Connect with us

Mühendislik ve Üretim

Rüzgâr ve güneş ölçüm istasyonlarının izlenmesi, analizi ve raporlanması

Yayın tarihi:

-

Geliştirilen bir projenin veya inşası planlanan lisanslı bir rüzgâr veya güneş enerjisine dayalı santral yatırımının proje finansmanı anlamında rekabetçi koşulları temin edebilmesi için en önemli koşullardan bir tanesi doğru ve güvenilir olarak düzenlenmiş bir proje fizibilitesidir. Proje fizibilitesinin temel aldığı en önemli referans noktası ise saha ölçümleridir. Seçilen proje sahasının detaylı olarak incelenmesi ve proje üzerindeki belirsizliklerin giderilmesi ancak güvenilir ölçümler ile sağlanmaktadır.

Ölçüm istasyonlarının sayısının artması ve piyasa düzenleyicilerin yeni yönetmelikler ile ölçüm verilerinin güvenilirliği ve sürekliliğin sağlanma şartı getirmesi sonucunda bir veya birden fazla sayıda ölçüm istasyonu işleten yatırımcıların sağlıklı ölçümler alabilmesi oldukça önemli bir husus haline gelmiştir. İstasyon takiplerinin anlık olarak yapılabilmesi, veri kayıplarının izlenmesi, oluşmuş ve ortaya çıkması muhtemel arızalara hızlıca müdahale edilmesi, günlük ve aylık verilerin anlık olarak analiz edilmesi, bakımların planlanması gerekmektedir.
Bununla birlikte, proje sahasının ve ölçüm istasyonun yeri ile ilgili stratejilerin tespit edilmesi için ölçüm verilerinin istenildiği her an belirli tarih aralıklarında analiz edilmesi, değişik noktalardaki ölçüm direklerinin karşılaştırılması, toplanan verilerin farklı testlerden geçirilerek doğrulamasının yapılması ve analiz veri setinin oluşturulması yatırımın ve ölçümün güvenilirliği açısından büyük önem arz etmektedir.
Gelişen internet teknolojileri, mobil haberleşme imkânları sayesinde günümüzde yüksek kaliteli güvenilir ölçümlerin elde edilmesine imkân sağlanarak ölçüm belirsizliklerin ortadan kaldırılması mümkün olmaktadır. Birkaç yıl öncesine kadar dial-up bağlantılar ile sağlanan veri aktarımları artık manuel müdahaleler gerektirmeden otomatik olarak gerçekleştirilebilmektedir.
Gerçekleştirilen ölçümler sonucunda elde edilen veri setlerinin bir doğrulama sürecinden, uluslararası standart ve kaynaklarda belirtilen testlerden geçirilerek veri güvenilirliğin sağlanması önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle, ölçüm yapan sensörlerin ürettiği verilerin testlerden geçirilmesi, ölçüm aralıklarının, birbirleri ile ilişkilerinin kontrol edilmesi gibi birçok karmaşık adımı kapsayan bir doğrulama sürecine gereksinim duyulmaktadır. Bu testlerin uygulanması sonucunda, testleri geçen veriler artık güvenilir olarak nitelendirmekte ve detaylı analizlerde kullanılmaya hazır hale getirilmektedir.
Tüm bu yukarıda anlatılan koşulların sağlanması, kontrolü, analiz ve raporlamaları ileri düzeyde mühendislik bilgisi getirmektedir. Gelişen mühendislik, yazılım ve bilgisayar kabiliyetleri; büyük iş gücü ve maliyetler ile elde edilen raporların, saniyeler içerisinde üretilmesini sağlamakta, izleme, analiz, raporlama ve planlama yapılabilen kullanıcı dostu yazılımların geliştirilmesine olanak sağlamaktadır.
TNA Yenilenebilir Enerji Ve Endüstriyel Yatırımlar’ın geliştirdiği Inavitas Meteo yazılımın ile, cihaz ve veri tipinden bağımsız, ölçüm istasyonu sahibine ulaşan veri özetlerinin bir web ara yüzü üzerinden görüntülenmesi, temel ve detaylı analizlerin incelenmesi, sensörlerde oluşabilecek hatalı ve şüpheli durumların takibi, kullanıcıların periyodik raporlara ulaşması, toplanan verilerin farklı formatlarda dışa aktarımı ve istasyonların bakım ve yönetim faaliyetlerinin tek bir noktadan takibi sağlanabiliyor.
%100 yerli imkânlar ile ülkemizdeki mevcut regülasyonlara uygun olarak esnek ve geliştirilebilir bir yapıda tasarlanan ve geliştirilen yazılım aşağıda detayları verilen temel özellikleri bünyesinde barındırıyor.
İZLEME: Inavitas Meteo rüzgâr, güneş ve meteorolojik istasyonlar için kusursuz bir izleme imkânı sağlıyor. Bir veya birden fazla sayıda ölçüm istasyonu işleten firma ve kurumlar için, ölçüm verilerinin sağlıklı bir şekilde takibi, veri kayıplarının izlenmesi, gerçekleşmelerin anlık olarak görüntülenmesi, ölçüm istasyonu üzerindeki sensörlerin durumları, bakım dönemlerinin takip edilmesi, kritik öneme sahip hale gelmiştir. Inavitas Meteo ile tüm istasyonlarınızı bir Dashboard ve Harita üzerinde görüntüleyebilirsiniz. Direğinizin konfigürasyonunu ve üzerindeki sensör durumlarını görüntüleyebilir, eksik, hatalı ve şüpheli veri analizlerini gerçekleştirebilirsiniz.
ANALİZ: Inavitas Meteo’nun kullanıcı dostu analiz modülü ile saniyeler içerisinde tarih aralıklı, kritik sorgulamalar gerçekleştiriyor, gelen veri kalitesini kontrol edebiliyor, ölçüm istasyonlarınızı kıyaslayabiliyor ve sizler de bu doğrultuda önemli kararlar verebiliyorsunuz. Analiz modülünde rüzgar hızı, yönü, türbülans yoğunluğu ve sınıfı, sıcaklık, nem, basınç ve batarya gibi ölçülen verileri istediğiniz tarih aralığında sorgulayıp birçok analiz yardımı ile grafikleyebilir ve bunları JPEG, PDF gibi dosya formatlarında indirip kullanabilirsiniz.
RAPOR: Ölçüm verilerinin saniyeler içinde günlük veya aylık olarak raporlanmasını sağlayarak, proje sahasının özet gerçekleşmelerini görebilirsiniz. Bu raporlarda proje sahasına ait kritik öneme sahip bilgilerin yönetici özetlerine ulaşabilir ve bu gerçekleşmelere ait alt detayları grafikler halinde inceleyebilirsiniz. Analiz ve rapor modülü içerisinde çalışan mühendislik hesaplarına ait tüm kodların güvenilirliği için şirket, IEC standartları ve uluslararası araştırma kurumlarının yayınları kullanılıyor.

Rapor; ilgili standartlar kapsamında beklenen tüm sonuçların yer aldığı birçok kritik bilgiyi özetleyerek, kullanıcı için uluslararası geçerliliği olan ve oluşturulması otomatik olarak sağlanan formatlar halinde sunuluyor. Ayrıca rapor formatında MGM sonuç raporunun otomatik olarak oluşturulmasını sağlayan bir modül bulunuyor. MGM rapor modülü gelen veri setlerini güncel mevzuat ve formata uygun şekilde otomatik olarak oluşturmakta.

VERİ: Inavitas Meteo tüm veri akışınızı sizin için takip ediyor. Günlük olarak gelen verileri muhtelif testlerden geçirerek yüzdesel gerçekleşmeleri hesaplıyor. Gelen veri setlerini talep edilen formatlarda hedef sunuculara otomatik olarak yönlendiriyor.

BAKIM: Inavitas Meteo üzerinde tüm bakım kayıtlarını tutabilir gelecek bakımları planlayabilirsiniz. Çalışmayan veya hatalı çalışan sensörleri görüntüleyebilir, direk noktası için Virtual Mast oluşturarak sonraki gün için gerçekleşmesi muhtemel rüzgâr hızını ve meteorolojik koşulları görüntüleyebilir. Bakım ekibinizi bu duruma göre yönlendirebilirsiniz.

INAVITAS METEO ÖZELLİKLERİ
•Uluslararası standartlara ve ülkemiz mevzuatlarına uygun analiz ve raporlama.
•Cihaz ve veri setinden bağımsız esnek veri tabanı uygulamaları.
•İşletilen tüm istasyonların anlık takipleri.
•Hız, Yön, Batarya, Sıcaklık ve Veri güvenilirliğine ait grafik ve tablo gösterimleri
•İşletilen tüm istasyonlarının Google tabanlı haritalar üzerinde anlık gösterimleri.
•Şüpheli ve hatalı veri analizleri.
•Oluşmuş veya ortaya çıkması muhtemel arıza alarmları.
•Sensör bazlı takip.
•Farklı ölçüm istasyonlarının karşılaştırması.
•Excel, Text, WAsP ve WindSim formatlarında hazır veri setleri oluşturma.
•Proje sahaları için uzun dönem veri seti modülü.
•Virtual Mast veri seti modülü.
•Gelecek 24 saat için rüzgar tahmin modülü.
•Ölçüm noktası için türbin tiplerine göre enerji üretim hesap modülü.
•Gerçekleşen ve planlanan bakım modülü.
•Veri tipinden bağımsız text çevirme, gönderme ve MGM sonuç raporu oluşturma modülü.
•Gizlilik sözleşmesi garantisi.
2008 yılında kurulan TNA Yenilenebilir Enerji ve Endüstriyel Yatırımlar Mühendislik Müşavirlik Limited şirketi, bünyesinde bulundurduğu; uluslararası standartlara sahip donanım ve alanında uzman mühendislerle yenilenebilir enerji kaynakları konusunda tüm beklentilere cevap veriyor.
TNA rüzgar ve güneş enerjisi sistemlerinin mühendislik hizmetlerinin yanı sıra; rüzgar ve güneş ölçüm istasyonları üretimi ve kurulumu, enerji izleme yazılımları, proje geliştirme ve danışmanlık, bölge analizi, enerji potansiyeli hesaplama, santral tasarımları, meteorolojik model veri bilgisi oluşturma gibi konularda önemli bir referans noktası olarak kabul edilebilir.
Firma enerji sektöründe dünyanın önemli mühendislik firmalarından İngiltere merkezli SgurrEnergy ile çözüm ortaklığı yaparak yenilenebilir enerji sektörüne katkı sağlamaktadır.
Devamını oku
Reklam
Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mühendislik ve Üretim

Egeres’in global vizyonu

Yayın tarihi:

-

Yazar

Egeres Genel Müdürü Mehmet Günkut Kurtaran ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Türkiye’den ve dünyadan birçok projede aktif rol alan firmanın faaliyet alanları hakkında bilgiler sunan Mehmet Günkut Bey, yurt dışındaki projelerde çalışma pratiğine ilişkin de önemli açıklamalar yaptı.

Hem Türkiye’de hem de uluslararası arenada pek çok projede önemli roller oynadığını bildiğimiz EGERES’in hikâyesini ve faaliyet alanlarını sizden dinleyebilir miyiz?

Egeres olarak bugünkü rüzgar enerjisi bilgi ve tecrübesine, dünyada alanında söz sahibi mühendislik danışmanı Alman ortağımızla ulaştık. Daha kurulduğumuz aylarda sektöre çok hızlı bir giriş yaptığımızı söyleyebilirim. Önemli sayıda mühendis ve teknikerimizi sıfırdan yetiştirdik ve gururla söylüyorum ki sektöre kazandırdık. Yine şirketimizi kurduğumuz yıldan itibaren boru ve kafes tip rüzgar ölçüm direkleri imalatımıza da başlamıştık. Bugüne kadar Türkiye ve yurtdışında 250’nin üzerinde istasyon kurduk ve bunların bakım, rüzgar datası raporlama ve enerji analizleri süreçlerini yürüttük. Artık önemli bir bilgi ve tecrübeye ulaşmış olduğumuz 2014 yılında da rüzgar ve güneş projeleri geliştirme faaliyetlerimize başladık.

Türkiye’den ve dünyadan dâhil olduğunuz projelerden bahsedebilir misiniz?

Tüm Türkiye geneline yayılmış sahalarımızda 3.000 MW rüzgar ve 500 MW güneş olmak üzere 3.500 MW’lık bir proje stoğuna eriştik. Projelerimizi burada EPDK’nın ihalelerine kadar taşıdık ve pek çoğunu da yabancı yatırımcılara transfer ettik.

2016 yılında da önümüze yurtdışında proje geliştirme fırsatı çıkınca bunu değerlendirmeye karar verdik ve o yıl Endonezya’daki Java adasının ilk rüzgar santrali için adımlarımızı attık. Projenin tasarlanan kurulu gücü 100 MW’tır. Tespit ettiğimiz bu sahada Endonezya’daki yerli ortağımızla ve yardımcı partnerimizle saha izinlerimizi aldık ve sonrasında rüzgar ölçümlerine başladık. Şebeke Operatörüyle sistem bağlantı ön anlaşması da paralelde yapıldı. Kendi imalatımız 2 adet rüzgar ölçüm istasyonumuzu Türkiye’den Java adasına taşıdık ve bunları yine kendi ekibimizin süpervizörlüğünde yerli teknisyenlere kurduk. Veri toplama ve işlemelerini sürdürdük. Projemizi 5 yıllık ulusal elektrik planlamasına entegre ettirmeyi başardık. Endonezya’daki bu daha ilk girişimimizde elde ettiğimiz başarımızın verdiği motivasyonla yine Asya Pasifik’in rüzgarlı ve yatırıma kapılarını açmış olan ülkesi Vietnam’da da 2017 yılı başında proje geliştirmek üzere ilk girişimlere başladık. Vietnam’ın rüzgar açısından en verimli bölgesi olan Highland’lerdeki yani Orta Bölgedeki sahalarımızın toplamı 500 MW olarak resmi başvurulara girmiştir. Bu ülkede de yine Türkiye’den getirdiğimiz bizim üretimimiz olan 5 adet rüzgar ölçüm istasyonumuzu kurduk ve ayrıca 1 tane de uzaktan ölçen lazerli ölçüm cihazımızla ölçümleri sürdürdük. Veriler yine İzmir’deki ofisimizde toplandı ve işlendi.

Süreçte epeyce yerel firmalarla çalıştık, 5 yılı aşkın emek verdiğimiz Endonezya ve Vietnam’daki 600 MW’ı aşkın rüzgar projelerimizle yatırımcı olarak birçok enerji devi ilgilendi, bunlar görüşmeleri de bir taraftan sürdürdük. Sonuçta da bunların içinde projeleri hayata geçirebileceğine inandığımız güçlü Fransız firması EDF’e 2021 başına kadar projelerimizi devrettik.

2018 Ekim ayında Vietnam Başbakanı himayesindeki Yatırım Sertifikası Töreni

Uluslararası projelerde partnerlik yapısı içerisinde hareket edildiğini biliyoruz. Bu ilişkiler nasıl kuruluyor ve ilerliyor?

Resmi kurumların tavsiyelerini takip ediyoruz. Bize kendilerince güvenilir ve tecrübeli firmaları öneriyorlar ve biz de bunlarla görüşüyoruz. Zaten bu sefer de seçtiğimiz partner veya danışmanın da bize artı getirdikleri oluyor ve onların da referanslarıyla diğer bir tedarikçiye ulaşıyoruz. Sonuçta bu bir network zinciri oluşturma süreci ve sahada, kurumlarla ve partnerlerle çalıştıkça bu zincir doğal olarak büyüyor.

Yurt dışındaki projelerde çalışmanın ne tür zorlukları var? Uluslararası arenayı hedefleyen rüzgâr enerjisi yatırımcılarına ne tür tavsiyeler vermek istersiniz?

Tabii ki bu işin çok kolay olmadığı ortadadır. Doğru bir ülkedeyseniz, iyi bir strateji ve ısrarlı ilerleme bana göre anahtar olabilir. Yeni bir ülkeye belki sıfırdan ve hemen hiçbir bilgi olmadan girileceği için çok doğru ve en az bir iki yol göstericiye ihtiyaç var. Mevzuatları güncel olarak takip etmek, mevcut ve değişen kuralları ve planlanan yeni yönetmelikleri anlık olarak güncellemek gerekir. Bu anlamda oradaki yol göstericiniz danışmanınız veya ortağınızdır. Ülkelerin yatırımcı çekmek için kurmuş olduğu Yatırım Ajanslarının ülke temsilcilikleri ilk çıkış noktası olabilir. Projenin geliştirilmesi için pek çok parçayı bir araya getiriyorsunuz ve bu zinciri oluştururken tabii ki bazen hatalar yapılabilir. Bunlar için de bedeller ödenecektir, bu da işin doğası gereği. Ancak orada yılmadan süreci devam ettirmek gerekli. Sonuç olarak Egeres bir yatırımcı değil, proje geliştirici, çok büyük bir engel çıkmadığı taktirde süreci ilerletmek zorundayız. Yatırım kararına kadar önemli kurumların izinleri ve sahanın teknik analizleri bizim işimiz, yatırım kararı ise projeye finansmanı getireceklerden sizin seçeceğiniz firmaya ait olacak. İnanıyorum ki doğru bir ülkede belirsizlikleri az olan, doğru bir proje yapıyorsanız buna yatırıma istekli sayısı çok olacaktır.

Türkiye’deki rüzgâr enerjisi sektörünü, olanaklar ve kısıtlılıkları da göz önünde bulundurarak, nasıl değerlendiriyorsunuz?

2008 yılından beri danışman ve proje geliştirme firması olarak sektörün içindeyiz. Gerçi bir RES projesinin de devreye alınmasına kadar yatırımcı adına tüm işleri üstlendiğimiz için izin süreçlerinin çetrefilli olduğunu yaşadık. Bunlar sonuçta çok büyük engel olmadığı taktirde zaman içinde halledilebilir ama eksi katkı paylı ihale süreçleri bence sektörün gelişmesini sıkıntıya soktu. Bildiğim kadarıyla maalesef bazı çok verimli sahalardaki projelerin lisanslarının EPDK’ya iadeleri bile gerçekleşti. Nedeni de muhtemelen yarışlarda verilen ve pek de hesaba sığmayan eksi katkı bedelleridir. Alım garantisi olmayan projelerin finansman sıkıntıları mutlaka olacaktır. Teknolojinin gelişmesi ile maliyetler azalıyor ve türbin kurulu güç ve verimlilikleri artıyor, buna bağlı olarak elektrik fiyatları USD bazında geri gidiyor. Bankable bir ülkenin bankable bir projesi dünyanın her yerinden yatırımcının ilgisini çeker. Bu anlamda düşük bir bedel dahi olsa devlet alım garantisi çok kritik konu.

Kısa veya uzun vadede hayata geçirmeyi düşündüğünüz yeni projeler var mı?

Öncelikle Türkiye’de Ekim 2021’de alınacak YEKA RES-3’e başvurmayı hedefliyoruz. Sonrasında da süreci takip edeceğiz. Öte taraftan da yurtdışında elde ettiğimiz başarıların devamını getirmeyi istiyoruz. Sadece Asya Pasifik ülkelerinde değil, rekabetin çok olmadığı başka ülkelere de bakıyoruz, oralarda bu çok sevdiğimiz ve artık iyi bildiğimiz proje geliştirme işimize devam ederiz diye planlıyoruz. Belki bundan sonrasında en baştan projeye yatırımcı ortaklığıyla gidilebilir. 1,5 yıldır yaşadığımız Covid-19 salgını kaynaklı seyahat ve dolaşım kısıtlamaları rahatlayınca yeniden sahalara inmeye sabırsızlanıyoruz.

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Bana bu keyifli sohbet imkânını verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Umarım sağlıklı bir dünya için gereken yeşil enerji üretimi hızını artıracaktır ve biz de buna elimizden gelen katkıyı sağlamaya devam edebiliriz.

Mehmet Günkut Kurtaran kimdir?
1994 yılında Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği diplomamı aldım. İnşaat ve Dış Ticaret alanlarındaki aile şirketimizde 10 yılı aşkın iş tecrübem oldu. 2008’de Egeres firmamızı kurduk.
Amacımız daha yolun çok başındaki rüzgar sektörüne hizmet sağlamaktı. Halen şirketimiz Türkiye ve yurtdışındaki projeleriyle yoluna devam etmektedir.

 

Devamını oku

Mühendislik ve Üretim

“Yeşil yakalılar”, Windbaba’da buluşuyor

Yayın tarihi:

-

Yazar

Rüzgâr enerjisi sektöründe Türkiye’nin ilk ve tek eğitim portalı Windbaba, pandemi döneminde kitleselleşen uzaktan eğitim sürecinde, geleceğini rüzgâr enerjisi sektöründe şekillendirmek isteyen her seviyedeki yeşil yakalı çalışana bir yıldır teknik eğitim hizmeti sağlıyor. 

On yıl önce dünya insan kaynakları literatürüne giren “yeşil yakalı” tanımlaması; yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarında üretim, montaj ve bakım süreçlerinde görev alan çalışanları kapsıyor. 

Kanat, kule ve rüzgâr enerjisi santrallerinde kullanılan ekipmanların üretimini yapan pek çok şirketin çalışanlarına hitap eden Windbaba’nın Stratejik Çözüm Ortağı, BY Danışmanlık Kurucusu ve Akredite Kobi Danışmanı Bülent Yüce; makine, endüstri, enerji sistemleri, elektrik-elektronik gibi mühendislik bölümlerinde eğitim gören öğrencilerin, çoğu kez rüzgâr enerjisini hiç tanımadan mezun olduklarını vurguladı. 

YÜSEM onaylı sertifika olanağı

Windbaba Stratejik Çözüm Ortağı, BY Danışmanlık Kurucusu ve Akredite Kobi Danışmanı Bülent Yüce

Genç mühendis adaylarının rüzgâr enerjisi sektörünü tanımalarına yardımcı olduklarını belirten Bülent Yüce, şu değerlendirmeleri yaptı: “Genç mühendis adaylarının sektöre adım atmalarında önemli bir işlev yükleniyoruz. Son 15 yılda 161 kat büyüyen, gelecek on yılda mevcudun en az iki katı daha büyüyecek olan rüzgâr enerjisi sektörünü tanımak isteyen mühendislik öğrencilerimiz, şayet belirli bir sayıya ulaşabilirler ve talep ederlerse seçmeli ders olarak rüzgâr enerjisi eğitimi alabiliyorlar. Gençlerimizi bu sektörde geleceklerini aramaya davet ediyoruz. Belirli mühendislik dallarında altyapısı güçlü bir eğitim alan ve geleceğini bu sektörde arayan donanımlı bir gencimizin işsiz kalması sıfıra yakın bir olasılıktır. Sektör profesyonellerinden alınan eğitimlerin iş hayatının başlangıcında çok daha etkili olduğunu görüyoruz. Windbaba olarak biz rüzgâr enerjisinde uzman olan akademisyen ve profesyonel eğitimci kadromuzla akademi dışındaki eksikliği doldurmak için yoğun çaba harcıyoruz. Profesyonel olarak uzun yıllar sektöre hizmet veren eğitimcilerimizin, doğrudan sahada karşılık bulan ve yüksek hassasiyetle hazırlanmış eğitimleri sonrasında katılımcılarımız online sınavda başarılı olmaları halinde Yaşar Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (YÜSEM) onaylı başarı sertifikası alabiliyorlar. Misyonumuz, rüzgara gönül veren ya da en azından merakı olan mühendislik öğrencilerini sektörümüze kazandırmak. Bu anlamda henüz bir yıllık bir geçmişe sahip olmamıza rağmen sosyal sorumluluk çalışmalarımızı da hayata geçiriyoruz. İzmir Kalkınma Ajansı ile yaptığımız işbirliği sonucunda 101 üniversite öğrencisine 12’şer adet eğitim sağladık ve en başarılı 16 öğrenciye sektör profesyonelleri tarafından mentörlük hizmeti vererek kariyerlerini şekillendirme konusunda yardımcı olduk.”

Eğitimde kalitenin ölçüsü ne? 

Türkiye’de 15-24 arasındaki çalışabilir genç nüfusta işsizlik oranının yüzde 26,1 ile tarihin en yüksek noktasında olduğuna belirten Bülent Yüce, gençlerin işgücüne, bilgisine ve becerisine ihtiyaç duyan sektörlerin başında rüzgâr enerjisi sektörünün geldiğine dikkat çekti. Şirketlerin kurumsallaşma yolculuklarında, çalışanlara verilen eğitimlerin bir performans göstergesi olduğunu da ifade eden Yüce, son yıllarda eğitimlerin ve eğiticilerin kalitesinden çok, eğitimin fiziki şartları ve halkla ilişkiler yönünün öne çıkmaya başladığına vurgu yaptı. Lüks salonlarda çok yüksek maliyetlerle verilen eğitimlerin, “daha başarılı” olduğu görüşünün doğru olmadığına işaret eden Bülent Yüce, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu durum, ekonomik krizlerle mücadele eden şirketlerin ilk tasarruf kalemleri arasında eğitimlerin olması sonucunu doğurdu.  Windbaba, alanlarında çok önemli uluslararası deneyim sahibi eğitimcileriyle bu algıyı kırmak üzere yola çıktı. Teknik eğitimlerin çok daha uygun maliyetle internet ortamında da verilebileceğini gösteriyoruz.”

Windbaba’nın eğitim ajandası

Windbaba’nın online eğitimlerinde katılımcılara; “Küresel Enerji Görünümü ve Rüzgâr Enerjisi”, “Rüzgâr Türbini”, “Onshore (karasal) ve Offshore (denizüstü) Kule Üretimi”, “Rüzgâr Ölçümleri”, “Rüzgâr Türbinleri Bakım ve Servisi”, “Rüzgâr Türbini Teknolojileri”, “Proje Yönetimi”, “Enerji Analizi”, “Borç Veren Mühendisliği”, “Teknik Değerlendirme ve Teknik Raporlama” ve “Rüzgâr Enerjisi Finansmanı” başlıklarında eğitimler veriliyor.

Devamını oku

Mühendislik ve Üretim

Mühendis gözüyle rüzgar enerjisi projelerinin dünü ve yarını

Yayın tarihi:

-

Yazar

Hem kamu kuruluşlarında hem de özel sektörde uzun yıllar çalışmalar yapmış olan ve enerji piyasalarını yakından tanıyan İnşaat Yüksek Mühendisi Gürsel Kızıloğlu ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Rüzgar enerjisi sektörü başta olmak üzere enerji piyasalarının işleyişi ve mevcut durumu hakkında değerlendirmelerde bulunan Gürsel Bey, bizzat içinde olduğu projeler hakkında da bilgiler sundu bizlere.

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

1980’lerde elektrik geldiğinde, köy girişinde trafo direği dibinde temsilen gaz lambalarının kırıldığı seramonilerden
hatırladığımız Köy Elektirifikasyonu hamlesinde Doğu Anadolu köylerinin elektrik ile tanışması süreçlerinde uzun yıllar hizmet vermiş bir babanın evladı olarak 2000’li yıllar geldiğinde, bir bakıma elektrik iletim ve dağıtımı konusunda bayrağı devralan bir mühendisim.

Çocukluk yıllarından aşina olduğum babamın çok seyahat ediyor olmasından da etkilenmiş olsam gerek 1998 yılında göreve başladığım TEİAŞ Erzurum Bölge Müdürlüğünde arazi çalışmalarını severek yapmaya başladım.

2003 yılında TEİAŞ’ta yaşanan yapısal değişimler sonucunda Doğu Anadolu ve Kuzey Karadeniz bölgesini içine alan geniş bir alanda Enerji İletim Hatları Tesis Kontrol Başmühendisi olarak, Çoruh Havzası barajlarının ürettiği enerjiyi ulusal iletim sistemine aktaracak olan Enerji İletim Hatları başta olmak üzere pek çok projede sahada bulundum.

Dönemi itibariyle Türkiye’nin önde gelen hatlarının tesisi sırasında kamulaştırma süreçlerini de görme fırsatı buldum.

2007 yılında TEİAŞ Genel Müdürlüğü’nde Enerji İletim Hatları etüt-proje faaliyetlerinin yürütüldüğü proje dairesine tayin olarak bu defa işin mutfağını tecrübe etme imkânı buldum.

Yenilenebilir enerji kaynakları ve özellikle rüzgar santrallerinin yoğun olarak hayata geçirildiği bu dönemlerde memleketin her coğrafyasında proje yapma fırsatını yaşadım.

2011 yılı içinde kısa bir süreliğine TEİAŞ Adapazarı Bölge Müdür Yardımcılığı ve sonrasında 3 yıl kadar bir süre ile Enerji İletim Hatları İhale Müdürlüğü görevinde bulundum. Bağlantı Anlaşmaları ile oldukça içil dışlı olduğumuz bu dönemde mahsuplaşma çalışmalarında da bulundum.

2013-2015 yılları arasında da TEİAŞ Coğrafi Bilgi Sistemleri Şube Müdürlüğü yaptığım dönemdeki çalışmalarımızla TEİAŞ İletim Sisteminin bugünkü anlamda CBS’si olan çalışmaların temellerini attık. Ve tüm ülke genelinde enerji iletim hattı ve trafo merkezlerinin konum bilgilerini oluşturduk.

İlk zamanlardan beri aklımın bir kenarında olan özel sektörde çalışma isteği 2015 yılında TEİAŞ’tan istifa ederek sektörün önde gelen firmalarından EMTA Enerji’de Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışma fırsatını bana sağladı.

Yaklaşık 4 yıl sürecek olan bu dönemde, yer altı kablolarından GIS trafo merkezlerine, rüzgar santrallerinden çimento ve demir çelik fabrikalarına kadar pek çok alanda önemli projeleri yönetme imkanım oldu.

2019 yılı Temmuz ayında ise EMTA Enerji’den ayrıldığımda rüzgar santralleri konusundaki serüvenim başlamıştı ve ilk olarak 120 MW Evrencik Rüzgar Santrali tesis çalışmalarını Genel Müdür olarak yönetmek üzere yatırımcı bünyesinde göreve başlamıştım. 2020 Ekim ayında ilk türbini ile YEKDEM’e dahil olma hedefini sağlayan bu projeden ayrılarak bu defe 200 MW İstanbul RES projesinde Genel Müdür olarak göreve başladım.

2020 yılı sonuna kadar yalnızca 2 ay kaldığı bir dönemde çok kısa bir sürede İstanbul RES Projesi’de ilk türbin devreye alınarak YEKDEM’e dahil olunmuş ve önemli bir başarı sağlamıştır.

Rüzgar enerjisi yatırım ve tesis süreçleri açısından fırsatları ve zorlukları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ülkemizde enerjide dışa bağımlılığın azaltılması adına oldukça önemli bir yere sahip olan rüzgar santralleri doğu bölgeleri dahil hemen her bölgeye kurulmaya devam etmektedir. Bu gelişmeler ülkemiz adına oldukça memnuniyetle karşıladığım konuların başında gelmektedir. Ne var ki hem proje geliştirme ve hayata geçirme süreçleri hem de ana maliyeti oluşturan türbin tedarikinin uzun süre dışa bağımlı olarak gerçekleştirilmesi görünmeyen bir dış borç nedeni olmuştur. Son yıllarda kule, kanat vb. önemli aksamlarının yurt içinde imal edilmesi bu bakımdan olumlu yönde önemli bir kırılma sağlamıştır. Tamamen yerli üretimin sağlanmasını değerli buluyorum.

Diğer taraftan 2002-2003 yıllarından itibaren ivme kazanan rüzgar santrallerinin proje geliştirme süreçlerinde de önemli aksamlar yaşandığını ifade edebiliriz. Özellikle rüzgar ölçümleri yapılması sonrasında izin ve lisanslama süreçlerinin yürütülmesi sırasında ilgili kurumlardan olumlu görüş alamayan pek çok proje yer değişikliği yaşamış, kapasite artışı yapamamıştır. Bunu yanı sıra özellikle proje geliştirme ve izin süreçleri yönetimi bakımından kurumsal olmayan nitelikteki danışmanlık sektörünün de bu bakımdan sınıfta kaldığını ifade edebiliriz. İşini ciddiyetle ele alan ve hakkıyla proje geliştirip yöneten danışman firmaları müstesna tabii.

Bir diğer önemli konu da belki siyasi konjonktür nedeniyle belki çevresel hassasiyet ile belki her ikisi birlikte olarak pek çok bölgede rüzgar santrallerinin yapımına karşı çıkan çevreci(!) yaklaşımlar projelerin aksama nedeni olmuştur. Bunun önemli bir nedenini de doğa ve çevre koşullarını önceliğe almadan planlanan rüzgar santrallerindeki başarısız çevre yönetimleri olmuştur. Projelerin kurgulanması sırasında topoğrafyanın çok iyi irdelenmesi, türbin lokasyonlarının doğru yaklaşımlarla belirlenmesi, ulaşım yolları ve enerji nakil yer altı kablo güzergahlarının optimize edilmesi ve tabii ki yüksek gerilim enerji iletim hatlarının çevreci hassasiyetleri gözeterek projelendirilmesi bu konudaki karşı duruşları izale edeceği düşüncesindeyim. Tabii bu durumların vatandaş nezdinde de doğru, açık ve net olarak anlatılması da önemli.

Gerek TEİAŞ döneminde iletim hattı çalışmaları yaptığım projelerde gerekse tesis çalışmalarını gerçekleştirdiğim dönemde proje çevresindeki vatandaşlar ile hep iletişim halinde olmaya, onları empati yolu ile anlamaya ve de projenin ülkemize sağlayacağı katma değerleri doğru olarak ifade etmeye çalıştım. İdari kurumlardan mahalle muhtarlarına ve vatandaşlara kadar her düzeyde bu hususlara dikkat edilmeli diye düşünüyorum. Özellikle doğa harikası orman alanlarında tesis edilecek rüzgar projelerinde bu yaklaşım çok önemlidir.

Bu başlıkta son olarak rüzgar santrali yatırımcılarının da kurumsal profillerinin proje başarılarında oldukça önemli olduğunu belirtmek isterim. Projeyi bir yatırımdan ziyade ülke kalkınmasına sağladığı katma değerle ele almayı, uzman nitelikte proje geliştirme ve yönetme ekipleri ile çalışmayı, uzun yıllar hizmet verecek santrallerin alt yapı yatırımlarında kaliteden ödün vermemeyi başarmamız gerekiyor.

Tamamladığınız ve süreçleri devam eden projeler hakkında bilgi alabilir miyiz?

Tecrübe ve uzmanlık bakımından enerji iletim hatları konusunda pek çok projeyi gerçekleştirmenin mutluluğu bir yana hem kamu süreçleri hem saha tecrübeleri açısından baktığımızda rüzgar santrali projelerini, pek çok mühendislik disiplinini barındırdığından değerli görüyorum.

Ülkemizin hemen hemen her köşesinde bir enerji iletim hattı veya trafo merkezi projesinde imzanızın olması gibi kendinizi değerli hissettiren bir duyguyu yaşamayı tüm mühendis meslektaşlarım için temenni ederim.

Rüzgar santrali yatırım süreçlerini yönetmeyi ve hedefine ulaştırmayı bu açıdan tatminkâr bir meslek seviyesi olarak
görüyorum. Zira aynı yıl içinde 120 MW ve 200 MW gibi tek lisansa dayalı en büyük projelerden olan iki ayrı projeyi hedefine ulaştırma başarısı yönetimi kadar ekibinin de yoğun emek harcadığı bir performanstır.

Bu aşamadan sonra kamuda çalışmış ve sonrasında özel sektörde çalışmalarını devam ettiren, bunun yanı sıra bir inşaat mühendisi olarak bu denli büyük projelere katkı sağlayan biri olarak genç mühendislere de ilham kaynağı olmayı ümit ederim.

Türkiye rüzgâr enerjisi sektörünün gelişimini ve geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Avrupa ve Türkiye açısından rüzgar enerjisi yatırımlarını nasıl değerlendirirsiniz?

Ülkemiz açısından yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapılmasının orta ve uzun vadeli katma değeri oldukça açık.

İlk yıllarda Ege ve Akdeniz bölgelerinde kurulduğuna şahit olduğumuz rüzgar santrallerinin teknolojik gelişmeler
sayesinde artık Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde de kuruluyor olduğunu görmek gelecek adına mutluluk verici.

Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde offshore (deniz üstü – kıyı şeridi) rüzgar santralleri de önemli bir alan oluşturabilir. Ancak Ege Denizi’nde geçmişten gelen komşuluk ve karasuları sorunu bu bölgeyi kullanılamaz kılıyor. Diğer deniz kıyılarımız ve özellikle Marmara Denizi’nin güney kıyıları, Saros Körfezi ve Karadeniz’in Trakya kıyıları bu konuda uygun deniz topoğrafyalarına sahiptir.

2000’li yıllarında başında çalışmakta olduğum Doğu Anadolu Bölgesi’nde rüzgar ölçümü yapmak üzere yatırımcı
bulamadığımız günleri hatırlayınca bugünlerde bu bölgelerde RES yatırımlarının başlamış olmasını da gelecek adına çok değerli görüyorum.

Yatırımları devam eden RES projelerinin başlarda tamamen yurt dışından tedarik edildiğini, şimdilerde üretiminin büyük oranda yerlileştiğini belirtmiştik. Her alanda olduğu gibi Rüzgar Santrallerinde de AR-GE çalışmaları büyük bir öneme sahiptir. Ege bölgemizde oldukça eski dönemlerden beri yel değirmenleri kullanılıyor olmasına rağmen bunun enerji üretiminde bir fikre dönüşmesi ve geliştirilmesi Avrupa’da olmuştur. Zaman içinde verimleri, kapasiteleri ve dinamik aksamları üzerindeki gelişme süreçleri sayesinde işe öncülük eden üretici firmalara ve tabi ülkelere büyük bir know-how sağlamıştır.

Türkiye’de rüzgar santralleri kurulmaya başlanıldığı 15 yıl öncesine gidildiğinde çoğu türbinin 1 MW, 1,5 MW ve en fazla 2 MW olarak kurulmasına karşılık bugün 4,8 ve 5,5 MW güçlerinde türbinler ile santraller kurulmaktadır. Sektör haberlerinde ve üretici bilgilendirmelerinde 10 MW türbinlerin üretim test aşamalarında olduğunu da öğreniyoruz.

Şu halde, ülkemizde daha uzun süre yatırımları devam edecek gibi görünen rüzgar santrallerinde hem işletme hem de yenileme açısından baktığımızda ileride yüksek maliyetler ödenecek gibi görünüyor. Oysa bir an evvel tüm aksamları ile yerli üretim türbinlerin de pazara girmesinin sağlanmasını da gelecek adına önemli buluyorum. Bu konuda Türk imalat sanayiinde ciddi çalışmalar yapan ve bir ölçüde türbin üretimini gerçekleştiren firmaların varlığı da biliniyor. Umarım yakın zamanda tamamen yerli üretim gerçekleştiren kurumları da görürüz.

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Enerji üretimi ve insanlığın kullanımına sunulmasını; hayatının merkezinde bir olgu olduğu düşüncesiyle, girdileri
bakımından dışa bağımlılığı azaltacak her türlü hamlenin desteklenmesi ve teşvik edilmesi gerektiğine inananlardanım. Kaliteli enerji arzı ile yaşamların kalitesine katkı sağlanırken, ülke ekonomisini ve enerji maliyetlerini de gözden ırak tutmamalıyız.

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler