Connect with us

Genel

“RES Anatolia olarak hedefimiz her zaman aynı: Üstlendiğimiz her proje sürdürülebilir bir gelecek için inşa edilmeli”

Yayın tarihi:

-

01 Kasım 2014 Cumartesi 22:37

Yenilenebilir enerji sektörünün küresel liderlerinden biri olan RES Group’un bir iştiraki olan RES Anatolia’nın Genel Müdürü Ayhan Gök’den genel bir 2014 değerlendirmesi:

“2009 yılında kurulan ve Türkiye’de faaliyetlerine başlayarak kendi alanında güçlü bir kimlik oluşturan RES Anatolia , RES Group’un Güney Avrupa’dan sorumlu bölümü olan RES Mediterranean’ın yüzde yüz iştiraklerinden biridir. RES dünya çapında yenilenebilir enerji uygulamaları ve yönetimi alanında geniş tecrübeye sahip; RES Group, bugüne kadar 7.000 MW’ın üzerinde rüzgâr enerjisi projesini hayata geçirdi; halihazırda da tüm dünyada çeşitli aşamalarda 20,000 MW’ın üzerinde proje geliştirilmektedir.

RES Anatolia olarak rüzgâr ve güneş enerjisi projeleri gerçekleştiren dünyanın önde gelen yenilenebilir enerji geliştiricilerinden ve işletmecilerinden biriyiz. Ana faaliyetimiz, rüzgâr ve güneş enerjisi santralleri geliştirilmesi, tasarlanması, inşaası, finansmanı ve işletimidir. Akdeniz havzası ve Orta Doğu çapında yenilenebilir enerji santralleri (rüzgâr, fotovoltaik, CSP) tasarımı, geliştirmesi, finansmanı, inşaatı ve işletmesi alanında uzman bir hizmet sağlayıcıyız. Halihazırda izin ve proje geliştirme süreçleri devam eden iki projemiz mevcut. Lisanslamış olan rüzgar kapasitemiz, 48 MW güce sahip Samsun Havza WPP ve 120 MW kurulu güce sahip Kırklareli´ndeki STFA Yatırım Holding ile birlikte geliştirmekte olduğumuz Evrencik WPP olmak üzere toplamda 168 MW. 2015´in ilk yarısında devreye girecek olan Havza RES projemiz Türkiye´de işletmeye alalacağımız ilk projemiz olacak.
RES Anatolia olarak geçtiğimiz sene Haziran ayında  8 adet güneş projemiz  için lisans başvurularımızı ilgili kurumlara yaptık ve ihale tarihlerinin açıklanmasını beklemekteyiz. Geçen sene sonuna kadar sonuçlanacağını umut ettiğimiz ihale süreçlerinde ne yazık ki ciddi gecikme yaşamaktayız. Türkiye’de regulasyon gereği ne kadar planlama yapsanız da süreçler konusunda bir yerlerde tıkanıyorsunuz. Başvurusunu yapmış olduğumuz projelerimizden çok umutluyuz ve ihale tarihlerini bekliyoruz.
Bunun yanı sıra saha seçim ve ölçüm faaliyetlerini yürütüyor olduğumuz rüzgar projelerimiz için de önümüzdeki rüzgar başvurularına hazırlanmaktayız. RES Anatolia olarak güneş ve rüzgâr enerjisine yatırım yaparak Türkiye’deki portföyümüzü önümüzdeki 10 yıl boyunca her yıl 50 ila 100 MW arttırmayı hedefliyoruz. Dolayısıyla bütün planlarımızı kalıcı olduğumuz ve dinamizmine inandığımız Türkiye’de daha da büyümek üzerine yapıyoruz.

Bu kapsamda 16 olan mevcut personel sayımızı bu yıl 20’ye çıkardık ve takip eden yıllarda da ikiye katlamayı planlıyoruz. Ayrıca ülke olarak yakın ilişkilerimiz olan Orta Doğu ve bazı komşu ülkelerdeki faaliyetlerimizi Türkiye ofisimiz üzerinden yürütmeyi umuyoruz; bu da elbette bu ülkelerdeki siyasi ve ekonomik istikrar sağlanmasına bağlı. Türkiye’yi bu ülkelerde yürütülecek faaliyetlerin merkezi olarak konumlandırmamızın ülke ekonomisine önemli katkıda bulunacağına inanıyoruz. Elbette öncelikle Türkiye’de yenilenebilir enerji sektörünün daha da gelişmesi için yapılması gereken düzenlemeler olduğuna inanıyoruz.

Yenilenebilir enerjinin öncelikle ciddi bir devlet politikası haline gelmesi lazım. Enerji projeksiyonu yapılırken özellikle yerli, doğal kaynaklarımız olan rüzgar ve güneşin ciddi bir oranda dikkate alınması gerekir. Yerli türbin üretimi konusu ise kafaları karıştırıyor. Bunun yapılabilmesi için halen çok önemli engeller mevcut ve ülke olarak zaman kaybediyoruz. Bana göre her zaman dile getirdiğim bir konu olarak, kısa sürede yerli Türbin üretmek yerine her türlü sertifikasyona sahip Avrupalı bir üreticiyi satın alıp millileştirmek hem zaman açısından, hem de ekonomik açıdan çok daha avantajlı olacaktır. Bir diğer konu ise lisanslama sürecinin daima açık olması gerektiğine inanıyoruz. Gerekli teknik şartları yerine getirdiği takdirde herkes bağlantı kapasitesi olan yerlere başvuru yapıp lisans alabilmeli. Ayrıca izin süreçleri YEGEM vb. kurumlar altında merkezileştirilmeli. Kurumlar izin alma süreçlerini kendi aralarında yazışarak halledebilir. Yatırımcı 30 dan fazla kurumla muhatap olmaktansa tek bir merci ile muhatap olmalı ve dolayısıyla izin sürecinin kısalması sağlanılmalıdır.
Türkiye, rüzgâr kalitesi bakımından önde gelen bir ülke. Yenilenebilir enerji konusuna geç giren bir ülkeyiz ancak son dönemlerde görülüyor ki bu konunun önemi algılandı ve çalışmalara hız verildi. 2023 yılına kadar rüzgârda hedef 20 bin MW, fakat bunun 8-10 bin MW’ın üzerinde gerçekleşmesini öngörmüyorum. Bu bağlamda yıllık üretimi 800-1000 MW civarına çıkarmamız gerekiyor. Sektör için gerekli organizasyon yapısının kurulması ve bu çerçevede hareket edilmesi, yenilenebilir enerjinin geleceğini aydınlatacaktır. Kule ve kanat üretimi için yeni kanun kapsamında yürütülen hükümet bazında çalışmalar da var. Ancak sıkıntılar sürüyor. Teşvik sürelerinin uzatılması da yatırımcıyı çekmek açısından avantajlar yaratacaktır.
Sektörün gelişmesine yönelik kamuda devam eden düzenlemeler yenilenebilir enerjiye verilen önemin ayrı bir göstergesi elbette, ancak ne yazık ki yeterli değil. Son dönemde tartışma konusu olan orman izinleri rüzgar yatırımlarının önünü tıkayabilir. Yeni yatırımlardan da ziyade yıllardır devam eden, ÇED raporları alınmış, kapasitelerin açıklandığı projelerin bulunduğu bölgeler bile bu yeni tasarı ile tehlike altında.  Yukarıda da bahsettiğimiz üzere Türkiye’nin daha da geç kalınmadan mevzuatında gerekli değişiklikleri gerçekleştirip, yenilenebilir enerji potansiyelini daha verimli bir biçimde değerlendirmesi gerekliliği artık kaçınılmaz bir gerçek. Böylelikle enerji alanında dışa bağımlılığının en önemli göstergesi olan milli bütçedeki yük de hafifleyecektir. Bunun yanı sıra, Türk üreticilere verilecek uygun teşvikler, devletin Ar-Ge ve teknoloji çalışmalarına sağlayacağı altyapı ve mali desteklerle dünyada birçok gelişmiş veya gelişmekte olan ülkenin yıllar önce keşfettiği ve dolayısıyla köşe başlarını tuttuğu, nispeten yeni bir sektörde oluşacak iktisadi fırsatları değerlendirmemizi, ayrıca gelişmeye son derece müsait pazarda yerimizi almamızı sağlayacaktır.”
Devamını oku
Reklam
Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Biden Başkan, Yenilenebilir Enerji Şampiyon

Yayın tarihi:

-

Yazar

Yenilenebilir enerji endüstrisi, hafta sonunda Biden’in galibiyetinin ilanıyla yükselişe geçti.

Biden’in ABD seçimlerindeki az farkla galibiyeti, özellikle offshore rüzgar enerjisine odaklanan gruplar tarafından memnuniyetle karşılandı. Demokrat kanat siyasetçisinin, ABD’yi Paris Anlaşması ve 2050 yılı sıfır sera gazı emisyonu hedefi çerçevesine geri getirmesi bekleniyor. Biden, bu yılın başlarında, dört yıllık başkanlığında temiz enerjinin kullanımının artırılması için 2 trilyon harcama yapma planlarını açıklamıştı.

Offshore Rüzgar Enerjisi İş Ağı Başkanı Liz Burdock, “Başkanlığa Joe Biden’in seçilmesi, yenilenebilir enerjiye, paydaşlar arasında açık deniz rüzgarına önemli ölçüde odaklanmayı vaat eden bir yönetimin desteğiyle offshore rüzgar enerjisi endüstrisinin önemli ölçüde büyümesine katkıda bulunacaktır” dedi.Tüm yenilenebilir enerji projeleri için vergi kredilerinin çok yıllı olacak şekilde uzatılmasını ve tüm fosil yakıt sübvansiyonlarında ücretsiz pil depolama ve kesintileri umduğunu da sözlerine ekledi.

Ekim ayında, ABD Temsilciler Meclisi’nde Demokratlar, 2025 yılına kadar 12.5GW olmak üzere, 2030’a kadar 25GW offshore rüzgar enerjisi hedefi belirlenmesi için bir yasa tasarısı sundu. Amerikan Rüzgar Enerjisi Derneği, “Amerika için daha temiz ve daha müreffeh bir enerji geleceğini şekillendirmek için birlikte çalışırken” Biden yönetimi ve Kongre ile işbirliği yapmayı dört gözle beklediğini söyledi.

Wood Mackenzie Americas Başkan Yardımcısı Ed Crooks, Biden’in, Trump Yönetiminin offshore rüzgâr enerjisine uyguladığı frenleri tersine çevireceğini, petrol ve gaz gelişimine daha fazla kısıtlama getireceğini ve bu durumun 2035 yılına kadar bu sahada üretimi % 30 oranında azaltabileceğini sözlerine ekledi.

Petrol ve gaz altyapı projeleri için federal izinlerle ilgili kararların sera gazı emisyonları ve iklim değişikliği üzerindeki etkilerini hesaba katarak petrol ve gaz boru hatları ve aktarım tesisleri için yeni engeller yaratacağını ekledi.

Bu arada Biden, elektrikli otomobil satışlarına yardımcı olacak daha sıkı yakıt ekonomisi standartları getirmeyi planladığını ve potansiyel olarak 2030 yılına kadar ABD yollarında 4 milyon EV’ye yol açmayı planladığını, ancak bu on yılın yakıt talebi üzerindeki doğrudan etkinin minimum düzeyde olması beklendiğini söyledi.

Biden İklim Planı’nın aynı zamanda, karbon içermeyen hidrojen üretmek için yenilenebilir enerjilerin kullanılması ve çelik, beton ve kimyasalların dekarbonizasyonu gibi stratejilere odaklanacak bir İklim için Gelişmiş Araştırma Projeleri Ajansı (ARPA-C) kurulmasını önerdiğini söyledi.

Kaynak:renews.biz Photo: Brendan Smialowski/AFP via Getty Images

Devamını oku

Genel

Kablo sektörünün lideri en güçlü 50 kadın CEO arasında

Yayın tarihi:

-

Ekonomist ve Capital dergilerinin “Türkiye’nin En Güçlü 50 Kadın CEO’su” araştırması sonuçlandı. Kadın üst düzey yöneticilerin temsil ettikleri şirketlerin cirosuna göre sıralandığı listede, Türk kablo sektörünün öncü firması Türk Prysmian Kablo’nun CEO’su Cinzia Farisè de yer alarak, Türkiye’nin en güçlü kadın CEO’larından biri oldu.

 Türk Prysmian Kablo, sektöründe ilklere imza atmaya devam ediyor. Şirketin geçtiğimiz yıl görevi devralan CEO’su Cinzia Farisè, Türkiye’nin en güçlü 50 kadın CEO’su arasına girerek büyük bir başarıya imza attı. Ulusal ve çok uluslu şirketlerde uzun bir kariyere sahip olan, hem hizmet hem endüstriyel üretim alanlarında, özel sektörde ve kamuda yönetici ve icracı olmayan yönetici olarak çalışan, birçok firmanın yönetim kurulunda görev yapan Cinzia Farisè, kablo sektöründe ve Prysmian Group bünyesinde 10 yıl boyunca deneyim kazandıktan ve giderek artan sorumluluklar üstlendikten sonra, geçtiğimiz yıl Türk Prysmian Kablo’nun CEO’su olarak Türkiye’de göreve başladı.

Mudanya’da 500’ü aşan çalışanıyla yenilikçi kablo çözümleri ve sistemleri geliştiren Türk Prysmian Kablo, Cinzia Farisè’nin liderliğinde 2019 yılını yaklaşık 1,5 milyar TL ciroyla kapadı.

İnovasyon ve sürdürülebilirlikle büyüyor

Türk Prysmian Kablo’yu kablo sektörüne liderlik eden büyük bir aile olarak tanımlayan ve  ilk hedeflerinin, her gün kriz, kur dalgalanması veya Covid-19, sorun ne olursa olsun en iyisini bekleyen yüzlerce müşteriyi memnun etmek olduğunun bilincinde çalışmalarını sürdürdüklerinin altını çizen Cinzia Farisè, sözlerine şöyle devam etti: “Bu ödülün arkasında, daima ileriye bakan, kendine hedefler koyan, inovasyonla sürdürülebilir uzun vadeli büyümeyi bir araya getiren Türk Prysmian Kablo ailesinin işine olan bağlılığı ve tutkusu var. ‘Türkiye’yi Yarınlara Bağlıyoruz’ misyonumuzdan aldığımız güçle, Türkiye’nin en prestijli projelerinin çözüm ortağı olarak, Türkiye’nin sanayileşmesine ve ekonomisine katkılarımızı sunduk ve sunmaya devam ediyoruz. Ve bugün, ekonomik, sosyal ve çevresel sorumluluğu faaliyetimizin tüm yönlerine entegre etmek amacıyla, iş modelimizi güçlendiriyor ve toplum için fayda sağlamak üzere, Şirketimiz için kar sağlıyoruz.”

Mudanya’dan dünyaya

Teknoloji ve üretim kapasitesini artırmak için, 1964 yılından bugüne dek birçok yatırım yapan Türk Prysmian Kablo, Mudanya’daki fabrikasında 22 bin farklı kablo üretebiliyor. 220 kV’a kadar tüm enerji kabloları, 3 bin 600 çifte kadar bakır iletkenli haberleşme kabloları, fiber optik kablolar, endüstriyel uygulamalarda kullanılan özel kablolar da Türk Prysmian Kablo’nun imzasını taşıyor. Şirket, her sektörde büyük proje ve yatırımların güvenilir çözüm ortağı olarak katkı sağlamaya devam ediyor.

Devamını oku

Genel

SÜT-D’den Dünya Temizlik Günü Çağrısı

Yayın tarihi:

-

Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği, 19 Eylül Dünya Temizlik Günü’nde dijital yaşamı temizleme çağrısı yaparak, dijital karbon ayak izini düşürerek, enerji tüketiminin kesemize ve iklim değişimine maliyetini azaltmaya dikkat çekti.

 19 Eylül Dünya Temizlik Günü, daha temiz ve sağlıklı bir gezegen için atık toplanmasının, yaygın bilinç yaratılmasının hedeflendiği 180 ülkeyi birleştiren küresel sivil hareketlerin en büyüklerinden biridir. Bu yıl, pandemide riskleri en aza indirerek temizlik için “Haydi Yapalım, Dijital Atıkları Temizleyelim ve Doğayı Koruyalım” diyen Let’s Do It Dünya Vakfı’nın sivil eylemi başlattığını belirten İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu “SÜT-D olarak Let’s Do It Türkiye’nin dijital temizlik hareketine katılacağız ve yeşil gücümüzü ülkemizin dijital karbon ayak izini düşürmek için ortaya koyacağız dedi.

İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu

Gördüğümüz ve görmediğimiz atıklarımız mühim

Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu “Evimizde, okulumuzda, işimizde, yolda, tarlada, ormanda, dağda, denizde, gölde, nehirde, yaşarken, uğraş verirken, gezip eğlenirken hep atığımız çıkar. Kâğıt, plastik, ahşap, cam, metal, atık bitkisel yağ, ömrünü tamamlamış madeni yağ, lastik, akü ve elektrikli-elektronik eşya (e-atık) gibi. Geri dönüştürülebilir atıklarımızı görürüz. Hepsinin ulusal servet olarak atık sektörümüzde işlenip katma değer kazanması için duyarlı yurttaş katkımız mühim. Bir de görmediğimiz dijital atıklarımız var. Teknoloji kullanırken bilgisayarımız, dizüstü bilgisayarımız, akıllı telefonumuz var. Bu harika sayısal dünyamızda, dijital evimizde bize özel dosya, fotoğraf, oyun, videolar, yedekleri, e-posta kutumuz, kullandığımız ve kullanmadığımız dosyalar ve uygulamalar var. Dijital eğitim var. Bize hizmet sunan kablolu-kablosuz erişim ağları, dijital veri merkezleri-sunucular, dijital telefon santralleri, e-alışveriş siteleri, e-bankacılık da var. Her yerde, çevrimiçi yaşamda dijital atığa neden oluyoruz” dedi.

Dijital Evimizde Karbon Ayak İzimizi Düşürerek Doğamızı, İklimimizi Koruyalım

Dijital evimizde, internet kullanırken ve cihazlarımızda elektrik tüketiyoruz. Bu tüketimle küresel sıcaklık artışına, iklim değişimine neden olan sera gazları salınıyor. Bir internet araması yaptığımızda, e-posta yolladığımızda bizler küçük bir elektrik tüketimiyle karbon ayak izi yapıyoruz. Ancak veri merkezleri, akıllı sunucular enerji yoğun hizmet sunarak yüksek elektrik tüketimi ile yüksek karbon ayak izi yapıyorlar diyen Prof. Karaosmanoğlu, “4,1 milyar insan, dünya nüfusunun %53,6’sı internet kullanıyor.Lancaster Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mike Hazas’ın değerlendirmesine göre, küresel sera gazı salımlarının %3,7’sinden dijital yaşam sorumlu. Bu miktarın havayolu taşımacığı küresel sera gazı salımlarına eşit olduğunu belirten Dr. Hazas, sera gazı salımların 2025 yılında iki misli artacağını ön görüyor. Sonuç, çevrimiçi gezinmenin, çalışmanın, enerji tüketiminin kesemize akçeli, yüksek karbon ayak iziyle gezegenimize iklim değişimi bedeli yüksek demek. Dijital evimizi mutlaka temizlemek gerekli demek” bilgisini verdi.

Dijital Temizlik Hareketine Katılalım

Prof. Karaosmanoğlu dijital atıklarımızı silerek temizleme, e-posta kutularımızı ve dosyalarımızı düzenleme gereği vurgusu yaparak, depolama alanı, hız, zaman ve düzen kazanarak dijital evimizde, çevrimiçi başarılı olmak için Dijital Temizlik Hareketine Katılım çağrısı yaptı.

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com