Connect with us

Genel

Ortadoğu’da sürdürülebilir enerjide büyüme

Yayın tarihi:

-

 

2016 sonunda uluslararası topluluk, Paris Sözleşmesinin hızla onaylanması ve yürürlüğe girmesi ile iklim değişikliği üzerine toplu eylem için anlaşmaya vardıklarını gördü. Micael Johnstone ve Maher Ghanma, düşük karbonlu bir geleceğe geçişin Ortadoğu’daki işletmeler ve politika yapıcılara sunduğu etkileri ve fırsatları değerlendiriyor.

 

Uluslararası eylem ve yasal güç

Yıllık Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP 22) 2016 yılı sonunda Fas’ta düşük karbon ekonomisine doğru ilerlemek için bir iyimserlik ve uluslararası anlaşma zemini alarak gerçekleşti. Görüş ve belirsizlik farklılıklarının sıklıkla önceki konferanslardan önemli bir değişimi Aşılmaz olduğu görülüyordu.

 

Paris’teki önemli konferanstan sonra, Paris Anlaşması’nın onaylanmasına yönelik ilerleme, Aralık 2015’te Fransa’da toplanan ilerlemenin öngördüğünden çok daha hızlıydı. Paris’te kabul edilen zaman çerçevesi, 2020’de onaylama ve yürürlüğe giriş yolunu belirledi. Uluslararası antlaşmaların tarihsel olarak onaylanması uzun sürdü (Kyoto Protokolü 1997’de kabul edildi ve 2005 yılında yürürlüğe girdi) ve BM iklimi Son on yılda müzakereler büyük ölçüde başarısız olmuş, Paris Anlaşmasının hızlı bir şekilde onaylanması hemen hemen hiç benzeri görülmemiştir.

 

Paris Sözleşmesi, ulusal hükümetler tarafından 2016 yılına kadar onaylanmasını, dünyanın en büyük iki yayıcısı olan ABD ve Çin’in liderlik rolünü oynamasıyla birlikte, 4 Kasım’da yasal olarak yürürlüğe girdi. ABD’deki siyasi belirsizlik, herhangi bir potansiyel gerilemenin uluslararası anlaşmayı bozmaması için hızlı onay vermenin sürücülerinden biri ve Başkan seçilen Donald Trump’in zaferi, ABD’nin ne gibi bir rolü olacağına dair büyük belirsizlik yaratıyor. Önümüzdeki dört yıl içinde BM sürecinde oynamak. AB ve Hindistan da dahil olmak üzere diğer büyük oyuncular da Aralık 2016’da onayladı ve şimdi ABD üzerinde asılı olmayan önemsiz soru işareti olmasına rağmen, iklim değişikliğine karşı davranmanın artık zorunlu olduğuna dair uluslararası bir fikir birliği var gibi görünüyor.

 

BAE, geçen yılın eylül ayında Ürdün ve Suudi Arabistan’ın Kasım ayında davayı takiben onayladı. Suudi Arabistan’ın çabucak onaylanması, ülkenin tarihsel olarak BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) süreci hakkında çekinceleri olması nedeniyle özellikle önemli görülüyordu.

 

Paris’teki başarı, ulusal taahhütler çerçevesi için yüksek seviyeli bir anlaşma sağlanması üzerine kuruldu ve Marakeş’deki tartışmalar, uygulamalara, yani ülkelerin taahhütlerini nasıl yerine getirdiğine ve onları nasıl bir araya getirdiklerini belirlemek için geliştirdikleri 1.5-2 derece Isınma sağlandı. Ülkeler şimdi imzacılar için küresel şeffaflık çerçevesini 2018 yılına kadar tamamlamayı kabul ettiler.

 

Yakın tarihli diğer iki uluslararası anlaşma, iklim değişikliği düzenlemesinin giderek ön plana çıktığı görüşünü güçlendiriyor. Montreal Protokolünün halefi olan Kigali Değişikliği, uluslararası topluluğun HFC’leri (soğutucu akışkanlarda büyük oranda kullanılan güçlü sera gazları) durdurmak için bir anlaşma yapmasını sağladı ve havacılık sektörü de 2020 yılının ötesinde sıfır karbon büyümesine uluslararası taahhütte bulunmayı kabul etti.

 

Kigali Değişikliği, 170 ayrı ulusal imza koyucunun farklı kapasitelerini üç ayrı yolla karşılayacak esneklik içermektedir. Gelişmiş ülkeler HFC kullanımını 2011-2013 yılları arasında 2019 yılına kadar yüzde 10, 2036 yılına kadar yüzde 85 oranında azaltmalıdır. Çin ve Afrika ülkeleri de dahil olmak üzere ikinci bir gelişmekte olan ülke grubu, 2024’te geçiş sürecini başlatmaya kararlıdır. Arap körfez ülkeleri, Hindistan ve Pakistan da dahil olmak üzere gelişmekte olan ülkelerden oluşan üçüncü bir grup, 2028 yılında işleme başlamalı ve 2024 yılına kadar 2032 yılına kadar emisyon oranını yüzde 10 oranında azaltmalıdır. 2024 yılı itibarıyla 2020-2022 seviyeleri 2029’a, yüzde 80’i de 2045 yılına kadar ulaşılmalıdır. -2026 seviyeleri ve ardından 2047 yılına kadar yüzde 85 oranında azaldı.

 

Esnek altyapı ve yatırım 

Önümüzdeki yıllarda, iş süreçlerinde, altyapılarda, enerji üretiminde ve taşımada büyük değişiklikler yapmamız gerekecek ve bu değişiklikler, yeni pazar fırsatlarını ortaya çıkaran yenilikçiler için olumlu ve sürdürülebilir büyümeyi sağlayabilir. Düşük karbon ekonomisi, yılda 5,5 trilyon dolara, 2030 yılına kadar dünya şehirlerinde, tarımda ve enerji sistemlerinde altyapıya 90.000 trilyon yatırım yapılacak ve düşük karbonlu büyümede yatırım ve sürdürülebilir büyümeyi hızlandırmak ve yenilikçi üretim yapmak için benzeri görülmemiş bir fırsat yaratacak. İşletmelerin giderek iklim değişikliği etkilerini ve risk açıklığı ve sürdürülebilirliklerini açıklamaları gerekecek ve iklim değişikliği kimlik bilgileri hükümetler, tüketiciler, çalışanlar ve yatırımcılardan daha fazla inceleniyor.

 

Çevresel bozulma ve iklim değişikliği etkileri artan bir küresel risk ve Orta Doğu’da da farklılık yok. Bu zorluklar, hava kirliliği arazisinde bozulma, yetersiz atık yönetimi, su kıtlığı ve kıyı ve deniz çevresel bozulmalarını içermektedir. Çevre ve Kalkınma Arap Forumu (AFED) için Global Footprint Network tarafından yapılan bir araştırma, Arap bölgesinin 1979 yılından bu yana ekosistem açığı halindeydi ve bu uçurum giderek genişledi. Arap biyolojik kapasitesindeki düşüş (su gibi hayatı destekleyen kaynaklara) ekolojik ayak izi iki katına çıkmış ve aynı dönemde tatlı su kullanım oranının dörde düşürülmesi eşlik etmiştir. AFED, Arap bölgesindeki çevresel bozulmanın maliyetinin GSYİH’nın yaklaşık yüzde 5’ini ve iklim değişikliğinin etkilerinin önde gelen ekonomik analizlerini, eylemsizliğin maliyetinin, düşük bir karbon ekonomisine geçişle ilişkili maliyetlerden çok fazla olduğunu ortaya koymuştur.

 

Ortadoğu’da uluslar tarafından merkezi strateji ve planlamada sürdürülebilir kalkınma hedeflerine dahil olma taahhüdüne ilişkin güçlü kanıtlar vardır. BAE Vizyon 2021, “yaşam standartlarını yükselten ve çevresel sürdürülebilirliği garanti eden” yenilikçi, kapsayıcı ve esnek bir ekonomi kurmayı amaçlıyor. Ürdün Hükümeti ekonomik, sosyal ve çevresel performansın ulusal hedefleri ile uyumlu bir Ulusal Yeşil Büyüme Planı geliştiriyor. Çevre bakanlığı ve diğer devlet kurumları, işletmeler, mali kurumlar (Ürdün’deki Bankalar Birliği dahil) ve sivil toplum temsilcileri, BM Çevre Programı ve Agence Française de kalkınma ajansları ile birlikte kilit stratejilerin kısa bir listesini üretmek üzere bir araya geldi Développement ve güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesi ülke çapında geliştiriliyor.

 

Enerji Vadelileri

Düşük karbonlu bir enerji sistemi, sürdürülebilir bir ekonominin önemli bir unsurudur ve yenilenebilir enerji üretiminde küresel büyüme ve kurulu yakıtlarla maliyet paritesinin artması, çoğu uzman tahminlerini aşmaktadır ve Uluslararası Enerji Ajansı, hızlanan yenilenebilir enerjileri yansıtmak için tahminlerini önemli ölçüde revize etmiştir Dağıtım. Özellikle kurumsal sektör, giderek yenilenebilir elektriğe kaymaktadır. Akıllı şebeke şebekeleri, talep tarafı aktivitesi ve akü teknolojisinde hızlı gelişmeler, enerji üretiminin büyük oranda karbonatlaşabilir olmasını teşvik eder.

 

Eski Ulusal Petrol Bakanı Ali el-Naimi, güneş ışığı, açık alanlar ve bol kum (güneş panelleri yapmak için önemli bir hammadde) düşünüldüğünde Suudi Arabistan’dan yenilenebilir enerji için daha ideal bir ülke olmadığını söyledi. Krallığın alternatif enerji çalışmaları, petrol ve doğal gazdan yenilenebilir enerji kaynaklarına geçmenin yollarını arıyor ve ülke, önümüzdeki on yıllarda yenilenebilir elektriğin önemli bir ihracatçısı olmayı planlıyor. Enerji Bakanı Halid el-Falih, krallığın Nisan ayında yenilenebilir enerji projelerine (rüzgar ve güneş dahil olmak üzere) teklif vermeye davet ettiğini açıkladı. Başbakan Yardımcısı Muhammed bin Salman, ülkenin petrol olmadan petrol olmadan hayatta kalabileceğini görebilecek ekonomik reformları başlattı. 30 milyar ila 50 milyar dolar arasında bir maliyet tahmini yapılan bir yatırım programının bir parçası olarak.

 

Şeyh Muhammed Bin Rashid Al Maktoum’a göre BAE’de GSYİH’nin yüzde 70’i petrol dışı sektörlerden geliyor ve ülke ayrıca iç pazar için düşük karbonlu enerji üretimine yatırım yapıyor. 20 milyar dolarlık nükleer enerji santrali şu anda inşaat halindedir ve BAE’nin elektrik ihtiyacının yüzde 25’ini 2020 yılına kadar karşılaması bekleniyor. Dünyanın en büyük güneş enerjisi çiftliği Dubai’de inşaat aşamasındadır ve çatıdaki güneş enerjisi 2030 yılına kadar emirlikteki her eve kurulacaktır.

 

Petrol zengini ülkeler araştırma ve geliştirme, bilgi ekonomisi ve esnek, düşük karbonlu altyapı yatırımları yapmanın yanı sıra, kaynakların mümkün olan en verimli şekilde çıkarılmasını ve kullanılmasını sağlamaktadır. Suudi Arabistan’daki Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ve Masdar Kenti ve Abu Dabi’deki Enstitü, sürdürülebilir bir ekonomiye ve geleceğin sistemlerine doğru bir kayma örneğidir ve Paris Anlaşması, düşük karbonlu yatırımın artan bir biçimde norm.

 

Ortadoğu’daki işletmeler için önemli hususlar

Paris Anlaşması’nın onaylanması, ulusal hükümetlerin yasal olarak ekonomilerini ve altyapısını karbonsuzlaştırmaya kararlı oldukları ve her iki yılda bir gelişme kaydetmeleri gerektiği anlamına geliyor. Ortadoğu hükümetleri, her zamanki gibi önemli iş değişiklikleri yapacak yeşil büyüme stratejileri geliştirerek ilerleme kaydetmektedir. Bu büyüme stratejileri, enerji üretimi ve tüketiminden, altyapıya ve ürün geliştirme standartlarına ve kaynak tüketimine kadar çok çeşitli faaliyetleri etkileyecektir.

 

Gelecekteki uyumluluk risklerine karşı hafifletme ve sürdürülebilir, verimli iş büyümesini desteklemek için olumlu, etkili politika ve düzenlemenin şekillendirilmesine katkıda bulunma konusunda benzersiz bir fırsata sahip olan proaktif işletmelerdir.

 

Bu makalenin bir versiyonu asıl olarak “Energy Industry Times” tarafından yayımlandı ve izin ile çoğaltıldı.

Genel

ENERCON ve Enerjisa Üretim, YEKA-2’nin ikinci aşaması için türbin anlaşması imzaladı

Yayın tarihi:

-

Yazar

Enercon ve Enerjisa Üretim, WindEurope Bilbao etkinliğinde YEKA-2 projeleri kapsamında 250 MW’lık türbin sevkiyat sözleşmesi imzaladı. 750 MW’lık türbin teslimat anlaşmalarının başarılı bir şekilde yerine getirilmesinin ardından imzalanan anlaşma ile 1.000 MW’lık projenin tamamlanması için önemli bir adım atıldı. 250 MW kapasite için imzalanan anlaşma kapsamında, 60 adet Enercon E-138 EP3 E2 Rüzgar Türbini teslim edilecek.

Türkiye rüzgar enerjisi sektörünün önde gelen şirketlerinden ENERCON ve Enerjisa Üretim, İspanya’nın Bilbao kentinde düzenlenen WindEurope etkinliğinde Türkiye Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez’in de katılımıyla gerçekleştirilen imza töreninde, YEKA-2 projesi kapsamında iş birliklerine devam ettiklerini duyurdu. 20 Mart 2024 tarihinde gerçekleştirilen imza töreninde; ENERCON CEO’su Udo Bauer, ENERCON CCO’su Uli Schulze Südhoff, ENERCON Bölge Başkanı Arif Günyar, Enerjisa Üretim Rüzgâr Santralleri Yatırımlar Genel Müdür Yardımcısı Ezgi Deniz Katmer, Enerjisa Üretim Satın Alma Genel Müdür Yardımcısı Aziz Ünal ve Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Başkanı İbrahim Erden de yer aldı.

Türkiye rüzgar enerjisi sektörünün öncü firmaları olarak, yaptıkları iş birliği ile Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedeflerine önemli katkılarda bulunan Enercon ve Enerjisa Üretim, bu katkıyı sürdürmeye devam ediyor. 2022’nin Ekim ayında gerçekleştirdikleri stratejik bir anlaşma ile YEKA-2 Projesi’nde toplam 1000 MW’lık bir kapasite için çerçeve anlaşması imzalayan şirketlerin bu projesi, Türkiye rüzgar enerjisi endüstrisinin sürdürülebilir geleceği için önemli bir adımı temsil ediyor. İlk fazda başarıyla tamamlanan 750 MW’lık türbin sevkiyat anlaşmalarının ardından, bugün geriye kalan 250 MW’lık kapasite için 60 adet Enercon E-138 EP3 E2 rüzgar türbini içeren sevkiyat anlaşması ile projenin tamamlanmasına bir adım daha yaklaşılarak, toplam 1000 MW’lık kapasite için türbin üretimine yeşil ışık yakılmış oluyor. Bu gelişme, YEKA 2 Projesi’nin başarılı bir şekilde ilerlediğini gösterirken, Türkiye temiz enerji hedeflerine ulaşma yolunda sağlam adımlarla ilerliyor.

Törende konuşan ENERCON CCO’su Uli Schulze Südhoff, şunları söylüyor: “Türkiye, rüzgar türbinlerinin üretimi, satışı, kurulumu ve servisi açısından ENERCON için odak pazar olmaya devam ediyor. Büyük perspektifler sunuyor ve yetkili makamlar tarafından muazzam bir destek alıyoruz. Ülkenin yenilenebilir enerjinin ve özellikle de kara rüzgârının yaygınlaştırılması konusunda net bir kararlılığı var. Türkiye’deki sahalarda son derece güvenilir olduğu kanıtlanmış, sınıfının en iyisi rüzgar türbini teknolojisini sağlayarak müşterimiz Enerjisa Üretim ile birlikte Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki hedeflerini desteklemekten memnuniyet duyuyoruz. Enerjisa Üretim’e güvenleri için teşekkür ediyor ve verimli iş birliğimizi sürdürmeyi dört gözle bekliyoruz.”

ENERCON Orta Asya, Orta Doğu ve Afrika Bölge Başkanı Arif Günyar, yapılan anlaşma ve projenin önemine dair şu açıklamalarda bulunuyor: “ENERCON olarak, partnerimiz Enerjisa Üretim ile 2022 yılında Avrupa’da tek kalemde imzalanan en büyük 1000 MW ilk çerçeve anlaşmasını gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. YEKA II ihalesinin getirdiği derin yerlilik kapsamlarına uygun olarak, yerli aksam ile gerçekleşecek olan projelerimiz, mevcut yerli üretim ve sanayinin devam etmesi ve derinleştirilmesi açısından önemli bir mihenk taşı olmuştur.”

Enerjisa Üretim Rüzgâr Santralleri Yatırımlar Genel Müdür Yardımcısı Ezgi Deniz Katmer, “1.000 MW YEKA 2 Projesi, Türkiye’nin yenilenebilir enerji sektörüne tarihi bir yatırımdır. ENERCON iş birliğiyle önümüzdeki dönemde Türkiye’de kurulacak her üç rüzgar türbininden biri Enerjisa Üretim imzasını taşıyacak ve Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımlarına yön verecek” diyor.

İlk YEKA projesi Akköy RES’in devreye alınması

İlk faz için rüzgar türbinlerinin üretimi devam ederken ENERCON, Aydın’ın Didim ilçesindeki 25,2 MW kapasiteli 6 adet E-138 EP3 E2 türbininden oluşan ilk YEKA projesi Akköy Rüzgar Santrali’ni 2023 yılı sonunda devreye alarak YEKA 2 yolculuğuna başarılı bir başlangıç yapıyor. ENERCON Bölge Başkanı Arif Günyar, şunları ekliyor: “Projelerin başarılı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesine katkıda bulunan tüm ekiplerimize, tedarikçilerimize ve alt yüklenicilerimize minnettarız. Enerjisa Üretim ile birlikte ENERCON ekipleri de projelerin başarıyla hayata geçirilmesi için yoğun çaba ve hazırlıklarını sürdürüyor.”

Devamını oku

Genel

WindEurope Bilbao hızlı başladı

Yayın tarihi:

-

Yazar

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği’nin geniş bir heyetle katıldığı WindEurope Bilbao Yıllık Etkinliği, 20 Mart’ta Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Dr. Çetin Ali Dönmez’in de konuşmacıları arasında olduğu özel ‘Bakanlar Oturumu’ ile başladı. TÜREB Standı’nın açılışını da yapan Dönmez, standı ziyaretinde katılımcı şirketlerin üst düzey yöneticilerinden fuar temaslarına ve sektöre dair görüşlerini aldı.

WindEurope CEO’su Giles Dickson’ın modere ettiği ve Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Dr. Çetin Ali Dönmez’in de konuşmacı olarak yer aldığı Bakanlar Oturumu yoğun ilgiyle takip edildi. Oturumun diğer konuşmacıları Almanya Ekonomi ve İklim Koruma Bakanlığı Bakan Yardımcısı Philipp Nimmermann, Yunanistan Enerji ve Çevre Bakan Yardımcısı Alexandra Sdoukou, Moldova Enerji Bakan Yardımcısı Carolina Novac, Siemens Gamesa Renewable Energy CEO’su Jochen Eickholt, RWE Onshore Wind/PV Europe & Australia CEO’su Katja Wünschel, Iberdrola Renewables Yönetici Direktörü Xabier Viteri Solaun ve EDPR Avrupa ve Latin Amerika CEO’su Duarte Bello oldu.

Oturum sonrasında TÜREB Başkanı İbrahim Erden ve Enerji İşleri Genel Müdürü Ahmet Özkaya ile birlikte ‘Türkiye Pavilyonu’ olarak da kabul edilen TÜREB Standı’nın açılışını gerçekleştiren Bakan Yardımcısı Dönmez, fuara katılan Türk şirketlerin temsilcilerinden fuardaki temas programları hakkında bilgi aldı. TÜREB Başkanı İbrahim Erden, Türkiye’yi böyle bir etkinlikte üst düzeyde temsil ediyor olmaktan memnun olduklarını belirterek fuar süresince düzenleyecekleri teknik ziyaretler ve gerçekleştirecekleri temaslarla sektörün büyümesine katkı sağlamayı hedeflediklerini kaydetti.

Devamını oku

Genel

Türk rüzgarı Bilbao’ya uzandı

Yayın tarihi:

-

Yazar

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) öncülüğünde üst düzey kamu ve özel sektör temsilcilerinden oluşan büyük bir heyet, 20-22 Mart 2024 tarihlerinde düzenlenecek WindEurope Bilbao Yıllık Etkinliği katılımı için Bilbao’ya uçtu. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez’in de çeşitli görüşmeler yapmak üzere aralarında yer aldığı heyet, Türkiye rüzgar sektörünün Avrupa’nın en güvenilir tedarik partneri olduğunu mesajını bir kez daha vurgularken yerli rüzgar sanayisinin daha da gelişmesine ve iş hacmini artırmasına yönelik temaslar gerçekleştirecek. 

‘Rüzgarda Seferberlik Yılı’ mottosuyla sektörün büyümesini hızlandıracak adımlar atmayı sürdüren TÜREB öncülüğündeki geniş bir heyet, Türkiye rüzgar sektörünü dünyadan ve Avrupa’dan temsilcilerle buluşturmak üzere WindEurope Bilbao Yıllık Etkinliğine katılmak üzere Bilbao’ya uçtu. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez ile T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan üst düzey temsilcilerin de katıldığı programda, heyet mensupları, ‘Türkiye Pavilyonu’ niteliği taşıyacak TÜREB standında Avrupa rüzgar sektörü temsilcileriyle çeşitli temaslar gerçekleştirecek.

Dünyanın farklı ülkelerinden 12 binden fazla rüzgar profesyonelini bir araya getirecek olan WindEurope 2024 Yıllık Etkinliği, küresel anlamda en etkili sektör platformları arasında yer alıyor. TÜREB Başkanı İbrahim Erden, yatırımcılardan türbin şirketlerine, yerli sanayiden sektörle ilgili karar verici kurumlara kadar çok geniş bir yelpazeden üst düzey temsilcilerin yer aldığı Bilbao Heyeti’nin, Türk rüzgar sektörü adına verimli iş birliklerine imza atacağına inandığını söyledi.  Sanayi Yılı ve Yatırım Yılı’nın ardından 2024’ü ‘Rüzgarda Seferberlik Yılı’ ilan ettiklerinin altını çizen Erden, büyük potansiyelini gerçekleştirme yolunda ilerleyen Türkiye rüzgar sektörü olarak yurt içinde proje izin süreçleri, finansman ve sürdürülebilir büyümeye; yurt dışında ise yerli rüzgar sanayisinin Avrupa’nın en güçlü tedarik ortağı olduğu mesajını vermeye odaklandıklarını hatırlattı. İbrahim Erden, WindEurope etkinliklerinin Türkiye’nin bu alandaki gücünü ve potansiyelini uluslararası arenada vurgulamak açısından en uygun platformlar olduğunu kaydederek 2035 ulusal emisyon hedeflerine erişimde daha fazla rüzgar kurulu gücünü hızla gerçekleştirmenin giderek daha kritik bir etken haline geldiğini sözlerine ekledi.

Etkinlikte ikili temasların yanı sıra Türkiye’nin rüzgar enerjisi potansiyelini, teknolojik gelişmelerini ve vizyonunu katılımcılara tanıtacak olan TÜREB Heyeti, 22 Mart’ta sona erecek WindEurope Bilbao Fuarı’nın tamamlanmasının ardından 23 Mart’ta Türkiye’ye dönecek.

Devamını oku

Trendler