Connect with us

Deniz üstü Rüzgar Enerjisi

Denizüstü Rüzgar Enerjisi Türkiye Yol Haritası

Yayın tarihi:

-

Denizüstü Rüzgar Enerjisi Türkiye Yol Haritası

Denizüstü RES (DRES) sektörü, ülkemizin de içinde olduğu Avrupa kıtasında önümüzdeki yıllarda büyüyen bir sektör olacaktır. Birçok ülke denizüstü RES ile ilgili net kapasite projeksiyonları açıklamıştır. DRES projeleri Avrupa ülkelerinde başlamış olsa da; 2025 yılından sonra hızla diğer ülkelere yayılacağı gözlemlenmektedir. Denizüstü RES projelerinin realize edilebilmesi için yol haritası aşağıdaki şekilde özetlenmiştir.

Denizüstü Rüzgar Enerjisi Türkiye Yol Haritası

Şekil 1: Denizüstü RES yol haritası

1. DRES 2030, 2040, 2050 yılına kadar hedef konulması 

DRES piyasa mekanizmasının oluşturulmasındaki ve uluslararası yatırımcıları ve sanayicileri çekebilmenin en önemli parametrelerinden bir tanesi denizüstü RES ile ilgili açık ve net bir hedefin ortaya konulmasıdır. Avrupa ülkeleri, Çin ve ABD, Vietnam 2030 ve 2050 yılına kadar hedefler koymuştur. Ülkemizde 2035 yılına kadar 5 GW hedef konulmuştur. Ülkemiz için önerilen hedefler; 2040 yılına kadar 10 GW, 2050 yılına kadar ise 30 GW olmalıdır. Dolayısıyla 2050 yılında ülkemizin toplam kurulu gücünün 200 GW olabileceği hesaba katıldığında bunun 30 GW’ı denizüstü rüzgar elektrik santrallarından üretilebilir. Burada özellikle iletim sistem işleticisi TEİAŞ’ın deniz rüzgar şiddeti yüksek olan bağlantı bölgelerinde sistem entegrasyon çalışmaları yapmalıdır.

2. Deniz Mekansal Planlarının (DMP) hazırlanması 

Denizüstü RES projeleri konusunda ilerlemiş ülkelere bakıldığında tamamının Deniz Mekansal Planlarını hazırladıkları görülmektedir. Bu mekansal planlar hazırlanırken aşağıdaki hassasiyetlere dikkat edilmelidir:

Rüzgar potansiyeli,

Bölgenin oşinografik yapısı,

Doğal koruma, 

Sualtı arkeolojik durum,

Su derinliği,

Kıyıya uzaklık,

Elektrik iletimi ve karadaki enterkonnekte sisteme bağlantı koşulları,

Denizüstü ve altı doğal koruma alanları ve canlılar,

Balıkçılık,

Deniz trafiği,

Boru hatları ve kablolar,

Askeri kullanım,

Ülkemize özel kıta sahanlığı hususu,

Civar halkın hassasiyetleri.

Deniz Mekansal Planlar, ivedi bir şekilde hazırlanmalıdır. DRES projelerinin önünde engel teşkil edebilecek çevresel ve sosyal kısıtlar dikkate alınmalıdır. Bu planların doğru bir şekilde hazırlanması, DRES projelerinin önündeki en önemli itici güçtür.

Denizüstü RES projeleri, uzun dönemli planlama gerektirmektedir. DRES projelerinin önündeki önemli teknik engellerden birisi, uygun deniz tabanı sahasının tahsisidir. Bunun için Deniz Mekansal Planlaması-DMP (Maritime Spatial Planning-MSP) gereklidir. DMP sonrası, deniz tabanının tahsisi yapılabilir ve DRES ihalelerinin önü açılır. Deniz tabanı tahsisi bazı ülkelerde imtiyaz (consession) olarak görülmektedir. İyi düzenlenmiş bir deniz tabanı tahsis mekanizması yatırımcı çekmenin en önemli unsurlarındandır. Pazara girişte sadece yatırımcı değil; tedarikçi, proje geliştirici, mühendislik firmaları gibi birçok paydaşın bir araya gelerek bilgi transferi sağlaması gereklidir. Avrupa ülkelerindeki tecrübelerden iyi organize edilen bir DMP süreci DRES yatırımlarında sürükleyici etkenlerden birisi olduğu görülmüştür. DMP süreci, ülkelerin iklim ve sıfır karbon hedeflerine ulaşmada kritik bir süreci oluşturmaktadır. Denizüstü RES sahasındaki teknik kapasite, bölgede meteorolojik ve oşinoğrafik ölçümler yapılarak karar verilebilir. Bu bilgiler, deniz tabanı jeolojisinin, bölgedeki akıntı ve dalga durumunun bilinmesi, ne tip bir DRT temeli kullanılacağına karar verilmesi ve dolayısıyla maliyetinin bilinmesine yardımcı olacaktır. Bu bilgiler olmadan yatırımcılardan teklif istenmesi teknik olarak mümkün değildir. Sadece ihaleye teklif verilmesi için değil, Türkiye’nin kendi denizlerindeki kapasitesini bilmesi için öncelikle YEKA sahalarında, orta vadede potansiyel diğer sahalarında meteorolojik ve oşinoğrafik ölçümlere başlanmalı ve bu sahalarda detaylı deniz araştırmaları yapılmalıdır. Bu bilgiler Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı veya uygun görülen diğer kamu kurumlarında saklanarak denizüstü RES projelerinde zamanı geldiğinde kullanılmalıdır.

3. Deniz tabanının (Sea Bed) tahsisinin yapılması

Deniz tabanının tahsisinin yapılabilmesi için aşağıdaki adımlar takip edilebilir:

1.Öncelikle iklim değişimi ve sıfır karbon hedeflerinin önceliği kapsamında politik adımların atılarak denizüstü RES sektörü ile ilgili kapsamlı bir ulusal strateji oluşturulması,

2.Deniz Mekansal Planlarının (DMP) denizüstü RES projelerini önceleyerek hazırlanması (bu kapsamda diğer bütün paydaşların da görüşü alınarak DMP oluşturulmalıdır),

3.Denizüstü RES saha tahsisi için ayrı bir birim oluşturulması,

4.Deniz taban kirası için uygun bir yıllık kira ücreti belirlenmesi. 

DRES projelerinde aktif olan ülkeler incelendiğinde 2 ana model görülmektedir; birincisi merkezi model ikincisi de yerel ve merkez hibrid model olan 2 aşamalı izin yaklaşımıdır. Bazı ülkelerde (örn. ABD, Çin ve Tayvan) her iki modelin karışımı görülmektedir. Merkezi yaklaşımda süreç deniz tabanı tahsisi ve enerji satış anlaşması (ppa) birlikte yürütülmektedir. Kamu otoritesi DMP hazırlayarak, rüzgar potansiyeli, deniz tabanı jeoteknik çalışmalar, çevre ve sosyal konular vb. gibi birçok parametreye bakarak DRES projelerinin önünü açmaktadır. Kamu idaresi yer seçimini belirlemektedir. Bu yaklaşım Danimarka, Hollanda ve Almanya’da başarıyla uygulanmaktadır. 

Merkezi olmayan yaklaşımda, kamu otoritesi geniş alanları kapsayan DMP hazırlayarak yer seçimini proje geliştiricisi/yatırımcıya bırakmaktadır. Saha ile ilgili detay teknik çalışmalar, proje geliştiricisi/yatırımcı tarafından realize edilmektedir. Bu yaklaşım İngiltere’de uygulanmaktadır. Her iki modelin de avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Merkezi sistemde politik risklerin yüksek olduğu görülmüştür. Tecrübeli proje geliştirici/yatırımcıların saha belirlemesi daha uygun bir yöntemdir. Merkezi sistemde kamunun yeterli teknik çalışmaları yapamamasının yarattığı endişeler bulunmaktadır. 

Ülkeler deniz tabanı tahsisini mevcut kamu kurumları ile yapabilir. Danimarka’da bu süreç Danimarka Enerji Ajansı (Danish Energy Agency) ile yapılmakta iken; ABD’de Bureau of Ocean Energy Management tarafından yürütülmektedir. Deniz tabanı tahsisleri genellikle 3 modelle yapılmaktadır. Bu modeller; rekabetçi olmayan, rekabetçi ve açık kapı (open door) olarak sınıflandırılabilir. Rekabetçi olmayan model genellikle yeni gelişmeye başlayan ülkeler veya pilot proje (çoğunlukla yüzer-floating) uygulamalarında kullanılmaktadır. Proje geliştirici ile müzakereler yapılarak deniz tabanı tahsisi yapılmaktadır. Rekabetçi tahsis yönteminde proje geliştiriciler tahsisi yapan kuruma teklif verecek en uygunu teklif ederek süreç sonlandırılmaktadır. Bu yöntem, DRES piyasasının olgunluğa geçiş sürecindeki ülkelerde tercih edilmektedir. ABD, Hollanda, İngiltere ve Almanya bu yöntem ile deniz taban tahsisini yapmaktadır. Son yöntem olan açık kapı (open door) modeli Danimarka’da uygulanmaktadır. Proje geliştirici/yatırımcı kendisi sahayı önermiştir ve bütün sorumluluğu üzerine almıştır. 

4. DRES için elektrik bağlantı kapasitesi

Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ), iletim sistem planlaması yaparken denizüstü RES projeleri için de bağlantı kapasitelerini planlamalıdır ve denizüstü rüzgar enerjisi potansiyelinin yüksek olduğu bölgelerde iletim şebekesi güçlendirilmelidir.  

5. Meteorolojik ve oşinoğrafik ölçümlerin yapılması 

Açık kaynaklardan yararlanılarak rüzgar potansiyeli tahminleri yapılabilse de; sahada yapılacak ölçümlerle bölgedeki deki diğer ölçüm istasyonlarının (Meteoroloji Genel Müdürlüğü, TPAO, kıyıya yakın karaüstü rüzgar ölçümleri vb.) uzun yıllar verilerinin korele edilmesi ile potansiyel denizüstü RES yatırımcılarına daha güvenilir veri sağlanabilecek ve bu alandaki yatırımlar teşvik edilebilecektir. Oşinografik ölçümlerin yapılması yatırımcıların yatırım kararı almalarını etkileyen diğer önemli unsurdur. Meteorolojik ölçümlerin yanı sıra deniz suyunun fiziksel ve kimyasal özelliklerinin tespit edilebilmesi için oşinografik ölçümlerin yapılması gerekmektedir.

6. Denizaltı jeoteknik ve jeolojik çalışmaların yapılması 

Meteorolojik ve oşinoğrafik ölçümlerden sonra mevcut mevzuata uygun olarak İmar Planına Esas Jeolojik- Jeoteknik / Mikrobölgeleme Etüt Raporu hazırlanmalıdır.

7. Denizüstü RES projelerinin ÇED sürecinin başlatılması 

Bütün veriler toplandıktan sonra tüm paydaşların müdahil olacağı ÇED süreci başlatılmalıdır. ÇED süreci sadece kamu kurumlarının yazışmaları olarak değil; yerel halk, balıkçılar, liman işletmeleri, turizm sektörü gibi yerel paydaşlar mutlaka sürece müdahil edilmelidir.

8. İzin sürecinin kolaylaştırılması

Tipik bir DRES projesi, başlangıcından işletmeye geçene kadar 8-10 yıllık bir süreci kapsamaktadır. Bu sürecin büyük bir kısmı izin süreçleri ile geçmektedir. Uygulamalara bakıldığında denizüstü RES projesinin izin süreçleri bitirildiğinde, inşaat süreci 2 yılda tamamlanmaktadır. Bazen izin sürecindeki gecikmeler projede planlanan DRT teknolojisinin eskimesine ve projelerin yeniden revize edilerek tekrar izin sürecine girdiğini göstermektedir. Bu durum projelerde gecikmelere neden olmaktadır. Bu gecikmelerin minimuma indirilerek denizüstü RES kapasitesinin devreye alınması istihdam ve ülkenin yerli enerji kaynak kullanımı açısından çok önemlidir. Bu süreçler bütüncül ve paydaşların karşılıklı mutabakatı ile hızlandırılabilir. AB’nin yayınladığı RePowerEU planına göre süreçlerin hızlandırılması gerektiği belirtilmiştir. Bu amaçla, AB üye ülkeler yenilenebilir ivmelenme alanları (renewable acceleration areas) belirlenerek izin süreçlerinin basitleştirilerek yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı hedeflenmektedir.

9. Finansman modellerinin belirlenmesi 

Denizüstü RES projelerinin finansman yöntemi proje finansmanı ile yapılmalıdır. Ticari krediler her şirketin karşılayabileceği ve tercih edebileceği bir model değildir. Avrupa ülkelerine bakıldığında 2011-2020 döneminde 30.6 GW denizüstü RES kapasitesi için 117 milyar euro finansman ayarlanmıştır. Bu miktarın %72’si (84 milyar euro) proje finansmanı yöntemiyle yapılmıştır. Kredi oranları ise, ülke ve projenin durumuna göre %70-80 arasında değişim göstermiştir. Dünya Bankası gelişmekte olan ülkelerde yapılacak ilk denizüstü RES projesi için imtiyazi finansman (concessional financing) yöntemini önermiştir. Bu yöntemde kamu, özel sektör ve finans kuruluşları bir araya gelerek DRES projesi için özel bir finansman paketi oluşturmaktadır. İlk projenin finansmanı bu şekilde yapılabilir.  

10. Elektromekanik ekipman üretim yol haritası

Denizüstü rüzgar enerjisi sanayi ile ilgili sadece ülkemiz değil; civar ülkelerin de potansiyeli dikkate alınarak çalışmalar yürütülmelidir. Tedarik zinciri olarak ülkemizdeki 2035 yılı 5 GW hedefine ek olarak potansiyeli 2 TW’a yaklaşan Karadeniz, Akdeniz, Hazar Bölgesi de dikkate alınmalıdır. Ülkemiz sanayisinin karaüstü RES projelerindeki başarı hikayesi, denizüstü RES projelerinde de uygulanmalıdır.

11. Limanların geliştirilmesi

Denizüstü RES üretim, nakliye ve montaj limanlarının (marshalling port) coğrafi bölgelere ayrılarak planlaması yapılmalıdır. Bu amaçla, Ege, Marmara, Karadeniz ve Akdeniz’de en az birer adet liman belirlenerek gerekli altyapı/üstyapı çalışmalarına başlanmalıdır, mevcut limanların geliştirilmesinin zor olduğu görülmektedir. Yeni limanların inşası düşünülmelidir. Denizüstü RES işletme ve bakım limanları için ise, Ege, Marmara, Karadeniz ve Akdeniz’de halihazırda bulunan limanlarda küçük altyapı/üstyapı değişiklikleri yapılarak kullanılabilmesi mümkündür. 

12. Gemilerin Türkiye’de üretim yol haritası

Denizüstü RES projelerinde kullanılacak olan gemilerin ve diğer yardımcı ekipmanın ülkemiz tersanelerinde yapılması sağlanmalıdır. DRES montajlarının Avrupa ve Çin’de yapıldığından DRT montaj gemileri (Offshore Wind Turbine Installation Vessel-WTIV veya Jack-up Vessel) daha çok bu bölgelerde konuşlanmıştır. Çin’deki 2021 yılı sonunda cazip tarife uygulaması sona erdiğinden 2022 yılında montajlar azalmıştır. 2026 yılına kadar DRT montaj gemi emreamadeliğinde sıkıntı beklenmemektedir. Avrupa’da ve Amerika’da yani DRT montaj gemileri inşası devam etmekte olup Asya ülkelerinde ve diğer yeni gelişmekte olan pazarlarda kullanılmak üzere gerekli planlamalar yapılmaktadır. Ülkemizde denizüstü RES proje montaj gemisi (jack-up vessel) henüz bulunmamaktadır. Tersanecilik sektörü, denizüstü RES projelerinde kullanılan gemiler ile ilgili olarak üretim planlaması yaparak bu gemilerin ülkemizde üretilmesini sağlamalıdır.

13. DRES izin süreçlerinin kısaltılması

Denizüstü RES izin süreci mümkün mertebe kısaltılmalıdır. Avrupa ülkeleri bu konuyu gündemde tutarak çare aramaktadır. İngiltere bu süreci en etkin ve kısa sürede sonuçlandıran ülke konumundadır. Denizüstü RES projelerinin izin süreçlerinin azaltılması için İngiltere Haziran 2023 tarihinde Offshore Wind Environmental Improvement Package (OWEIP) planı açıklamıştır. Bu plana göre, DRES projelerinin izin sürecinin 4 yıldan 1 yıla indirilmesi planlanmıştır. Bu planda One-Stop-Shop (OSS) yaklaşımı önerilerek tek kamu kurumu üzerinden izin süreçlerinin bitirilmesi teklif edilmiştir. OSS teklifi sadece süre kısaltımı değil; aynı zamanda projelerin önündeki belirsizliklerin ve gecikmelerin minimize edilmesi amaçlamıştır. 

14. DRES izin süreçleri yol haritası yayınlanması

DRES izin süreci ile ilgili açık ve şeffaf bir yol haritası yayınlanmalıdır. Bu süreçte, bütün izin işlemleri tek kamu kurumu (one stop shop) üzerinden yürütülmelidir. İzin süreçlerinin detaylı bir şekilde anlatıldığı el kitabı yayınlanmalıdır. Bu kitapta izin süreleri belirtilmeli ve uygulamada buna uyulmalıdır.  

15. DRES için ayrı kanun çıkartılması

Mevzuat düzenlemesi DRES projelerinin gelişimi ve finansman teminindeki en önemli hususlardandır. Açık ve yatırımcıyı çekebilecek bir mevzuat yapısının oluşumu denizüstü RES yatırımlarının en önemli itici gücüdür. Birçok ülke DRES yatırımları için özel bir “Denizüstü Rüzgar Enerjisi Kanunu-OffshoreWind Energy Act” çıkarmıştır. Denizüstü RES projelerinin dinamikleri farklı olduğundan dolayı bazı özellikleri bulunmaktadır. Bunlar aşağıda sıralanmıştır:

Tahmin Edilebilirlik

DRES mevzuatı tahmin edilebilir (öngörülebilir) olmalıdır; süreç içerisinde belirsizlikler barındırmamalıdır.

Riskler

Mevzuatta risk oluşturabilecek hususlara dikkat edilerek, ileride oluşabilecek risklerin minimize edilmesi gereklidir.

Yatırımın Geri Dönüşü

Mevzuat, yatırımcıya makul bir geri dönüşü sağlamalıdır. Eğer riskler yüksek olursa, yatırımcıların geri dönüş beklentisi de yüksek olur.

Zaman Planlama

DRES mevzuatı, DRES projelerinin izin süreçlerinin zaman planlamasının açık bir şekilde dikkate alarak açık ve net bir zaman planı çizmelidir. Hangi iznin nereden alınacağı ve sürecin belirtilmesi önem arz etmektedir. 

Altyapı ve İş gücü

DRES projelerinin hayata geçirilebilmesi için elektrik şebeke planlama, liman, tersane ve işgücü önemlidir.

Finanse Edilebilir (Bankable) Elektrik Satış Anlaşması (ppa)

Mevzuatta elektrik satış mekanizması ve diğer teşvik, garanti gibi hususların açık bir şekilde belirtilmesi gereklidir. Projelerin finanse edilebilmesi açısından bu kriterler önemlidir. Elektrik satış anlaşması finanse edilebilir cazip şartları içermelidir.

Vergisel Teşvikler

Sıfır karbon hedeflerine ulaşılabilmesi için bütün diğer yenilenebilir enerji kaynakları (karaüstü RES, güneş enerjisi, hidro, biyokütle vb.) sektörün başlangıcından ciddi vergi teşvikleri ile desteklenmiştir. Aynı sürecin denizüstü rüzgar enerjisi için de işletilmesi gerekmektedir. Piyasa olgunlaşana kadar veya diğer enerji kaynakları ile rekabet edebilene kadar bu durum kaçınılmazdır.

Sektörel İş birliği

Sektörün oluşumunda kamu, STK’lar, özel şirketlerin bir araya gelerek çalışması sürecin doğru ve akıcı bir şekilde ilerlemesini sağlar.

16. ÇED sürecine paydaşların müdahiliyeti

Denizüstü RES ÇED sürecine bütün paydaşların katılımı sağlanmalıdır. İleride ortaya çıkabilecek sorunlar, bütün paydaşların sürece etkin katılımı ile minimize edilebilir.

17.  İnşaat ve işletme dönemi ÇED sürecinin uygulanması ve kontrolü 

Denizüstü RES projesi gerek inşaat aşamasında ve gerekse de işletme sürecinde çevre ile uyumlu bir şekilde çalışabilmesini mümkün kılan bir çevresel regülasyona tabi tutulmalıdır. Bu konu, Denizüstü RES projelerine diğer bütün paydaşların daha sıcak bakmasını temin eder. Bu sürece, yerel paydaşlar olan belediye, yerel halk, balıkçılar, liman işletmeleri, turizm sektörü gibi paydaşlar müdahil edilmelidir.

18. DRES projesinin balıkçılıkla etkileşimi 

Bilindiği gibi balıkçılık sektörü, ülkemizdeki önemli istihdam alanlarındandır. Denizüstü RES projesinin balıkçılık sektörü ile inşaat ve işletme döneminde uyumlu çalışabilmesi gereklidir. Bunu sağlayabilmek için gerekli koordinasyon ve bilgi akışı, tanıtımlar sağlanmalıdır. Balıkçı kooperatifleri ve balıkçı barınakları konu ile ilgili bilgilendirilmelidir. Bu konuda daha önce anlatılan İngiltere Scroby Banks projesi örnek verilebilir. Halkla ilişkilere önem verilerek DRES projesinin balıkçılıkla uyum içerisinde çalışabileceği açık bir şekilde paydaşlara anlatılmalıdır.

19. Kadın çalışan kotası

DRES projelerinde kadın çalışan kotası konulmalıdır. Bu hususta kadın çalışanlara pozitif ayrımcılık uygulanmalı ve ihale şartnamesi buna göre dizayn edilmelidir. 

20. Finanse edilebilirlik (Bankability) 

DRES ihale şartnamesi ve koşulları ülkemiz koşulları için rekabetçi olmasının yanında makul bir kar bırakarak uluslararası yatırımcılar için cazip şartlar sunmalıdır. Özellikle elektrik satış anlaşması (PPA), finanse edilebilir (bankable) kriterleri içermelidir.  

21. İş sağlığı ve iş güvenliği 

DRES projelerinin geliştirilme aşamasından demontajına kadar olan tüm süreçlerde iş sağlığı ve iş güvenliği (health and safety) kurallarına uyulması sağlanmalıdır.

22. Çevreye karşı duyarlılık 

DRES projelerinin geliştirilme aşamasından demontajına kadar olan tüm süreçlerde çevreye minimum hasar verilecek şekilde planlama yapılmalıdır.

23. Mühendislik firmaları teşvik sistemi 

Karaüstü RES ve GES projelerinde sektör başlangıcında verilen vergisel teşvikler denizüstü RES  projelerinde de işletilmelidir. Bunun yanında denizüstü RES projeler için hizmet veren startup mühendislik firmaları desteklenmelidir.

24. DRES projeleri eleman ihtiyacı 

Denizüstü RES sektörü birçok farklı iş kolunu içermektedir. Sektörde farklı uzmanlık alanlarının yanı sıra denizde çalışabilmenin de eğitimlerinin alınması gerekmektedir. Deniz biyoloğundan, deniz lojistik uzmanına, denizaltı kaynak mühendisinden, meteorolojiste kadar geniş bir disiplin içermektedir. Bu amaçla aşağıdaki hususlar bu açığı kapatmak için önerilmektedir;

a.DRES projelerinin devamlılığı sağlanarak mezunların buraya ilgisi yönlendirilmelidir,

b.DRES projelerinde çalışacak kişilerin eğitim alabileceği merkezler oluşturulmalıdır.                

25. Yeşil hidrojen üretimi 

Denizüstü RES projelerinde ileriki aşamada yeşil hidrojen üretebilme ve iletebilme kapasitesi dikkate alınmalıdır. 

26. Power-to-X planlaması 

Denizüstü RES projelerinden hidrojen üretiminin bir sonraki adımı olan Power-to-X süreci de projelendirme aşamasında planlanmalıdır.

27. Enerji adası planlaması 

Marmara Denizi’nde ileriki süreçlerde enerji adası yapılabilmesi hususu dikkate almaya değer bir noktadır. Enerji adaları ile İstanbul, Kocaeli, Bursa, Yalova, Balıkesir, Çanakkale ve Tekirdağ illeri deniz üzerinden birleşerek elektrik şebeke stabilitesi Marmara ve Trakya Bölgelerinde sağlanmış olur.

28. Denizüstü RES demontaj planlaması

Denizüstü RES projesinin ekonomik ömrü sona geldiğinde yapılacak olan demontaj faaliyeti için bütçe mutlaka en baştan planlanarak ayarlanmalıdır.

Türkiye'nin alanında en özel yayınlara sahip medya grubu MONETA'nın sektörel dergi ve portallarının yönetimine katkıda bulunmaktayım. MONETA bünyesinde yeni nesil yayıncılık anlayışıyla içerik yönetimini geliştirmeye devam ediyoruz.

Deniz üstü Rüzgar Enerjisi

Ingeteam’den deniz üstü rüzgar türbinlerini döndürecek enerji depolama sistemi

Yayın tarihi:

-

Yazar

Ingeteam’den deniz üstü rüzgar türbinlerini döndürecek enerji depolama sistemi

Zorlu rüzgar koşulları ve hava koşullarından kaynaklanan elektrik kesintileri nedeniyle rüzgar türbininin elektrik şebekesiyle bağlantısı kesildiğinde kule üzerindeki nacelle’i döndürmekten sorumlu dizel sistemlere güvenilir ve daha verimli bir alternatif sunmak için 2020 yılında sistem geliştirmeye başlayan Ingeteam, Yaw Backup sisteminin ilk 15 ünitesini geliştirerek Birleşik Krallık’taki bir deniz üstü rüzgar projesine tedarik ediyor.

Rüzgar türbinine enerji sağlayan bir batarya ile birlikte bir frekans dönüştürücüsünden oluşan sistem, böylece genellikle açık denizlerde meydana gelen aşırı hava koşullarına dayanabiliyor ve rotoru rüzgar yönünde hizalı tutabiliyor. Bu sayede kanatlar ve yapı üzerinde etkili olan kuvvetler en aza indirilerek olası arızalar ve rüzgar türbini bileşenlerinde önemli hasarlar önleniyor.

Olumsuz hava koşullarında anında tepki vermeyi garanti eden ürün, Yaw Backup sistemini doğrudan besleyerek rüzgar türbininin mekanik gerilimlerini azaltan, böylece tüm bileşenlerinin güvenliğini koruyan ve ekonomik kayıpları önleyen sürdürülebilir bir çözüm sunuypr. Buna ek olarak, Yaw Yedekleme Sistemi, diğer sistemlerin yanı sıra kontrol ve iletişim gibi temel yükleri desteklemek için acil bir elektrik güç kaynağı da sağlıyor.

Bu sistemler, tayfun ve diğer olumsuz hava koşullarından etkilenen bölgelerde bulunan parklarda da kullanılıyor. Bununla birlikte, deniz üstü rüzgar türbinlerinin boyutlarındaki artış, desteklenen yüklere karşı giderek daha hassas hale geldikleri ve bu durumlarda Yaw Yedekleme Sistemi gibi çözümlerin gerekli olduğu anlamına geliyor.

Ingeteam tarafından geliştirilen bu sistemin ilk ünitelerini halihazırda teslim alan ve kuran Birleşik Krallık’taki proje, fosil yakıtlarla çalışan mekaniklerden kaçınarak temiz enerji üretme misyonuyla uyumlu bir sisteme geçiyor. Nacelle’in hareketini sağlayan bataryalarda depolanan enerji, rüzgar türbininin kendisinden geliyor ve bu da projelerin sürdürülebilirliğine katkıda bulunarak %100 yenilenebilir olmasını sağlıyor.

Önümüzdeki aylarda faaliyete geçecek olan projenin farklı aşamalarında, ilk test aşamasını çoktan geçmiş olan Ingeteam teknolojisi kullanılacak.

Devamını oku

Deniz üstü Rüzgar Enerjisi

Mayıs 2024 itibarıyla dünya denizüstü rüzgar enerjisi son durumu

Yayın tarihi:

-

Mayıs 2024 itibarıyla dünya denizüstü rüzgar enerjisi son durumu

2023 yılında toplam RES kurulu gücü 1050 GW’a ulaşmış, toplam elektrik tüketiminin %10’nu RES’ten karşılanmıştır. Denizüsü RES özelinde ise, 2023 yılında 9.8 GW yeni kapasite eklenerek toplam denizüstü RES kurulu gücü 67.4 GW’a ulaşmıştır. Bu kapasitenin yarıya yakını Çin’de, 31.5 GW ile işletmededir. 2023 yılında sektör ciddi bir fiyat artış şoku yaşamıştır. Tedarik zincirindeki fiyat artışları bazı projelerin fizibilitelerinin tekrar değerlendirilmesine yol açmıştır. Bununla birlikte, 2023 yılında 42 GW yeni kapasitenin ihalesi yapılmıştır. 2024 sonu ile birlikte toplamda 70 GW kapasitenin ihalesinin tamamlanması beklenmektedir. Yıllık kurulu güç artışları aşağıdaki tabloda verilmiştir. 

Şekil 1: 2014-2023 yılları arasındaki yıllık kurulu güçler.

Şekil 1: 2014-2023 yılları arasındaki yıllık kurulu güçler.

2014-2023 yılları arasındaki kümülatif kurulu güçlere bakıldığında gittikçe artış gösteren bir trend olduğu görülmektedir.

Şekil 2: 2014-2023 yılları arasındaki kümülatif kurulu güç gelişimi.

Şekil 2: 2014-2023 yılları arasındaki kümülatif kurulu güç gelişimi.

Global Denizüstü Rüzgar Türbin (DRT) piyasası

2023 yılında 22.9 GW denizüstü RT satış anlaşması yapılmıştır. SiemensGamesa bu kapasitenin %33’ünü oluşturmaktadır. İngiltere’de bulunan Hornsea projesinde SG 14-236 kullanılacak olup ana projelerdendir. Vestas 3.1 GW ve Ming Yang 1.8 GW kapasite ile sıralanmaktadır. 2018-2023 periyoduna bakıldığında SiemensGamesa %26 pazar payı ile hala piyasa lideridir; MYSE %13, Vestas %10 ile onu takip etmektedir. 

Ortalama denizüstü RES kurulu gücü ise 2023 yılında 392 MW olmuştur; 2022 yılında bu değer 225 MW idi.

Dünyadaki en büyük yüzer denizüstü RES ise Norveç’te işletmeye alınmıştır. 88 MW Hywind Tampen projesi Norveç kıyısından 140 km açıkta kurulmuştur. Diğer yüzer projeler ise Çin’de (7.5 MW) ve İspanya’da (2 MW) bulunmaktadır.

Çin, 2023 yılında eklediği 5 GW kapasite ile toplam kurulu gücünü 31.5 GW’a çıkararak dünya liderliğini sürdürmektedir. 

Hollanda, Hollandse Kust Noord (759 MW) ve Hollandse Kust Zuid (1.5 GW) projelerinin işletmeye almıştır. 

Dünya çapında 282 adet denizüstü RES işletmede olup, bunun 158’i Asya’da, 122’si Avrupa’da ve 2 adedi ise ABD’de yer almaktadır.

Şekil 3: 2014-2023 yılları arasındaki kümülatif kurulu güç gelişimi.

Şekil 3: 2014-2023 yılları arasındaki kümülatif kurulu güç gelişimi.

İnşaatı devam eden projelere bakıldığında ise; Çin’de 6.3 GW, İngiltere 3.9 GW ve Tayvan’da 2.4 GW denizüstü RES projeleri olduğu görülmektedir. Japonya ve Hindistan sektöre iddialı girişler yapmıştır. GWEC raporuna göre, 2024-2028 yılları arasında 27 GW yıllık ek kapasite eklenmesi öngörülmüştür. 

Kaynaklar:

Global Offshore Wind Report, World Offshore Wind Forum, 2023.

GWEC, Global Wind Energy Council, GLOBAL WIND REPORT 2024.

Devamını oku

Deniz üstü Rüzgar Enerjisi

TotalEnergies ve European Energy, iş birliklerine offshore rüzgarı da ekliyor

Yayın tarihi:

-

Yazar

TotalEnergies ve European Energy, iş birliklerine offshore rüzgarı da ekliyor

Elektrik alanındaki entegre gelişiminin bir parçası olarak Danimarka, Finlandiya ve İsveç’te deniz üstü rüzgar enerjisi projeleri geliştirmek için European Energy ile yeni bir anlaşma imzalayan TotalEnergies, sadece Danimarka’da 405 MW’lık offshore rüzgar enerjisi projesi geliştiriliyor. TotalEnergies’in iş birliği yaparak hisse satın aldığı Danimarka’da yer alan projeleri; %85 ile 240 MW’lık Jammerland Bugt Offshore Rüzgar Projesi, %72,2 ile 165 MW’lık Lillebaelt South Rüzgar Projesi oluşturuyor. 2023’ün Aralık ayında Danimarka Enerji Ajansı tarafından onaylanan, münhasırlık ve şebeke bağlantı izinleri alınan bu iki projenin, nihai inşaat izinlerinin 2024 yılı ortalarında alınması ve 2030 yılında faaliyete geçmesi bekleniyor. Bu sahalarda üretilen elektriğin ise, doğrudan elektrik toptan satış piyasasında veya Kurumsal Güç Satın Alma Anlaşmaları (CPPA) yoluyla satılması ve karbon ayak izlerini azaltması planlanıyor.

3 ülkede büyük ölçekli offshore rüzgar projeleri için ortak geliştirme

İsveç ve Finlandiya’da ortak bir girişim aracılığıyla yeni büyük ölçekli offshore rüzgar projeleri geliştirmeyi ve işletmeyi planlayan TotalEnergies ve European Energy, bunun yanı sıra Danimarka’da yaklaşan offshore rüzgar ihalelerine teklif vermeyi de planlıyor. TotalEnergies’in büyük ölçekli projelerdeki deneyimi, ticari piyasalardaki alım-satım ve pazarlayabilme becerisi tarafından desteklenecek ortaklık, European Energy’nin sıfırdan projeler geliştirme ve bu ülkelerdeki paydaşlarla başarılı bir şekilde ilişki kurma konusundaki geçmişinden yararlanmayı planlıyor. Deniz üstü rüzgar projeleri için yapılan bu anlaşma, TotalEnergies ve European Energy arasında 2023’te birden fazla coğrafyada yenilenebilir enerji projeleri geliştirmek, inşa etmek ve işletmek için yapılan bir önceki anlaşmayı izliyor.

Gerçekleşen ortaklıkla ilgili konuşan TotalEnergies Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Vincent Stoquart, “European Energy ile iş birliğimizi genişletmekten mutluluk duyuyoruz. Danimarka’daki bu yeni açık deniz rüzgar projeleri, ticari ülkelerde rekabetçi maliyetlerle yenilenebilir projeler geliştirme stratejimizle uyumludur. Bu ortaklık, TotalEnergies’in European Energy’nin Kuzey Avrupa’daki uzun süreli varlığından yararlanarak buradaki işlerin genişletilmesine olanak tanıyacak” diyor.

European Energy Grup CEO’su Knud Erik Andersen ise, “TotalEnergies ile bu ortaklık, Kuzey Avrupa’da yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandıracak. Sıfırdan proje geliştirme konusundaki uzmanlığımız ve TotalEnergies’in büyük ölçekli operasyonlardaki deneyimi, son teknoloji ürünü offshore rüzgar tesisleri sunmamızı sağlayacak. İskandinav enerji piyasası hakkındaki derin bilgi birikimimizi bu girişime katarak iddialı projelerin başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamaktan heyecan duyuyoruz. Bu iş birliği sadece yenilenebilir enerji sektöründeki konumumuzu güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda Avrupa’da sürdürülebilir kalkınma ve enerji bağımsızlığı konusundaki kararlılığımızın da altını çiziyor” ifadelerini kullanıyor.

2023 yılı sonunda yenilenebilir enerji üretimindeki brüt kurulu gücünü 22 GW’a ulaştıran TotalEnergies’in deniz üstü rüzgar enerjisinde 16 GW’tan fazla kapasitesi bulunuyor. Firmanın offshore rüzgar projeleri; Birleşik Krallık, Güney Kore, Tayvan, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya’da yer alıyor.

Devamını oku

Trendler