Connect with us

Genel

Dünyanın en yüksek binasında yıldırım ölçümü

Yayın tarihi:

-

 

Bir bina ne kadar yüksek ise, yıldırım kaynaklı yüklenmeler de o derece fazla olur. Yıldırımın algılanması ve değerlendirilmesi için Phoenix Contact, Lightning Monitoring-System LM-S’i geliştirdi. Dünyanın en yüksek binası olan Dubai’deki Burj Khalifa’da da bu değerleri ölçüyor.

 

Yıldırım düşmeleri, binalar ve sistemler üzerinde tahribatlara yol açmaktadır. Yıldırım üzerinde taşıdığı enerjiye bağlı olarak, ağır hasarlar meydana gelmektedir. Şehirler sürekli büyüdüğü ve binalar git gide daha yüksek yapıldığı için , yıldırım ölçümü de daha fazla önem kazanıyor. Dünyanın en yüksek binası olan Dubai’deki Burj Khalifa’nın tepesinde yıldırım düşmelerini ölçmek ve değerlendirmek için, yerinde bir yıldırım ölçme sistemi (Lightning Monitoring-System, LM-S) kuruldu.

Manyeto-optik Faraday etkisi

Gökdelen, Birleşik Arap Emirlikleri’nde Dubai’de uluslararası faaliyet gösteren bir inşaat firması olan Emaar Properties’in bir eseridir. Şirket sayısız Mega proje kurup işletmekte olup Khalifa’nın 2010 yılında bitirilen 828 m yüksekliğindeki kulesi de bunlardan biridir. Rüzgarlı havada en üst katlardaki salınım yaklaşık 1,5 metreyi bulmaktadır. Toplam 526.760 metrekarelik kullanılır alanda otel işletmesi, restoranlar, ofisler ile özel konutlar yer almaktadır ve yer altında da iki kat otopark mevcuttur. 57 asansör, kullanıma açık olan 160 katı birleştirmekte ve aynı zamanda, dünyanın en yüksek asansör bekleme yeri burada 638 metre yükseklikte bulunmaktadır.

Yıldırım ölçme sistemi LM-S ; bir analizör, bir bağlantı kablosu ve azami üç sensörden oluşur. Burj Khalifa’nın tepesinde takılı olan paratoner direğine bir yıldırım düştüğünde , yıldırımın akımını aktaran kablonun üzerinde bir manyetik alan oluşmaktadır. LM-S, aktarma kablolarındaki bu yıldırım akımlarını ölçmek için manyeto-optik bir Faraday etkisinden yararlanmaktadır. Bu amaçla, sensörün içinde bulunan ölçüm hattında ışık polarize edilmektedir. Sensörün ölçüm hattı yıldırım düşmesinden kaynaklanan bir manyetik alan algıladığında, daha önce polarize edilmiş olan ışık ölçülür hale dönüştürülmektedir.  Yıldırım olayının genlik, maksimum eğim, özgül enerji, yüklenme gibi karakteristik tanım değerleri belirlenmekte ve yıldırım çarpmasının tarih ve saati ile birlikte kaydedilmektedir. Işık sinyali, sensör tarafından bir fiber-optik kablo yardımıyla analizöre transfer edilmektedir.

Rüzgar gücünden öğrenilmesi gerekenler

Dubai’deki yıldırım akımı ölçme sisteminin kurulumu aşırı koşullar altında gerçekleşmiş olup, sistemin işletimi de birkaç rekor almaya adaydır. Plakanın kökündeki sensörü göbekteki analizör ile birleştirmek için rüzgar enerjisi sistemlerinde 10 m kablo uzunlukları yeterli olurken, Burj Khalifa’da bu uzunluk 200 m’dir.Başlangıçta LM-S, rüzgar enerjisi sistemlerinde yıldırımların yol açtığı tahribatları önlemek amacıyla geliştirilmiştir. Zira hiç hesapta olmayan servis hizmetleri ve onarımlar, bu endüstride sürekli yüksek maliyetlere neden olmaktadır. Bir rüzgar enerjisi sisteminde yıldırım akımını ölçme sistemi ile, rüzgar sahasında ki tipik yıldırım karakteristikleri belirlenip oluşan deneyimler sayesinde , hasar durumlarının düzenlenmesi yoluyla önleyici bakımlar daha iyi planlanmaktadır. Bu arada binalardaki kapsamlı paratoner konseptleri için de bu pratikten yararlanılabilir.Bu nedenle binalarda, fonksiyon durumlarını aralıksız izleyen ve sonuçları derhal bir merkezi kontrol ünitesine bildiren akıllı izleme sistemleri de kullanıma girmektedir.

Aşırı çevre koşulları

Burj Khalifa’da da paratoner direği, binanın en yüksek noktasını oluşturmaktadır. Yıldırım sensörü bunun üzerinde metal kablo bağları ile sabitlenmiştir.  Normal olarak sensörün rengi siyahtır, ancak aşırı güneş ışığı nedeniyle burada beyaz renkli özel bir model seçilmiştir, böylece güneş ışığının ısı absorbsiyonu minimize edilmiştir. Burj Khalifa’daki analizör, 680 m yükseklikte iklimlendirilmiş bir sunucu dolabında çalışmaktadır. Sensör ile analizör arasında 200 m uzunluğundaki cam elyaf kablo, bu çevre koşulları için 70 derece Celsius sıcaklığa dayanıklılık testinden geçirilmiştir. Kablo döşenirken de, özellikle güvenilir bir sabitleme yapılmasına özen gösterilmiştir. Yüksekliğin her 10 metresinde bir, kendi  ağırlığı nedeniyle herhangi bir genleşmenin ve sarkmanın önlenmesi amacıyla kablonun kısa bir parçası yatay biçimde döşenmiştir.

50 kA üzerindeki maksimum değerler

Dünyanın en yüksek binasında entegre edilmiş olan yıldırım ölçme sistemi, 50 kA üzerindeki maksimum değerlere ulaşan  birkaç yıldırımı algılamıştır. Binanın işletmecisi için bu bilgiler istatistik bilgileri olarak önem taşımaktadır, binada aynı zamanda kapsamlı bir harici ve dahili paratoner sistemi de kullanılmaktadır.  Burj Khalifa’nın elektrik ve işletme tekniğindeki olası anormallikler, yıldırım ölçme sisteminin güncel ölçüm değerleri ile karşılaştırılmaktadır.  Rüzgar enerjisi sistemlerinde olduğu gibi binalarda da yıldırım değerleri ölçüldüğünde, yıldırım parametreleri ile buna bağlı olan tahribat arasındaki ilişkiden sonuçlar çıkartılması her zaman mümkündür. Ayrıca belirli olaylar değerlendirildiğinde, paratoner sisteminin verimi hakkında da sonuçlar çıkartılmaktadır. Bir hasar kontrolü durumunda da yıldırım bilgi sistemlerinin yardımıyla, yıldırım hakkında bilgiler edinilmektedir, bir yıldırım düşmesinin yeri 200 m hassasiyetle tanımlanabilmektedir. Zira bir yıldırımın binaya çarpıp çarpmadığı ve neresine isabet ettiği, ancak Phoenix Contact’ın LM-S’si gibi bir yıldırım akımı ölçme sistemi ile belirlenebilir.

Devamını oku
Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

ENERCON ve Enerjisa Üretim, YEKA-2’nin ikinci aşaması için türbin anlaşması imzaladı

Yayın tarihi:

-

Yazar

Enercon ve Enerjisa Üretim, WindEurope Bilbao etkinliğinde YEKA-2 projeleri kapsamında 250 MW’lık türbin sevkiyat sözleşmesi imzaladı. 750 MW’lık türbin teslimat anlaşmalarının başarılı bir şekilde yerine getirilmesinin ardından imzalanan anlaşma ile 1.000 MW’lık projenin tamamlanması için önemli bir adım atıldı. 250 MW kapasite için imzalanan anlaşma kapsamında, 60 adet Enercon E-138 EP3 E2 Rüzgar Türbini teslim edilecek.

Türkiye rüzgar enerjisi sektörünün önde gelen şirketlerinden ENERCON ve Enerjisa Üretim, İspanya’nın Bilbao kentinde düzenlenen WindEurope etkinliğinde Türkiye Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez’in de katılımıyla gerçekleştirilen imza töreninde, YEKA-2 projesi kapsamında iş birliklerine devam ettiklerini duyurdu. 20 Mart 2024 tarihinde gerçekleştirilen imza töreninde; ENERCON CEO’su Udo Bauer, ENERCON CCO’su Uli Schulze Südhoff, ENERCON Bölge Başkanı Arif Günyar, Enerjisa Üretim Rüzgâr Santralleri Yatırımlar Genel Müdür Yardımcısı Ezgi Deniz Katmer, Enerjisa Üretim Satın Alma Genel Müdür Yardımcısı Aziz Ünal ve Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Başkanı İbrahim Erden de yer aldı.

Türkiye rüzgar enerjisi sektörünün öncü firmaları olarak, yaptıkları iş birliği ile Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedeflerine önemli katkılarda bulunan Enercon ve Enerjisa Üretim, bu katkıyı sürdürmeye devam ediyor. 2022’nin Ekim ayında gerçekleştirdikleri stratejik bir anlaşma ile YEKA-2 Projesi’nde toplam 1000 MW’lık bir kapasite için çerçeve anlaşması imzalayan şirketlerin bu projesi, Türkiye rüzgar enerjisi endüstrisinin sürdürülebilir geleceği için önemli bir adımı temsil ediyor. İlk fazda başarıyla tamamlanan 750 MW’lık türbin sevkiyat anlaşmalarının ardından, bugün geriye kalan 250 MW’lık kapasite için 60 adet Enercon E-138 EP3 E2 rüzgar türbini içeren sevkiyat anlaşması ile projenin tamamlanmasına bir adım daha yaklaşılarak, toplam 1000 MW’lık kapasite için türbin üretimine yeşil ışık yakılmış oluyor. Bu gelişme, YEKA 2 Projesi’nin başarılı bir şekilde ilerlediğini gösterirken, Türkiye temiz enerji hedeflerine ulaşma yolunda sağlam adımlarla ilerliyor.

Törende konuşan ENERCON CCO’su Uli Schulze Südhoff, şunları söylüyor: “Türkiye, rüzgar türbinlerinin üretimi, satışı, kurulumu ve servisi açısından ENERCON için odak pazar olmaya devam ediyor. Büyük perspektifler sunuyor ve yetkili makamlar tarafından muazzam bir destek alıyoruz. Ülkenin yenilenebilir enerjinin ve özellikle de kara rüzgârının yaygınlaştırılması konusunda net bir kararlılığı var. Türkiye’deki sahalarda son derece güvenilir olduğu kanıtlanmış, sınıfının en iyisi rüzgar türbini teknolojisini sağlayarak müşterimiz Enerjisa Üretim ile birlikte Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki hedeflerini desteklemekten memnuniyet duyuyoruz. Enerjisa Üretim’e güvenleri için teşekkür ediyor ve verimli iş birliğimizi sürdürmeyi dört gözle bekliyoruz.”

ENERCON Orta Asya, Orta Doğu ve Afrika Bölge Başkanı Arif Günyar, yapılan anlaşma ve projenin önemine dair şu açıklamalarda bulunuyor: “ENERCON olarak, partnerimiz Enerjisa Üretim ile 2022 yılında Avrupa’da tek kalemde imzalanan en büyük 1000 MW ilk çerçeve anlaşmasını gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. YEKA II ihalesinin getirdiği derin yerlilik kapsamlarına uygun olarak, yerli aksam ile gerçekleşecek olan projelerimiz, mevcut yerli üretim ve sanayinin devam etmesi ve derinleştirilmesi açısından önemli bir mihenk taşı olmuştur.”

Enerjisa Üretim Rüzgâr Santralleri Yatırımlar Genel Müdür Yardımcısı Ezgi Deniz Katmer, “1.000 MW YEKA 2 Projesi, Türkiye’nin yenilenebilir enerji sektörüne tarihi bir yatırımdır. ENERCON iş birliğiyle önümüzdeki dönemde Türkiye’de kurulacak her üç rüzgar türbininden biri Enerjisa Üretim imzasını taşıyacak ve Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımlarına yön verecek” diyor.

İlk YEKA projesi Akköy RES’in devreye alınması

İlk faz için rüzgar türbinlerinin üretimi devam ederken ENERCON, Aydın’ın Didim ilçesindeki 25,2 MW kapasiteli 6 adet E-138 EP3 E2 türbininden oluşan ilk YEKA projesi Akköy Rüzgar Santrali’ni 2023 yılı sonunda devreye alarak YEKA 2 yolculuğuna başarılı bir başlangıç yapıyor. ENERCON Bölge Başkanı Arif Günyar, şunları ekliyor: “Projelerin başarılı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesine katkıda bulunan tüm ekiplerimize, tedarikçilerimize ve alt yüklenicilerimize minnettarız. Enerjisa Üretim ile birlikte ENERCON ekipleri de projelerin başarıyla hayata geçirilmesi için yoğun çaba ve hazırlıklarını sürdürüyor.”

Devamını oku

Genel

WindEurope Bilbao hızlı başladı

Yayın tarihi:

-

Yazar

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği’nin geniş bir heyetle katıldığı WindEurope Bilbao Yıllık Etkinliği, 20 Mart’ta Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Dr. Çetin Ali Dönmez’in de konuşmacıları arasında olduğu özel ‘Bakanlar Oturumu’ ile başladı. TÜREB Standı’nın açılışını da yapan Dönmez, standı ziyaretinde katılımcı şirketlerin üst düzey yöneticilerinden fuar temaslarına ve sektöre dair görüşlerini aldı.

WindEurope CEO’su Giles Dickson’ın modere ettiği ve Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Dr. Çetin Ali Dönmez’in de konuşmacı olarak yer aldığı Bakanlar Oturumu yoğun ilgiyle takip edildi. Oturumun diğer konuşmacıları Almanya Ekonomi ve İklim Koruma Bakanlığı Bakan Yardımcısı Philipp Nimmermann, Yunanistan Enerji ve Çevre Bakan Yardımcısı Alexandra Sdoukou, Moldova Enerji Bakan Yardımcısı Carolina Novac, Siemens Gamesa Renewable Energy CEO’su Jochen Eickholt, RWE Onshore Wind/PV Europe & Australia CEO’su Katja Wünschel, Iberdrola Renewables Yönetici Direktörü Xabier Viteri Solaun ve EDPR Avrupa ve Latin Amerika CEO’su Duarte Bello oldu.

Oturum sonrasında TÜREB Başkanı İbrahim Erden ve Enerji İşleri Genel Müdürü Ahmet Özkaya ile birlikte ‘Türkiye Pavilyonu’ olarak da kabul edilen TÜREB Standı’nın açılışını gerçekleştiren Bakan Yardımcısı Dönmez, fuara katılan Türk şirketlerin temsilcilerinden fuardaki temas programları hakkında bilgi aldı. TÜREB Başkanı İbrahim Erden, Türkiye’yi böyle bir etkinlikte üst düzeyde temsil ediyor olmaktan memnun olduklarını belirterek fuar süresince düzenleyecekleri teknik ziyaretler ve gerçekleştirecekleri temaslarla sektörün büyümesine katkı sağlamayı hedeflediklerini kaydetti.

Devamını oku

Genel

Türk rüzgarı Bilbao’ya uzandı

Yayın tarihi:

-

Yazar

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) öncülüğünde üst düzey kamu ve özel sektör temsilcilerinden oluşan büyük bir heyet, 20-22 Mart 2024 tarihlerinde düzenlenecek WindEurope Bilbao Yıllık Etkinliği katılımı için Bilbao’ya uçtu. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez’in de çeşitli görüşmeler yapmak üzere aralarında yer aldığı heyet, Türkiye rüzgar sektörünün Avrupa’nın en güvenilir tedarik partneri olduğunu mesajını bir kez daha vurgularken yerli rüzgar sanayisinin daha da gelişmesine ve iş hacmini artırmasına yönelik temaslar gerçekleştirecek. 

‘Rüzgarda Seferberlik Yılı’ mottosuyla sektörün büyümesini hızlandıracak adımlar atmayı sürdüren TÜREB öncülüğündeki geniş bir heyet, Türkiye rüzgar sektörünü dünyadan ve Avrupa’dan temsilcilerle buluşturmak üzere WindEurope Bilbao Yıllık Etkinliğine katılmak üzere Bilbao’ya uçtu. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez ile T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan üst düzey temsilcilerin de katıldığı programda, heyet mensupları, ‘Türkiye Pavilyonu’ niteliği taşıyacak TÜREB standında Avrupa rüzgar sektörü temsilcileriyle çeşitli temaslar gerçekleştirecek.

Dünyanın farklı ülkelerinden 12 binden fazla rüzgar profesyonelini bir araya getirecek olan WindEurope 2024 Yıllık Etkinliği, küresel anlamda en etkili sektör platformları arasında yer alıyor. TÜREB Başkanı İbrahim Erden, yatırımcılardan türbin şirketlerine, yerli sanayiden sektörle ilgili karar verici kurumlara kadar çok geniş bir yelpazeden üst düzey temsilcilerin yer aldığı Bilbao Heyeti’nin, Türk rüzgar sektörü adına verimli iş birliklerine imza atacağına inandığını söyledi.  Sanayi Yılı ve Yatırım Yılı’nın ardından 2024’ü ‘Rüzgarda Seferberlik Yılı’ ilan ettiklerinin altını çizen Erden, büyük potansiyelini gerçekleştirme yolunda ilerleyen Türkiye rüzgar sektörü olarak yurt içinde proje izin süreçleri, finansman ve sürdürülebilir büyümeye; yurt dışında ise yerli rüzgar sanayisinin Avrupa’nın en güçlü tedarik ortağı olduğu mesajını vermeye odaklandıklarını hatırlattı. İbrahim Erden, WindEurope etkinliklerinin Türkiye’nin bu alandaki gücünü ve potansiyelini uluslararası arenada vurgulamak açısından en uygun platformlar olduğunu kaydederek 2035 ulusal emisyon hedeflerine erişimde daha fazla rüzgar kurulu gücünü hızla gerçekleştirmenin giderek daha kritik bir etken haline geldiğini sözlerine ekledi.

Etkinlikte ikili temasların yanı sıra Türkiye’nin rüzgar enerjisi potansiyelini, teknolojik gelişmelerini ve vizyonunu katılımcılara tanıtacak olan TÜREB Heyeti, 22 Mart’ta sona erecek WindEurope Bilbao Fuarı’nın tamamlanmasının ardından 23 Mart’ta Türkiye’ye dönecek.

Devamını oku

Trendler