Connect with us

Sektör Haberleri

TÜREB Başkanı: Rüzgârda hedef her sene 1.000 MW kurulum, 1.000 MW kapasite tahsisi

Yayın tarihi:

-

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı Hakan Yıldırım’la bir söyleşi gerçekleştirdik. YEKA RES-2 ve destek mekanizmalarına ilişkin bilgiler sunan Hakan Bey, 2019 yılı beklentilerini de paylaştı bizlerle.

Geçen Nisan ayında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından YEKA RES-2 başvuruları alındı. 2017 yılı ihalelerinden sonra gerçekleştirilen ilk rüzgâr ihalesi olacak. Süreç hakkında değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

İlk YEKA’dan farklı olarak, her biri 250 MW’e gücünde olmak üzere belirlenen 4 farklı bağlantı bölgesine toplam 22 başvuru yapıldı. Bakanlık tarafından değerlendirme aşamasında olan başvurulara bakıldığında, toplam gücün MW’lara bölünmesi sonucunda YEKA modelinin artık orta ve büyük ölçekli yatırımcılara hitap eden bir yatırım fırsatı sunduğunu görüyoruz.  

YEKA modelinde sürekliliği sağlamak için, yerli ürün kullanım karşılığı yöntemi ile ihale edilmesi durumunda, ölçeğin 250 MW yerine 100 MW ya da 50 MW’lık daha makul kapasiteli ihalelere çıkılmasının, projelerin yatırıma dönüşme oranı ve finansman kolaylığı açısından önemli olduğunu düşünmekteyiz. Ayrıca, ETKB tarafından ilan edilen alım garantisi fiyatının sabit tutulması ve yarışmanın bağlantı kapasitesi üzerinden MW bazlı fiyat artışı yöntemiyle yapılmasını önermekteyiz. YEKA projelerindeki yerlilik kriterinin basit bir tanım ve uygulama yöntemiyle gerçekleştirilmesi, sanayi atılımlarının günün şartlarına uyarlanabilmesi yönünde esneklik getirecektir.

TÜREB İstatistik Raporuna göre 2008 yılından bu yana sektörün en düşük yeni rüzgâr santrali kurulumu son iki yılda yaşandı. 2019 yılı için Türkiye rüzgâr sektöründeki büyüme beklentiniz nedir?

Birkaç yıldır küresel anlamda yaşanan ekonomik dalgalanmaların proje finans maliyetlerini artırdığını ve bu nedenle ülkemizde bazı projelerin yavaşladığını, yatırımcının, belirsizlik gördüğü alanlarda riske girmek istemediğini dolaylı olarak da kurulumların azaldığını görüyoruz. Bunun neticesinde, her yıl 1 GW kurulum hedefimizin aksine, 2017 yılında 766 MW, 2018 yılında yalnızca 497 MW güç işletmeye alındı.

Önümüzdeki dönemde aynı hedeflerin devamını başarıyla sağlamak adına, rüzgâr, Türkiye için gerek elde edilmiş uzmanlık gerekse yatırımcı ilgisi nedeniyle, en hızlı devreye alınabilecek enerji yatırımlarındandır. Rüzgâr sektöründe hızla gelişen teknolojilerin getirdiği verimlilik hem üretim kapasitesini artırmakta hem de yatırım maliyetlerini düşürmektedir. Ayrıca hızla gelişen enerji depolama teknolojisi de yenilenebilir enerji üretimlerinin baz yük ihtiyacına cevap vermesine imkân sağlamaktadır.

Rüzgâr enerjisinde her sene 1.000 MW kurulum ve 1.000 MW kapasite tahsisi hedefiyle, sektörümüzün orta ve uzun vadedeki geleceğini belirgin hale getirebilmek ve yatırımların kesintisiz devam ettirilmesi kanaatindeyiz.

TÜREB olarak 2020 yılı sonrası devreye girecek olan destekleme mekanizması ile ilgili sizin beklentiniz nedir?

Sürdürülebilir ve finanse edilebilir rüzgâr yatırımları için bir çıpa fiyatın gerekli olduğu açıktır. Mevcut YEKDEM sisteminin güncel teknoloji; maliyet; finans; coğrafya ve rüzgâr koşullarına göre düzenlenmesi ve piyasa fiyatına yakın bir noktada tanımlanması kamu menfaati ve yatırımların yapılması için gereklidir. Bu amaçla TÜREB olarak önerimiz, başa baş maliyete karşılık gelen 52,2 USD/ MWh’in bedelin çıpa olarak belirlenmesidir (örnek proje gücü 50 MW, kapasite faktörü %35, öz kaynak/borç oranı 30/70, USD kredi faiz oranı her şey dahil %9, ana yatırım maliyeti 55 milyon USD, işletme maliyeti de orman; hazine vb. izin ve sistem kullanım bedellerinin aynı kalacağı varsayımıyla 13,1 USD/MWh olarak alınmıştır). Uzun vadeli ve daha makul finansman kaynaklarına erişim için alım garantisinin 15 yıl olarak düzenlenmesini önermekteyiz.

Ayrıca yerli katkının sektördeki önemine ilişkin bilgi verebilir misiniz? Mevcut teşvikler ile rüzgâr sanayisi istenilen seviyeye ulaştı mı?

Yerli ve milli kaynaklarımızın etkin kullanımıyla enerji arz güvenliğinin sağlanması; nihai tüketicilerin elektrik maliyetlerinin düşürülmesi; karbon salınımının düşürülmesi ve yerlilik sayesinde sanayi istihdamının geliştirilmesi ve cari açığımızın en önemli sebebi olan enerji ithalatının azaltılması hedeflenmektedir. Enerjide dışa bağımlılığın azaltılmasının önemli bir unsuru da ekipmanda da dışa bağımlılığın azaltılmasıdır.

2015 yılında yürürlüğe giren Yerlilik mevzuatı ile gelişmeye başlayan rüzgâr endüstrisi sayesinde günümüzde kule; kanat; jeneratör; dişli ve dişli kutusu ile ankraj ve bağlantı elemanlarının üretimini gerçekleştiriyoruz. Bu bağlamda halihazırda kurulmuş ve gelişmiş olan yerli imalat sanayini korumak; rekabetçi olarak gelecek dönemlere taşıyabilmek adına iç pazarın canlı tutulması şarttır.

Mevcut rüzgâr sanayimizin yerli ekipman kullanımı ile her daim cazip kılınması amacıyla 2020 yılı sonrasında da ek bir fiyat desteği sunulması ve mutlaka alım garantisinden bağımsız olarak (piyasa fiyatıyla birlikte enerji satışı yapılsa dahi) işletilmesi gerekmektedir. Sanayi yatırımlarının planlama ve amortisman süreçlerini düşünerek; yerli katkı desteğinin en az 10 yıl süresince sunulması ve çıpa fiyat desteğindeki gibi USD ve/veya EUR cinsinden seçilebilmesi faydalı olacaktır.

Sektör Haberleri

Bakan Dönmez: Bu yıl elektriğin yaklaşık yüzde 46’sı yenilenebilirden üretildi

Yayın tarihi:

-

Bakan Dönmez, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Bakanlığının 2021 yılı bütçesinin sunumunda, 2020 yılının ilk 9 ayındaki enerji üretim kaynaklarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, 2020’nin ilk 9 ayında elektriğin yüzde 46’sının yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildiğini belirterek “Geri kalan üretimin yüzde 34’ü kömürden, yüzde 19’u doğal gazdan, geri kalanı ise diğer kaynaklardan sağlanmış olup, yerli ve yenilenebilir kaynakların payı yüzde 61 olarak gerçekleşmiştir” dedi.

Dönmez, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Bakanlığının 2021 yılı bütçesinin sunumunda, Türkiye’de eylül sonu itibarıyla kurulu gücün 93 bin 207 megavata çıktığını söyledi. Türkiye’nin son 18 yılda elektrik tüketiminde ortalama yüzde 5’lik artış olduğunu aktaran Dönmez, 2000’in başlarında 130 milyar kilovatsaat olan tüketimin 2019 sonunda 303 milyar kilovatsaate yükseldiğini belirtti. Dönmez, 2020’nin ilk 9 ayında elektriğin yüzde 46’sının yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildiğine işaret ederek “Geri kalan üretimin yüzde 34’ü kömürden, yüzde 19’u doğal gazdan, geri kalanı ise diğer kaynaklardan sağlanmış olup, yerli ve yenilenebilir kaynakların payı yüzde 61 olarak gerçekleşmiştir” ifadesini kullandı.

Yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminin 2000’li yıllarda 34 milyar kilovatsaat olduğunu anımsatan Bakan Dönmez, “Bu, 2019’da dört katına çıkarak 133 milyar kilovatsaat oldu. 2020’nin ilk 9 ayında yenilenebilir enerjiden üretilen elektrik enerjisini kaynak bazında incelersek yaklaşık olarak, toplam elektrik üretimindeki hidroelektriğin payı yüzde 29, rüzgarın payı yüzde 8, güneşin payı yüzde 4, jeotermalin payı yüzde 3 ve biyokütlenin payı yüzde 2 olarak gerçekleşmiştir” bilgisini paylaştı. Bakan Dönmez, yenilenebilir enerji kaynaklı kurulu gücün 2020 Eylül sonunda 47 bin megavata ulaştığına dikkati çekerek, toplam kurulu gücün yarısından fazlasını oluşturduğunu vurguladı.

Yerli kömür ve doğal gaz

Dünya genelinde kömürün birincil enerji arzındaki oranının yüzde 26,9, elektrik üretimindeki oranının ise yüzde 38,2 olduğunu anımsatan Dönmez, “Yerli kömürün enerji arz güvenliğinde önemli bir enstrüman olması kapsamında yürütülen çalışmalar neticesinde, ülkemizin linyit rezervine 11 milyar ton ilave edilerek toplam rezerv 8,3 milyar tondan 19,3 milyar tona çıkarılmıştır” ifadesini kullandı.

Dönmez, doğal gaz arz güvenliği kapsamında yıllık 32 milyar metreküp taşıma kapasitesine sahip Güney Gaz Koridoru’nun ana omurgasını oluşturan TANAP üzerinden 2020 Eylül sonu itibarıyla Türkiye’ye yaklaşık 7 milyar metreküp gaz sevkiyatı gerçekleştiğini bildirdi.

TANAP’ın Avrupa’ya gaz arz edecek kısmının çalışmalarının da tamamlandığını belirten Dönmez, TAP’ın işletmeye alınmasının ardından yıllık 10 milyar metreküp Azerbaycan gazının Avrupa’ya arz edileceğini vurguladı.

Dönmez, İzmir Aliağa’da ve Hatay/Dörtyol’da devreye alınan Yüzer LNG Depolama ve Yeniden Gazlaştırma Ünitesi (FSRU) terminallerinin ardından, Saros Körfezinde üçüncü FSRU tesisinin devreye alınması için çalışmaların devam ettiğini kaydederek “170 bin metreküp depolama ve günlük 28 milyon metreküp gazlaştırma kapasitesine sahip Türkiye’nin yeni FSRU gemisi Ertuğrul Gazi ise yıl sonunda ülkemizde olacaktır.” dedi.

YEKA ve nükleer enerji

Güneş Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) kapsamında Karapınar Güneş Enerjisi Santrali (GES) ile yaklaşık 1,4 milyar dolar yatırım büyüklüğü olan Avrupa ve Orta Doğu’nun tek tam entegre güneş paneli üretim tesisinin açıldığını hatırlatan Dönmez, “Bu tesis sayesinde 100 milyon dolarlık panel ve ekipman ithalatı önlenecek olup burada üretilecek ilk yerli güneş panelleri 1000 megavatlık Karapınar GES’te kullanılacaktır.” dedi.

Dönmez, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) birinci ünitesinin inşasına başlandığının altını çizerek şunları kaydetti: “Akkuyu NGS’nin ikinci ünitesi için inşaat lisansı verilmiş ve ikinci ünitenin temeli de 8 Nisan 2020’de atılarak temel döşemesi betonlama çalışmaları tamamlanmıştır. Akkuyu NGS’nin üçüncü ünitesi için 23 Temmuz’da sınırlı çalışma izni alınmış ve dördüncü ünite için yapılan inşaat lisansı başvurusu 3 Temmuz’da uygun bulunmuştur. Hedefimiz Cumhuriyetimizin 100. yılında Akkuyu NGS’nin ilk ünitesini devreye alarak diğer ünitelerin de birer yıl arayla 2026 yılı sonuna kadar işletmeye alınmasıdır. Ayrıca bu çerçevede Rusya’da nükleer enerji alanında 102 lisans ve 47 yüksek lisans öğrencimiz eğitimine devam etmekte olup mezun olarak yurda dönen 143 öğrencimiz ise projede çalışmaya başlamıştır.”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, 1 Eylül 2018’de açılan doğal gaz piyasasında Ekim 2020 itibarıyla aktif 50 piyasa katılımcısı bulunduğunu belirterek, “2020’nin ilk 9 ayında bu piyasada 3 milyar liranın üzerinde hacme sahip doğal gaz ticareti gerçekleşmiştir.” dedi.

Dönmez, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonundaki bakanlığının 2021 yılı bütçesinin sunumunda, günlük işlemlerin yanında yıllık, çeyreklik, aylık vadelerde fiziksel teslimatlı elektrik ticaretinin yapılacağı Vadeli Elektrik Piyasası’nın da (VEP) yakın gelecekte hizmete sunulacağını söyledi.

Enerji verimliliği ve madencilik

Enerji verimliliğine önem verdiklerini ve bu kapsamda çalışmaların devam ettiğini vurgulayan Dönmez, şöyle devam etti: “Enerji verimliliği ve kaynakların sürdürülebilir kullanımı kapsamında, bina ve hizmetler, enerji, ulaştırma, sanayi ve teknoloji, tarım ve diğer bütün sektörleri ilgilendiren yatay konulara yönelik 55 eylemi kapsayan Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı ile 2017-2023 arasında kümülatif 23,9 milyon ton eşdeğeri petrol (MTEP) enerji tasarrufu planlanmış olup, tüm bu eylemlerin uygulanması halinde 2033’e kadar 30,2 milyar dolar mali tasarruf hedeflenmiştir. Sanayi sektörüne uygulanan verimlilik artırıcı proje destekleri kapsamında 2009’dan günümüze 287 projeye 32,8 milyon lira destek verilmiştir. Bu projelerin toplam yatırım tutarı 136 milyon lira olarak gerçekleşmiş olup, yıllık 109 milyon lira tasarruf sağlanmıştır.” (Kaynak: aa.com.tr)

Devamını oku

Sektör Haberleri

Off-shore altyapısı konusunda neden uluslararası işbirliğine ihtiyacımız var?

Yayın tarihi:

-

Yazar

windeurope-offshore-rüzgar-ülkelere arası işbirliği

17 Eylül’de WindEurope CEO’su Giles Dickson, Birleşik Krallık AB Misyonu tarafından İngiltere Enerji Bakanı Kwasi Kwarteng ile düzenlenen bir panelin moderatörlüğünü yaptı. Katılımcılar: Danimarka Enerji ve İklim Bakanlığı’ndan Christian Stenberg; Avrupa Parlamentosu Üyesi Pernille Weiss; Vattenfall’dan Danielle Lane; ve National Grid Ventures’tan Martin Cook idi. Hepsi, açık deniz rüzgârının inşası ve bunu desteklemek için şebeke altyapısı üzerinde ülkeler arası işbirliğinin önemini vurguladı.

İngiltere, dünyanın off-shore rüzgar kapasitesinin üçte birini barındırmaktadır. Elektrik taleplerinin% 10’unu karşılar ve binlerce iş sağlar duruma gelmiştir. Birleşik Krallık şimdi de açık deniz rüzgarını 2030 yılına kadar 10 GW’dan 40 GW’a çıkarmak istiyor. Geçen yıl hükümet bunu gerçekleştirmek için offshore rüzgar sektörü ile  250 milyon sterlinlik sektör anlaşması imzaladı. Şimdi enerji iletim altyapısını gözden geçiriyor, bu da yeni off-shore kapasitesini şebekeye bağlamanın anahtarı olacak.

Diğer Avrupa ülkeleri, Kuzey Denizi’ndeki off-shore rüzgarı için benzer şekilde iddialı planlar geliştiriyor. Bu nedenle, enerji iletim altyapısı üzerindeki çalışmaları koordine etmek, maliyetleri düşürmeye ve hem denizde hem de karada çevre ve yerel topluluklar üzerindeki etkileri en aza indirmeye yardımcı olacaktır.

Bakan Kwasi Kwarteng, “Avrupalı ​​komşularımızla çok amaçlı hibrit arabağlantı projelerinin faydalarını düşünüyoruz” dedi. İngiltere ile Danimarka arasındaki şu anda yapım aşamasında olan Viking Bağlantısı altyapısına ve İngiltere ile Norveç arasında planlanan Kuzey Denizi Bağlantısına atıfta bulunarak Kuzey Denizi’ni “yeşil enerji süper otoyoluna” dönüştürme potansiyelinden söz etti. Avrupalı ​​komşular arasında “açık ve dostane” bir diyalog çağrısında bulunarak “Off-shore aktarım incelemesi, bunu teşvik etmek için ne tür  destekler sağlayabileceğimizi belirlemeyi hedefliyor” dedi.

Devamını oku

Sektör Haberleri

Yenilenebilir enerjinin yarattığı istihdam 11,5 milyona ulaştı

Yayın tarihi:

-

IRENA’nın her yıl kamuoyuna sunduğu istihdam analizi, yenilenebilir enerjinin yarattığı işlerin uzun vadede arttığını gösteriyor. COVID-19 döneminde istihdamdaki artışın sürekliliğini sağlamak için politikaların güçlendirilmesi gerekiyor.

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (International Renewable Energy Agency, IRENA) tarafından bugün yayınlanan analiz, yenilenebilir enerjinin dünya çapında yarattığı istihdam yoluyla sağlanan sosyo-ekonomik faydaların devam ettiğini ortaya koyuyor. Yenilenebilir Enerji ve İstihdam – Yıllık Değerlendirme Raporu’nun yedinci baskısı, sektörün yarattığı istihdamın geçtiğimiz yıl küresel ölçekte 11,5 milyona ulaştığını gösteriyor. Yeni iş yaratma açısından lider olan fotovoltaik güneş PV teknolojisi, yenilenebilir enerji sektöründe istihdam edilen toplam sayının üçte birine denk gelen 3,8 milyon yeni iş yaratıyor.

IRENA’nın Genel Direktörü Francesco La Camera, “Yenilenebilir enerji teknolojilerini benimsemek hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin enerji pazarında istihdam yaratıyor ve yerel ölçekteki geliri artırıyor. Günümüzde yenilenebilir enerjinin ölçeklendirilmesine liderlik eden ülke sayısı birkaç adetle sınırlı olsa da, tüm ülkeler, yenilenebilir enerji potansiyelini hayata geçirebilir, sanayi sektörünün gelişmesi ve yerel kapasitenin artırılması amacıyla adım atabilir ve çalışanları eğitebilir,” diyor.

Yeni rapor, geçtiğimiz yıl yenilenebilir enerji sektörü tarafından sağlanan istihdamın yüzde 65’inin kaydedildiği Asya’nın, yenilenebilir enerji pazarındaki lider statüsünü koruduğunu ortaya koyuyor. Biyoyakıt sektöründe istihdam edilen kişi sayısı, fotovoltaik güneşi takiben, küresel ölçekte 2,5 milyona ulaşıyor. Bu işlerin büyük bölümü tarımsal tedarik zincirinde, özellikle yoğun emek kullanılan faaliyetlerin gerçekleştiği Brezilya, Kolombiya, Malezya, Filipinler ve Tayland gibi ülkelerde yaratılıyor. Yenilenebilir enerji sektöründeki diğer büyük işverenler, 2 milyon istihdam yaratan hidroelektrik enerji ve 1,2 milyon kişiye iş sağlayan rüzgâr enerjisi olarak belirtiliyor.

Yenilenebilir enerjinin sağladığı istihdamın, fosil yakıt sektörünün sağladığından daha kapsayıcı olduğu belirtiliyor ve cinsiyetler arası dengenin yenilenebilir enerji sektöründe daha iyi gözetildiği görülüyor. Rapor, fosil yakıt sektörlerinde istihdam edilen kişilerin yüzde 21’inin kadın olduğunu belirtirken, yenilenebilir enerji sektöründe istihdam edilen kişilerin yüzde 32’sinin kadın olduğunu ortaya koyuyor.

Kesin bir sayı vermenin zor olduğu ve ölçeği henüz küçük olan şebeke dışı yenilenebilir enerji teknolojilerinin yarattığı istihdam potansiyelinin de arttığı gösteriliyor. Bu teknolojiler arasında güneş enerjisi teknolojisi öne çıkıyor. Dağıtık yenilenebilir enerji sistemleri, kırsal kesimlerde verimli şekilde kullanılabiliyor. İstihdamdaki çarpan etkisi, tarım ve gıda işleme sektörü, sağlık hizmetleri, iletişim ve yerel ticarette görülüyor.

Yenilenebilir enerjinin yarattığı istihdamdaki artışın sürekliliğini korumak için eğitim ve teknik beceri kazanımı, işgücü piyasasına yapılan müdahaleler ve yerel ölçekte kapasite artırımını destekleyen sanayi politikalarını içeren kapsamlı politikalar gerekiyor.

Yenilenebilir Enerji ve İstihdam Raporu’nun 2020 yılı baskısı, işçilerin eğitim ve teknik beceri kazanımını desteklemek kapsamındaki umut verici girişimleri vurguluyor. Bu girişimler arasında, mesleki eğitim, müfredat oluşturma, eğitmenlerin eğitimi, bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımı, yenilikçi kamu-özel sektör işbirliklerinin teşvik edilmesi ve kadınlar gibi toplumsal temsiliyetin sınırlı olduğu kesimlerin işe alınması öne çıkıyor.

Karar vericiler, geçim kaynaklarını kaybetmiş ya da kaybetme riski taşıyan fosil yakıt sektöründe istihdam edilen kişilerin yeni beceriler kazanmasına öncelik vermelidir. Bu kesimin birçoğunun, temiz enerji endüstrisine katkı sağlayacak önemli becerileri ve uzmanlığı bulunuyor.

Dünya, yeni yenilenebilir enerji istihdamında cesaret verici bir büyümeye tanıklık ediyor. Ancak enerji dönüşümünü hızlandıran kapsamlı bir politika çerçevesinin benimsenmesi durumunda, çok daha fazla istihdam sağlanması mümkün. Gelinen dönüm noktasında, bu doğrultuda hareket etmek hiçbir zaman bu kadar önem arz etmiyordu. Dünyanın COVID-19 salgınıyla mücadele ettiği bu günlerde, insanlık iklim değişikliği kaynaklı sorunlara çözüm bulunmadığı takdirde daha nelerle mücadele etmek zorunda kalacağını gösteren sinyaller alıyor. 

Dönüşümün sağlayacağı kazanımlar göz önünde bulundurulduğunda, farklı bir doğrultuda ilerlemenin ihtiyacı inkâr edilemeyecek hale geliyor. IRENA’nın kısa süre önce yayınlanan COVID Sonrası Toparlanma Sürecinde Gündemdeki Konular Raporu, iddialı bir teşvik programının, işlerin her zamanki şekliyle yürütüldüğü senaryoyla kıyaslandığında önümüzdeki üç yıl içinde yaklaşık 5,5 milyon daha fazla istihdam yaratabileceğini ortaya koymuştu. Bu ölçekte bir girişim, IRENA’nın Küresel Yenilenebilir Enerji Görünümü’nde 2050 yılı için yenilenebilir enerji sektöründe öngörülen 42 milyon istihdamın oluşturulmasına yönelik yol haritasıyla uyumlu şekilde hareket edilmesine olanak sağlıyor.

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com