Connect with us

Offshore rüzgâr enerjisi santrali çalıştayı gerçekleştirildi

Yayın tarihi:

-

Türkiye’nin ilk offshore rüzgâr enerjisi santrali ihalesi öncesi WindEurope, TÜREB ve 3E, sektör öncülerini bilgilendirdi.  Avrupa’nın önde gelen kurum ve kuruluşları, Avrupa’daki offshore rüzgâr enerjisi projelerindeki deneyimlerini, düzenlenen çalıştayda sektör öncüleriyle paylaştı.

Avrupa Rüzgâr Enerjisi Birliği (WindEurope), Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB) ve yenilenebilir enerji sektöründe bağımsız teknik danışmanlık hizmeti sunan Brüksel merkezli 3E işbirliğiyle, offshore rüzgâr enerjisi projelerinin geliştirilmesindeki teknik noktalar, teknolojiler ve Türkiye’nin potansiyeli, İTÜ Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde düzenlenen çalıştayla masaya yatırıldı. Özel çalıştaya, Türkiye’nin önde gelen enerji kurumları, sektör yatırımcı ve finansmanlarından 100’ü aşkın katılım oldu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, bin 200 megavat kapasiteyle kurulacak Türkiye’nin ilk deniz üstü (offshore) rüzgâr enerjisi santrali ihalesi için son başvuru tarihini 23 Ekim 2018 olarak açıklamıştı. Katılımcıların kilovatsaat başına tavan fiyatı 8 dolar/cent üzerinden açık eksiltme usülü ile yarışacağı ihale öncesi düzenlenen özel çalıştayda, deniz üstü rüzgâr enerjisi santrallerinin proje geliştirilmesine yönelik yapılması gereken teknik hususlar, ölçüm planlamaları, teknoloji seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar, proje inşası ve gerçekleştirilmesi durumlarında izlenmesi gereken yollara ışık tutuldu.

Çalıştayda TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Serdar Ataseven ve WindEurope temsilcisi olan Enerji ve İklim Değişimi Danışmanı Diletta Zeni; Türkiye ve Avrupa’daki offshore rüzgâr enerjisi konjonktürünü ele alırken, offshore rüzgâr enerjisi projelerinin, proje geliştirme, teknoloji seçimi ve şebekeye alma başlıklarını 3E temsilcileri Barış Adiloğlu (Rüzgâr Enerjisi Takım Lideri ve Offshore Rüzgâr Enerjisi Uzmanı) ve Achim Woyte (Şebekeler ve Piyasalar Departmanı, Stratejik Danışman) aktardı. Çalıştayda ayrıca, gemi ve deniz mühendisliği alanlarında sektöründe lider Belçika merkezli DEME firmasının Yatırım Direktörü Herbert Jost, offshore rüzgâr projelerinin gerçekleştirilmesinde karşılaşılan durumları konu alan bir sunum yaptı. Katılımcıları arasında TÜREB Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Erden, WindEurope Enerji ve İklim Değişimi Danışmanı Diletta Zeni, DEME Yatırım Direktörü Herbert Jost, 3E CEO’su Geert Palmers ve 3E Türkiye İş Geliştirme Uzmanı Dr.Sena Serhadlıoğlu’nun bulunduğu bir panel ile sona eren çalıştay hakkında, 3E Türkiye İş Geliştirme Uzmanı Dr. Sena Serhadlıoğlu “Türkiye, yenilenebilir enerji sektöründe yeni bir teknolojinin geliştirilmesi konusunda önemli bir adım atmakta. Özellikle Belçika ve Danimarka gibi pek çok Avrupa ülkesinde, kurulu gücün önemli bir kısmı, bu tip yenilenebilir enerji sistemlerinden sağlanıyor. Bizler de 3E olarak Avrupa’da yer aldığımız projelerde kazandığımız bu deneyimleri, TÜREB ve WindEurope ile birlikte Türkiye’nin öncü kurum ve kuruluşları ile paylaşmaktan çok memnunuz” açıklamasını yaptı.

3E Rüzgâr Enerjisi Takım Lideri ve Offshore Rüzgâr Enerjisi Uzmanı Barış Adiloğlu offshore rüzgâr enerjisi projelerinin, proje geliştirme ve teknoloji seçimi gibi konularını masaya yatırırken, “floating – yüzen” rüzgâr türbinleri teknolojisini katılımcılarla paylaştı. 3E Şebekeler ve Piyasalar Departmanı, Stratejik Danışman Dr. Achim Woyte, “3E olarak 1999 yılında Belçika’da kurulduğumuz tarihten bugüne yenilenebilir enerji üzerine bağımsız teknik danışmanlık ve yazılım hizmetleri sunuyoruz. Verdiğimiz teknik danışmanlık hizmetleri şirketimizin Ar-Ge bölümü olan iLab departmanı tarafından destekleniyor. Dünya’da açık deniz rüzgâr enerjisinin en yaygın olduğu ülkelerden biri olan Belçika’da bulunan ve ülkenin bir numaralı danışmanlık firması olarak, İstanbul dahil 7 ofis ve 40’ı aşkın ülkede verdiğimiz hizmet deneyimini Türkiye’nin sektör öncüleri ile paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz” derken sözlerine, “Türkiye, şu anda tahmin edilen kullanılabilecek yenilenebilir enerji kapasitesinin daha başlarında bulunması ile yakın gelecekte daha nice projelere ev sahipliği yapacak genç bir ülke konumunda” diye devam ederek,  offshore rüzgâr enerjisinin durumunu değerlendirdi.

Rüzgar Türbini İmalatçıları

DAHA FAZLA GÜÇ, DAHA FAZLA UYUM, DAHA FAZLA ESNEKLİK

Yayın tarihi:

-

DELTA4000 GELİŞİMİNE DEVAM EDİYOR

Rüzgar türbini üreticisi olarak 35 yıllık deneyime sahip olan Nordex Grubu, kanıtlanmış teknolojisini ve yenilikçi mühendislik anlayışını birleştirerek bu deneyimini istikrarlı bir şekilde sonraki aşamalara taşımaya devam ediyor.

Nordex, temel tasarım felsefesinin ve operasyon stratejisinin bir parçası olan daha geniş çalışma aralığı anlayışını,  ilk olarak 2017’de N149/4.0-4.5 türbin tipi ile birlikte tanıtmıştı. Zaman içinde Delta4000 serisini geliştirme ve test etme deneyimlerini bir araya getirerek, bu anlayışını yeni N149/5.X ve N163/5.X ile bir üst seviyeye taşıdı.

 Yeni N149/5.X ve N163/5.X türbinleri, 5 MW+ sınıfında çok çeşitli güç modlarını kapsayarak hafif ve orta rüzgarlı bölgelerde rekabet gücünü daha da artırmaktadır. Globalde ve özellikle de Türkiye’de hafif ve orta rüzgarlı bölgelerde gerek jeneratör gücü gerek ise kanat uzunluğuyla yatırımcıların tercihine sunulmuştur. Bu türbinler özellikle yatırım açısından saha koşullarına oldukça elverişli ve verimli olacak şekilde tasarlanmıştır.

ESNEKLİĞİ BİR SONRAKİ SEVİYEYE TAŞIMAK

Nordex, bünyesinde yer alan uzman saha ve fizibilite mühendisleri ile birlikte farklı yatırım kriterlerini göz önünde bulundurarak;  enerji optimizasyonu, türbinin yaşam ömrünün arttırılması gibi koşulları yeni jenerasyonlara uygulayarak yatırımcı açısından iş modellerinde esneklik  sağlayabilmektedir.

5.X olarak piyasaya sürülen türbinler, 5 MW güç seviyesinde değişkenlik gösterdiği için, şebeke gereksinimlerine ve yerel rüzgar koşullarına  göre esneklik ve optimizasyon alanı sağlamaktadır.

Bu aynı zamanda, bulunduğu konuma göre her bir türbin için farklı maksimum çıkış gücü elde ederek, rüzgar santralinin toplam çıkış gücünü en uygun ve en verimli hale getirilebilmesi anlamına gelir.

Diğer bir önemli avantaj ise; farklı rüzgar koşulları ve karmaşık topoğrafyadan kaynaklı zorlu koşullarda uygulanacak işletme modları ile yeni türbinlerin uygunluğunun sağlanabilmesidir.

GÜCE GÜÇ KATMAK

N149 / 5.X

İlk defa 2017 yılında N149 / 4.0–4.5 türbin tipi ile  tanıtılan esnek güç yaklaşımıyla elde edilen başarıyı, rüzgar sektöründe yatırımcı tarafından oluşan ihtiyaç doğrultusunda bir üst seviyeye taşıma isteği doğmuştur. Rotor çapı aynı kalacak şekilde bazı elektriksel ve mekaniksel sistemlerle birlikte, soğutma sistemlerinde de değişikler yapılarak N149/5.X türbin tipini 5MW seviyesine çıkarma başarısı elde edilmiştir.

Böylece N149/5.X, N149/4.0–4.5’e göre, bulunduğu rüzgar koşulları ve kullanılan operasyon modlarına göre yaklaşık olarak %10 ila %15 oranında fazla enerji kazanımı sağlanmaktadır.

Bu yüksek performans ile özellikle yatırımcıların enerji birim maliyetlerini azaltmak amaçlanmıştır. Yapısı itibari ile güç modlarındaki esnekliği, bulunduğu rüzgar şartlarına göre uyum sağlaması ve en optimum güç performansını sunması ile bu maliyetlerin azalacağı planlanmaktadır.

N149/5.X farklı kule seçenekleri ile de yatırımcının tercihine sunulurken, Türkiye pazarında TS105 ve TS125 kuleler satışa sunulmaktadır.  Ancak proje özelinde enerji birim maliyetlerini de dikkate alarak değerlendirme yapılıp  farklı kule yükseklikleri ile  kule seçiminde de esneklik anlayışı sürdürülmektedir.

N163 / 5.X

2019 yılının Ağustos ayında yatırımcıların beğenisine sunulan  N163/5.X türbini ise özellikle hafif ve orta rüzgarlı bölgeler için yüksek enerji  üretimi odaklanarak tasarlanmıştır.

Yapısal tasarım olarak N149/5.X ile aynı naseli paylaşmaktadır. N149/5.X türbin tipinden farklı olarak rotor kanat uzunluğu 74.5m’den 81.5 m’ye  çıkarılmıştır.  Bununla birlikte rotor bölgesinde gerekli güçlendirmeler yapılarak maruz kalacağı yüklere karşı dayanaklık sağlanmıştır.

Bulunduğu rüzgar koşulları ve kullanılan operasyon modlarına göre N149 / 5.X türbin tipi ile karşılaştırıldığında yaklaşık olarak %11.6 gibi fazladan enerji kazanımı sağlamaktadır. Yine benzer saha koşullarında N149/4.8 türbin tipi ile karşılaştırıldığında yaklaşık olarak %17’lik bir enerji kazanımı sağlamaktadır.

N149 / 5.X  türbin tipinde olduğu gibi, hafif ve orta rüzgarlı bölgeler için bu yüksek performans ile özellikle yatırımcıların enerji birim maliyetlerindeki optimizasyon hedef alınmıştır. Yapısı itibari  güç modlarındaki esnekliği, bulunduğu rüzgar şartlarına göre uyum sağlamakta ve en optimum güç performansı ile bu maliyetlerin azalacağı planlanmaktadır.

N163/5.X farklı kule seçenekleri ile de yatırımcının tercihine sunulurken, Türkiye pazarında TS108, T118 ve TS148 kule seçenekleri bulunmaktadır.  Ancak proje özelinde enerji birim maliyetlerini de dikkate alarak değerlendirme yapılabilir ve farklı kule yükseklikleri sunulabilir. Bu yaklaşım ile de kule seçiminde de esneklik anlayışı sürdürülmektedir.

KANITLANMIŞ MİMARİ YAPI

  • Kanıtlanmış rotor kanadı

N163 / 5.X rotor kanadı, Nordex’in 2012’den beri seri üretimde kullandığı kanıtlanmış GFRP / CFRP kademeli yapı konseptine dayanan tek parçalı bir kanattır. N149/4.0–4.5 kanadı sahalarda güvenilir bir performans sergilediği için  N149/5.X türbinlerde kullanılması uygun görülmüştür. Bu yüzden N149/5.X , N149/4.0–4.5 ile aynı tasarıma ve aynı ölçeğe sahip kanadı kullanmaktadır.

  • Şebeke uyumluluğu

Delta4000 ürün serisinin türbinleri, uluslararası pazarların şebeke gereksinimlerini karşılar. Ek olarak, şebeke dengeleme sistemi hizmetleri sağlarlar.

  • Nasel boyutları

Her iki 5.X türbini de diğer tüm Delta4000 türbinleriyle aynı mimari nasel yapısına ve boyutlarına sahiptir. Konvertör ve transformatör, elektrik kayıplarını en aza indirmek ve sahada kurulum çabasını azaltmak için nasel bölümüne entegre edilmiştir.

  • Yüksek performans ve kullanılabilirlik için güvenilir aktarma organı

Aktarma organı konsepti, üç noktalı süspansiyona ve yüksek hızlı dişli kutusuna sahip modüler bir sisteme dayanmaktadır. Aktarma organı, yeni performans seviyelerine ulaşmak için kendini kanıtlamış tedarikçilerle sürekli olarak geliştirilmektedir.

  • Daha az servis eforu

Delta4000 serisinin teknik konsepti, ürünün tüm ömrü boyunca servis eforunu en aza indirmektir. Türbin tasarımı yapılırken bu anlayışla yola çıkılmış ve  her bileşen, optimize edilerek çalışma ve bakım ihtiyacını karşılayacak şekilde tasarlanmıştır. Akıllı onarım konseptlerinin yanı sıra vinç ve kaldırma gibi destekleyici teknolojileri, bakım eforunu ve duruş sürelerini azaltmaktadır.

  • Daha soğuk yerlere ulaşmak

Kanıtlanmış Nordex Soğuk İklim Paketi, en soğuk bölgelerde bile rüzgar santrali geliştirmeyi mümkün kılar. Soğuk İklim Paketi (CCV)  özelliği taşıyan türbinler -30 Santigrat derece gibi düşük dış sıcaklıklarda çalışabilir. Kanıtlanmış buzlanmayı önleme sistemi, rotor kanatları için hem N149/5.X hem de N163/5.X için  mevcuttur.

  • Kanıtlanmış elektriksel sistem

Nordex ilk megavat boyutundaki sisteminin donanımını, 2000 yılında çift beslemeli asenkron jeneratör ve kısmi konvertör ile yapmıştır. Delta4000 serisinde de kendini kanıtlamış ve oldukça ekonomik olan bu sistem N149 / 5.X ve  N163 / 5.X  için de aynı konseptte tasarlanmıştır.

Bir önceki Delta4000 türbin serilerine göre öne çıkan en önemli değişim ise gerilim seviyesinin arttırılarak 5MW seviyesine yükseltilmesidir. Bunun için  Nordex soğutma sistemini tamamen değiştirerek iki ayrı soğutma devresi ile büyük bileşenlerin soğutulması sağlanmıştır. Konvertör ve dişli kutusu bir soğutma devresinde soğutulurken, jeneratör ve transformatör diğerinde soğutulmak üzere tasarlanmıştır.

  • Yıldırım / aşırı gerilim koruması, elektromanyetik uyumluluk (EMC)

Rüzgar türbininin yıldırım / aşırı gerilim koruması, IEC 61400-24 standardı kapsamında iç ve dış yıldırım / aşırı gerilim koruma önlemlerinin uygulanmasını içeren EMC uyumlu yıldırım koruma bölgesi konseptine dayanmaktadır.

 

Devamını oku

Etkinlikler

“Rüzgarda en az 5 yıllık proje stokuna ihtiyaç var”

Yayın tarihi:

-

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği TÜREB tarafından dijital platformda düzenlenen Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi TÜREK@home’un açılış oturumu, 25 Kasım’da, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez; Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank; TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Elitaş ve EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirildi.

‘Rüzgar Bize Yeter’ temasıyla düzenlenen TÜREK@home Kongresi’ne Başkanlık eden Hakan Yıldırım, ülkemizin rüzgar projeleri stokunun 2021 ortasından itibaren çok büyük oranda azalacağına dikkat çekerek “Önümüzdeki en önemli engel belirsizlik. Uzun vadeli öngörülebilirliğin sağlanabilmesi için 2020 sonrası mekanizmanın bir an önce netleştirilmesi ve 5 senelik kapasite ilan edilip, paketler halinde ihale takvimlerinin belirlenmesi ve yayınlanması gerek. Şu aşamada 5 yıllık bir ihale programı açıklanması hem yerli hem yabancı yatırımcıları hem de imalatçıları harekete geçirecektir” dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, açılış oturumunda yaptığı konuşmada Türkiye’nin rüzgar potansiyeline inancının tam olduğunu ifade ederken “Türkiye’nin rüzgarını yelkenimize doldurarak üreten Türkiye hikayemize tam yol devam edeceğiz. Ülkemizin birçok bölgesinde hayata geçecek RES’lerle üretim gücümüzü artırıp Sivas’tan Edirne’ye, Aydın’dan Eskişehir’e kadar ülkemizin dört bir yanında adeta rüzgar avlayacağız. Anadolu’nun rüzgarını enerjiye ve berekete dönüştüreceğiz” dedi. Bakan Dönmez, “Türkiye 2020’de Avrupa’da en büyük beşinci üretici konumuna geldi, 2020 adeta rüzgarın yılı oldu. Yerli ihtiyacın karşılanmasının yanı sıra kapasitemizin yüzde 80’ini de ihraç ediyoruz. YEKA’da ortaya koyduğumuz yerli teknoloji, Ar-Ge ve inovasyon şartlarımızla hedefimiz rüzgarda elde ettiğimiz birikim, insan kaynağı ve üretilen yüksek teknoloji ürünlerle tüm dünyaya örnek öncülük eden bir Türkiye ortaya çıkarmak. Rüzgarı ikinci bir otomotiv sektörü yapmaya niyetliyiz” şeklinde konuştu.

“Enerjide gelecek dönem eğilimlerine baktığımızda ciddi bir yapılanma görüyoruz” diyen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, “Rüzgar ve güneşin önümüzdeki dönemde en büyük payı alacağı görülüyor. Bakanlık olarak bu alandaki yatırımcılara son 8 yılda 7 bine yakın teşvik belgesi verdik, böylece 124 milyar liralık yatırım yapıldı ve 19 binden fazla kişiye iş imkanı açıldı” dedi. Enerji ihtisas endüstri bölgeleri kurulumu ve rüzgarda devam eden Ar-Ge projeleri hakkında detaylı bilgiler veren Bakan Varank, rüzgarda halen yüzde 60’lar seviyesinde olan yerlilik oranı yükseltmeyi hedeflediklerini belirterek Alaçatı Rüzgar Santrali’nin kapasitesinin tamamen yerli ve milli imkanlarla artırılacağına vurgu yaptı. Bakan Varank, İzmir’de yapımı devam eden Çandarlı Limanı sahasının arkasında özel bir endüstri bölgesi kurup özellikle rüzgar alanında çalışan firmalara yer tahsisi yapabileceklerine de dikkat çekti.

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Elitaş “Hiç kimse rüzgarımızı engelleyemez, kimse güneşimizi gölgeleyemez. Coğrafyamızdaki imkanları en iyi şekilde değerlendirmenin yollarını arayıp bulmalıyız” derken depolama konusunda çalışmalara hız verilmesi gerekiğinin altını çizdi. Elitaş, “Sektörün kamu tarafından yapılacak ihalelerde hangi fiyattan satış yapıyorsa o fiyattan borçlanabilecek şekilde ihalelerin var olması gerektiği kanaatindeyim. Böylece anlaşılabilir veya öngörülebilir bir yatırım ortamının ortaya çıkmasına imkan sağlanacaktır diye düşünüyorum” dedi. EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz ise “Enerji ithalatımızı azaltmak için rüzgar enerjisi bizim için çok önemli. Ülkemizin rüzgarı bu kadar güçlü esmeseydi, güneşi böyle parlamasaydı enerji sektörümüz bu kadar güçlü olmazdı. EPDK, istikamet üzere yürümekte ve yatırım yapmakta kararlı olanların daima yanında ve arkasında olacaktır” şeklinde konuştu.

“5 yıllık ihale programının açıklanması sektöre hayat verir”

TÜREK@home Kongre Başkanı Hakan Yıldırım, rüzgar sektörünün 2021 ortası itibarıyla bir dönüm noktasında olacağını belirterek şimdiden atılacak adımlarla sektörün sanayi ve insan kaynağı dahil tüm kazanımlarının korunabileceğine vurgu yaptı. Yıldırım, “Bu sektöre özellikle son 10 senede ülke olarak çok büyük emek verdik ve bugünkü başarılı noktaya hep birlikte getirdik. İyi durum ve kötü durum senaryolarını çalışarak sektördeki oyuncuların başına kısa ve orta vadede neler geleceğini öngörerek bu kadar üst düzey atılımın yapıldığı bir sektörün elimizden kayıp gitmesini önlemek istiyoruz. Rüzgar tersine dönmeden, finanse edilebilir mekanizmaları ve yatırım için cezbedici olabilecek proje stokunu ortaya koymalı ve ülkemizi rüzgar sanayisi alanında bölgenin üretim üssü olarak geliştirmeliyiz.Bu hepimizin ülkemize olan borcudur. Asıl amacı teknoloji transferi olan ve az sayıdaki paydaş için iş yükü oluşturacak yeka projelerinde 2022 yılında kurulum başlanacak gibi görünmektedir. Bununla birlikte büyük bir kısmı eksi fiyatlı çıkan yaklaşık 3bin MW’lık, bugünkü koşullarda finanse edilmesi imkan dahilinde görünmeyen projelerin 2023’e kadar bir iş yükü oluşturması beklenmemektedir. Yeka ve eksi fiyatlı projeler ile 5.000MW’lık bir proje stoğu kağıt üzerinde olmakla birlikte 2022’nin belki de sonlarına kadar aktif bir stok olarak değerlendirilmemektedir. Oysa bu hazır bekleyen kısa vadeli proje stokunun yatırıma dönüşmesi için düzenlemeler yapılması, orta vadeli finanse edilebilir mekanizma oluşturulması ve 5 yıllık ihale yol haritasının çıkartılması sektörün geleceği açısından belirleyici olacaktır. Aksi durumda sektörün tüm oyuncuları açısından 2021’in ortasından itibaren başlayacak sorunları ilerleyen aşamada geri çevirmek çok daha zor olabilir” dedi.

2020 sonrasında uygulanacak mekanizmaların geleceğin küresel gerçeklerine uygun olarak tasarlanması gerektiğini ve sektördeki 15 bin kişilik iş gücünü aktif ve üretmek tutacak proje stoku oluşturmanın en acil konu olduğunu vurgulayan TÜREK Başkanı Hakan Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti: Son bir yıl içinde özellikle Covid-19’un da hayatımıza girmesiyle birlikte açıkça gördük ki iş dünyasında yatırımların, gelişmenin, ilerlemenin önündeki en büyük engel belirsizliktir. Önümüzdeki dönemde rüzgar sektörü üzerinde bir belirsizlik oluşmasına izin verilmemesi gerekir.”

TÜREK@home ile ‘rüzgar’ tüm yıl esecek

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği TÜREB, içinde bulunduğumuz koronavirüs salgın sürecini ‘daha önce deneyimlenmemiş inovatif bir yaklaşımla’ ele alarak tüm yıl boyunca “rüzgar” konuşabilme fırsatı sunacak bir dijital platform oluşturdu. Daha evvel her yıl fiziksel ortamda yapılan Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi TÜREK, salgın önlemleri dolayısıyla “TÜREK@home” adı ve “Rüzgar Bize Yeter” mottosuyla online olarak gerçekleştiriliyor. 25 Kasım 2020 tarihinden başlayarak her iki ayda bir düzenlenecek olan toplamda beş online panel ile, rüzgar enerjisi sektörü  için önem arz eden tüm konular kamu ve özel sektörden önde gelen konuklarla birlikte ele alınacak. Paneller ve sanal fuar, www.turek.org.tr adresinden ve TÜREB’in YouTube kanalı üzerinden de canlı olarak yayınlanacak.

“TÜREK@home” Paneller Serisi’nin bundan sonraki takvimi şöyle olacak:

  • 27 Ocak 2021 – Küresel Görünüm: Yenilikler ve Fırsatlar
  • 24 Mart 2021- TR Rüzgar Piyasası Görünümü: Yerli ve Küresel Pazarlardan Çıkarılan Dersler & İş Modeli Karşılaştırmaları
  • 26 Mayıs 2021 – İlk YEKA Deneyimleri ve Gelecekteki Kapasite Tahsis Modelleri
  • 28 Temmuz 2021 – Türkiye Tedarik Zincirine Genel Bakış
Devamını oku

Türbin Komponantleri

PGR’den hacmi küçük tahvil oranı büyük planet redüktörler

Yayın tarihi:

-

Polat Group Redüktör (PGR), PL/PLB serisi planet redüktörlerle ağır ve değişken yüklenmelerin olduğu tahrik sistemlerine güvenilir çözümler sunuyor.

PGR PL/PLB serisi ile ağır ve değişken yükler güvende

PGR Drive Technologies planet redüktörleri küçük hacimde yüksek tahvil sunmalarıyla, PTO, IEC, kamalı mil giriş seçenekleriyle, 850000 Nm moment değerlerine kadar kompakt ve modüler yapısıyla, ağır ve değişken yüklenmelerin olduğu tahrik sistemlerinde çözüm olmaktadır.

  • Giriş ve çıkışı eş eksenli veya eksen açısı 90° olan redüktörlerdir.
  • Ayaktan ve flanştan bağlantı opsiyonları bulunmaktadır.
  • Gövde rijit ve modüler bir yapıya sahiptir.
  • Diğer redüktörlere kıyasla daha küçük gövde boyutlarıyla daha yüksek moment değerleri karşılanabilmektedir.
  • Sistem mukavemet hesaplamaları, ISO, DIN ve NIEMANN standartlarına uygun olarak yapılmaktadır.
  • Farklı giriş opsiyonları sunulabilmektedir. (IEC, hidro motor bağlantılı, servo motor bağlantılı vs.)
  • Farklı çıkış opsiyonları sunulabilmektedir. (Mil çıkışlı, konik sıktırmalı, DIN formu kayıcılı vs.)
  • Gövdeler, sfero (GGG 50-60) olarak üretilmektedir.
  • Dişliler, dövme ve 21NiCrMo2 sementasyon çeliğinden imal edilmektedir.
  • Yüksek kalitede rulman ve sızdırmazlık elemanları kullanılmaktadır.
  • Müşterinin özel talepleri karşılanabilmektedir.

Kompaktlık, yapısal basitlik ve ürün güvenilirliği taleplerine modern bir yanıt

Güç aktarımı alanında planet dişli ünitelerinin kullanılması kompaktlık, yapısal basitlik ve ürün güvenilirliği konusundaki taleplere modern bir yanıttır.

Planet dişli ünitelerinin uygulama yelpazesi artık çok çeşitli mobil makinelere, kimyasal  tesislere,  işleme  aletlerine,  mermer işleme makinelerine, nakliye ve kaldırma sistemlerine, gıda ve ekoloji sanayilerine ve enerji sistemlerine kadar genişlemiştir.

Bu ürün grubuyla ilgili seçim yapılırken dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Mekanik bir aktarım sisteminde yer alan bir planet dişli ünitesi, çalışma sırasında maruz kaldığı gerilimler kesin bir şekilde ana makine ile tahrik edilen ekipmanların özellikleri ile ilgilidir (güç emilimi ve çalışma döngüsü).

 En doğru planet dişli ünitesinin seçilebilmesi için bütün aktarım sistemi hakkında bilgi sahibi olunması gerekmektedir. 

Aşağıdakilerin bilinmesi gereklidir: 

  • Günde kaç saat çalışabileceği
  • Kullanım alanı (Konveyör, mikser vb.)
  • İhtiyaç duyulan tork değerlerini karşılayabilmesi
  • Dur kalk sayısı
  • Makinanın çalışması esnasında oluşan ısı enerji miktarı
  • Redüktörün makinaya bağlanabilirliği.

Ürünlerin uzun ömürlü ve sağlıklı bir şekilde kullanılması için nelere dikkat edilmeli?

Uzun ve verimli bir servis ömrü elde etmek için planet dişli üniteleri uygulama yerine doğru şekilde monte edilmelidir. Dolayısıyla yapının bütün yüzeyleri düz ve planet dişli ünitesinin eksenine dik olabilmeleri için H8 kılavuzlar ile işlenmelidir.

Açık hava kurulumları için planet dişli üniteleri kötü hava koşullarına karşı korunmalıdır, paslanmaya karşı etkili maddeler ve su/toz geçirmeyen gres ile korunmuş yağ keçeleri kullanılmalıdır.

Isıl güçlerin de kontrol altına alınması ve buna uygun çözümler bulunması gerekmektedir. 

Ayrıca yağlama konusu çok önemlidir. Doğru ve yeteri kadar yağlanan bir planet dişli ünitesi, çok uzun yıllar sorunsuz çalışabilir.

Güçlü kalite politikasıyla Polat Group Redüktör

Polat Group Redüktör olarak misyonumuz, müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılayacak çözümleri bilgi teknolojilerini kullanarak en verimli ve kaliteli şekilde sunmaktadır. Birçok farklı ürün yelpazesi ile, müşteri ihtiyacını maksimum seviyede karşılamak için eş zamanlı mühendislik yöntemlerini kullanarak çalışmalarını sürdürmektedir. Tasarım faaliyetleri, ürün geliştirme programları ve bilgisayar destekli çalışmalarımız sürekli gelişen bir grafik çizmektedir. Rekabetçi ve güçlü kalite politikamız müşteri yelpazemizi genişletmektedir.

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com