Connect with us

Genel

Rüzgar enerjisi için 2017 yılı rekor başvuru yılı olacak

Yayın tarihi:

-

 

“Rüzgarla Daha Güçlü Bir Türkiye” temasıyla gerçekleşen kongrenin açılış konuşmalarında TÜREB Başkanı Mustafa Serdar Ataseven, EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez, TBMM Enerji Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız yer aldı.

 

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği tarafından düzenlenen “TÜREK 2016” bugün (2 kasım) Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Devlet Halk Dansları Topluluğu’nun sunduğu muhteşem bir gösteri ile JW Marriott Otel’de gerçekleşti.  “Rüzgarla Daha Güçlü Bir Türkiye” temasıyla gerçekleşen kongrenin açılış konuşmalarında TÜREB Başkanı Mustafa Serdar Ataseven, EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez, TBMM Enerji Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız yer aldı.

Ankara’da 2 gün süren etkinlikte 14 oturum ve 65 konuşmacı yer aladı. Kongrede, rüzgar enerjisine yönelik TÜREB tarafından hazırlanan Rüzgar Master Planı, YEKA ve yerli üretimle ilgili planlar ile yatırım ve rüzgar sanayisi alanında İran ve Orta Doğu ve Kuzey Afrika pazarı olanakları, ertelenen yeni başvurular ve teşvik konuları tartışıldı. Ev sahibi sıfatıyla konuşan TÜREB Başkanı Mustafa Serdar Ataseven “Rüzgarla Daha Güçlü Türkiye” temasıyla gerçekleştirdikleri kongrede yer alan önemli başlıklara değindi.  Kısa bir süre önce yayınlanan YEKA Yönetmeliğinin sektöre etkisi, Yekdem süreci, geçen yıl alınan 3.000 MW’lık başvuruların ve nisan 2017’de alınması beklenen 2.000 MW’lık başvuruların konu alınacağı oturumlara dikkat çekti. Türkiye’deki fırsatların yanısıra MENA Bölgesinde (Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Türki Cumhuriyetler) enerji tasarrufu ve sürdürülebilir enerji üretimi için umut verici fırsatlar olduğunu da hatırlatan Ataseven, hazırladıkları master plan çalışmalarının sektöre ışık tutacağını da sözlerine ekledi. 

Nisan 2017’de rekor başvuru bekliyoruz

EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, ekim 2016’da yapılması gereken başvuruların nisan 2017 ilk haftasına alındığını ve rekor bir başvuru beklediklerini ifade etti. Yeni başvurulara yönelik mevzuat değişikliklerinin süratle tamamlanacağını belirten Yılmaz, nisan 2015’te yapılan değişikliklerle birlikte Yekdem kapsamında desteklenmekte olan santrallerin serbest piyasada faaliyet göstermeye başladığını, bu değişikliğin desteğin azaltılması anlamına gelmediğini belirtti. Bu tesisleri basiretli bir piyasa oyuncusu haline getirdiklerini ve esnekliklerini arttırdıklarını söyleyen Yılmaz, Yekdem’in yan gelip yatma yeri haline gelmesini istemediklerini vurguladı.

9 Ekim’de yayınlanan Yeka yönetmeliği ile rüzgar enerjisi kaynak alanlarının etkin ve verimli kullanılmasına imkan sağlanacağını, aynı zamanda üretim tesislerinde kullanılan ileri teknoloji içeren aksamın yerli olarak üretilmesinin mümkün olacağını belirtti. İlerleyen dönemde Off shore kaynaklarının da sektöre dahil olmasıyla sektörün daha çok ilgi göreceğini belirten Yılmaz, rüzgar enerjisi sektörü bu çalışmalarla her zamankinden daha cazip olacaktır dedi.

2017 ilk çeyrekte YEKA’larda rüzgar için bir model planlıyoruz

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez ise master plan çalışmalarının sonuçlarını oturumda değerlendireceklerini ve yakından takip edeceklerini belirtti.

İnovasyon ve teknolojinin başdöndürücü bir hızla geliştiğini söyleyen Dönmez,  verimlilik artarken, maliyetlerin de azalmasının sevindirici olduğunu belirtti. Teknolojiyi iyi kullanan ama fazla üretemeyen ülkeler açısından yerli ekipmanı teşvik edici bazı mekanizmaların geliştirilmesinin zorunlu olduğundan bahseden Dönmez şöyle devam etti: “Yerli ekipman kullanılmasını teşvik eden bir model geliştirdik. 

Adı YEKA. İlk adımlarını atıyoruz. Güneşte aralık ayında 1.000 MW’lık ihaleye çıkacağız, ardından 2017 ilk çeyreğinde ise benzer bir modeli rüzgar için hazırlıyoruz. Rüzgarda tek bir alanda 1.000 MW kapasiteyi yakalama imkanımız yok. Bunun yerine çoktan seçmeli model üzerinde çalışıyoruz. Birden fazla ilde birden fazla trafo merkezinde bir portföyle çıkmayı planlıyoruz. Yatırımcı alanı belirleyip talepte bulunacak. Bu şekilde yol alma hedefindeyiz.” Dedi.

Yeka dışında yarışma gerektiren yerlerde başka değişikliğe gittiklerinin de altını çizen Dönmez, ikinci en büyük değişikliklerinin bu olduğunu ifade etti. Bekleyen 2.000 MW’lık başvuruların da bu kapsamda değerlendirileceğini, dinamik olan bu modelin birçok ülkede uygulandığını da sözlerine ekledi. 

Enerji endüstrisini desteklemeye devam edeceğiz

Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi’nde konuşan TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız, enerji sektöründe önemli paradigma değişikliklerinin yaşandığını ifade etti. Kamunun özel sektörle birlikte hareket ettiğini dile getiren Altunyaldız, “Birlikte yürüyoruz, sorunlarımızı birlikte çözüyoruz. Bu şekilde sadece geçen sene bin megavatlık ilave kurulu güç rüzgar enerjisine eklendi. 

Bu çalışma anlayışına devam edeceğiz.” dedi. Türkiye’nin enerji alanındaki 2023 hedefleri doğrultusunda önemli ilerleme kaydettiğini belirten Altunyaldız, “Şu an 78 bin hedefini gerçekleştirdik, amacımız 120 bin kurulu güce ulaşmak, 48 bin megavatlık rüzgar potansiyelinin 20 bin megavatını 2023 yılına kadar gerçekleştirmek istiyoruz. Beraber çalışarak gerçekleştireceğiz.” diye konuştu.

Altunyaldız, son dönemde enerji alanında Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) modeli, yerli enerji kaynaklarından üretim ve nükleer enerji başlıklarının ön plana çıktığını ifade etti. 

Türkiye’de son 13 yılda ortalama yüzde 5’in üzerinde büyüme gerçekleştiğini aktaran Altunyaldız, “Sanayi üretimi yüzde 5.3 büyüdü. Sanayi üretimiyle enerji arasında entegrasyon var, enerji tedarikini zamanında yapamazsak günlük hayat ve üretim aksıyor.” dedi. 

Altunyaldız, enerji endüstrisi, makina, ekipman ve teçhizatın Türkiye’de üretilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Enerji endüstrisini de yerli ekipman üretimini de teşvikle, Ar-Ge yatırımlarının desteklenmesiyle, beşinci bölge destekleriyle, kurumlar vergisi indirimleriyle, stopaj desteği ve vergi indirimleriyle desteklemeye devam edeceğiz.” diye konuştu. 

Yerli kaynaklardan elektrik üretiminin ağırlık kazanması ve yenilenebilir enerjinin elektrikteki payının yüzde 30’a çıkarılması için çalışmaların sürdüğünü ifade eden Altunyaldız, Türkiye’nin enerji üretim ve dağıtım merkezi olma konusunda iddiası bulunduğunu ve sektörde atılan olumlu adımların yatırımları hızlandıracağını söyledi.

Genel

Biden Başkan, Yenilenebilir Enerji Şampiyon

Yayın tarihi:

-

Yazar

Yenilenebilir enerji endüstrisi, hafta sonunda Biden’in galibiyetinin ilanıyla yükselişe geçti.

Biden’in ABD seçimlerindeki az farkla galibiyeti, özellikle offshore rüzgar enerjisine odaklanan gruplar tarafından memnuniyetle karşılandı. Demokrat kanat siyasetçisinin, ABD’yi Paris Anlaşması ve 2050 yılı sıfır sera gazı emisyonu hedefi çerçevesine geri getirmesi bekleniyor. Biden, bu yılın başlarında, dört yıllık başkanlığında temiz enerjinin kullanımının artırılması için 2 trilyon harcama yapma planlarını açıklamıştı.

Offshore Rüzgar Enerjisi İş Ağı Başkanı Liz Burdock, “Başkanlığa Joe Biden’in seçilmesi, yenilenebilir enerjiye, paydaşlar arasında açık deniz rüzgarına önemli ölçüde odaklanmayı vaat eden bir yönetimin desteğiyle offshore rüzgar enerjisi endüstrisinin önemli ölçüde büyümesine katkıda bulunacaktır” dedi.Tüm yenilenebilir enerji projeleri için vergi kredilerinin çok yıllı olacak şekilde uzatılmasını ve tüm fosil yakıt sübvansiyonlarında ücretsiz pil depolama ve kesintileri umduğunu da sözlerine ekledi.

Ekim ayında, ABD Temsilciler Meclisi’nde Demokratlar, 2025 yılına kadar 12.5GW olmak üzere, 2030’a kadar 25GW offshore rüzgar enerjisi hedefi belirlenmesi için bir yasa tasarısı sundu. Amerikan Rüzgar Enerjisi Derneği, “Amerika için daha temiz ve daha müreffeh bir enerji geleceğini şekillendirmek için birlikte çalışırken” Biden yönetimi ve Kongre ile işbirliği yapmayı dört gözle beklediğini söyledi.

Wood Mackenzie Americas Başkan Yardımcısı Ed Crooks, Biden’in, Trump Yönetiminin offshore rüzgâr enerjisine uyguladığı frenleri tersine çevireceğini, petrol ve gaz gelişimine daha fazla kısıtlama getireceğini ve bu durumun 2035 yılına kadar bu sahada üretimi % 30 oranında azaltabileceğini sözlerine ekledi.

Petrol ve gaz altyapı projeleri için federal izinlerle ilgili kararların sera gazı emisyonları ve iklim değişikliği üzerindeki etkilerini hesaba katarak petrol ve gaz boru hatları ve aktarım tesisleri için yeni engeller yaratacağını ekledi.

Bu arada Biden, elektrikli otomobil satışlarına yardımcı olacak daha sıkı yakıt ekonomisi standartları getirmeyi planladığını ve potansiyel olarak 2030 yılına kadar ABD yollarında 4 milyon EV’ye yol açmayı planladığını, ancak bu on yılın yakıt talebi üzerindeki doğrudan etkinin minimum düzeyde olması beklendiğini söyledi.

Biden İklim Planı’nın aynı zamanda, karbon içermeyen hidrojen üretmek için yenilenebilir enerjilerin kullanılması ve çelik, beton ve kimyasalların dekarbonizasyonu gibi stratejilere odaklanacak bir İklim için Gelişmiş Araştırma Projeleri Ajansı (ARPA-C) kurulmasını önerdiğini söyledi.

Kaynak:renews.biz Photo: Brendan Smialowski/AFP via Getty Images

Devamını oku

Genel

Kablo sektörünün lideri en güçlü 50 kadın CEO arasında

Yayın tarihi:

-

Ekonomist ve Capital dergilerinin “Türkiye’nin En Güçlü 50 Kadın CEO’su” araştırması sonuçlandı. Kadın üst düzey yöneticilerin temsil ettikleri şirketlerin cirosuna göre sıralandığı listede, Türk kablo sektörünün öncü firması Türk Prysmian Kablo’nun CEO’su Cinzia Farisè de yer alarak, Türkiye’nin en güçlü kadın CEO’larından biri oldu.

 Türk Prysmian Kablo, sektöründe ilklere imza atmaya devam ediyor. Şirketin geçtiğimiz yıl görevi devralan CEO’su Cinzia Farisè, Türkiye’nin en güçlü 50 kadın CEO’su arasına girerek büyük bir başarıya imza attı. Ulusal ve çok uluslu şirketlerde uzun bir kariyere sahip olan, hem hizmet hem endüstriyel üretim alanlarında, özel sektörde ve kamuda yönetici ve icracı olmayan yönetici olarak çalışan, birçok firmanın yönetim kurulunda görev yapan Cinzia Farisè, kablo sektöründe ve Prysmian Group bünyesinde 10 yıl boyunca deneyim kazandıktan ve giderek artan sorumluluklar üstlendikten sonra, geçtiğimiz yıl Türk Prysmian Kablo’nun CEO’su olarak Türkiye’de göreve başladı.

Mudanya’da 500’ü aşan çalışanıyla yenilikçi kablo çözümleri ve sistemleri geliştiren Türk Prysmian Kablo, Cinzia Farisè’nin liderliğinde 2019 yılını yaklaşık 1,5 milyar TL ciroyla kapadı.

İnovasyon ve sürdürülebilirlikle büyüyor

Türk Prysmian Kablo’yu kablo sektörüne liderlik eden büyük bir aile olarak tanımlayan ve  ilk hedeflerinin, her gün kriz, kur dalgalanması veya Covid-19, sorun ne olursa olsun en iyisini bekleyen yüzlerce müşteriyi memnun etmek olduğunun bilincinde çalışmalarını sürdürdüklerinin altını çizen Cinzia Farisè, sözlerine şöyle devam etti: “Bu ödülün arkasında, daima ileriye bakan, kendine hedefler koyan, inovasyonla sürdürülebilir uzun vadeli büyümeyi bir araya getiren Türk Prysmian Kablo ailesinin işine olan bağlılığı ve tutkusu var. ‘Türkiye’yi Yarınlara Bağlıyoruz’ misyonumuzdan aldığımız güçle, Türkiye’nin en prestijli projelerinin çözüm ortağı olarak, Türkiye’nin sanayileşmesine ve ekonomisine katkılarımızı sunduk ve sunmaya devam ediyoruz. Ve bugün, ekonomik, sosyal ve çevresel sorumluluğu faaliyetimizin tüm yönlerine entegre etmek amacıyla, iş modelimizi güçlendiriyor ve toplum için fayda sağlamak üzere, Şirketimiz için kar sağlıyoruz.”

Mudanya’dan dünyaya

Teknoloji ve üretim kapasitesini artırmak için, 1964 yılından bugüne dek birçok yatırım yapan Türk Prysmian Kablo, Mudanya’daki fabrikasında 22 bin farklı kablo üretebiliyor. 220 kV’a kadar tüm enerji kabloları, 3 bin 600 çifte kadar bakır iletkenli haberleşme kabloları, fiber optik kablolar, endüstriyel uygulamalarda kullanılan özel kablolar da Türk Prysmian Kablo’nun imzasını taşıyor. Şirket, her sektörde büyük proje ve yatırımların güvenilir çözüm ortağı olarak katkı sağlamaya devam ediyor.

Devamını oku

Genel

SÜT-D’den Dünya Temizlik Günü Çağrısı

Yayın tarihi:

-

Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği, 19 Eylül Dünya Temizlik Günü’nde dijital yaşamı temizleme çağrısı yaparak, dijital karbon ayak izini düşürerek, enerji tüketiminin kesemize ve iklim değişimine maliyetini azaltmaya dikkat çekti.

 19 Eylül Dünya Temizlik Günü, daha temiz ve sağlıklı bir gezegen için atık toplanmasının, yaygın bilinç yaratılmasının hedeflendiği 180 ülkeyi birleştiren küresel sivil hareketlerin en büyüklerinden biridir. Bu yıl, pandemide riskleri en aza indirerek temizlik için “Haydi Yapalım, Dijital Atıkları Temizleyelim ve Doğayı Koruyalım” diyen Let’s Do It Dünya Vakfı’nın sivil eylemi başlattığını belirten İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu “SÜT-D olarak Let’s Do It Türkiye’nin dijital temizlik hareketine katılacağız ve yeşil gücümüzü ülkemizin dijital karbon ayak izini düşürmek için ortaya koyacağız dedi.

İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu

Gördüğümüz ve görmediğimiz atıklarımız mühim

Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu “Evimizde, okulumuzda, işimizde, yolda, tarlada, ormanda, dağda, denizde, gölde, nehirde, yaşarken, uğraş verirken, gezip eğlenirken hep atığımız çıkar. Kâğıt, plastik, ahşap, cam, metal, atık bitkisel yağ, ömrünü tamamlamış madeni yağ, lastik, akü ve elektrikli-elektronik eşya (e-atık) gibi. Geri dönüştürülebilir atıklarımızı görürüz. Hepsinin ulusal servet olarak atık sektörümüzde işlenip katma değer kazanması için duyarlı yurttaş katkımız mühim. Bir de görmediğimiz dijital atıklarımız var. Teknoloji kullanırken bilgisayarımız, dizüstü bilgisayarımız, akıllı telefonumuz var. Bu harika sayısal dünyamızda, dijital evimizde bize özel dosya, fotoğraf, oyun, videolar, yedekleri, e-posta kutumuz, kullandığımız ve kullanmadığımız dosyalar ve uygulamalar var. Dijital eğitim var. Bize hizmet sunan kablolu-kablosuz erişim ağları, dijital veri merkezleri-sunucular, dijital telefon santralleri, e-alışveriş siteleri, e-bankacılık da var. Her yerde, çevrimiçi yaşamda dijital atığa neden oluyoruz” dedi.

Dijital Evimizde Karbon Ayak İzimizi Düşürerek Doğamızı, İklimimizi Koruyalım

Dijital evimizde, internet kullanırken ve cihazlarımızda elektrik tüketiyoruz. Bu tüketimle küresel sıcaklık artışına, iklim değişimine neden olan sera gazları salınıyor. Bir internet araması yaptığımızda, e-posta yolladığımızda bizler küçük bir elektrik tüketimiyle karbon ayak izi yapıyoruz. Ancak veri merkezleri, akıllı sunucular enerji yoğun hizmet sunarak yüksek elektrik tüketimi ile yüksek karbon ayak izi yapıyorlar diyen Prof. Karaosmanoğlu, “4,1 milyar insan, dünya nüfusunun %53,6’sı internet kullanıyor.Lancaster Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mike Hazas’ın değerlendirmesine göre, küresel sera gazı salımlarının %3,7’sinden dijital yaşam sorumlu. Bu miktarın havayolu taşımacığı küresel sera gazı salımlarına eşit olduğunu belirten Dr. Hazas, sera gazı salımların 2025 yılında iki misli artacağını ön görüyor. Sonuç, çevrimiçi gezinmenin, çalışmanın, enerji tüketiminin kesemize akçeli, yüksek karbon ayak iziyle gezegenimize iklim değişimi bedeli yüksek demek. Dijital evimizi mutlaka temizlemek gerekli demek” bilgisini verdi.

Dijital Temizlik Hareketine Katılalım

Prof. Karaosmanoğlu dijital atıklarımızı silerek temizleme, e-posta kutularımızı ve dosyalarımızı düzenleme gereği vurgusu yaparak, depolama alanı, hız, zaman ve düzen kazanarak dijital evimizde, çevrimiçi başarılı olmak için Dijital Temizlik Hareketine Katılım çağrısı yaptı.

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com