Connect with us

Bilgi Kaynakları

Makina Mühendisleri Odası’ndan “Türkiye’nin Enerji Görünümü 2020” raporu

Yayın tarihi:

-

TMMOB Makine Mühendisleri Odası, “Türkiye’nin Enerji Görünümü 2020” başlıklı bir rapor yayımladı. https://www.mmo.org.tr/ web sitesi üzerinden erişime açık olan raporla ilgili şu açıklamaya yer verildi:

“Enerjiden yararlanmak modern çağın gereği ve vazgeçilmez bir insan hakkıdır. Bize göre, esasen tümü toplumun ortak malı olan enerji kaynaklarının araştırılması, bulunması, değerlendirilmesinden başlayarak; üretim, iletim, dağıtım ve satışına kadar sürecin tüm aşamalarında, çevreye, iklime ve doğaya olumsuz etkileri asgari düzeyde tutulmalı ve toplum yararı gözetilmelidir. Bu ölçüt, enerji ile ilgili tüm faaliyetlerde geçerli olmalıdır. Enerjinin tüm tüketicilere yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve güvenilir bir şekilde sunulması, temel enerji politikası olmak zorundadır. Bu anlayış ve yaklaşım, enerji ihtiyacının karşılanmasının, bir kamu hizmeti olarak yürütülmesi gereğini ortaya çıkarmaktadır.

Ancak uygulanan neoliberal politikalar sonucunda enerji kullanımının vazgeçilmez bir insan hakkı olduğu gerçeği yok sayılmış; kamu hizmeti olan enerji ve elektrik temini piyasa faaliyeti haline dönüştürülmeye başlanılmıştır. Sermaye birikim rejiminin sınırsız büyüme eğilimi ile birlikte, enerji sektörü kamusal bir alan olmaktan çıkarılarak, özel tekellerin kâr egemenliğine teslim edilmiş ve ortaya fosil kaynaklara dayalı, yüksek karbon emisyonlu bir ekonomik yapı çıkmıştır. Bu yapıda; tekellerin fosil yakıt temelli politikaları nedeniyle küresel ısınmaya yol açan sera gazı salımları dünyayı tehdit eder bir konuma gelmiştir. Bu politikaların bir diğer sonucu da enerji yoksulluğu ve yoksunluğunun dayanılmaz bir boyuta ulaşmış olmasıdır. Bu yapı ve mevcut durum artık sürdürülemez bir noktadadır.

Hava ve çevre kirliliğinin insan ve toplum yaşamına olumsuz etkilerini gidermek, iklim krizinin insan yaşamını tehdit eden, kuraklıklar, denizlerin ısınması, yeraltı sularının azalması, orman yangınları, beklenmedik zamanlarda yüksek yağışlar olması ve düzensiz hale gelmesi, su baskınları vb. yıkıcı zararları azaltmak, hızla yükselme eğilimindeki sıcaklık artışını 1,5-2 °C ile sınırlamak için, enerji üretim ve tüketiminde fosil yakıtların payını mutlaka radikal bir şekilde düşürmek zorunludur.

Dünya Meteoroloji Örgütü (World Meteorological Organization-WMO) 2019’da sıcaklığın sanayi öncesi döneme göre 1,1 +/- 0,1 ºC arttığını, 2019’un (2016’ın ardından) en sıcak ikinci yıl olduğunu, son beş yılın en sıcak yıllar olduğunu, 1980’den bugüne her on yıllık dönemin, bir önceki on yıldan daha sıcak olduğunu açıklamıştır (WMO Statement on the State of the Global Climate in 2019).

Bu veriler, neden başka bir enerji politika ve programının gerektiğini ve demokratik bir enerji programı ve uygulaması için çaba harcanması gerektiğinin açık kanıtlarıdır.

Günümüz dünyasında bir yandan kaynaklar fütursuzca (toplumsal yaşam gereklerinin çok üzerinde) tüketilirken diğer yandan, hâlâ 3 milyar insanın evlerinde ellerini yıkayacakları bir lavabo, 2,7 milyar insanın yemek pişirmek için düzenli bir mutfakları bulunmamakta, 1 milyar kadar insan elektrikten yararlanamamakta, yüz milyonlarca insan yemek pişirmek için çer-çöp, bitkisel ve hayvansal atıkların yakıldığı ilkel ocakları kullanmaktadır. Bunun yanı sıra gelişmiş ülkelerde yaşayanlar dâhil; milyarlarca insan alım güçlerinin yetersizliği nedeniyle mevcut imkânlara ulaşmakta zorluk çekmektedir.

Ülkemizde 1980’lerden başlayarak enerji ihtiyacını karşılamak üzere genelde ithal enerji kaynakları kullanılmış, fosil kaynaklı ve ithalata dayalı yüksek maliyetli yatırımlar yapılmış, enerjideki dışa bağımlılık ciddi boyutlara ulaşmıştır. Enerji arzında 1990’da yüzde 51,6, bugünkü siyasi iktidarın göreve geldiği 2002’de yüzde 67,2 olan dışa bağımlılık, 2018’de yüzde 72,4’e yükselmiştir. Türkiye’nin hızla artan enerji ithalatının faturası 2018’de 43 milyar dolar, 2019’da 41,6 milyar dolar olmuştur.

Kamu elektrik üretim tesislerinin çok büyük bölümü özelleştirilmiştir. Elektrik üretiminde kamu payı 2018’de % 15, 2019’da % 19,5 olmuştur. Elektrik dağıtımı ve satışı tamamen özel şirketler tarafından yapılmaktadır. Plansız uygulamalar sonucu ülkede elektrik üretiminde arz fazlası oluşmuş, bunun sonucunda bazı santrallar üretimi durdurmuş veya kapanmış, bir bölümü yurtdışına satılmıştır. Birkaç büyük özel sermaye grubu, elektrik üretiminin yanı sıra dağıtımını da kontrol etmektedir.

Petrolün rafinaj işlemleri iki özel şirket tarafından, ithalat, dağıtım, pazarlama ve satış işlerinin tamamı az sayıda özel şirket tarafından denetlenmektedir.

Toplum yararını dikkate almayan, kamusal planlamayı, denetimi, üretimi reddeden ve işlevsizleştiren, kamu kaynaklarını özel şirketlere aktarmaya ve belirli sermaye gruplarının çıkarlarını azamileştirmeye yönelen enerji politika, karar ve uygulamaları ile sadece elektrik enerjisi alanında 2018’de yaklaşık 32 milyar TL, 2019’da 40 milyar TL özel şirketlere transfer edilmiştir.

Enerji yoksulluğu sorunu ülkemizde de giderek ağırlaşmaktadır. Toplam istihdamın yüzde 34,64’ünün sosyal güvenlik dışında sigortasız çalıştığı, tüm çalışanların yüzde % 60’ından fazlasının ücretlerinin asgari ücret düzeyinde olduğu günümüz Türkiye’sinde, art arda gelen zamlarla aileler her ay tutarı daha fazla artan faturalarını ödemekte zorlanmakta ve ödeyemedikleri için elektriği gazı ve suyu kesilen konut sayısı milyonlarla ölçülmektedir.

2020 Mart ayından itibaren bütün dünyayı etkilediği gibi ülkemizi de sarsan Corona Virüsü salgını nedeniyle kapanan/kapatılan çok sayıda işyerinin sahip ve çalışanlarının yanı sıra işten çıkarılan milyonlarca çalışan ve küçük esnaf da bu faturalarını ödeyemeyecekler, elektrik ve gazın kesilmesi ile enerji yoksullarına katılacaktır.

Rapor, enerji sektörünün tüm unsurları ile dünyada ve ülkemizde yaşanan gelişmeleri irdelemekte ve virüs krizi ile daha da ağırlaşan sosyoekonomik krizle ilgili şu saptamalarda bulunmaktadır.

“Milyonlarca kişinin işsiz kalması, yüz binlerce işyerinin kapanması vb. nedenlerle ekonominin tüm alanlarında iç ve dış talepte çok ciddi bir gerilemenin sonucu üretimin daralması söz konusudur. Üretimdeki düşüşten ötürü sanayinin, satışların azalmasıyla ticari kesimin, gelirlerinin azalması nedeniyle yurttaşların, toplam ekonomik faaliyetin daralması nedeniyle ulaşım ve lojistik faaliyetlerinin ve sonuçta ülkenin enerji gereksinimi gerileyecektir. Bu gelişmeler sonucu milyonlarca abone faturalarını ödeyemeyebilecek, talepteki azalmadan ötürü gelirleri sınırlanacak olan gaz ve elektrik dağıtım ve üretim şirketleri çok zora düşecek ve hizmetlerini aksatabilecektir.

Bu tabloyu toplumcu bir bakış açısı ve kamu mülkiyeti, kamusal hizmet ve toplumsal yarar esaslarını temel alan bir planlama ve toplumsal kalkınma perspektifi ile değiştirmek mümkündür. Enerji dâhil bütün alanlarda böyle bir anlayışı dile getirmek, çaba harcamak, emekçi halktan yana tüm kişi ve kuruluşlar için görevden öte bir zorunluluktur. Toplumsal yaşamın her alanından yükseltilecek bu ve benzeri yaklaşım, eleştiri ve önerilerin toplumsal, ekonomik, siyasal bilinç atmosferi oluşturmasıyla, ‘“başka çözüm yok’” diye dayatılan mevcut olumsuz durumun aşılması ve yeni yönelimlerin tarihsel olarak kendini dayatması mümkündür.”

“Yaşanmakta olan olumsuzluklardan ve giderek ağırlaşan sorunlardan kurtulabilmek için; enerji sektörünü özel tekellerin kâr egemenliğinden çıkarıp kamusal bir düzleme aktarma, toplum çıkarlarını gözeten, kamusal planlama esaslı, yenilenebilir kaynaklara dayalı, düşük karbon salımlı bir ekonomiye yönelme ve enerjiyi azami ölçüde verimli kullanarak enerjide demokratik bir denetimi/programı gerçekleştirme ihtiyacı vardır.”

Bu raporun “Bazı Saptamalar ve Aykırı Öneriler” başlıklı Sonuç bölümünde önerilen Demokratik Enerji Programı;

–     Kamu mülkiyeti, kamusal hizmet ve toplumsal yarar esaslarını temel alan bir planlama ve toplumsal kalkınma perspektifi,

–     Yeni bir kamu sektörü yapısı ve kamusal üretim,

–     Yeni bir enerji stratejisinin köşe taşları,

–     Nelere son verilmeli? Neler yapılmalı?

konularında önermeleri ile

–     Enerji sektöründe yeni bir yapılanma, yeni kurumlar-kamulaştırmalar ve yeni kamu iktisadi kurumları,

–     Yerel yönetimlerin görev ve sorumlulukları,

–     Enerji ekipmanlarının yerli üretimi

başlıkları üzerinden yenilenebilir kaynaklara dayalı, toplum yararını gözeten, kamusal planlamayı esas alan, ekonomik ve teknik anlamda verimliliğe öncelik veren, kamusal hizmet olarak temin edilecek enerjiyi azami oranda tutumlu ve etkin kullanmayı öngören, işleyişi katılımcı, içeriği demokratik bir enerji programı geliştirme tartışmalarına katkı koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın gerekçesi, bulunduğumuz her alanda hatalı politika ve uygulamaları eleştirmekle yetinmeyip; olması gerekeni, toplum çıkarlarını gözeten doğru politika ve uygulamaları tanımlama, anlatma ve duyurma sorumluluğudur.

Enerjiye ilgi duyan, bilgiye ihtiyacı olan herkesin Odamızın web sitesinden indirerek de başvurabileceği bu raporun, sektör çalışanları ile üniversite ve tüm yükseköğrenim kurumlarındaki öğretim üyeleri ve öğrenciler için ciddi bir başvuru kaynağı olmasını bekliyoruz.”

Bilgi Kaynakları

TÜREB, Türkiye’nin rüzgar enerjisi verilerini online erişime açtı

Yayın tarihi:

-

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB), rüzgar enerjisi alanında Türkiye’nin kurulu gücünü ve inşa halinde olan projeleri tüm detayları ile gösteren veri tabanını www.tureb.com.tr  adresinde kullanıma açtı. Projeyle ilgili olarak düzenlenen online basın toplantısında açıklamalarda bulunan Hakan Yıldırım, “Rüzgar sektörü dijitalleşmedeki öncü rolü sayesinde koronavirüs salgını sürecinde dayanıklılığını ispatladı; rüzgarı enerjiye çevirmeye hiç ara vermedik” dedi ve veri tabanıyla, 2021’in ilk yarısında 10 GW’ı aşması beklenen Türkiye rüzgar kurulu gücünün tam bir resmini dijital ortama taşımayı amaçladıklarını söyledi.

Rüzgarla ilgili tüm bilgiler eş zamanlı olarak tek adreste

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği TÜREB, rüzgar sektörüne ait güncel verileri eş zamanlı olarak dijital ortama taşımak amacıyla www.tureb.com.tr adresinde yeni bir veri tabanı oluşturdu. Bu projeyle sektörün dijitalleşmedeki öncü rolünü bir kez daha vurguladıklarını belirten Hakan Yıldırım, “Rüzgar enerjisi memleket meselesi derken kast ettiğimiz önemli bileşenlerden biri de buydu. Dijitalleşme uygulamalarından yararlanmaya en elverişli sektörlerden biriyiz. Rüzgar halihazırda hem dünyada hem Türkiye’de bu uygulamaları en çok hayata geçiren sektör olarak dayanıklılığını rakamlarla kanıtladı. Salgın döneminde rüzgardan elektrik üretimi sekteye uğramadı, bilakis arttı. Bu projeyle verimliliği artırma ve sektör üyelerine uluslararası alanda rekabet avantajı sağlama açısından bir adım daha atmayı hedefledik. Veri tabanımız sayesinde rüzgar istatistikleri anlık olarak izlenebilecek; yatırımcılara, türbin üreticilerine, bölgelere, şehirlere ve yıllara göre filtrelenebilme özelliğiyle istenen her türlü istatistiki veriye ulaşılabilecek. Daha önce 6 ayda bir yayınladığımız istatistik raporlarına da bu şekilde istenen her an erişim sağlanmış olacak. Bir rüzgar santrali devreye alındığı anda bu, eş zamanlı olarak santral haritamızda görünür olacak. TÜREB olarak dijitalleşmede örnek teşkil etmeyi sürdüreceğiz” dedi. Yıldırım ayrıca, halen inşa halindeki santrallerin büyük bir kısmının tamamlanmasıyla Türkiye’nin rüzgar kurulu gücünün 2021 yılı ilk yarısında 10 GW’ı aşacağını belirterek sektöre verilen desteğin günün gereklerine göre düzenlenmesi ve devam ettirilmesi durumunda 2030 yılında rüzgarda 25 GW kurulu güç hedefine ulaşılmasının mümkün olduğuna dikkat çekti. Hakan Yıldırım, ‘ileri analitik ve veri yönetimi’ konularında uzman bir firma olan GTech ile iş ortaklıklarının dijital dönüşüm süreçlerinde TÜREB paydaşlarına ve sektöre önemli değerler kattığını ve bu projeyi GTech’le birlikte gerçekleştirmekten memnuniyet duyduklarını belirtti.

GTech’le ‘veriyi değere dönüştüren’ iş ortaklığı

TÜREB, proje kapsamında ”ileri analitik, büyük veri, iş zekası ve veri tabanı” konularında uzmanlığı ve derin saha tecrübesiyle bilinen, aynı zamanda TÜREB kurumsal üyesi de olan GTech ile iş birliği yaptı. GTech, Türkiye’nin en büyük kurumlarıyla birlikte imza attığı pek çok projeyle 20 yıldır veriden değer yaratıyor. TÜREB iş birliği hakkında bilgi veren GTech Kurucu Ortağı ve CEO’su Mine Taşkaya şunları kaydetti: “GTech olarak veri yönetimi ve ileri analitik konularındaki uzmanlığımızla, her sektör ve ihtiyaç için değer yaratmak üzere çalışıyoruz. Türkiye’nin en önemli kurumlarından biri olan TÜREB ile birlikte imza attığımız bu proje sayesinde rüzgar enerjisi sektörü için de verinin değere dönüşmesine vesile olduk. Projede veri tabanının oluşturulması, dashboard’ların hazırlanması gibi teknik altyapı çalışmalarının yanı sıra elde edilen verilerin içgörüye dönüştürülmesini ve geleceğe yönelik kararların bu veriler ışığında alınmasını sağlayacak bir yapı kuruldu. Günümüzde pek çok şirket daha rekabetçi olmak için müşteri verisi, operasyonel veri, ürün verileri gibi dağınık halde duran verilerini tek bir platformda entegre ederek anlamlı hale getirmek istiyor. GTech olarak biz de kurumların karar vermeleri için gerekli içgörüyü sağlayacak yapılar kuruyoruz. Rüzgar enerjisi sektöründe bu anlamda atılacak pek çok adım, gidilecek uzun bir yol olduğunu gözlemledik. Dijitalleşmenin bu sektöre sağlayacağı katma değerin altını bu vesileyle bir kez daha çizmek isterim. Proje ortağı olarak GTech’i seçen TÜREB yönetimine bize olan güvenleri; projede emeği geçen herkese özverili ve disiplinli çalışmaları için teşekkür ederiz.”

Dijitalleşme rüzgarda büyümenin ‘dinamosu’ olacak

Türkiye rüzgar sektörü, halen 8.288 MW’lık kurulu güçle Türkiye elektriğinin yaklaşık yüzde 10’unu üretiyor. Dijitalleşme alanında özellikle son 5 yılda önemli mesafe kat eden sektör, hayata geçirilen bilgi bankası sayesinde hangi alanlarda yatırım fırsatları ya da verimlilik artışı ihtiyacı olduğu gibi bilgilere de anlık olarak erişebilecek. Rüzgar bilgi bankası böylece sektörün büyümesinin ve dayanıklılığının dinamosu olacak.

Veri Tabanında neler var?

Rüzgarda Türkiye’nin hangi ilinde hangi yatırımcının hangi marka türbinlerle ne kadarlık güçte türbinler kurduğundan, saatlik, aylık ve yıllık elektrik üretimi ve oranlarına; rüzgar santrallerinin Türkiye haritası üzerinde dağılımından, projelere, firmalara ve illere göre üretim miktarına kadar çok geniş bir veri adresinde eş zamanlı olarak yer alacak. Bilgi bankasında bulunan verilerin ana sınıflandırılması ise;

  • Kurulu Güç
  • İnşa Halinde
  • Lisanslı

halinde olmalarına göre yapıldı.

Tüm bu kategorilerde:

  • Yıl
  • Bölge
  • Şehir
  • Yatırımcı
  • Firma
  • Proje Adı
  • Türbin Markası
  • Türbin Modeli
  • Türbin Gücü

bilgilerinin yanı sıra saatlik, aylık ve yıllık elektrik üretimi ile türbin markası, modeli ve il bazında yatırımcı ve sektör kurulu güç karşılaştırması bilgilerine de yer verildi.

Ek olarak yatırımcılara, firmalara, projelere ve yıllara göre üretim miktarları da sayfada erişilebilen bilgiler arasında yer alıyor. Böylelikle rüzgarda yatırım projeksiyonları da harita üzerinde değerlendirilebiliyor.

Devamını oku

Bilgi Kaynakları

“Geleceği yenilenebilir enerji belirleyecek”

Yayın tarihi:

-

Dünyayı etkisi altına alan ve ekonomik açıdan pek çok etkilerinin görüldüğü COVID-19 salgınına rağmen, yenilenebilir enerji alanında rekor büyüme dikkat çekiyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından yayınlanan Yenilenebilir Enerji 2020 Raporu’nda, Ocak ve Ekim ayları arasında devreye alınan yenilenebilir enerji kapasitesinin, geçen yılın aynı dönemine göre %15 artışla rekor büyümeye imza attığı görülüyor.

YENADER Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin

Yenilenebilir Enerji Araştırmaları Derneği – YENADER Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin, IEA 2020 raporunu değerlendirdi: “Avrupa Birliği, 2030 yılına kadar toplam enerji üretim kapasitesi içerisinde yenilenebilir enerjinin payını yüzde 32’ye çıkarmayı planlıyor. Dünya Enerji Ajansının 2020 raporuna göre güneş enerjisinde 2023 ile 2025 yılları arasında 130 ile 165 GW ortalama kapasite artışı beklenirken, deniz ve okyanus üzerinde kurulan rüzgar enerjisi santrallerinde ise yatırımlar 2020’ye göre ikiye katlanacak. Gelecek yenilenebilir enerjide.”

Tüm dünyada küresel ekonomi ve günlük yaşamı etkileyen korona virüs salgını, 2020 yılının başından bu yana dünya ve ekonomi ve sosyolojisini alt üst etti. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Yenilenebilir Enerji 2020 Raporu ile yepyeni bir dünya vizyonu tahmin ediyor.

Yenilenebilir enerji krize dayanıklı

Fosil yakıt üretiminin azalması ve keskin fiyat düşüşleriyle birlikte küresel enerji talebinde %5’lik düşüşün gözlemlendiği belirtilen raporda, yenilenebilir enerji talebinde dünya genelinde %1’lik artış olduğu ifade ediliyor. Diğer sektörlere göre, yenilenebilir enerji piyasalarının krize karşı dayanıklı olduğunu vurgulayan rapor kapsamında, diğer tüm yakıtların tam aksine, yenilenebilir enerji sektörünün 2020 yılında yaklaşık %7 oranında büyüyeceği belirtiliyor.

Salgına karşı beklentilerin üzerinde büyüme dikkat çekiyor

Korona virüs salgınının yayıldığı 2020 yılının ilk altı ayında tedarik zincirindeki aksaklıklar ve yeni yatırımların ertelenmesi, yenilenebilir enerji projelerinin yavaşlamasına neden olurken, yılın ikinci yarısından itibaren aynı yatırımların hız kazandığına vurgu yapılıyor. Bununla birlikte Ocak ve Ekim ayları arasında devreye alınan yenilenebilir enerji kapasitesinin, geçen yılın aynı dönemine göre %15 daha fazla olduğu ve bunun yeni bir rekor olduğu da raporun önemli tespitlerinden biri. Bu pozitif gelişmenin, enerji uzmanlarının dahi beklentileri üzerinde olabileceği ifade ediliyor.

“Küresel felaketleri önlemek için yenilenebilir enerji vazgeçilmez stratejik hamle”

2010’dan bu yana ‘yenilenebilir enerji’ alanındaki teknoloji ve kapasite yatırımları artışının, dünyayı ‘gerçek bir felaketten’ kurtarmak adına en ‘vazgeçilmez’ stratejik hamle olarak öne çıkardığını belirten Yenilenebilir Enerji Araştırmaları Derneği – YENADER Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin, raporla ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Avrupa Birliği (AB), 2030 yılına kadar toplam enerji üretim kapasitesi içerisinde yenilenebilir enerjinin payını yüzde 32’ye çıkarmayı hedeflemişken, iklim değişikliğine adaptasyon ve etkisini azaltmak adına 750 milyar Euro’luk bir ‘iyileştirme’ fonu konusunda mutabakata varmış durumda. 2023 ile 2025 arası 130 ile 165 GW ortalama kapasite artışı beklenen güneş enerjisi alanında, 2010 ile 2020 arasında gerçekleşen üretim maliyetlerindeki yüzde 82’lik azalmanın üzerine, bu dönemde bir yüzde 36’lık düşüş daha eklenecek. Deniz ve okyanus üzerinde rüzgar enerjisi santralleri yatırımları ise 2020’ye göre ikiye katlanacak.”

YENADER Başkan Yardımcısı Ali Karaduman

Yenilenebilir enerjide büyüme devam ediyor

Yenilenebilir enerji kaynaklarının, geçtiğimiz yıllara göre rekor büyüme gerçekleştirdiğini belirten YENADER Başkan Yardımcısı Ali Karaduman “Koronavirüs salgınına karşı dayanaklılığını gösteren yenilenebilir enerjinin 2020’de neredeyse %7 oranında büyüyeceği belirtiliyor. Rapor zorlu bir yıl olarak nitelendirilen 2020’de de yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretiminde kullanımının artışını vurgulaması açısından oldukça önemli. Tüm dünyada artan nüfusa ve gelişen teknolojiye bağlı olarak enerjiye olan ihtiyaç her geçen gün daha da artıyor. Özellikle bu süreçte ülkemizin de yenilenebilir enerji kaynaklarını doğru değerlendirerek, bu alandaki çalışmalarına ivedilikle ağırlık vermesi gerekiyor. Rüzgar enerjisinde 6 Kasım Cuma günü 151.325 MWh ile bir günlük enerji rekorunun kırılması da doğru yolda olduğumuz gösteriyor. Gelecek için temiz enerji şart” dedi.

“2022 yılına kadar hızlı büyüme devam edecek”

Yılın en çok ivme kazanan yatırımlarından güneş enerjisi şirket hisselerinin Ekim 2020’de geçen yılın sonuna göre iki kattan fazla değer kazandığının belirtildiği raporu değerlendiren YENADER Genel Sekreteri ve Enerji Sistemleri Uzmanı Dr. Füsun Tut Haklıdır ise “Yenilenebilir enerjide bu hızlı artışın 2022’ye dek devam edeceği öngörülüyor.  2022’de Çin ve bazı ülkelerde yenilenebilir enerji teşvik sürelerinin tamamlanması; bu tarihten itibaren yenilenebilir enerjinin hızını belirleyeceği yönünde. Yenilenebilir enerjinin korona virüse karşı dayanıklı ama politika belirsizliklerine karşı oldukça duyarlı olduğu da raporda önemli bir saptamadır” şeklinde konuştu.

YENADER Genel Sekreteri Dr. Füsun Tut Haklıdır

Enerji sektöründeki değişimler 2020 yılını unutulmaz kılıyor

Dünyadaki yeni gelişmelerin pozitif etkilerinin olabileceğini belirten YENADER Genel Sekreteri Dr. Füsun Tut Haklıdır sözlerine şu şekilde devam etti: “Enerji sektöründeki önemli oyunculardan biri olan ABD’de yönetimin değişmesi, yeni yönetimin temiz enerji ve iklim değişikliğine daha duyarlı politikalarının olması, Avrupa’da ise Green Deal hedefinin yaygınlaşarak devam etmesi, petroldeki üretim düşüşünün petrol firmalarını benzer tecrübelere sahip oldukları alanlardan biri olan jeotermal enerji ve diğer rüzgar, güneş hatta hidrojen enerji sistemlerine; yenilenebilir enerjiden elektrik üretimine yöneltmesi de 2020’nin enerji sektöründe yaşanan değişimler nedeniyle unutulmayacak bir yıl olmasına neden olacak gelişmelerden biri olarak düşünülebilir.”

Devamını oku

Bilgi Kaynakları

EPDK’dan YEKDEM açıklaması

Yayın tarihi:

-

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), 31 Aralık 2020 tarihine kadar işletmeye geçecek YEK belgesi sahibi işletmeler için ayrıca bir YEKDEM başvurusu alınmayacağını açıkladı. İlgili açıklama şu şekilde:

“5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunun (YEK Kanunu) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası ile 05/12/2013 tarihli ve 28842 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2013/5625 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca 18/05/2005 tarihinden 31/12/2020 yılı sonuna kadar işletmeye geçen YEK belgeli üretim tesislerinin 10 yıl boyunca Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Desteklenmesi Mekanizmasından (YEKDEM) faydalanma imkanı bulunmaktadır.

18/09/2020 tarihli ve 31248 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2949 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca ise 01/01/2021 ile 30/06/2021 tarihleri arasında işletmeye geçecek YEK belgeli üretim tesislerinin 31/12/2030 tarihine kadar YEKDEM’den faydalanma imkanı bulunmaktadır.

YEK Kanununun ilgili hükümleri uyarınca hali hazırda kısmi işletmeye geçen veya bu yıl sonuna kadar kısmi işletmeye geçecek üretim tesislerinin –üretim tesisinin tamamının işletmeye geçmesinden bağımsız olarak– 2022 yılı YEKDEM başvurularının 31 Ekim 2021 tarihine kadar yapılmış olması halinde bu kişiler 10 yıl boyunca YEKDEM’den faydalanabilecektir. İlaveten 01/01/2021 ile 30/06/2021 tarihleri arasında işletmeye geçecek YEK belgeli üretim tesisleri de 2022 yılı YEKDEM başvurularını 31 Ekim 2021 tarihine kadar yapabilecek olup YEK Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca sene içerisinde YEKDEM’e giriş ve çıkış yapılamamaktadır.

Bu bağlamda 2022 yılı YEKDEM başvuruları Kurumumuz tarafından 2021 yılı Ağustos ayı içerisinde yayınlanacak duyuru sonrası 31 Ekim 2021 tarihine kadar elektronik ortamda alınmaya başlanacaktır. İlgili kişilerde herhangi bir hak kaybı oluşmaması için bu tarihe kadar 2022 yılı YEKDEM başvurusunun yapılması gerekmektedir. Bu kapsamda 3/11/2020 tarihinden 31/12/2020 tarihine kadar işletmeye geçecek YEK belgeli üretim tesislerine ilişkin 2020 yılı içerisinde ayrıca bir YEKDEM başvurusu alınmayacaktır.

Kamuoyuna saygıyla arz olunur.”

Devamını oku

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com