Connect with us

Abdullah Tancan’dan 2.000 MW’lık Mini YEKA RES açıklaması

Yayın tarihi:

-

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği tarafından düzenlenen “Türkiye Rüzgar Piyasası Görünümü: Yerli ve Küresel Pazarlardan çıkarılan Dersler ve İş Modeli Karşılaştırmaları” başlıklı TÜREK@home oturumu 24 Mart 2023 Çarşamba günü öğleden sonra online olarak gerçekleştirildi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan’ın moderatörlüğünü üstlendiği oturum, sektörle ilgili önemli açıklamalara ev sahipliği yaptı. Oturuma, Türkiye rüzgar piyasasının ilk 5 yatırımcısı, Polat Enerji CEO’su Zeki Eriş, Güriş Holding Enerji Grup CEO’su Ali Karaduman, Demirer Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erol Demirer, Borusan EnbW Enerji Genel Müdürü Enis Amasyalı ve Eksim Yatırım Holding Genel Müdürü Sabahattin Er konuşmacı olarak katıldı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, Bakanlık olarak mini YEKA GES’te olduğu gibi bir mini YEKA RES ilan etmenin arifesinde olduklarını ve yarışmanın 2.000 MW için planlandığını açıklarken, rüzgar sektörünün ilk 5 yatırımcısının yer aldığı oturumda konuşmacılar da finansman, yerli imalat ve yerli pazar, izin süreçleri, Türk mühendisliği ve gelecek iş modelleri gibi konularda önemli değerlendirmelerde bulundu.

2.000 MW’lık mini YEKA RES açıklaması

İşletmedeki rüzgar santrallerinin toplam kurulu güce oranının 2021 Şubat ayı itibarıyla yüzde 9,5’e ulaştığını ve 2020 yılında rüzgar enerjisinden üretilen elektriğin yaklaşık 25 milyar kilovatsaate ulaştığını belirten Abdullah Tancan, yeni mini YEKA RES’le ilgili şu açıklamayı yaptı: “Düzenli ve takvime bağlı kapasite arzı önemli. Biz Mini YEKA GES’te olduğu gibi Mini YEKA RES’in ilanı arifesindeyiz. Ama bütün mevzuat düzenlemeleri dahil olmak üzere sektörle istişare halinde bunu yapmak için TÜREB yönetimine bu düşüncemizi ilettik. Biliyorsunuz 2.000 MW’lık daha önceden kapasiteleri ilan edilmiş fakat bugüne kadar başvuruları alınmamış bir kapasite arzı söz konusuydu. Bu bölgeleri korumak ve ilan edilmiş bölge sınırlarını değiştirmemek üzere önümüzdeki günlerde Mini YEKA RES olarak ilan etmeyi düşünüyoruz. TÜREB’ten tavan fiyatları ve yarışma koşulları ne olmalı ve ne kadar süre verilmeli gibi konularda görüş talep ettik. Bu görüşü ivedilikle bekliyoruz. Tabiri caizse yarın görüş iletseler biz öbür gün ilana çıkabilecek durumdayız. TÜREB Yönetim Kurulu’ndan beklediğimiz görüşler olgunlaştığında 2.000 MW’lık Mini YEKA RES diyebileceğimiz ilana çıkma aşamasındayız.”

“Türk mühendisliğini yerli türbinimizin geliştirilmesinde kullanmamız gerekiyor”

Oturumda ilk sözü alan Güriş Holding Enerji Grup CEO’su Ali Karaduman Türk markalı türbin ve ekipman üretimini gerçekleştirmek istediklerini belirterek şunları kaydetti: Dünyanın geleceğinin temiz enerjide olduğu kesin. Küresel olarak rüzgar enerji endüstrisi genişledikçe türbin tedarikçisi firmalar arasında ücretlendirme politikası rekabet kazanacak, maliyetler düşmeye devam edecek. Temiz ve uygun fiyatlı bir teknoloji olarak rüzgar enerjisi ülkeleri, şirketleri ‘yeşil bir iyileşmeye giden yoldaki’ değerleri desteklemek için kritik bir öneme sahip olacak. Biz ne kadar yatırım yapsak da buradaki en önemli olay milli ve yerli değerimiz olan Türk mühendisliğini yerli türbinimizin geliştirilmesinde kullanmamız gerekliliği. Türkiye’de uygulanan türbinler yurt dışı menşeli, artık bunu Türkiye’ye mal etme zamanımız geldi. Jeotermalde biz bunu yaptık, rüzgarda da yapmak istiyoruz. Türki Cumhuriyetler, Mısır, Arabistan gibi yerlere çok rahatlıkla Türk markalı türbinleri gönderebiliriz.”

Türkiye’de santral yapımlarında izin süreçlerine de dikkat çeken Karaduman, “Ülkemizde orman izinleri, imar izinleri ve ÇED davaları belimizi bükmekte. Eskiden 24 aya sığdırırken şimdi 36 veya 44 ayda yapınca seviniyoruz. Bu bize zaman ve para kaybının yanı sıra Türkiye’nin yenilenebilir enerjiden faydalanmasını da geciktiriyor” dedi. Ali Karaduman ayrıca “Pandemi nedeniyle yatırımlarımız gevşemedi, son sürat devam ediyor. Ancak yeni YEKDEM’le yüzde 40’lık bir gelir kaybımız olduğu için mecburen frene bastık. Hem pandemi sürecinde finans bulma zorluğumuz hem de YEKDEM mekanizmasındaki fiyat düşüklüğü bizlerin yatırım yapmasını neredeyse engeller durumda” şeklinde konuştu.

Erol Demirer: Rüzgar yatırımlarının finansman yapısı farklı

Oturumda söz alan bir diğer yönetici olan Demirer Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erol Demirer de rüzgar yatırımlarının finansman yapısının farklı olduğuna dikkat çekerek, “Bir doğal gaz santrali ile karşılaştırırsak ömrü boyunca masrafının doğal gaz santralinde yüzde 30’u yatırım yüzde 60’ı yakıt yüzde 10’u işletme; rüzgarda ise yüzde 90 yatırım yüzde 10’u işletme. Yani bizim baştan 3 misli fazla yatırım yapmamız lazım” dedi. Bu durumun uzun vadeli ve düşük faizli krediyi çok önemli hale getirdiğini belirten Demirer, hem faiz yüksek hem de enflasyon dolayısıyla kredinin dövizle alınması gerektiğine vurgu yaparak şunları söyledi: Makinelerin fiyatları döviz bazında, ama makineler TL bazlı bile olsa her durumda krediyi dövizle almamız lazım. Tabii dövizle kredi alabilmek için de bankacılar dövizle gelir istiyor yoksa çok büyük risk görüyor. YEKDEM fiyatları dövize endekslendikten sonra yatırımlar büyük bir hızla arttı. En başta 20 MW’lardan bugün 10 bin MW’lara dayanmış durumdayız. Ama yeni YEKDEM’de hem fiyatlar düşük; onun yanı sıra TL bazında yarısı dövize yarısı enflasyona endeksli. Dövizde son yıllarda büyük çalkantılar görüyoruz. Bu da yatırımlarda ödemelerde büyük zorluklar getirebilir. Bu üzerimize bir risk faktörü olarak biniyor. Zaten çok rekabet yüklü fiyatlar yüzünden böyle bir risk marjını karşılayacak durumumuz da yok. Yeni santrallerin finansmanında sorun görüyorum.” Erol Demirer, ayrıca yerli üretimin yanı sıra ‘yerli pazar’ ihtiyacının da altını çizdi.

“Rüzgar ekosisteminin korunması büyüme trendinin devamı için en önemli başlık olacak”

“Rüzgarda yerli imalat, kurulum, mühendislik, inşaat, devreye alma, bakım, işletme gibi kabiliyetlerle büyük bir ekosistem oluşturuldu, çok ciddi bir istihdam ve bilgi birikimi meydana geldi. Bu ekosistemin korunması da büyüme trendinin devamı bundan sonraki kısım için en önemli başlık olacak” diyen Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Enis Amasyalı, öngörülebilirliğin önemini vurgulayarak “Bakanlığımızın her yıl 1000 MW RES kapasitesi hedefi var. Bu hedeflere sadık kalmak önemli, biz de tüm hesaplarımızı buna göre yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

Mevzuatın rüzgar gibi regüle pazarlarda işin üretimini, hızını belirleyen temel faktör olduğuna dikkat çeken Amasyalı, mevzuat konusunda karşılıklı paylaşım ve istişare mekanizmasının problemleri aşma yönünde başarılı olduğunu Türkiye’nin ve Avrupa’ya göre yepyeni bir sektörde iyi bir ritim yakaladığını kaydetti. Rüzgar enerjisi santralleri için “flora, fauna ve yerel halkla iyi komşuluk” konusunu da vurgulayan Enis Amasyalı, bu konularda doğru bilgilendirme yapılması ve paydaşlarla etkili iletişim kurulmasının önemli olduğunu da kaydetti. “Sosyal ve çevresel etkiler başlığı tüm bu çıkarımlarla önümüzdeki dönemde daha da geliştirmek zorunda olduğumuz bir başlık” diyen Amasyalı, Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyelini bir üst lige taşımak amacıyla başlatılan hibrit ve depolama tesisleri adımlarının da son dönemde sektör için en önemli gündem maddeleri arasında bulunduğunu belirtti. Enis Amasyalı, sektör olarak umutla bekledikleri hibrit ve depolama tesisleri ilgili mevzuatların yeni iş modelleri oluşturacağını belirterek “Depolamanın ticarileşmesi ile birlikte buna depolamayı da katarak, aslında bir nevi santrallerimizi kısmi baz yük santrallerine çevirmek hedeflerimiz arasında. 2020’de deniz üstü rüzgar santralleri küresel ölçekte 35,6 GW seviyesine ulaştı. Henüz karada kat edeceğimiz çok yol var ama Dünya Bankası’nın yaptığı bir analiz var; buna göre Türkiye’nin teknik deniz üstü kapasitesi 70 GW, küçümsenecek bir değer değil. Bu konuda gerekli ölçümlerin yapılması ve bu konudaki belirsizliklerin ortadan kaldırılmasının ardından orta uzun vadede gelişen piyasa dinamiklerine bakılarak burada da bir yatırımcı iştahı olacağını öngörüyoruz” dedi.

“2022’den itibaren proje stokumuz azalacak”

Eksim Yatırım Holding Genel Müdürü Sabahattin Er de “Rüzgarda halen 9.300 MW’lık santral işletmede, 1.700 MW da inşa halinde. Tamamlandığında 11 bin MW’a ulaşmış olacağız. 13-14 yılda ciddi bir ivme yakaladık. Tabii bu sırada ciddi bir sanayi de gelişmiş oldu. Tüm ülkeler yenilenebilir gücünü ve özellikle rüzgarı artırmayı hedefliyorlar. Ayrıca üretici firmaları kendi ülkelerinde yerli imalat yapmaya zorlayarak daha stabil bir üretim hedefliyorlar. Benzer bir şekilde ülkemizde de böyle. Ancak inşa halindeki projeleri tamamladığımızda 2022’den itibaren proje stokumuzun azalacağına dikkat çekmek isterim. EPDK tarafından mevcut santrallere tahsis edilen ilave kapasiteler var ama bunlarla ilgili sektörün talebi şu: Yatırımcılar ilave kapasiteler yapılırken yerli katkıdan yararlanmak istiyor. Fakat bu durum şu an mevzuata uygun değil. Bu yatırımcıları yurt dışından malzeme tedarik etmeye itebilir. Yatırımcı bu sebeple yerli katkının devam etmesini istiyor” şeklinde konuştu. “Her yıl 1.000 MW’lık kapasite sözünü” hatırlatan Sabahattin Er, “Hem yatırımcı şimdiden planlamasını yapsın hem de ülkemizdeki üretim süreci kesintiye uğramasın diye 5+5 (yıl) şeklinde ihale planlamasını şimdiden bekliyoruz” dedi. Er ayrıca, rüzgar sahalarına GES kurulumu izni verilirse buradaki kapasiteleri daha optimum seviyelere çıkarmayı hedeflediklerini belirterek orta vadede, hala maliyetleri yüksek olan depolama çözümlerini, de değerlendirmek istediklerini sözlerine ekledi.

“Üretemediğimiz enerjiyi ithal etmek zorunda kalacağız”

Dünya genelinde ve ayrıca Türkiye’de yapılan yarışma süreçlerini değerlendiren Polat Enerji CEO’su Zeki Eriş ise “Yarışmaların gerçekten aslında burada yarışmayı hak eden ve burada yarışması gerekli yarışmacılar arasında yapılması gerektiğini düşünüyorum. Yarıştırmamız gereken şey yatırımcının öz kaynağının getiri beklentisi olmalı. Fiyat mekanizması TL olur, döviz olur, bitcoin olur ama sonuçta öngörülebilir bir fiyat mekanizmasına banka karar verir. Sonuç itibarıyla bunu gerçekten yapabilecek kişileri idare değerlendirerek bunu belirli bir fiyatla almayı garantileyecek. Eşit olmayan tarafları yarışmalara dahil ederek beş altı sene bu kapasiteleri oyalıyoruz. Üretemediğimiz enerjiyi hala ithal etmek zorunda kalacağız. Ayrıca bu yatırımı yapabilecek kişilerin zaten zor buldukları ve bir şekilde plase etmek durumunda kaldıkları öz kaynağı, bildikleri bir işten belki de bilmedikleri bir işe, faize ya da yurt dışında başka bir işe yatırmalarına vesile olacağız. Dolayısıyla bunu kaybedeceğiz, bu ülkenin sermayesini elimizden kaçıracağız” uyarısında bulundu.

Eriş, yarışmalarla ilgili bir ceza mekanizmasının olmamasını büyük bir hata olarak gördüğünü vurgulayarak, ülke olarak bu işi bilen, parası olan ve kendini gerçekten ispatlamış yatırımcılara ihtiyacımız olduğunu belirtti.

Türkiye'nin alanında en özel yayınlara sahip medya grubu MONETA'nın sektörel dergi ve portallarının yönetimine katkıda bulunmaktayım. MONETA bünyesinde yeni nesil yayıncılık anlayışıyla içerik yönetimini geliştirmeye devam ediyoruz.

Genel

Hardware ve Fastener Expo Eurasia 91 Ülkeden 11.114 Ziyaretçi Ağırladı

Yayın tarihi:

-

Yazar

Hardware ve Fastener Expo Eurasia 91 Ülkeden 2.309 Ziyaretçi Ağırladı

Hırdavat ve bağlantı elemanları sektöründe büyük bir başarıya imza atıldı! Sektörün önde gelen buluşma noktası Avrasya Uluslararası Hırdavat Fuarı Hardware Eurasia ve Avrasya Endüstriyel Bağlantı ve Sabitleme Elemanları Fuarı Fastener Expo Eurasia, 9-12 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde büyük bir katılım ile gerçekleşti. Fuarlar %30 rekor artışla, 91 ülkeden 2.309 uluslararası ziyaretçiyi ağırladı. 

Avrasya Uluslararası Hırdavat Fuarı Hardware Eurasia ve Avrasya Endüstriyel Bağlantı ve Sabitleme Elemanları Fuarı Fastener Expo Eurasia fuarları, bu yıl %30 rekor bir artışla 91 ülkeden 2.309 uluslararası ziyaretçiyi ağırlayarak büyük bir başarı elde etti. İstanbul Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşen fuarlar, sektör profesyonellerini bir araya getiren ve yenilikçi ürünlerin sergilendiği önemli bir platform olarak yoğun ilgi gördü. 

HISİAD Akademi Seminerleri Ziyaretçilerden Büyük İlgi Gördü

Fuar kapsamında Hırdavat Sanayicileri ve İş Adamları Derneği HISİAD Akademi tarafından düzenlenen seminerlere katılım da oldukça yüksekti. 10 ve 11 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen seminerlerde, sektörün önde gelen isimleri sunumlar yaparak katılımcılarla önemli bilgiler paylaştılar. 

Sektöre Büyük Katkı Sağlandı

RX Tüyap organizatörlüğünde HISİAD ve BESİAD iş birliği ile düzenlenen fuarlarda 300’den fazla katılımcı firma ve firma temsilcisi ürün ve hizmetlerini sergiledi. 4 gün boyunca ziyaretçiler hırdavat ve bağlantı elemanlarına yönelik en yeni trendleri ve gelişmeleri keşfetme imkanı buldu. Fuarlarda elektrikli el aletlerinden iş güvenliği malzemelerine, bağlantı elemanlarından yüzey işleme kadar geniş bir ürün yelpazesi sunuldu. Geçen yıla kıyasla uluslararası ziyaretçi sayısında %30 rekor bir artış yakalayan fuarlar, 91 ülkeden 2.309 uluslararası ziyaretçiyi ağırladı. Fuarlar toplamda ise 11.114 kişi tarafından ziyaret edildi. 

Fuar kapsamında T.C. Ticaret Bakanlığı’nın desteğiyle organize edilen uluslararası alım heyetleri, katılımcı firmalara yeni iş bağlantıları kurma ve ihracat potansiyellerini geliştirme imkanı sundu. Fuarın ilk günü 60’dan fazla uluslararası VIP alıcı B2B görüşmeler gerçekleştirdi. 4 gün boyunca fuarda ağırlanan 400 kişilik uluslararası alım heyetleri, Türkiye’deki hırdavat ve bağlantı elemanları sektörünün ihracat potansiyelini gözlemleme ve değerlendirme fırsatı buldu.

RX Tüyap Genel Müdürü Berkan Öner, fuarların sektöre önemli katkılar sağladığını belirterek şunları söyledi: “Hardware Eurasia Fuarı’mızın bu sene üçüncüsünü, Fastener Expo Fuarı’mızın ise ikincisini gerçekleştirdik. Hardware Eurasia ve Fastener Expo Eurasia fuarları, hırdavat ve bağlantı elemanları sektörünün önemli birer platformu olmaya devam ediyorlar. Bu fuarlarımızda geçen yıla göre uluslararası ziyaretçi sayısında %30’un üzerinde bir artış kaydettik. Önümüzdeki senelerde de düzenlenmeye devam edecek fuarlarımız her iki endüstrinin ihracat potansiyeline katkı sağlayacak.”

Devamını oku

Yatırımcılar

Yenilenebilir enerji yatırımlarını sürdüren Polat Enerji, Soma RES’le Avrupa’da liderlik hedefliyor 

Yayın tarihi:

-

Yazar

756,2 MWm kurulu gücüyle rüzgar enerjisinde sektör liderliğini elinde bulunduran Polat Enerji, Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşması ve enerji tedarik kaynaklarının çeşitlenmesi için yatırımlarını sürdürüyor. 312,1 MWm kurulu gücüyle Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ise 7. büyük rüzgar enerji santrali olan Soma RES’te yatırımlara devam eden Polat Enerji, orta vadeli hedefleri arasında Soma RES’i Avrupa’nın en büyük rüzgar enerji santrali yapmayı planlıyor.

Toplam 5 rüzgar ve 1 güneş enerjisi santraliyle temiz enerji üreten Polat Enerji, 20 yılı aşkın süredir faaliyet gösterdiği rüzgar enerjisi konusunda liderliğini sürdürüyor. Yıllık enerji üretim kapasitesi 2 milyar KWh’e ulaşan Polat Enerji, kapasite artırımı yatırımlarının yanı sıra enerji depolama çalışmalarını da sürdürerek bu alanda da ilkler arasında yer almayı hedefliyor. Geçtiğimiz sene Yalova’daki Göktepe RES için gerçekleştirilen kapasite artışı yatırımı ile santral kurulu gücünü 121,1 MWm’ye yükselten Polat Enerji, farklı santrallerinde toplam 30 MW rüzgar kapasite artışı ve 46,6 MW güneş hibrit kapasite artışı ile yatırımlarına bu sene de devam ediyor. 

Polat Enerji’nin orta vade yatırım hedefleri arasında ise, 312,1 MWm kurulu gücüyle Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ise 7. büyük rüzgar enerji santrali olan Soma RES’te yatırımlarına devam ederek, Soma RES’i Avrupa’nın en büyük rüzgar enerji santrali yapmak yer alıyor.

Rüzgar enerjisinde Türkiye’de lider

Polat Enerji’nin rüzgar kurulu gücü, Türkiye rüzgar kurulu gücünün yaklaşık %6,1’ni oluşturuyor. Elektrik üreticilerinin 31 Aralık 2023 tarihi itibarıyla sahip oldukları kurulu güçleri baz alınarak yapılan araştırmaya göre Polat Enerji, rüzgar enerjisi alanında kurulu 719,8MWm’lik kapasitesi ile Türkiye’de yıllardır bulunduğu lider konumunu 2023 sonu itibarı ile de koruyor. Yenilenebilir enerji santralleriyle 2023 yılında 2 milyar kWh’e yakın elektrik üretimi ile yaklaşık 610 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayan Polat Enerji, portföyündeki santrallerle her yıl 55 milyon adet ağaç dikimine eş değer 1,3 milyon ton civarında karbon dioksit gazı emisyonu azaltımı sağlıyor. 

Türkiye, hedefe emin adımlarla ilerliyor

Rüzgar, güneş, jeotermal ve hidroelektrik anlamında çok önemli kaynaklara sahip olan Türkiye’de, yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payı son 10 yılda önemli bir artış göstererek %29’dan %42’ye çıkıyor. Ulusal Eylem Planı (UEP) Kapsamında Türkiye’nin 2035 yılı enerji hedefleri doğrultusunda, toplam kurulu kapasitesinin 189,7 GW seviyesine ulaşması öngörülüyor. Bu çerçevede, yenilenebilir enerjinin kurulu güçteki payının yaklaşık %65’e, elektrik üretimindeki payının ise %55’e yükselmesi bekleniyor. Aynı dönemde, rüzgar ve güneş enerjisinin Türkiye toplam kurulu elektrik gücünün %43,5’ini ve toplam üretilen elektriğin ise %34,2’sini oluşturması hedefleniyor.

Türkiye’nin hedefe emin adımlarla ilerlediğini belirten Polat Enerji CEO’su Cem Deniz, “Geçen yıl rüzgar enerjisi yatırımlarında yaklaşık 400 MWe kurulu güç devreye alınabildi. Güneş enerjisinde ise yaklaşık 2 GW’a yakın kurulu güç devreye alındı, bunun neredeyse %90’ını lisanssız elektrik üretim santralleri oluşturuyor. Ulusal planlardaki hedeflere ulaşabilmemiz için ise her sene rüzgarda en az 1,5 GW, güneşte en az 3,5 GW kurulu gücü devreye almamız gerekiyor.  Türkiye’nin güçlü potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda, bu hedeflerin dahi üzerine çıkma imkanına sahibiz. Sektör olarak en büyük beklentimiz, hedeflediğimiz yatırımları hayata geçirmek ve Türkiye’nin sahip olduğu muazzam yenilenebilir enerji potansiyelini tüm paydaşlarımızla beraber gerçeğe dönüştürmek” açıklamasında bulunuyor.

Enerjide arz güvenliği önemli

Pandemi ve sonrasında yaşanan Rusya-Ukrayna savaşının küresel anlamda enerji sektöründe arz güvenliği konusunu gündeme taşıdığını ifade eden Deniz, özellikle Avrupa’da yenilenebilir enerji kaynaklarının öneminin arttığını dile getiriyor. Türkiye’nin bulunduğu coğrafi konum bağlamında stratejik bir pozisyonda olduğunu ifade eden Polat Enerji CEO’su Cem Deniz “Türkiye sadece yenilenebilir enerji üretimi ile de değil aynı zamanda yenilenebilir enerji sektörüne yönelik yerli imalat sanayinde de önemli bir aşama kaydetmiştir. Türkiye yenilenebilir enerji anlamında hem yurt içi yatırımcılar hem de yurt dışından gelecek yatırımcılar için büyük fırsatlar barındırıyor” şeklinde konuşuyor.

Devamını oku

Dernekler

Rüzgar Sektörü Eylül’de Hamburg’a Çıkartma Yapacak!

Yayın tarihi:

-

Yazar

Bu yılı rüzgarda ‘Seferberlik Yılı’ ilan eden Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB), Türk rüzgar sektörünün sanayi, üretim ve ihracat potansiyelini Avrupa genelinde vurgulama amaçlı faaliyetlerine Eylül ayında düzenlenecek WindEnergy Hamburg Fuarı’na yine oldukça geniş bir heyetle katılarak devam edecek. Türkiye rüzgar sektöründe sanayi ve hizmet ihracatını artırabilmeyi ve sektörün “Avrupa’nın en güvenilir tedarik partneri” olduğunu vurgulamayı amaçlayan geniş katılımlı organizasyonda kamu ve özel sektörde karar verici konumda bulunan üst düzey yöneticiler yer alacak.

“Geleceğin Enerji Haritasını Birlikte Çizelim” temasıyla WindEnergy Hamburg organizasyonunun hazırlık çalışmalarına başlayan TÜREB yönetimi, sektörün üst düzey isimlerinden oluşan 100’ü aşkın katılımcıyla ülkemizin rüzgâr enerjisi potansiyelini uluslararası arenada tanıtmak ve sektördeki gelişmeleri yakından takip etmek amacıyla 23-27 Eylül tarihleri arasında Hamburg’da olacak.

Rüzgar enerjisi değer zincirini baştan sona kapsayan organizasyon yapısıyla dünyanın en çok izlenen fuarlarından biri olan WindEnergy Hamburg, ekipman ve bileşen üreticilerinden proje geliştiricileri ve operatörlerine, bilim insanlarından politikacılara kadar oldukça geniş bir katılımcı kitlesine sahip. Fuarın bu yılki gündeminde yeniden güçlendirme, şebeke bağlantı zorlukları ve yeni enerji depolama çözümleri başlıkları en üst sıralarda yer alıyor. WindEnergy Hamburg kapsamında düzenlenecek 150’yi aşkın panel ve konferansta emisyon hedefleri dolayısıyla aksiyonlarını artırmaları yönünde baskı altında bulunan şebeke işletmecileri ve hükümetlerden beklentiler, rüzgar santrallerinin yaygınlaştırılması, yaşam ömrünü doldurmaya yaklaşan rüzgar enerji santrallerinde rehabilitasyon çalışmaları, depolama teknolojileri ve özellikle türbin teknolojilerinde çığır açan teknolojiler gibi sektörün öne çıkan konuları ele alınacak. Etkinliğe her yıl ortalama 100 ülkeden 40 bini aşkın ziyaretçi katılıyor.

WindEnergy Hamburg Fuarı’nda TÜREB öncülüğünde kurulacak Türkiye Pavilyonu’nda sektörün önde gelen şirketleri sundukları ürün ve çözümleri birebir fuar katılımcılarına aktaracak. Türkiye heyetinde yer alacak katılımcıların bir kısmı kamu ve özel sektör adına fuardaki çeşitli panel ve konferanslarda konuşmacı olarak da yer alacak.

İlgili kamu kurumlarından üst düzey katılımların beklendiği heyet, ziyaret kapsamında dünyanın önde gelen rüzgar şirketleriyle çeşitli iş birliği toplantılarına ve görüşmelere katılacak. Heyet üyeleri Hamburg bölgesindeki rüzgar teknolojisi tesislerine düzenlenecek teknik ziyaretlerle son gelişmeleri yerinde görme fırsatı da bulacak.

Devamını oku

Trendler