Connect with us

Bilgi Kaynakları

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Sürdürülebilir İyileşme Raporu yayınladı

Yayın tarihi:

-

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından yayınlanan Sürdürülebilir İyileşme Raporu 6 önemli sektörde maliyetleri düşürücü tavsiyeler içeriyor. Bu sektörler; elektrik, ulaşım, sanayi, inşaat, fosil yakıtlar ve düşük karbon teknolojileri. Sürdürülebilir İyileşme Raporu, ekonomik kalkınma, daha fazla iş imkanı üretilebilmesi ve daha temiz enerji sistemleri konusunda tavsiyeler içermektedir.

  • COVİD-19 süreci ile beraber dünya 1929 Büyük Buhranı’ndan bu yana hiç görülmemiş ekonomik bir krizle yüzleşiyor. Küresel enerji yatırımlarının, COVİD-19 ve getirdiği ağır ekonomik şartlardan dolayı 2020 yılında %20 -yaklaşık 400 milyar dolar- azalması bekleniyor.
  • Küresel karbon emisyonları 2020 yılında tarihi bir düşüş yaşadı.
  • 2019 yılında enerji sektöründe 40 milyondan fazla insan istihdam edildi.
  • Enerji sektöründe, 3 milyon insan COVİD-19 sürecinde işini kaybetti ve 3-3,5 milyon insanın daha işini kaybetmesi bekleniyor. 17 milyon kişi elektrik üretimi ve dağıtımda, 20 milyon kişi fosil yakıtlar üretimi ve dağıtımında, 3 milyon kişi biyoenerji üretim ve dağıtımında istihdam ediliyor.
  • G20 ülkeleri 2020 bütçelerini GSYİH’lalarının ortalama %7’si kadar revize etmek zorunda kaldılar.
  • Yenilenebilir enerji kaynakları 2020 yılında üretimi artan tek enerji kaynağı oldu.
  • Karbon emisyonlarının %8 düşerek 2010 seviyesine gerilemesi bekleniyor.
  • OECD’ye göre, 1929 Büyük Buhranı’ndan bu yana ki en büyük daralma bu yıl yaşanacak. 2020 yılında küresel ekonominin %6 oranında daralması bekleniyor.
  • Dünya çapında 300 milyon kişinin işini kaybetmesi ve 50 milyon şirketin faaliyetlerini ciddi manada kesintiye uğratması bekleniyor.
  • Irak, Cezayir, Nijerya, Umman, Angola gibi fosil yakıtlara bağımlı ülkelerin hidrokarbon gelirlerinin %80 oranında azalması bekleniyor.
  • IEA’nın 2019 yılı raporuna göre, Sahra altı Afrika’da 27 ülkede sağlık merkezleri ve hastanelerin %60’ında elektrikler yarıdan fazla zamanlı kesintiye uğruyor.
  • 2020 yılı petrol talebinin %8;

Doğalgaz talebinin %4,

Kömür talebinin %8,

Elektrik tüketiminin %5

Nükleer enerji üretiminin %2,5 düşmesi bekleniyor.

  • 2020’de dünya genelinde araba satışlarının %15, ticari araç satışlarının %22 oranında düşmesi bekleniyor. Otomotiv sektörü direkt olarak 11 milyon, dolaylı olarak 4 milyon kişiye istihdam sağlıyor. Dünyadaki arabaların yaklaşık 3’te 1’i 10 ve üzeri yaşta. Bu araçları, yeni sistem hibrit araçlarla değiştirmek küresel karbon emisyonunda %40 oranında bir azalmayı beraberinde getirebiliyor.
  • Dünya genelinde çalışan her 4 kişiden 1’i sanayide istihdam ediliyor. COVID-19 krizi ile beraber alınan tedbirler doğrultusunda yakın gelecekte enerji verimliliği, tarımda reform ve verimlilik, geri dönüşüm gibi alanlarda yapılacak yatırımlar 10-18 milyon insan için istihdam yaratabilir.
  • Enerji, enerji teknolojilerinde inovasyon, özellikle hidrojen, batarya ve nükleer reaktörlerde ve enerji depolamada yapılacak her 1 milyon dolarlık yatırım ortalama 3-8 insana istihdam imkanı sağlayabilir.
  • Mesken binalarda ve sanayide enerji verimliliği için yapılacak yatırımlar ve güneş enerjisi yatırımları en çok istihdam yaratabilecek alt sektörler olarak dikkat çekiyor. Bu alanlarda yatırım yapılacak her 1 milyon dolar 10-15 istihdam yaratabilecek.
  • Nükleer ve hidro santraller düşük karbonlu enerji tesislerinin büyük bir kısmını oluşturuyor ve düşük karbonlu kaynaklardan sağlanan elektriğin %70’i nükleer ve hidroelektrik tesislerden sağlanıyor. Toplam küresel elektrik üretiminin %30’u hidroelektrik ve nükleer santrallerden sağlanıyor. 2019 yılında 50 milyar dolar hidroelektrik, 40 milyar dolar da nükleer yatırımları için harcandı. Gelişmiş ülkelerdeki nükleer santrallerin %40’i 2030’a kadar faaliyet dışı kalacak. Fransa’da elektriğin %75’i nükleer güç kapasitesinden üretiliyor.
  • Halihazırda dünya genelinde 130 GW kapasiteli kömür santralleri inşaatı bulunuyor ve 500 GW yatırımı planlanmış proje mevcut.
  • Rüzgar ve güneş enerjisi küresel elektrik arzında 2019 yılındaki artışın %80’ini oluşturdu.
  • IRENA’ya göre, 2019’da 5 milyon kişi güneş ve rüzgar enerjisinde istihdam edildi.
  • Gelişmekte olan ülkelerin birçoğu kömür ağırlıklı enerji üretimine sahipler. Çin ve Hindistan’ın elektrik üretiminin %65-75’i kömürden sağlanıyor. Geri kalan Güneydoğu Asya’da toplam üretilen elektriğin ortalama %40’i kömür kaynaklarından sağlanıyor. 1 GW’lik bir enerji üretimi için kömür yerine güneş enerjisi ikame edildiği takdirde yıllık olarak 1,5 milyon ton karbon emisyonu azalması yaşanıyor.
  • Temiz enerjiye geçiş için yıllık ortalama 80 milyar dolar ek yatırıma ihtiyaç var ve tüketici elektrik fiyatları ortalama %5 artacaktır.
  • 2019 yılında dünyadaki elektriğin %36’sı kömür kaynaklarından %23’u doğalgaz kaynaklarından sağlandı. Bu rakamın 2020 yılında ciddi oranda düşmesi bekleniyor.
  • Kömür santralleri 1,7 milyon kişiye, gaz santralleri ise 900 bin kişiye istihdam sağlıyor.
  • Hızlı tren ağlarının artırılması küresel emisyon oranlarının düşürülmesi için büyük bir fırsat sağlayacaktır. 60 bin km uzunluğundaki küresel hızlı tren ağında 420 binden fazla kişi çalışıyor ve inşası devam eden hızlı tren ağlarında ise 2,6 milyon kişi istihdam ediliyor. Kuzey Amerika’daki havayolu taşımacılığının %20’si, Avrupa’da %10’u, Asya Pasifik’te ise %8’i hızlı tren taşımacılığı ile ikame edilebilir. Enerji verimliliği açısından hızlı tren taşımacılığı ortalama olarak en az 12 defa hava ve karayolu taşımacılığından daha karlı. Eğer mevcut hızlı trenlerle yolcu kapasitesi %60 artırılırsa bu 2030’a kadar 200 milyon ton daha az petrol tüketimini beraberinde getirecektir.

Bilgi Kaynakları

Önsözleşme kavramı ve elektrik piyasasında uygulaması

Yayın tarihi:

-

Kuramsal olarak iki veya daha fazla taraf arasında hak ve yükümlülük tesis edilen ve ilgili tarafların rızasıyla dâhil oldukları mecralara en temel anlatımla “sözleşme” adı verilir. Belirli istisnalar dışında sözleşmeye taraf olan kişiler, tayin edilen yükümlülükleri ifa etme taahhüdü verir.

Ancak bazı durumlarda tasarlanan yükümlülüklerin ifası için gerekli olan şartların mevcut olmaması, belirsizliklerin mevcudiyeti veya sözleşme ile gerçekleştirilmesi planlanan işlerin yerine getirilmesi sürecinde engellerin ya da geçici imkânsızlıkların olması durumunda tarafların aktif bir sözleşme yapmalarından ziyade, engellerin veya belirsizliklerin ortadan kalkması sonrası sözleşme yapmak üzere “önsözleşme” yapmaları da mümkündür.

Bir kimse başka bir kişiyle yaptığı bir sözleşmede, ileride o kişiyle veya bir üçüncü kişi ile belirlenen bir sözleşmeyi yapmayı taahhüt ederse, bu taahhüdün yer aldığı sözleşmeye, önsözleşme veya sözleşme yapma vaadi denilir. Böyle bir taahhütte bulunan kimse taahhüdü gereğince asıl sözleşmeyi yapmakla yükümlüdür.

Türk Borçlar Kanunu’nun 29. Maddesi “önsözleşme” kurumunu düzenlemektedir. Buna göre, “Bir sözleşmenin ileride kurulmasına ilişkin sözleşmeler geçerlidir. Kanunlarda öngörülen istisnalar dışında, önsözleşmenin geçerliliği, ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlıdır.” Önsözleşme, niteliği itibariyle bir borç sözleşmesidir.

Bilindiği üzere elektrik piyasası mevzuatı uyarınca önlisans sahibi şirketlerin payları devredilemez veya devir sonucunu doğuracak işlemler icra edilemez. Üretim lisansının devri veya lisans sahibi şirketin paylarının devri ise EPDK’nın izni ile gerçekleştirilebilir. O halde burada karşımıza çıkan hakikat, önlisans sahibi şirketin payının devri sürecinde kanuni bir engelin var olduğu; lisans sahibi bir şirketin payının veya lisansının devri işleminde de bir belirsizliğin mevcut olduğudur.

Elektrik piyasasında uzun zamandır uygulanmakta olan YEK Destekleme Mekanizması, pek çok tesisin kuruluş ve işletme aşamalarındaki finansman modellerinin çekirdeğini oluşturmakta; proje finansmanları, ticari finansmanlar veya sair ekonomik modellemeler YEK Destekleme Mekanizması merkez alınarak tasarlanmaktadır.

Bilindiği üzere Cumhurbaşkanı Kararı ile YEK Destekleme Mekanizması destek süresi 30/6/2021 tarihine uzatılmıştır. Bu durumda ise elektrik piyasasındaki aktörlerin dikkati, önlisans sahibi şirketlerin üzerine çevrilmiştir. Doğal olarak akla gelen soru ise, “önlisans sahibi şirketlerin paylarının gelecekte devralınmasına yönelik ne gibi adımların atılabileceği” hususudur.

Önlisans sahibi bir şirketin paylarının devri taahhüdüne yönelik tanzim edilebilecek önsözleşme sürecinde dikkat edilmesi gereken belli başlı konular aşağıda ifade edilmektedir:

  1. Önsözleşme ile “bir sözleşme yapma” taahhüdü verildiğinden dolayı, önsözleşmenin ekine taraflarca ileride akdedilecek sözleşmenin bir taslağı konulmalıdır. Aksi takdirde esas sözleşmenin içeriğine ya da fer’i unsurlarına ilişkin sorunların çıkması muhtemel olacaktır.  
  2. Limited şirket pay devir sözleşmelerinin geçerlik şekli noterlik nezdinde yapılmalarına bağlıdır. Anonim şirket pay devir sözleşmelerinde ise söz konusu şekil şartı bulunmamaktadır. Bu sebeple, limited şirketlerin paylarının devrine yönelik yapılacak önsözleşmeler de noterlik şekil şartına bağlı olacak iken, anonim şirketlerde bu zorunluluk bulunmamaktadır.
  3. Önlisans şartlarının zamanında tamamlanıp tamamlanamayacağı belirsizlik arz edebilir. Zira orman izinleri, imar izinler, ÇED için gerekli onaylar, araziye ilişkin alınması gereken izin ile sair ruhsat, izin ve onaylar, bünyelerinde çeşitli riskleri ihtiva etmektedir. Söz konusu izin ve ruhsatlar ilgili kurum ve kişilerden zamanında elde edilemeyebilir veya bunların elde edilmesinde gelecekte imkânsızlıklar meydana gelebilir. Bu ihtimallere binaen önsözleşmenin tasarlanması önem arz etmektedir.
  4. Önlisans şartlarının tam ve zamanında yerine getirildiği ihtimalde dahi lisansın devri için EPDK’nın izni gerekmektedir. Söz konusu iznin verilip verilmeyeceği de –doğal olarak– gelecekteki bir belirsizlik olarak zuhur ettiğinden dolayı tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinde dikkate alınması gereken etkenler arasında yer almaktadır.
  5. Payları devralmak isteyen şirket, genellikle önlisans sahibi şirketin yerine getirmesi gereken yükümlülüklerin hızlıca tamamlanmasını arzu etmekte; bu sebeple izin ve ruhsatların toplanması sürecine dâhil olmak istemektedir. Bu sebeple uygulamada önlisans sahibi şirket, payları devralacak şirkete vekâletname vermek suretiyle izin ve ruhsatların toplanmasını sağlamaktadır. Zira ekseriyetle payları devralacak şirket finansman açısından ve bürokratik alanlarda güçlü olduğu için kendisi inisiyatif almak istemekte ve süreci yönetmektedir. 
  6. “Önsözleşme” ve “sözleşme” kavramları nisbidir. Diğer bir deyişle taraflar arasında bağlayıcı olup kural olarak 3. kişilere karşı ileri sürülemezler. Payları devralacak şirket, önlisans gereklilikleri tamamlandıktan sonra payların devredilmemesi riski ile karşılaşabilmektedir. Bu durumun önüne geçmek için önlisans sahibi şirketin ilmühaber ihraç etmesi ve “önsözlşeme” aşamasında tarihsiz ciro ile devralacak şirkete teslim edilmesi değerlendirilebilir.
  7. Belirsizlik ve risk içeren önsözleşmeler kapsamında tarafların karşılıklı yükümlülüklerinin güvenceye alınması noktasında teminat mektubu, garanti sözleşmesi, kefalet sözleşmesi, çek, bono ve sair enstrümanlar kullanılabilir. Çeklerin karşılıksız çıkması halinde mevzuat hapis cezası öngördüğü için çeklerin kullanımı caydırıcı ve etkili olmaktadır. Bono (senet) kullanımında ise bonoya önsözleşme içinde atıf yapılıp yapılmaması veya bunun teminat amacıyla verilip verilmediğinin belirtilmesi, senedin icra takibine konu edilmesinde farklı ihtimalleri gündeme getirebileceği için bu yöndeki teminatlandırma mekanizmasının muhakkak bir hukukçu tarafından koordine edilmesi gerekmektedir.
  8. Önlisans sahibi şirketler ekseriyetle proje şirketi (SPV – Special Purpose Vehicle) olduklarından dolayı finansal ya da teminat yükümlülüklerinin mutlaka hissedar veya ana şirketler açısından da bağlayıcı olmasına önem verilmelidir.
Devamını oku

Bilgi Kaynakları

Yenilenebilir ve Enerji Sektörü Türk Kadınları KİH-YÇ İle Cedaw ve İstanbul Sözleşmesi’ni Konuştu

Yayın tarihi:

-

Yazar

YENİLENEBİLİR VE ENERJİ SEKTÖRÜ TÜRK KADINLARI KİH-YÇ İLE CEDAW VE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’Nİ KONUŞTU

Yenilenebilir Enerji Sektörü Türk Kadınları (TWRE), Türkiye’de Yenilenebilir Enerji Sektörü Başta Olmak Üzere Enerji Sektörünün Gelişiminde Aktif Rol Oynayan ve Oynayacak Olan Kadın Profesyonellerin İletişim Grubu Olarak, Mayıs 2018’te Sedef Budak tarafından kurulmuş olan TWRE Türkiye’de Enerji Sektörünün ilk ve tek cinsiyet eşitliği hareketidir.

Türkiye’de ve dünyada kadınların insan haklarını savunmak ve hayata geçirmek amacıyla 1993 yılında kurulan bağımsız bir kadın örgütü olan “Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği “ (KİH-YÇ), adını Birleşmiş Milletler ’in (BM) aynı yıl Viyana’da düzenlenen İnsan Hakları Dünya Konferansı’nda ortaya çıkan “Kadın hakları, insan haklarıdır!” söyleminden almıştır.

KİH-YÇ, kadının insan haklarının eksiksiz uygulanmasını ve kadınların hayatın her alanına özgür bireyler ve eşit yurttaşlar olarak katılımını desteklemek amacıyla yerel, ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeylerde çalışmaktadır.

KİH-YÇ’ ın en bilinen programı olan Kadının İnsan Hakları Eğitim Programı KİHEP 1995 yılından buyana Türkiye genelinde ve Kıbrıs’ta 15 binden fazla kadına ulaşmıştır.

Ülkemizde gün geçtikçe artan kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet sorunun neden- sonuç ilişkisini değerlendirmek, sözleşmeyi ilk imzalayan ve parlamentosunda da onaylayan ilk ülke konumunda bulunarak taraf olduğumuz “İstanbul Sözleşmesi” nin esasları, neden ve nasıl uygulanması gerektiği konularında sektörü aydınlatmak için 29 Temmuz Çarşamba akşamı, saat 21.00’de Youtube Canlı Yayını gerçekleştirilmiştir.

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ya da bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve bununla mücadelede temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen uluslararası insan hakları sözleşmesidir.

TWRE Kurucu Başkan Sayın Sedef BUDAK ve TWRE Danışma Kurulu Üyesi Sayın SeyranHATİPOĞLU ev sahipliğinde, Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği’ni temsilen, kadın haklarısavunucusu, Sayın Avukat Ezel Buse SÖNMEZOCAK konuk edilmiştir.

Oturumda kadın hakları, insan hakları, Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi CEDAW ve 6284 numaralı kanun, kadın haklarının neden saldırı altında olduğu, İstanbul Sözleşmesinin önemi, ana akım medya, aile içi şiddet ve toplumsal cinsiyet, iş hayatında kadınlar ve toplum olarak eşit haklara nasıl ulaşabileceğimiz konuları öncelikle “İnsan Hakları” bakış açısı temelinde değerlendirilmiştir.

Devamını oku

Bilgi Kaynakları

GWEC: Offshore, Asya-Pasifik liderliğinde 2030’da 234 GW’a çıkacak

Yayın tarihi:

-

Yazar

GWEC: Offshore, Asya-Pasifik liderliğinde 2030’da 234 GW’a çıkacak

2019, eklenen 6.1 GW yeni kapasiteyle küresel offshore tarihinde en iyi yıl olarak kayda geçti. COVID-19 krizinin etkilerine rağmen 2020 yılında 6.6 GW daha eklenmesi bekleniyor.

Offshore, hükümetler tarafından, COVID-19 sonrası ekonomik iyileşmenin temel bileşenlerinden biri olarak görülüyor.

Avrupa, kurulumlarda önde gelen bölge olmayı sürdürüyor. Ancak piyasanın, yeni kapasitede Dünya lideri olan Çin’in yanında, 2030’a doğru hızlanacak olan Tayvan, Vietnam, Japonya ve Güney Kore ile birlikte yükselişe geçeceği öngörülüyor.

GWEC tarafından yapılan piyasa tahminlerine göre 2030’a dek 205 GW üzeri yeni offshore kapasitesinin kurulumu yapılacak. Bu da geçen yıla göre, politik can simidi, azalan teknoloji maliyetleri ve uluslararası karbonsuzlaştırma taahhütleri sayesinde 15 GW artış anlamına geliyor.

Yüzer offshore tam ticarileşmeye, tüm Dünya’da kurulumu yapılacak en az 6 GW ile ulaşacak. Türbinin teknolojisinin de verimlilik ve esneklik anlamında gelişerek seviyelendirilmiş enerji maliyetlerinde azalma ve kabul görme oranında artma gibi faydaları beraberinde getirmesi bekleniyor.

Offshore, diğer enerji sektörleriyle karşılaştırıldığında pandemiden daha az etkilendi. GWEC Piyasa İstihbaratı, süren büyüme sayesinde gelecek on yılda sektörde 900.00 iş olanağı yaratılmasını bekliyor. Bu da, offshore’un küresel ekolojik restorasyonda lokomotif görevi taşıma potansiyelini ortaya koyuyor.

GWEC CEO’su Ben Backwell şu yorumu yaptı: “Offshore, hükümetler, teknolojinin COVID sonrası ekonomik iyileşmeye, istihdam yaratıp kıyı toplumlarına ekonomik gelişme sağlayacak büyük ölçekli yatırımların başlangıcını yaparak oynayacağı rolün farkına vardıkça gerçek anlamda küreselleşiyor. Gelecek on yılda Japonya, Kore ve Vietnam gibi gelişen piyasaların tam kapasiteyle offshore’a yöneleceğini ve Asya, Latin Amerika ve Afrika’da deniz türbinlerinin kurulacağını göreceğiz”

GWEC Strateji Yöneticisi Feng Zhao ise; “Endüstrinin görünümü, tüm Dünya’da ülkeler offshore’un uçsuz bucaksız potansiyelini keşfettikçe daha umut vaat eder hale geliyor. Piyasa büyümeyi sürdürdükçe, sektörde ortaya çıkan yüzer santral, daha büyük, verimli türbinler ve Power-to-X gibi yeniliklerle birlikte sektöre yeni kapılar ve piyasalar açılmaya devam edecek ve sektör küresel enerji geçişinde önemi gitgide artan bir konuma yerleştirecek” dedi.

 

 

Devamını oku

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com