Küresel çapta risk yönetimi ve güvence hizmetleri sağlayan bağımsız bir uzmanlık şirketi olan DNV, analiz ve içgörüleriyle iş dünyasındaki sürdürülebilirlik ve güvence konularına öncülük ediyor. Köklü geçmişi, dünyanın dört bir yanındaki ofisleri ve 100’den fazla ülkedeki operasyonlarıyla enerji, denizcilik, sağlık, gıda ve finans gibi birçok alana çözümler geliştiren DNV, sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımıyla rüzgar enerjisi sektörüne önemli avantajlar sağlıyor. Sektöre proje geliştirme, proje mühendisliği, türbin varlık operasyonları ve yönetimi, rüzgar türbini ölçümleri, türbin mühendisliği destek hizmetleri, yazılım araçları ve sertifikasyon konularında hizmetler sunan DNV, projelerin başarıyla gerçekleştirilmesini sağlayarak sektörün geleceğini inşa ediyor.
DNV’nin ESG Hizmetleri Kıdemli İş Geliştirme Müdürü Markus Zeitzen, asırlık şirketin faaliyetlerini ve sektöre sunduğu hizmetleri Rüzgar Enerjisi Dergisi’yle paylaşıyor.
Kendinizi kısaca tanıtabilir ve DNV hakkında bilgiler verebilir misiniz?
Ben, DNV ESG Hizmetleri Kıdemli İş Geliştirme Müdürü Markus Zeitzen. DNV’nin Tedarik Zinciri ve Ürün Güvencesi (SCPA) Bölümü’nde çalışıyorum. Bu bölüm, rüzgar endüstrisi de dahil olmak üzere dünya çapında çok çeşitli sektörlere risk yönetimi, tedarik zinciri yönetimi ve ürün güvencesi hizmetleri sunuyor. SCPA bünyesindeki ESG birimimiz ise, dünya genelindeki müşterilerimizin sistemlerinin ne kadar çevreci olduğunu kanıtlamalarına yardımcı oluyor; tedarik zincirinin tamamını inceleyerek, ESG kriterlerinin korunmasını ve raporlamaların doğru yapılmasını sağlıyor.
Dünya çapında faaliyet gösteren bağımsız bir güvence ve risk yönetimi uzmanı olan DNV, müşterilerine ve paydaşlarına güvenle karar alabilmeleri için güvenilir bilgiler ve içgörüler sunuyor. Dünyanın en başarılı kuruluşlarının çoğu için güvenilir bir ses olarak, bilgimizi kullanarak güvenliği ve performansı artırıyor, sektör standartlarını belirliyor ve küresel dönüşümlerle başa çıkmak için ilham verici ve yenilikçi çözümler üretiyoruz.
Çeşitli sektörlerdeki uzmanlığıyla tanınan DNV’nin temel hizmetlerini ve çözüm sunduğu ana sektörleri özetleyebilir misiniz?
DNV SCPA müşterilerine; tedarik zinciri yönetimi, ürün güvencesi, sürdürülebilirlik rapor güvencesi, sürdürülebilirlik stratejisi, risk yönetimi, döngüsellik ve geri dönüşüm gibi temel alanlarda hizmet sunar. Bu alanlarda sunduğumuz temel hizmetlerin tümü, akıllı ve yenilikçi çözümler aracılığıyla endüstri ve regülasyonlar arasındaki uçurumu kapatmaya odaklanır. Sürekli bir değişimin içinde olan günümüzün iş dünyasının; düzenleyici baskılar, daha sıkı yasalar, dalgalanan tüketici ve paydaş güveni, artan riskler gibi nedenlerle gelecek için planlama yapması zorlaşıyor. Taşımacılık, gıda ve içecek, perakende, sağlık ve finansal hizmetler gibi sektörlerde, kuruluşların daha sürdürülebilir, sorumlu ve şeffaf olmak için çalışma şekillerini dönüştürmesi gerekiyor. Biz de işletmelerin bu dönüşümüne rehberlik ediyoruz.
Rüzgar enerjisi sektörü için sunduğunuz hizmetleri biraz daha ayrıntılı olarak anlatır mısınız?
Bir hedefe ulaşmaya çalışırken, bu süreçte başka bir hedeften ödün vermemek önemlidir. Biyolojik çeşitliliğin kaybı, insan hakları ihlalleri, kirlilik veya diğer sorunlar olmamalıdır ve bir konuda olumlu etki yaratmaya çalışırken, başka konularda olumsuz etkiler yaratmamak gerekir. Bu bütünsel bakış açısı, sektörün bu konuyu kontrol altında tuttuğunu göstermek için çok önemlidir.
Kurulum ve tedarik yerine bağlı olarak izlenecek farklı standartlar vardır. DNV olarak, ürünlerin çevresel ve sosyal performanslarını, uygulanması gereken ilkeler ve açıklama zorunlulukları çerçevesinde değerlendiririz.
Bu durumu özellikle Avrupa gibi yasama organlarının veya ihale kurumlarının değer zincirleri içindeki sosyal etkileri sorguladığı yerlerde giderek daha fazla görüyoruz. Ayak izi, döngüsellik ve teknik performansa bakılarak dikkat çekmeyen diğer tüm unsurlar sorgulanıyor. Daha da ötesinde, rüzgar endüstrisinde santrallerin, yerel biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkileri de dikkate alarak sürdürülebilir bir şekilde planlanması gerekiyor. Dünyanın en sürdürülebilir şirketlerinden biri olan Danimarka şirketi Ørsted‘e bakıldığında, rüzgar türbini kurarken ve beton temelleri dökerken, kurulum aşamasında biyolojik çeşitlilik ve deniz yaşamı üzerinde daha az etki yaratmak için etraflarına hava kabarcığı perdeleri koyuyor.
DNV olarak bizim rolümüz, bağımsız bir akredite güvence şirketi olarak hizmet vermek. Korozyon, düşük karbon yoğunluğu veya kullanılan çeliğin geri dönüştürülmüş olup olmadığı gibi konularda bilimsel değerlendirme konusunda tarafsız uzmanlık sağlıyoruz. Tüm bu iddialar, kanıtlarla bağlantılı bir güven düzeyine ihtiyaç duyuyor. Şirketlerin hangi verilerin gerekli olduğunu ve bu güvenin nasıl ölçüleceğini anlaması gerekiyor; DNV olarak, tam da bu güvenceyi 3. taraf olarak sağlıyoruz.
Hem enerji hem de denizcilik sektörlerinde faaliyet gösteren bir şirket olarak, açık deniz rüzgar enerjisi ile ilgili hizmetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Deniz üstü (offshore) rüzgar türbinleri, denetçilerin her gün ulaşamayacağı bir zorluk oluşturur. Bu yüzden türbinlerdeki çelik yapıların, olumsuz deniz koşullarına karşı koruma altında olması gerekir. Antikorozyon kaplamalar ve koruyucu çözümler bu noktada kritik önem taşır. Karasal rüzgar türbinleri için bu kolaydır. Haftanın herhangi bir günü bir drone ile fotoğraf çekilerek korozyon olup olmadığı kontrol edilebilir. Offshore rüzgar tesislerinde ise bu mümkün değildir. Bu nedenle beton, çelik, manşon, kule, gövde gibi kullanılan tüm çelik bileşenlerin çevresel etkilerden gerçekten korunduğundan emin olunması gerekir. Ardından kaplama gelir. Kaplamalar, çeliğin kullanımını optimize etmeye ve ardından bakım aralıklarını optimize etmeye yardımcı olur. Kaplamanın yapıldığı malzeme de önemlidir, ayrıca kaplamanın deniz ortamında kullanıldığı ve başarılı olduğu kanıtlanmış olması da önemlidir.
DNV olarak, denizcilik sektöründen gelen bilgi birikimimizle; eski petrol platformlarından, kullanılan kaplama türlerinden ve bu uygulamaların türbinlere nasıl aktarılabileceğinden faydalanıyoruz. Bilimsel çalışmalarla, gözlem ve test verilerini birleştirerek en iyi çözümleri oluşturuyoruz.
DNV sertifikasyon, risk yönetimi ve dijital güvence açısından rüzgar enerjisi projelerine ne gibi katkılar sağlıyor?
DNV, dünya çapında rüzgar enerjisi projelerine yerinde güvence ve sertifikasyon sağlar. Sertifikasyon sürecimiz, derin ve kapsamlı endüstri bilgisiyle desteklenir ve müşterilerimizin hayatını kolaylaştırmak için yenilik yapma arzusuyla beslenir. Temiz enerji sektöründeki, özellikle rüzgar enerjisindeki regülasyonlar karmaşık ve maliyetli olabilir. Bu nedenle, projelerin sürdürülebilir bir şekilde inşa edilmesini ve yönetilmesini sağlarken, yükü olabildiğince hafifletmeye çalışıyoruz.
Burada önemli olan şeffaflıktır. Üretim süreciniz, ürününüzün çevreye etkisi ve potansiyel sosyal etkileri konusunda şeffaf olursanız, bu sorunların üstesinden gelebilir ve iyileştirmeler yapabilirsiniz. DNV olarak üretim yapan şirketlerin makine dairelerinden alüminyum madenlerine ve hatta çelik üretim tesislerine kadar gidip verilerin geçerli olup olmadığını araştırırız.
Tedarik zincirine girip, orada insan hakları ihlalleri olup olmadığını tespit ederiz. Sadece belgeleri görmekle yetinmeyerek, gerçekten sahada kontrol sağlarız. Bunu, müşterilerimizin tedarikçileriyle birlikte çeşitli sektörlerde yılda yaklaşık 25 bin kez yapıyoruz. Bu çok eski moda bir yöntem; ancak müşterilerimizden birinin tedarikçisi olmak isteyen şirketin çevresel etkisini nasıl yönettiğini görmek için sahaya giderek araştırıyoruz. Bu nedenle, dünyanın her yerine görevlendiriliyoruz.
Sahada olmanın önemini güvence dünyasında da görmeye başlıyoruz. Müşteriler, tedarikçilerden dayanıklılık, teslimatların kalitesi ve zamanlaması konusunda güvenilirlik vb. somut şeyler görmek istiyor. Bunun için dijital araçlar da kullansak, gerçek zamanlı doğrulama hiçbir şeyin yerini tutmuyor.
Gelecekte, rüzgar enerjisi alanında DNV’nin stratejik öncelikleri neler olacak? Küresel veya bölgesel olarak odaklanmayı planladığınız yeni teknolojiler veya hizmetler var mı?
İki temel stratejik önceliğimiz var. İlk olarak, tedarik zinciri güvenliğine yoğun bir şekilde odaklanıyoruz. Sürdürülebilir bir ürünün yalnızca etkisiyle değil (dünya üzerinde olumlu ve sürdürülebilir bir etkiye sahip olması), üretim süreciyle de çevre dostu olması gerekir. Sürdürülebilir teknolojinin dünyayı daha yeşil bir yer haline getirmesi kesinlikle olumlu bir gelişmedir; ancak bu teknolojilerin de sürdürülebilir bir şekilde üretilmesi gerekir.
İkincisi, müşterilerimizin çözümlerinin sürdürülebilir olduğunu kanıtlamalarına yardımcı olmak istiyoruz ve bunu bir dizi akıllı yöntemle yapıyoruz. ESG raporlaması dijitalleştikçe, şirketlerin verilerini yönetmek ve raporlamak için akıllı yöntemlere olan ihtiyaç da artıyor. Şirketlerin, yeni ve karmaşık düzenlemelere reaktif olarak değil, proaktif bir yaklaşımla uyum sağlamalarını garantilemek için düzenleyici değişikliklerin bir adım önünde olmayı hedefliyoruz. Bu, sektör paydaşlarından düzenleyici kurumlara kadar sektör genelinde son derece yüksek düzeyde iş birliği gerektirir. DNV olarak biz, bu alanda lideriz.
Bu ürün için size geri dönüş yapalım
Teknik detay, fiyat bilgisi veya teklif talebiniz için formu doldurun. Talebiniz doğrudan ilgili ekibe iletilir.


