Connect with us

Türbin Komponantleri

“KTR, bugüne kadar 100.000 adet rüzgâr türbinine ürün tedarik etti”

Yayın tarihi:

-

KTR Türkiye Genel Müdürü Umut Yalnız’la bir söyleşi gerçekleştirdik. KTR’nin rüzgâr enerjisi sektörüne dönük çözümleri hakkında ayrıntılı bilgiler aldığımız Umut Bey, rüzgâr enerjisi sektörüne ilişkin değerlendirmelerini de paylaştı bizlerle.

Global bir firmanın Türkiye ayağında bir organizasyonunu yönetiyorsunuz. KTR’nin globaldeki ve yereldeki faaliyetleri hakkında bilgi alabilir miyiz?

Güç aktarma elemanlarından “kaplin”lerde dünyadaki en donanımlı firmalardan biriyiz. Tüm ürün gruplarımız ile iş ortaklarımıza en geniş seçenekleri 20.000 civarında ürünümüz ile sunuyoruz.  

Özellikle güç aktarma sistemlerinde tüm ihtiyaçları karşılayabilecek durumdayız. 

KTR globalin ürün grubu 4 ana platformdan oluşuyor. 

  • Birincisi Güç Aktarma Sistemleri. Buna “kaplinler” diyelim.  Bu ürünler bizim 1959 yılından itibaren temellerimizi oluşturan ürün grubu. İlerleyen yıllarda başka ürün gruplarına da girdik. 
  • İkinci grup ise “Hidrolik ekipmanlar”. Dünyadaki çeşitli büyük üreticiler ile çalışıyoruz, tedarik ediyoruz. Hidrolik ekipmanlar arasında özelikle “yağ tankları, kampanalar, ses sönümleme parçaları, soğutucular” bolca ürettiğimiz ve hizmete sunduğumuz ürünlerimiz. 
  • Üçüncü platform ise “Frenler”. Hidrolik ve Elektromekanik olarak 2 tip fren sistemi sunuyoruz. 
  • Dördüncü platform da “Soğutucular. Yağ, Hava ve Kombine-Mobil ekipman (MMC) soğutucuları üretimimiz var.  

Ana fabrikalar Almanya olmak üzere Amerika, Hindistan ve Çin merkezli dört üretim noktamız var. Bunun haricinde 24 ülkede KTR markası kendi organizasyonları ile faaliyet gösteriyor. Ayrıca, dünya genelinde 90 satış ortağımız mevcut.  

KTR, 1950’lerde mühendislik temelli kurulmuş bir aile şirketi. 1959 yıllında BOWEX adı verilen dünyadaki ilk yivli dişli kaplin üretildi. Sonra da sanırım şu anda en fazla benzeri üretilen kaplinimiz olan ROTEX geliştirildi. Yani yıldız tipi kaplin. Bu ürünler firmamızın temel çıkış ürünleri, bir nevi dayanak noktalarımız. 

KTR’nin açılımı Almanca olarak “Kupplungs Technik Rheine”. Rheine, Almanya’da 60.000 kişilik küçük bir kasaba. Özellikle İkinci Dünya Savaşı öncesinde tekstile bağlı olarak çok büyük bir makine sektörü gelişmiş. İkinci Dünya Savaşı esnasında Rheine bombalanmış ve yerle bir olmuş. Zor dönemler yaşanmış ve tekstil sektörü uzaklaşmış o bölgeden ama makine sektörü kalmış. Gelişmiş bir bölge. 

Satış sonrası hizmetleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Ürünlerimiz genel olarak bakım gerektirmeyen ürünler. Bu nedenle satış sonrası hizmet ihtiyacımız pek olmuyor.   

Şanslıyız ki, çalıştığımız şirketler genel olarak bakım donanımı yüksek gruplar. Kendileri ihtiyaçlarını şayet gerekirse halledebiliyorlar. Sadece bulunduğu çevre koşullarına bağlı olarak, belki basit bir bakıma ihtiyaç doğabilir ki bu sürecin içerisinde bizim bulunmamıza da gerek olmuyor.  

Türkiye’de soğutucu satışımız artmaya başladı. Ama onlarda da standart prosedürler uygulandığı sürece bakım anlamında bize pek iş düşmüyor. Fakat ekipman parçaları anlamındaki satış sonrası hizmetler söz konusuysa o zaten bizim ürün tedarik uygulamamız dahilinde değerlendiriliyor. 

Disk tip fren

Rüzgâr enerjisi sektörüne yönelik çözümleriniz nelerdir?

Bizim rüzgâr enerjisi sektörüne dönük çözümlerimiz tüm üretim platformlarımızdaki ürünlerimizden. Yani kaplinler, hidrolik çözümler, frenler, tork ölçüm sistemi ve soğutucular kullanılıyor. Tabii bu sektördeki üreticilerin ihtiyaç ve dizaynlarına göre tedarik ettiğimiz için üreticilere göre tedariklerimiz farklılık gösteriyor.  

Rüzgâr türbinlerinin “Nacelle” kısmında çeşitli noktalarda ürünlerimiz kullanılıyor. Jeneratörle dişli arasında kullanılan elektrik geçirimsiz ana kaplinleri, yine jeneratörle şaft arasındaki ana bağlantının üstünde kullanılan disk tip frenleri tedarik ediyoruz. 

Türbin kanatları dönerken aşırı rüzgâr yüklerine maruz kaldığında veya hizalamada sapma olduğunda kullanılan rotoru kilitleyen- Rotor kilidi temin ediyoruz.  Benzer şekilde Nacell in de hareketlerini emniyette tutan yaw-çene kilitlerimiz kullanılıyor.  

Ayrıca bazı üreticilere iç soğutma için kullanılan kombine soğutucular tedarik ediyoruz. Yağ tipi soğutucular ise bazı üreticiler tarafından kule içi trafo soğutması için kullanılıyor. 

KTR’nin Almanya’da bulunduğu bölge ve yakınında pek çok sektörden firma var ve hepsinin kendine göre dizaynı var. O dizayn içerisinde tüm üreticiler bizim ürünlerimizi kullanıyor ve biz 25 yıldır türbin üreticilerine hizmet sunuyoruz. KTR olarak 100.000 adet rüzgâr türbinine ürün sağlamış durumdayız. Rüzgâr enerjisi sektöründeki çoğu üretici bizimle iş birliği içinde. 

Rüzgâr enerjisi sektöründe de özellikle kullanılabilen “KTR Ident” diye bir uygulamamız var. KTR Ident için ürünün ansiklopedisi diyebiliriz. Ürünün QR kodunu okuttuğunuzda üretim aşamasından kullanılan parçalara ve elde edilen sertifikalara kadar her şeyi görebiliyorsunuz. Bu tarz bilgilere herhangi bir kaplin için hiçbir zaman ihtiyaç duyulmaz ama rüzgâr türbinleri için bakım masrafları önemli bir kalem. Bakım masrafları / üretilen elektrik şeklinde verimlilik hesaplaması yapılıyor. Bu süreçte ürün güvenilirliği anlamında bu uygulama ihtiyaca cevap sunuyor. 

Rotor kilidi

Covid-19 süreci hemen tüm sektörleri olumsuz etkiledi. Bu süreçte ne gibi tedbirler aldınız?

Covid-19 sürecinin başından itibaren ofiste bulunan kişi sayısını azalttık. Dönüşümlü olarak ofise geldik. Uzaktan çalışmanın mümkün olduğunu da bu süreçte belki her birim için olmasa da uygulanabilir bir çalışma şekli olduğunu çok net olarak öğrendik. 

KTR’nin dünya çapındaki organizasyonunda üretim süreçlerinde aksama yaşandı mı?

Almanya, Amerika ve Hindistan fabrikalarımızda herhangi bir aksama olmadı. Türkiye olarak biz de genel olarak bir aksaklıkla karşılaşmadık. Ürünlerimiz bizim Almanya üretimi ve Almanya’dan gelmekte. Almanya üretimi devam ettiği için bir sorun olmadı. Türkiye’ye gelen ürünlerin geçtiği tır güzergahlardaki değişiklik ve gümrük kontrolleri nedeniyle gecikmeler oldu ama yaz başında o problemler de azaldı. 

Çin’de ise durum biraz farklıydı. Covid-19 sürecinde Çin hükümetinin kuralı gereği üretim 3 hafta kapalı kaldı, sonra üretime yeniden başlandı. Çin’deki fabrikalar esas olarak Çin pazarına hitap ettiği için globale etkisi olmadı.

 Yeni normal dönemine ilişkin ne tür öngörülerde bulunursunuz sektörünüz ve firmanız açısından? 

Bizim hizmet sunduğumuz pek çok farklı sektör var. Rüzgâr türbinleri, iş ve zirai makine üreticileri, pompa ve kompresör üreticileri, hidrolik ve denizcilik sektörü gibi, yani tahrik ünitelerinin olduğu tüm alanlar için ürün ve hizmet sunuyoruz. Dolayısıyla tüm bu sektörler için genel bir değerlendirme yapmak zor, ancak hep beraber bu zor dönemde çok şey öğrendik. Kimi iş ortaklarımız çalışma düzenlerini pek değiştirmediler. Covid-19 sonrası yeni normal döneminde daha verimli bir süreç öngörüyorum. 

Tedarikçi bir firmanın yetkilisi olarak Türkiye rüzgâr enerjisi sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bizim açımızdan Türkiye’deki rüzgâr enerjisi sektörü halen gelişmekte olan bir sektör. Türkiye açısından ayrıca iki sebepten çok seviniyorum. Birincisi bizim ülke olarak yenilenebilir enerjideki varlığımız giderek artıyor. 2000 yılında çıkan enerji kanunundan itibaren yenilenebilir enerjide geldiğimiz nokta, herhangi bir ülkeye göre çok daha parlak. Ülkece buna hazırlıklı olduğumuzu düşünüyorum. İkinci sevindiğim nokta ise bunun bize teknik sorumluluklar yüklüyor oluşu. Bu sayede ülke olarak teknik açıdan daha da gelişebileceğimizi düşünüyorum.

Türkiye’de rüzgârla ilgili bir bölge oluştu İzmir’in etrafında, Ege Bölgesi’nde. Bunun, zamanla Türkiye geneline yayılması da faydalı olacaktır. Yurt dışında herhangi bir köyde bile rüzgâr türbiniyle karşılaşmak mümkün oluyor. Türkiye’de de neden olmasın. 

Offshore türbinler ise Türkiye için harika bir seçenek tabii. Bunu ekonomik gerekliliklerden bağımsız söylüyorum. Aslında konu çok net, mutlaka denizin enerjisinden de faydalanmalıyız. 

Türkiye piyasasındaki rekabet ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de kendi koşullarında ilerleyen bir rekabet ortamı var. Aşırı yıpratıcı bir rekabet ortamı olduğunu söyleyemem. Bunun nedeni şu: bizim bulunduğumuz ürün gruplarında çoğunlukla Mühendislik açıklaması gerekiyor. Gereksinimlerle ilgili teknik açıklamayı yapabilirseniz karşınızdaki de sizi kabul ediyor. Türkiye’de yerli ve yabancı rakiplerimiz mevcut. Her biri bence kıymetli ve önemli. Rakiplerimizin olması her zaman iyidir, sektörünüzü ve sizi her zaman iyiye götürür.

Kısa veya uzun vadede hayata geçirmeyi düşündüğünüz yeni projeler var mı?

Kısa vadede pek bir şey öngörmek mümkün değil tabii. Yaz aylarının daha pozitif geçmesini umuyordum ama Covid pozitif vakalar artmaya başladığı için kısa vadede ne olacağını kestirmek güç.  

Yeni projeler için bu yıl artık biraz kısa kalacaktır ancak 2021 ve 2022 yıllarında personel sayısında artış gibi hususları değerlendirebiliriz.

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Herkese sağlıklı bir gelecek dilerim.  Hiç kontrolümüz olmadan başımıza gelen ters bir dönemdeyiz, kolaylıkla ve başarılı şekilde en kısa sürede bitmesini diliyorum.  

Bu röportaj için ve Rüzgar Enerjisi sektörü için bu dergiyi çıkardığınız ve iletişimi sağladığınız için teşekkür ederim.

Umut Yalnız kimdir?

Ben Umut Yalnız, 2016 yılından bu yana KTR Türkiye ekibinde görev almaktayım.  KTR’ye katılmadan önce enerji ve gıda sektörlerinde çalıştım. Enerji sektöründe; doğal gazlı kojenerasyon sistemleri ve dizel jeneratör proje, satış ve pazarlama görevlerim oldu. Gıda sektöründe ise genel olarak yem ve tavukçuluk ekipmanları satışında çalıştım.  

Devamını oku
Reklam
Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güç Aktarım Bileşenleri

Yılmaz Redüktör’den rüzgar türbinleri için pitch ve yaw drive çözümleri

Yayın tarihi:

-

Yılmaz Redüktör Genel Müdürü Metin Yılmaz’la bir röportaj gerçekleştirdik. Köklü firmanın geçmişi ve merhum Mesut Yılmaz’ın ilham verici hikâyesini dinlediğimiz Metin Bey’den, rüzgar türbinlerine dönük redüktör çözümleri ve partnerlik yaptıkları türbin üreticisi firmalar hakkında da bilgiler aldık.

Yılmaz Redüktör’ün yarım asrı aşan yolculuğundan kısaca bahsedebilir misiniz?

Yılmaz Redüktör, 1958 yılında kurulmuş bir şirkettir. Kurucusu Sayın Mesut Yılmaz’ı 2001 yılında kaybettik ve kendisini rahmetle anıyoruz. Mesut Yılmaz’ın hikâyesi, Türkiye sanayicisinin o dönem içinde yaşadığı zorlukların bir aynasıdır ve geleceğe bakarken sahip olduğumuz günümüz değerlerinin kıymetini bize hatırlatmaktadır. Henüz 14 yaşında iken “ben tornacı olacağım” diyerek babasının Kastamonu Abana’da bulunan kahve dükkanında çalışmayı reddeden ve gizlice bir mavnanın kapalı bölümüne saklanarak İstanbul’a kaçan azimli bir gencin hikâyesidir bu. Parasız pulsuz, İstanbul’da, Karaköy’de, o dönem kalafat yeri denen yerde, içinde torna gördüğü bir atölyeye yanaşıp, Ermeni ustasına “Ben çalışmaya geldim… para falan istemiyorum… Yiyecek aş, yatacak yer ve bana çalışacak bir torna verin” diyebilecek kadar azimli bir gencin hikâyesi. Sonrasında ondan çok şey öğreneceği ustası onu kendi evladı gibi sevecek ve o gün “Sana iş de, aş da, yatacak yer de vereceğim. Yevmiyeni de alacaksın. Ama önce babanı bulup bir konuşalım…” diyecekti. Ermeni ustasının yanında yaklaşık 10 yıl çalıştıktan sonra, yaşlanan ustasından kendi işini kurma iznini almış ve 1958’de kendi şirketini kurmuştur. O dönem kendi imkânları ile kendi ürettiği ilk tornası ve satın aldığı tek matkap ile kendi işine başlayacak ve hatta tornanın motorunu, eşinin dikiş makinesini satarak satın alabilecekti. 1963 yılına kadar farklı sektörlere parça imalatı yaptıktan sonra, kendisine sürekli tamir için getirilen redüktörlere yani dişli kutularına özel bir ilgisi olmuştur ve 1963 yılından itibaren yalnızca dişli kutusu üretmeye karar vermiştir. İlk büyük işini yine aynı yıl Kastamonu orman işletmelerine yapmış, o dönem 150 adedin üzerinde olan ilk seri imalatını yapmıştır. O günlerde 5 kişi ile başlayan firmamız bugün grup olarak 1300 kişilik bir ekip olmuştur. Mesut Bey’in 3 oğlu yönetim kurulundadır ve Yılmaz Grubu’nu başarı ile yönetmektedirler. Sektöründe Ortadoğu’da lider Avrupa’da ilk beş firma içinde yer alan firmamız, dünyada 50’den fazla ülkeye ihracat yapmaktadır. Yılmaz Grubu’nun günümüzde 3 ayrı üretim merkezi bulunmaktadır. Biri Esenyurt diğer ikisi Çerkezköy yerleşkesindedir. Yine Çerkezköy’de dördüncü fabrikanın da temelleri atılmış ve bu yıl içerisinde faaliyete geçecektir. Bu fabrikalardan biri ELK markası ile asenkron elektrik motorları üretmekte, diğer bir fabrika MES markası altında pik ve sfero döküm dökmektedir. YILMAZ markası altında ise hem Esenyurt hem Çerkezköy fabrikalarında dişli kutusu üretimi yapılmaktadır. 2021 yıl sonuna kadar, grup toplamda yaklaşık 250.000 metrekarelik kapalı üretim alanına kavuşacaktır.

Rüzgar enerjisi sektörüne yönelik çözümleriniz hakkında ayrıntılı bilgi alabilir miyiz?

Rüzgar türbinlerinde, rüzgarın hızına göre kanadın açısını çeviren “pitch drive” dediğimiz redüktörler ve nasel dediğimiz ana gövdeyi, kanatlar rüzgara dik olacak şekilde çeviren “yaw drive” redüktörler bulunmaktadır. Bunun haricinde kanat ile jeneratör arasında ana redüktör veya “direct drive” jeneratör bulunmaktadır. Biz Yılmaz Redüktör olarak “pitch ve yaw” drive redüktörler üretmekteyiz. GE, Siemens ve Enercon temasta olduğumuz rüzgar türbini üreticileridir. GE ve Siemens için test aşamaları geçilmiş ve seri üretim 2021 yılının son çeyreği olarak planlanmıştır. Enercon muhtemel olarak 2022 yılının başı olacaktır. Bu redüktörler müşteri isteklerine göre tasarlanmış, uzun ömür ve performans testlerinden geçirilmiş özel redüktörlerdir. Beklenen çalışma ömürleri ve maruz kaldıkları yükler, birçok klasik redüktörle kıyaslandığında oldukça farklıdır ve ciddi tasarım bilgisi ve tecrübe gerektirmektedir. Laboratuvarların hızlandırılmış ömür testlerini yapabilecek kabiliyette olması gerekmektedir. Bütün bu zorlayıcı şartlar altında rekabetçi bir ürün tasarlanamaz ise pazarda şans bulamaz. Yılmaz Redüktör’ün kullandığı üretim teknolojisi ve Ar-Ge kabiliyetleri bunu gerçekleştirmeyi sağlamaktadır. 

Türkiye’de ve dünyada rüzgar enerjisi sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizi bu sektöre yönelten ne oldu?

Hepimizin bildiği son yıllarda yaşadığımız iklim değişiklikleri geleceğimiz için kaygı verici. Dünya üzerinde ortalama sıcaklıkların bir derecelik artışları, buzulların erimesi ve deniz seviyelerinin yükselmesi ile sonuçlanıyor. Kıyı şeridinde yaşayan milyonlarca insan tehdit altında olduğu gibi, tatlı su kaynaklarının da azalması ile kuraklık, geleceğin en büyük tehdidi. Bunu gelecek nesillerimize hiçbirimiz yaşatmak istemiyoruz. Sürdürülebilir ve yaşanabilir bir dünya istiyoruz. Ortalama sıcaklığın artmasında, sera gazları ve karbondioksitin etkisini hepimiz biliyor ve tartışıyoruz. Tüm ülkeler karbon izlerini azaltmak zorunda. Bir taraftan da yeni teknolojilere kabaran iştahımız ve hayat standartlarındaki yükselmenin sonucu olarak enerji ihtiyacımız artıyor. Bu çıkmazdan kurtulmanın yolu temiz enerjiden geçiyor. Fosil yakıtlardan tamamen çıkıp, dönüştürülebilir enerji kaynaklarına geçmemiz gerekiyor. Rüzgar türbinleri ve güneş panelleri de fosil yakıtların yerine geçebilecek, teknolojisi bilinen, yeni enerji üretim kaynakları. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu konuya artan bir ivmeyle önem gösteriliyor ve teşvik edici politikalar açıklanıyor. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde Türkiye’de yüzbinlerce rüzgar Türbininin kurulacağını düşünüyorum. Bunu yaparken yabancı bağımlılığından da kurtulmamız gerekiyor. Biz kendi sektörümüz içinde parçaları üretmek için son iki yıldır yatırım yapıyoruz. Çerkezköy’de kurulan 4. üretim merkezimizin ana çıkış noktası bu olmuştur. Diğer parçalarda da farklı sektörlerde ciddi çalışmalar yürütülüyor. Önümüzdeki beş yıl içerisinde bu parçaları bir araya getiren komple rüzgar türbini üreten güçlü yerli firmaların çıkacağını umut ediyorum.   

Rüzgar enerjisi sektöründe ürün sağladığınız projeler ya da partnerlik yaptığınız üreticiler varsa bu konuda bilgi alabilir miyiz?

Daha önce değinmiştim. GE ve Siemens için ürün test ve onaylama süreci tamamlandı. 2021 yılı dördüncü çeyreği için üretim planlamamız yapıldı. Enercon firması için de henüz tasarım aşamasındayız. Yerli bir türbin üreticisi çıkması durumunda, ürün sağlama noktasında şimdiden hazır olduğumuzu bildirebilirim. 

Kısa veya uzun vadede hayata geçirmeyi düşündüğünüz yeni projeler var mı?

Kısa vadede daha büyük planet redüktörler planımızda bulunuyor. Yıl sonuna kadar 500000Nm’lere varan planet redüktörlerimiz kataloğa eklenecek. Bu, 50000Nmc ile sınırlı olan mevcut serinin 10 kat artırılması demek oluyor. Yeni üretim merkezimizin yıl sonuna kadar inşaatı tamamlanacak ve devreye alınacak. Yine kısa vadeli programımızın içerisinde yerli sürücü imalatı bulunuyor. 2021 yılının ikinci yarısında üretime başlanacak. 

Uzun vadede yenilenen fabrikalarımız, yalın üretim felsefesi ile çalışan, otomasyon ağırlıklı, kâğıtsız, dijital fabrikalar haline gelecek. Günümüzde bu konuda oldukça yol kat ettik. 

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Ülkemizin daha ileri götürmek, dünyada daha rekabetçi ürünler üretebilmek ve rakiplerimizin önünde koşabilmek için, nitelikli, iyi eğitimli elemanlara ihtiyacımız var. Gelecek stratejilerimiz içerisinde en önemli konunun bu olduğunu düşünüyorum. Araştıran, kalıpları içinde hapsolmadan özgürce düşünebilen tertemiz beyinlere ihtiyacımız var. Bu insanlara hayallerini gerçekleştirmeleri için ortam ve kaynak sağlamalıyız ve teşvik etmeliyiz. Bu insanları ülkemizde tutabilecek heyecan ve imkânı sağlamalıyız. Gelecek, bilgiye ve teknolojiye hâkim insanların elinde olacak, makinelerin ve robotların değil.

Metin Yılmaz kimdir?
1971 Almanya doğumluyum ve çocukluğum Almanya’da geçti. Lise yıllarım Kastamonu Abana ilçesinde geçti. ITÜ Gemi İnşaat Fakültesi Gemi İnşaat Bölümü’nden 1993 yılında mezun oldum. Makine Fakültesi’nin bir alt dalı iken bağımsız bir fakülte haline gelmiş bir fakültedir. Staj dönemlerimi saymaz isek, Yılmaz Redüktör’e 1993 yılında başladım ve 1994 yıllında dil eğitimi için İngiltere’ye gittim. 1996 yılında tekrar kısa dönem askerlik hizmetimi de tamamlamış olarak Yılmaz Redüktör’de işe başladım. Uzun yıllar sonra Boğaziçi Üniversitesi Mekatronik Bölümü’nde yüksek lisans da yaptım. İmalat, Kalite Kontrol, Satış Teknik Destek, Planlama ve Ar-Ge bölümlerinden sonra Genel Müdür olarak atandım. Son birkaç yıldır bu görevi üstlenmekteyim.

Devamını oku

Türbin Komponantleri

AEMOT, Aselsan ve ODTÜ iş birliğiyle rüzgâr türbini jeneratörü üretiyor

Yayın tarihi:

-

Elektrik motoru üretiminin iddialı markası AEMOT, Aselsan ve ODTÜ ile iş birliği içerisinde rüzgâr türbini jeneratörü üretimi yapacak. Projeye ilişkin AEMOT Genel Müdürü Sami Akdoğan’dan bilgiler aldık.

Sami Bey, AEMOT’u sizin ağzınızdan kısaca tanıyabilir miyiz?

2015 yılında ABANA motoru satın alarak sanayi hayatına AEMOT olarak başlamıştır. İki ana vizyona dayanarak yatırımlara başlamıştır: Türkiye’nin verimli motor açığını kapatmak ve yüksek güçte motor ve jeneratörler üretmek. Şu an 45.000 metrekare kapalı alanda 1.500.000 metrekare açık alanda faaliyetini sürdüren Aemot, 260 çalışanı ile hem iç pazara hem de dış pazarda adından söz ettirmektedir.

Rüzgâr enerjisi sektörüne yönelik çözümleriniz nelerdir?

Rüzgâr enerjisinde jeneratör üretiminde çözümler sunmaktayız. Ana işimiz üretimin yüksek verim ile yapılması. Bu yüzden fabrikamızı ve ekibimizi buna göre yapılandırdık. Şu an rüzgâr türbini jeneratör üretiminin tüm proseslerini fabrikamızdan tek lokasyondan üretebilme kapasitesine sahibiz.

Aselsan ve ODTÜ iş birliğiyle rüzgâr türbinleri için jeneratör üretimi çalışmaları yaptığınızı biliyoruz. Bu konu hakkında bilgi alabilir miyiz?

Öncelikle sanayi-üniversite iş birliğine inanan bir firmayız. Ama bu birleşmelerin doğru yapılması lazım. Çin sanayisinin en büyük atılımı bu iş birlikleriyle olmuştur. Burada Aselsan gibi bir firmanın sistem entegretörü olarak rol alması biz ve ODTÜ açısından önemli olmakla birlikte piyasa açısından da güven arz etmektedir. Bu birliktelik ile 4.25 MW jeneratör üretilecektir. Tasarım ODTÜ ile yürütülecek olup AEMOT üretimini ve testini yapacaktır. Test çok önemli bir konu. Yaptığımız jeneratörün verimini ve performansını ölçebileceğiz. Türkiye’de bir ilk olacak.

AEMOT Genel Müdürü Sami Akdoğan

Geride bıraktığımız yılı nasıl değerlendiriyorsunuz? 2021 yılına dair öngörüleriniz nelerdir?

Geride bıraktığımız yıl hem çalışanlar hem de müşterilerimiz için çok zorlu bir yıldı. Biz bildiğiniz gibi iki ana konuda üretim yapıyoruz: Motorlar ve jeneratörler. Motor kısmında önemli bir ölçüde ihracatımız var. Bu yıl mevcut müşterilerimiz alımlarını artırırken, yeni müşteriler de Çin yerine Türkiye’yi tercih etti. Bu durumda kapasitelerimiz doldu. Bunu iyi olarak değerlendirmekle birlikte aynı zamanda Türkiye’nin sanayi kapasite problemini ortaya çıkardı. Avrupalı müşteri Çin’in yanında ikinci bir tedarikçinin olması gerektiğini anladı. Ama az da olsa üretim Türkiye’ye kayınca bizle birlikte birçok fabrika kapasitelerini doldurdu. Buradan çok büyük bir ders çıkarmalıyız. Bu büyümelerin sürdürülebilir olması için dengeli bir şekilde kapasite artırımı yapmamız gerekiyor. Jeneratör üretiminde de birçok müşterimizin teşviklerden ötürü zamanında ürünü alması için, pandeminin tüm etkilerini elimine etmek için zorlu bir plan yaptık ve uyguladık. Zamanında teslimlerimizi gerçekleştirdik. Genel hatları ile 2020 yılı bizler için başarılı bir yıldı. Birçok proje anlaşmaları ile 2021 yılına güçlü girdik diyebilirim.

Kısa veya uzun vadede hayata geçirmeyi düşündüğünüz yeni projeler var mı?

Biz Türkiye’de senkron relüktans motorları üreten ilk firmayız. Şu an 55 kW-400 kW arasında üretimimiz devam ediyor. 2021 yılında alt güçlerde de üretimi gerçekleştirerek seriyi tamamlamaya çalışacağız. Rüzgâr türbini jeneratöründe mevcut müşterilerimize üretimimiz devam ediyor. Bu sene direct drive jeneratör için çalışmalara başlayacağız. 2019’un son çeyreğinde başladığımız Türkiye’de bir ilk olarak yerlilik oranı en yüksek seviyede tüm lisansları Aemot’a ait olmak üzere hydro jeneratör üretimimiz başlamıştır. 2021 içinde 13 adet projemiz var. 1 MW’tan 10 MW’a kadar bu jeneratörlerin dizayn ve üretimlerini 2021 içinde tamamlayıp teslim edeceğiz. Burada da yine en büyük odağımız verim olacak. Bir üretici olarak ürettiğinizi ölçemezseniz başarı şansınız olmaz. O yüzden Türkiye’nin en büyük test laboratuvarını 2021 yılı sonuna doğru kurmuş olacağız. 3.8 M € yatırımla bu laboratuvarda orta gerilim, alçak gerilim ve yüksek gerilim motor, rüzgâr türbini jeneratörü, hydro jeneratörü testleri yükte yapılacaktır. Aemot olarak hedefimiz global oyuncular arasına girmektir. 

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Türkiye’nin ekonomi açısından daha üst refah seviyelere çıkması üretimden geçiyor. Üretmeyen bir ülke yok olmaya mahkûmdur. Üretmek de sadece üretimini yapmak değil aynı zamanda dizaynından başlayarak know-how ile bütünleştirip yeni iş modelleri koymamız gerekiyor. Türkiye montaj sanayii ile bir yere gelemez. Birçok bileşeni ülkemizde tutmamız gerekiyor. Devletimizin birçok teşviki var, özellikle yenilenebilir enerji alanında yatırımcılar açısından. Örneğin eğer yerli ürün kullanılıyorsa yatırımcıya kW başına ekstra teşvik veriliyor. Bu gerçekten teşvik edici bir unsur. Ama istihdamı artırmak için komponent üreticisinde doğrudan teşvik verilebilir. Türkiye’nin yaptığı yatırımlar bizim gibi üreticiler için çok önemli. Bugün Aemot olarak hydro jeneratör üretimini yapmak iyi bir şey ama bunu bir işle bütünleştirmek gerekir ki bize referans olsun. Özellikle ihracatta yabancı firmanın ilk sorduğu şey “daha önce bunu yaptınız mı” oluyor. O yüzden bugün yaptığımız işler ilerisi için bize referans teşkil ederken aynı zamanda yeni iş olanaklarını açıyor. Aselsan-ODTÜ iş birliği bu anlamda çok önemli. Bugün burada rüzgâr türbini jeneratörü üretilecek. Dizayn yerli olacak, üretim yerli olacak, ortaya somut bir ürün konulacak ve referans olmuş olacak. Bir ürünün sadece yerli olması da önemli değil. En az bugün piyasada kabul görmüş ürünlerden daha iyi olması lazım ki bunun bir anlamı olsun. Sanayi-üniversite iş birliği iki taraf için de birçok konuda fayda sağlayan bir oluşum. Teori pratiğe dönüşüyor, yeni teknolojilere açık hale geliniyor. Kısaca özetlemek gerekirse durmadan teknolojiyi üretmeliyiz. Bunun için bütün tool’ları kullanmalıyız. Üniversitenin, yurtiçi-yurtdışı paydaşlarınızın da olduğu bir oluşumla üretmeliyiz. Kapasiteyi dengeli olarak artırmalıyız. Türk sanayicisi kendi sınırları içinde kalmamalı. 2030’lu yıllara gelmeden yurtdışında birçok sanayi kuruluşunda ortağı ya da sahibi konumunda olmalıyız.

Devamını oku

Türbin Komponantleri

PGR’den hacmi küçük tahvil oranı büyük planet redüktörler

Yayın tarihi:

-

Polat Group Redüktör (PGR), PL/PLB serisi planet redüktörlerle ağır ve değişken yüklenmelerin olduğu tahrik sistemlerine güvenilir çözümler sunuyor.

PGR PL/PLB serisi ile ağır ve değişken yükler güvende

PGR Drive Technologies planet redüktörleri küçük hacimde yüksek tahvil sunmalarıyla, PTO, IEC, kamalı mil giriş seçenekleriyle, 850000 Nm moment değerlerine kadar kompakt ve modüler yapısıyla, ağır ve değişken yüklenmelerin olduğu tahrik sistemlerinde çözüm olmaktadır.

  • Giriş ve çıkışı eş eksenli veya eksen açısı 90° olan redüktörlerdir.
  • Ayaktan ve flanştan bağlantı opsiyonları bulunmaktadır.
  • Gövde rijit ve modüler bir yapıya sahiptir.
  • Diğer redüktörlere kıyasla daha küçük gövde boyutlarıyla daha yüksek moment değerleri karşılanabilmektedir.
  • Sistem mukavemet hesaplamaları, ISO, DIN ve NIEMANN standartlarına uygun olarak yapılmaktadır.
  • Farklı giriş opsiyonları sunulabilmektedir. (IEC, hidro motor bağlantılı, servo motor bağlantılı vs.)
  • Farklı çıkış opsiyonları sunulabilmektedir. (Mil çıkışlı, konik sıktırmalı, DIN formu kayıcılı vs.)
  • Gövdeler, sfero (GGG 50-60) olarak üretilmektedir.
  • Dişliler, dövme ve 21NiCrMo2 sementasyon çeliğinden imal edilmektedir.
  • Yüksek kalitede rulman ve sızdırmazlık elemanları kullanılmaktadır.
  • Müşterinin özel talepleri karşılanabilmektedir.

Kompaktlık, yapısal basitlik ve ürün güvenilirliği taleplerine modern bir yanıt

Güç aktarımı alanında planet dişli ünitelerinin kullanılması kompaktlık, yapısal basitlik ve ürün güvenilirliği konusundaki taleplere modern bir yanıttır.

Planet dişli ünitelerinin uygulama yelpazesi artık çok çeşitli mobil makinelere, kimyasal  tesislere,  işleme  aletlerine,  mermer işleme makinelerine, nakliye ve kaldırma sistemlerine, gıda ve ekoloji sanayilerine ve enerji sistemlerine kadar genişlemiştir.

Bu ürün grubuyla ilgili seçim yapılırken dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Mekanik bir aktarım sisteminde yer alan bir planet dişli ünitesi, çalışma sırasında maruz kaldığı gerilimler kesin bir şekilde ana makine ile tahrik edilen ekipmanların özellikleri ile ilgilidir (güç emilimi ve çalışma döngüsü).

 En doğru planet dişli ünitesinin seçilebilmesi için bütün aktarım sistemi hakkında bilgi sahibi olunması gerekmektedir. 

Aşağıdakilerin bilinmesi gereklidir: 

  • Günde kaç saat çalışabileceği
  • Kullanım alanı (Konveyör, mikser vb.)
  • İhtiyaç duyulan tork değerlerini karşılayabilmesi
  • Dur kalk sayısı
  • Makinanın çalışması esnasında oluşan ısı enerji miktarı
  • Redüktörün makinaya bağlanabilirliği.

Ürünlerin uzun ömürlü ve sağlıklı bir şekilde kullanılması için nelere dikkat edilmeli?

Uzun ve verimli bir servis ömrü elde etmek için planet dişli üniteleri uygulama yerine doğru şekilde monte edilmelidir. Dolayısıyla yapının bütün yüzeyleri düz ve planet dişli ünitesinin eksenine dik olabilmeleri için H8 kılavuzlar ile işlenmelidir.

Açık hava kurulumları için planet dişli üniteleri kötü hava koşullarına karşı korunmalıdır, paslanmaya karşı etkili maddeler ve su/toz geçirmeyen gres ile korunmuş yağ keçeleri kullanılmalıdır.

Isıl güçlerin de kontrol altına alınması ve buna uygun çözümler bulunması gerekmektedir. 

Ayrıca yağlama konusu çok önemlidir. Doğru ve yeteri kadar yağlanan bir planet dişli ünitesi, çok uzun yıllar sorunsuz çalışabilir.

Güçlü kalite politikasıyla Polat Group Redüktör

Polat Group Redüktör olarak misyonumuz, müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılayacak çözümleri bilgi teknolojilerini kullanarak en verimli ve kaliteli şekilde sunmaktadır. Birçok farklı ürün yelpazesi ile, müşteri ihtiyacını maksimum seviyede karşılamak için eş zamanlı mühendislik yöntemlerini kullanarak çalışmalarını sürdürmektedir. Tasarım faaliyetleri, ürün geliştirme programları ve bilgisayar destekli çalışmalarımız sürekli gelişen bir grafik çizmektedir. Rekabetçi ve güçlü kalite politikamız müşteri yelpazemizi genişletmektedir.

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com