Connect with us

Genel

Bağlantı elemanlarının kalesi

Yayın tarihi:

-

 

Merhaba değerli okurlarımız, 1995 yılından bu yana müşteri odaklı yaklaşımlarıyla faaliyette olan ve ürettiği özel bağlantı elemanları ile inovatif çözümlere destek sağlayan KALELİLER BAĞLANTI ELEMANLARI, kapılarını bizlere açtı. KALELİLER BAĞLANTI ELEMANLARI Dış Ticaret ve Pazarlama Müdürü Demet MUMCU ile firmaları hakkında keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

 

KALELİLER BAĞLANTI ELEMANLARI ürünleri, hizmet alanları, hedefleri ve daha birçok şeye dair dair sorular sorduk. Sayın Demet MUMCU’ya nezaketi için teşekkür ederiz. Şimdi sizleri bu güzel söyleşi ile baş başa bırakıyoruz.

 

Demet Mumcu kimdir?

 

Demet Mumcu’nun iş hayatı özellikle perakende sektöründe satış, pazarlama ve satınalma konusunda gelişti. İlk olarak 1992 yılında ERSU’da Satış ve Pazarlama Müdürlüğü görevini üstlendi. Ardından MIGROS A.Ş’ de Perakende Ürün Müdürlüğü yaptı. 2006 yılında ise KALELİLER’de Dış Ticaret ve Pazarlama Müdürü oldu.

 

 

“Bünyemizdeki Kalite Kontrol Laboratuvarı’nda uzman mühendisler yönetiminde tüm süreç kontrol edilmekte ve sonuçlar kayıt altına alınmaktadır ve ürün sertifikaları temin edilmektedir.”

 

 

Demet Hanım, bize KALELİLER Bağlantı Elemanları hakkında bilgi verebilir misiniz? 

 

KALELİLER Bağlantı Elemanları 1995 Yılında Hırdavat Satışı üzerine 5 kişilik bir ekiple Ulus ‘ta 30 m2 lik bir yerde başladığı sektörde, bugün 9500 m2 si kapalı olmak üzere 14500 m2lik kendi arazisinde kurmuş olduğu Kaleliler Bağlantı Elemanları Fabrikası’nda toplam 80 kişilik ekibiyle cıvata, saplama, somun ve özel bağlantı elemanları üretmektedir.

 

Bünyemizdeki Kalite Kontrol Laboratuvarı’nda uzman mühendisler yönetiminde tüm süreç kontrol edilmekte ve sonuçlar kayıt altına alınmaktadır ve ürün sertifikaları temin edilmektedir.

 

 

Kaleliler’ in bağlantı elemanları üretimine karar verme süreci ve Kaleliler markasını kurma hikayesini özetler misiniz?

 

Kaleliler olarak kurulduğumuz ilk yıllardan itibaren Norm Cıvata’nın distribütörlüğünü yapmaktayken, özellikle M 24 ve üzerindeki ölçüleri Avrupa’dan ithal etmekteydik. Yıllar içinde ithal ettiğimiz cıvataları ülkemizde nasıl üretebiliriz diye düşünerek araştırmalara başladık.

Araştırmaların sonunda bir hat ile başlayan sıcak dövme ünitemiz şimdi 3 hat ve bir de somun hattı olarak çalışıyor.  KLR markasının patentini de alan firmamız bugün KLR markası ile dün ithalat yapmakta olduğu Avrupa’nın hemen tüm ülkelerine ihracat yapmaktadır. Almanya, İtalya, İsveç, Finlandiya, İsviçre, İngiltere, Çek Cumhuriyeti, Belçika, Hollanda, Litvanya bunlardan bazılarıdır.

 

Sizinle fabrikanızı gezerken özellikle kalite kontrol laboratuvarınızın çok kapsamlı olduğunu ve ürünlerinizin sıkı bir kalite denetiminden geçtiğini gördük, bize kalite konusunda üretim işleyişini anlatır mısınız?

 

Firmamızda tüm işleyiş bir ERP Programı ile takip ediliyor. Satış ve satınalmadan başlayan süreç, üretim ve kalite kontrole kadar aynı sistem üzerinden LOT numarası ile takip ediliyor. Üretilen her malzeme, kullanılan hammaddeden başlayarak, ilgili talimatlarla kontrol ediliyor ve sonuçlar kayıt altına alınıyor, ERP Programı ile kayıt edilen bilgiler de sistemde yedeklenerek saklanıyor. Kontrol sonucunda ilgili sertifikalar sistem üzerinden çıkartılarak müşterilerimize gönderiliyor.

 

 

Kalite Laboratuvarımızda 2 Metalurji Mühendisi, 2 Makine Mühendisi ve 2 de tekniker arkadaşımız çalışıyor. Bu uzman ekip tarafından üretilen malzemeler için ilgili standart ve şartnamelerin gerektirdiği tüm kriterler ve kontrol planları sahada operatörlere dağıtılıyor. Operatörlerin talimatlar doğrultusunda yapmış olduğu ölçümler de yetkili kalite kontrol personeli tarafından doğrulanıyor ve üretilen malzemelerin testleri yapılarak sonuçlar kayıt ediliyor ve sertifikaları hazırlanıyor.

 

Laboratuvarımızdaki ekipmanlar; 2 adet Çekme Cihazı, Çentik Darbe Test Cihazı, MPI Manyetik Parçacık Test Cihazı, 3 adet Sertlik Test Cihazı, Numune hazırlama, parlatma ve bakalite alma cihazları, Mikroskop, Profil Projeksiyon Cihazı, Kimyasal Analiz Cihazı, Kaplama Kalınlığı Ölçme Cihazı, Kumpaslardır. Talep edildiğinde 100% Çatlak Kontrolü Testi de Seviye 2 Belgeli Mühendislerimiz tarafından yapılarak, raporları temin edilebilmektedir.

 

Kaleliler olarak, ISO 9001:2008 ve ISO 14001:2004, EN 14399-1 ve EN 15048-1 CE belgeleri, EN 14399-1 ve EN 15048-1 TSE MARKA belgeleri, Rüzgar ve Güneş Enerjisi Yerli İmalat Durum belgesi gibi gerekli kalite belgelerimiz mevcuttur.

 

 

“Ankara Ostim ‘de kurulan Ostim Yenilenebilir Enerji Kümesi üyesi de olan firmamız bu konudaki gelişmeleri yakından takip etmekte ve sektörde dünyada başta gelen tedarikçilerden biri olmayı hedeflemektedir.”

 

 

Özellikle Rüzgar Enerjisi sektöründe büyük atılım hedefleriniz olduğunu biliyoruz bize Kaleliler’ in hangi ürün çeşitleriyle sektörde yer aldığını anlatır mısınız? 

 

Kaleliler olarak üretim ve satışımızın ağırlıklı kısmını 10.9 kalite yüksek dayanımlı çelik cıvatalar oluşturmaktadır. Bu konuda yılların getirdiği bir tecrübe bilgi birikimimizi başta Rüzgar Enerjisi olmak üzere Enerji ve özellikle yenilenebilir enerji alanında da değerlendirmek istedik. Ankara Ostim ‘de kurulan Ostim Yenilenebilir Enerji Kümesi üyesi de olan firmamız bu konudaki gelişmeleri yakından takip etmekte ve sektörde dünyada başta gelen tedarikçilerden biri olmayı hedeflemektedir. Bugüne kadar aşağıdaki projelerde ürünlerimiz kullanılmıştır:

 

•Adana Osmaniye Bahçe RES 135 MW

•İzmir Bergama Düzova RES 51,5 MW

•Çanakkale Çanres 38,5 MW/ 33MWe

•Balıkesir Ortamandıra RES 14.4 MWm/10 MWe 

•Kırklareli Karadere RES 16 MWm/15MWe

 

Rüzgâr sektörüne temin ettiğimiz başlıca ürünler, EN 14399-4/6 10.9 HV Cıvata takımları, 8.8 ve 10.9 kalite Saplamalar, Anchor Ringler ve diğer ilgili bağlantı parçalarıdır. Talebe göre SDG ve Geomet Kaplama çeşitleri ile malzemeler temin edilmektedir. Ayrıca özel tasarım ürünler de mühendislerimiz tarafından kalıp tasarımları yapılarak üretilebilmektedir.

 

 

Üretim gamını ise cıvatalar için: M 24-M 72 olarak 800mm. Boya kadar, saplamalar için M 8-M 220 çaplar, somunlar için ise, M 20 – M 100 olarak tanımlayabiliriz. Yeni Fabrikamıza taşınmamızla birlikte önümüzdeki yıllarda Türkiye’den ve dünyadan belli başlı türbin üreticileri ile yapmış olduğumuz ve olumlu da sonuçlanan denetimler sonucunda Rüzgâr Enerjisi Sektöründe daha da gelişerek yer alacağımızı söyleyebilirim.

 

Rüzgâr Enerjisi konusunda yetkili kurumlarca 2017’de ciddi bir proje yatırım yılı olacağı haberleri yayıldı, bu projeler içinde yer alma konusunda enerji sektörüne vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?

 

Evet yıllardan beri bu sektörle ilgilenenlerin de çok iyi bildiği ve istediği bazı gelişmelerin artık gerçekleşiyor olması bizi de çok memnun etti. Yerli imalata ilk etapta 51% , daha sonra 70% lere çıkacak bir pay ayrılacak olması ile birlikte ülkemizde bu alanda yatırım yapmak isteyen firmaları tabii ki çok memnun etmiştir. Enerji sektöründeki firmaların da zaten kalite standartlarının yüksek olması nedeni ile bizim gibi üretici firmaları daha da geliştireceğini ve sonuçta ülkemizin bu durumdan çok fayda sağlayacağını düşünüyorum.

 

 

Öncelikle ülkemizdeki projelerde yer alacak ürünler, zamanla dünya pazarında da sektörde aranılan markalar olabilecektir diye düşünüyorum. Bu konuda üretici firmaların da işbirliği yaparak, pazarda boşluk bırakmadan kaliteli üretimleriyle projelerde yer alması ve kendilerini geliştirmeleri çok önemlidir diye düşünüyorum. Sektördeki tüm proje sahiplerini Kaleliler Bağlantı Elemanları’nı yerinde görmelerini ve ülkemizde de bu işin kontrol altında ve yüksek kalite standartlarında yapılabileceğine şahit olmalarını dilerim.

 

Yakın zamanda pazara sunduğunuz ya da sunacağınız yeni bir ürün bulunuyor mu? Varsa bu ürün hakkında değerlendirme yapar mısınız? Şayet ürün pazara çıktıysa ne zaman çıktı, özellikleri neler, satışlarınıza sağladığı katkı nedir?

 

Yakın zamanda üretim hattımıza bir sıcak somun makinesi ekleyeceğiz. Somun üretiminde de ülkemizde çok büyük bir açık olduğunu düşünüyoruz. Uzak Doğudan gelen somunlarda zaman zaman kalite sorunları yaşanmakta, termin süreleri de çok uzun olduğundan bu konuda sıkıntı yaşanmaktadır. Seri üretim yapacak bu makine ile, somun ihtiyacına sağlıklı yanıt verebileceğiz.

 

Ürünlerinizin kullanıcıları için özel tavsiyeleriniz var mıdır? Ürün seçimi konusunda nelere dikkat etmeleri gerekiyor? 

 

Bizim ürünlerimiz özellikle yüksek dayanımlı yüksek kalitedeki ürünlerdir. Genellikle ağır yükler altında veya hassas işlerde kullanılmaktadır. O nedenle de üretim ve kalite kontrol koşulları çok önemlidir. Ürün seçimi yaparken ilgili projeye göre, kullanım alanına göre doğru ürün seçimi yapılmalıdır. Bu konuda müşterilerimiz her zaman bizimle paylaşımda bulunabilir, mühendis arkadaşlarımız gereken yönlendirmeleri yaparlar, ilgili teknik standartlar doğrultusunda müşterilerimizi bilgilendirirler. Hatta talep edilirse süpervizörlük de verebilirler.

 

 

Rüzgar tribünlerinin montajı konusunda süpervizörlük hizmeti de verdiğimiz projeler de vardır. Şunu söyleyebilirim ki bizim firmamız ve tüm ekibimiz sadece faturayı kesene kadar değil, ürün sağlıklı bir şekilde kullanım alanına gidene kadar ve hatta sonrasında , montaj sırasında da ürünlerinin arkasında, müşterisinin yanındadır. Bu destekleyici ve paylaşımcı tutum sayesinde de müşterileri nezdinde yıllardır süren bir güven oluşturmuştur.

 

Yurt içi ve yurt dışı pazarları ile ilgili önümüzdeki dönem nasıl bir pazarlama stratejisi izleyeceksiniz? 

 

Yurt içinde de yurt dışında da zaten son 5 yıldır sektörel fuar çalışmaları yapmaktayız. Bu fuar çalışmalarını bazı yeni sektör ve ülkelerle geliştirmek istiyoruz. Yazılı basın ve sosyal medyaya biraz daha ağırlık vermek amacındayız.

 

2016 yılında ve bu yılın ilk yarısında alanınızda hedefinize ne kadarlık ulaştınız? Gelecek dönem için hedefleriniz nelerdir? 

 

2016 yılında hedeflediğimiz rakamı 80% olarak gerçekleştirdik, bunda son dönemde yaşanan gelişmeler de etkili oldu diye düşünüyoruz. Gelecek dönem için hedeflerimiz ihracatın payını artırmak ve bunun için çalışmalar yapıyoruz.

 

Eklemek istediğiniz başka konular var mı?

 

Kaleliler KLR markası ile sadece Türkiye’de değil, dünyada özellikle sıcak üretim ve saplama ve somun üretimi konusunda lider marka olmayı hedeflemiştir. Şimdiye dek yaşadığımız tecrübeler bunun imkansız olmadığını göstermiştir. Ekibimize kattığımız yeni arkadaşlarımızla birlikte var gücümüzle bu hedefimiz için çalışıyoruz ve çalışmaya da devam edeceğiz.

 

Ülkemizin gündeminde belirsizlikler ve sıkıntılı günler olmasına rağmen bizim Türkiye’mizin gücüne, insanının çalışkanlığı ve dürüstlüğüne inancımız tamdır. İlim ve akıl ışığında inançla çalışarak başaramayacağımız bir şey yoktur diye düşünerek yolumuza devam ediyoruz. Sizlere de bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederiz.

 

 

Devamını oku
Reklam
Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Türkiye’nin İlk Temiz Hidrojen İdeathonu’nda Büyük Ödülü ”HydroS” Ekibi Kazandı!

Yayın tarihi:

-

Yazar

İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında tüm dünyada bir temiz enerji dönüşümü gerçekleştirilmesi zorunluluk haline geliyor. Temiz Hidrojen ise dünyanın temiz enerji dönüşümünde en önemli araçlarından birisi olarak görülüyor.

Dünya’da yaşanan iklim değişikliği gibi önemli gelişmelere bağlı olarak da gelişmek için yeni bakış açılarına ve fikirlere ihtiyacımız bulunuyor. Geniş kitlelerin fikirlerine ulaşabilmek ve farklı bilgilerin birleşerek yenilikçi fikirlere dönüşmesini sağlayabilmek için, ideathonlar gibi yeni fikir oluşturma araçları ve platformları her geçen gün yaygınlaşıyor.

Bu amaç doğrultusunda; İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) tarafından, Enerji Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (ENSİA) ortaklığıyla uygulanan BEST For Energy Projesi kapsamında bu yıl düzenlenecek olan üç adet ideathon etkinliğinden ilki olan Türkiye’nin ilk Temiz Hidrojen İdeathonu Yaşar Üniversitesi’nde 23-24 Ekim tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirildi.

Temiz Hidrojen İdeathonu Yaşar Üniversitesi BTTO Müdürü Necip ÖZBEY ve İzmir Kalkınma Ajansı YDO Koordinatörü H.İ.Murat ÇELİK’in açılış konuşmaları ile başladı.

Etkinliğin devamında tematik konuşmacı olan Aspilsan Ar-Ge Mühendisi Dr. Can SINDIRAÇ, Shura Enerji Dönüşümü Merkezi Direktör Vekili Hasan AKSOY ve Siemens Gamesa Proje Yöneticisi Mikkel SERUP ‘’Neden Temiz Hidrojen?’’ konusunda  katılımcıları bilgilendirdi.

Gerçekleşen konuşmaların ardından katılımcılar yenilikçi fikirler ve uygulanabilir çözümler üretmek için ekipler halinde çalışırken, sektör firmaları ve akademisyenler de mentorluk desteği ile ekiplere katkı sağladı.

Temiz Hidrojen İdeathonu jüri üyesi olan KOSGEB İzmir İl Müdürü Levent ARSLAN, ENSİA Yönetim Kurulu Başkanı Alper KALAYCI, Yaşar Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölüm Başkanı Dr. Emrah BIYIK, İZKA Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü H.İ. Murat ÇELİK ve Yaşar Üniversitesi BTTO Müdürü Necip ÖZBEY gerçekleştirilen sunumlar sonrası değerlendirmelerini yaptı ve kazanan projeler belli oldu.

Birincilik ödülü olan 10.000 TL’yi HydroS takımı ‘’Hydrogen in a Nutshell’’ projesi ile, ikincilik ödülü olan 5.000 TL’yi Cyclizm takımı ‘’Geleceği İzmir’le Dönüştür’’ projesi ve üçüncülük ödülü olan 2.500 TL’yi Ulujen takımı ‘’Atıktan Değere’’ projesi ile kazandı.

BEST For Enerji Projesi kapsamında İzmir’de düzenlenen ideathon etkinlikleri serisi 20-21 Kasım 2021 tarihindeki BEST For Wind ve 4-5 Aralık 2021 tarihindeki BEST For City İdeathonları ile devam edecek.

 

 

 

Devamını oku

Genel

Paris İklim Anlaşması yürürlüğe girdi: Enerjide yeni dönem

Yayın tarihi:

-

Yazar

Paris İklim Anlaşması’na ilişkin kanun teklifi 6 Ekim’de Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Anlaşma, Resmi Gazete’de de “22 Nisan 2016 tarihinde imzalanan Paris Anlaşması’nın beyan ile birlikte onaylanması uygun bulunmuştur” ifadeleriyle yayımlanarak yürürlüğe girmiş oldu.

WWF, Greenpeace, TEMA Vakfı’nın da aralarında bulunduğu 15 kurum, konuyla ilgili ortak açıklama yayınladı.

İklim değişikliği konusunda çalışan imzacı kurumlar, Türkiye’nin Anlaşmaya  taraf olmasının olumlu bir adım olduğunu belirtiyor ve 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefinin benimsenmesiyle Türkiye’nin iklim politikasında yeni bir dönem başladığını vurguluyor.

Türkiye, dünyada en fazla sera gazı emisyonuna neden olan ülkeler arasında 16. sırada ve kişi başı emisyonları her gün artıyor. Sera gazı emisyonlarının azaltımı için öncelikle, Türkiye’nin 2053 yılına kadarki süreci kapsayacak kısa vadeli iklim hedefleri belirlemesi gerekiyor.  Paris Anlaşması’nın 1,5 derece hedefiyle uyumlu bir politika geliştirebilmek için, halihazırda sera gazı emisyonlarında artıştan azaltımı öngören Ulusal Katkı Beyanı’nı diğer ülkeler gibi gözden geçirmesi ve daha iddialı emisyon azaltım hedefleri sunması bekleniyor. 

Türkiye’nin yeni iklim politikası doğrultusunda sera gazı emisyonlarının azaltımı için yeni eylem planlarının hazırlanacak sektörler arasında, iklim değişikliğine en büyük etkiye neden olan enerji sektörü başta geliyor. Türkiye’nin fosil yakıtlardan aşamalı olarak çıkması, mevcut fosil yakıt destek ve teşviklerini sonlandırması ve tüm kamu kaynaklarını güneş ve rüzgar başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarına, bunun için gerekli altyapı çalışmalarına ve tüm kesimleri kapsayacak adil dönüşüm planlarına ayırması öncelikli konular olarak ortaya çıkıyor.

Hükümetin yeni iklim politikası dahilinde ilk adım olarak yeni kömür santrali yapılamayacağını taahhüt etmesi önem kazanıyor. 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmak için yeni kömür yatırımlarının yapılmaması gibi bazı önemli kilometre taşlarının bugün belirlenmesi gerekiyor. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye’nin,  geçtiğimiz hafta yeni kömürlü santrallerinin inşaatını durdurmayı amaçlayan “Yeni Kömür Santrali Yok Sözleşmesi” gibi girişimlerin izinde “yeni kömür yok” hedefini mutlaka taahhüt etmesi gerekiyor. 

Türkiye’nin aynı zamanda kömürden aşamalı çıkış için de bir hedef yıl belirlemesi önem taşıyor. Mevcut kömürlü termik santrallerin, yenilenebilir kaynaklarla ikame edilerek aşamalı olarak emekliye ayrılması, 2053 net sıfır hedefinin gerçekleştirilmesi için olmazsa olmaz. Bugün itibariyle, Avrupa’da 19 ülke kömürden tamamen çıktı ya da tamamen çıkma taahhüdünü duyurdu. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye, kömürden çıkışı planlayarak, bu konuda lider ülkeler arasına girebilir. 

Fosil yakıtlardan uzaklaşmanın yanı sıra iklim değişikliğiyle mücadele için atılacak her adım, istihdam, temiz hava, teknolojik gelişim gibi faydaları da beraberinde getiriyor.  Bilimsel araştırmalar, Türkiye’nin aktif bir iklim politikası yürütmesi halinde milli gelirinin %7 artacağını gösteriyor.”

Devamını oku

Genel

Enerji santallerinde öngörülü güvenlik

Yayın tarihi:

-

Yazar

Enerji ihtiyacının yerli kaynaklarla karşılanarak dışa bağımlılığın azaltılması, enerji kaynakların çeşitlendirilerek sürdürülebilir enerji kullanımının sağlanması ve enerji tüketimi neticesinde çevreye verilen zararların en aza indirilmesi açılarından yenilenebilir enerji oldukça önemli bir değere sahiptir.2020 Yılında yaşanan pandemi dönemi de bu önemi ayrı bir pencereden bizlere bir kez daha göstermiştir. Ülkelerin ihtiyaçlarını yerli kaynaklardan karşılaması pandemi gibi zorlu dönemlerde de yaşanabilecek çeşitli krizleri engellemektedir. 

Şu anda dünya genelinde fosil yakıtlardan enerji üretimi ağırlıkta olsa da gelişen trend yenilenebilir enerji üzerinedir. Birçok ülke enerji üretim alanındaki stratejilerini bu doğrultuda belirlemekte, üretilen enerjinin daha verimli kullanılabilmesi adına yeni teknolojiler üzerine çalışmalar yapmaktadır. Enerji alanında dünyada gelişen bu trende Türkiye’de ayak uydurmakta, hatta özellikle güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi alanında önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Ülkemiz bulunduğu coğrafi konum ve jeopolitik yapısı sebebi ile özellikle yenilenebilir enerji alanında oldukça önemli bir potansiyele sahip durumdadır. Birçok ülkeye göre özellikle güneş ve rüzgar açısından çok daha avantajlı bir potansiyele sahip olduğu bilinen ülkemizin EPDK verilerine göre 2020 sonu itibariyle rüzgar enerjisi santrali kurulu gücü yaklaşık 9.000 MW, güneş enerjisi kurulu gücü de yaklaşık 6.600 MW civarındadır. Diğer yenilenebilir enerji kaynakları olan hidroelektrik enerji santralleri yaklaşık 30.000 MW, jeotermal enerji santralleri yaklaşık 1.500 MW kurulu güce sahiptir. Bu veriler göstermektedir ki toplam kurulu gücümüzün yaklaşık %47’si yenilenebilir enerji kaynaklarından,  %15’inin de geleceğin enerjisi olarak nitelendirilen rüzgar ve güneş kaynağına dayalı olduğunu göstermektedir. Uzmanlar tarafından tahmini hesaplanan yenilenebilir enerji  potansiyele göre daha oldukça yüksek bir potansiyelimiz olduğu bilinmekte ve bu doğrultuda da yeni projelerin işletmeye geçmesi ile birlikte her geçen gün kurulu gücümüz de artmaktadır. 

Artan bu enerji yatırımlarının, inşaat ve montaj süreçlerinin güvenle tamamlanarak işletmeye geçmesi, işletmeye geçtikten sonrada güvenle enerji üretmesi elbette ki oldukça önem arz etmektedir. Bu alanda yatırım yapan şirketlerin güvenlik açısından yaşayacağı bir problem, iş planlarını sekteye uğratabildiği gibi finansal açıdan dengesizliklere de yol açabilmekte ve mental açıdan yorgunluk yaratabilmektedir. Bir enerji üretim santralinin inşaat aşamasına geçebilmesi için uzun ve zorlu bir izin sürecinin tamamlanması, sonrasında da önemli yatırım bütçeleri ayrılması gerekmektedir. Bu denli zorlu ve maliyetli süreçlerden geçen bir enerji yatırımının güvenlik açısından problemler yaşaması istenebilecek en son şeylerdendir. Bilindiği üzere enerji üretim santrallerinin gerek şantiye dönemleri gerekse işletme dönemleri çeşitli riskler barındırmakta, bu risklerin ortaya çıkmaması içinde hassasiyetle önlemlerin alınması gerekmektedir. Özellikle şantiye/montaj halindeki projelerin çoğunluğu zorlu lokasyon ve coğrafi koşullarda yer almakta ve geniş bir alana yayılmaktadır. Bu tarz projelerde değerli malzeme yoğunluğunun yüksek olması, kaybolması halinde proje iş planını sekteye uğratabilecek ekipmanların varlığı, çok yönlü İSG unsurları ve sosyal etkileri güvenlik risklerini arttırmaktadır. Ortaya çıkan bu yüksek güvenlik risklerinin engellenebilmesi için çok iyi politikalar belirlenmesi, üzerinde hassasiyetle durulması ve doğru yönetilmesi değerlidir.

Enerji sektöründe ön planda olan başlıklardan birisi de güvenliktir ve burada stratejik bir öneme ve değere sahip olan enerji projelerinin güvenliği için, deneyim, bilgi birikimlerimi ve segmente özel derinleşmiş tecrübe devreye girer. 

Derin sektör tecrübesi ile hangi proje türünde hangi aşamada, hangi lokasyonlarda nasıl risklerle karşılaşabileceğimizi önceden öngörebilmesi,  projede daha göreve başlamadan önce tespit edilen bu risklerin ortaya çıkmaması içinde önem arz eder. Güvenlik teknolojileri, uzaktan izleme çözümleri gibi farklı hizmet karmaları eşliğinde entegre güvenlik çözümleri ile optimum fayda sağlanır.  Enerji yatırımcılarına ayrıca enerji tesislerinde ihtiyaç duyulan en doğru güvenlik teknolojisini, güçlü yapımız sayesinde yıllara yayılabilen finansal modellemeler eşliğinde yapılabilmektedir. Bu teknoloji yatırımlarını yaparken işletme maliyetlerinde de tasarruf yaratıldığından  tesisler ileri güvenlik teknolojilerine de sahip olabilmektedir.

Örneğin, işletmeye geçmiş olan Rüzgar Enerji Santrallerinin güvenliği;  genelde geniş bir alana yayılmış olan rüzgar türbinlerinin standart kamera sistemi ile izlenmesi ve sürekli devriyeler atılması ile sağlanmaktadır. Benzer durum Güneş Enerjisi Santralleri için de geçerlidir. Geniş bir alanda kurulan santrale ait çevre hattı standart kamera sistemleri ile 7/24 izlenmekte, devriye eşliğinde çeşitli kontroller yapılmaktadır. Bir Rüzgar Enerji Santralinde tüm rüzgar türbinlerine, bir Güneş Enerji Santralinde de çevre hattına kurulan akıllı video analiz özelliğine sahip kamera sistemleri, hoparlörler ve Securitas Uzaktan İzleme Merkezinin entegrasyonu sayesinde 7/24 sürekli izlemeye gerek kalmadan, türbin pad alanlarının, çevre hattının güvenliğini çok daha etkin şekilde sağlanabilmektedir. Bu kurguda, türbin alanlarına veya çevre hattına yapılacak herhangi bir müdahalede akıllı video analizli kameralar görüntüyü Securitas Uzaktan İzleme Merkezi ile paylaşmakta, operatörler tarafından video doğrulama yapılmakta ve gerekiyorsa anlık olarak görerek sesli anons ile caydırıcılık sağlanmaktadır. Ardından ihtiyaca göre de güvenlik görevlileri ilgili noktaya yönlendirilmektedir. İşletmedeki RES’lere ve GES’lere özgü bu yenilikçi, öngörülebilir ve önleyici güvenlik tasarımı sayesinde işletme maliyetlerinden ciddi oranda avantaj sağlanmakta, sürekli devriyeye gerek kalmadığı için de İSG riskleri de engellenmektedir.

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler