Connect with us

Güvenlik

Rüzgar türbinlerinde aerosol yangın önleyici sistemler

Yayın tarihi:

-

Bu sayımızda Ezgil Güvenlik Teknolojileri Satış Müdürü Serhan Kürkçü’yle bir söyleşi gerçekleştirdik. Serhan Bey, aerosol yangın önleme ve baskılama sistemleri alanında Avrupa’nın önemli markalarının Türkiye distribütörlüğünü yürüten Ezgil’in rüzgâr türbinlerindeki yangın risklerine yönelik ne gibi çözümler sunduğunu da bizlerle paylaştı.

Bize kısaca Ezgil Güvenlik Teknolojileri’nden bahseder misiniz?

Öncelikle Ezgil’in kardeş firması HDK’dan bahsedelim. HDK Yangın 2012’den bugüne kadar Aerosol yangın önleme ve baskılama sistemleri üzerine ürün araştırmaları ve Ar-Ge çalışmalarını sürdürmekteydi. Bu geçen süre zarfında, performans ve uluslarası sertifikalar açısından en yüksek standartlara sahip üç Avrupa markasının Türkiye exclusive distribütörlüğünü aldı.

An itibariyle HDK yalnızca Ar-Ge ve lojistik operasyonuna odaklanmışken, Key-Account müşterilere satış ve satış sonrası hizmetlerinin profesyonel seviyede ve doğru konsantrasyonla sağlanması amacıyla Ezgil Güvenlik Teknolojileri’nin kurulmasına karar verildi.

Henüz bir yıl dolmamışken Ezgil’in; Türkiye’nin önde gelen birçok sanayi devi ile önemli boyutlarda projelere imza atarak, küçümsenmeyecek bir başarı hikâyesi yazışına hep birlikte destek verdik.

Kısaca Ezgil’in HDK bünyesinde yer alan üç değerli dünya markası ürün portföyünün, Türkiye’nin gelişmiş sanayi kuruluşlarına satış ve satış sonrası hizmetlerini sunan bir firma olduğunu söyleyebiliriz.

Aerosol yangın önleme ve baskılama sisteminin geleneksel sistemlere göre avantajları nelerdir?

İlk olarak Aerosol yangın önleme ve baskılama sisteminin, diğer geleneksel otomatik gazlı söndürme sistemlerine muadil ve hatta rakip bir sistem olmadığını belirtmek gerekir. Ancak ve ancak yeni jenerasyon yangın önleme sistemi olarak tanımlamak daha doğru olacaktır.

Aerosol sistemin avantajları esasen geleneksel sistemlerin mevcut dezavantajlarından kaynaklanmaktadır. Halihazırda mevcut geleneksel sistem kullanıcılarının yaşadıkları birçok zorluğu Aerosol teknolojisi ortadan kaldırmıştır.

Geleneksel sistemlerin kullanıcılara yaşattığı zorluklar nelerdir?

Geleneksel sistemlerde;

  • Enstelasyon çalışmaları hayli yorucu ve hassasiyet gerektiren, masraflı süreçlerdir. Aerosol sistemlerde kurulum çok hızlı ve basittir.
  • Basınçlı tüplerin periyodik bakım, yeniden dolum ve kalibrasyon gibi devam eden maddi ve manevi yükümlülükleri vardır. Aerosol sistemler 10 yıl bakımsız ve doluma ihtiyaç duymayan bir yapıya sahiptir.
  • Doğaya ve insana zararlı bileşenler içerirler. Aerosol sistemler %100 doğa dostudur.
  • Söndürme sonrası bıraktıkları kalıntıların temizlenmesi hem zaman hem maddi kayıplara sebep olur. Aerosol sistem yüzeyde kalıntı bırakmaz.
  • Elektronik aksamlarda kısa devre ve tahribata sebep olabilir. Aerosol sistemler bu sorunlara sebebiyet vermez.

 

Diğer otomatik söndürme sistemlerine göre aynı zamanda daha tasarruflu bir sistem diyebilir miyiz?

Tabii ki. 10 yıl boyunca müşteriye ekstra bir maliyet yaratmaması bakımından uzun vadede çok daha ekonomik bir çözümdür. Bugün Türkiye’de ciddi tesislerin yeniden dolum, parça değişimi ve bakım maliyetleri azımsanacak bir maliyet kalemi değildir.

Ayrıca aerosol sistemler herhangi bir tüp alanı ve boru tesisatına ihtiyaç duymayan bir ürün olduğu için inşaat ve işçilik masrafı da gerektirmiyor. Aerosol üreteçler kendi gövdelerinden bir sis yayarak söndürmeyi gerçekleştiriyorlar. Bulunduğu ortamda hava sirkülasyonu olmadığı takdirde 30-45 dk. kadar havada asılı kalarak devam etmesi muhtemel yangınları da önlüyor. Bu anlamda tam sızdırmazlık koşulu aramaması; bazı mahaller için ekstra bir inşaat işçiliği masrafından da müşteriyi koruyor. Hatta bazı keşiflerimizde tam sızdırmazlığın imkânsız olduğu alanlar görüyoruz. Bu tip mahaller için ise tek çözüm Aerosol sistemler oluyor.

Tesisler bu sistemi öncelikli olarak nerelerde tercih ediyorlar?

Dünyada yapılan bir istatistiğe göre yangınların %32’si elektriksel sorunlardan kaynaklanıyor. Elektrikten kaynaklı yangınlar, kablo kanalları vasıtasıyla tesislerde çok hızlı ilerleyen yangınlardır. Bu anlamda müşterilerimiz öncelikle, AG-OG Elektrik dağıtım odaları, Kompansazyon Panoları, Trafo odaları ve Jeneratör odalarının korunmasını öncelikli olarak tercih ediyorlar.

Akabinde IT Sistem odaları ve arşivlerin korunmasını önemsiyorlar. Çünkü bilgi ve veri merkezleri de yangın vakalarında korunması gereken en kritik lokasyonlar arasındadır.

Bunların yanı sıra tesisin yangın riski taşıyan önemli üretim alanlarını da hedeflemeli üreteçlerimiz ve kendi bünyemizde geliştirdiğimiz küçük algılama panellerimiz ile koruyabiliyoruz.

Avrupa’da Halon gibi birçok otomatik gazlı söndürme sisteminin yasaklandığını görüyoruz. İnsan sağlığı açısından aerosol sistemlerle ilgili neler söyleyebilirsiniz?

%100 doğa dostu teknoloji bir sistemden bahsediyoruz. Aerosol üreteçler içerisinde katı halde potasyum nitrat barındırır. Aktivasyon esnasında üreteç içerisinde bir reaksiyon gerçekleştirir. Dışarıya 0.5-2.5 mikron kalınlığında potasyum karbonat molekülleri ihtiva eden bir sis yayar. Bu sis solunabilir bir sistir. Canlıların sağlığına herhangi bir zararı yoktur. Diğer gazlı söndürme yöntemleri gibi oksijen deplase mantığı ile çalışmaz. Sisin içerisindeki potasyum atomları yanma reaksiyonunu gerçekleştiren atomları kendine bağlayarak daha kararlı bileşenler oluşturur. Ortamdaki oksijen oranı hiçbir zaman %17’nin altına inmez. Böylece yangın söndürme esnasında mahalde bulunan kişi herhangi bir bayılma tehlikesi ile de karşı karşıya değildir.

Yangın Söndürme Sistemlerinde güvenilirlik için müşterilerin en fazla dikkat etmesi gereken sizce nedir?

Tabii ki uluslararası sertifikalardır. HDK firması sohbetimizin başında da bahsettiğim gibi bu konu üzerinde çok ciddi araştırmalar yapmıştır. Markalarımızın tamamı Avrupa kökenli, Finlandiya, Almanya ve Hollanda menşelidir. Tedarik ettiğimiz ürünlerimizin tamamı VDS, UL, UL Listed, NFPA 2010, EN:9100 gibi dünyada en geçerli sertifikalara sahiptir.

Rüzgâr türbinlerine gelecek olursak aerosol sistemin bu sektördeki ihtiyacıyla ilgili neler söyleyebiliriz?

Rüzgâr türbinlerinin hub, nacelle, şalt, kontrol kabini, trafo gibi yangın riski yüksek alanları vardır. Daha çok yıldırım çarpması veya elektriksel kısa devre gibi yangın senaryoları gerçekleşiyor. Avrupa’da böyle gerçekleşen birçok yangına geçmişte şahit olduk. Bu tip yangınlar çok hızlı ilerleyen ve saniyeler içerisinde müdahale edilmesi gereken yangınlardır. Dikkat ederseniz sistemi anlatırken söndürme değil önleme ve baskılama diye tanıtıyoruz. Kurulacak olan sistem saniyeler içerisinde algılamayı gerçekleştirip aerosol üreteçleri aktive ederek daha yangın başlangıç aşamasındayken baskılayıp ortadan kaldıracaktır. Aksi halde bu kadar yüksekteki bir mahale itfaiyenin ulaşması ve müdahale etmesi durumunda zaten iş işten geçmiş olacaktır. Yurt dışı distribütörlüğünü yaptığımız markaların Avrupa’da rüzgâr türbinlerine uygulama yaptığı çok sayıda projeler var. Ezgil olarak Türkiye’de Rüzgâr Enerjisi santralleri çok önemsediğimiz noktalardır. Geçmiş dönemde enerji santrallerinde ciddi çalışmalar yapmış olan ekibimiz, olası algılama senaryolarının kurgulanması konusunda ciddi bir bilgi birikimine sahiptir.

Son olarak okurlarımıza sektörünüzle ilgili vermek istediğiniz bir mesaj var mıdır?

Yapılmış istatistiklere göre dünya üzerindeki her üç bin tesisten birinde yangın çıkmaktadır. Bu çok korkutucu bir oran gibi görünmese de, şöyle ifade edersek, her bir tesisin sekiz yılda bir kez yangına maruz kalma ihtimali oldukça yüksektir. Ve o gün geldiğinde tesiste mevcut bulunan yangın söndürme sistemi, aktif, yeterli ve doğru senaryolar üzerine kurgulanmış bir düzenek olmalıdır.

Dolayısıyla, bir yangın söndürme sistemi devreye alınmadan önce profesyonel keşif çalışmalarının sahada ve uzman ekipler tarafından yapılması, tüm felaket senaryolarının göz önüne alındığı bir kurgu üzerinde uygulanması gerekir.

“Yangının doğru zamanda önlenmesinin hedef alındığı bir sistemin bedeli, çıkması önlenememiş bir yangının söndürülmesinden daha yüksek maliyetli değildir.”

Devamını oku
Reklam
Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Enerji santallerinde öngörülü güvenlik

Yayın tarihi:

-

Yazar

Enerji ihtiyacının yerli kaynaklarla karşılanarak dışa bağımlılığın azaltılması, enerji kaynakların çeşitlendirilerek sürdürülebilir enerji kullanımının sağlanması ve enerji tüketimi neticesinde çevreye verilen zararların en aza indirilmesi açılarından yenilenebilir enerji oldukça önemli bir değere sahiptir.2020 Yılında yaşanan pandemi dönemi de bu önemi ayrı bir pencereden bizlere bir kez daha göstermiştir. Ülkelerin ihtiyaçlarını yerli kaynaklardan karşılaması pandemi gibi zorlu dönemlerde de yaşanabilecek çeşitli krizleri engellemektedir. 

Şu anda dünya genelinde fosil yakıtlardan enerji üretimi ağırlıkta olsa da gelişen trend yenilenebilir enerji üzerinedir. Birçok ülke enerji üretim alanındaki stratejilerini bu doğrultuda belirlemekte, üretilen enerjinin daha verimli kullanılabilmesi adına yeni teknolojiler üzerine çalışmalar yapmaktadır. Enerji alanında dünyada gelişen bu trende Türkiye’de ayak uydurmakta, hatta özellikle güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi alanında önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Ülkemiz bulunduğu coğrafi konum ve jeopolitik yapısı sebebi ile özellikle yenilenebilir enerji alanında oldukça önemli bir potansiyele sahip durumdadır. Birçok ülkeye göre özellikle güneş ve rüzgar açısından çok daha avantajlı bir potansiyele sahip olduğu bilinen ülkemizin EPDK verilerine göre 2020 sonu itibariyle rüzgar enerjisi santrali kurulu gücü yaklaşık 9.000 MW, güneş enerjisi kurulu gücü de yaklaşık 6.600 MW civarındadır. Diğer yenilenebilir enerji kaynakları olan hidroelektrik enerji santralleri yaklaşık 30.000 MW, jeotermal enerji santralleri yaklaşık 1.500 MW kurulu güce sahiptir. Bu veriler göstermektedir ki toplam kurulu gücümüzün yaklaşık %47’si yenilenebilir enerji kaynaklarından,  %15’inin de geleceğin enerjisi olarak nitelendirilen rüzgar ve güneş kaynağına dayalı olduğunu göstermektedir. Uzmanlar tarafından tahmini hesaplanan yenilenebilir enerji  potansiyele göre daha oldukça yüksek bir potansiyelimiz olduğu bilinmekte ve bu doğrultuda da yeni projelerin işletmeye geçmesi ile birlikte her geçen gün kurulu gücümüz de artmaktadır. 

Artan bu enerji yatırımlarının, inşaat ve montaj süreçlerinin güvenle tamamlanarak işletmeye geçmesi, işletmeye geçtikten sonrada güvenle enerji üretmesi elbette ki oldukça önem arz etmektedir. Bu alanda yatırım yapan şirketlerin güvenlik açısından yaşayacağı bir problem, iş planlarını sekteye uğratabildiği gibi finansal açıdan dengesizliklere de yol açabilmekte ve mental açıdan yorgunluk yaratabilmektedir. Bir enerji üretim santralinin inşaat aşamasına geçebilmesi için uzun ve zorlu bir izin sürecinin tamamlanması, sonrasında da önemli yatırım bütçeleri ayrılması gerekmektedir. Bu denli zorlu ve maliyetli süreçlerden geçen bir enerji yatırımının güvenlik açısından problemler yaşaması istenebilecek en son şeylerdendir. Bilindiği üzere enerji üretim santrallerinin gerek şantiye dönemleri gerekse işletme dönemleri çeşitli riskler barındırmakta, bu risklerin ortaya çıkmaması içinde hassasiyetle önlemlerin alınması gerekmektedir. Özellikle şantiye/montaj halindeki projelerin çoğunluğu zorlu lokasyon ve coğrafi koşullarda yer almakta ve geniş bir alana yayılmaktadır. Bu tarz projelerde değerli malzeme yoğunluğunun yüksek olması, kaybolması halinde proje iş planını sekteye uğratabilecek ekipmanların varlığı, çok yönlü İSG unsurları ve sosyal etkileri güvenlik risklerini arttırmaktadır. Ortaya çıkan bu yüksek güvenlik risklerinin engellenebilmesi için çok iyi politikalar belirlenmesi, üzerinde hassasiyetle durulması ve doğru yönetilmesi değerlidir.

Enerji sektöründe ön planda olan başlıklardan birisi de güvenliktir ve burada stratejik bir öneme ve değere sahip olan enerji projelerinin güvenliği için, deneyim, bilgi birikimlerimi ve segmente özel derinleşmiş tecrübe devreye girer. 

Derin sektör tecrübesi ile hangi proje türünde hangi aşamada, hangi lokasyonlarda nasıl risklerle karşılaşabileceğimizi önceden öngörebilmesi,  projede daha göreve başlamadan önce tespit edilen bu risklerin ortaya çıkmaması içinde önem arz eder. Güvenlik teknolojileri, uzaktan izleme çözümleri gibi farklı hizmet karmaları eşliğinde entegre güvenlik çözümleri ile optimum fayda sağlanır.  Enerji yatırımcılarına ayrıca enerji tesislerinde ihtiyaç duyulan en doğru güvenlik teknolojisini, güçlü yapımız sayesinde yıllara yayılabilen finansal modellemeler eşliğinde yapılabilmektedir. Bu teknoloji yatırımlarını yaparken işletme maliyetlerinde de tasarruf yaratıldığından  tesisler ileri güvenlik teknolojilerine de sahip olabilmektedir.

Örneğin, işletmeye geçmiş olan Rüzgar Enerji Santrallerinin güvenliği;  genelde geniş bir alana yayılmış olan rüzgar türbinlerinin standart kamera sistemi ile izlenmesi ve sürekli devriyeler atılması ile sağlanmaktadır. Benzer durum Güneş Enerjisi Santralleri için de geçerlidir. Geniş bir alanda kurulan santrale ait çevre hattı standart kamera sistemleri ile 7/24 izlenmekte, devriye eşliğinde çeşitli kontroller yapılmaktadır. Bir Rüzgar Enerji Santralinde tüm rüzgar türbinlerine, bir Güneş Enerji Santralinde de çevre hattına kurulan akıllı video analiz özelliğine sahip kamera sistemleri, hoparlörler ve Securitas Uzaktan İzleme Merkezinin entegrasyonu sayesinde 7/24 sürekli izlemeye gerek kalmadan, türbin pad alanlarının, çevre hattının güvenliğini çok daha etkin şekilde sağlanabilmektedir. Bu kurguda, türbin alanlarına veya çevre hattına yapılacak herhangi bir müdahalede akıllı video analizli kameralar görüntüyü Securitas Uzaktan İzleme Merkezi ile paylaşmakta, operatörler tarafından video doğrulama yapılmakta ve gerekiyorsa anlık olarak görerek sesli anons ile caydırıcılık sağlanmaktadır. Ardından ihtiyaca göre de güvenlik görevlileri ilgili noktaya yönlendirilmektedir. İşletmedeki RES’lere ve GES’lere özgü bu yenilikçi, öngörülebilir ve önleyici güvenlik tasarımı sayesinde işletme maliyetlerinden ciddi oranda avantaj sağlanmakta, sürekli devriyeye gerek kalmadığı için de İSG riskleri de engellenmektedir.

Devamını oku

Güvenlik

RES’lerde en büyük güvenlik sorunu hırsızlık ve tahribat

Yayın tarihi:

-

Yazar

Güvenlikte bilgi lideri Securitas, enerji sektöründe özellikle inşaat aşamasında en büyük riskin hırsızlık ve tahribat olduğuna dikkat çekti. Şirket düzenli olarak yayınladığı güvenlik raporunda enerji sektöründeki riskleri değerlendirdi ve en büyük riskin yüzde 70 ile hırsızlık olduğunu tespit etti. Securitas Enerji Segmenti Lideri Ünsal Kutaruk “Enerji sektöründe özellikle de RES’lerde yatırım maliyetleri oldukça yüksek. Elemanlı güvenliğe entegre ettiğimiz teknolojik çözümlerimiz ile riski azaltıp, bu konudaki uzmanlığımızı ortaya koyuyoruz” dedi. 

Kutaruk, rüzgar enerjisi santrallerinde en önemli güvenlik risklerinin malzeme hırsızlığı ve tahribat olduğuna dikkat çekerek, “santrallere risk analizleri yapıldıktan sonra anahtar teslimi çözümler sunuyoruz. Uzaktan izleme çözümleriyle maliyetlere düşürülürken, akıllı kameralar sayesinde riskler önceden tespit edilerek önlemler alınıyor. Bu çalışmaları yaparken şirketimizin bu konudaki uzmanlığı ve know how’ından yararlanıyoruz. Hem riski hem maliyeti minimize ediyoruz” dedi. 

Securitas Türkiye Enerji Segmenti Lideri Ünsal Kütaruk, ortaya çıkan bu ihtiyaçlara karşın Güneş Enerjili Kamera sistemlerini yoğun olarak kullandıklarını belirterek, “Bu kameralar üzerlerindeki güneş paneli ve bataryası sayesinde şebeke elektriğinden bağımsız olarak çalışmakta ve istenilen yere taşınabilmekte. Kamera üzerinde yer alan GSM hat sayesinde de istenilen noktadan mobil uygulama ile kameraya canlı olarak bağlanılabilmekte ve projenin, riskli alanları anlık olarak izlenebilmekte. Ayrıca hafıza kartı sayesinde geçmişe yönelik bu kayıtlara da telefon üzerinden ulaşabilmek de mümkün.  Özellikle RES montaj-inşaat projelerinde yoğun olarak kullanılmakta olan Güneş Enerjili Kamera Sistemi sayesinde projeye gitmeye gerek kalmadan türbin montajlarının ne durumda olduğu proje yöneticileri tarafından telefon üzerinden anlık olarak izlenebilmekte, projede yer alan türbin pad alanları, şalt sahası çalışmaları, değerli malzeme stok alanları ve mobilizasyon alanlarında 7/24 hareket dahilindeki kayıtlara ulaşılabilmekte, risk içeren bağlantı yolları kontrol altında tutulabilmekte” dedi.  

İşletmeye geçmiş RES projelerinde ise standart kamera sistemlerinden farklı olarak kurulan video analizli kamera sistemleri, hoparlörler ve Securitas Uzaktan İzleme Merkezi entegrasyonu sayesinde anlık müdahaleler yapılabildiğine dikkat çeken Kütaruk, “Örneğin bir RES projesinde tüm türbinlere, bir GES projesinde tesisin tüm çevresine video analizli kameralar ve hoparlör sistemleri kuruyoruz. Bu sistemlerin 7/24 Securitas Uzaktan İzleme Merkezi ile iletişim halinde olmalarını sağlıyor ve olası bir müdahalede kamera bunu algılayarak görüntüyü Uzaktan İzleme Merkezi’ne iletiyor. Buradaki operatörlerimiz aracılığıyla alarmı anında analiz ederek doğrulama yapabiliyoruz. Müdahalenin niteliğine göre uzaktan sesli uyarı yaparak çok yüksek oranda caydırıcılığı sağlıyoruz. Bu sistemi kontrol hizmetlerimizle de entegre ederek, tesislerin rutin ve rutin dışı kontrollerini çok daha etkin şekilde gerçekleştirmemizi de sağlıyor. Kontrol görevlilerimiz rutin planlar ve sadece gereken durumlarda ilgili alanları ziyaret ettiğinden yakıt ve personel maliyetlerinden de tasarruflar sağlanıyor. Riskleri engelliyor ve detaylı raporlamalar yapabiliyoruz” dedi.

Devamını oku

Güvenlik

Global Wind Organisation Eğitimleri ve OWLAQ’ın sunduğu diğer hizmetler

Yayın tarihi:

-

Yazar

Global Wind Organisation, rüzgâr türbini üreticileri ve sahipleri tarafından kurulmuş, kâr amacı gütmeyen bir kuruluştur.

Üyelerinin, güvenlik eğitimi ve acil durum prosedürleri için ortak uluslararası standartlar belirleyerek rüzgâr türbini endüstrisinde kazasız bir çalışma ortamı sağlamak için çalışmalar yürütür.

GWO, rüzgâr türbini endüstrisindeki tanınabilir bir standart talebine yanıt olarak 2012’de Temel Güvenlik Eğitimi (BST) standardının ilk versiyonunu yayınlamıştır. Bunu, 2017’de Temel Teknik Eğitim (BTT) Standardı izlemiştir.

GWO, rüzgâr türbini endüstrisinde çeşitli roller üstlenen çalışanlar için işverenlerin gereksinimlerini düzenleyen diğer eğitim standartları da başlatmıştır.

GWO eğitim standartları, GWO üyeleri tarafından önerilen eğitim kursları için gereksinimleri açıklar. GWO standartlarına ve kriterlerine uyarak, sertifikalı eğitim sağlayıcıları yetkin kabul edilir. Rüzgâr Endüstrisi
Veri tabanın da (WINDA) eğitimler kayıt altına alınır.

Dünyada rüzgâr türbinlerinde çalışanların tahmini olarak %10’luk bir kısmı GWO standartlarında eğitim almaktadır. Bu kapsamda 42 ülkede, 190’den farklı ülke vatandaşına 380’den fazla eğitim sağlayıcısı ile 100.000’den fazla çalışana GWO Standartlarında eğitim verilmiştir.

2019 yılında 161.709 eğitim tamamlanırken, 2020 yılında bu sayı %2 artarak 165.667 olmuştur. Ülkemizde geçmiş yıllara göre %77’lik bir artış olmuştur.

GWO 2020 yıllı faaliyet raporundan alınmıştır.

OWLAQ Eğitim Danışmanlık A.Ş olarak 2018 yılından kurulduktan sonra hedeflerimizden birisi olan GWO akreditasyonunu tamamladık ve Ülkemize bu konuda katkı sağlamaya başladık. Avrupa’da toplam 3 adet olan Mobil Eğitim Sahası akreditasyonu ile Ülkemizde ilk olmayı başardık. GWO standartlarında sabit, çalışma sahası ve mobil olmak üzere 3 ayrı eğitim sahası akredite edebilirsiniz. Sabit ve mobil olmak üzere 2 adet akreditasyonumuz bulunmaktadır. Mobil eğitim aracımızın detayları için aşağıdaki linkten faydalanabilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=Nv_m3B3zJdo

Akreditasyon içeriğimiz GWO Basic Safety Training, Temel Güvenlik Eğitimlerini içermektedir ve 4 modül eğitim hizmeti sağlamaktayız.

2018 – 2020 yıllarında tamamlanan eğitimler

2018 – 2020 yıllarında eğitim almış çalışanlar

Eğitim alacak çalışanlar ilk defa alıyor ise farklı modüllere göre dağılımı yapılmış 5 günlük eğitim almak zorundadırlar. Bu eğitimlerin 2 yıl geçerlilik süresi bulunmaktadır. 2 yıl dolmadan yenileme eğitimi alabilirler. 2 yılı doldurdukları durumda ise yeni başlayanlar gibi 5 tam günlük eğitim almaları gerekmektedir.

Eğitim alacak çalışanların kendi hesaplarından winda kayıt prosedürüne göre kayıtlarını yapmaları gerekmektedir. Winda kayıt prosedürüne göre kaydı açılan çalışanlar eğitim öncesinden WİNDA ID’lerini eğitim sağlayıcılarına göndermeleri gerekmektedir.

Rüzgâr türbinlerine yönelik hizmetlerimiz aşağıdaki gibidir;

Eğitim

  • Avrupa’nın 3. ü, Türkiye’nin ilk GWO onaylı mobil eğitim aracına sahibiz.
  • Yeni başlayanlar için, GWO BST (Yüksekte Çalışma, İlkyardım, Elle Taşıma, Yangın Bilinçlendirme),
  • Yenileme yapacaklar için, GWO BSRT (Yüksekte Çalışma, İlkyardım, Elle Taşıma, Yangın Bilinçlendirme),
  • (PPE Inspection) KKD Muayene Kontrol Eğitimi,
  • İSG Liderlik Eğitimi
  • Yük ve Kaldırma Operasyonları Yönetim Eğitimi,
  • Yük ve Kaldırma Operasyonları Süpervizörlük Eğitimi,
  • İşaretçi – Sapancı Eğitimi
  • Yüksekte Çalışma Risk Değerlendirme Eğitimi,
  • İş Tehlike Analizi Hazırlama Eğitimi,
  • Yaz – Kış Koşullarında Hayatı İdame Eğitimleri (teorik-uygulamalı)

Denetim

Çalışma sahalarında İSG ve Yüksekte Çalışma, İple Erişim ile sistem, ekipman, uygulama vb. konularda 3. taraf denetimleri yapmaktayız.

Danışmanlık

Çalışma sahalarında İSG ve Yüksekte Çalışma, İple Erişim konularında sistem, ekipman, uygulama vb. konularda danışmanlık, saha çalışmalarında İSG, yüksekte çalışma & kurtarma süpervizörlük hizmetleri sunmaktayız.

Ekipman Tedariki

Türbinlerde çalışmalarda gerekli olan yüksekte çalışma ekipmanlarının tedariki ve satışını sağlamaktayız.

Saha Uygulamaları

  • Türbin içinde ve dışında kule temizliği,
  • Kanat ve kule muayenesi,
  • Kompozit ve metal tamiratları,
  • LPS muayene ve tamiratları hizmetleri sunmaktayız.

GWO Eğitimleri ve diğer hizmetlerimiz hakkında bilgi almak isterseniz info@owlaq.com adresimizden bizimle iletişime geçebilirsiniz.

IRATA, SPRAT ve ERCA akreditasyonlarımızı da tamamladık. Bu alanlarda da Ülkemize fayda sağlamaya çalışıyoruz.

OWLAQ Eğitim Danışmanlık A.Ş olarak öngörü, özgörev ilkelerimize bağlı, GWO, Uluslararası ve Ulusal Standartlar doğrultusunda hizmet sunmaya devam etmekteyiz. Amacımız tüm sektörlerde ve rüzgâr endüstrisinde güvenli çalışma yapılmasına katkı sağlamak ve her geçen gün bulunduğumuz seviyeden bir üst seviyeye taşımaktır.

Değerli zamanınızı ayırdığınız için teşekkür eder, güvenli çalışmalar dilerim.

Yazan: Ali Şahin, OWLAQ Eğitim Danışmanlık AŞ, Kurucu – Direktör, ali@owlaq.com, (532)6641553

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler