Rüzgar enerjisi yatırımlarında ÇED süreci

Anı Nil DEMİRBAĞ
Rüzgar enerjisi yatırımlarında ÇED süreci
Arsin Demir
Avukat Arabulucu

20. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak çevre sorunlarına karşı artan duyarlılık, kalkınma-çevre arasındaki sıkı ilişkiyi de gündeme getirmiştir. Ülkemiz mevzuatında ilk Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği 07.02.1993 tarihli ve 21489 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. ÇED Yönetmeliği’nin amacı, söz konusu yönetmeliğin 1’inci maddesinde “…gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kamu veya özel sektöre ait kurum, kuruluş ve işletmelerin yatırım kararlarının çevre üzerinde yapabilecekleri tüm etkilerin belirlenerek değerlendirilmesi, tespit edilen olumsuz etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi ve alternatiflerin değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilecek Çevresel Etki Değerlendirilmesi sürecinde uyulacak idari ve teknik esasların düzenlenmesidir” şeklinde belirtilmiştir. ÇED Yönetmeliği günümüze gelinceye kadar çok defa değişikliğe uğramıştır. Sıkça yapılan bu değişikliklerin nedenlerini; yatırımlarda kullanılan teknolojinin hızlı değişimi, uygulamalarda karşılaşılan sorunların mevzuata yer edinmesi gerekliliği, yönetmelik maddelerinin iptaline yönelik açılan davalar oluşturmaktadır.

ÇED sürecinin oldukça yoğun ve karmaşık bir yapıya sahip olması nedeniyle bu sürecin iyi yönetilmesi gerekmektedir. 26 Mayıs 2017 tarih 30077 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan son değişiklik ile “Türbin sayısı 20 adet ve üzerinde veya kurulu gücü 50 MWm ve üzerinde olan rüzgar enerji santralleri” EK-1 listesinde, “Türbin sayısı 5 adet ve üzerinde veya kurulu gücü 10 MWm ve üzerinde 50 MWm altında olan rüzgar enerji santralleri” EK-2 listesinde yer almaktadır. Ayrıca yine aynı tarih ve sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklik ile kapasite artışları için bazı hükümler getirilmiştir.  “ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararı bulunan projelerde kapasite artışı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, planlanan projenin etkileri, mevcut karara esas çevresel etkiler ile birlikte kümülatif olarak değerlendirilmektedir. Yani artık sadece kapasite artışının değil kurulu olan santral ile birlikte çevresel etkileri değerlendirilmesi gerekmektedir.

ÇED kararlarının duyurusu da önem arz etmektedir. ÇED sürecindeki bütün aşamaların yönetmelikte geçen süreler dâhilinde ilan edilmesi hüküm altına alınmıştır. ÇED başvuru dosyasının halkın görüşüne açılmasının, halkın katılım toplantısının, inceleme-değerlendirme sürecinin başladığının, ÇED kararının, hepsi ayrı ayrı ilan yöntemleriyle halka duyurulması gerekmektedir.

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda 2014 yılında yapılan bir değişiklik ile ÇED kararı ivedi yargılama kapsamına alınmıştır. ÇED kararlarına karşı dava açma süresi 30 gündür. Ancak ÇED kararının duyurusunun mevzuatta belirtiği gibi yapılmadığı durumlarda; dava açma süresi öğrenme tarihinden itibaren başlamaktadır. Dava, projenin gerçekleşeceği yerin İdare Mahkemesinde açılır. ÇED Olumlu kararı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verildiği için davalı olarak Bakanlık,  ÇED Gerekli Değildir kararını ise Valilik verdiği için davalı kurum olarak Valilik gösterilecektir. Yatırımcı firmaya dava ihbar edilmediği takdirde ilgililerin gıyabında yargılama yapılır. ÇED Gerekli Değildir veya ÇED Olumlu kararlarının iptaline yönelik açılan birçok davada süre aşımı olmasına rağmen, yönetmelikte ilan ile ilgili hükümlere ilgililer tarafından riayet edilmemesinden dolayı süre aşımı talepleri reddedilmektedir. Bu sebeple ÇED sürecinde ilan ve duyurular önem arz etmekte ve muhakkak yönetmelikte belirtiği şekilde halka duyurusu yapılmalıdır.

Bu Makaleyi Paylaş
Yorum Yap