Connect with us

Bilgi Kaynakları

Makina Mühendisleri Odası’ndan “Türkiye’nin Enerji Görünümü 2020” raporu

Yayın tarihi:

-

TMMOB Makine Mühendisleri Odası, “Türkiye’nin Enerji Görünümü 2020” başlıklı bir rapor yayımladı. https://www.mmo.org.tr/ web sitesi üzerinden erişime açık olan raporla ilgili şu açıklamaya yer verildi:

“Enerjiden yararlanmak modern çağın gereği ve vazgeçilmez bir insan hakkıdır. Bize göre, esasen tümü toplumun ortak malı olan enerji kaynaklarının araştırılması, bulunması, değerlendirilmesinden başlayarak; üretim, iletim, dağıtım ve satışına kadar sürecin tüm aşamalarında, çevreye, iklime ve doğaya olumsuz etkileri asgari düzeyde tutulmalı ve toplum yararı gözetilmelidir. Bu ölçüt, enerji ile ilgili tüm faaliyetlerde geçerli olmalıdır. Enerjinin tüm tüketicilere yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve güvenilir bir şekilde sunulması, temel enerji politikası olmak zorundadır. Bu anlayış ve yaklaşım, enerji ihtiyacının karşılanmasının, bir kamu hizmeti olarak yürütülmesi gereğini ortaya çıkarmaktadır.

Ancak uygulanan neoliberal politikalar sonucunda enerji kullanımının vazgeçilmez bir insan hakkı olduğu gerçeği yok sayılmış; kamu hizmeti olan enerji ve elektrik temini piyasa faaliyeti haline dönüştürülmeye başlanılmıştır. Sermaye birikim rejiminin sınırsız büyüme eğilimi ile birlikte, enerji sektörü kamusal bir alan olmaktan çıkarılarak, özel tekellerin kâr egemenliğine teslim edilmiş ve ortaya fosil kaynaklara dayalı, yüksek karbon emisyonlu bir ekonomik yapı çıkmıştır. Bu yapıda; tekellerin fosil yakıt temelli politikaları nedeniyle küresel ısınmaya yol açan sera gazı salımları dünyayı tehdit eder bir konuma gelmiştir. Bu politikaların bir diğer sonucu da enerji yoksulluğu ve yoksunluğunun dayanılmaz bir boyuta ulaşmış olmasıdır. Bu yapı ve mevcut durum artık sürdürülemez bir noktadadır.

Hava ve çevre kirliliğinin insan ve toplum yaşamına olumsuz etkilerini gidermek, iklim krizinin insan yaşamını tehdit eden, kuraklıklar, denizlerin ısınması, yeraltı sularının azalması, orman yangınları, beklenmedik zamanlarda yüksek yağışlar olması ve düzensiz hale gelmesi, su baskınları vb. yıkıcı zararları azaltmak, hızla yükselme eğilimindeki sıcaklık artışını 1,5-2 °C ile sınırlamak için, enerji üretim ve tüketiminde fosil yakıtların payını mutlaka radikal bir şekilde düşürmek zorunludur.

Dünya Meteoroloji Örgütü (World Meteorological Organization-WMO) 2019’da sıcaklığın sanayi öncesi döneme göre 1,1 +/- 0,1 ºC arttığını, 2019’un (2016’ın ardından) en sıcak ikinci yıl olduğunu, son beş yılın en sıcak yıllar olduğunu, 1980’den bugüne her on yıllık dönemin, bir önceki on yıldan daha sıcak olduğunu açıklamıştır (WMO Statement on the State of the Global Climate in 2019).

Bu veriler, neden başka bir enerji politika ve programının gerektiğini ve demokratik bir enerji programı ve uygulaması için çaba harcanması gerektiğinin açık kanıtlarıdır.

Günümüz dünyasında bir yandan kaynaklar fütursuzca (toplumsal yaşam gereklerinin çok üzerinde) tüketilirken diğer yandan, hâlâ 3 milyar insanın evlerinde ellerini yıkayacakları bir lavabo, 2,7 milyar insanın yemek pişirmek için düzenli bir mutfakları bulunmamakta, 1 milyar kadar insan elektrikten yararlanamamakta, yüz milyonlarca insan yemek pişirmek için çer-çöp, bitkisel ve hayvansal atıkların yakıldığı ilkel ocakları kullanmaktadır. Bunun yanı sıra gelişmiş ülkelerde yaşayanlar dâhil; milyarlarca insan alım güçlerinin yetersizliği nedeniyle mevcut imkânlara ulaşmakta zorluk çekmektedir.

Ülkemizde 1980’lerden başlayarak enerji ihtiyacını karşılamak üzere genelde ithal enerji kaynakları kullanılmış, fosil kaynaklı ve ithalata dayalı yüksek maliyetli yatırımlar yapılmış, enerjideki dışa bağımlılık ciddi boyutlara ulaşmıştır. Enerji arzında 1990’da yüzde 51,6, bugünkü siyasi iktidarın göreve geldiği 2002’de yüzde 67,2 olan dışa bağımlılık, 2018’de yüzde 72,4’e yükselmiştir. Türkiye’nin hızla artan enerji ithalatının faturası 2018’de 43 milyar dolar, 2019’da 41,6 milyar dolar olmuştur.

Kamu elektrik üretim tesislerinin çok büyük bölümü özelleştirilmiştir. Elektrik üretiminde kamu payı 2018’de % 15, 2019’da % 19,5 olmuştur. Elektrik dağıtımı ve satışı tamamen özel şirketler tarafından yapılmaktadır. Plansız uygulamalar sonucu ülkede elektrik üretiminde arz fazlası oluşmuş, bunun sonucunda bazı santrallar üretimi durdurmuş veya kapanmış, bir bölümü yurtdışına satılmıştır. Birkaç büyük özel sermaye grubu, elektrik üretiminin yanı sıra dağıtımını da kontrol etmektedir.

Petrolün rafinaj işlemleri iki özel şirket tarafından, ithalat, dağıtım, pazarlama ve satış işlerinin tamamı az sayıda özel şirket tarafından denetlenmektedir.

Toplum yararını dikkate almayan, kamusal planlamayı, denetimi, üretimi reddeden ve işlevsizleştiren, kamu kaynaklarını özel şirketlere aktarmaya ve belirli sermaye gruplarının çıkarlarını azamileştirmeye yönelen enerji politika, karar ve uygulamaları ile sadece elektrik enerjisi alanında 2018’de yaklaşık 32 milyar TL, 2019’da 40 milyar TL özel şirketlere transfer edilmiştir.

Enerji yoksulluğu sorunu ülkemizde de giderek ağırlaşmaktadır. Toplam istihdamın yüzde 34,64’ünün sosyal güvenlik dışında sigortasız çalıştığı, tüm çalışanların yüzde % 60’ından fazlasının ücretlerinin asgari ücret düzeyinde olduğu günümüz Türkiye’sinde, art arda gelen zamlarla aileler her ay tutarı daha fazla artan faturalarını ödemekte zorlanmakta ve ödeyemedikleri için elektriği gazı ve suyu kesilen konut sayısı milyonlarla ölçülmektedir.

2020 Mart ayından itibaren bütün dünyayı etkilediği gibi ülkemizi de sarsan Corona Virüsü salgını nedeniyle kapanan/kapatılan çok sayıda işyerinin sahip ve çalışanlarının yanı sıra işten çıkarılan milyonlarca çalışan ve küçük esnaf da bu faturalarını ödeyemeyecekler, elektrik ve gazın kesilmesi ile enerji yoksullarına katılacaktır.

Rapor, enerji sektörünün tüm unsurları ile dünyada ve ülkemizde yaşanan gelişmeleri irdelemekte ve virüs krizi ile daha da ağırlaşan sosyoekonomik krizle ilgili şu saptamalarda bulunmaktadır.

“Milyonlarca kişinin işsiz kalması, yüz binlerce işyerinin kapanması vb. nedenlerle ekonominin tüm alanlarında iç ve dış talepte çok ciddi bir gerilemenin sonucu üretimin daralması söz konusudur. Üretimdeki düşüşten ötürü sanayinin, satışların azalmasıyla ticari kesimin, gelirlerinin azalması nedeniyle yurttaşların, toplam ekonomik faaliyetin daralması nedeniyle ulaşım ve lojistik faaliyetlerinin ve sonuçta ülkenin enerji gereksinimi gerileyecektir. Bu gelişmeler sonucu milyonlarca abone faturalarını ödeyemeyebilecek, talepteki azalmadan ötürü gelirleri sınırlanacak olan gaz ve elektrik dağıtım ve üretim şirketleri çok zora düşecek ve hizmetlerini aksatabilecektir.

Bu tabloyu toplumcu bir bakış açısı ve kamu mülkiyeti, kamusal hizmet ve toplumsal yarar esaslarını temel alan bir planlama ve toplumsal kalkınma perspektifi ile değiştirmek mümkündür. Enerji dâhil bütün alanlarda böyle bir anlayışı dile getirmek, çaba harcamak, emekçi halktan yana tüm kişi ve kuruluşlar için görevden öte bir zorunluluktur. Toplumsal yaşamın her alanından yükseltilecek bu ve benzeri yaklaşım, eleştiri ve önerilerin toplumsal, ekonomik, siyasal bilinç atmosferi oluşturmasıyla, ‘“başka çözüm yok’” diye dayatılan mevcut olumsuz durumun aşılması ve yeni yönelimlerin tarihsel olarak kendini dayatması mümkündür.”

“Yaşanmakta olan olumsuzluklardan ve giderek ağırlaşan sorunlardan kurtulabilmek için; enerji sektörünü özel tekellerin kâr egemenliğinden çıkarıp kamusal bir düzleme aktarma, toplum çıkarlarını gözeten, kamusal planlama esaslı, yenilenebilir kaynaklara dayalı, düşük karbon salımlı bir ekonomiye yönelme ve enerjiyi azami ölçüde verimli kullanarak enerjide demokratik bir denetimi/programı gerçekleştirme ihtiyacı vardır.”

Bu raporun “Bazı Saptamalar ve Aykırı Öneriler” başlıklı Sonuç bölümünde önerilen Demokratik Enerji Programı;

–     Kamu mülkiyeti, kamusal hizmet ve toplumsal yarar esaslarını temel alan bir planlama ve toplumsal kalkınma perspektifi,

–     Yeni bir kamu sektörü yapısı ve kamusal üretim,

–     Yeni bir enerji stratejisinin köşe taşları,

–     Nelere son verilmeli? Neler yapılmalı?

konularında önermeleri ile

–     Enerji sektöründe yeni bir yapılanma, yeni kurumlar-kamulaştırmalar ve yeni kamu iktisadi kurumları,

–     Yerel yönetimlerin görev ve sorumlulukları,

–     Enerji ekipmanlarının yerli üretimi

başlıkları üzerinden yenilenebilir kaynaklara dayalı, toplum yararını gözeten, kamusal planlamayı esas alan, ekonomik ve teknik anlamda verimliliğe öncelik veren, kamusal hizmet olarak temin edilecek enerjiyi azami oranda tutumlu ve etkin kullanmayı öngören, işleyişi katılımcı, içeriği demokratik bir enerji programı geliştirme tartışmalarına katkı koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın gerekçesi, bulunduğumuz her alanda hatalı politika ve uygulamaları eleştirmekle yetinmeyip; olması gerekeni, toplum çıkarlarını gözeten doğru politika ve uygulamaları tanımlama, anlatma ve duyurma sorumluluğudur.

Enerjiye ilgi duyan, bilgiye ihtiyacı olan herkesin Odamızın web sitesinden indirerek de başvurabileceği bu raporun, sektör çalışanları ile üniversite ve tüm yükseköğrenim kurumlarındaki öğretim üyeleri ve öğrenciler için ciddi bir başvuru kaynağı olmasını bekliyoruz.”

Bilgi Kaynakları

Yenilenebilir ve Enerji Sektörü Türk Kadınları KİH-YÇ İle Cedaw ve İstanbul Sözleşmesi’ni Konuştu

Yayın tarihi:

-

Yazar

YENİLENEBİLİR VE ENERJİ SEKTÖRÜ TÜRK KADINLARI KİH-YÇ İLE CEDAW VE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’Nİ KONUŞTU

Yenilenebilir Enerji Sektörü Türk Kadınları (TWRE), Türkiye’de Yenilenebilir Enerji Sektörü Başta Olmak Üzere Enerji Sektörünün Gelişiminde Aktif Rol Oynayan ve Oynayacak Olan Kadın Profesyonellerin İletişim Grubu Olarak, Mayıs 2018’te Sedef Budak tarafından kurulmuş olan TWRE Türkiye’de Enerji Sektörünün ilk ve tek cinsiyet eşitliği hareketidir.

Türkiye’de ve dünyada kadınların insan haklarını savunmak ve hayata geçirmek amacıyla 1993 yılında kurulan bağımsız bir kadın örgütü olan “Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği “ (KİH-YÇ), adını Birleşmiş Milletler ’in (BM) aynı yıl Viyana’da düzenlenen İnsan Hakları Dünya Konferansı’nda ortaya çıkan “Kadın hakları, insan haklarıdır!” söyleminden almıştır.

KİH-YÇ, kadının insan haklarının eksiksiz uygulanmasını ve kadınların hayatın her alanına özgür bireyler ve eşit yurttaşlar olarak katılımını desteklemek amacıyla yerel, ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeylerde çalışmaktadır.

KİH-YÇ’ ın en bilinen programı olan Kadının İnsan Hakları Eğitim Programı KİHEP 1995 yılından buyana Türkiye genelinde ve Kıbrıs’ta 15 binden fazla kadına ulaşmıştır.

Ülkemizde gün geçtikçe artan kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet sorunun neden- sonuç ilişkisini değerlendirmek, sözleşmeyi ilk imzalayan ve parlamentosunda da onaylayan ilk ülke konumunda bulunarak taraf olduğumuz “İstanbul Sözleşmesi” nin esasları, neden ve nasıl uygulanması gerektiği konularında sektörü aydınlatmak için 29 Temmuz Çarşamba akşamı, saat 21.00’de Youtube Canlı Yayını gerçekleştirilmiştir.

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ya da bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve bununla mücadelede temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen uluslararası insan hakları sözleşmesidir.

TWRE Kurucu Başkan Sayın Sedef BUDAK ve TWRE Danışma Kurulu Üyesi Sayın SeyranHATİPOĞLU ev sahipliğinde, Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği’ni temsilen, kadın haklarısavunucusu, Sayın Avukat Ezel Buse SÖNMEZOCAK konuk edilmiştir.

Oturumda kadın hakları, insan hakları, Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi CEDAW ve 6284 numaralı kanun, kadın haklarının neden saldırı altında olduğu, İstanbul Sözleşmesinin önemi, ana akım medya, aile içi şiddet ve toplumsal cinsiyet, iş hayatında kadınlar ve toplum olarak eşit haklara nasıl ulaşabileceğimiz konuları öncelikle “İnsan Hakları” bakış açısı temelinde değerlendirilmiştir.

Devamını oku

Bilgi Kaynakları

GWEC: Offshore, Asya-Pasifik liderliğinde 2030’da 234 GW’a çıkacak

Yayın tarihi:

-

Yazar

GWEC: Offshore, Asya-Pasifik liderliğinde 2030’da 234 GW’a çıkacak

2019, eklenen 6.1 GW yeni kapasiteyle küresel offshore tarihinde en iyi yıl olarak kayda geçti. COVID-19 krizinin etkilerine rağmen 2020 yılında 6.6 GW daha eklenmesi bekleniyor.

Offshore, hükümetler tarafından, COVID-19 sonrası ekonomik iyileşmenin temel bileşenlerinden biri olarak görülüyor.

Avrupa, kurulumlarda önde gelen bölge olmayı sürdürüyor. Ancak piyasanın, yeni kapasitede Dünya lideri olan Çin’in yanında, 2030’a doğru hızlanacak olan Tayvan, Vietnam, Japonya ve Güney Kore ile birlikte yükselişe geçeceği öngörülüyor.

GWEC tarafından yapılan piyasa tahminlerine göre 2030’a dek 205 GW üzeri yeni offshore kapasitesinin kurulumu yapılacak. Bu da geçen yıla göre, politik can simidi, azalan teknoloji maliyetleri ve uluslararası karbonsuzlaştırma taahhütleri sayesinde 15 GW artış anlamına geliyor.

Yüzer offshore tam ticarileşmeye, tüm Dünya’da kurulumu yapılacak en az 6 GW ile ulaşacak. Türbinin teknolojisinin de verimlilik ve esneklik anlamında gelişerek seviyelendirilmiş enerji maliyetlerinde azalma ve kabul görme oranında artma gibi faydaları beraberinde getirmesi bekleniyor.

Offshore, diğer enerji sektörleriyle karşılaştırıldığında pandemiden daha az etkilendi. GWEC Piyasa İstihbaratı, süren büyüme sayesinde gelecek on yılda sektörde 900.00 iş olanağı yaratılmasını bekliyor. Bu da, offshore’un küresel ekolojik restorasyonda lokomotif görevi taşıma potansiyelini ortaya koyuyor.

GWEC CEO’su Ben Backwell şu yorumu yaptı: “Offshore, hükümetler, teknolojinin COVID sonrası ekonomik iyileşmeye, istihdam yaratıp kıyı toplumlarına ekonomik gelişme sağlayacak büyük ölçekli yatırımların başlangıcını yaparak oynayacağı rolün farkına vardıkça gerçek anlamda küreselleşiyor. Gelecek on yılda Japonya, Kore ve Vietnam gibi gelişen piyasaların tam kapasiteyle offshore’a yöneleceğini ve Asya, Latin Amerika ve Afrika’da deniz türbinlerinin kurulacağını göreceğiz”

GWEC Strateji Yöneticisi Feng Zhao ise; “Endüstrinin görünümü, tüm Dünya’da ülkeler offshore’un uçsuz bucaksız potansiyelini keşfettikçe daha umut vaat eder hale geliyor. Piyasa büyümeyi sürdürdükçe, sektörde ortaya çıkan yüzer santral, daha büyük, verimli türbinler ve Power-to-X gibi yeniliklerle birlikte sektöre yeni kapılar ve piyasalar açılmaya devam edecek ve sektör küresel enerji geçişinde önemi gitgide artan bir konuma yerleştirecek” dedi.

 

 

Devamını oku

Bilgi Kaynakları

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Sürdürülebilir İyileşme Raporu yayınladı

Yayın tarihi:

-

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından yayınlanan Sürdürülebilir İyileşme Raporu 6 önemli sektörde maliyetleri düşürücü tavsiyeler içeriyor. Bu sektörler; elektrik, ulaşım, sanayi, inşaat, fosil yakıtlar ve düşük karbon teknolojileri. Sürdürülebilir İyileşme Raporu, ekonomik kalkınma, daha fazla iş imkanı üretilebilmesi ve daha temiz enerji sistemleri konusunda tavsiyeler içermektedir.

  • COVİD-19 süreci ile beraber dünya 1929 Büyük Buhranı’ndan bu yana hiç görülmemiş ekonomik bir krizle yüzleşiyor. Küresel enerji yatırımlarının, COVİD-19 ve getirdiği ağır ekonomik şartlardan dolayı 2020 yılında %20 -yaklaşık 400 milyar dolar- azalması bekleniyor.
  • Küresel karbon emisyonları 2020 yılında tarihi bir düşüş yaşadı.
  • 2019 yılında enerji sektöründe 40 milyondan fazla insan istihdam edildi.
  • Enerji sektöründe, 3 milyon insan COVİD-19 sürecinde işini kaybetti ve 3-3,5 milyon insanın daha işini kaybetmesi bekleniyor. 17 milyon kişi elektrik üretimi ve dağıtımda, 20 milyon kişi fosil yakıtlar üretimi ve dağıtımında, 3 milyon kişi biyoenerji üretim ve dağıtımında istihdam ediliyor.
  • G20 ülkeleri 2020 bütçelerini GSYİH’lalarının ortalama %7’si kadar revize etmek zorunda kaldılar.
  • Yenilenebilir enerji kaynakları 2020 yılında üretimi artan tek enerji kaynağı oldu.
  • Karbon emisyonlarının %8 düşerek 2010 seviyesine gerilemesi bekleniyor.
  • OECD’ye göre, 1929 Büyük Buhranı’ndan bu yana ki en büyük daralma bu yıl yaşanacak. 2020 yılında küresel ekonominin %6 oranında daralması bekleniyor.
  • Dünya çapında 300 milyon kişinin işini kaybetmesi ve 50 milyon şirketin faaliyetlerini ciddi manada kesintiye uğratması bekleniyor.
  • Irak, Cezayir, Nijerya, Umman, Angola gibi fosil yakıtlara bağımlı ülkelerin hidrokarbon gelirlerinin %80 oranında azalması bekleniyor.
  • IEA’nın 2019 yılı raporuna göre, Sahra altı Afrika’da 27 ülkede sağlık merkezleri ve hastanelerin %60’ında elektrikler yarıdan fazla zamanlı kesintiye uğruyor.
  • 2020 yılı petrol talebinin %8;

Doğalgaz talebinin %4,

Kömür talebinin %8,

Elektrik tüketiminin %5

Nükleer enerji üretiminin %2,5 düşmesi bekleniyor.

  • 2020’de dünya genelinde araba satışlarının %15, ticari araç satışlarının %22 oranında düşmesi bekleniyor. Otomotiv sektörü direkt olarak 11 milyon, dolaylı olarak 4 milyon kişiye istihdam sağlıyor. Dünyadaki arabaların yaklaşık 3’te 1’i 10 ve üzeri yaşta. Bu araçları, yeni sistem hibrit araçlarla değiştirmek küresel karbon emisyonunda %40 oranında bir azalmayı beraberinde getirebiliyor.
  • Dünya genelinde çalışan her 4 kişiden 1’i sanayide istihdam ediliyor. COVID-19 krizi ile beraber alınan tedbirler doğrultusunda yakın gelecekte enerji verimliliği, tarımda reform ve verimlilik, geri dönüşüm gibi alanlarda yapılacak yatırımlar 10-18 milyon insan için istihdam yaratabilir.
  • Enerji, enerji teknolojilerinde inovasyon, özellikle hidrojen, batarya ve nükleer reaktörlerde ve enerji depolamada yapılacak her 1 milyon dolarlık yatırım ortalama 3-8 insana istihdam imkanı sağlayabilir.
  • Mesken binalarda ve sanayide enerji verimliliği için yapılacak yatırımlar ve güneş enerjisi yatırımları en çok istihdam yaratabilecek alt sektörler olarak dikkat çekiyor. Bu alanlarda yatırım yapılacak her 1 milyon dolar 10-15 istihdam yaratabilecek.
  • Nükleer ve hidro santraller düşük karbonlu enerji tesislerinin büyük bir kısmını oluşturuyor ve düşük karbonlu kaynaklardan sağlanan elektriğin %70’i nükleer ve hidroelektrik tesislerden sağlanıyor. Toplam küresel elektrik üretiminin %30’u hidroelektrik ve nükleer santrallerden sağlanıyor. 2019 yılında 50 milyar dolar hidroelektrik, 40 milyar dolar da nükleer yatırımları için harcandı. Gelişmiş ülkelerdeki nükleer santrallerin %40’i 2030’a kadar faaliyet dışı kalacak. Fransa’da elektriğin %75’i nükleer güç kapasitesinden üretiliyor.
  • Halihazırda dünya genelinde 130 GW kapasiteli kömür santralleri inşaatı bulunuyor ve 500 GW yatırımı planlanmış proje mevcut.
  • Rüzgar ve güneş enerjisi küresel elektrik arzında 2019 yılındaki artışın %80’ini oluşturdu.
  • IRENA’ya göre, 2019’da 5 milyon kişi güneş ve rüzgar enerjisinde istihdam edildi.
  • Gelişmekte olan ülkelerin birçoğu kömür ağırlıklı enerji üretimine sahipler. Çin ve Hindistan’ın elektrik üretiminin %65-75’i kömürden sağlanıyor. Geri kalan Güneydoğu Asya’da toplam üretilen elektriğin ortalama %40’i kömür kaynaklarından sağlanıyor. 1 GW’lik bir enerji üretimi için kömür yerine güneş enerjisi ikame edildiği takdirde yıllık olarak 1,5 milyon ton karbon emisyonu azalması yaşanıyor.
  • Temiz enerjiye geçiş için yıllık ortalama 80 milyar dolar ek yatırıma ihtiyaç var ve tüketici elektrik fiyatları ortalama %5 artacaktır.
  • 2019 yılında dünyadaki elektriğin %36’sı kömür kaynaklarından %23’u doğalgaz kaynaklarından sağlandı. Bu rakamın 2020 yılında ciddi oranda düşmesi bekleniyor.
  • Kömür santralleri 1,7 milyon kişiye, gaz santralleri ise 900 bin kişiye istihdam sağlıyor.
  • Hızlı tren ağlarının artırılması küresel emisyon oranlarının düşürülmesi için büyük bir fırsat sağlayacaktır. 60 bin km uzunluğundaki küresel hızlı tren ağında 420 binden fazla kişi çalışıyor ve inşası devam eden hızlı tren ağlarında ise 2,6 milyon kişi istihdam ediliyor. Kuzey Amerika’daki havayolu taşımacılığının %20’si, Avrupa’da %10’u, Asya Pasifik’te ise %8’i hızlı tren taşımacılığı ile ikame edilebilir. Enerji verimliliği açısından hızlı tren taşımacılığı ortalama olarak en az 12 defa hava ve karayolu taşımacılığından daha karlı. Eğer mevcut hızlı trenlerle yolcu kapasitesi %60 artırılırsa bu 2030’a kadar 200 milyon ton daha az petrol tüketimini beraberinde getirecektir.
Devamını oku

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com