Connect with us

Genba Grup, tecrübesini eğitim alanında da gösterecek

Yayın tarihi:

-

Genba Grup Genel Müdürü Cengiz Oğuzer’le bir söyleşi gerçekleştirdik. Cengiz Bey, firmaları hakkında bilgiler sunarken, faaliyete geçmek üzere olan eğitim merkezleriyle ilgili de ayrıntılı açıklamalarda bulundu.

Genba Grup Genel Müdürü Cengiz Oğuzer ve Global Blade Service Genel Müdürü Orla Sorenson

Genba, sektörde ilklere imza atmasıyla tanınan bir firma. Firmanız hakkında ayrıntılı bilgi alabilir miyiz?

Genba’nın Çeşme ARES sahasında montajını yapmış olduğu Türkiye’nin ilk rüzgâr çiftliği bugün halen aktif olarak enerji üretimine devam etmektedir ve grup firmamız olan Genba Teknik Servis (GTS) işletme bakımını yapmaktadır. Türkiye’deki rüzgâr türbinlerinin sayısının artması sonucu sektördeki bakım ve onarım hizmetleri açığını da yine Genba doldurmayı bilmiştir. Solar sistemlerde de yine Genba yurtdışından edindiği know-how ile birçok anahtar teslim projede ilklerden olmuştur. Tamamı sertifikalı mühendis ve teknisyenlerden oluşan kadrosu, dünyada kabul görmüş markaların teknik ekipman ve avadanlıkları ile geniş 4×4 araç filosu bu amaca hizmet eden yatırımlarıdır.
Ayrıca rüzgâr türbini endüstrisinde üretici firmalara yerlileştirme projesi kapsamında yapmakta olduğumuz parça üretimi de grubumuzda son zamanlarda artarak yükselen bir iş hacmine sahiptir. Sadece bu üretim için Eylül 2018’de 5.000 metrekarelik bir fabrika ve çeşitli makineler satın alınmıştır.

Yeni bir ilk var mı son zamanlarda?

Evet, Genba Grup bugünlerde yine bir ilke imza atmaya hazırlanıyor. Bu kez Kanat Tamiri Eğitim Merkezimizi 20 Mayıs’ta yapılacak ilk eğitim olan “Kanat İncelemesi” ile açıyoruz. Danimarka kökenli ve dünyanın her noktasında bu eğitimleri vermekte olan Global Blade Service (www.globalbladeservice.com ve www.globalbladeservice-tr.com) şirketi ile güçlerini birleştiren Genba, Balıkesir’de kurulmakta olan bu eğitim merkezinde sadece Türk vatandaşlarına bu eğitimleri vermekle kalmayıp, yurt dışındaki müşterilerin talebi üzerine bu eğitimleri yerinde vermeyi ve sertifikalandırmayı hedeflemektedir.

Kanat Onarımı ve bunun Eğitimi konusu neden bu denli önemlidir?

Kanat onarımı ve bunun eğitimi sorusu akla geldiğinde elbette “maliyetler” yanıtı ilk sırayı almaktadır. Dünyada hızla artan türbin sayıları ve yatırımlar aynı zamanda yüksek bir dokümantasyon talebi de yaratmaktadır. Rotorların gerçek durumlarını gözlemeye duyulan ihtiyacın artması, üretim kaybını minimize edecek planlı denetim ve ön etkin bakımlar, müşterilerin yüklenicilerden beklentisi olan kalifiye ve iyi belgelenmiş onarım çözümleri, müşteri memnuniyeti ve genel olarak kötü izlenim yaratacak kamu imajından sakınarak firma itibarını ön plana çıkarmak gibi nedenler bu maliyetlerin en başında sayılabilir.

Peki kanat hizmetlerinin standartlarının belgelenmesi gerçekten gerekir mi?

Evet. Global Blade Service standartları kapsamında genel denetim, kanat onarımı ve dokümantasyon, çalışma talimatlarını temin ediyor ve 3 seviyede bu eğitimleri sertifikalıyoruz.

Eğitimlerimiz;

  1. Seviye – Kanat Denetimi Sertifikasyonu
  2. Seviye – Temel Kanat Onarımı Sertifikasyonu
  3. Seviye – Yapısal Kanat Onarımı Sertifikasyonu ve yeni eğitim programı olan Yıldırım Koruma Sistemi Denetimi

olarak ayrı ayrı eğitimler olup, teorik eğitimin yanı sıra tam donanımlı eğitim atölyemizde uygulamalı olarak verilmekte ve sonunda başarılı olan adaylar sertifikaya hak kazanmaktadırlar. Bu adayların yine web sitemizde aldıkları eğitimler, sertifika kopyaları ve iletişim detayları da bulunmakta olup, bu konularda yetkin ve sertifikalı personel arayan firmalara kolaylık sağlanmaktadır

Eğitimin genel amaçları hakkında bilgi alabilir miyiz?

İyi donanım sahibi kanat uzmanları her durumda profesyonelce davranmaya hazırlanmış olacaklardır. Ayrıca, kanatların denetlenmesi, kanat durumunun belgelenmesi, kusurlu kanatların montaj öncesi belirlenmesi ve de en önemlisi kanatların havada onarımı yerine yerde onarımı bu eğitimlerin çıktılarını oluşturmaktadır. Kalifiye bir uzman genel olarak, kozmetik kusurlarını, laminasyon kusurlarını ve yapısal hasarları onarmakla kalmayıp tüm bu onarımları da dokümante edebilmektedir.

Eğitim metotlarınız nelerdir?

Teorik eğitimlerimiz genel olarak, sağlık-iş ve işçi güvenliği, kanat yapısı, malzeme bilimi, üretim süreci, hasarları inceleme ve kategorize etme, onarım teknikleri, laminasyon kalitesi ve dokümantasyon konularını içermekte olup bu eğitimler sınıf ortamında fotoğraflar, videolar, kitapçık ve harici malzemelerle desteklenmektedir. Toplam eğitimin %30’u teorik eğitimleri kapsıyor. Sahada ya da atölye ortamındaki uygulamalı eğitimler ise bireysel ve takım halinde çalışmalar şeklinde oluyor ve denetleme, onarıma hazırlık, sahada yapılacak onarımlar, dokümantasyon ve sağlık, iş ve işçi güvenliği konularını kapsıyor.

Eğitim sonunda her katılan sertifika alabiliyor mu?

Nihai amacımız bu olsa da; her eğitimin sonunda olduğu gibi bu denli ciddi bir konudaki eğitimin de elbette bir sınav süreci var; tüm eğitim hedeflerini içeren bir teorik sınav ile bireysel bazda atölye uygulama sınavı; eğitim becerilerini ve düzeyini; dokümantasyon becerilerini gösteren bir başka sınavımız sonucu sertifikaya hak kazanılıyor.

Türkiye’de olması sebebiyle sadece Türkçe lisanında mı verilecek?

İngilizce ve Türkçe olarak bu eğitimleri verebileceğiz. Eğitmenlerimiz katılımcıların lisan düzeyine göre gerekirse İngilizce ya da sadece Türkçe olarak verebilecek niteliktedir. Kaldı ki; yurt dışından buraya personel göndermek yerine yerinde bu eğitimleri aldırmak isteyen firmalar için sadece eğitmenlerimizi ve malzemeleri göndererek yerinde eğitimler de verilebilir.

İlk eğitim başlangıç tarihiniz nedir ve nasıl takip edilebilir?

İlk eğitimimiz 1. Seviye Kanat İncelemesi olup 20-22 Mayıs 2019 tarihleri arasında gerçekleşecektir. Takip eden diğer seviye eğitimler için www.globalbladeservice-tr.com web sitemizi takip ederek detaylara ulaşılabilir.  Eğitimlere katılmak isteyen bireyler ya da firmalar web sitemiz üzerinden rezervasyon yaparak da süreci başlatabileceklerdir. Tüm eğitimlerimiz; başlama tarihinden 2 ay kadar önce web sitemizde yayınlanacaktır.

Türkiye'nin alanında en özel yayınlara sahip medya grubu MONETA'nın sektörel dergi ve portallarının yönetimine katkıda bulunmaktayım. MONETA bünyesinde yeni nesil yayıncılık anlayışıyla içerik yönetimini geliştirmeye devam ediyoruz.

Bilgi Kaynakları

Enerji sektöründeki her 10 CEO’dan 9’u şirketlerinin büyüyeceğini düşünüyor

Yayın tarihi:

-

Yazar

KPMG Türkiye Enerji Sektörü Lideri Hakan Demirelli

Enerji sektörü CEO’larının ESG, üretken yapay zekâ ve sektörün geleceği hakkında görüşlerini ortaya koyan KPMG’nin 2023 Küresel Enerji Sektörü CEO Araştırması yayınlandı. Araştırmada yer alan ankete göre küresel Enerji CEO’larının kendi şirketlerinin büyüme beklentilerine olan güveni önemli ölçüde artarak yüzde 87’ye yükseldi. Ankete katılan CEO’ların yüzde 73’ü üç yıl içinde ofise tam olarak geri dönülmesini bekliyor. Hatta yüzde 94’ü ofise gelecek çalışanları ödüllendirmeyi düşünüyor. CEO’ların yaklaşık üçte ikisi için üretken yapay zekâya yatırım yapmak en önemli öncelik ve yüzde 48’i bu yatırımların geri dönüşünü üç ila beş yıl içinde görmeyi bekliyor.

KPMG; enerji, petrol ve gaz, madencilik ve kimya sektörlerinden 127 küresel CEO ile anket yaparak önümüzdeki üç yıl için sektöre ve ekonomik duruma ilişkin görüşlerini topladı. Devam eden jeopolitik gerilimler, üretken yapay zekânın hızlı yükselişi ve küresel ekonomik belirsizlik ortamında enerji, doğal kaynaklar ve kimyasallar (ENRC) sektöründe görev yapan CEO’lar, şirketlerinin ve sektörün genelinin büyüme beklentilerine oldukça güven duyduklarını, müşteri deneyimini iyileştirmeye ve ESG girişimlerini yürütmeye odaklandıklarını ifade ediyorlar.

Raporla ilgili değerlendirmede bulunan KPMG Türkiye Enerji Sektörü Lideri Hakan Demirelli, “Enerji sektöründeki teknolojik yenilikler, piyasalardaki değişkenlikler ve karbonsuzlaşma için artan talebin yönlendirdiği dönüşümü ele alan 2023 yılı enerji sektörü raporumuz sektördeki tüm oyuncaların yeni fırsatlardan nasıl yararlanabileceklerini ortaya koyuyor. Güvenilir bilgiye ve veriye dayanan analizlere duyulan ihtiyacın sürekli arttığı enerji sektörü için hazırladığımız raporun, bu gereksinimi karşılamasını umuyoruz. Raporumuz, enerji piyasalarına ilgi duyan herkese bir kaynak olma özelliği taşıyor.” dedi.

Ekonomik görünüm: Enerji CEO’larının güveni diğer sektörlerden fazla

KPMG’nin 2023 Küresel Enerji Sektörü CEO Araştırması’nda yer alan ankete göre, küresel Enerji CEO’larının kendi şirketlerinin büyüme beklentilerine olan güveni önemli ölçüde artarak yüzde 87’ye yükseldi ve bu oran 2022’ye göre altı puanlık bir sıçrama anlamına geliyor. Sektördeki CEO’ların güven seviyeleri, yüzde 77 ile üç yılın en düşük güven seviyesine sahip olan küresel CEO’lara kıyasla yüksek kalmaya devam ediyor. Sektörde sermaye daha düşük karbonlu enerjilere doğru kaysa da CEO’lar, mevcut işlerinin ve müşterilerinin yakın zamanda ortadan kalkmayacağına inanıyor.

Enerji CEO’ları ayrıca sektörün geneline benzer şekilde yüzde 83 ile yüksek güven duyduklarını belirtiyor ki bu, 2022’ye göre yüzde iki artış anlamına geliyor. Bu artan güvenin, kademeli ekonomik toparlanma ve dünya genelinde enerji dönüşümünün artan öneminden kaynaklandığı tahmin ediliyor. Hatta sektördeki CEO’ların küresel ekonomiye duydukları güven de pandemi öncesindeki seviyeleri aşıyor. Her dört Enerji CEO’sundan üçü (yüzde 75) önümüzdeki üç yıl için ekonomiye genel olarak güvendiklerini ifade ederken bu oran geçen yıl yüzde 71’di.

Çığır açan teknoloji: Enerji CEO’ları ihtiyatlı bir şekilde üretken yapay zekâyı benimsiyor

Ankete katılan CEO’ların yaklaşık üçte ikisi (yüzde 64) üretken yapay zekâya yatırım yapmanın en önemli önceliklerini olduğu konusunda hemfikir ve yüzde 48’i bu alana yaptıkları yatırımların geri dönüşünü üç ila beş yıl içinde görmeyi bekliyor. CEO’lar, sektördeki iş gücünün hem yapay zekâya hem de temiz enerjiye geçişin üstesinden gelebilecek donanıma sahip olduğundan da emin. Yüzde 52’si (2022’ye göre yüzde yedi artış) yeni teknolojiye yatırıma öncelik vermek yerine çalışanlarının yeteneklerini geliştirmeye yatırım yapmaya odaklanıyor.

Bununla birlikte sektör CEO’larının yüzde 60’ı, üretken yapay zekânın intihal, veri koruma, önyargı ve şeffaflık gibi konularda etik zorluklara yol açabileceğini düşünüyor. Enerji CEO’ları ayrıca yapay zekânın siber güvenlik risklerini artırmasıyla da mücadele ediyor. Yapay zekâ siber saldırıların tespit edilmesine yardımcı olsa da yüzde 82’si bu teknolojinin düşmanlar için yeni saldırı stratejileri sağlayabileceğine inanıyor. Son birkaç yılda siber güvenliğe verilen tüm öneme rağmen, CEO’ların yalnızca yüzde 46’sı bir siber saldırıya karşı hazırlıklı olduklarını söylüyor.

Yetenek: Enerji CEO’ları ofise dönüşü destekliyor

Özellikle, küresel enerji CEO’larının çoğu salgın öncesi çalışma yöntemlerini destekleme konusunda kararlı, yüzde 73’ü üç yıl içinde ofise tam olarak geri dönülmesini bekliyor. Bu geçen yıla göre yüzde sekiz artış anlamına geliyor. Buna ek olarak, yüzde 94’ü ofise gelecek çalışanları uygun görevler, zamlar veya terfilerle ödüllendirebileceklerini de söylüyor.

Bu yaklaşım, enerji sektöründeki geleneksel düşüncenin devam ettiğini ortaya koyuyor ve son üç yılda verimlilik üzerinde büyük ölçüde olumlu bir etkisi olsa da hibrit çalışmayla ilgili tartışmalara da zemin hazırlıyor.

ESG: Enerji sektörünün uzun vadede büyümesi için çok önemli

Küresel enerji sektörü CEO’ları, ESG’yi (çevresel, sosyal, yönetişim) işletmelerinin dirençli olmasına ve uzun vadeli büyüme sağlayabilmesine yardımcı olan kurumsal stratejilerinin vazgeçilmez bir parçası olarak giderek daha fazla kabul ediyor. Enerji CEO’larının yüzde 78’i, değer yaratmak için ESG’yi işlerine tamamen dâhil ettiklerini söylüyor. Daha da önemlisi, müşterinin her zaman merkezde yer almadığı bu sektördeki CEO’ların yüzde 22’si ESG’nin önümüzdeki üç yıl içinde müşteri ilişkileri üzerinde en büyük etkiye sahip alan olacağına inanıyor. Ayrıca katılımcıların üçte birinden fazlası (yüzde 37) net sıfır emisyona ulaşmak gibi çevresel sorunlara yönelik ESG yatırımlarına da öncelik veriyor. Buna karşın yüzde 30’u jeopolitik belirsizlikler, alternatif enerji kaynaklarının yüksek maliyeti ve artan düzenlemeler nedeniyle tedarik zincirlerini karbonsuzlaştırmanın karmaşıklaştığını ve bu nedenle yakın vadede net sıfır emisyona ulaşmanın zorlaştığını kabul ediyor.

Devamını oku

Genel

TÜREB VE SHURA’nın hazırladığı ‘Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Raporu’ panelde tanıtıldı

Yayın tarihi:

-

Yazar

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği ve SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi iş birliğinde hazırlanan “Deniz Üstü Rüzgar İhaleleri: Küresel Eğilimler ve Türkiye için Öneriler” başlıklı rapor TÜREB tarafından İzmir’de düzenlenen özel bir panelle tanıtıldı. Raporla ilgili detaylı bilgilerin SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nden Enerji Analisti Ahmet Acar tarafından aktarıldığı programın açılış konuşmalarını SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ Güllü ve TÜREB Başkanı İbrahim Erden yaptı. Program kapsamında düzenlenen panelin moderatörlüğünü TÜREB Deniz Üstü Rüzgardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman üstlenirken İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Hülya Ulusoy, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rüzgar Enerjisi Meteorolojisi ve Çevresel Uygulama ve Araştırma Merkezi (İYTE RÜZMER) Müdürü Doç. Dr. Ferhat Bingöl ve WindEurope Politikalar Direktörü Pierre Tardieu panelistler arasında yer aldı.

İklim değişikliğiyle mücadele sürecinde, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkenin, karasal olduğu deniz üstü rüzgarlarından da maksimum derecede yararlanması gerektiğinin tartışılmaz olduğunu söyleyen TÜREB Başkanı İbrahim Erden, TÜREB bünyesinde deniz üstü rüzgardan sorumlu bir başkan yardımcılığı pozisyonunun yanı sıra bu konuda özel bir çalışma grubu oluşturulduğunu belirtti. TÜREB olarak bir numaralı önceliklerinin yatırım sorunlarını çözmek ve karadaki projelerin hızlı bir şekilde yatırıma dönmesi olduğunu belirten Erden konuşmasında şunları da kaydetti: “Biz TÜREB olarak deniz üstü rüzgar konusunu, limanlarımızın ve gemi üretim sanayimizin deniz üstü rüzgar faaliyetlerine uyarlanmasından tutun da deniz altında kullanılabilecek nitelikte kablo üretimi yapabilecek yerli sanayimizin oluşturulmasına; bu alanda uluslararası regülasyonlarla uyumlu yasal düzenlemelere katkı sağlamaktan yine bu alanda çalışabilecek nitelikte iş gücü yetiştirilebilmesine kadar çok geniş bir çerçevede ele almaya kararlıyız. Bu kararlılığımız dolayısıyla, ‘Rüzgarda Seferberlik Yılı’ ilan ettiğimiz 2024’te deniz üstü rüzgar için faaliyetlerimizi de maksimum ölçüde yoğunlaştıracağız. İnanıyoruz ki deniz üstü rüzgar enerjisi bu noktadan sonra artık çok büyük bir hızla hayatımıza girecek ve biz belki de ilk ulusal hedefimiz olan 2035’e kadar 5 GW deniz üstü rüzgar kurulu gücünün de üstüne çıkacağız. Bunu da bu alanda özellikle güçlenmiş kendi yerli sanayimizle, kendi yetişmiş iş gücümüzle ve tabii ki kendi kaynağımızla yapacağız.”

Bir diğer açılış konuşmacısı olan ve deniz üstü rüzgar enerjisinin büyük ölçekli temiz üretme potansiyeli ile son yıllarda küresel yenilenebilir enerji sahnesinde önemli rol oynadığını belirten SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ Güllü ise, Türkiye’nin Akdeniz, Karadeniz ve Ege Denizi boyunca stratejik bir konumda olması, sahip olduğu geniş kıyı şeritleri ve uygun rüzgar koşulları, dinamik özel sektörü ve yatırım iştahının Türkiye’nin deniz üstü enerji kaynaklarına erişiminde önemli fırsatlar sunduğunu söyledi. Deniz üstü rüzgar santrallerinin karasal santrallere göre hem daha maliyetli hem de teknik olarak daha karmaşık olduğunu kaydeden Alkım Bağ Güllü, bu nedenle düzenlenecek yarışmalar kapsamında yatırımcıların teknik ve finansal yeterliliğinin doğru bir şekilde değerlendirilmesinin çok önemli olduğunu vurguladı. Bunların yanı sıra projelerin iyi geliştirilip geliştirilmediğinin tetkiki, projenin çevresel ve sosyal etkilerinin analizi, cezaların etkin biçimde uygun olup olmadığı gibi diğer etkenlerin de ihale tasarımında önemli olduğuna dikkat çeken Alkım Bağ Güllü, hedeflerinin bu çalışma vasıtasıyla Türkiye’de deniz üstü rüzgar enerjisi YEKA mekanizması için etkili bir yarışma sistemi tasarlanmasına katkı sağlamak olduğunu belirtti.

TÜREB Deniz Üstü Rüzgar Enerjisinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman “TÜREB olarak, Türkiye’nin deniz üst rüzgar enerjisi potansiyeli konusundaki farkındalığını artırmak ve bu konuda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yürütülen çalışmalara destek olmak amacını taşıyoruz ve bu yönde faaliyetler yürütüyoruz” derken SHURA ile birlikte hazırladıkları “Deniz Üstü Rüzgar İhaleleri: Küresel Eğilimler ve Türkiye için Öneriler” başlıklı raporun bu çabaların ürünü olduğunun altını çizdi.

 

Raporla ilgili detaylı bilgileri aktaran SHURA Araştırma Merkezi Koordinatörü Ahmet Acar, teknik ve idari ölçümlerin yeterli olmaması, kur ve enflasyon riski, finansmana erişim ve cezaların etkin şekilde uygulanmamasının Türkiye’de bu alandaki olası riskler olduğunu belirterek rapor çerçevesinde bir dizi öneride bulunduklarını belirtti.

 

Acar bu önerilerin bir kısmını:

• Gerçekçi teklif için gereken kapsamlı met-ocean analizlerinin yapılması ve aday taraflarla paylaşılması
• Adaylarda teknik ve finansal yeterlilik şartının yerine getirilmesi
• Farklı coğrafi koşullara uygun ihale yaklaşımı seçilmesi
• Enerji tedarik anlaşmalarının süresinin uzun ve istikrarlı olması (15-20 yıl)
• İzin süreçlerinin netleştirilmesi ve kısaltılması
• Cezai yaptırımların dikkatle tasarlanması ve etkin uygulanması
• İhale takviminin belirlenmesi
• Şebekeye erişimin kolaylaştırılması
• Yatırımcılara yeterli teklif hazırlama süresi verilmesi
• Şeffaflık ve rekabetçilik için açık ihale yaklaşımı
• Yerli aksam zorunluluğu durumunda yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye çekebilecek şekilde düzenleme yapılması olarak sıraladı.

“Deniz üstü rüzgar için uzmanlaşmayı bölgelere indiren bir destek mekanizmasına ihtiyaç var”

Toplantı panelistlerinden İZKA Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Hülya Ulusoy deniz üstü rüzgar enerjisi sektörünün, girişimcilerin, Ulaştırma, Sanayi ve Enerji Bakanlıklarının, akademinin ve bütün bir tedarik zincirinin dönüşüp gelişmesini gerektiren bir sektör olduğunu belirtti. Ulusoy, bu nedenle konunun bütün bakanlıkların, enstitülerin ve teşvik veren ara kuruluşların tümleşik bir bakış açısıyla sektörün ihtiyaçlarını bir araya getiren bir teşvik mekanizması oluşturması gerektiğini kaydetti. Deniz üstü rüzgar sektörünün Türkiye için çok önemli olduğunu ve burada en fazla stratejik öneme sahip olan konunun limanlar olduğunu dile getiren Hülya Ulusoy, limanlarla ilgili de şunları söyledi: “Kurulum, bakım ve üretim limanlarının oluşması, liman altyapılarının geliştirilmesi gerekiyor. Bu konuda birçok çalışma var ve biz de Çandarlı Limanı’nı geliştirmeye yönelik çalışıyoruz. Limanların arka alanlarının da ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Çandarlı’nın bu noktada çok önemli bir görev üstleneceğini düşünüyoruz. YEKDEM ve YEKA mekanizmaları karasal rüzgarı oldukça destekledi fakat burada farklı bir mekanizmaya ihtiyaç var. Biraz daha yerele inen, bölgelerin yeteneklerine göre uzmanlaşan, özelleşen bir teşvik sistemi lazım.”

Panele çevrimiçi olarak katılan ve Avrupa’da enerji ihtiyacının yüzde 19’unun rüzgardan karşılandığını ve bunun da 300 bin kişilik istihdama tekabül ettiğini söyleyen WindEurope Politikalar Direktörü Pierre Tardieu, “En iyi politika ülkenin koşullarını dikkate alan politikadır” tespitinde bulunurken, 2 kat büyüyecek bir pazar ve enerji ihtiyacının yüzde 50’sinin rüzgardan karşılanacağı bir gelecek hayal ettiklerini belirtti. Tardieu, TÜREB ve SHURA’nın hazırladığı Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Raporu’na atıfta bulunarak “Önemli olan yatırımcıları çekmek için rekabet etmek isteyecekleri koşulları yaratmaktır. Yeterli sayıda oyuncunun rekabet etmesi ve toplum için önemli projeler ortaya koyması için ortam sağlanıyor ancak bir rakip havuzuna sahip olmak için projelerin ekonomik olarak uygulanabiliyor olması gerekir. Böylece risk aldıkları, deniz üstü projeleri oluşturmaları ve nihayetinde yeşil enerji üretmeleri için bir teşvik ortamı sağlanır” ifadelerini kullandı.

Panele çevrimiçi katılan bir diğer isim olan İYTE RÜZMER Müdürü Doç. Dr. Ferhat Bingöl de hazırlanan rapordaki birçok konuda hazırlayan uzmanlarla hemfikir olduklarını ve bu belgeyi bir yol hartası olarak kullanmayı düşündüklerini söyledi. Doç. Dr. Ferhat Bingöl’ün konuşmasından satır başları da şöyle: “Raporda anlatıldığı gibi meteorolojik ölçümlerin çok önemli olduğuna inanıyoruz ve 3 senelik planlamamız sırasında buna hazırlık yaptık. Uzun mesafe ölçümler ve uydudan alınan verilerle analizler yapabiliyoruz. Türkiye’nin bütün denizlerinde teknik konularda çalışmak istiyoruz. İnsan kaynağı konusuna gelirsek rüzgar enerjisi konusunda Türkiye’de büyük bir insan kaynağı açığı var çünkü sektör çok hızlı ve çok profesyonel büyüdü. Doğal olarak bazı konularda yetişmiş elemana ihtiyaç var. Sektör şu ana kadar farklı disiplinlerden aldığı öğrencileri yetiştirerek kapatmaya çalışıyordu. Biz 10 senedir bu multidisipliner çalışmaları yapabilecek mühendisler yetiştirmeye çalışıyoruz ve yüksek lisans mezunlarımızın tamamı şu anda rüzgar sektöründe çalışıyor. Lisans programımız da 4 yıl önce başladı ve bu yıl ilk mezunlarımızı vereceğiz. Onların da sektörde yer alacaklarını düşünüyoruz.”

Devamını oku

Türbin Komponantleri

İnovasyon ve sürdürülebilirlik: LEITWIND, Türkiye rüzgar enerjisi pazarını dönüştürüyor

Yayın tarihi:

-

Yazar

İnovasyon ve sürdürülebilirlik: LEITWIND, Türkiye rüzgar enerjisi pazarını dönüştürüyor

Rüzgar enerjisi, ülkemizin yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşmasında kilit bir rol oynuyor. Megawatt sınıfı rüzgar türbinlerinin (250 kW ile 3.000 kW arasında değişen) tasarımı, kurulumu ve bakımı konusunda uzmanlaşmış bir İtalyan şirketi olan LEITWIND, Ar-Ge’ye yaptığı yatırımlar ve geniş ürün yelpazesi sayesinde en uygun çözümleri sunarak, her ihtiyaca göre en yüksek kalite ve güvenilirliği sağlıyor.

Bu taahhüdün açık bir örneğini, 1500 kW nominal güce sahip LTW90 konfigürasyonunun geliştirilmesi oluşturuyor. Büyük rotor çapı ile bu türbin, düşük rüzgar koşullarında bile önemli ölçüde enerji üretimi sağlayarak aynı pazar segmentindeki rakiplerinden ayrılıyor.

Bu rüzgar türbininin Türkiye’deki  kurulumu, Marmara Bölgesi’nin Kırklareli ilinde bulunan Lüleburgaz İlçesi’nde 2023’ün bahar aylarında başarıyla tamamlandı. Bu rüzgar türbininin yıllık ortalama enerji üretimi 1.100’den fazla Türk hanesinin yıllık tüketimini karşılayabiliyor. Rüzgar türbini ayrıca; elektrik enerjisi kontrolü, frenlerin verimli kullanımı, şebeke kurallarına uyum ve azaltılmış gürültü emisyonlarında önemli avantajlar sunan en gelişmiş jeneratör modeli D4.1 ile donatılıyor.

Türkiye Satış Müdürü Can Güven, “LEITWIND’i Türkiye pazarında bu kadar rekabetçi kılan çeşitli faktörler var: En ileri teknoloji, Avrupa standartlarına uygun yatırım yaklaşımı ve son olarak da güçlü bir yerel varlık. Aslında LEITWIND’in Türkiye’deki iştiraki kapılarını 2012’nin Mayıs ayında teleferik sektörüne yönelik açılışı yapılan LEITNER TURKEY’den sonra, Bursa’da açıyor. LEITWIND; kurulum sürecinde sunulan geniş hizmet yelpazesine, ürünlerin kalitesi ve güvenilirliğinden yatırımın hızlı geri dönüşüne ve ait olduğu HTI grubu ile paylaştığı bilgi birikime kadar projenin her aşamasında rakiplerinden ayrılıyor. Bu sayede Türkiye’de, 10 adet LEITWIND rüzgar türbininin kurulumunu başarıyla gerçekleştirdik ve giderek artan sayıda yerel yatırımcı ile çalışabiliyoruz” diyor.

Devamını oku

Trendler