Connect with us

Bilgi Kaynakları

Makina Mühendisleri Odası’ndan “Türkiye’nin Enerji Görünümü 2020” raporu

Yayın tarihi:

-

TMMOB Makine Mühendisleri Odası, “Türkiye’nin Enerji Görünümü 2020” başlıklı bir rapor yayımladı. https://www.mmo.org.tr/ web sitesi üzerinden erişime açık olan raporla ilgili şu açıklamaya yer verildi:

“Enerjiden yararlanmak modern çağın gereği ve vazgeçilmez bir insan hakkıdır. Bize göre, esasen tümü toplumun ortak malı olan enerji kaynaklarının araştırılması, bulunması, değerlendirilmesinden başlayarak; üretim, iletim, dağıtım ve satışına kadar sürecin tüm aşamalarında, çevreye, iklime ve doğaya olumsuz etkileri asgari düzeyde tutulmalı ve toplum yararı gözetilmelidir. Bu ölçüt, enerji ile ilgili tüm faaliyetlerde geçerli olmalıdır. Enerjinin tüm tüketicilere yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve güvenilir bir şekilde sunulması, temel enerji politikası olmak zorundadır. Bu anlayış ve yaklaşım, enerji ihtiyacının karşılanmasının, bir kamu hizmeti olarak yürütülmesi gereğini ortaya çıkarmaktadır.

Ancak uygulanan neoliberal politikalar sonucunda enerji kullanımının vazgeçilmez bir insan hakkı olduğu gerçeği yok sayılmış; kamu hizmeti olan enerji ve elektrik temini piyasa faaliyeti haline dönüştürülmeye başlanılmıştır. Sermaye birikim rejiminin sınırsız büyüme eğilimi ile birlikte, enerji sektörü kamusal bir alan olmaktan çıkarılarak, özel tekellerin kâr egemenliğine teslim edilmiş ve ortaya fosil kaynaklara dayalı, yüksek karbon emisyonlu bir ekonomik yapı çıkmıştır. Bu yapıda; tekellerin fosil yakıt temelli politikaları nedeniyle küresel ısınmaya yol açan sera gazı salımları dünyayı tehdit eder bir konuma gelmiştir. Bu politikaların bir diğer sonucu da enerji yoksulluğu ve yoksunluğunun dayanılmaz bir boyuta ulaşmış olmasıdır. Bu yapı ve mevcut durum artık sürdürülemez bir noktadadır.

Hava ve çevre kirliliğinin insan ve toplum yaşamına olumsuz etkilerini gidermek, iklim krizinin insan yaşamını tehdit eden, kuraklıklar, denizlerin ısınması, yeraltı sularının azalması, orman yangınları, beklenmedik zamanlarda yüksek yağışlar olması ve düzensiz hale gelmesi, su baskınları vb. yıkıcı zararları azaltmak, hızla yükselme eğilimindeki sıcaklık artışını 1,5-2 °C ile sınırlamak için, enerji üretim ve tüketiminde fosil yakıtların payını mutlaka radikal bir şekilde düşürmek zorunludur.

Dünya Meteoroloji Örgütü (World Meteorological Organization-WMO) 2019’da sıcaklığın sanayi öncesi döneme göre 1,1 +/- 0,1 ºC arttığını, 2019’un (2016’ın ardından) en sıcak ikinci yıl olduğunu, son beş yılın en sıcak yıllar olduğunu, 1980’den bugüne her on yıllık dönemin, bir önceki on yıldan daha sıcak olduğunu açıklamıştır (WMO Statement on the State of the Global Climate in 2019).

Bu veriler, neden başka bir enerji politika ve programının gerektiğini ve demokratik bir enerji programı ve uygulaması için çaba harcanması gerektiğinin açık kanıtlarıdır.

Günümüz dünyasında bir yandan kaynaklar fütursuzca (toplumsal yaşam gereklerinin çok üzerinde) tüketilirken diğer yandan, hâlâ 3 milyar insanın evlerinde ellerini yıkayacakları bir lavabo, 2,7 milyar insanın yemek pişirmek için düzenli bir mutfakları bulunmamakta, 1 milyar kadar insan elektrikten yararlanamamakta, yüz milyonlarca insan yemek pişirmek için çer-çöp, bitkisel ve hayvansal atıkların yakıldığı ilkel ocakları kullanmaktadır. Bunun yanı sıra gelişmiş ülkelerde yaşayanlar dâhil; milyarlarca insan alım güçlerinin yetersizliği nedeniyle mevcut imkânlara ulaşmakta zorluk çekmektedir.

Ülkemizde 1980’lerden başlayarak enerji ihtiyacını karşılamak üzere genelde ithal enerji kaynakları kullanılmış, fosil kaynaklı ve ithalata dayalı yüksek maliyetli yatırımlar yapılmış, enerjideki dışa bağımlılık ciddi boyutlara ulaşmıştır. Enerji arzında 1990’da yüzde 51,6, bugünkü siyasi iktidarın göreve geldiği 2002’de yüzde 67,2 olan dışa bağımlılık, 2018’de yüzde 72,4’e yükselmiştir. Türkiye’nin hızla artan enerji ithalatının faturası 2018’de 43 milyar dolar, 2019’da 41,6 milyar dolar olmuştur.

Kamu elektrik üretim tesislerinin çok büyük bölümü özelleştirilmiştir. Elektrik üretiminde kamu payı 2018’de % 15, 2019’da % 19,5 olmuştur. Elektrik dağıtımı ve satışı tamamen özel şirketler tarafından yapılmaktadır. Plansız uygulamalar sonucu ülkede elektrik üretiminde arz fazlası oluşmuş, bunun sonucunda bazı santrallar üretimi durdurmuş veya kapanmış, bir bölümü yurtdışına satılmıştır. Birkaç büyük özel sermaye grubu, elektrik üretiminin yanı sıra dağıtımını da kontrol etmektedir.

Petrolün rafinaj işlemleri iki özel şirket tarafından, ithalat, dağıtım, pazarlama ve satış işlerinin tamamı az sayıda özel şirket tarafından denetlenmektedir.

Toplum yararını dikkate almayan, kamusal planlamayı, denetimi, üretimi reddeden ve işlevsizleştiren, kamu kaynaklarını özel şirketlere aktarmaya ve belirli sermaye gruplarının çıkarlarını azamileştirmeye yönelen enerji politika, karar ve uygulamaları ile sadece elektrik enerjisi alanında 2018’de yaklaşık 32 milyar TL, 2019’da 40 milyar TL özel şirketlere transfer edilmiştir.

Enerji yoksulluğu sorunu ülkemizde de giderek ağırlaşmaktadır. Toplam istihdamın yüzde 34,64’ünün sosyal güvenlik dışında sigortasız çalıştığı, tüm çalışanların yüzde % 60’ından fazlasının ücretlerinin asgari ücret düzeyinde olduğu günümüz Türkiye’sinde, art arda gelen zamlarla aileler her ay tutarı daha fazla artan faturalarını ödemekte zorlanmakta ve ödeyemedikleri için elektriği gazı ve suyu kesilen konut sayısı milyonlarla ölçülmektedir.

2020 Mart ayından itibaren bütün dünyayı etkilediği gibi ülkemizi de sarsan Corona Virüsü salgını nedeniyle kapanan/kapatılan çok sayıda işyerinin sahip ve çalışanlarının yanı sıra işten çıkarılan milyonlarca çalışan ve küçük esnaf da bu faturalarını ödeyemeyecekler, elektrik ve gazın kesilmesi ile enerji yoksullarına katılacaktır.

Rapor, enerji sektörünün tüm unsurları ile dünyada ve ülkemizde yaşanan gelişmeleri irdelemekte ve virüs krizi ile daha da ağırlaşan sosyoekonomik krizle ilgili şu saptamalarda bulunmaktadır.

“Milyonlarca kişinin işsiz kalması, yüz binlerce işyerinin kapanması vb. nedenlerle ekonominin tüm alanlarında iç ve dış talepte çok ciddi bir gerilemenin sonucu üretimin daralması söz konusudur. Üretimdeki düşüşten ötürü sanayinin, satışların azalmasıyla ticari kesimin, gelirlerinin azalması nedeniyle yurttaşların, toplam ekonomik faaliyetin daralması nedeniyle ulaşım ve lojistik faaliyetlerinin ve sonuçta ülkenin enerji gereksinimi gerileyecektir. Bu gelişmeler sonucu milyonlarca abone faturalarını ödeyemeyebilecek, talepteki azalmadan ötürü gelirleri sınırlanacak olan gaz ve elektrik dağıtım ve üretim şirketleri çok zora düşecek ve hizmetlerini aksatabilecektir.

Bu tabloyu toplumcu bir bakış açısı ve kamu mülkiyeti, kamusal hizmet ve toplumsal yarar esaslarını temel alan bir planlama ve toplumsal kalkınma perspektifi ile değiştirmek mümkündür. Enerji dâhil bütün alanlarda böyle bir anlayışı dile getirmek, çaba harcamak, emekçi halktan yana tüm kişi ve kuruluşlar için görevden öte bir zorunluluktur. Toplumsal yaşamın her alanından yükseltilecek bu ve benzeri yaklaşım, eleştiri ve önerilerin toplumsal, ekonomik, siyasal bilinç atmosferi oluşturmasıyla, ‘“başka çözüm yok’” diye dayatılan mevcut olumsuz durumun aşılması ve yeni yönelimlerin tarihsel olarak kendini dayatması mümkündür.”

“Yaşanmakta olan olumsuzluklardan ve giderek ağırlaşan sorunlardan kurtulabilmek için; enerji sektörünü özel tekellerin kâr egemenliğinden çıkarıp kamusal bir düzleme aktarma, toplum çıkarlarını gözeten, kamusal planlama esaslı, yenilenebilir kaynaklara dayalı, düşük karbon salımlı bir ekonomiye yönelme ve enerjiyi azami ölçüde verimli kullanarak enerjide demokratik bir denetimi/programı gerçekleştirme ihtiyacı vardır.”

Bu raporun “Bazı Saptamalar ve Aykırı Öneriler” başlıklı Sonuç bölümünde önerilen Demokratik Enerji Programı;

–     Kamu mülkiyeti, kamusal hizmet ve toplumsal yarar esaslarını temel alan bir planlama ve toplumsal kalkınma perspektifi,

–     Yeni bir kamu sektörü yapısı ve kamusal üretim,

–     Yeni bir enerji stratejisinin köşe taşları,

–     Nelere son verilmeli? Neler yapılmalı?

konularında önermeleri ile

–     Enerji sektöründe yeni bir yapılanma, yeni kurumlar-kamulaştırmalar ve yeni kamu iktisadi kurumları,

–     Yerel yönetimlerin görev ve sorumlulukları,

–     Enerji ekipmanlarının yerli üretimi

başlıkları üzerinden yenilenebilir kaynaklara dayalı, toplum yararını gözeten, kamusal planlamayı esas alan, ekonomik ve teknik anlamda verimliliğe öncelik veren, kamusal hizmet olarak temin edilecek enerjiyi azami oranda tutumlu ve etkin kullanmayı öngören, işleyişi katılımcı, içeriği demokratik bir enerji programı geliştirme tartışmalarına katkı koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın gerekçesi, bulunduğumuz her alanda hatalı politika ve uygulamaları eleştirmekle yetinmeyip; olması gerekeni, toplum çıkarlarını gözeten doğru politika ve uygulamaları tanımlama, anlatma ve duyurma sorumluluğudur.

Enerjiye ilgi duyan, bilgiye ihtiyacı olan herkesin Odamızın web sitesinden indirerek de başvurabileceği bu raporun, sektör çalışanları ile üniversite ve tüm yükseköğrenim kurumlarındaki öğretim üyeleri ve öğrenciler için ciddi bir başvuru kaynağı olmasını bekliyoruz.”

Devamını oku
Reklam
Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilgi Kaynakları

Rüzgar santrallerinde işletme ve bakım dönemine genel bir bakış

Yayın tarihi:

-

Yazar

2020 itibariyle, dünya çapında Rüzgar Enerjisinden elde edilen güç 733 GW olurken kara tipi  santraller için ise %95’lik bir pay ile 698 GW’lık bir boyuta ulaşmış bulunuyor. 

Seviyelendirilmiş Enerji Maliyeti (LCOE) göz  önüne alındığında ise, yine dünya çapında  2020 yılı itibariyle baktığımızda bu değerin  kara tipi rüzgar santralleri için 48 $/mwh  seviyelerine kadar gerilediğini görüyoruz.  Operasyon maliyetleri ise, LCOE değerinin  %30’una yakın bir kısmını oluşturmaktadır.

Bugün Türkiye’nin de içinde bulunduğu dünya  genelindeki büyük rüzgâr enerjisi piyasalarında gittikçe azalan teşvik mekanizmalarıyla  birlikte, enerji arzında rüzgar santrallerinin  rekabetçi konumunun güçlendirilmesi daha  da önem kazanmaktadır.

Dolayısı ile bundan sonra yenilenebilir enerji  kaynaklarının öncü ve bağımsız hale gelmesini sağlamak için; operasyon dönemine  odaklanmak, bu dönemin şimdiye kadar  ülkemizdeki durumunu analiz etmek, gelecekteki koşullara ve özellikle dijitalizasyon  anlamında dönüşümüne hazırlanmak adına  neler yapılabileceğine ilişkin konuları bu yazı mızda işlemeye çalıştık.

Öncelikle, kara tipi rüzgar santralleri enerji maliyetlerinin geçtiğimiz dönemden bugüne kadar  LCOE anlamında hangi noktaya geldiğini IRENA  2020 raporundan takip edebiliriz. Burada LCOE  değerinin 2010’dan 2020’ye kadar %54’lük bir  düşüş yaşadığını görebiliyoruz.

Söz konusu maliyetler incelendiğinde, ilk dönemlerde OEM (Original Equipment Manufacturer-Orijinal Ekipman Üreticisi) firmalarının  payı nispeten erken işletme dönemlerindeki  türbin anlaşmaları ile birlikte, garanti sürelerini de kapsayacak şekilde 5-15 yıl arasında  geniş kapsamlı bakım anlaşmaları ile yük sek oranlara ulaşırken, mevcut anlaşmaların

sürelerinin sona ermesi, yatırımcı firmaların  yetkinliklerini geliştirmesi, piyasadaki azalan  teşvik ve artan maliyet baskıları, olgunlaşan  ve ekonomik avantaj sağlayan yerel rüzgar  sektör tedarikçilerinin varlığı ve yatırımcıların  sektör özellikli tedarik-satın alma yetkinliklerinin  gelişmesi ile azalma eğilimi göstermiştir.

OEM tarafında dünya çapında 2016 yılı itibariyle %70 olan bu pay, 2017 ‘de %64’e düşmüş  ve 2027 yılı itibariyle de OEM payının %54  seviyelerine düşmesi beklenmektedir.

2008 ile 2019 tarihleri arasında tam kapsamlı servis anlaşmalarının %66 oranında  azalmasıyla, maliyetlerin de 2017-2021 yılları arasında, 25.000$/Mwh/Yıl seviyelerin den 15.000-5.000 USD/Mwh/Yıl seviyelerine  inmeye başladığını gözlemliyoruz.

Biraz da Operasyon döneminde bahsettiğimiz bu eğilimlerle birlikte, üzerinde durulması gereken ve özellikle yatırımcı firmaların  işletme maliyetlerini optimize etmelerinde  önemli rol oynayacak ana faktörlere ve gelecek dönemde hangi konulara odaklanmamız  gerektiğine değinelim.

Bahsedeceğimiz faktörler, operasyon aktivitelerine, OEM firmaları ile mevcut servis  anlaşmaları dahilinde devam eden yatırımcılardan, bu aktivitelerin belli bir kısmında yer  alan veya belli bir oranda “In-House” yetkinliği  geliştirmiş veya tamamen OEM bağımsız  operasyon gerçekleştiren yatırımcı profillerine kadar geniş bir yelpaze için öngörülen  genel bir içeriktir.

Bu farklı operasyon yapıları ve “In-House”  seviyelerinin sınıflandırılması detaylı bir konu  başlığı olup ilerde bu konuya da ayrıca değinmemiz yerinde olacaktır.

  1. Dijitalizasyon 

Gelişen teknolojiyle birlikte, varlık yönetimi  alanında sektörün de yol aldığı yön göz önüne  alındığında, operasyonel optimizasyon anlamında en önemli etkenin dijitalizasyon olduğunu görüyoruz. Santrallerden elde ettiğimiz  büyük kapasiteli verilerin, yatırımcı bazında  belirlenecek performans takip parametrelerine  göre dizayn edilmesi mümkün olabilmektedir.

Doğru varlık yönetim sistemleri ile birlikte,  teknik anlamda türbinlerin özellikle geçmiş  dönemden gelen kronik sorunlarına yönelik  ek izleme parametreleri ile donatılması,  takip referanslarının sıklaştırılması ve yapay  zekâ tabanlı algoritmalar ile geçmiş veriler  üzerinden ana veya minör ekipman bazında  önleyici modellemeler yapılması, üretim ka yıplarının türbin/saha bazında nedenleri ile  kategorize edilerek sorunların gruplandırılıp  çözümlerin kolayca tespit edilip planlanması  ve bu sayede üretim kayıplarının asgari seviyeye indirilmesi, rüzgar ve üretim verilerine  ve kaynakların durumuna göre türbin bakım  ve onarım faaliyetlerinin en uygun zamanlarda yapılması için planlamanın optimize  edilmesi, türbin güç eğrileri, kuzey ayarlamaları, yaw kalibrasyonları vb. gibi performans  takiplerinin yapılarak iyileştirmelerin belirlenmesi ve bütün bu faaliyetlerin tek ve en  uygun türbin duruş zamanlarında gerçekleştirilmesini sağlamak gibi örneklerini çoğalta bileceğimiz önemli faydaları bulunmaktadır.

Bu optimizasyonlar, çeşitli veri analiz metotları vasıtası ile SCADA sistemine akuple çalışan alternatif sistemler üzerinden kolayca  yapılmaktadır. Hali hazırda farklı kaynaklar dan elde edilen ve türbin SCADA sistemi üzerinden erişilen bu verilerin, belirlenen spesifik  kriterlere (KPI) göre dizayn edilmesi, ticari,  teknik ve çevresel koşul ve verilerin tek bir  yerde toplanarak analiz edilmesi ve bunun  sonucuna göre servis faaliyetlerinin planlanması bu sayede gerçekleştirilebilmektedir.

Uçtan uca verinin temini ve işlenmesi, sahada  türbine müdahale eden her türlü paydaşın  (teknisyen, tedarikçi vb.), tablet ve dijital teçhizat ile, yapılan işi dijital platforma taşıdığı  ve türbinin de yarattığı büyük veri havuzu  ile birlikte oluşturulabilecek bu operasyonel  verimliliğin boyutu son derece büyüktür. Bu  verimlilik, Türkiye’de işletmede bulunan santrallerde açığa çıkarılması gereken çok büyük  bir potansiyel teşkil etmektedir.

OEM servis anlaşma dönemi içerisinde olan  yatırımcılar için bile bu optimizasyon son derece önemlidir. OEM Servis konseptinde ana  yükümlülük, emreamadelik ve bakım faali yetlerinin yerine getirilmesiyle birlikte reaktif  olarak hasar onarım ve uzaktan izleme sis temleri ile yakalanmaya çalışılan ana ekipman hasarlarının giderilmesini kapsarken,  bahsettiğimiz detaylı operasyonel yönetim  ve saha performans takibi ve iyileştirmesine  yönelik pro-aktif bir uygulama, maalesef söz  konusu olmamaktadır.

Bu potansiyel iyileştirme alanlarının, servis  anlaşmaları devam eden yatırımcılar için,  servis sağlayıcılar ile istişare edilmesi ve bu  iyileştirmelerin anlaşma dahilinde uygulan  masının sağlanması faydalı olacaktır.

Örnek vermek gerekirse, söz konusu optimizasyon vasıtası ile orta ölçekli bir rüzgar  santralinde (50-80 MW), yaklaşık %5’lik bir  üretim artışı elde edildiği takdirde, bu, yılda  yaklaşık 170-190.000 USD’lık bir iyileştirme ye denk gelebilir.

Dolayısı ile bu yapının, ister servis anlaşması  dahilinde olsun ister “In-House” modelinde  bir işletme yapısında olsun, göz önüne alınması gerektiği aşikardır.

  1. Satın alma 

Özellikle “In-House” yetkinliklerinin geliştirilmesini hedefleyen yatırımcı firmalarda,  “In-House” yetkinlik seviyesine göre satın  alma yapısının sağlam bir şekilde oluşturul ması, operasyon maliyetlerinin ve optimizasyonunun son derece önemli fonksiyonların dan biridir.

Yatırımcı, rüzgar santrali dahilinde sahip olduğu varlık envanterini gözden geçirmeli,  bu envanter için yerli ve global tedarikçileri  belirlemeli, söz konusu tedarikçilerin sertifi kasyon ve yetkinliklerini analiz ederek uygun  tedarik anlaşmalarını gerçekleştirmelidir.

“Fiyat Optimizasyonu”, “Tedarikçi Optimizasyonu”, “Bölme-Birleştirme”, “Tedarikçi Performans Yönetimi“, Redundant-Alternatif” modellemelerin de yer aldığı güçlü bir satın  alma alt yapısının oluşturulması, operasyon  dönemi için son derece önemlidir.

Hasarlı malzeme aksamı sebebiyle tüm ekipmanın değişimi yerine yerel tamir olasılıklarının değerlendirilmesi, muadil malzemeler  için hızlı ve yerel tamir/değişim/tedarik çö zümleri de her zaman değerlendirilmelidir.

Satın alma başlığı altında sadece türbin ye dek ve sarf malzemeleri değil, işgücü tedarikçileri (bakım, kanat tamir, yağ değişimi,  ana ekipman değişim firmaları, kaldırma  ekipman kontrolleri yapan firmalar, yerel ta mir atölyeleri vb.), teknik ekibin kullandığı  ISG ekipmanları, personelin kullanacağı taşıtlar ve bunlar için kira sözleşmeleri, sant ral güvenliği, teçhizat kalibrasyonları, santral  lokasyonlarına yakın küçük çözüm ortağı tedarikçiler, vinç tedarikçileri vb. gibi geniş bir  yelpazeyi kapsaması gerekir.

Satın alma ekibinin operasyon teknik ekibi ile  yakın koordinasyonunun sağlanması da son  derece önem arz etmektedir.

  1. Operasyonel konsolidasyon/operasyonel  mükemmellik 

Yatırımcıların mevcut yenilenebilir portföylerine ve kurulu güç büyüklüğüne göre değişkenlik gösterecek şekilde, bu portföyün  operasyon anlamda konsolide edilebilecek  kaynaklarının tespiti ve bunların uygun şekil de varlıklar arasında tasnif edilmesi, işletme  döneminde göz önüne alınabilecek bir optimizasyon alternatifidir. Bu konsolidasyon  ister iş gücü ister varlık yönetimi parametreleri isterse ticari anlamda olsun, işletme  maliyetlerinin minimize edilmesine fayda  sağlayacaktır.

Tüm enerji portföyü içerisinde yer alan santrallerdeki işgücünün optimizasyonu, yedek  malzeme-tedarik ağının konsolidasyonu,  şirket içerisinde operasyon birimlerinin yet kinlik paylaşımları, genel sigorta, ortak ticari maliyet takibi vb. konularının tüm portföy  operasyonunu kapsayacak şekilde oluşturulması olarak örneklendirebileceğimiz bir yapı dan bahsedebiliriz.

 

  1. Koordinasyon 

Yatırımcılarımızın teknik operasyon ekipleriyle birlikte, yukarda bahsettiğimiz satın  alma, sahada yer alan teknik ekip, mühendislik, operasyon yönetimi, ISG, yönetim gibi  yatırımcı bünyesindeki paydaşların (sadece

operasyon, işletme ve bakım ekipleri arasın da değil), farklı seviyelerde de olsa bir koordinasyonunun sağlanması gerekmektedir.

Bunun için de iş tanımlarının ve söz konusu  koordinasyon seviyelerinin mümkün olduğunca detaylı ve açık bir şekilde yapılması,  bu tanımların her çalışan için hem kendi  hem de diğer ekip üyeleri adına net, anlaşılır olması ve bilinmesi elzemdir. Bu sayede,  hedeflediğimiz operasyonel verimlilik ve mükemmellik yolundaki basamaklardan birini  de göz önünde bulundurmuş oluruz.

Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi enerji maliyetleri içerisinde önemli bir yer tutan  ve oldukça uzun bir dönemi kapsayan operasyon süresi boyunca, yatırımcılar için göz  önünde bulundurulması gereken bazı faktörleri birkaç ana başlık altında toplamaya  çalıştık.

Özellikle dijital dönüşüm sürecinde, bu süre cin getirdiği yenilik ve uygulamaları yakından  takip etmek, hatta büyük yatırımcı firmaların  bünyesinde yer alan Mühendislik/Yazılım  ekipleri ile birlikte tedarikçi firmalarla söz  konusu uygulamalar için ortak geliştirme  projelerinde yer almak, operasyonel ihtiyaç ların bu sistemlere entegrasyonunda birinci  elden katkı sağlamak, operasyon ekibi ve Yazılım/Mühendislik ekipleri arasında yukarda  bahsettiğimiz koordinasyonu mümkün oldu ğunca üst düzeyde tutmak, bundan sonraki  dönemde yatırımcıların değerlendirmeleri  gereken bir diğer husus olmalıdır.

OEM firmaları da yazımızın başında değindiğimiz gibi, standart bakım kapsamlarında ar tık rekabetçi seviyelerden uzak oldukları için,  aynı şekilde araştırma ve geliştirme bütçelerine ağırlık vererek, operasyon dönemi için  öncelikli olarak yazılım ağırlıklı performans  ve üretim iyileştirme ürünlerine odaklanmak ta ve dijital çözüm tabanlı portföylerini zenginleştirmeye çalışmaktadırlar.

Dolayısı ile araştırma ve geliştirme alanında  mühendislik kadrosunu güçlendiren, bu alanda  yatırım yaparak ekiplerinin yetkinliklerini arttırmayı planlayan firmaların da yakın gelecekte  bir adım öne geçeceği muhtemeldir. Bakım  ve arıza müdahale hizmetlerinin reaktif olarak  verildiği, saha personeli kadrosunun arttırılarak  İSG risklerinin yoğunlaştığı, yüksek oranda ye

dek malzeme stoku ile teknik ve ticari anlamda  verimsiz sistemler üzerine kurulan modelle meler, artık sürdürülebilir olmaktan çok uzaktır.

Türkiye’de her geçen yıl artan kurulu güç ve  bununla paralel olarak gelişen operasyonel  deneyimimizi en etkin şekilde, sektör içeri sindeki dayanışma ve paylaşımlarımızla üst  seviyeye çıkarabileceğimize, bununla birlikte  içinde bulunduğumuz dijital çağa ayak uy durarak, bu sektördeki teknolojik gelişmeleri  yakından takip edip, bize en uygun çözümleri  tespit ederek ve hatta kendimiz geliştirerek,  Dünyadaki sayılı rüzgar enerji operasyon  eko-sistemi içerisinde yer alabileceğimize  hatta bu bilgi birikimi ve deneyimimizi de ihraç edebilecek seviyeye taşıyabileceğimize  inanıyoruz.

Bu vesile ile sizleri yeni hayata geçen Wind Operation Forum platformuna davet ediyor,  operasyon dönemi ile ilgili yatırımcılarımızı  bir araya getirip benzer konuları tartışabile  ceğimiz, işletme bakım dönemi ile ilgili her  türlü bilgi ve deneyimlerimizi paylaşarak  sektörün operasyon deneyim hafızasını bir  kaynakta toplayıp yatırımcılarımız adına de  ğer yaratabileceğimizi düşündüğümüz bu  foruma sizleri bekliyoruz.

Detaylı bilgi için:

www.windoperationforum.com

İyi günler dileklerimle.

Kaynaklar 

-IRENA Capacity Statistics 2021

-IRENA Power Generation Costs 2020 -New Value, New Prospects, Accenture -Accenture, ORE Catapult

-Wood Mc Kenze Onsore O&M Trends 2019

Devamını oku

Bilgi Kaynakları

Pandemi Sürecinde Güvenli Eğitim

Yayın tarihi:

-

Yazar

Eğitim merkezlerinin büyük şehirlerde olması,  personelin eğitim yerine şehirler arası/şehir  içi toplu taşıma ile gitmek zorunda olması,  konaklama gereksinimleri başlıca sorunlardır. Bu gibi durumlar maliyeti artırdığı gibi  personelin COVID-19’a yakalanma riskini  artıracaktır. Bu bakımdan GWO eğitimlerini  kendi şehrinizde bir Mobil Eğitim Aracı  vasıtası ile almak pandemi sürecinde zaman, verim ve sağlık açısından en doğrusu  olacaktır.

OWLAQ Eğitim Danışmanlık olarak Türkiye’nin  ilk Avrupa’nın üçüncü GWO Mobil Eğitim Aracı  akreditasyonunu bir süre önce tamamladık.  Bu süreçte yurt içinde ve yurt dışında bir çok GWO eğitimi verdik. Eğitim verdiğimiz  kursiyerlerimiz şehirlerinden/ülkelerinden  ayrılmaya gerek kalmadan sosyal mesafeye  uygun eğitimler aldılar.

OWLAQ olarak ayrıca IRATA ve SPRAT İple  Erişim Akreditasyonlarımız da bulunmaktadır ve her ay İple Erişim eğitimi açmaktayız.

Eğitim dışında, deneyimli ve uzman kadro suyla (IRATA/SPRAT L3 –GWO) operasyon  hizmetleri ve süpervizör hizmeti vermekte yiz. Bugüne kadar petro-kimya, elektrik  iletim, telekom ve rüzgar sektörlerinde  operasyon hizmetleri vermekteyiz.

Rüzgar sektörüne özel olarak değinirsek,  operasyonel olarak verdiğimiz hizmetler  kısaca şunlardır:

  • Türbin içinde ve dışında kule temizliği, • Kanat ve kule muayenesi,
  • Kompozit ve metal tamiratları,
  • LPS muayene ve tamiratları hizmetleri  sunmaktayız.

GWO Eğitimleri ve diğer hizmetlerimiz hak kında bilgi almak isterseniz info@owlaq.com adresimizden bizimle iletişime geçebilirsiniz  veya Ankara’da bulunan eğitim merkezimizde  bizi ziyaret edebilirsiniz.

Mobil Eğitim Aracımız sizlerle

 01 

MALİYET

Sizlerin belirlediği sahada  eğitim verildiğinden teknik  kadronuzun ulaşım,

konaklama ve genel  giderleri olmaz.

02 

VERİM

Sahanızda verilen  eğitim sayesinde daha  verimli ve efektif

planlama sağlanır.

03 

ZAMAN

Eğitim süresi boyunca  teknik personelleriniz  sahadan ayrılmaz ve ek  personel planlamasına  gerek olmaz.

 

Devamını oku

Bilgi Kaynakları

Rüzgâr Adam, bilgi kaynağı olmanın yanında bir eğitim çatısı da sunuyor

Yayın tarihi:

-

Yazar

Rüzgâr Adam eğitici ders içerikleriyle 15 Haziran Dünya Rüzgâr Günü’nde yayın hayatına  başladı. Ders içeriklerini etaplar halinde yayınlayacak olan Rüzgar Adam’da ilk etapta atmosfer ve işleyişi, rüzgar ve oluşumu,  rüzgar ölçümleri, rüzgar enerji santrallerinde  proje geliştirme süreçleri, enerji analizleri, micrositing süreçleri, hukuksal süreçler ve  izin süreçleri, imar planları, şalt merkezinde  bulunan elektriksel devre elemanları, enerji  nakil hatları, proaktif bakım ve bakım sözleşmeleri, GWO eğitimi ve KKD’ler, jeneratör  çeşitleri ve rüzgar türbini çeşitleri, RES’lerde  gürültü ölçümleri ve yangınla mücadele,  hibrit teknolojilerde biyoenerji, küresel iklim  politikaları ve RES’lerde kadınların yeri gibi  konulara değinildi.  

Yakın zamanda ücretsiz bir şekilde çevrimiçi  olarak yayınlanan ve basılı hali meslek liseleri  ve üniversitelere dağıtımı yapılan A’dan Z’ye Rüzgâr Santrali isimli kitapta geçen temel  konuların 3 farklı kısma bölündüğü Rüzgâr  Adam’da 2. etap içeriklerinde kapsamlı bir  şekilde rüzgâr türbini bileşenlerine ve rüzgâr türbinlerinde bakım gibi konulara değinilmesi  planlanıyor ve derslerin çekim işlemleri son  sürat devam etmektedir.  

Eğitici videoların yanı sıra sektörün önde gelen yöneticileriyle söyleyişiler, rüzgâr enerjisi  sektöründe yatırımı bulunan yatırımcılarla  sohbet ve sahada yapılacak vlog çekimleri de  paylaşıma sunulacak. 

Öğrencilerin rüzgâr enerjisi sektörüne oryan tasyonunun ve pratik eğitimlerinin mezuniyet öncesi başlatılıp bu sektöre adım atmalarının  kolaylaştırılabilmesi için, yapılan tüm çalışmalara ek olarak Çeşme Rüzgâr Enerji Santrali’nde bir eğitim çatısı oluşturma çalışma arına başlandı. Bu kapsamda öğrencilerin  kullanımına; tırmanma, kurtarma platformları, rüzgâr ölçümlerinin nasıl yapıldığının  anlaşılabilmesi için bir rüzgâr ölçüm direği,  âtıl durumda olan bir türbine ait türbin parçaları kullanıma sunulacak olup, eğitime katılan  kişilerin kendilerini rüzgâr türbini içerisinde  hissetmelerinin sağlanması hedefleniyor. 

Rüzgâr Adam, bünyesinde her zaman staj yerlere yer vermekte olup Temmuz dönemi  yeni stajyerler öğrencilerin staj süreçleri de  başladı. Stajyerler ofis ortamında izin süreçleri,  rüzgâr ölçümleri, projelendirme safahatları  ve alınan izinler hakkında teorik bilgi sahibi  olup, daha sonrasında Rüzgâr Enerjisi projelerinde kullanılan ve çok büyük öneme sahip  olan WindPro programında birer proje geliştirip sonrasında bu projenin sunumunu yapı yorlar. Ek olarak tüm stajyerler fiziksel olarak  bir rüzgâr enerjisi santralinde bulunup, şalt  merkezini, enerji nakil hattını ve türbinleri  görüp tanıma, türbinde çalışırken kullanılması  zorunlu olan kişisel koruyucu donanımları  tecrübe etme ve sektör paydaşlarıyla tanışma  şansına sahip oluyor.

Rüzgâr Adam’ın eğitim içeriklerine www.ruzgaradam.org ve YouTube üzerin den erişim sağlanabiliyor. Merak edilen tüm  sorular da info@ruzgaradam.org e-posta adresi üzerinden iletilebilir. 

Devamını oku
Reklam

Trendler