Connect with us

Genel

GE,bölgedeki ilk akıllı fabrika yatırımını Türkiye’de yapıyor

Yayın tarihi:

-

 

• Dünyanın öncü dijital endüstriyel firması olan General Electric (GE), Gebze’deki Güç Transformatörleri fabrikasını, akıllı fabrikaya dönüştürüyor. • Yerel inovasyonun güçlendirilmesini hedefleyen GE, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Türkiye bölgesinin en gelişmiş kapasite ve teknolojiye sahip test laboratuarını da Gebze’deki Güç Transformatörleri Fabrikası’nda faaliyete geçirdi. • Türkiye’de 50 yıldır üretim yapan GE Güç Transformatörleri fabrikası, 2020 yılına kadar 1 milyar dolar ihracat katkısı hedefliyor.

 

İstanbul – Lokalizasyon ve yerel inovasyon çalışmaları ile Türkiye’nin ekonomik büyümesine katkı sağlayan General Electric (GE), Türkiye’de yer alan Gebze Güç Transformatörleri fabrikasını, bölgedeki ilk akıllı fabrikaya dönüştüreceğini duyurdu. Türkiye’de 1948 yılından beri faaliyet gösteren GE, havacılık, ulaşım, enerji, sağlık gibi Türkiye ekonomisinin stratejik endüstrilerine gerçekleştirdiği yatırımlarına devam ediyor.

Ekonomi Bakan Yardımcısı Fatih Metin, GE Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Canan M. Özsoy, GE Şebeke Çözümleri Global CEO’su Reinaldo A. Garcia ve GE Güç Transformatörleri Ürün Grubu Küresel Genel Müdürü Hakan Karadoğan’ın katılımıyla yatırım duyurusunun gerçekleştirildiği törende, Güç Transformatörleri Fabrikası bünyesinde Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Türkiye bölgesinde yer alan en büyük test laboratuvarının açılışı da gerçekleştirildi. Ayrıca üretim kapasitesini de artıracak olan fabrikaya yapılan toplam yatırımın değeri 20 milyon doları buluyor.

50 yıldır Türkiye’de faaliyet gösteren GE Güç Transformatörleri Fabrikası, büyüklüğü ve kapsamı ile GE’nin dünya genelinde faaliyet gösteren diğer transformatör fabrikaları arasında en önemli yatırımlarından biri olma özelliği taşıyor. Toplam üretiminin yüzde 85’ini ihraç eden GE Güç Transformatörleri Fabrikası, 2015 yılında yaklaşık 250 milyon dolar ihracatla alanında Türkiye ihracat şampiyonu oldu.

 

GE, dünyanın en büyük dijital endüstriyel firması olma vizyonuyla, ‘akıllı fabrika’ yatırımı için, dünyadaki 10 adet Güç Transformatörleri arasında ilk olarak Türkiye’de Gebze’de yer alan fabrikasını seçti. Gebze’deki fabrika, üretimin dijitalleşmesi kapsamında ekipmanlarla bilgisayarların birbiriyle konuşabileceği ve Endüstriyel İnternet sayesinde gerçek zamanlı bilgilerin paylaşılabileceği üretim konseptinin bölgedeki ilk uygulaması olacak. Akıllı Fabrika’da optimum üretim sağlamak için tasarım, üretim, tedarik zinciri ve servis ağları da birbirine bağlanacak. 

GE Güç Transformatörleri Fabrikası’nın akıllı fabrikaya dönüşmesi ile birlikte, transformatör üretim sürelerinde yüzde 25, stok seviyeleri ve maliyetlerinde yüzde 20 oranında azalma, üretim verimliliğinde yüzde 3 artış ve tam zamanında teslimatta yüzde 5 oranında artış gerçekleşmesi planlanıyor. Verimlilik artışının sonraki yıllarda yüzde30’lara varması bekleniyor.

Bölgenin en gelişmiş kapasite ve teknolojiye sahip test laboratuvarı Türkiye’de

Test laboratuvarı yatırımı, güç transformatörü üretiminde ve tesisin kapasite artışındaki en önemli etken olma özelliği taşıyor. GE açılışı yapılan yeni test laboratuvarıyla, hem üretim kapasitesini hem de üretebileceği transformatör gücü ve gerilimini artırıyor. Türkiye şebekesinde maksimum gerilim 380 kV olmasına rağmen, laboratuvarda kullanılan özel ekipmanlarla 800 kV’a kadar gerilime sahip transformatörler bu laboratuvarda yetkin mühendis ekibi ekibi tarafından test edilebiliyor.

Yerel üretim ve inovasyona destek 

Güç Transformatörleri Fabrikası Test Laboratuvarı açılış töreninde konuşan GE Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Canan M. Özsoy, GE’nin 68 yıldır Türkiye’de yerel üretimi, ihracatı ve istihdamı destekleyerek Türkiye ekonomisine yüksek katma değer sağladıklarının altını çizdi. Özsoy, “2012 yılından bu yana Türkiye’deki çalışan sayımızı üç kat artırdık. Bugün Türkiye’de 8 ayrı lokasyonda 2000’in üzerinde çalışanımız ile ülkemizin öncelikli iş alanlarına yönelik faaliyet göstermekten, yerel üretim, inovasyon, ihracat ve istihdama katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz.  

Geçen yıl faaliyete geçirdiğimiz GE Türkiye İnovasyon Merkezi ile yenilenebilir enerji, akıllı şebekeler, LED, sağlık ve yaşam bilimleri endüstrilerinde yerel inovasyonun gelişimine odaklandık. Bugün de Gebze güç transformatörleri fabrikasına yapacağımız yatırımlarla hem örnek bir akıllı fabrika oluşturacağız hem de endüstriye ve Türkiye ekonomisine olan katkımızı daha üst noktalara taşıyacağız” dedi.  Törende konuşan GE Şebeke Çözümleri Global CEO’su Reinaldo A. Garcia ise şebeke çözümleri iş alanı olarak GE’nin dijital dönüşümüne ve insanların elektriğe erişimine katkılarının önemini vurguladı. İnsanların hayatını sürdürebilmesi için dünyamızın elektriğe ihtiyacı var. Müşterilerimiz, enerji piyasasında teknoloji konusunda öncülük yapmamızı bekliyor.

GE’nin dünyadaki ilk akıllı güç transformatörü fabrikası olan Gebze’deki fabrikamızın, üretimde verimlilik açısından hem Türkiye’ye hem de dünyaya örnek olma özelliği taşıyacak olmasından gurur duyuyorum. Türkiye, hızlı hareket edip gerekli yatırımları yapar ve sanayide dijital dönüşümü gerçekleştirebilirse rekabette öne çıkacaktır.

Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedeflerine katkı 

GE Güç Transformatörleri Fabrikası, şu ana kadar ürettiği yüksek gerilim transformatörlerin yanı sıra orta gerilim transformatörler de üretecek. Bu gelişme Türkiye’nin rüzgar alanındaki yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşmasına ivme kazandıracak.    GE Güç Transformatörleri Ürün Grubu Küresel Genel Müdürü Hakan Karadoğan da törende yaptığı konuşmada, üretim kapasitesini artıracak olan bu yeni test laboratuvarı ve orta gerilimde transformatör üretimi yatırımlarının yerel inovasyona katkısına dikkat çekerek, “Üretim kapasitemizin artmasıyla hizmet verdiğimiz ana pazarlardan artık çok daha fazla sipariş alabileceğiz. Ayrıca bu yatırım sektörün artan gerilim ve güç taleplerine paralel olarak daha büyük transformatörler üretmemiz için bize yeni pazarlar da açacak. İstihdam ve ihracat rakamlarımızı büyüterek, ülke ekonomisine daha fazla katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz” dedi. 

Yetkin mühendis ekibi dünyaya teknoloji geliştiriyor

Gebze’de yer alan fabrikanın en önemli özelliklerinden biri de buradaki Ar-Ge mühendisleri tarafından geliştirilen teknolojilerin GE’nin dünya genelinde bulunan güç transformatörleri fabrikalarına bilgi (know-how) olarak aktarılarak kullanılması. Yaklaşık 80 mühendisten oluşan Ar-Ge ekibi sayesinde tesis, özel transformatörlerin üretiminde GE’nin yetkinlik merkezi olarak konumlanıyor. Güç Transformatörleri Fabrikasında değişik atmosfer ve iklim şartları için farklı çözümler geliştiriyor.

Devamını oku
Reklam
Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Türkiye’nin İlk Temiz Hidrojen İdeathonu’nda Büyük Ödülü ”HydroS” Ekibi Kazandı!

Yayın tarihi:

-

Yazar

İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında tüm dünyada bir temiz enerji dönüşümü gerçekleştirilmesi zorunluluk haline geliyor. Temiz Hidrojen ise dünyanın temiz enerji dönüşümünde en önemli araçlarından birisi olarak görülüyor.

Dünya’da yaşanan iklim değişikliği gibi önemli gelişmelere bağlı olarak da gelişmek için yeni bakış açılarına ve fikirlere ihtiyacımız bulunuyor. Geniş kitlelerin fikirlerine ulaşabilmek ve farklı bilgilerin birleşerek yenilikçi fikirlere dönüşmesini sağlayabilmek için, ideathonlar gibi yeni fikir oluşturma araçları ve platformları her geçen gün yaygınlaşıyor.

Bu amaç doğrultusunda; İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) tarafından, Enerji Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (ENSİA) ortaklığıyla uygulanan BEST For Energy Projesi kapsamında bu yıl düzenlenecek olan üç adet ideathon etkinliğinden ilki olan Türkiye’nin ilk Temiz Hidrojen İdeathonu Yaşar Üniversitesi’nde 23-24 Ekim tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirildi.

Temiz Hidrojen İdeathonu Yaşar Üniversitesi BTTO Müdürü Necip ÖZBEY ve İzmir Kalkınma Ajansı YDO Koordinatörü H.İ.Murat ÇELİK’in açılış konuşmaları ile başladı.

Etkinliğin devamında tematik konuşmacı olan Aspilsan Ar-Ge Mühendisi Dr. Can SINDIRAÇ, Shura Enerji Dönüşümü Merkezi Direktör Vekili Hasan AKSOY ve Siemens Gamesa Proje Yöneticisi Mikkel SERUP ‘’Neden Temiz Hidrojen?’’ konusunda  katılımcıları bilgilendirdi.

Gerçekleşen konuşmaların ardından katılımcılar yenilikçi fikirler ve uygulanabilir çözümler üretmek için ekipler halinde çalışırken, sektör firmaları ve akademisyenler de mentorluk desteği ile ekiplere katkı sağladı.

Temiz Hidrojen İdeathonu jüri üyesi olan KOSGEB İzmir İl Müdürü Levent ARSLAN, ENSİA Yönetim Kurulu Başkanı Alper KALAYCI, Yaşar Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölüm Başkanı Dr. Emrah BIYIK, İZKA Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü H.İ. Murat ÇELİK ve Yaşar Üniversitesi BTTO Müdürü Necip ÖZBEY gerçekleştirilen sunumlar sonrası değerlendirmelerini yaptı ve kazanan projeler belli oldu.

Birincilik ödülü olan 10.000 TL’yi HydroS takımı ‘’Hydrogen in a Nutshell’’ projesi ile, ikincilik ödülü olan 5.000 TL’yi Cyclizm takımı ‘’Geleceği İzmir’le Dönüştür’’ projesi ve üçüncülük ödülü olan 2.500 TL’yi Ulujen takımı ‘’Atıktan Değere’’ projesi ile kazandı.

BEST For Enerji Projesi kapsamında İzmir’de düzenlenen ideathon etkinlikleri serisi 20-21 Kasım 2021 tarihindeki BEST For Wind ve 4-5 Aralık 2021 tarihindeki BEST For City İdeathonları ile devam edecek.

 

 

 

Devamını oku

Genel

Paris İklim Anlaşması yürürlüğe girdi: Enerjide yeni dönem

Yayın tarihi:

-

Yazar

Paris İklim Anlaşması’na ilişkin kanun teklifi 6 Ekim’de Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Anlaşma, Resmi Gazete’de de “22 Nisan 2016 tarihinde imzalanan Paris Anlaşması’nın beyan ile birlikte onaylanması uygun bulunmuştur” ifadeleriyle yayımlanarak yürürlüğe girmiş oldu.

WWF, Greenpeace, TEMA Vakfı’nın da aralarında bulunduğu 15 kurum, konuyla ilgili ortak açıklama yayınladı.

İklim değişikliği konusunda çalışan imzacı kurumlar, Türkiye’nin Anlaşmaya  taraf olmasının olumlu bir adım olduğunu belirtiyor ve 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefinin benimsenmesiyle Türkiye’nin iklim politikasında yeni bir dönem başladığını vurguluyor.

Türkiye, dünyada en fazla sera gazı emisyonuna neden olan ülkeler arasında 16. sırada ve kişi başı emisyonları her gün artıyor. Sera gazı emisyonlarının azaltımı için öncelikle, Türkiye’nin 2053 yılına kadarki süreci kapsayacak kısa vadeli iklim hedefleri belirlemesi gerekiyor.  Paris Anlaşması’nın 1,5 derece hedefiyle uyumlu bir politika geliştirebilmek için, halihazırda sera gazı emisyonlarında artıştan azaltımı öngören Ulusal Katkı Beyanı’nı diğer ülkeler gibi gözden geçirmesi ve daha iddialı emisyon azaltım hedefleri sunması bekleniyor. 

Türkiye’nin yeni iklim politikası doğrultusunda sera gazı emisyonlarının azaltımı için yeni eylem planlarının hazırlanacak sektörler arasında, iklim değişikliğine en büyük etkiye neden olan enerji sektörü başta geliyor. Türkiye’nin fosil yakıtlardan aşamalı olarak çıkması, mevcut fosil yakıt destek ve teşviklerini sonlandırması ve tüm kamu kaynaklarını güneş ve rüzgar başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarına, bunun için gerekli altyapı çalışmalarına ve tüm kesimleri kapsayacak adil dönüşüm planlarına ayırması öncelikli konular olarak ortaya çıkıyor.

Hükümetin yeni iklim politikası dahilinde ilk adım olarak yeni kömür santrali yapılamayacağını taahhüt etmesi önem kazanıyor. 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmak için yeni kömür yatırımlarının yapılmaması gibi bazı önemli kilometre taşlarının bugün belirlenmesi gerekiyor. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye’nin,  geçtiğimiz hafta yeni kömürlü santrallerinin inşaatını durdurmayı amaçlayan “Yeni Kömür Santrali Yok Sözleşmesi” gibi girişimlerin izinde “yeni kömür yok” hedefini mutlaka taahhüt etmesi gerekiyor. 

Türkiye’nin aynı zamanda kömürden aşamalı çıkış için de bir hedef yıl belirlemesi önem taşıyor. Mevcut kömürlü termik santrallerin, yenilenebilir kaynaklarla ikame edilerek aşamalı olarak emekliye ayrılması, 2053 net sıfır hedefinin gerçekleştirilmesi için olmazsa olmaz. Bugün itibariyle, Avrupa’da 19 ülke kömürden tamamen çıktı ya da tamamen çıkma taahhüdünü duyurdu. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye, kömürden çıkışı planlayarak, bu konuda lider ülkeler arasına girebilir. 

Fosil yakıtlardan uzaklaşmanın yanı sıra iklim değişikliğiyle mücadele için atılacak her adım, istihdam, temiz hava, teknolojik gelişim gibi faydaları da beraberinde getiriyor.  Bilimsel araştırmalar, Türkiye’nin aktif bir iklim politikası yürütmesi halinde milli gelirinin %7 artacağını gösteriyor.”

Devamını oku

Genel

Enerji santallerinde öngörülü güvenlik

Yayın tarihi:

-

Yazar

Enerji ihtiyacının yerli kaynaklarla karşılanarak dışa bağımlılığın azaltılması, enerji kaynakların çeşitlendirilerek sürdürülebilir enerji kullanımının sağlanması ve enerji tüketimi neticesinde çevreye verilen zararların en aza indirilmesi açılarından yenilenebilir enerji oldukça önemli bir değere sahiptir.2020 Yılında yaşanan pandemi dönemi de bu önemi ayrı bir pencereden bizlere bir kez daha göstermiştir. Ülkelerin ihtiyaçlarını yerli kaynaklardan karşılaması pandemi gibi zorlu dönemlerde de yaşanabilecek çeşitli krizleri engellemektedir. 

Şu anda dünya genelinde fosil yakıtlardan enerji üretimi ağırlıkta olsa da gelişen trend yenilenebilir enerji üzerinedir. Birçok ülke enerji üretim alanındaki stratejilerini bu doğrultuda belirlemekte, üretilen enerjinin daha verimli kullanılabilmesi adına yeni teknolojiler üzerine çalışmalar yapmaktadır. Enerji alanında dünyada gelişen bu trende Türkiye’de ayak uydurmakta, hatta özellikle güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi alanında önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Ülkemiz bulunduğu coğrafi konum ve jeopolitik yapısı sebebi ile özellikle yenilenebilir enerji alanında oldukça önemli bir potansiyele sahip durumdadır. Birçok ülkeye göre özellikle güneş ve rüzgar açısından çok daha avantajlı bir potansiyele sahip olduğu bilinen ülkemizin EPDK verilerine göre 2020 sonu itibariyle rüzgar enerjisi santrali kurulu gücü yaklaşık 9.000 MW, güneş enerjisi kurulu gücü de yaklaşık 6.600 MW civarındadır. Diğer yenilenebilir enerji kaynakları olan hidroelektrik enerji santralleri yaklaşık 30.000 MW, jeotermal enerji santralleri yaklaşık 1.500 MW kurulu güce sahiptir. Bu veriler göstermektedir ki toplam kurulu gücümüzün yaklaşık %47’si yenilenebilir enerji kaynaklarından,  %15’inin de geleceğin enerjisi olarak nitelendirilen rüzgar ve güneş kaynağına dayalı olduğunu göstermektedir. Uzmanlar tarafından tahmini hesaplanan yenilenebilir enerji  potansiyele göre daha oldukça yüksek bir potansiyelimiz olduğu bilinmekte ve bu doğrultuda da yeni projelerin işletmeye geçmesi ile birlikte her geçen gün kurulu gücümüz de artmaktadır. 

Artan bu enerji yatırımlarının, inşaat ve montaj süreçlerinin güvenle tamamlanarak işletmeye geçmesi, işletmeye geçtikten sonrada güvenle enerji üretmesi elbette ki oldukça önem arz etmektedir. Bu alanda yatırım yapan şirketlerin güvenlik açısından yaşayacağı bir problem, iş planlarını sekteye uğratabildiği gibi finansal açıdan dengesizliklere de yol açabilmekte ve mental açıdan yorgunluk yaratabilmektedir. Bir enerji üretim santralinin inşaat aşamasına geçebilmesi için uzun ve zorlu bir izin sürecinin tamamlanması, sonrasında da önemli yatırım bütçeleri ayrılması gerekmektedir. Bu denli zorlu ve maliyetli süreçlerden geçen bir enerji yatırımının güvenlik açısından problemler yaşaması istenebilecek en son şeylerdendir. Bilindiği üzere enerji üretim santrallerinin gerek şantiye dönemleri gerekse işletme dönemleri çeşitli riskler barındırmakta, bu risklerin ortaya çıkmaması içinde hassasiyetle önlemlerin alınması gerekmektedir. Özellikle şantiye/montaj halindeki projelerin çoğunluğu zorlu lokasyon ve coğrafi koşullarda yer almakta ve geniş bir alana yayılmaktadır. Bu tarz projelerde değerli malzeme yoğunluğunun yüksek olması, kaybolması halinde proje iş planını sekteye uğratabilecek ekipmanların varlığı, çok yönlü İSG unsurları ve sosyal etkileri güvenlik risklerini arttırmaktadır. Ortaya çıkan bu yüksek güvenlik risklerinin engellenebilmesi için çok iyi politikalar belirlenmesi, üzerinde hassasiyetle durulması ve doğru yönetilmesi değerlidir.

Enerji sektöründe ön planda olan başlıklardan birisi de güvenliktir ve burada stratejik bir öneme ve değere sahip olan enerji projelerinin güvenliği için, deneyim, bilgi birikimlerimi ve segmente özel derinleşmiş tecrübe devreye girer. 

Derin sektör tecrübesi ile hangi proje türünde hangi aşamada, hangi lokasyonlarda nasıl risklerle karşılaşabileceğimizi önceden öngörebilmesi,  projede daha göreve başlamadan önce tespit edilen bu risklerin ortaya çıkmaması içinde önem arz eder. Güvenlik teknolojileri, uzaktan izleme çözümleri gibi farklı hizmet karmaları eşliğinde entegre güvenlik çözümleri ile optimum fayda sağlanır.  Enerji yatırımcılarına ayrıca enerji tesislerinde ihtiyaç duyulan en doğru güvenlik teknolojisini, güçlü yapımız sayesinde yıllara yayılabilen finansal modellemeler eşliğinde yapılabilmektedir. Bu teknoloji yatırımlarını yaparken işletme maliyetlerinde de tasarruf yaratıldığından  tesisler ileri güvenlik teknolojilerine de sahip olabilmektedir.

Örneğin, işletmeye geçmiş olan Rüzgar Enerji Santrallerinin güvenliği;  genelde geniş bir alana yayılmış olan rüzgar türbinlerinin standart kamera sistemi ile izlenmesi ve sürekli devriyeler atılması ile sağlanmaktadır. Benzer durum Güneş Enerjisi Santralleri için de geçerlidir. Geniş bir alanda kurulan santrale ait çevre hattı standart kamera sistemleri ile 7/24 izlenmekte, devriye eşliğinde çeşitli kontroller yapılmaktadır. Bir Rüzgar Enerji Santralinde tüm rüzgar türbinlerine, bir Güneş Enerji Santralinde de çevre hattına kurulan akıllı video analiz özelliğine sahip kamera sistemleri, hoparlörler ve Securitas Uzaktan İzleme Merkezinin entegrasyonu sayesinde 7/24 sürekli izlemeye gerek kalmadan, türbin pad alanlarının, çevre hattının güvenliğini çok daha etkin şekilde sağlanabilmektedir. Bu kurguda, türbin alanlarına veya çevre hattına yapılacak herhangi bir müdahalede akıllı video analizli kameralar görüntüyü Securitas Uzaktan İzleme Merkezi ile paylaşmakta, operatörler tarafından video doğrulama yapılmakta ve gerekiyorsa anlık olarak görerek sesli anons ile caydırıcılık sağlanmaktadır. Ardından ihtiyaca göre de güvenlik görevlileri ilgili noktaya yönlendirilmektedir. İşletmedeki RES’lere ve GES’lere özgü bu yenilikçi, öngörülebilir ve önleyici güvenlik tasarımı sayesinde işletme maliyetlerinden ciddi oranda avantaj sağlanmakta, sürekli devriyeye gerek kalmadığı için de İSG riskleri de engellenmektedir.

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler