Avrupa Enerji Güvenliğini Rüzgârla Kuruyor: WindEurope CEO’su ile Özel Röportaj

Mesut Kul
2 Görüntüleme
6 Min. Okuma
WindEurope CEO’su Tinne Van der Straeten

Rüzgar Enerjisi Dergisi – Moneta Medya Grubu Genel Yayın Yönetmeni Mesut Kul’un sorularını WindEurope CEO’su Tinne Van der Straeten yanıtladı.

Avrupa’da rüzgâr enerjisi sektörü hızla büyürken, enerji güvenliği, tedarik zinciri dayanıklılığı ve sürdürülebilir büyüme gibi başlıklar yeniden şekilleniyor. Bu kapsamda WindEurope CEO’su Tinne Van der Straeten ile Avrupa’nın enerji dönüşümündeki güncel dinamikleri, Türkiye’nin konumunu ve sektörün önümüzdeki dönem yol haritasını konuştuk.

Avrupa’da rüzgâr enerjisindeki büyümenin sürdürülebilirliğini sağlayan temel faktör nedir?

Avrupa’da hem liderler hem de vatandaşlar enerji sisteminin değişmesi gerektiğinin farkında. Son yıllarda yaşanan COVID-19, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası oluşan enerji krizi ve Orta Doğu’daki savaş gibi gelişmeler, Avrupa’nın fosil yakıt ithalatına ne kadar bağımlı olduğunu açık şekilde ortaya koydu.

Bu bağımlılık, jeopolitik gelişmelere bağlı olarak kesintilere uğrayarak fiyat dalgalanmalarına neden oluyor ve Avrupa’nın rekabet gücünü zayıflatıyor. Bu nedenle çözüm açık: yerli ve yenilenebilir enerji kaynakları. Avrupa ne kadar enerjiyi kendi içinde üretirse, ithal fosil yakıtlara olan bağımlılığı o kadar azalacak. Bu da fiyat istikrarı, enerji güvenliği ve uzun vadeli rekabet gücü anlamına geliyor.

Rüzgâr enerjisi bu stratejinin merkezinde yer alıyor. Halihazırda Avrupa’daki elektrik tüketiminin %20’sini karşılıyor ve 2050 itibarıyla bu oranın %50’nin üzerine çıkması bekleniyor. Bu artış, ekonominin kapsamlı elektrifikasyonu ile mümkün olacak.

CEO olarak göreve başladığınız dönemde WindEurope’u enerji dönüşümünde nasıl konumlandırıyorsunuz?

Rüzgâr enerjisi rekabetçi ve yerli bir elektrik üretim kaynağıdır. Avrupa rüzgâr endüstrisi, büyük ölçüde Avrupa’da konumlanmış küresel bir tedarik zincirine sahiptir. Temiz teknoloji alanında Avrupa’nın en güçlü üretim altyapısına sahip olduğu sektörlerden biridir.

Bugün sektörde 250’den fazla fabrikada yaklaşık 440.000 kişi istihdam ediliyor ve bu sayının 2030’a kadar 600.000’in üzerine çıkması bekleniyor.

Bu büyümenin sürdürülebilmesi için doğru düzenleyici çerçevenin oluşturulması kritik. Bu da doğru ihale tasarımları, özellikle çift yönlü fark sözleşmeleri (CfD), yenilenebilir elektriğe olan talebin artırılması, şebeke altyapısının güçlendirilmesi ve kamuoyunun rüzgâr enerjisinin faydaları konusunda doğru bilgilendirilmesi anlamına geliyor.

Sektörde izin süreçleri, şebeke kapasitesi ve maliyet baskıları gibi zorluklar var. En kritik denge noktası hangisi?

Bu sorunların tamamının birlikte ele alınması gerekiyor. Avrupa Komisyonu bu alanları zaten tespit etti ve yenilenebilir enerji direktifi, şebeke paketi ve elektrifikasyon eylem planı gibi düzenlemeleri gündeme aldı.

Artık kritik olan, bu düzenlemelerin üye ülkeler tarafından uygulanması. Mevcut jeopolitik ortam göz önüne alındığında rüzgâr enerjisi yatırımlarının hızlandırılması için hiçbir gerekçe kalmamış durumda.

Mevcut büyüme hızı, 2030 hedefleri için yeterli mi?

Hayır, mevcut hız yeterli değil. Ancak bu durumun nedenleri net şekilde belirlenmiş durumda ve çözüm için gerekli hazırlıklar yapılıyor.

Sektör hızlı ölçeklenme kapasitesine sahip. Ancak yatırım kararları netlik gerektirir. Şirketler, ancak hükümetlerin güvenilir ihale hacimleri sunması ve doğru tasarım mekanizmalarını uygulaması halinde yeni üretim kapasitesine yatırım yapar.

Bu noktada Hamburg Deklarasyonu, kamu ve özel sektör iş birliği açısından önemli bir örnek oluşturuyor.

2026 itibarıyla offshore rüzgârda en belirleyici trend nedir?

Bugün hükümetlerin önceliği enerji güvenliği. Birleşik Krallık’ın en büyük offshore ihale turunu tamamlamasının ardından yeni ihale sürecini öne çekmesi bu yaklaşımın somut bir göstergesi.

Polonya, Hollanda ve Fransa gibi ülkeler de offshore rüzgâr yatırımlarında önemli ilerlemeler kaydediyor.

Türkiye’nin Avrupa perspektifindeki konumu nasıl değerlendiriliyor?

Öncelikle Türkiye’nin 2025 yılındaki performansı dikkat çekici. Türkiye’nin hem karasal hem offshore rüzgâr potansiyeli hem de güçlü bir yerli tedarik zinciri olduğu uzun süredir biliniyor.

2025 yılında 2 GW’ın üzerinde kurulum gerçekleştirilmesi, Türkiye’yi Avrupa’da Almanya’nın ardından ikinci sıraya taşıdı. Bu performans, Türkiye’nin rüzgâr enerjisinde Avrupa liderlerinden biri olma yolunda ilerlemesi açısından güçlü bir motivasyon oluşturuyor.

Türkiye’nin üretim gücü Avrupa tedarik zincirinde nasıl bir rol oynuyor?

Avrupa’da kurulan rüzgâr enerjisi kapasitesinin büyük bölümü Avrupa’da üretilse de tedarik zinciri küresel bir yapıya sahip. Türkiye özellikle kule, kanat ve temel bileşen üretiminde önemli bir rol oynuyor.

Artan krizler ve tedarik zinciri kırılmaları, daha dayanıklı ve yakın coğrafyada üretim ihtiyacını öne çıkarıyor. Avrupa’nın sanayi politikası da bu doğrultuda şekilleniyor.

Türkiye güçlü sanayi altyapısı, nitelikli iş gücü ve Avrupa ile entegre yapısı sayesinde bu tabloda önemli bir konumda yer alıyor.

Finansman koşulları yatırımları nasıl etkiliyor?

Rüzgâr enerjisinde bir finansman sorunu bulunmuyor. Sadece geçen yıl Avrupa’da 45 milyar euro değerinde yeni rüzgâr yatırımı finanse edildi.

Bununla birlikte maliyet artışları dikkatle izlenmeli. Bu artışların ihale tasarımlarına yansıtılması gerekiyor. Aksi halde yatırımcılar nihai yatırım kararlarını erteleyebilir veya projeler iptal edilebilir.

Türbin ölçeklenmesi ne kadar sürdürülebilir?

Yeni ve daha güçlü türbin modellerinin geliştirilmesi destekleniyor. Avrupa rüzgâr sektörü her zaman inovasyon odaklı oldu ve bu devam edecek.

Ancak zaman kritik. Avrupa’nın daha fazla türbine ve bunu hızlı şekilde devreye alacak kapasiteye ihtiyacı var. Mevcut teknolojiler bu ihtiyacı karşılayacak seviyede. Bundan sonrası üretimin ölçeklenmesi, izin süreçlerinin hızlandırılması ve altyapının geliştirilmesiyle ilgili.

Türkiye’deki sektör paydaşlarına mesajınız nedir?

Elde edilen başarıdan gurur duyulmalı. Türkiye, dünya standartlarında bir tedarik zinciri oluşturdu ve 2025 yılında Avrupa’da en fazla kurulum yapan ikinci ülke oldu.

Avrupa rüzgâr sektörü Türkiye ile iş birliğini sürdürmek istiyor. WindEurope, TÜREB’in 2026 etkinliğinde yer almaktan da memnuniyet duyuyor.

Hızlı teklif

Bu ürün için size geri dönüş yapalım

Teknik detay, fiyat bilgisi veya teklif talebiniz için formu doldurun. Talebiniz doğrudan ilgili ekibe iletilir.

Talep türü:
✓ 24 saat içinde geri dönüş
✓ Doğrudan ilgili ekibe iletilir
✓ Ücretsiz bilgi talebi
Bu Makaleyi Paylaş
Yorum yapılmamış