Connect with us

Türk firması Bosna-Hersek’te rüzgâr çiftliği inşa edecek

Yayın tarihi:

-

9. Saraybosna İş Forumu kapsamında Türkiye’den Enprode ile Bosna-Hersek’ten Imres Smart şirketleri arasında Livno şehrinde rüzgâr çiftliği inşa edilmesine ilişkin iş birliği protokolü imzalandı.

Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna’da düzenlenen 9. Saraybosna İş Forumu (SBF) kapsamında, Türkiye’den Enprode Mühendislik ve Yapım ile Bosna-Hersek’ten Imres Smart şirketleri arasında ülkenin batısındaki Livno’da rüzgâr çiftliği inşa edilmesine ilişkin iş birliği protokolü imzalandı.

Bosna Bank International (BBI) ile İslam Kalkınma Bankası (IDB) tarafından parlamento binasında düzenlenen SBF’nin resmi açılışının ardından Livno şehrinde rüzgâr çiftliği inşa edilmesine ilişkin imzalar atıldı.

“Balkanların Davosu” olarak nitelendirilen SBF kapsamında düzenlenen imza törenine Bosna-Hersek Bakanlar Konseyi Başkanı Denis Zvizdic, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin Saraybosna Büyükelçisi Haldun Koç ve iki şirketin temsilcileri katıldı.

Enprode Mühendislik ve Yapım Şirketi Genel Müdürü Yüksel Güler, Bosna-Hersek’in Hırvatistan sınırında bulunan Livno şehrinde yapılacak rüzgâr çiftliğinin son derece önemli olduğunu vurgulayarak, “Üç aşamalı bir proje söz konusu. Projenin amaçlarından birisi de Bosna-Hersek’i Avrupa Birliği’nin (AB) bağlantı sistemine yakınlaştırmak.” dedi.

Projenin yenilenebilir enerjiyi üzerine kurulu olması nedeniyle de son derece önemli olduğuna işaret eden Güler, rüzgâr çiftliğinin ülkenin kalkınmasına da katkı sağlaması temennisinde bulundu.

Forum kapsamında ayrıca, yatırım hikayeleriyle bölge ülkelerine etki eden altı firmaya “Saraybosna İş Köprüsü Ödülleri” (Sarajevo Business Bridge Awards) takdim edildi.

İki günlük iş forumu kapsamında bugün ve yarın “Batı Balkanlar Altı Bölgesel Ekonomik Alan-AB ile Gelişmek”, “Güneydoğu Avrupa Uluslararası Ağ Geçitleri ve Bağlantılar”, “Güneydoğu Avrupa için Hızlı Büyüme Fırsatı Olarak Turizm”, “AB Tedarik Zinciri ve Batı Balkan Şirketleri Üzerindeki Etkisi”, “Güneydoğu Avrupa’da Bilişimde Sermayeleşmek ve Dijital Ekonomi Eğilimleri” ve “Diğer Bölgeler İçin Ekonomik Kalkınma Modeli Olarak Dubai” başlıklı paneller de düzenlenecek. (Kaynak: aa.com.tr)

Devamını oku
Reklam
Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sektör Haberleri

ENSİA’nın yenilenebilir gelecek vizyonu

Yayın tarihi:

-

Enerji Sanayicileri ve İşadamları Derneği (ENSİA) Yönetim Kurulu Başkanı Alper Kalaycı ile bir söyleşi gerçekleştirdik. ENSİA’daki yeni döneme ilişkin bilgiler aldığımız Alper Bey, yenilenebilir enerji sektörüne ilişkin önemli tespitlerini de bizimle paylaştı.

Öncelikle size ve yeni Yönetim Kurulu’na başarılar dilemek isteriz. ENSİA’daki yeni dönem için neler söylersiniz?

Çok teşekkür ederim. “Türkiye’yi yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanında ekipman, teknolojisi ve proje üreten uluslararası bir merkeze dönüştürmek” vizyonu ile 2016 yılında yola çıkan Enerji Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (ENSİA), geçen beş yıllık sürede yenilenebilir enerji sektöründe çok önemli başarılara imza attı. Kendisi de başlı başına bir “proje derneği” olan ENSİA, yenilenebilir ve temiz enerji sektörüne yönelik doğru bilgi ve farkındalığı oluşturmayı temel amaç olarak benimseyen bir sivil toplum örgütüdür. 

Yönetim Kurulu’muzda yer alan ve her biri alanlarında başarısını kanıtlamış arkadaşlarımızın heyecanlarını, geçmiş yönetimlerimizde yer alan arkadaşlarımızın deneyimleri ile bütünleştirerek muhteşem bir sinerji yaratacağımıza gönülden inanıyoruz. 

Bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da her paydaşımıza eşit uzaklıkta ve yakınlıkta, kamu otoritelerine saygılı, yapıcı öneri ve fikirlerini muhataplarına iletmekten çekinmeyen, ülkemizde yatırım yapan her firmayı “yerli” olarak gören, yerli enerjinin yerli ekipmanla üretilmesi gerektiğini düşünen, sektörümüze yeni ana ve yan sanayi yatırımlarının çekilmesi noktasında inisiyatif alan duruşumuzu kararlılıkla sürdüreceğiz. 

Türkiye’de yenilenebilir enerjinin ulaştığı seviyeyi nasıl görüyorsunuz? Sizce sektörün gelişimindeki olanak ve kısıtlar nelerdir?

Türkiye olarak enerjimizin kabaca yüzde 75’ini ithal ediyoruz. 2020 sonunda ulaştığımız 50 milyar dolarlık dış ticaret açığımızın önemli bir bölümü enerji ithalatından kaynaklanıyor. Yenilenebilir enerji, katma değeri düşük mallar üreterek ihraç ettiğimiz bu dövizin, enerji ithalatına harcanmasını engelleyen, en azından azaltan bir seçenek. 

Türkiye son on beş yılda, yenilenebilir enerji üretiminde tüm dünyanın dikkatini çeken bir başarı hikâyesi yazdı. Rüzgâr enerjisi kurulu gücünü son 15 yılda 182 kat artırarak bugün itibarıyla 9 bin 500 Megavata (MW) çıkaran ülkemiz, bu başarısı ile Avrupa’da 7’nci sırada yer alıyor. Bu muhteşem bir başarı… 

Güneş enerjisinde de son on yılda ciddi bir atak kaydettiğimiz görülüyor. Bu alanda kurulu gücümüzü 7 bin Megavat’ın üzerine taşımış ve Türkiye’nin toplam kurulu gücü içindeki payını yüzde 7’nin üzerine çıkarmış durumdayız. Bin 115 MW seviyesinde enerji ürettiğimiz biyokütle ve bin 600 Megavat enerji ürettiğimiz jeotermal enerjide ise potansiyelimizin çok çok altındayız ve daha alacak çok yolumuz var. 

Ancak bizim için enerjimizin yerli ve yenilenebilir olması tek başına yeterli değil. Biz o enerjiyi üreten ekipmanın da yerli olması, yani Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde üretilmesi gerektiğini vurguluyoruz. Çünkü enerji ekipmanlarında ithalata bağımlılık oranımız hâlâ yüzde 70 seviyesinde. 

Bu nedenle bizler ülkemizde yatırım yapmış, istihdam sağlayan, vergi veren, ihracat yapan, katma değer sağlayan her firmamızı; sermaye kaynağına bakmaksızın “yerli” olarak adlandırıyoruz.

Ülkemizdeki rüzgâr enerjisi sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Daha hızlı bir gelişme yakalamak adına hem kamu hem de özel sektör tarafında ne tür adımlar atılmalı?

Yukarıda ifade ettiğim gibi, rüzgâr enerjisinde bugün ulaştığımız noktaya, ana ve yan sanayicilerimizin büyük özverileri, kamu otoritelerimizin ve YEKDEM mekanizmasının yatırımları teşvik edici bakış açısı ile ulaşmış durumdayız. 

Ancak gelmiş olduğumuz noktayı asla yeterli göremeyiz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Rüzgâr Enerjisi Potansiyel Atlası’na (REPA) göre ülkemizin rüzgâr enerjisinde kurulu güç potansiyeli 38 bin MW karasal, 10 bin MW denizüstü olmak üzere toplam 48 bin MW seviyesinde. Bu verinin yeni ölçümleme teknolojileri ve sektörde baş döndürücü teknolojik gelişim dikkate alınarak güncellenmesi gerektiğini düşünüyoruz. 

Yanı sıra elbette büyük ölçekli 2 adet 1000 MW’lık YEKA ihaleleri ile birlikte, ülkemizde üretim yapan KOBİ ölçeğindeki şirketlerimizi de değer zincirine eklemleyecek daha küçük ölçekli YEKA ihaleleri yapılması gerektiğini uzun yıllardır dile getiriyorduk. Bu yılın Ekim ayında 2,000 MW için alınacak başvuruların ölçek olarak çok doğru olduğunu düşünüyoruz ve yılda 1000’er MW’lık dilimler ile devam edilmesi gerektiğini önemsiyoruz.  

Henüz yatırım yapılmamış bir alan olarak Türkiye’deki deniz üstü rüzgar enerjisi potansiyeli hakkında neler söylersiniz?

Kuzey Avrupa ülkeleri başta olmak üzere pek çok gelişmiş ülke, Denizüstü (Offshore) Rüzgâr Enerji Santralleri (RES) ile temiz enerji kaynaklarını çeşitlendiriyor. Avrupa Rüzgâr Enerjisi Birliği (WindEurope) verilerine göre, Avrupa ülkelerinde Offshore RES kurulumu geçen yıl %38 artarak 22 bin 72 MW’a ulaşırken, 3 bin 627 MW kapasiteli 502 rüzgâr türbini devreye alındı.  

Üç tarafı denizlerle çevrili bir yarımada olan Türkiye ise Offshore RES kurulumunda sıfır noktasında. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Stratejik Planı’nda 10 bin MW olarak açıklanan Türkiye Offshore RES potansiyeli, WindEurope verilerine göre en az 32 bin MW’a karşılık geliyor. 

Türkiye’nin bu alandaki eksikliğini giderici ihale süreçlerinin zaman kaybedilmeden tamamlanması gerektiğini düşünüyoruz.

Anımsarsanız, 2018 yılında Saros Körfezi, Gelibolu ve Kıyıköy için çıkılan bin 200 MW’lık Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) ihalesi başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Halen 97 bin MW olan kurulu gücümüzün üçte birini sadece Offshore RES’lerden elde edebiliriz. Dünyanın en büyük petrol şirketlerinin bile son yıllarda Denizüstü RES projelerine yatırım yaptıklarına tanık oluyoruz. 

Ayrıca Offshore santraller, karadaki türbinlere göre çok daha kolay inşa edilebiliyor ve mülkiyet sorunu olmayan alanlarda kuruluyor. Asya-Pasifik bölgesinde ivmelenen yatırımlar sonucunda 2030 yılında küresel offshore RES kurulu gücünün 234 bin Megevat’a ulaşacağı tahmin ediliyor. 

Avrupa kıtası ise Denizüstü RES’lerin en büyük pazarı olmaya devam ediyor. Fransa 2035’e kadar 14 nükleer santralini devreden çıkararak, en az 8 bin MW Denizüstü RES devreye alma kararı aldı. Türkiye olarak bu gerçeği çok iyi okumamız gerekiyor. Rüzgâr enerjisinde son 15 yılda aldığımız mesafe ile tüm dünyanın dikkatini çekiyoruz. Bu ivme ile ülkemiz; santrallerin kule, kanat, türbin ve aksamlarını üreten çok nitelikli bir sanayi koluna da kavuştu. Altyapımız ile kendi santrallerimizin üretimlerini yaparken, Avrupa ve Uzakdoğu’dan gelecek talebe de karşılık vermemiz ve katma değeri yüksek üretimle ülkemize yüklü miktarda döviz kazandırmamız mümkün. 

Sektörün önemli handikaplarından biri yetişmiş insan gücü sorunu. Dernek olarak bu alanda kimi çalışmalar yaptığınızı biliyoruz. Bu konuda bilgi verebilir misiniz?

Kesinlikle haklısınız. On yıl önce dünya insan kaynakları literatürüne giren “yeşil yakalı” tanımlaması; yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarında üretim, montaj ve bakım süreçlerinde görev alan çalışanları kapsıyor. Ülkemizin yenilenebilir enerji yatırımlarında görev yapacak her seviyedeki işgücünü planlaması ve plana uygun eğitim yatırımlarını vakit kaybetmeden hayata geçirmesi gerekiyor.

Önümüzde daha yapacağımız çok yatırım var. Bu yatırımların her aşamasında görev yapacak yeşil yakalı çalışanları şimdiden bu potansiyele cevap verecek şekilde yetiştirmemiz gerekiyor. Ülkemizde sayıları giderek artan rüzgar enerji santrallerinde bakım, montaj ve onarım gibi faaliyetleri gerçekleştiren yeşil yakalı çalışanların işsiz kalma ihtimalleri uzun yıllar sıfıra yakın olacak. Pandemi dönemi; rüzgâr, güneş, biyokütle ve jeotermal gibi temiz enerji kaynaklarının önemini tüm dünyaya bir kez daha öğretti. Sera gazı emisyonlarını sınırlandıran, düşük karbon ekonomisine  geçişi hızlandıran, ekosistemleri ve biyoçeşitliliği koruyan her türlü yatırım, gençlerimize yeniş istihdam alanları açacak. Kurumsal şirketlerde CSO’lar (Chef Sustainability Officer- Sürdürülebilirlik Yöneticileri) birkaç sene içinde tepe yönetimlerin en kilit pozisyonları olacak.

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Bana bu fırsatı verdiğiniz için Rüzgar Enerjisi Dergisi’ne ve ekibinize çok teşekkür ederim. 

Alper Kalaycı kimdir?
1973 yılında Ankara’da doğan Alper Kalaycı; ilk, orta ve lise eğitimini Bolu’da tamamladı. 1998 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Kalaycı, iş hayatına 1998-2001 yılları arasında Türkiye’nin ilk rüzgâr enerjisi santrallerinin montaj ve bakım mühendisi olarak başladı. 
2001 yılından itibaren Ege Serbest Bölgesi’nde Türkiye’nin ilk kompozit rüzgâr türbini kanadı üretimini yapan Aero Rüzgâr Endüstrisi A.Ş. şirketinde göreve başlayan Kalaycı, 2009 yılından bugüne aynı şirketin Genel Müdürü olarak görev yapıyor. 
İzmir Torbalı’da rüzgâr türbini beton kulesi üretimi yapan WEC Kule şirketinin de Genel Müdürü olan Alper Kalaycı; Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Derneği (BASİFED) Yönetim Kurulu Üyeliği, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) 31. Diğer Plastik Ürünler Meslek Komitesi Başkanlığı, İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yenilenebilir Enerji Komisyonu Üyeliği ve Ege Serbest Bölgesi Sanayici ve İşadamları Derneği (ESBİAD) Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerini sürdürüyor. 
2016 yılında Enerji Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin (ENSİA) kurucu ekibi içinde yer alan Alper Kalaycı, iki dönem Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. 
Basketbol ve zıpkınla sualtı avcılığı sporlarıyla ilgilenen Kalaycı, iyi derecede İngilizce ve Almanca biliyor, evli ve bir çocuk babası.

Devamını oku

Rüzgar Türbini İmalatçıları

Nordex Türkiye’de Malzeme Yönetimi ve Lojistik

Yayın tarihi:

-

Nordex Türkiye’nin İzmir’de bulunan Servis ve Teknik Eğitim Merkezi’nde (Nordex Academy Turkey) Türkiye ve Ortadoğu Malzeme Müdürü Ali Karaali ve değerli ekibi ile söyleşi gerçekleştirdik. Nordex’in Malzeme Yönetimi ve Lojistik süreçleri hakkında bilgiler edindiğimiz keyifli görüşmede, ekibin Nordex hakkındaki duygu ve düşüncelerini öğrenme fırsatı da yakaladık.

Nordex Malzeme Yönetimi & Lojistik Bölümü olarak başlıca görevleriniz nelerdir?

Son yıllarda hızla büyüyen enerji talebinin karşılanması amacıyla yenilenebilir enerji kaynaklarının başında gelen rüzgar enerjisi santrallerinin kurulumu hızla artmıştır. Bu artışa bağlı olarak özellikle doğrudan ve dolaylı malzemeye olan ihtiyaç da aynı oranda yükselmiştir. Bu ihtiyaçları karşılayabilmek adına bölümümüz, en başta gelen talepleri ve envanterleri oluşturup, gerek depomuzda gerekse sahalarımızda kullanılmak üzere kesin siparişe dönüştürmektedir. Malzeme Yönetimi ve Lojistik ekibinden bu ihtiyaçları karşılarken; fiyat, hizmet kalitesi ve zaman anlamında ihtiyaca en uygun şekilde cevap verebiliyor olması beklenir. Daha sonrasında satın alınan bu malzemeler ilgili saha ve depolara gönderilerek lojistik ayağı ile talepleri karşılamaktadır. Amacımız güçlü ve hızlı bir şekilde bu hizmeti sağlayabilmektir. Bir sahanın ihtiyacı yeri geldiğinde küçük bir yedek parça iken, gerektiğinde bir kanat, dişli kutusu veya jeneratör gibi büyük ana bileşenler de olabiliyor. Bu ihtiyaçların derhal karşılanabilmesi ve tedarik edilmesi için güvenli stoğunuzun olması gerekmektedir. Gelişen teknolojiye bağlı olarak kendi içinde de değişkenlik gösteren bu parçaların ve bileşenlerin tüketim analizi ve buna bağlı olarak satın alınması, nakliyesi ve stoklanması başlı başına zorlu bir süreç olduğundan uzman ve deneyimli bir kadroya sahip olmanızı gerektirmektedir. Mevcut kadromuzla birlikte bu görevlerin üstesinden başarıyla geldiğimize inanıyorum.

Nordex Türkiye olarak kaç servis sahasına hizmet veriyorsunuz?

İzmir Servis ve Teknik Eğitim Merkezi’mizdeki 1000 metrekarelik majör ekipman ve 700 metrekarelik yedek parça ana depo alanımızın yanı sıra sahalarımızda da kendi anlık ihtiyaçlarını karşılamak üzere depolarımız bulunmaktadır. İzmir Servis ve Teknik Eğitim Merkezi’mizdeki bu iki büyük ana depomuzdan, sahalarımızın yedek parça ihtiyaçlarının yanında ekipman, el aleti, teçhizat, kişisel korunma malzemeleri gibi doğrudan türbinde kullanılmayan ancak belirli normlara ve kaliteye sahip olması gereken malzemelerin de teminini tüm saha ve teknisyenlerimiz için yapmaktayız. 2008 yılında tek saha ve tek çalışan ile başlayan bu süreçte 2021 yılı itibariyle Türkiye’nin her köşesindeki yaklaşık 80 ayrı sahaya hizmet vermekteyiz. Bu sayı, kurulumu devam eden yeni projelerimizin servis bölümümüze devrolması ile daha da artacaktır.

2020 rüzgar enerjisi sektörü için çok yoğun bir yıldı. Nordex Depo & Lojistik Departmanı olarak siz nasıl hazırlandınız, neler yaptınız?

2020 yılı başı itibariyle yıl içerisinde yirmiden fazla yeni projenin servis bölümüne devrolması

söz konusuydu. Bununla beraber 2020 yılının YEKDEM’in (Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması) son takvim yılı olması sebebiyle yoğun bir döneme girildiğinden gerekli olacak malzemelerin tedarikleri bir an önce yapılmalıydı. Burada saha malzeme ihtiyaçları tespit edildikten ve belirli analizler yapıldıktan sonra yeni nesil türbinlerimize uygun

malzemelerin siparişleri oluşturuldu. Belli termin sürelerinden sonra bu malzemeler teslim alınarak depomuzda yedek parça olarak tutulmaya başlandı. Böylece sahalar servise devrolmadan hemen önce malzeme anlamında çıkabilecek ihtiyaçlara karşı hazırlıklarımızı tamamlayarak sorunsuz bir şekilde türbinlerin çalışmaya devam etmesini sağladık. Ayrıca 2020 yılı sonunda yeni ofis ve depo alanımıza taşındık. Onlarca ana bileşen ve binlerce yedek parçanın bir lokasyondan diğerine kısa süre içinde ve sorunsuz bir şekilde taşınmasını sağlayarak lojistik anlamında büyük bir projeyi de başarıyla gerçekleştirdik.

Şimdi, Nordex Malzeme Yönetimi & Lojistik Bölümü ekip üyelerini yakından tanıyalım:

Ali Karaali
Türkiye ve Ortadoğu Malzeme Müdürü

Ege Üniversitesi Meslek Y.O. Endüstriyel Elektronik bölümünden mezun olduktan sonra Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü bitirdim. 1998 yılından beri sürdürdüğüm aktif çalışma hayatıma elektronik sektörünün öncü firmalarından birinde Kalite, Ar-Ge, Ürün Geliştirme, Artwork gibi farklı bölümlerinde görev alarak başladım. Daha sonrasında bir gıda firmasında Satın Alma Sorumlusu olarak çalıştım. 2010 yılından bu yana yenilenebilir enerji sektörünün öncü firması Nordex Türkiye bünyesi altında çalışmaktayım. Depo ve Malzeme Uzmanı olarak başladığım görevime, bugün Malzeme Yönetimi departmanımızda “Türkiye ve Ortadoğu Malzeme Müdürü” olarak devam etmekteyim. Günümüzde enerji, herkes için en gerekli ihtiyaçların başında geliyor. Bu nedenle enerji kaynaklarına duyulan gereksinim her geçen gün artıyor. Bu ihtiyacı karşılayabilmek başlı başına bir sorun. Enerjinin üretimi için fosil yakıtlar gibi geleneksel ve çevreye zararlı kaynaklarımızı tüketiyoruz. Bunun sonucunda da çevremizi kirletiyoruz. Bu kaynakların kullanımının sürdürülebilir olmaması ve çevreye karşı zararlı oluşu, bize geleceğin yenilenebilir enerji ile inşa edileceğini gösteriyor. Bu bilinçle 11 yıldır görev yapmayı sürdürdüğüm Nordex Türkiye çatısı altında bu değerlerin bize her gün aşılandığını gururla söylemek isterim. İnsan odaklı yönetim anlayışı, eğitime verdiği büyük önem, müşteri memnuniyetinin en önde tutulduğu, gelişime açık, vizyoner, yeni teknolojilere adapte olma hızı ile Nordex’in, rüzgar enerjisi sektöründe her zaman bir adım önde olacağına inanıyorum. Temiz bir çevre ve gelecek için rüzgarın peşinden koşmaya devam edeceğiz.

Taner Avcı
Depo Uzmanı

Lisans eğitimimi 2012 yılında Celal Bayar Üniversitesi Fizik Bölümü’nde tamamladım. Profesyonel iş hayatıma Satınalma Asistanı olarak başlayarak Haziran 2018 itibariyle Nordex Türkiye’de Depo Teknisyen Yardımcısı pozisyonuna geçiş yaptım. Yaklaşık 3 yıldır çalıştığım Nordex Türkiye bünyesinde Depo Uzmanı olarak görevime devam etmekteyim. Görevim, hem proje sahalarına hem de servis hizmeti verdiğimiz mevcut sahalarımıza ihtiyaç duydukları malzemeleri temin edip, malzeme stoklarımızın güncel ve yeterli düzeyde tutulabilmesine destek vermektir. Çalıştığım firmanın, çalışanlarının profesyonel ve kişisel gelişimlerine önem vermesi, gerekli noktalarda desteklemesi ve teşvik etmesi her zaman önceliğim olmuştur. Bir diğer nokta ise, çalışana verilen sorumluluğun yerine getirilmesi aşamasında yeni yöntemlere ve fikirlere açık olunması, bu yöntem ve fikirlerin uygulanmasına imkân sağlanması ve alan yaratılmasıdır. Bu özelliklerin Nordex Türkiye yapısı içerisinde fazlasıyla yer alması, beni motive edip, ileride Nordex bünyesinde yapmayı hedeflediğim işler için de heyecanlandırmaktadır. Enerji ihtiyacının her geçen gün arttığı, yenilenebilir enerji üretiminin günden güne daha önemli hale geldiği bu zaman diliminde, Nordex gibi sektöre yön veren, ülkemizde pazar lideri olan uluslararası bir firmada çalışmaktan, işleyen bir sistemin parçası olmaktan mutluluk duyuyorum.

 

 

 

Atalay Çelik
Depo ve Lojistik Müdürü

TED Koleji’nden mezun olduktan sonra İzmir Ekonomi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde lisan eğitimimi tamamladım. 2015 yılında, ilk profesyonel iş tecrübem olan Nordex Türkiye’de Depo Uzman Yardımcı olarak iş hayatıma başladım. Şu anki görevime Depo ve Lojistik Müdürü olarak devam etmekteyim. Lisans eğitim dönemim boyunca, yenilenebilir enerji sektörünün içerisinde yer almak ve bu sektörde kendimi geliştirmek başlıca amaçlarım arasındaydı. Bu hedef ile tamamladığım öğretim hayatımı, Nordex gibi sektörde söz sahibi olan köklü bir firmanın çatısı altında devam ettirmek, benim için güçlü bir motivasyon kaynağıdır. Nordex, çevreye duyarlı ve saygılı, sürdürülebilir bir dünya için yatırım yapan pazarın kendi dinamikleri içinde gelişimine fayda sağlayan, gelişimdeki gücü ve altyapıyı kendi personelinden alan, bu bilinçle yönetilen, çalışanlarının gelişimine ve eğitimine önem veren, geniş vizyona sahip bir firmadır. Ayrıca dinamik ve genç kadrosunu etkili bir şekilde kullanabilen, pazarın fırsatlarını yakından takip edip enerji piyasası gelişimlerini analiz edebilen ve analizler çerçevesinde aksiyon alabilen profesyonel bir kadroya sahiptir. Tedarik zincirinin her aşamasında görev aldığım pozisyonumda, servis sahalarının her tür yedek parça ihtiyaçlarını, yedek parçaların lojistik süreçlerini ve yedek parça stoklarını yönetiyorum. Depo ve Lojistik Bölümü olarak bireysel gelişimlerimizin, ekip ruhuyla şirket gelişimine yansıyacağının farkındayız. Bu nedenle, birbiriyle iyi iletişimi olan, şeffaf bir çalışma ortamını ve yönetim anlayışını benimseyen bir departmanız. Yeni yatırım potansiyellerinin fazla olduğu bir sektörde, geleneksel enerji kaynaklarının sürdürülebilir olmadığının bilincindeyiz. Temiz bir gelecek için çalışmayı ve gelecek nesillerin haklarını koruyarak büyümeyi amaç edindiğim bu yolda, Nordex gibi bir firma ile çalışmaktan son derece gururluyum.

Erhan Tumur
Depo Teknisyeni

Harran Üniversitesi Elektrik Teknikerliği Bölümü’nden mezun oldum. Enerji sektörüne 2007 yılında giriş yaptım. 2015 yılında Nordex Türkiye’ye Servis Elektrik Teknisyeni olarak katıldım. Şu an Depo Lojistik bölümünde Depo Teknisyeni olarak görevime devam etmekteyim. Dünya nüfusunun sürekli artması, enerjiye olan talepleri de beraberinde getirmektedir. Fosil yakıtlarının çevreye vermiş olduğu zararlar, her geçen gün daha da çok artmaktadır. Bu emisyonun minimum seviyeye gelebilmesi için yenilenebilir enerjiye çok daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. İnsanların doğaya karşı olan sorumluluğunda bir payımın olmasından, Nordex ailesinin bir bireyi olarak çalışmaktan son derece keyif almaktayım. Çevreye duyarlı yenilenebilir enerji sektöründe çalışmaktan dolayı onur duyuyorum.

 

 

 

Meriç Şafak Özler
Depo Teknisyeni Yardımcısı

2016 yılında İzmir Ekonomi Üniversitesi Lojistik Yönetimi Bölümü’nden mezun oldum. Mezun olduktan sonra ithalat ve ihracat alanında bir lojistik firmasında demiryolu, karayolu ve İzmir liman operasyon daha sonra Satış Sorumlusu olarak devam ettim. Sektöründe öncü araç lastiği firmalarının birinde Türkiye Satış Sorumlusu olarak görev aldım. 2020 yılından beri Nordex Türkiye’de Depo Teknisyen Yardımcısı olarak kariyerime devam etmekteyim. Limanda çalıştığım süre zarfında rüzgar sektöründe yapılan taşımaları yakından inceleme fırsatım oldu. Nordex firmasına bu ilgimden dolayı başvuru yaptım. İşe başlamadan önce firmamızın bu kadar büyük çaplı olduğunu tahmin etmemiştim. Nordex’in bir parçası olarak gerek çalışanlar gerek şirket içindeki imkânlar ve sağlam yapılanma, yabancısı olduğum sektöre kolay adapte olmamı ve kendimi geliştirmemi sağladı. Çalıştığım süre boyunca kendimi mümkün olduğunca geliştirerek yeni sorumluluklar almaktan kaçınmıyorum. Bana tanınan fırsatları değerlendirerek, hem rüzgar sektörüne hem de Nordex ailesine bağlılığımın arttığını gözlemliyorum. Nordex firması özellikle rüzgar sektöründe çalışmayı hedefleyen genç nesillerimiz için büyük bir fırsattır. Her geçen gün gelişen rüzgar sektöründe Nordex’te çalıştığım sürece kendimi daha çok geliştirip rüzgar sektörüne daha fazla katkıda bulunacağıma inanıyorum.

Nihat Kutucu
Depo Teknisyeni

Nordex Türkiye’de çalışmaya 2014 yılında Çeşme bölgesinde Servis Teknisyeni olarak başladım. Şu an görevime İzmir Servis ve Teknik Eğitim Merkezi’nde Depo Teknisyeni olarak devam etmekteyim. Özellikle ana komponentlerin yükleme, indirme ve nakliyesiyle ilgili tüm operasyonu takip etmekteyim. Nordex eğitime, yeniliğe ve gelişime önem veren yapısı sayesinde gerek yurtiçi ve gerekse yurtdışında çeşitli eğitimler almamı sağladı. Bu bilinç ve yeni yetenekler sayesinde Nordex ailesine daha fazla yararlı olduğumu görüyor, böylece kendimi geliştirme fırsatı buluyorum. Rüzgar sektöründe lider ve başarılı olan bir firmada çalışıyor olmaktan gurur duyuyor, Nordex’in ve rüzgar enerjisi sektörünün sağladığı yenilenebilir enerji ile geleceğe daha temiz ve sürdürebilir bir çevre bırakacağımıza inanıyorum.

Devamını oku

Bilgi Kaynakları

İzinler pandemi dinlemez…

Yayın tarihi:

-

Rüzgarcıların gözü ne bayram gördü ne pandemi. En büyük bayram YEKDEM’e yetişmek.

Bir rüzgar santrali yapmak istiyorsanız gözünüzü izinlerle açar izinlerle kapatırsınız. Her şeyden önce önlisans almanız için gereken izinler, önlisans aldıktan sonraki izinler, lisans ve işletmeye alma dönemindeki izinler derken yatırımı hayata geçirene kadar kamu kurum ve kuruluşlarıyla kardeş yakınlığında olmanız gerekecektir.

Ön lisans aşamasında, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu ve gerekirse ekosistem raporu ile öncelikle yatırımlarınızın çevreci olduğunu kanıtlamanız şart. Bunu uçuş yükseklikleri ve maina alanlarını da içine alan Teknik Etkileşim Analiz (TEA) raporları takip edecektir. 

Arazinin mülkiyetini elde etmeden adım atmanın imkânsız olduğu bir gerçektir. O zaman öncelikle sahanın bir haritasının çıkartılarak, türbin yerleri belirlenecek ve buna bağlı mülkiyet durumu (orman, şahıs, mera vb.) tespit edilecek ve bunu takip eden mülkiyet durumuna göre izinler alınacaktır. Şahıs ise kamulaştırma, orman ise iki aşamalı, önce orman ön izninin alınması gereklidir. Bu izinleri takip eden süreçte zemin ve sondaj etütleri de yapılmış olarak imar planları oluşturulup, özel idare/belediye veya bakanlık üzerinden imar izinlerinin alınması ve imar iznini takip eden süreçte orman kesin izinlerinin alınması oldukça önemlidir.

Bu sürece paralel olarak santralin bağlanacağı bağlantı noktası olan trafo veya dağıtım merkezi ile yapılacak bağlantı anlaşması sonrası enerji nakil hattının projelendirilmesi, gerekirse hat için ÇED ve imar alınması yanı sıra mülkiyetinin de edinilmesi gerekmektedir.

Aynı paralellikte Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na ön proje onayı sunularak başlangıç elektrik projesi yapılmış olacaktır.

Ve ruhsat alınma işlemi de ön lisans aşamasında yapılacak olup, dolayısıyla ruhsatın alınabilmesi için türbin, müteahhit ve yapı denetim firmalarının da belli olması önem kazanmaktadır.

 Bu arada güvenlik izinlerinin de alınmış olması önemlidir.

Ana kalemler böyle görünmekle beraber izinlerde karşılaştığınız her sorun sizi sahada değişiklik yapmaya götürmektedir. Örneğin sadece bir izinde gelen bir şart, türbin yerinde, gücünde veya modelinde de değişiklik yapma zorunluluğu doğurabilmektedir. Bu şartı uygulamak için işlemler başa dönmekte, aldığınız izinler yenilenmekte ve her seferinde ön lisansta tadilat yapma zorunluluğu gerekebilmektedir. Bunun her izin aldığınız kurumdan gelen şartlarla yeniden yapıldığını düşünürsek, izinlerin ve ön lisansın tekrar tekrar yapılan revizeleri ile yıllar akıp gitmektedir. 

Ön lisans aşamasını bu engelleri aşarak geçen yatırımcı yıllar sonra lisans aşamasına gelmekte ve lisans aşamasında gittikçe zorlaşan finansını temin etmeye ve türbin tedarikine çalışmaktadır. Bu uzun süreçte her gün değişen türbin teknolojileri ve güçleri ile teslimatta yaşanan sorunların da yanı sıra ortaya çıkan sürpriz krizler de eklenince çoğu zaman lisans aşamasında türbin değişikliğine gitme olasılığı doğmaktadır.

Türbinde olabilecek en küçük bir değişiklik doğal olarak yıllardır emeğini verdiği izinleri sil baştan almak durumunda bırakacaktır. Tam sona yaklaştım derken kendini tekrar bir izin girdabının içinde bulabilmektedir.

İnşaat sürecine de bakacak olursak; saydığımız sıkıntılardan ayrıca hava koşulları, yolların yapımındaki sıkıntılar ve nakliye sırasındaki zorunlu izinler ve bunlara son yıllardaki pandemi koşularını da ekleyince yatırımcı tam bir girdap içine düşmektedir.

Bütün bu süreçleri aşan yatırımcının karşısında şu anda Haziran 2021 YEKDEM’e yetişme telaşı dururken, buna zamanla yarışma telaşı da eklenmiş durumdadır.

Bir yatırımın olmazsa olmazı izinlerin alınmasını kesinlikle desteklemekle beraber acaba diyorum, özellikle orman ve TEA izinlerinin süreç olarak hızlandırılması, lisans tadillerinin en sonda toptan yapılması olası değil midir? YEKDEM’in birkaç ay daha uzatılması düşünülemez mi?

Yıllardır içerisinde bizzat şahit olduğumuz rüzgar yatırımcılarının bu cefakâr mücadelesinde yanlarında olmak ve desteklemek bu ülkenin geleceğine ışık tutmaktır. Bu yatırımlara kişisel kazanç gözü ile değil ülke menfaati olarak bakmak hepimizin borcudur.

Bunca emek, bunca bedel verip uykusuz geceler, stresli günler içerisinde ülkesine bir yatırım gerçekleştirmenin heyecan ve gurunu yaşamak da her rüzgar santrali yatırımcısının hakkıdır.

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com