Connect with us

Rusya’daki rüzgâr enerjisi sektörüne genel bakış

Yayın tarihi:

-

 

Rusya’nın rüzgâr sektörü açısından geçirdiği tarihsel süreç

Rusya, gerek yüzölçümü gerek mevcut insan kaynağı ve gerekse barındırdığı enerji kaynağı potansiyeli nedeniyle, yenilenebilir enerji açısından ve özellikle rüzgâr enerjisi bakımından günümüzün yeni cazibe merkezi durumundadır. Enerji anlamında Rusya’nın rakibi niteliğinde olan ABD, Çin ve Almanya gibi ülkeler, yenilenebilir enerji yatırımları açısından da dünyada lider konumundayken, Rusya’nın bu ilerleyişte neden bu derece geri kaldığı ve mevcut potansiyelini değerlendirerek nasıl yenilenebilir enerji alanında liderler arasına katılabileceği son yıllarda, özellikle de 2016’da imzalanan Paris Anlaşması sonrasında büyük bir merak konusu haline gelmiştir. (Paris Anlaşması, küresel ısınmaya ve iklim değişikliklerine karşı hazırlanmış ve 119 ülkenin imzalaması sonucunda küresel ısınma konusunda dünyaca en geniş kapsamlı fikir birliğinin sağlandığı anlaşmadır.)

1914’te rüzgâr türbinleri konusunda çalışmalar yapmaya başlayan bilim insanı N. E. Zhukovsky ve arkadaşları, dünyanın ilk rüzgâr enerjisi araştırma bölümünü 1925’te Rusya’da kurmuşlardır. Bu dönemde rüzgâr endüstrisi Rusya’da dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar gelişmiş durumdaydı. 3-4 kW kapasiteli türbinlerin seri üretiminde lider konuma gelen Rusya, 1931’de dünyadaki ilk 100 kW kapasiteli ve 30 metre kanat çapına sahip rüzgâr türbinini üretmiştir (bu dönemde Almanya ve Danimarka 50-70 kW kapasiteli ve 25 metre kanat çapına sahip türbinler üretmekteydi). Ülkede 1930’lardan 1960’lara kadar rüzgâr enerjisi projeleri geliştirilmeye ve türbin kapasiteleri yükseltilmeye devam edilmiştir.

Fakat petrol fiyatlarındaki ucuzluk ve büyük ölçekte nükleer, hidroelektrik ve termik santrallerin üretim ve kâr durumu, yatırımların bu yönde ilerlemesine ve rüzgâr enerjisindeki gelişimin yavaşlamasına sebep olmuştur. 1960’ların sonunda türbin imalatındaki seri üretim durmuş ve yatırımlar 1980’lerin sonlarına kadar büyük ölçekli santraller odaklı ilerlemiştir. 1988’de Sovyetler Birliği Bakanlar Kurulunun almış olduğu karar sonucu 1988-1995 yılları arasında ülkenin belirli noktalarında kurulması planlanan toplam 250 MW kapasiteye sahip proje, 1990’lardaki siyasi ve politik değişimler nedeniyle gerçekleştirilememiştir.

2000’lerin ilk yarısında rüzgâr enerjisi konusunda çalışmalar yapan, ülkedeki rüzgâr enerjisi üretimi ve kurulumundan sorumlu olan devlet ortaklı HydroWGS şirketi, rüzgâr enerjisinin desteklenmesi konusunda yasal altyapının oluşturulmasına katkıda bulunacak çalışmalar yapmış olmasına rağmen, iktidarın bu konudaki isteksizliği nedeniyle herhangi bir sonuç alınamamıştır.

Rüzgâr enerjisi pazarının gelişimi esas olarak özel şirketlerin desteğiyle mümkün olmuştur. Bu noktada Rus ve Batılı girişimcilerin planladıkları RES projeleri, yerli ve yabancı yatırımcıların Rusya marketini fark etmelerini sağlamış ve bunun sonucu olarak da Rus devleti rüzgâr enerjisi sektörüne ve ihtiyaçlarına karşı ilgi göstermeye başlamıştır.

Son yıllarda yaşanan gelişmeler ve sektörün baş aktörleri

Rusya hükümetinin dünyadaki yenilenebilir enerji trendini takip etme ve rüzgâr ve yenilenebilir enerji konusunda ülkenin gelişimi için gerçekleştirdiği ilk adım 2007 yılında NP Market Council’i (Kâr Amacı Gütmeyen Enerji Piyasası Kurumu) kurması olmuştur. Bu kurum sayesinde elektrik alıcı ve satıcılarının, iletim ve dağıtım şirketlerinin, teknoloji üreticilerinin, kısacası ülkenin elektrik enerji piyasasında yer alan tüm aktörlerinin bir araya getirilmesi sağlanmıştır.

2013 yılında “Yenilenebilir Enerji Kullanımını Destekleme” konusunda çıkmış olan kararnamede, yenilenebilir enerjinin kullanımının desteklenmesi ve 2020 yılına kadar yenilenebilir enerji projelerinin geliştirilmesiyle ilgili maddeler yer almıştır. Bu noktada yerellik oranı olarak belirlenen %65, yatırımcı ve türbin üreticileri açısından ulaşılabilir bir oran olmadığından, ihalesi yapılmış ve kazanılmış projeler sürece başlayamamışlardır.

2015 yılında çıkan kararname ile genel anlamda 2020 yılına kadar gerçekleştirilmesi planlanan hedeflere yer verilirken, yerel ekipman oranları da güncellenmiştir. Buna göre türbin üretimindeki yerel ekipman kullanma oranları yıllara göre aşağıdaki şekilde değişecektir:

Yıl 2016 2017 2018 2019-2024
Ekipman Yerellik Oranı (%) 25 40 55 65

2016 yılında Rusya’nın Bölgesel Enerji Planı yayımlanmış ve bu planda 2030 yılına kadar tamamlanması öngörülen 15 tane, toplam 4,5 GW kapasiteli rüzgâr enerji santraline yer verilmiştir. Bunun yanı sıra 2024’e kadar da 3,35 GW kapasitesine ulaşılması hedeflenmektedir. 2024 yılına kadar RES kurulumu için yıllara göre gerçekleştirilmesi planlanan kapasite değerleri aşağıdaki gibidir:

Yıl 2017 2018 2019 2020 2021 2022 2023 2024 Toplam
Kapasite (MW) 200 400 500 500 500 500 500 150,2 3351,2

2016 yılında devlet şirketi Rosnano ve Finlandiyalı enerji şirketi Fortum, sadece rüzgâr santrallerinin kurulumuna değil, aynı zamanda ekipman üretimi için de yatırımda bulunacaklarını açıklamış ve Ulyanovsk yakınlarında kanat üretim fabrikası kurulumunu gerçekleştirmiştir. Devlet kuruluşu nükleer enerji firması Rosatom, parça üretimlerinde, önceliklerinin rüzgâr enerjisi ekipmanı üretmek olduğunu açıklamıştır. Aynı zamanda Rosatom, Adygea ve Krasnodar bölgelerinde 2018-2020 yılları arasında toplam 610 MW’lık RES ihalesini kazanmış bulunmaktadır. 2017’nin Haziran ayında imzaladığı anlaşmaya göre Rosatom’un yan kuruluşu olan Nowa Wind ve Hollandalı türbin üreticisi Lagerway türbin teknolojisini paylaşmak ve ekipman üretimi için gerekli altyapıyı Rusya’ya taşımak adına ortaklık kurmuşlardır. Bunların dışında 2017 yılı içerisinde türbin teknolojileriyle Rusya’nın yerel ekipman gelişimine destek olmak amacıyla Vestas ve Siemens-Gamesa da Rusya rüzgâr sektöründeki yerlerini almış bulunmaktadır. Siemens-Gamesa, İtalyan Enel şirketiyle birlikte Kola Yarımadasında yer alacak 291 MW kapasiteli projeyi, Vestas ise Rosnano ve Fortum’la birlikte başlangıç olarak 35 MW kapasiteli Ulyanovsk projesini gerçekleştirecektir.

Sektörün ilerlemesindeki engeller ve bu engelleri aşma yolları

a- Finansal engeller

Rusya’nın rüzgâr sektörü açısından tarihi incelenirken, yatırımcıların, daha az maliyetli ve daha kârlı olan petrol, kömür ve hidroelektrik santrallerini tercih etmiş olmalarının, ilerlemenin durmasındaki en önemli faktör olduğu anlaşılmıştır. Bu sebep finansal engel olarak karşımıza çıkmaktadır. Rusya’nın rüzgâr enerji sektöründe var olan potansiyelinin önüne geçen finansal engellerden en önemlisi, yatırımcılara güvenecekleri bir tarife garantisi sunulmaması ve bunun yanı sıra ihale sisteminin tüm yatırımcıların ulaşabileceği şekilde duyurulmaması olduğu söylenebilir. Bunun yanı sıra, kurdaki dengesizlikler ve makroekonomik durum, Rusya marketine yabancı yatırımcı çekmeyi zorlaştırmaktadır. Aynı zamanda ülkemizde de mevcut olan 2021 sonrasında yenilenebilir enerji teşviklerinin ne olacağı hakkındaki bilinmezlik, Rusya’da da 2024 sonrası için geçerlidir. Bu da hem yerli hem de yabancı yatırımcının ne kadar uzun süreli iş yapabileceği öngörüsüne sahip olamadığından güvensizlik yaratmaktadır.

Finansal engeller açısından çözüm sağlayabilecek en önemli adım, tarife garantisinin açık ve net olarak kamuya duyurulmasıdır. Ayrıca yenilenebilir enerji yatırımcıları için kredi faiz oranlarının düşürülmesi ve kur farkının sabitlenmesi yatırımlar açısından daha güvenilir bir altyapı sağlayacaktır.

Finansal açıdan şimdiye kadar yatırımcılara engel niteliği taşımış olan yerel ekipman kullanım şartının, gelecek yıllarda Rusya açısından yükselen bir yenilenebilir enerji pazarına sahip olma fırsatı sunacağı ve diğer finansal engelleri azaltacağı öngörülmektedir.

b- İklim ve altyapı engelleri

Dünyanın en büyük yüzölçümüne sahip olan (17.1 milyon km2 – Türkiye’nin 22 katı büyüklükte) ve aynı zamanda zorlu iklim koşullarına sahip birçok bölgesi olan bir ülkenin merkezi altyapı sisteminde eksikler olması ve ülkenin her noktasına ulaşamamış olması beklenmedik bir durum olarak karşımıza çıkmasa da, rüzgâr enerji üretimi açısından önemli bir sorun teşkil etmektedir.

Rüzgar haritası

İklim Haritası (Yıllık Ortalama)

Elektrik Şebekesi Haritası

 

Rusya Rüzgâr haritasına bakıldığında ülkenin en verimli rüzgâr sahalarının büyük çoğunluğunun ülkenin kuzeyinde yer aldığı görülmektedir. Fakat bu noktalar aynı zamanda iklim koşullarının çok zor olduğu ve çok az nüfusun bulunduğu bölgelerdir. Dolayısıyla elektrik şebeke sistemi haritasına baktığımızda da buraya merkezi elektrik şebekesinin ulaşmadığını görürüz. Ülkenin yüzölçümünden yarısı bu merkezi şebekeye ulaşamamakta olduğu için farklı elektrik üretimi çözümleri bulunmaktadır. Şebekeden bağımsız rüzgâr üretiminin, bu uzak bölgeler için önemli bir potansiyel oluşturacak olmasına rağmen, hükümetin karar vericilerinin rüzgâr enerjisini bir çözüm olarak görebilmesini sağlayacak mevcut kurulu proje sayısının düşük olması ve bu alanlardaki yerel yönetimlerle iletişimin sağlanamaması, sürecin ilerleyişine engel olmaktadır. Yerel ve genel yönetimler izinleri ve gerekli altyapıyı sağlasa bile, dünyada üretilmiş türbinler arasında bu iklim şartlarında çalışabilecek çok az türbin bulunmaktadır. Belki kendi türbin teknolojisini elde ettikten sonra Rusya, iklim koşullarına uyum sağlayacak türbinleri üretmeye başlayarak bu sorunu kendisi aşabilecek duruma gelecektir.

c- Yönetimsel engeller

Düzenleme ve yasal düzlemdeki eksikliklerin çoğu, mevcut kurulu proje sayısındaki ve rüzgâr sektöründeki tecrübe eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Rusya’nın kendi türbin tasarım standartları ve uluslararası standartlar arasındaki uyuşmazlıklar da buna örnek olarak gösterilebilmektedir. Aynı zamanda arazi fiyatlarının yüksekliği ve büyük ölçekli rüzgâr enerji santrali projelerinin büyük arazilere ihtiyaç duyması da yatırımcılar açısından belli yasal düzenlemeler gerektiren konular arasındadır.

Yenilenebilir enerjinin özellikle RES projelerinin ülkelerde iş potansiyeli oluşturması açısından büyük önemi bulunmaktadır. Bu açıdan bakıldığında rüzgâr santrallerinde çalışacak nitelikli personel eksikliği Rusya’nın sorun yaşamasına sebep olabilecek bir diğer problemdir. Teknoloji ve parça üretimi konusunda diğer ülkelerden destek alırken Rusya’nın aynı zamanda üniversitelerinde ve diğer yüksek öğrenim kurumlarında, yenilenebilir enerji alanında yeterli eğitimi verecek ve insan kaynağını nitelikli hale getirecek düzenlemeler yapması, önümüzdeki yıllarda diğer ülkelerle gireceği yenilenebilir enerji yarışında daha sağlam adımlarla ilerlemesini sağlayacaktır.

RAWI Konferansının genel değerlendirmesi

Rusya Enerji Endüstrisi Birliği sektörel toplantısı, 6 Aralık 2017

6 Aralık 2017 tarihinde Moskova’da Rusya Rüzgâr Enerji Birliği tarafından organize edilen konferansta henüz büyümekte olan rüzgâr enerjisi sektörünün gelişimi, güncel sıkıntıları ve bunlara ilişkin çözüm önerileri üzerinde durulmuş ayrıca sektörde aktif olarak yer alan firmaların tanıtımları hakkında farklı sunumlar gerçekleştirilmiştir. Sunumlarda Rusya yerel idarelerinin üst düzey temsilcileri ve özel sektörden mühendislik, proje danışmanlığı, idari yönetim, türbin tedarik, ekipman lojistik ve operasyonel işletme ve bakım alanlarının temsilcileri sağladıkları hizmetleri verdikleri referanslarla anlatmışlardır. Bu kapsamda Katwind Enerji genel müdürü Koray Altınkılıç da, şirket özelinde sağladıkları hizmetleri anlatan bir sunum gerçekleştirmiş ve Katwind Enerji’nin ulusal olduğu kadar uluslararası arenada da gerçekleştirdiği projelerden bahsetmiştir. İlgisinin yoğun olduğu ve birçok yerel ya da yabancı firmanın katılımcı olarak yer aldığı konferans sektör için ciddi iş fırsatlarının olduğunu göstermiştir. Bu doğrultuda bizzat konferansta edinilen bağlantılar ile iş geliştirme çalışmaları aktif bir biçimde devam etmektedir. Katwind Enerji Genel Müdürü Koray Altınkılıç, “Rusya gibi enerjide çok büyük potansiyeli olan bir ülkenin bu alanda da faaliyete geçmiş olması çok önemli bir gelişmedir. Biz de Katwind olarak bu büyük pazardaki iş olanaklarını çok büyük fırsatlar olarak görüyoruz. Bundan dolayı sektör henüz yolun çok başındayken pozisyonumuzu sağlama almak istedik” şeklinde görüş bildirmiştir.

Durum İzleme

Maray Makina Mühendislik: Kestirimci bakım uzmanlığı

Yayın tarihi:

-

Maray Makina Mühendislik 2010 yılından bu yana kestirimci bakım hizmetleri ile fabrikalarda ön görülmeyen arızaların önüne geçerek, yaptığı yerinde tespitler ile  üretimin plansız durmasını engelleyerek üretim kayıplarının önüne geçiyor, ekipmanların maksimum verimde çalışmasını sağlıyor ve enerji tasarrufuna katkıda bulunuyor.

Teknolojiye yaptığı yatırımlarla kalitesini sürekli olarak artıran Maray Makina Mühendislik, bu doğrultuda dünyada sektörünün devi durumunda olan Emerson firmasının Online Kestirimci Makina Sağlığı İzleme Sistemleri’nin satışı, kurulumu ve devreye alınması konusunda Türkiye’deki yetkili partneri durumundadır. Böylece Maray Makina Mühendislik Türk sanayisinin kestirimci bakımda, çağdaş teknolojiler uygulamasına geçişinde, kaliteli ve güvenilir hizmetler sunarak ülkemize ve sanayimize artı değer katmayı hedefliyor. Endüstriyel tesislere, büyük veya küçük ölçekli işletmelere ölçüm, danışmanlık ve eğitim hizmetleri veren bir mühendislik şirketi olan Maray Makina, kestirimci bakım konusunda ülkenin tanınan ve tercih edilen bir markasıdır.

Kestirimci bakımın önemi

Üretim yapan işletmelerin, fabrikaların, bir başarı ve bütçe hedefi mevcuttur. Bu süreçte beklenmedik olumsuzluklar ve proses akışında kesinti yaşanmaması için, o işletmenin öngörülmeyen, beklenmeyen, sürpriz duruşlarını, üretim kesilmelerini bertaraf etmek gerekiyor. Bu olumsuzlukların ve beklenmeyen durumların yaşanması aslında işletmelerin kaderi olmamalıdır. Çünkü gerekli önlemleri alarak olumsuzlukları engellemek mümkün olacaktır. İşte bu önlemler kestirimci bakımla mümkün olmaktadır. Kestirimci bakım, çeşitli ölçümler ve analizler sonucu, arıza yaşanmadan ve üretim kaybı gerçekleşmeden erken teşhis uygulamasına verilen addır. Beklenmedik bir arıza nedeniyle makinaların ve bu arızadan dolayı birbirini etkileyen çeşitli ekipmanların oldukça uzun süre devre dışı kalması, çalışamaz halde olması çok çok önemli üretim kayıplarına yol açacaktır. Seri imalat gerçekleştiren firmalardaki üretim kayıpları, ekipmanların bakım-onarım ve tesisin duruş maliyetlerinin artmasına, müşteri odaklı taahhütlerin aksamasından dolayı imaj ve prestij kaybına da yol açabilmektedir.

Üretimi durdurmamak için arızaların daha oluşum esnasında çeşitli test ve analiz yöntemleri kullanılarak tespitinin yapılabildiği kestirimci bakım yöntemiyle, maliyet hesaplamalarında oldukça önemli bir noktaya ulaşmak mümkün olmaktadır. Bakım sürecinde makine arızaları erken teşhis edilebilirse ileride çıkabilecek daha büyük sorunlardan kurtulmakla beraber daha ucuza bakım ve tedavi uygulanmış olur. Şirketler bu sayede önlemlerini çok önceden alabilirler. Kestirimci bakım metotlarına yönelerek, önceden yapılan ölçüm ve analizler sonucunda gerekli önlemler ve aksiyonlar alınarak, belki de gözden kaçabilecek basit durumların, daha önemli ve büyük sıkınlar yaratmasının önüne geçilebilecektir.

Planlı bakım

Ayrıca Maray Makina Mühendisliğin ölçümler ve analizler sonrası hazırladığı raporlar ile ekipmanlarınızın mevcut sağlığı hakkında sürekli bilgi sahibi olacak ve planlı bakım günlerinizde bu rapor doğrultusunda doğru ekipmanlara fokuslanarak efektiv bir bakım yapmış olacaksınız. Unutmayınız ki ölçülmeyen hiç bir şey yönetilemez.

Kestirimci bakım kültürü

Kestirimci bakım anlayışı ve kültürü tüm işletmeler için olmazsa olmaz konumundadır. Kestirimci bakımın, koruyucu bakıma göre %12 maliyet ve işçilik kazancı sağladığı bilinmektedir. Uçaklarda bir yedek parçanın 2 bin saatte bir değişmesi gerekiyorsa; şayet periyodik bakım esnasında yedek parçanın durumu iyi dahi olsa emniyet gereği bu parça değiştirilmek mecburiyetindedir. Fabrikalardaki ekipmanlar içinse durum farklılık göstermektedir. Örneğin bir rulmanın 5 bin saatlik çalışma sonunda değiştirilmesi gerektiği belirtilse dahi; kestirimci bakım uygulamasıyla ekipmanın vibrasyon ölçümleri alınarak; rulmanın maksimum ömründe çalışması ve bağlı olduğu ekipmanlarda da malzeme ömrünü maksimum seviyelere çekmek mümkün olmaktadır. Maray Makine, fabrikalar adına ekipmanları, vibrasyon ölçümü ve analizleri ile periyodik olarak takip etmekte; bu sayede gereksiz parça değişimlerinin önüne geçmekte; maliyet açısından da avantajlar sağlamaktadır. Bu avantajların boyutu; maliyet, zaman ve kesintiye uğramayan üretim süreçleri ile daha da ön plana çıkmaktadır.

Kestirimci bakımda uzmanlık

Maray Makina Mühendislik, TS EN ISO 9001 standartları doğrultusunda kalite yönetim sistemine dâhil olup kurumsallaştırdığı yapısı içinde; doğru tespitleriyle, hizmet verdiği muhataplarının en güvenilir partneri konumundadır. 2010 yılından bu yana gelinen noktada, Türk sanayisinde kestirimci bakımda konusunun uzmanı olarak tanınmanın ve Türkiye’nin en büyük kestirimci bakım servisi olmanın gururunu yaşayan Maray Makina; bilgisi ve tecrübesine dayanarak verdiği güvenilir hizmetlerle ön plana çıkmaktadır.

Kurumsal anlayış olarak hizmet götürdüğü her tesisteki tüm varlıkları ve ekipmanları bu ülkenin milli serveti olarak gören Maray Makina; işletmelerin zaman ve mali kayıplarını ülkenin ekonomik kaybı olarak görmekte ve hizmet sunulan işletmelere karşı aidiyet duygusuyla hareket etmektedir. Kestirimci bakım alanında Türkiye’nin en geniş teknik ekibine sahip olan Maray Makina; ülkenin her coğrafyasında, işletmelerin full time üretim yaptıkları bilinci içerisinde, proaktif çalışma prensibini benimseyerek, 7 gün 24 saat hizmet sunmaya devam ediyor.

Yeni yatırımlar

Maray Makina Mühendislik ailesi, değerli muhataplarının teveccühleri sayesinde geldiği konumu;, yeni hedefler için bir sıçrama noktası olarak görmekte ve daha iyi hizmetler verebilmek adına yeni yatırımlar yapmaktadır. Türk sanayisinin kestirimci bakımda çağdaş teknolojilerin uygulamasına geçişte; kaliteli ve güvenilir hizmetler sunan firma, ülkemize ve sanayimize artı değer katmayı sürdürmeyi hedefliyor.

Maray Makina Mühendislik pek çok firmaya periyodik ölçüm hizmetleri sunmanın yanı sıra, firmalarla arıza kök neden analizini birlikte yaparak tek seferlik desteklerde sunmaktadır. Maray Makina Mühendislik başta termik santraller, jeotermal santralleri, hidroelektrik santralleri, rüzgar gülü santralleri otomotiv sanayii, madencilik sektörü, çimento sanayisi , gıda sanayisi gibi pek çok farklı sektöre hitap ediyor.

Enerji verimliliği

Her makinede bir arıza oluştuğunda titreşim seviyesinde bir artış olmaktadır. Dönen makinelerde oluşan arızaların sebepleri ve titreşim ile ilişkileri iyi anlaşılırsa arızaları belirlemek kolay olmaktadır. Titreşim istenmeyen bir harekettir; çünkü boşa enerji harcar ve istenmeyen ses ve gürültü oluşturur. Titreyen makine fazladan elektrik enerjisi tüketir. Bu sorun ne kadar erken fark edilirse ve çözüm geliştirilirse, enerjiden o kadar tasarruf elde edilmiş olacaktır. Örneğin elektrik motorlarının ya da herhangi bir mekanik ekipmanın arızalı çalışma sırasında fazladan titreşimle harcadığı enerji ile; bakım sonrasında harcadığı enerji karşılaştırıldığında, arıza aşamasında daha fazla enerji harcarken, bakım sonrasında harcanan enerjinin düştüğü gözlenecektir. Bu da elektrik faturasına olumlu şekilde yansımanın yanı sıra enerji verimliliği sağlayarak çevreyle daha dost bir üretimi mümkün kılacaktır.

Maray Makina’nın öne çıkan en önemli özelliği tecrübesidir. Proaktif çalışma yapısı sayesinde fabrikaların ihtiyaçlarına 7/24 çözüm getiren firma; en yüksek teknolojiyi takip edip hizmetlerine uygulamaktadır. Bütün bunların sayesinde Maray Makina Mühendislik işletmelere ölçümler ve analizler sonucunda tam isabetli raporlar hazırlıyor; işletmenize ise bu raporlar doğrultusunda planlı bakım günlerinde tespit edilen arızalara odaklanmak kalıyor.

Continue Reading

Rüzgar Santralleri

ACCIONA, enerji kuleleri güneş panellerinde hibritleştirme öncüsü

Yayın tarihi:

-

Yazar

ACCIONA, Alcabete’deki Brena Enerji Santrali’nde yer alan bir rüzgar türbini kulesine, türbinin ek sistemlerinin tüketimini karşılamak amacıyla  esnek organik fotovoltaik modüller kurdu.

ACCIONA’nın enerji bölümü, rüzgar ve fotovoltaik enerji arasındaki hibritleştirmede global düzeyde öncül bir çözüm geliştirdi. Bu çözüm, bir rüzgar türbinini, türbinin iç elektrik tüketimini karşılamak üzere enerji üretmek amacıyla esnek organik panellerle kaplamayı içeriyor. Yenilikçi proje, organik panellerin performansı ve rüzgar enerjisi verimliliğinin artırılmasında uygulanmaları üzerine çalışma yapmaya imkan tanıyacak.

Sistem, ACCIONA’nın sahibi olduğu ve işlettiği santrallerden biri olan Breña Rüzgar Santralindeki türbinlerden birine kuruldu. Türbin, 80 m yüksekliğinde çelik kuleye monte edilmiş AW77/1500 of Nordex-Acciona Windpower teknolojisinden meydana geliyor.

Kulede, gün boyunca güneş ışınlarını maksimum düzeyde yakalamak üzere güneydoğudan güneybatıya uzanan 120 güneş paneli bulunuyor. Paneller sekiz farklı yükseklikte ve kulenin yüzey alanından yaklaşık 50 metreyi kaplıyor. Fotovoltaik modüllerin toplam kapasitesi 9.36 kilowatt ve Heliatek teknolojisi ürünleri (HeliaSol 308-5986 model).Kalınlıkları sadece 1 mm, her birinin yüzey alanıysa 5986 x 308 mm.

Silikon bazlı fotovoltaik modellerin üretiminde kullanılan yaygın teknolojiye tezat olarak, bu panellerde hammadde olarak karbon kullanıldı. Bu nedenle, panellerin öne çıkan özelliği yapısal esneklikleri; bu da onları farklı yüzeylere uygulanabilir hale getiriyor. Diğer temel özellikleri de, verimliliğin silikon modellere göre halen düşük olmasına rağmen,  maliyetinin düşük oluşması, üretim süresince daha az enerji tüketimi, lojistiğinin kolay gerçekleştirilmesi ve kullanılan malzemelerin tamamının geri dönüştürülebilmesi.

 

Continue Reading

Rüzgar Türbini İmalatçıları

Nordex Grubu’na, ABD’den ilk parti Delta4000 türbini siparişleri ulaştı

Yayın tarihi:

-

Yazar

Siparişler, 350 MW kapasite öngörülen bir rüzgar enerjisi projesi için 74 N149/4.0-4.5 türbinlerini içeriyor.

Nordex Grubu, N149/4.0-4.5 Delta4000 serisinden ilk siparişi 74 türbini teslim aldı. Teslimatlar, bir ABD rüzgar enerjisi projesinde kurulumu yapılan bu türden ilk türbinler olacaklar. Oklahoma’da rüzgar santralinde kurulacak ve 350 megawatt enerji üretecek türbinler de 2020 baharında kurulacaklar.

Siparişler, operasyon aralığı 4.0 ve 4.8 MW aralığında değişen rüzgar türbinlerinin tedariği ve teslimatını içeriyor. 5 yıllık öncelikli bir hizmet anlaşması da buna dahil.

Nordex Grubu CSO’su Patxi Landa şunları ifade etti: “N149/4.0-4.5 ile birlikte, son derece verimli türbinimiz şimdi ABD’de ilk defa işletmeye alınıyor. ABD’deki bir çok potansiyel proje sahasının ideal tercihi olan orta kuvvette rüzgara sahip bölgeler için özel tasarlandılar”.

Bu siparişle birlikte, Nordex Grubu, Delta Serisi  N149/4.0-4.5 modellerinin piyasaya sürüldüğü Eylül 2017 tarihinden bu yana toplamda 1,400 MW’lık sipariş almış alıyor.

Continue Reading
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com