Connect with us

Yenilenebilir enerjinin yaygınlaşması, Batı Afrika’ya yüz milyonlarca dolar tasarruf sağlayacak

Yayın tarihi:

-

Geçtiğimiz günlerde Dakar’da enerjinin kilit karar vericilerinin huzurunda düzenlenen Batı Afrika Enerji Geçiş Forumu’nda konuşan Wärtsilä uzmanları, yenilenebilir enerjinin Batı Afrika’daki güç sistemi maliyeti, esnekliği ve istikrarı üzerindeki etkisine ilişkin görüşlerini paylaştı. Senegal’in optimum güç sistemi genişlemesini araştıran son çalışmalarının sonuçlarını sundular. Çalışma, yenilenebilir enerji dağıtımını şu anda planlananın ötesinde hızlandırmanın, 2035 yılına kadar şaşırtıcı bir şekilde 700 milyon dolarlık tasarrufa yol açacağını ortaya koydu. Bunun başlıca nedeni, yakıt maliyetlerinde yaratacağı büyük düşüş. Esnek enerji üretimi ile desteklenen yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmayı seçen diğer Batı Afrika ülkelerinde de önemli maliyet tasarrufları bekleniyor.

En son teknolojiye sahip güç sistemi modelleme tekniklerini kullanan Wärtsilä, dünyanın dört bir yanından enerji yetkililerinin en uygun enerji stratejilerini belirlemesine ve şekillendirmesine yardımcı oluyor. 46 Afrika ülkesinde toplam 7,6 GW kapasiteye sahip 200’den fazla elektrik santrali teslim ederek Afrika enerji pazarlarında önemli bir deneyime sahip Wärtsilä Energy’nin Afrika Direktörü Marc Thiriet, “Bu forumu, Senegal, Gine veya Moritanya’daki enerji yetkililerinin karşı karşıya olduğu acil soruları, yenilenebilir enerjinin güç karışımlarında sahip olması gereken nispi paydan başlayarak ele almak için düzenledik. Ne kadar hızlı ve ne pahasına yenilenebilir enerji üretmeliler? Artan miktarda kesintili yenilenebilir enerjiye uyum sağlarken şebeke istikrarını sağlamak için ne kadar esnek güç kapasitesine ihtiyaç duyulacak? Bu soruları yanıtlamak, ileriye dönük enerji stratejilerini bilgilendirmek için çok önemlidir” dedi.

Senegal’in güç genişletme planları

Wärtsilä, farklı yenilenebilir enerji dağıtım seviyelerinin Senegal’in enerji sistemi üzerindeki finansal ve çevresel etkilerini değerlendiren bir çalışmanın bulgularını sundu. Senegal’in mevcut planı, 2035 yılına kadar yaklaşık 2.100 MW yenilenebilir enerjinin eklenmesini içeren “Yüksek Yenilenebilir” planıyla karşılaştırıldı. Her iki durum da her senaryo için en uygun güç karışımını belirlemek ve toplam sistemi karşılaştırmak için maliyetler, güçlü Plexos yazılımıyla ayrıntılı olarak modellendi.

Çalışma, güç sisteminde daha fazla yenilenebilir enerji dağıtımını içeren senaryonun açık ara en uygun fiyatlı ve sürdürülebilir seçenek olacağını ortaya koydu. Çalışmaya göre, sürekli ve istikrarlı bir güç kaynağı sağlamak için enerji depolama ve esnek motor güç santralleri ile eşleştirildiğinde, yenilenebilir enerjinin daha büyük bir payı 2030’a kadar karbon emisyonlarını %30 azaltacak. 2035’e kadar ise 700 milyon dolarlık toplam sistem tasarrufu sağlayacak. Yenilenebilir enerji, talebi karşılamak için termik santrallerin tam yükte çalıştırılma ihtiyacını kısmen ortadan kaldıracağından, sistemin toplam maliyetinin düşürülmesinde temel etkeni oluşturuyor.

Wärtsilä Enerji Afrika ve Avrupa Başkan Yardımcısı Kenneth Engblom “Çalışmamız, düşük maliyetli yenilenebilir enerjiyi en üst düzeye çıkarmanın hem ekonomik hem de çevresel olarak Senegal’in çıkarına olduğunu çok açık bir şekilde gösteriyor. Gine, Fildişi Sahili veya Moritanya’nın enerji sistemlerini benzer derinlikte analiz edecek olsaydık, farklı ölçeklerde de olsa neredeyse kesinlikle aynı sonuçlara ulaşırdık” diye konuştu.

Yalnız fiyatın dünyayı yenilenebilir enerjiye dönüştüreceğini söyleyen Wärtsilä Pazar Geliştirme Müdürü Joonatan Huhdanmäki, “2022’de güneş enerjisi, Afrika da dahil olmak üzere dünyanın çoğu ülkesinde halihazırda en rekabetçi yeni elektrik üretimi kaynağıydı. Bu, hızlanmaya devam edecek küresel bir trend. IEA’ya göre, 2050’ye kadar net sıfıra ulaşmak için yenilenebilir enerjinin payı 2030’a kadar %61’e ve 2040’a kadar şaşırtıcı bir şekilde %84’e ulaşmalıdır” açıklamasında bulundu.

Yüksek yenilenebilir enerji şebekelerinin dengeleme ihtiyaçlarını anlamak

Dengeleme gücü, elektrik talebini gerçek zamanlı olarak mevcut üretim kapasitesiyle eşleştirerek, bir güç sisteminin istikrarlı ve güvenilir bir elektrik arzını sürdürme becerisini ifade eder. Yenilenebilir enerji kesintili olduğundan, güç sistemine yeterli esnekliği sağlamak ve şebeke istikrarını sağlamak için ekstra dengeleme kapasitesine ihtiyaç vardır. Konuyla ilgili konuşan Kenneth Engblom, “Şebeke kararlılığı denklemini anlamak oldukça basit. Kurulan aralıklı yenilenebilir kapasitenin her megavatının, elektrik arzını ve talebini her zaman karşılayabilmemiz için enerji depolama ve dengeleme santralleri şeklinde karşılık gelen esneklik seviyeleriyle eşleştirilmesi gerekiyor” dedi.

Şebekeyi dengelemek için operatörler birbirini tamamlayan iki teknoloji kullanacak: Elektrik arzındaki değişikliklere yanıt vermek için hızla artırılabilen veya azaltılabilen esnek motorlu elektrik santralleri, yenilenebilir kapasitenin talebi karşılamaya yetmediği durumlarda kullanılacak. Enerji depolama sistemleri ise, yenilenebilir üretim talebi aştığında fazla elektriği depolayacaktır. Her ikisi de güç ağını güvenli ve istikrarlı tutmak için birlikte çalışacak.

Batı Afrika’da karbonsuz enerji sistemlerine giden yol

Enerji sisteminin karbondan arındırılmasına giden yol, dünyanın her yerinde oldukça benzerdir. İlk adım, esnek olmayan enerji santrallerini aşamalı olarak ortadan kaldırarak; yenilenebilir enerji, dengeleyici güç santralleri ve depolama kapasitesinin doğru karışımını eklemektir. İkinci adım, doğal gazla çalışan esnek motorlu santralleri, sürdürülebilir yakıtlarla çalışacak şekilde dönüştürmektir; bu aşamada, enerji sistemi artık fosil yakıtlara ihtiyaç duymaz.

Konuyla ilgili açıklama yapan firmanın Afrika Direktörü Marc Thiriet, Günümüz teknolojileriyle karbonsuzlaşma tamamen mümkündür ve yaygın inanışın aksine, daha fazla maliyet getirmeyecek, aksine daha az maliyet getirecektir. Rüzgar ve güneş teknolojilerimiz var. Enerji depolama teknolojilerimiz ve güç ağı dengelemesi için esnek motorlu güç santrallerimiz var. Ve bu yakıtlar daha yaygın hale geldiğinde dengeleme güç santrallerini çalıştırmak için kullanacağımız sürdürülebilir yakıtlarımız var” ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin alanında en özel yayınlara sahip medya grubu MONETA'nın sektörel dergi ve portallarının yönetimine katkıda bulunmaktayım. MONETA bünyesinde yeni nesil yayıncılık anlayışıyla içerik yönetimini geliştirmeye devam ediyoruz.

Devamını oku
Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Kamu Görevini Engelleyenler 5 Yıla Kadar Hapis cezası alabilir

Yayın tarihi:

-

Yazar

Dicle Elektrik Uzun Yıllar Borcunu Ödemeyip Şiddete Başvuranları Mektupla Uyardı;

Dicle Elektrik, dağıtım bölgesinde 27 milyar TL’yi aşan elektrik borcunu uzun süredir ödemeyen ve bununla birlikte görevlilerin çalışmalarını engelleyenlere karşı hukuk mücadelesi vermeyi sürdürüyor. Sorumluluk bölgesinde yer alan 6 ilde kamu hizmeti yürüten dağıtım şirketi, başta Şanlıurfa ve Mardin olmak üzere borçlu sulama abonelerini bu kez engellemelerden dolayı 5 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalabilecekleri konusunda uyardı.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin 6 ilinde elektrik dağıtım hizmeti veren Dicle Elektrik’ten, başta Şanlıurfa ve Mardin’deki çiftçilerin 27 milyar TL’yi aşan elektrik borçlarının ödenmemesiyle ilgili olarak yeni bir açıklama yapıldı. Tarım sezonu öncesi “borcunu ödemeyene elektrik verilmeyecek” uyarısında bulunan Dicle Elektrik, borçlu abonelere bir mektupla önemli yeni uyarılarda bulundu. Mektupta mevzuat gereği elektriği kesilecek olan ancak bu kesintiye kaba kuvvetle karşı koyacak olan abonelerin, TCK’nın ‘Kamu Hizmetlerinden Yararlanma Hakkının Engellenmesine’ dair 113’ncü maddesi uyarınca 5 yıla kadar hapis cezası alabileceği duyuruldu.

İadeli taahhütlü mektupla uyarıldılar
Elektrik borcu bulunan, uzun süredir borcunu ödemeyen ve mevzuat gereği elektriğini kesmeye gelen görevlileri engelleyenlere yönelik gönderilen bu kritik uyarı, her bir borçlu aboneye özel olarak iadeli taahhütlü mektupla yapıldı.

Kamu görevini engelleyene 5 yıla kadar hapis
Aynı mektupta, görevlilere dönük yapılacak her türlü engellemenin TCK’nın 113’ncü maddesinde yer alan ‘Kamu Hizmetlerinden Yararlanma Hakkının Engellenmesi Suçunu’ kapsadığına yer verilerek, çalışmaları cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engelleyenlerin, 5 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalabileceği kaydedildi.

18 bin çiftçinin 27 milyar TL borcu var
Dicle Elektrik, bölgede 18 bin tarımsal sulama abonesinin elektrik borcunun 27 milyar TL’yi aştığını açıklamıştı. Söz konusu borcun 15.5 milyar TL’sinin Şanlıurfa’daki 13.000 aboneye, 9.5 milyar TL’sinin Mardin’deki 5.000 aboneye, geri kalanın ise Diyarbakır, Batman, Şırnak ve Siirt’teki tarımsal sulama abonelerine ait olduğunu duyurulmuştu.

Dicle Elektrik tarafından abonelere iadeli taahhütlü olarak gönderilen kişiye özel mektuplarda şu ifadeler yer alıyor:

‘’ Sayın abonemiz;
… tesisat numaralı aboneliğinize ait muaccel olan ………… faturalı borçlara ilişkin olarak ekiplerimiz tarafından 18.03.2024 tarihinde Elektrik Piyasası Tüketici Yönetmeliği‘nin Zamanında Ödenmeyen Borçlar başlıklı 35. Maddesi hükümleri uyarıca kesme işlemi için aboneliğinizin bulunduğu sayaca gelinmiş ancak tarafınızca mukavemet gösterilmesi sebebiyle kesme işlemi gerçekleştirilememiştir. Aynı tesisat ve borca ilişkin ekiplerimiz tarafından tekrar kesme işlemi uygulanacak olup, tarafınızca mukavemet gösterilmesi halinde hakkınızda TCK 113 uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile suç duyurunda bulunacağımız konusunda tarafınıza ihtarda bulunulmuştur.’’

Devamını oku

Bilgi Kaynakları

Enerji sektörü zorluklara rağmen teknoloji yatırımlarını sürdürmeye kararlı

Yayın tarihi:

-

Yazar

Enerji sektörü zorluklara rağmen teknoloji yatırımlarını sürdürmeye kararlı

Enerji sektörünün büyüme için teknoloji yatırımlarına önem verdiğini ortaya koyan KPMG’nin “Küresel Teknoloji Raporu 2023: Enerji Sektörü Görünümü” araştırmasına göre enerji sektörü yöneticilerinin yüzde 72’si siber güvenliği de içeren dijital dönüşüm çalışmalarının son 24 ayda kârlılığı ve performansı artırdığını belirtti. Bu oranın diğer sektörlerin ortalamasından 12 puan daha fazla olması da dikkat çekti.

KPMG’nin 16 ülke ve dokuz sektörden 2.100 yöneticiyle yaptığı ankete dayanan yeni “Küresel Teknoloji Raporu 2023: Enerji Sektörü Görünümü” araştırması enerji şirketlerinin teknolojileri pazarlarındaki zorlukların üstesinden gelmek için kullanabilecekleri bir can simidi olarak gördüklerini ortaya çıkardı. Anket, enerji sektörünün pazardaki zorluklara rağmen teknoloji yatırımlarını sürdürmeye kararlı olduğunu ortaya koydu.

Ankete göre enerji sektörü katılımcıların yüzde 61’i düzenleme ve güvenliği dijital dönüşümün “ana tetikleyicisi” olarak görüyor. Yüzde 80’i teknoloji biriminin yeni teknolojilerin potansiyelini yönetim kuruluna daha iyi anlatması gerektiğini söylüyor. Yüzde 39’u yetenek eksikliğini dönüşümün ilerlemesinin önündeki en olası engel olarak görüyor. Yüzde 84’ü kurumlarının mevcut teknolojiyi kullanarak ESG (çevresel, sosyal, yönetişim) taahhütlerini ilerletebileceğinden emin. Yüzde 85’i ise mevcut teknoloji yapılarını kullanarak verimliliklerini artırabileceklerini ve maliyetleri azaltabileceklerini ifade ediyor.

Sektör aynı zamanda teknoloji inovasyonuna bağlı risklerin de farkında. Araştırmaya göre, enerji sektöründen katılımcılar; güven, güvenlik, gizlilik ve esnekliği teknolojik çözümlerine entegre etme konusunda kurumlarının daha proaktif olması gerektiğini tüm sektörlerin ortalamasından 8 puan daha fazla belirtiyor. Ancak sektör, ilerlemenin önünde engellerle de karşılaşıyor. Örneğin araştırma, enerji sektörünün yapay zekâ (AI) uzmanlığı eksikliğinin inovasyon yapma ve rekabetçi kalma kabiliyetlerini etkileyebileceğini söyleyenlerin diğerlerine göre daha yüksek olduğunu da ortaya koyuyor.

 Güvenlik endişeleri gündemin ilk sırasında

Hem düzenleyici kurumlar hem de tüketiciler enerji şirketlerini yakından izlediklerinden araştırmaya katılan enerji yöneticileri düzenleyici yükümlülükler ve güvenlik endişelerini dijital dönüşümlerinin en önemli tetikleyicileri olarak görüyor. Ayrıca, daha güçlü veri gizliliği veya siber güvenliğin hayata geçirdikleri dijital dönüşüm projeleri üzerinde en etkili kullanıcı beklentileri olduğunu da söylüyorlar. Enerji yöneticilerinin yüzde 72’sine göre, siber güvenliği içeren dijital dönüşüm çalışmaları son 24 ayda kârlılığı ve performansı artırdı, bu oran tüm sektörlerin ortalamasından 12 puan daha fazla.

 İş güçlerinin oluşturulmasına yardımcı olan teknoloji altyapılarına güveniyorlar

Araştırmaya göre enerji sektörü stratejik teknoloji yatırımının gücüne inanıyor, ancak dijital dönüşüm hedeflerini hayata geçirebilecek yeteneklere erişmeye odaklanmaları gerekiyor. KPMG tarafından hazırlanan 2023 Küresel Enerji CEO Görünümü raporu, enerji şirketlerinin yüzde 52’sinin (2022’ye göre 7 puanlık bir artış) yeteneklerini geliştirmek için çalışanlarına daha fazla yatırım yapmak istediğini ortaya koyuyor. Enerji sektöründen katılımcıların çoğu, iş güçlerinin bugüne kadar oluşturulmasına yardımcı olan teknoloji altyapılarının kabiliyetlerine güveniyor ve bazı durumlarda bu güvenleri diğer sektörlerin de ortalamasını aşıyor.

“Sektör geniş resmi göz önünde bulundurarak teknoloji yatırımlarını yapıyor”

KPMG Türkiye Enerji Sektörü Lideri Hakan Demirelli konuyla ilgili şunları söyledi: “Devam eden jeopolitik gerilimlerin, üretken yapay zekânın hızlı yükselişinin ve küresel ekonomik belirsizlik ortamının en çok etkilediği sektörden birisi enerji sektörü. Bu nedenle sektörde faaliyet gösteren şirketler geniş resmi göz önünde bulundurarak teknoloji yatırımları da yapmaya kararlı olduklarını bu anketimizde gösterdi. Bu yatırımlar, enerji şirketlerinin yenilikçi teknolojileri iyi bir şekilde kullanmasına olanak sağlıyor. Örneğin anketimiz enerji sektörünün, son 24 ayda şirketlerinin kârlılığını veya performansını artırmak için düşük kodlu/kodsuz platformları kullanma olasılığı en yüksek sektörlerden biri olduğunu ortaya çıkardı. Sektörün dijital dönüşüm projelerindeki başarısı ise doğru danışmanlık hizmetleri almaktan geçiyor. KPMG olarak biz de dijital dönüşüm alanındaki derin ve kapsamlı uzmanlığımız ile sektördeki şirketlerin uygun çözümleri başarılı bir şekilde kullanmalarına, inovasyonu artırmalarına ve daha geniş bir dijital dönüşüme başlamalarına yardımcı oluyoruz.”

Devamını oku

Bilgi Kaynakları

TÜREB ve DEHUKAM ‘Deniz Üstü Rüzgar Mevzuatı İçin İş Birliği Protokolü’ne İmza Attı

Yayın tarihi:

-

Yazar

TÜREB ve DEHUKAM

 Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) ve Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi (DEHUKAM) arasında ‘Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Mevzuat Çalışmaları alanında İş Birliği Protokolü’ imzalandı.

3 Nisan’da DEHUKAM’ın Ankara’daki merkezinde düzenlenen imza törenine TÜREB Başkanı İbrahim Erden, DEHUKAM Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Önel, DEHUKAM Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İsmail Demir, DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara, TÜREB Deniz Üstü Rüzgar Enerjisinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman ve her iki kurumun üst düzey temsilcileri katıldı.

Türkiye rüzgar sektörünün çatı kuruluşu TÜREB ile deniz hukuku ve siyaseti alanlarında ülkemizin uzman kurumlarının başında gelen DEHUKAM arasında bir iş birliği protokolü imzalandı. TÜREB Başkanı İbrahim Erden ile DEHUKAM Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Önel ve DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara’nın imzaladığı protokol ile her iki kurum arasında deniz üstü rüzgar enerjisi çalışmaları bağlamında mevzuat ve hukuki alanlarda karşılıklı bilgi alışverişinde bulunulacak ve çeşitli ortak proje çalışmaları yürütülecek.

TÜREB ve DEHUKAM 2TÜREB Başkanı İbrahim Erden, deniz üstü rüzgar enerjisi alanında sektörün ihtiyaç duyacağı düzenlemeleri en verimli şekilde yapma hedefiyle oluşturdukları protokol hakkında şunları söyledi: “TÜREB 32 yıl önce Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye’de rüzgarla ilgili yatırımların artması, insan kaynağının geliştirilmesi ve bu alanda bilgi birikimi sağlanması amacıyla kuruldu. Tabi o zaman daha dünya genelinde de henüz ticari deniz üstü uygulamaları yoktu. Danimarka’da bile ilk ticari tesisler 2000’li yılların başında hayata geçirilmeye başlandı ve özellikle 2010 sonrası yükselen bir ivmeyle deniz üstü yatırımları artmaya devam ediyor. Ülkemizin uzun ve orta vadeli stratejik enerji planlaması kapsamında deniz üstü rüzgar enerjisi hedeflerini de içeren ‘Türkiye Ulusal Enerji Planı’nın 2023 yılı Ocak ayında açıklanmasıyla paralel olarak bizim de TÜREB olarak bu alandaki yoğun çalışmalarımız başladı. Biliyorsunuz 2035 yılında 5 GW’lık bir deniz üstü rüzgar santralı hedefimiz var. Biz de bu hedef doğrultusunda paydaşlarımızla birlikte Türkiye’de deniz üstü rüzgar alanında da sağlıklı bir mevzuat altyapısını oluşturmak, güçlü bir ekosistem geliştirmek ve bilgi birikimi sağlamak adına iş birlikleri gerekiyor. DEHUKAM bu açıdan devletimizin ve akademinin deniz hukuku ve siyaseti alanında kritik birimlerini bünyesinde bulunduran çok değerli bir kurumumuz ve paydaşımız.  Dolayısıyla, bugün DEHUKAM’la imzaladığımız protokole TÜREB olarak büyük önem veriyoruz. Bu ve benzeri iş birlikleri sayesinde bu alanda ulusal ve uluslararası iş birliği imkanlarının genişleyeceğine, bilgi birikiminin artacağına ve böylece yatırımların ve sanayinin gelişeceğine inanıyoruz; bu vesileyle de DEHUKAM yönetimine iş birliğinin başlangıcı vesilesiyle teşekkür ediyoruz.”

DEHUKAM’ın özellikle deniz hukuku alanında çalışan ve araştırmacı yetiştirmeye odaklanan bir kurum olduğunun altını çizen DEHUKAM Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Önel de “TÜREB zaten kuruluş amacı dolayısıyla güçlü bir sektörel erişime ve ilgili araştırma altyapısına sahip. Yıllar önce Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız, özel sektör ve akademinin vizyonu sayesinde kurulmuş bu birliğin deniz üstü alanında da çalışmasını destekliyoruz. Biz de DEHUKAM olarak denizin dokunduğu her yerde olmak istiyoruz. TÜREB Yönetimi de bu amaçla bizimle bağlantıya geçti. DEHUKAM yönetimi olarak iş birliği ile ortak çalışmaların ülkemize ve deniz üstü rüzgar alanındaki hedeflerimize yarar sağlayacağı düşüncesiyle her iki kurum arasında deniz üstü rüzgar alanında karşılıklı bilgi alışverişi yaparak birlik ve beraberlik içerisinde çalışmayı hedefliyoruz. Protokolle deniz üstü rüzgâr enerjisi faaliyetlerinde hukuki altyapıya yönelik eğitim konularında TÜREB’e destek olarak ülkemizin bu alandaki ihtiyacını verimli bir şekilde karşılayacak çalışmalar yapmayı amaçlıyoruz” şeklinde konuştu.

Devamını oku

Trendler