Connect with us

Genel

Rüzgar Türbini Yağ Değişimi Servis Hizmetinde

Published

on

ExxonMobil ile WST’ nin İşbirliği

Girişimcilik fikirleri günümüzde herkesin aklının bir köşesinde olduğu gibi bizim içinde öyleydi. Bazen çevremizde çok yüksekten uçan, bazıları oldukça mantıklı girişimcilik fikirleri yok değildi. Ancak çoğu zaman bunlar sadece arkadaş sohbetlerimizde kalıyordu.

Dergi kapaklarında ismi büyük harflerle yazılmış girişimcileri görüp onlara özenen birçok kişi gibi bizde bunu sihirli bir yoldan, çok hızlı bir şekilde yapmak istiyor ancak işin zorluklarını gördüğümüzde pes ediyorduk.

WST, dostlukları çok uzun zamana dayanan ve farklı özellikleri olan iki ortağın birbirine kattığı sinerji ile atıldıkları maceranın hikayesidir.

Aybars Kıyak Üniversitedeki ekonomi eğitimini takiben uluslararası  kurumsal firmalarda kazandığı iş tecrübesi ile güçlendirdiği on yılı aşkın endüstriyel yağlar konusundaki satış ve pazarlama deneyimini, Hilmi Çayman ise Almanya’da bitirdiği Teknik Üniversite sonrası dünyanın ileri gelen otomotiv firmalarında Elektronik Ar-ge mühendisliği birikimleri elde etmiştir. 2005 yılında Türkiye’ye dönmesi ile iş makinaları, servis hizmetleri, personel yetiştirme ve yöneticilik konularında çalıştığı inşaat sektöründen 14 senelik iş tecrübesini de katarak, 2011 yılında başladıkları fizibilite, strateji ve pazar araştırma çalışmaları neticesinde Ekim 2013 tarihinde WST şirketini kurmuşlardır.

WST (Windfarm Service Technologies) firması  kuruluşundan itibaren  Türkiye’de bir ilke imza atmıştır. Rüzgar Türbinlerinde ihtiyaç duyulan yağ değişim servis hizmetini gerçekleştirmek amacıyla sektörel onayları bulunan  bir ekipmanı yurtdışından ithal etmiştir.

WST öncesinde söz konusu servis hizmeti için ekipman ve personel ülkemize yurtdışından getirilmekte iken bu hizmet WST şirketinin sektöre girmesi ile birlikte kısa sürede millileştirilmiştir.

EXXONMOBIL şirketi yöneticisi Sayın Emre NOYAN’ın ileri görüşlü değerlendirmesi ile WST, konusunda dünya devi bir marka olan ExxonMobil şirketi ile 03.01.2014 tarihinde karşılıklı olarak “Channel Partnership” anlaşması imzalanmıştır. Bu çerçevede WST, ExxonMobil firmasının çözüm ortağı sıfatı ile aldığı destek ve sektörün önde gelen OEM firmalarına sunduğu servis hizmetinin kalitesiyle kısa zamanda fark yaratmıştır.

ExxonMobil ile WST arasındaki bu işbirliği ile sektörel ürünlerin pazarlanması konusunda tedarik, nakliye, filtrasyon, uygulama ve arzu edildiğinde atık yağ bertarafı gibi tüm hizmetleri bir paket halinde sunarak yüksek müşteri memnuniyeti kazanılmıştır. Kazanılan bu memnuniyet neticesinde ExxonMobil ürünlerinin müşteriye ulaştırılmasında rakip ürünlere nazaran büyük avantaj sağlanmıştır.

Faaliyetlerine başladığı günden bu yana WST şirketi dünyanın en ileri rüzgar türbini üreticilerinin onaylı tedarikçisi konumuna gelmiştir. Farklı yağ ve dişli kutusu markalarında 300’ü aşkın, başarısı analiz sonuçları ile sabit, yağ değişim işlemi gerçekleştirmiş ve sektörde bilinen bir marka haline gelmiştir.

WST kurulduğu günden bugüne Rüzgar Türbini Yağ Değişim Servis Hizmeti konusunda sektörde hep ilklere imza atmıştır:

Servis ekipmanını ilk kez ithal ederek kamyon üzerinde taşınabilir şekle getiren, otomasyon ve filtrasyon sistemlerini türbin ve yağ üreticilerinin şartnamelerine uygun hale getirerek, uygulamasını yerli imkan ve personelle gerçekleştiren ilk Türk firmasıdır. (Ekim 2013)

Bir Türk firması olarak rüzgar türbinlerinde servis kamyonu kullanılarak ilk başarılı yağ değişim işlemini gerçekleştirmiştir. (Mart 2014)

İlk projesinde rakip yabancı şirketlerle yapılan kıyaslamadan tam not alarak ilk kez Nordex şirketinin onaylı tedarikçisi ve çözüm ortağı konumuna gelmiştir. Sonrasında WST şirketi dünyanın ileri gelen tüm türbin üreticilerinden tedarikçi onayı almayı başarmıştır (Nordex, Acciona, General Electric, Gamesa, Vestas). Bu başarıda ExxonMobil çalışanları; Sayın Sarp Değirmenci ve Sayın Deniz Taydaş’ın katkıları büyüktür. Bu ekibin ve sonrasında Sarp Değirmenci’den görevi devralan Sayın Tarkan Güçlü’nün yaptığı çalışmalar sayesinde bir çok türbinde halen ExxonMobil yağı kullanılmaya devam edilmiş, hatta ilk dolum yağı farklı olan türbinlerde Mobil ürünleri kullanılmaya başlanmıştır. Ürünlerin doğru filtrasyon, temizlik ve farklı yağlarla karışmasının önlenmesi konularında üretici şartnamelerine uygun standartlarda çalışan şirketimiz, yüksek teknolojiye sahip Mobil ürünlerinin başarılı olmasında katkı payı bulunmasından büyük memnuniyet duymaktadır.

General Elektrik şirketi tarafından 2014 sonu yayımlanan ve dünya çapında eş zamanlı olarak ilk kez uygulanacak olan komplike “farklı yağlara geçiş” prosedürü için WST tercih edilmiş, rakip yabancı şirketlerle yapılan birebir kıyaslamadan tam başarı ile çıkarak General Elektrik firmasının onaylı tedarikçisi haline gelmiştir. (Aralık 2014)

Kazandığı referanslar sayesinde VESTAS şirketinin Almanya Merkezi tarafından onaylı tedarikçi kapsamına alınmıştır. (Mart 2015)

ABD menşeili Mobil marka yeni jenerasyon yüksek teknolojik sentetik dişli kutusu yağı “Mobil SHC Gear 320 WT” adlı ürünün dünya çapında yapılan deneme çalışmalarında şirketimiz yer almaya layık görülerek türbin dişli kutularına uygulama işlemlerini gerçekleştirmiştir. Bu çalışmalarda ExxonMobil yetkilileri Sayın Sarp Değirmenci ve Sayın Tarkan Güçlü’nün emeği büyüktür. Ülkemizdeki bir çok farklı dişli kutusu WST tarafından “farklı yağlar” prosedürü uygulanarak yeni ürün ile doldurulmuş ve başarı ile devreye alınmıştır.

İspanyol menşeli (hali hazırda Siemens ile birleşmiş olan) Gamesa firması ile 2015 ortasından beri çözüm ortaklığı anlaşması bulunmaktadır. Bu kapsamda dişli kutusu yağ değişimlerinin yanı sıra Türkiye’de ilk defa servis kamyonu kullanılarak güvenli, temiz, hızlı, pratik ve başarılı şekilde hidrolik yağı değişiminin de yapılabileceğini göstermiştir.

Son olarak TÜBİTAK desteği ile yüksek teknolojiye sahip bir yağ değişim ekipmanının ArGe çalışmalarını başarı ile tamamlamıştır. Ekipmanımız Ocak 2017 tarihinde TÜBİTAK tarafından son kabulü yapılarak onaylanmıştır. Ancak teknoloji bakımından üst sıralarda yer alan ülkelerde bulunabilen bu teknolojinin WST tarafından yerli olarak üretilmesinde emeği geçen ve bizden desteklerini esirgemeyen tüm şirketlere teşekkürü bir borç biliyoruz.

Şirketimizin farklı türbin ve dişli kutularında yağ değişim uygulamaları konusundaki çalışmaları devam etmektedir. Türbin üreticilerinden alınan referanslarımızın yanı sıra Türkiye’nin önde gelen Rüzgar Santrali yatırımcıları Bilgin Enerji, Zorlu Enerji, Aksa enerji, Fina Enerji gibi bir çok firmadan da referanslarımız bulunmaktadır.

Çıktığımız bu yolda inancımız; gerçek başarıların kaçınılmaz bir şekilde gerçek zorluklar yaşanarak elde ediliyor olmasıdır.

 

 

 

 

Genel

Türkiye’nin İlk Temiz Hidrojen İdeathonu’nda Büyük Ödülü ”HydroS” Ekibi Kazandı!

Published

on

By

İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında tüm dünyada bir temiz enerji dönüşümü gerçekleştirilmesi zorunluluk haline geliyor. Temiz Hidrojen ise dünyanın temiz enerji dönüşümünde en önemli araçlarından birisi olarak görülüyor.

Dünya’da yaşanan iklim değişikliği gibi önemli gelişmelere bağlı olarak da gelişmek için yeni bakış açılarına ve fikirlere ihtiyacımız bulunuyor. Geniş kitlelerin fikirlerine ulaşabilmek ve farklı bilgilerin birleşerek yenilikçi fikirlere dönüşmesini sağlayabilmek için, ideathonlar gibi yeni fikir oluşturma araçları ve platformları her geçen gün yaygınlaşıyor.

Bu amaç doğrultusunda; İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) tarafından, Enerji Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (ENSİA) ortaklığıyla uygulanan BEST For Energy Projesi kapsamında bu yıl düzenlenecek olan üç adet ideathon etkinliğinden ilki olan Türkiye’nin ilk Temiz Hidrojen İdeathonu Yaşar Üniversitesi’nde 23-24 Ekim tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirildi.

Temiz Hidrojen İdeathonu Yaşar Üniversitesi BTTO Müdürü Necip ÖZBEY ve İzmir Kalkınma Ajansı YDO Koordinatörü H.İ.Murat ÇELİK’in açılış konuşmaları ile başladı.

Etkinliğin devamında tematik konuşmacı olan Aspilsan Ar-Ge Mühendisi Dr. Can SINDIRAÇ, Shura Enerji Dönüşümü Merkezi Direktör Vekili Hasan AKSOY ve Siemens Gamesa Proje Yöneticisi Mikkel SERUP ‘’Neden Temiz Hidrojen?’’ konusunda  katılımcıları bilgilendirdi.

Gerçekleşen konuşmaların ardından katılımcılar yenilikçi fikirler ve uygulanabilir çözümler üretmek için ekipler halinde çalışırken, sektör firmaları ve akademisyenler de mentorluk desteği ile ekiplere katkı sağladı.

Temiz Hidrojen İdeathonu jüri üyesi olan KOSGEB İzmir İl Müdürü Levent ARSLAN, ENSİA Yönetim Kurulu Başkanı Alper KALAYCI, Yaşar Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölüm Başkanı Dr. Emrah BIYIK, İZKA Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü H.İ. Murat ÇELİK ve Yaşar Üniversitesi BTTO Müdürü Necip ÖZBEY gerçekleştirilen sunumlar sonrası değerlendirmelerini yaptı ve kazanan projeler belli oldu.

Birincilik ödülü olan 10.000 TL’yi HydroS takımı ‘’Hydrogen in a Nutshell’’ projesi ile, ikincilik ödülü olan 5.000 TL’yi Cyclizm takımı ‘’Geleceği İzmir’le Dönüştür’’ projesi ve üçüncülük ödülü olan 2.500 TL’yi Ulujen takımı ‘’Atıktan Değere’’ projesi ile kazandı.

BEST For Enerji Projesi kapsamında İzmir’de düzenlenen ideathon etkinlikleri serisi 20-21 Kasım 2021 tarihindeki BEST For Wind ve 4-5 Aralık 2021 tarihindeki BEST For City İdeathonları ile devam edecek.

 

 

 

Continue Reading

Genel

Paris İklim Anlaşması yürürlüğe girdi: Enerjide yeni dönem

Published

on

By

Paris İklim Anlaşması’na ilişkin kanun teklifi 6 Ekim’de Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Anlaşma, Resmi Gazete’de de “22 Nisan 2016 tarihinde imzalanan Paris Anlaşması’nın beyan ile birlikte onaylanması uygun bulunmuştur” ifadeleriyle yayımlanarak yürürlüğe girmiş oldu.

WWF, Greenpeace, TEMA Vakfı’nın da aralarında bulunduğu 15 kurum, konuyla ilgili ortak açıklama yayınladı.

İklim değişikliği konusunda çalışan imzacı kurumlar, Türkiye’nin Anlaşmaya  taraf olmasının olumlu bir adım olduğunu belirtiyor ve 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefinin benimsenmesiyle Türkiye’nin iklim politikasında yeni bir dönem başladığını vurguluyor.

Türkiye, dünyada en fazla sera gazı emisyonuna neden olan ülkeler arasında 16. sırada ve kişi başı emisyonları her gün artıyor. Sera gazı emisyonlarının azaltımı için öncelikle, Türkiye’nin 2053 yılına kadarki süreci kapsayacak kısa vadeli iklim hedefleri belirlemesi gerekiyor.  Paris Anlaşması’nın 1,5 derece hedefiyle uyumlu bir politika geliştirebilmek için, halihazırda sera gazı emisyonlarında artıştan azaltımı öngören Ulusal Katkı Beyanı’nı diğer ülkeler gibi gözden geçirmesi ve daha iddialı emisyon azaltım hedefleri sunması bekleniyor. 

Türkiye’nin yeni iklim politikası doğrultusunda sera gazı emisyonlarının azaltımı için yeni eylem planlarının hazırlanacak sektörler arasında, iklim değişikliğine en büyük etkiye neden olan enerji sektörü başta geliyor. Türkiye’nin fosil yakıtlardan aşamalı olarak çıkması, mevcut fosil yakıt destek ve teşviklerini sonlandırması ve tüm kamu kaynaklarını güneş ve rüzgar başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarına, bunun için gerekli altyapı çalışmalarına ve tüm kesimleri kapsayacak adil dönüşüm planlarına ayırması öncelikli konular olarak ortaya çıkıyor.

Hükümetin yeni iklim politikası dahilinde ilk adım olarak yeni kömür santrali yapılamayacağını taahhüt etmesi önem kazanıyor. 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmak için yeni kömür yatırımlarının yapılmaması gibi bazı önemli kilometre taşlarının bugün belirlenmesi gerekiyor. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye’nin,  geçtiğimiz hafta yeni kömürlü santrallerinin inşaatını durdurmayı amaçlayan “Yeni Kömür Santrali Yok Sözleşmesi” gibi girişimlerin izinde “yeni kömür yok” hedefini mutlaka taahhüt etmesi gerekiyor. 

Türkiye’nin aynı zamanda kömürden aşamalı çıkış için de bir hedef yıl belirlemesi önem taşıyor. Mevcut kömürlü termik santrallerin, yenilenebilir kaynaklarla ikame edilerek aşamalı olarak emekliye ayrılması, 2053 net sıfır hedefinin gerçekleştirilmesi için olmazsa olmaz. Bugün itibariyle, Avrupa’da 19 ülke kömürden tamamen çıktı ya da tamamen çıkma taahhüdünü duyurdu. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye, kömürden çıkışı planlayarak, bu konuda lider ülkeler arasına girebilir. 

Fosil yakıtlardan uzaklaşmanın yanı sıra iklim değişikliğiyle mücadele için atılacak her adım, istihdam, temiz hava, teknolojik gelişim gibi faydaları da beraberinde getiriyor.  Bilimsel araştırmalar, Türkiye’nin aktif bir iklim politikası yürütmesi halinde milli gelirinin %7 artacağını gösteriyor.”

Continue Reading

Genel

Enerji santallerinde öngörülü güvenlik

Published

on

By

Enerji ihtiyacının yerli kaynaklarla karşılanarak dışa bağımlılığın azaltılması, enerji kaynakların çeşitlendirilerek sürdürülebilir enerji kullanımının sağlanması ve enerji tüketimi neticesinde çevreye verilen zararların en aza indirilmesi açılarından yenilenebilir enerji oldukça önemli bir değere sahiptir.2020 Yılında yaşanan pandemi dönemi de bu önemi ayrı bir pencereden bizlere bir kez daha göstermiştir. Ülkelerin ihtiyaçlarını yerli kaynaklardan karşılaması pandemi gibi zorlu dönemlerde de yaşanabilecek çeşitli krizleri engellemektedir. 

Şu anda dünya genelinde fosil yakıtlardan enerji üretimi ağırlıkta olsa da gelişen trend yenilenebilir enerji üzerinedir. Birçok ülke enerji üretim alanındaki stratejilerini bu doğrultuda belirlemekte, üretilen enerjinin daha verimli kullanılabilmesi adına yeni teknolojiler üzerine çalışmalar yapmaktadır. Enerji alanında dünyada gelişen bu trende Türkiye’de ayak uydurmakta, hatta özellikle güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi alanında önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Ülkemiz bulunduğu coğrafi konum ve jeopolitik yapısı sebebi ile özellikle yenilenebilir enerji alanında oldukça önemli bir potansiyele sahip durumdadır. Birçok ülkeye göre özellikle güneş ve rüzgar açısından çok daha avantajlı bir potansiyele sahip olduğu bilinen ülkemizin EPDK verilerine göre 2020 sonu itibariyle rüzgar enerjisi santrali kurulu gücü yaklaşık 9.000 MW, güneş enerjisi kurulu gücü de yaklaşık 6.600 MW civarındadır. Diğer yenilenebilir enerji kaynakları olan hidroelektrik enerji santralleri yaklaşık 30.000 MW, jeotermal enerji santralleri yaklaşık 1.500 MW kurulu güce sahiptir. Bu veriler göstermektedir ki toplam kurulu gücümüzün yaklaşık %47’si yenilenebilir enerji kaynaklarından,  %15’inin de geleceğin enerjisi olarak nitelendirilen rüzgar ve güneş kaynağına dayalı olduğunu göstermektedir. Uzmanlar tarafından tahmini hesaplanan yenilenebilir enerji  potansiyele göre daha oldukça yüksek bir potansiyelimiz olduğu bilinmekte ve bu doğrultuda da yeni projelerin işletmeye geçmesi ile birlikte her geçen gün kurulu gücümüz de artmaktadır. 

Artan bu enerji yatırımlarının, inşaat ve montaj süreçlerinin güvenle tamamlanarak işletmeye geçmesi, işletmeye geçtikten sonrada güvenle enerji üretmesi elbette ki oldukça önem arz etmektedir. Bu alanda yatırım yapan şirketlerin güvenlik açısından yaşayacağı bir problem, iş planlarını sekteye uğratabildiği gibi finansal açıdan dengesizliklere de yol açabilmekte ve mental açıdan yorgunluk yaratabilmektedir. Bir enerji üretim santralinin inşaat aşamasına geçebilmesi için uzun ve zorlu bir izin sürecinin tamamlanması, sonrasında da önemli yatırım bütçeleri ayrılması gerekmektedir. Bu denli zorlu ve maliyetli süreçlerden geçen bir enerji yatırımının güvenlik açısından problemler yaşaması istenebilecek en son şeylerdendir. Bilindiği üzere enerji üretim santrallerinin gerek şantiye dönemleri gerekse işletme dönemleri çeşitli riskler barındırmakta, bu risklerin ortaya çıkmaması içinde hassasiyetle önlemlerin alınması gerekmektedir. Özellikle şantiye/montaj halindeki projelerin çoğunluğu zorlu lokasyon ve coğrafi koşullarda yer almakta ve geniş bir alana yayılmaktadır. Bu tarz projelerde değerli malzeme yoğunluğunun yüksek olması, kaybolması halinde proje iş planını sekteye uğratabilecek ekipmanların varlığı, çok yönlü İSG unsurları ve sosyal etkileri güvenlik risklerini arttırmaktadır. Ortaya çıkan bu yüksek güvenlik risklerinin engellenebilmesi için çok iyi politikalar belirlenmesi, üzerinde hassasiyetle durulması ve doğru yönetilmesi değerlidir.

Enerji sektöründe ön planda olan başlıklardan birisi de güvenliktir ve burada stratejik bir öneme ve değere sahip olan enerji projelerinin güvenliği için, deneyim, bilgi birikimlerimi ve segmente özel derinleşmiş tecrübe devreye girer. 

Derin sektör tecrübesi ile hangi proje türünde hangi aşamada, hangi lokasyonlarda nasıl risklerle karşılaşabileceğimizi önceden öngörebilmesi,  projede daha göreve başlamadan önce tespit edilen bu risklerin ortaya çıkmaması içinde önem arz eder. Güvenlik teknolojileri, uzaktan izleme çözümleri gibi farklı hizmet karmaları eşliğinde entegre güvenlik çözümleri ile optimum fayda sağlanır.  Enerji yatırımcılarına ayrıca enerji tesislerinde ihtiyaç duyulan en doğru güvenlik teknolojisini, güçlü yapımız sayesinde yıllara yayılabilen finansal modellemeler eşliğinde yapılabilmektedir. Bu teknoloji yatırımlarını yaparken işletme maliyetlerinde de tasarruf yaratıldığından  tesisler ileri güvenlik teknolojilerine de sahip olabilmektedir.

Örneğin, işletmeye geçmiş olan Rüzgar Enerji Santrallerinin güvenliği;  genelde geniş bir alana yayılmış olan rüzgar türbinlerinin standart kamera sistemi ile izlenmesi ve sürekli devriyeler atılması ile sağlanmaktadır. Benzer durum Güneş Enerjisi Santralleri için de geçerlidir. Geniş bir alanda kurulan santrale ait çevre hattı standart kamera sistemleri ile 7/24 izlenmekte, devriye eşliğinde çeşitli kontroller yapılmaktadır. Bir Rüzgar Enerji Santralinde tüm rüzgar türbinlerine, bir Güneş Enerji Santralinde de çevre hattına kurulan akıllı video analiz özelliğine sahip kamera sistemleri, hoparlörler ve Securitas Uzaktan İzleme Merkezinin entegrasyonu sayesinde 7/24 sürekli izlemeye gerek kalmadan, türbin pad alanlarının, çevre hattının güvenliğini çok daha etkin şekilde sağlanabilmektedir. Bu kurguda, türbin alanlarına veya çevre hattına yapılacak herhangi bir müdahalede akıllı video analizli kameralar görüntüyü Securitas Uzaktan İzleme Merkezi ile paylaşmakta, operatörler tarafından video doğrulama yapılmakta ve gerekiyorsa anlık olarak görerek sesli anons ile caydırıcılık sağlanmaktadır. Ardından ihtiyaca göre de güvenlik görevlileri ilgili noktaya yönlendirilmektedir. İşletmedeki RES’lere ve GES’lere özgü bu yenilikçi, öngörülebilir ve önleyici güvenlik tasarımı sayesinde işletme maliyetlerinden ciddi oranda avantaj sağlanmakta, sürekli devriyeye gerek kalmadığı için de İSG riskleri de engellenmektedir.

Continue Reading
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com