payı 2022 yılında yüzde 12’ye ulaşarak rekor kırdı. Güneş enerjisinin küresel elektrik üretimindeki payı %4,5 olurken, 2022 yılında mutlak artışın en fazla gözlemlendiği rüzgar, küresel elektrik üretimindeki payını %7,6’ya çıkardı. Yenilenebilir kaynaklara geçişte hızla ilerleyen Türkiye’nin rüzgar ve güneşten ürettiği enerjinin elektrik üretimindeki payı ise, %15 ile küresel ortalamanın üzerinde yer aldı.

Enerji alanında çalışmalar yapan Londra merkezli düşünce kuruluşu Ember, Küresel Elektrik İncelemesi Raporu’nun dördüncüsünü yayımladı. Dünyadaki elektrik talebinin %93’ünü temsil eden 78 ülkeden toplanan elektrik verilerini analiz eden ve üretime ilişkin değişimleri hesaba katan raporda, elektrik üretimindeki payları artan rüzgar ve güneşten elde edilen enerjiyle bu yıl fosil yakıtlardan üretiminde ve emisyonlarda düşüş döneminin başlayacağı tahmin ediliyor. Rapor ayrıca, dünyadaki karbon emisyonlarının %80’inden fazlasından sorumlu olan ilk 10 ülke ve bölgeyi de derinlemesine mercek altına alıyor. Ember’in Küresel Elektrik İncelemesi, 2022 yılındaki küresel elektrik üretimindeki değişimlere ilişkin en şeffaf ve güncel incelemeyi ve küresel ısınmanın 1.5 dereceyle sınırlanmasında elektrik dönüşümünde izlenecek yola ilişkin gerçekçi bir özeti sağlamayı amaçlıyor.

Küresel enerji sektörü, elektrikleşmenin, ekonominin tamamında emisyon kesintilerini gündeme getirme olasılığı göz önünde bulundurulduğunda, karbonsuzlaştırılması gereken ilk sektördür. IEA Net Sıfır Emisyonları senaryosu 2040 yılında net sıfıra ulaşmış bir enerji sektörünü işaret ediyor. Elektrik dönüşümünü takip etmek, bu nedenle iklim konusundaki ilerlememizi değerlendirmek için önem taşıyor. Yönetici özetinde önemli değerlendirmelerin yer aldığı raporda, “Rüzgar ve güneş enerjisindeki rekor büyüme sonucunda, dünya elektrik üretimindeki emisyon yoğunluğu 2022 yılında şimdiye kadarki en düşük yoğunluğuna indiği için enerji sektörünün karbondan arındırılmasının yolunda gittiği söylenebilir. Enerji sektörü emisyonlarının yıldan yıla düşmeye başlamasının görüldüğü an etkileyici bir an olacak. Ancak dünya henüz o noktaya gelmedi. Emisyonların da hızla düşmesi gerekiyor.” ifadeleri kullanılıyor.

Yönetici özetinde geniş değerlendirmelerin yer aldığı raporda, küresel elektrik üretimi başlıklar halinde analiz ediliyor:

Küresel enerjinin %12’sinin rüzgar ve güneşten üretildiği durumda, elektrik en temiz noktasına ulaştı

2022 yılında küresel elektrik üretiminin karbon yoğunluğu 346 gCO2/kWh gibi rekor bir noktaya düştü; bu şimdiye kadarki en temiz enerjiyi ifade ediyor. Bunun nedeni, küresel elektrik karmasında rüzgar ve güneşte, 2021 yılındaki %10’luk paydan %12’ye meydana gelen rekor artıştı. Tüm temiz elektrik kaynaklarının toplamı, küresel elektriğin %39’una ulaştı. Güneş enerjisi üretimi %24 büyüyerek 18 yıl üst üste en hızlı artış gösteren elektrik kaynağı oldu; rüzgar üretimiyse %17 arttı. 2022’de küresel güneş enerjisi üretimindeki artış, Güney Afrika’nın yıllık elektrik talebini tek başına karşılayabilecek düzeye ulaştı. Rüzgar enerjisi üretimindeki artışsa, İngiltere’nin neredeyse tamamına enerji sağlayabilecek duruma geldi. 60’tan fazla ülke şu anda elektriğinin %10’undan fazlasını rüzgar ve güneşten üretiyor. Bununla birlikte, nükleer enerji üretimdeki düşüş ve yeni devreye giren nükleer ve hidro santrallerin sayısındaki azalma nedeniyle elektrik kaynakları 2011’den beri ilk kez düştü.

Kömürde sınırlı artış, gazın sabit seyretmesi

Enerji sektöründeki emisyonlar 2022’de %1,3 artarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Elektrik her zamankinden daha temiz durumda; ancak daha fazlası tüketiliyor. Kömür üretimiyse, son 10 yıldaki ortalama büyümeye paralel olarak %1,1 arttı. 2021’de COP26’da kararlaştırılan “kömür enerjisinin aşamalı olarak azaltılması” eylemine 2022 yılında geçilmemiş olabilir; ancak enerji krizi de çok korkulduğu gibi kömür kullanımında aşırı bir artışa yol açmadı. Gaz enerjisi üretimi, gaz fiyatlarının küresel olarak artmasından sonra 2022’de, 3 yıl içinde ikinci kez olmak üzere %0,2 ile marjinal bir düşüş yaşadı. Gazdan kömüre geçişse 2022’de sınırlı kaldı; çünkü gaz 2021’de zaten çoğunlukla kömürden daha pahalıydı. 2022’de yalnızca 31 GW’lık yeni gaz santrali inşa edildi. Bu da 18 yılın en düşük seviyesine tekabül ediyor. Ancak 2022 yılında, dönüşüm hızlanırken bile ülkeler yedek kapasiteyi korumaya çalıştı. Dolayısıyla kapanan termik santral sayısı son 7 yılın en düşüğüydü.

2022, enerji emisyonlarının zirve yaptığı yıl olarak kayda geçebilir

Rüzgar ve güneş enerjisi sektörü emisyonlarındaki artışı yavaşlatıyor. Rüzgar ve güneşten elde edilen elektriğin tamamı fosilden kaynaklanmış olsaydı, 2022 yılında elektrik sektörü emisyonları %20 daha yüksek olurdu. Rüzgar ve güneş üretimindeki artış tek başına (+557 TWh), 2022’de küresel elektrik talebindeki artışın %80’ini karşıladı ( +694 TWh). Temiz enerji artışının 2023 yılında elektrik talebindeki artışı geçmesi muhtemeldir. Bu da artışın durgunluk dönemi dışında gözlemleneceği ilk yıl olacaktır. Elektrik talebindeki ve temiz enerjideki ortalama büyümeyle, 2023’ün fosil üretiminde küçük bir düşüş (-47 TWh, -%0,3) görüleceğini ve takip eden yıllarda rüzgar ve güneş enerjisindeki artış devam ettiği sürece fosildeki bu düşüşlerin büyüyeceğini tahmin ediyoruz. Bu da, 2022 yılında “zirve” emisyonlara ulaşması anlamına gelir. Düşen enerji sektörü emisyonlarında yeni bir dönem yakın gözüküyor.

Raporda rüzgar enerjisinin ayrı olarak ele alındığı ve analiz edildiği bölümde, şu değerlendirmeler yer alıyor:

Rüzgar

Rüzgar enerjisi, 2022 yılında küresel elektriğin %7.6’sını (2.160 TWh) karşıladı. Çin, rüzgar enerjisinde 824 TWh ile en büyük üretici konumunda (rüzgar kendi elektrik karmasının da %9.3’ünü oluşturuyor). Danimarka ise %55 ile (19 TWh) oransal olarak en yüksek paya sahip. Almanya 126 TWh ile hem kü- resel olarak en büyük üçüncü üretici hem de %22 ile altıncı en büyük paya sahip ülke ko- numunda.

Net sıfırda rüzgarın rolü

Güneş enerjisinin yanı sıra rüzgar üretimi de elektrik sektöründeki emisyonları azaltmanın anahtarı konumunda. Her iki kaynak da 2050 yılına kadar küresel elektriğin yaklaşık %70’ini sağlayarak geleceğin elektrik sisteminin bel kemiğini oluşturacaktır. Bu nedenle, önümüzdeki 10 yıl için hızlı ölçeklendirme gerekiyor.

2022’deki değişim

2022 yılında mutlak artışın en fazla gözlemlendiği elektrik enerjisi kaynağı rüzgar oldu. Küresel rüzgar elektriği üretimi %17 artarak (+312 TWh), 2021’deki 1.848 TWh düzeyinden 2022’de 2.160 TWh’ye yükseldi. Güneş enerjisi tek başına göreli olarak daha yüksek artış kaydetti. Rüzgarın küresel elektrik üretiminde payı da 2021’deki %6,6 oranından %7,6’ya çıkarak yüzde 1 puan arttı. Çin’de rüzgar enerjisindeki artış, küresel artışın yarısından fazlasını oluşturdu (+168 TWh, +%26). Paralel olarak, rüzgar enerjisi dünya genelinde artış gösterdi. ABD (+56 TWh, +%15) ve AB (+34 TWh, +%8,8) ve İngiltere (+15 TWh, +%23), Brezilya (+8,5 TWh, +%12) ve Vietnam Vietnam (+6.3 TWh, +%262 rüzgar enerjisi üretiminde önemli artışlar kaydetti.

Ukrayna Yenilenebilir Enerji Derneği‘ne göre, rüzgar kapasitesinin çoğunun çatışmalardan etkilenen bölgelerde yer alması nedeniyle Ukrayna’nın rüzgar üretiminde düşüş yaşandı. Rüzgar enerjisi üretiminin halihazırda bir hayli düşük olduğu birkaç ülkedeyse yine düşüşler görüldü.

Uzun dönem trend

Rüzgar enerjisi üretimi son 20 yılda hızlı bir artış gösterdi. 2000 yılında rüzgar enerjisi 31TWh ile küresel enerjinin sadece %0.2’sine karşılık geliyordu. 2022 yılındaysa rüzgar enerjisi 2.129 TWh daha fazlaydı ve 2.160 TWh’ye ulaşmıştı. Sonuç olarak pazar payı da %7.6’ya ulaştı. Güneş enerjisi üretimine benzer şekilde, rüzgar enerjisi üretimi de son yıllarda önemli ölçüde hız kazandı. 2000 ile 2015 arasında, üretim yıllık %24 gibi göreli yüksek bir oranda arttı. Ancak, 2015’te rüzgar üretiminin 828 TWh’ye ve küresel üretimin %3,5’lik paya ulaşmasıyla mutlak artışlar küçük kaldı. O zamandan bu yana mutlak büyüme önemli ölçüde arttı ve sadece 7 yılda 1.332 TWh kapasite daha eklendi.

Rüzgâr üretiminin bu dönemdeki yıllık %15 artış oranıyla, göreli artış yavaşladı. 2022, rüzgar üretiminin %17 (+312 TWh) artmasıyla biraz daha yüksek bir artış gözlemlendi. Dikkat çeken başka bir nokta da, rüzgarın pazar payı o dönemde tüm G20 ülkelerinde artmasıydı. Almanya ve İngiltere’de rüzgar enerjisi şu anda üretimin %20’sinden fazlasını oluşturuyor: Sırasıyla %22 ve %25. Danimarka %55, İrlanda ve Uruguay %33 ile küçük ülkelerdeki biraz daha yüksek oranlara örnek teşkil ediyor.

Net sıfıra doğru

1.5 derecelik artışı amaçlamış enerji sektörü güzergahında, rüzgar enerjisi üretiminin, IEA Net Sıfır Emisyonları Senaryosu gereğince 2030 yılına kadar 7.480 TWh artması gerekiyor. Bu, 2030 yılına kadar yıllık %17’lik bir artışla küresel üretimin %21’ine ulaşması gerektiği anlamına geliyor. 2022 yılında rüzgar bu büyüme oranına ulaştı; ancak 2015-2022 arasında yıllık ortalama artış %15’in biraz altında kaldı.

Küresel elektrik sistemi dönüşüyor, ancak yeterince hızlı değil

Rüzgar ve güneş yeni süper enerji kaynaklarını oluşturuyor. Fosilden enerji üretiminin azaldığı yeni bir çağı başlatıyorlar. Bu da kömürün yanından gazdan da elektrik üretiminin azalacağı anlamına geliyor. Ancak henüz o noktaya gelinmedi. Küresel ısınmayı 1,5 derecede tutmak, rüzgar ve güneşteki büyük beklentileri karşılamak ve şu anda inşa ve kurulumları çok yavaş ilerleyen diğer temiz enerji kaynaklarına hız kazandırmak anlamına geliyor. Enerji sektörü emisyonlarında gelecek 10 yılda ihtiyaç duyulan hızlı düşüşleri sağlamak için yapılacak çok iş var.

Aynı yöne yolculuk, farklı hızlar

Güneş ve rüzgar, dünyanın her yerinde elektrik karmasını değiştiriyor. Bu değişim Avrupa’da erken başladı ve bu yüzyıl boyunca liderliğini sürdürdü. Bununla birlikte Okyanusya son zamanlarda Avrupa’yı, ekseriyeti Avustralya kaynaklı hızlı artış nedeniyle geçti. Kuzey Amerika da rüzgar ve güneşte konuşlandırmaya erken başladı ve küresel ortalamanın yukarısında yer aldı. Asya’nın başlangıcı biraz daha geç oldu ancak hızla yetişiyor ve dünya ortalamasını yakalamak üzere. Latin Amerika’da rüzgar ve güneş enerjisi 2014’ten 2021’e kadar arttı; ancak 2022’de yavaşladı. Afrika son birkaç yıldır yavaşlıyor. Orta Doğu, 2022’deki değişimin tahmin edilmesini güçleştiren veri şeffaflığındaki zayıflık nedeniyle, yolculuğunun halen başındaki tek bölge olma unvanını sürdürüyor.

Liderler ve geride kalanlar

AB, 2022’de elektriğinin %22’sini rüzgar ve güneşten üretti. Almanya’nın %32, İspanya’nın %33 ve Hollanda’nın %32 olduğu 7 AB ülkesi 2022’de elektriklerinin yaklaşık üçte birini rüzgar ve güneşten üretti. Polonya ve Macaristan şu anda %12’lik dünya ortalamasının üzerinde seyrediyorlar. Avrupa’nın uçlarında ise tablo değişken: Türkiye %15 ile dünya ortalamasının üzerinde, Rusya ise %1’lik orana sahip.

Kuzey Amerika’da ABD %15 ile küresel ortalamanın üzerinde kalırken; Kanada %7 ile altında yer alıyor. Dünyanın en büyük 5 mutlak rüzgar ve güneş üreticisinden üçü Asya’da: Çin, %14 (1241 TWh) ile küresel ortalamanın üzerinde; Japonya %11 (107 TWh) ile küresel ortalamanın biraz altındayken, Hindistan %9 (165 TWh) ile Japonya’yı takip ediyor. Asya’daki diğer ülkelerin çoğu güneş ve rüzgar yolculuğunun henüz başındalar: Güney Kore %5, Pakistan %4, Tayland %4, Filipinler %2, Singapur %2, Bangladeş %1 ve Malezya %1. Kazakistan dışındaki Avrasya ülkelerinin tümünde neredeyse sıfır söz konusu.

Latin Amerika’da birçok ülke küresel ortalamanın üzerinde: Uruguay %36, Şili %28, Brezilya %15, Arjantin %12. Ancak bazı ülkeler; Küba %1,4, Kolombiya %0,7, Ekvador %0,3, Venezuela %0,1 ve Paraguay %0,0 ile şimdiye kadar çok az inşaat ve kurulum gerçekleştirdi. Bununla birlikte, Küba dışında, büyük hidro kaynaklar nedeniyle hepsinde temiz enerjinin büyük payı bulunuyor.

Afrika’da Namibya %25, Fas %17 ve Kenya %16 rüzgar ve güneş payında başı çekiyor. Ancak diğer bölgelerde güneş ve rüzgar kaynaklı enerji oranı çoğunlukla küresel ortalamanın çok altında yer alıyor.

Orta Doğu’da güneş ve rüzgarın henüz yerleş- mediği gözlemleniyor. Birçok ülkede rüzgar ve güneş elektrik karmasının %1’inden azını oluşturuyor. Buna Bahreyn, İran, Irak, Kuveyt, Lübnan, Umman, Katar ve Suudi Arabistan da dahil. Suudi Arabistan, yenilenebilir enerji için büyük planlar paylaştı; ancak şimdiye kadar bu yönde çok az ilerleme kaydedildi.

Kaynak: ember-climate.org

Endüstri dünyasındaki gelişmeleri takip edin. Neleri size ulaştırmamızı istersiniz? Şimdi kayıt olun.

  E-Bülten'e kayıt olun
E-Posta:
 
Continue Reading

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com