Connect with us

Genel

Dünya Rüzgar Enerjisi Birliği’nin 14. Dünya Rüzgar Enerjisi Konferansı 26-28 Ekim 2015 tarihlerinde Kudüs’te düzenlendi

Yayın tarihi:

-

 

WWEC 2015’in açılış konuşmaları İsrail Ulusal Altyapı Bakanlığı, Enerji ve Su Genel Müdürü Bay Haul Meridor, İsrail Çevre Koruma Bakanlığı’ndan Bay Avi Gabbay, Dünya Rüzgar Enerjisi Birliği Başkanı Prof. He Dexin, İsrail Rüzgar Enerjisi Birliği Başkanı Gadi Hareli ve Mısır Rüzgar Enerjisi Birliği Başkanı Prof. Galal Osman tarafından yapıldı.

Konferans Sırasında Yapılan Bazı Konuşmalar (Konuşmacı ve Konuşma Başlıkları)

 

İsrail Rüzgar Enerjisi: Planlar ve Gerçeklik Arasındaki Mesafe (Tema Konuşması), Mr. Uri Noy Ortak, Erdinast, Ben Nathan & Co., Advocates, İsrail

 

Küresel Yenilenebilir Enerji Gelişimi: Durum ve Genel Görünüş (Tema Konuşması) Laura Williamson İletişim ve Yardım Müdürü, REN21, Fransa

 

Güneş ve Rüzgar Bize Fatura Göndermiyor: Hemen Şimdi %100 Yenilenebilir Enerji  Dr. Franz Alt  Gazeteci, Almanya

 

Programa Giriş Prof Aviv Rosen Havacılık ve Uzay Mühendisliği Fakültesi, Technion – İsrail Teknoloji Enstitüsü, İsrail

 

Değişken Rüzgar Üretimine Sahip Bir Enerji Ağında Statik Voltaj Stabilite Analizi  César Angeles-Camacho Mühendislik Enstitüsü, Meksika Ulusal Otonom Üniversitesi, Meksika

 

Rüzgar Çiftliklerinin, Elektrik Enerjisi Sistemlerinde Kısa Vadeli Dinamik Simülasyonlar için Eş Değer Modeli  César Angeles-Camacho Ingenieria Enstitüsü, Universidad Nacional Autonoma de Mexico, Meksika

 

Bir Rüzgar Çiftliği Planlama: Projenin Uygulanabilirliğini Güçlendirmek için Optimizasyon Evreleri, Gourav Gandhi, Yenilenebilir Enerji, Black & Veatch Pvt. Ltd.,Hindistan

 

Hem Kıyı Hem Açık Deniz Ortamında Rüzgar Türbinleri ve Rüzgar Çiftlikleri Simüle Etmek için Yüksek Duyarlı Sayısal Çerçeve Fotis Sotiropoulos Kamu, Çevre ve Jeo-Mühendislik Bölümü, Minnesota Üniversitesi, ABD

 

Japon Açık Deniz Rüzgar Ar-Ge Projelerinin Mevcut Durumu ve Yol Haritası (Ana Tema) Prof. Chuichi Arakawa Tokyo Üniversitesi, Japonya

 

Açık Deniz Rüzgar Çiftliği altında Okyanus Çevresel Etki için Değerlendirmeler ve Katkılar Prof. Choong-Yul Son Başkan Yardımcısı, WWEA, Bonn, Almanya, Mokpo Ulusal Üniversitesi, Açık Deniz Rüzgar Enerjisi Merkezi, Güney Kore

 

Tayvan’da Açık Deniz Yapısal Çevre Analizi ve Otomatik Öngörü Sistemi Mei-Lan ChenYeşil Enerji ve Çevre Lab., Endüstriyel Teknoloji Araştırma Enstitüsü, Tayvan

 

Paydaş Angajmanı ve Açık Deniz Rüzgar Enerjisi Sektöründe Azaltım: Sorunlar ve Öğrenilen Dersler – Vaka Çalışması: İngiltere Balıkçılık Endüstrisi Sebastian Ulrichs, Uluslar arası Projeler Grubu, Risk Environment LTD, UK

 

Açık Deniz Rüzgar Çiftliği Operasyon ve Bakımında Daha Fazla Masraf Azaltımı için İşgücü Optimizasyonu Suhas Pathalam Siemens WindPower, Technical Project Manager, Hindistan

 

Plazmalı Dikey Eksen Rüzgar Tribününün Kapalı Devre  Ben Eshel Mekanik Mühendisliği, Technion, İsrail

 

WINDhawc200: Gelişmiş Bir 200kW Doğrudan Tahrikli Rüzgar Türbini  Albrecht Kantelberg (Roland Stoer) WINDnovation GmbH, Almanya

 

İnce Levhadan Yapılmış Rüzgar Türbininin Performans Özellikleri Üzerine Bir Çalışma Dr. Yasuyuki Nemoto Yenilenebilir Enerji ve Çevre Bölümü, Ashikaga Tenoloji Enstitüsü, Japonya

 

Küçük Rüzgar Türbinlerinin Kapasite Faktörünü Arttırırken, Maliyetini Düşürme  Eli Rozinsky Jeneratörler, EVR Motors Ltd., İsrail

 

Kısa Vadeli Yük Eşitleme için Süper İletken Manyetik Enerji Depolama  (SMES) Teknolojisi  Dr. Shuki Wolfus Süper İletkenlik Enstitüsü, Bar-Ilan Üniversitesi, İsrail

 

Uzun Süreli Depolama için Hidrojen Bromin Akış Pilinin Ticarileştirilmesi  Lucile Voiron  AREVA SE, Fransa & Enstorage, İsrail

 

MPPT Küçük Rüzgar Türbinlerinde Kontrol Sistemi Uygulaması Prof. Yeshayahou LevyHavacılık ve Uzay Mühendisliği, Technion, İsrail

 

re2plant – İnovatif Enerji Üretimine, Depolamasına ve Yönetim Sistemine Giriş  Dr. Roland Stoer WINDnovation GmbH, Almanya

 

Rüzgarla ilişkili Depolama Tamamen Yeni bir Pazar Açıyor  Ms. Sonya Davidson Yönetim, H2 Energy Now, İsrail

 

Paris İklim Değişikliği Zirvesine Doğru Dünyadaki Meydan Okumalar ve Hedefler (Tema Konuşması) Mr. Ron Adam  IRENA İsrail Daimi Temsilcisi, Dışişleri Bakanlığı, Kudüs, İsrail

 

Energy Democracy Acerbating Structural Energy Change (Tema Konuşması) Dr. Tetsu Lida Yönetici Müdür, Sürdürülebilir Enerji Politikaları Enstitüsü, Japonya

 

Rüzgar Enerjisi ve Yeşil Teknoloji: Sürdürülebilir Bir Endüstri Başarısı için Anahtar (Tema Konuşması) Volker Thomsen Mali İşler Sorumlusu, Dünya Rüzgar Enerjisi Birliği, Kanada

 

Rüzgar Enerjisi Dünya Elektrik Talebini Karşılayabilir Mi? (Tema Konuşması) Dr. Anil Kane, Fahri Başkan, Hindistan Rüzgar Enerjisi Birliği- InWEA, Hindistan, Fahri Başkan, Dünya Rüzgar Enerjisi Birliği – WWEA, Bonn, Almanya

 

Sürdürülebilir Bir Geleceğe Doğru: İsrail Nasıl %100 Yenilenebilir Hale Gelebilir? (Tema Konuşması) Mr. Yosef Abramowitz Başkan & CEO, Energiya Global Capital, İsrail

 

Ukrayna’da Rüzgar (Tema Konuşması) Dr. Andriy Konechenkov Ukrayna Rüzgar Enerjisi Birliği, Ukrayna, CIS  Rüzgar Komitesi, WWEA, Bonn, Almanya

 

Wind Energy Policy in Israel: Regulatory and Economic Considerations Mr. Honi Kabalo Kamu Hizmeti Yetkilisi, İsrail

 

Yarı Zamanlı “Energiewende”: Enerji Geçişinin 35 Yılı: Gidilecek 35 Yıl Daha Ms. Carla Vollmer FB I, Alman Federal Çevre Ajansı, Almanya

 

İsrail’de Yenilenebilir Enerji Altyapısını Desteklemek için Araçlar ve Programlar (Tema Konuşması) Dr. Ela Strauss, Direktör, Kimya, Enerji, Malzeme ve Nanoteknoloji, İsrail Bilim, Teknoloji ve Uzay , İsrail

 

İsrail’de Rüzgar Projeleri Geliştirme  Mr. Zafrir Yoeli Enlight Renewable Energy Ltd., İsrail

 

İsrail’deki Rüzgar Enerjisi Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey  Dr. Eli Ben-Dov  E.A Wind Energy Ltd. İsrail

 

Rüzgar Türbini Kanatçıklarında Akım Kontrolü: Gelenekselden Radikale (Tema Konuşmacısı) Prof. David Greenblatt, Head of the Flow Control Laboratory, Faculty of Mechanical Engineering, Technion

 

% 100 Yenilenebilir Enerji Kullanan Ekolojik ve Demokratik Toplumlara Geçiş Topluluk Enerjisi (AnaTema Konuşmacısı)Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar Başkan Yardımcısı, Dünya Rüzgar Enerjisi Birliği, Türkiye Yenilenebilir Enerjiler Birliği (EUROSOLAR Türkiye) Başkanı, Marmara üniversitesi  Öğretim Üyesi

 

 

 

Kaynak: Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar

Dünya Rüzgar Enerjisi Birliği (WWEA) Başkan Yardımcısı, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi, Türkiye Yenilenebilir Enerji Birliği (EUROSOLAR Türkiye) Başkanı

Genel

TÜREB VE SHURA’nın hazırladığı ‘Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Raporu’ panelde tanıtıldı

Yayın tarihi:

-

Yazar

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği ve SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi iş birliğinde hazırlanan “Deniz Üstü Rüzgar İhaleleri: Küresel Eğilimler ve Türkiye için Öneriler” başlıklı rapor TÜREB tarafından İzmir’de düzenlenen özel bir panelle tanıtıldı. Raporla ilgili detaylı bilgilerin SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nden Enerji Analisti Ahmet Acar tarafından aktarıldığı programın açılış konuşmalarını SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ Güllü ve TÜREB Başkanı İbrahim Erden yaptı. Program kapsamında düzenlenen panelin moderatörlüğünü TÜREB Deniz Üstü Rüzgardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman üstlenirken İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Hülya Ulusoy, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rüzgar Enerjisi Meteorolojisi ve Çevresel Uygulama ve Araştırma Merkezi (İYTE RÜZMER) Müdürü Doç. Dr. Ferhat Bingöl ve WindEurope Politikalar Direktörü Pierre Tardieu panelistler arasında yer aldı.

İklim değişikliğiyle mücadele sürecinde, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkenin, karasal olduğu deniz üstü rüzgarlarından da maksimum derecede yararlanması gerektiğinin tartışılmaz olduğunu söyleyen TÜREB Başkanı İbrahim Erden, TÜREB bünyesinde deniz üstü rüzgardan sorumlu bir başkan yardımcılığı pozisyonunun yanı sıra bu konuda özel bir çalışma grubu oluşturulduğunu belirtti. TÜREB olarak bir numaralı önceliklerinin yatırım sorunlarını çözmek ve karadaki projelerin hızlı bir şekilde yatırıma dönmesi olduğunu belirten Erden konuşmasında şunları da kaydetti: “Biz TÜREB olarak deniz üstü rüzgar konusunu, limanlarımızın ve gemi üretim sanayimizin deniz üstü rüzgar faaliyetlerine uyarlanmasından tutun da deniz altında kullanılabilecek nitelikte kablo üretimi yapabilecek yerli sanayimizin oluşturulmasına; bu alanda uluslararası regülasyonlarla uyumlu yasal düzenlemelere katkı sağlamaktan yine bu alanda çalışabilecek nitelikte iş gücü yetiştirilebilmesine kadar çok geniş bir çerçevede ele almaya kararlıyız. Bu kararlılığımız dolayısıyla, ‘Rüzgarda Seferberlik Yılı’ ilan ettiğimiz 2024’te deniz üstü rüzgar için faaliyetlerimizi de maksimum ölçüde yoğunlaştıracağız. İnanıyoruz ki deniz üstü rüzgar enerjisi bu noktadan sonra artık çok büyük bir hızla hayatımıza girecek ve biz belki de ilk ulusal hedefimiz olan 2035’e kadar 5 GW deniz üstü rüzgar kurulu gücünün de üstüne çıkacağız. Bunu da bu alanda özellikle güçlenmiş kendi yerli sanayimizle, kendi yetişmiş iş gücümüzle ve tabii ki kendi kaynağımızla yapacağız.”

Bir diğer açılış konuşmacısı olan ve deniz üstü rüzgar enerjisinin büyük ölçekli temiz üretme potansiyeli ile son yıllarda küresel yenilenebilir enerji sahnesinde önemli rol oynadığını belirten SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ Güllü ise, Türkiye’nin Akdeniz, Karadeniz ve Ege Denizi boyunca stratejik bir konumda olması, sahip olduğu geniş kıyı şeritleri ve uygun rüzgar koşulları, dinamik özel sektörü ve yatırım iştahının Türkiye’nin deniz üstü enerji kaynaklarına erişiminde önemli fırsatlar sunduğunu söyledi. Deniz üstü rüzgar santrallerinin karasal santrallere göre hem daha maliyetli hem de teknik olarak daha karmaşık olduğunu kaydeden Alkım Bağ Güllü, bu nedenle düzenlenecek yarışmalar kapsamında yatırımcıların teknik ve finansal yeterliliğinin doğru bir şekilde değerlendirilmesinin çok önemli olduğunu vurguladı. Bunların yanı sıra projelerin iyi geliştirilip geliştirilmediğinin tetkiki, projenin çevresel ve sosyal etkilerinin analizi, cezaların etkin biçimde uygun olup olmadığı gibi diğer etkenlerin de ihale tasarımında önemli olduğuna dikkat çeken Alkım Bağ Güllü, hedeflerinin bu çalışma vasıtasıyla Türkiye’de deniz üstü rüzgar enerjisi YEKA mekanizması için etkili bir yarışma sistemi tasarlanmasına katkı sağlamak olduğunu belirtti.

TÜREB Deniz Üstü Rüzgar Enerjisinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman “TÜREB olarak, Türkiye’nin deniz üst rüzgar enerjisi potansiyeli konusundaki farkındalığını artırmak ve bu konuda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yürütülen çalışmalara destek olmak amacını taşıyoruz ve bu yönde faaliyetler yürütüyoruz” derken SHURA ile birlikte hazırladıkları “Deniz Üstü Rüzgar İhaleleri: Küresel Eğilimler ve Türkiye için Öneriler” başlıklı raporun bu çabaların ürünü olduğunun altını çizdi.

 

Raporla ilgili detaylı bilgileri aktaran SHURA Araştırma Merkezi Koordinatörü Ahmet Acar, teknik ve idari ölçümlerin yeterli olmaması, kur ve enflasyon riski, finansmana erişim ve cezaların etkin şekilde uygulanmamasının Türkiye’de bu alandaki olası riskler olduğunu belirterek rapor çerçevesinde bir dizi öneride bulunduklarını belirtti.

 

Acar bu önerilerin bir kısmını:

• Gerçekçi teklif için gereken kapsamlı met-ocean analizlerinin yapılması ve aday taraflarla paylaşılması
• Adaylarda teknik ve finansal yeterlilik şartının yerine getirilmesi
• Farklı coğrafi koşullara uygun ihale yaklaşımı seçilmesi
• Enerji tedarik anlaşmalarının süresinin uzun ve istikrarlı olması (15-20 yıl)
• İzin süreçlerinin netleştirilmesi ve kısaltılması
• Cezai yaptırımların dikkatle tasarlanması ve etkin uygulanması
• İhale takviminin belirlenmesi
• Şebekeye erişimin kolaylaştırılması
• Yatırımcılara yeterli teklif hazırlama süresi verilmesi
• Şeffaflık ve rekabetçilik için açık ihale yaklaşımı
• Yerli aksam zorunluluğu durumunda yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye çekebilecek şekilde düzenleme yapılması olarak sıraladı.

“Deniz üstü rüzgar için uzmanlaşmayı bölgelere indiren bir destek mekanizmasına ihtiyaç var”

Toplantı panelistlerinden İZKA Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Hülya Ulusoy deniz üstü rüzgar enerjisi sektörünün, girişimcilerin, Ulaştırma, Sanayi ve Enerji Bakanlıklarının, akademinin ve bütün bir tedarik zincirinin dönüşüp gelişmesini gerektiren bir sektör olduğunu belirtti. Ulusoy, bu nedenle konunun bütün bakanlıkların, enstitülerin ve teşvik veren ara kuruluşların tümleşik bir bakış açısıyla sektörün ihtiyaçlarını bir araya getiren bir teşvik mekanizması oluşturması gerektiğini kaydetti. Deniz üstü rüzgar sektörünün Türkiye için çok önemli olduğunu ve burada en fazla stratejik öneme sahip olan konunun limanlar olduğunu dile getiren Hülya Ulusoy, limanlarla ilgili de şunları söyledi: “Kurulum, bakım ve üretim limanlarının oluşması, liman altyapılarının geliştirilmesi gerekiyor. Bu konuda birçok çalışma var ve biz de Çandarlı Limanı’nı geliştirmeye yönelik çalışıyoruz. Limanların arka alanlarının da ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Çandarlı’nın bu noktada çok önemli bir görev üstleneceğini düşünüyoruz. YEKDEM ve YEKA mekanizmaları karasal rüzgarı oldukça destekledi fakat burada farklı bir mekanizmaya ihtiyaç var. Biraz daha yerele inen, bölgelerin yeteneklerine göre uzmanlaşan, özelleşen bir teşvik sistemi lazım.”

Panele çevrimiçi olarak katılan ve Avrupa’da enerji ihtiyacının yüzde 19’unun rüzgardan karşılandığını ve bunun da 300 bin kişilik istihdama tekabül ettiğini söyleyen WindEurope Politikalar Direktörü Pierre Tardieu, “En iyi politika ülkenin koşullarını dikkate alan politikadır” tespitinde bulunurken, 2 kat büyüyecek bir pazar ve enerji ihtiyacının yüzde 50’sinin rüzgardan karşılanacağı bir gelecek hayal ettiklerini belirtti. Tardieu, TÜREB ve SHURA’nın hazırladığı Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Raporu’na atıfta bulunarak “Önemli olan yatırımcıları çekmek için rekabet etmek isteyecekleri koşulları yaratmaktır. Yeterli sayıda oyuncunun rekabet etmesi ve toplum için önemli projeler ortaya koyması için ortam sağlanıyor ancak bir rakip havuzuna sahip olmak için projelerin ekonomik olarak uygulanabiliyor olması gerekir. Böylece risk aldıkları, deniz üstü projeleri oluşturmaları ve nihayetinde yeşil enerji üretmeleri için bir teşvik ortamı sağlanır” ifadelerini kullandı.

Panele çevrimiçi katılan bir diğer isim olan İYTE RÜZMER Müdürü Doç. Dr. Ferhat Bingöl de hazırlanan rapordaki birçok konuda hazırlayan uzmanlarla hemfikir olduklarını ve bu belgeyi bir yol hartası olarak kullanmayı düşündüklerini söyledi. Doç. Dr. Ferhat Bingöl’ün konuşmasından satır başları da şöyle: “Raporda anlatıldığı gibi meteorolojik ölçümlerin çok önemli olduğuna inanıyoruz ve 3 senelik planlamamız sırasında buna hazırlık yaptık. Uzun mesafe ölçümler ve uydudan alınan verilerle analizler yapabiliyoruz. Türkiye’nin bütün denizlerinde teknik konularda çalışmak istiyoruz. İnsan kaynağı konusuna gelirsek rüzgar enerjisi konusunda Türkiye’de büyük bir insan kaynağı açığı var çünkü sektör çok hızlı ve çok profesyonel büyüdü. Doğal olarak bazı konularda yetişmiş elemana ihtiyaç var. Sektör şu ana kadar farklı disiplinlerden aldığı öğrencileri yetiştirerek kapatmaya çalışıyordu. Biz 10 senedir bu multidisipliner çalışmaları yapabilecek mühendisler yetiştirmeye çalışıyoruz ve yüksek lisans mezunlarımızın tamamı şu anda rüzgar sektöründe çalışıyor. Lisans programımız da 4 yıl önce başladı ve bu yıl ilk mezunlarımızı vereceğiz. Onların da sektörde yer alacaklarını düşünüyoruz.”

Devamını oku

Genel

Türkiye’nin en büyük RES’ine entegre edilecek ilk enerji depolama sistemi için imzalar atıldı

Yayın tarihi:

-

Yazar

Partner EGS ve Polat Enerji, Soma RES projesinde kullanılacak ve birçok açıdan ilk olacak enerji depolama sistemi için imzaları attı.

Partner EGS ve Polat Enerji, Soma RES projesinde kullanılmak üzere 4MW-4MWh kapasiteli enerji depolama sistemi anlaşmasını imzaladı. 29 Aralık Cuma günü gerçekleştirilen imza töreninde, Partner EGS CEO’su Dr. Alper Terciyanlı, Polat Enerji Yönetim Kurulu Üyesi Neşet Özgür Cireli, Soma Enerji Yönetim Kurulu Üyesi Aslı Kehale Altunyuva hazır bulundu. Türkiye’nin en büyük rüzgar enerjisi santralı projesi Soma RES’e entegre edilecek enerji depolama sistemi, şebeke esnekliğine katkıda bulunurken dengesizlik maliyetinin azaltılmasını sağlayacak. Bir enerji depolama sisteminin lisanslı bir rüzgar enerjisi santraline entegre edileceği ilk uygulama olacak olan projede enerji depolama sistemleri Partner EGS’nin çözüm ortağı olan Huawei tarafından tedarik edilecek.

Partner EGS sektörde öncü olmaya devam edecek

Partner EGS CEO’su Dr. Alper Terciyanlı, imza töreninde yaptığı konuşmada, “Global anlamda birçok yeniliğe imza atan güçlü çözüm ortağımız Huawei ile birlikte Türkiye enerji sektöründe ilk uygulamaları gerçekleştirmekten dolayı oldukça mutluyuz. Huawei tarafından temin edilen donanımlara, Partner EGS’nin yerli yazılım ve mühendislik çözümlerinin entegre edilmesiyle, piyasa ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılayan rekabetçi ve üstün özellikte enerji depolama sistemlerini yenilenebilir enerji yatırımcılarımıza sunmaktayız. Burada üstlendiğimiz öncü rol ile sektörün gelişimine de önemli katkılar sağlayacağımıza inanıyor; bu süreçte bizleri tercih eden tüm paydaşlarımıza da güvenleri ve destekleri için tekrar teşekkür ediyoruz“ dedi.

Polat Enerji teknolojiye ve yeniliklere yatırım yapmaya devam edecek

Türkiye’nin rüzgar kurulu gücü bakımından en büyük şirketi ve en büyük RES işletmecisi olduklarına dikkat çeken Polat Enerji Yönetim Kurulu Üyesi Neşet Özgür Cireli ise “Sektörde bugüne kadar birçok ilke imza atmanın gururunu yaşıyoruz. Bugün yine bir ilki gerçekleştirmek üzere bir araya geldik. Ülkemizin ilk şebeke ölçekli depolama sistemini Türkiye’nin en büyük rüzgar santrali Soma RES’te devreye alacağız. Attığımız imzalar aynı zamanda, Türkiye’nin ilk depolamalı RES’ini hayata geçirme kararlılığımızın da göstergesi. Teknolojiye yatırım yapmaya, yenilik ve ilklere imza atmaya devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.

Polat Enerji’nin 20 yılı aşkın süredir yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösterdiğini belirten Neşet Özgür Cireli, “Kurduğumuz rüzgar ve güneş enerjisi santralleriyle yılda yaklaşık 2 milyar kWh elektrik üretiyoruz. Böylece 50 milyon ağaç dikimine eşdeğer yılda ortalama 1,25 milyon ton sera gazı emisyonunu azaltıyor, yaklaşık 610 bin kişinin elektrik enerjisi tüketimini karşılıyoruz” ifadelerini kullandı.

Devamını oku

Genel

“Deniz üstü RES’ler hem elektrik hem yeşil hidrojen üretmeli”

Yayın tarihi:

-

Yazar

Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’nin 75 bin MW kurulu güç potansiyeli olduğu Deniz üstü Rüzgar Enerjisi Santralleri’nde (DRES) teknik çalışmalar 2024 yılında başlıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından açıklanan Ulusal Enerji Planı’nda DRES’ler için 2035 yılına kadar 5 bin MW kurulu güç hedeflenirken, Türkiye’nin bu alandaki stratejisinin sadece elektrik değil yeşil hidrojen de üretecek şekilde kurgulanması gerektiği belirtiliyor.

Türkiye çok yüksek potansiyele sahip

Türkiye’de hidrojen teknolojileri alanında çalışan en köklü şirketler arasında yer alan TEKSİS İleri Teknolojiler’in Genel Müdürü Hüseyin Devrim; İngiltere, Hollanda ve Belçika gibi Avrupa ülkelerinde uzun yıllardır üzerinde çalışılan teknoloji ile DRES’lerden üretilecek elektriğin yeşil hidrojen üretiminde kullanılmaya başlandığını hatırlattı. Bu teknolojilerin karbon emisyonlarının azaltılmasına ve karbondan arındırılmış ekonomilere geçiş çabalarına önemli katkıda bulunduğunu hatırlatan Devrim, “Dünyanın ilk offshore yeşil hidrojen tesisi bu yıl Fransa’da devreye alındı. DRES’lere hidrojen elektrolizörleri yerleştirmekle, fosil kaynak kullanmadan hidrojen üretebilmek mümkün. Bir yarımada ülkesi olan Türkiye, çok yüksek potansiyele sahip olduğu DRES’leri kurgularken, mutlaka yeşil hidrojen üretimini de önceliğine almalı. Bu şekilde bir taşla iki kuş vurabilir ve ulusal hedeflerine çok daha hızlı ulaşabilir” dedi.

Türkiye’nin dünya üzerinde yeşil hidrojeni en verimli ve büyük ölçekte üretebilecek ülkeler arasında başı çektiğini vurgulayan TEKSİS Genel Müdürü Hüseyin Devrim, birincil enerji kaynaklarında yüzde 70 oranında dışa bağımlı olan Türkiye’nin enerji ihracatçısı ülke konumuna ulaşabilmesindeki tek anahtarın yeşil hidrojende olduğuna dikkat çekti.

Hüseyin Devrim, şu değerlendirmeyi yaptı:

Türk şirketleri bu entegrasyonu başarabilir

“Ülkemizde deniz üstü RES’ler ile ilgili yenilenebilir kaynak alanları çalışması bu yılın tamamlandı ve Bandırma, Bozcaada, Gelibolu ve Karabiga açıklarında toplam 1900 kilometrekare deniz alanı DRES’ler için tahsis edildi. YEKA kapsamında inşa edilecek santraller için taban fiyat 6,75 dolar/cent, tavan fiyat 8,25 dolar/cent, alım garanti süresi ise 10 yıl, yerli katkı uygulama süresi 5 yıl olarak belirlendi. Ulusal hedef olarak belirlediğimiz 5 bin MW, potansiyelimizin on beşte birine karşılık geliyor. Bugün itibarıyla dünyada devrede olan DRES kurulu gücü 70 bin MW’ın üzerinde. Buna karşılık Avrupa ülkeleri 2030’a kadar kurulu güçlerini 160 bin MW’a, İngiltere 30 bin MW’a, ABD 70 bin MW’a, Çin ise 100 bin MW’a çıkarmayı ulusal hedef olarak dünyaya ilan etmiş durumda. Bu büyük hedefler dikkate alındığında Türkiye’nin hedef kurulu gücünün çok yetersiz olduğunu söylememiz mümkün olabiliyor. Bu tesislerin Yeşil Hidrojen ile entegre edilmesi durumunda çok daha yüksek seviyede katma değer üretebiliriz. TEKSİS olarak ülkemizin yerli elektrolizör üretiminde paydaş olarak hazır olduğumuzu pek çok ifade etmiştik. Türk şirketleri olarak DRES-Yeşil Hidrojen entegrasyonunu herhangi bir ülkeye bağımlı olmadan gerçekleştirebilecek insan kaynağına ve teknolojik birikime sahibiz.”

“Güney Marmara Hidrojen Kıyısı Projesi ile DRES-Yeşil hidrojen entegrasyonu mümkün”

TEKSİS Genel Müdürü Hüseyin Devrim, Türkiye’nin ilk deniz üstü RES YEKA alanları arasında Marmara Denizi’nde Karabiga açıklarının belirlenmesi ile Bandırma-Biga hattına kazandırılması düşünülen ‘Güney Marmara Yeşil Endüstri Bölgesi’nin deniz üstü RES- Yeşil hidrojen entegrasyonu artıran önemli bir adım olacağını belirtti.

Koordinatörlüğünü Güney Marmara Kalkınma Ajansı’nın (GMKA) üstlendiği Türkiye’nin ilk yeşil hidrojen üretimi projesi olan Güney Marmara Hidrojen Kıyısı (South Marmara Hydrogen Shore – HYSouthMarmara) Projesi’nin bölgeyi bir yeşil hidrojen üretim üssü noktasına taşıyabileceğine dikkat çeken Hüseyin Devrim, “Türkiye’nin elinde muhteşem bir potansiyel var. Türkiye gibi derin denizlere sahip ülkelerde sayıları hızla artan yüzer temelli DRES’ler ile Ege, Akdeniz ve Karadeniz havzasında hem yeşil hidrojen hem deniz üstü RES hem de bu santrallerin ekipman üretiminde üretim merkezi olmamamız hiçbir neden yok. Ancak bunun için sihirli sözcüklerimiz doğru planlama, doğru yer seçimi ve doğru destek politikaları olmalı” dedi.

Devamını oku

Trendler