Connect with us

Rüzgar Türbini İmalatçıları

Nordex Türkiye, güçlü finans yapısıyla sektöre güven aşılıyor

Yayın tarihi:

-

Nordex Türkiye Finans Ekibi, faaliyetlerini Covid-19 döneminde etkin bir şekilde sürdürüyor. Nordex Türkiye Finans Direktörü Servet İsen, hem firmalarının finansal operasyonları hem de Türkiye’de rüzgâr enerjisi sektörünün finansal görünümüne ilişkin sorularımıza ayrıntılı cevaplar verdi.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Lisans eğitimi olarak Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi ve Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni tamamladım. Yüksek lisansımı Bilgi Üniversitesi’nde muhasebe ve denetim alanında yaptım. Profesyonel kariyerime yaklaşık 18 yıl önce ENKA İnşaat ve Sanayi A.Ş.’de finans alanında başladım ve sırasıyla Oyak-Renault, Koç Holding A.Ş. ve TTNET A.Ş.’nin ardından Nordex Enerji A.Ş. Türkiye ailesine katıldım. 7 yıldan fazla bir süredir Nordex Türkiye’de Finans Direktörü olarak görev yapıyorum.

Kariyeriniz ve meslek hayatınızın başarılı ilerleyişinde üniversitenizin ve üniversitenizde almış olduğunuz eğitimin mi yoksa kendi yetenek ve istikrarınızın mı daha etkili olduğunu söyleyebilirsiniz?

Üniversite, kişiye kendini geliştirme ve öğrenme temelini sağlamaktadır, iyi bir işe girişte, aldığınız eğitim ve okuduğunuz okulların faydası vardır çünkü iş başvurusu sonucunda görüşme aşamasına gelebilmek için üniversite eğitimi önemli bir ölçüttür fakat bu sadece ilk adımdır. İşe girerken kişinin kendi yetenekleri, karakter/ davranış özellikleri, analitik yetisi gibi etmenler öncelikli olarak değerlendirilmektedir. İşe girdikten sonra ise tamamen kişinin sorumluluk anlayışı, analitik yeteneği, çalışkanlığı, iş performansı, potansiyeli, işe ve şirketine bakış açısı, ekip uyumu gibi unsurlar kariyer gelişiminde ön plana çıkmaktadır.

Nordex Türkiye’de finans fonksiyonu adına Covid-19 sonrasında verimlilik ve sürdürülebilirliğin artırılabilmesi için yaptığınız çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

Nordex Türkiye’de finans ekibinde işine hâkim, güvenilir ve çalışkan, sorumluluk sahibi bir ekiple çalışmaktayım. Bu ekibin oluşumunda son yedi yıldır çalışmalar yapıp, kariyerlerininin planlanmasında ve organizasyonun gelişimine öncülük ettim. Nordex Türkiye’de hem şirket faaliyetlerinde hem de finans departmanında verimlilik bizim için çok önemlidir. Özellikle iş yaparken dijitalleşme ve yeni süreçlere
adaptasyon, uzmanlaşma girişimlerimizi devam ettirmekteyiz. Covid-19 salgını sürecinde de gelişen teknolojiler finans tarafında iş yapma yöntemlerini uzun zaman önce değiştirdi ve değiştirmeye daha da devam edecek. Şirketimizde tüm departmanlarımızda entegre ERP sistemleri ve neredeyse her birimde elektronik programların kullanımı yapılmaktadır.

Bu imkân gerek finans departmanımız gerekse de diğer iş birimlerimizde evden çalışma imkânınını sağlamaktadır. Bilahare olarak da, mali idarenin de son yıllarda geliştirdiği elektronik ortamdaki uygulama setleri ile mali işler artık manuel işten sıyrılmış, neredeyse tamamen elektronik ortama taşınmıştır. Sonuç olarak teknoloji değişimi ve gelişimini Nordex Türkiye olarak finans bölümümüzde başarılı olarak uyguladık ve bunun da meyvelerini pandemi döneminde görme imkânımız oldu.

Sizin için finans departmanında çalışan bir personelin olmazsa olmaz genel nitelikleri nelerdir?

Finansın tüm dünyada genel geçer bir meslek olması ve küresel sermaye uygulamaları nedeniyle evrensel olduğunu düşünüyorum. Uygulanan prosedürler ve süreçler şirketlerin faaliyet gösterdikleri endüstrilere göre detaylarda değişebilir ama temelde çalışandan beklentiler ve yaklaşımlar aynıdır. Çalışanlarda aradığımız ilk özellikler olarak çalışma azmi, sebat ve analitik düşünme diyebilirim. Bu Nordex Türkiye’de finans bölümünde çalışan herkeste olmasını önemsediğimiz özelliklerdir. Bunun dışında sorumluluk alma, ekip çalışmasına uyumluluk, yapıcı bir sorgulama içinde bakması, görüşlerini
ekip içerisinde paylaşabilme, dış dünyaya ve yeniliklere karşı adaptasyon yeteneğinin kuvvetli olması aradığımız diğer temel özelliklerdir. Bunu çalıştığım yabancı sermayeli ya da yabancı ortaklı tüm şirketlerde gözlemleme imkânı buldum.

Servet İsen, Nordex Türkiye Finans Direktörü

Global bir firmanın Türkiye ayağında, büyük bir organizasyonun finansal faaliyetlerini yürütüyorsunuz. Bize biraz sektördeki geçmişiniz ve mevcut sorumluluklarınızdan bahsedebilir misiniz?

Türkiye’deki finans operasyonları dolayısıyla benim görev ve sorumluluklarım tabiidir ki global şirketin ve sorumlu olduğumuz bölgelerin operasyonlarıyla paralel yürümektedir. Nordex grubunda çalışmadan evvel rüzgâr enerjisi alanına 2008 yılından itibaren proje fizibilite çalışmalarıyla dahil oldum, Nordex Enerji A.Ş.’de çalışmaya başladıktan sonra sektörde büyük bir değişime tanıklık ettim. Şirketimiz büyük bir yatırım hamlesine girişti ve Türkiye’de yerli ekipman üretimi yatırım projelerinde üst yönetimimiz öncülüğünde çalışan Alman ve Türk ekibimize katkılarım oldu. Nordex grubu yerel üreticileri ile birlikte hem yurtiçinde hem de yurtdışındaki projeleri için üretim yapan, sektörde ihracat odaklı dönüşümün ve başka global tedarikçilerin Türkiye’ye gelmesine ön ayak olan adımlar atıldı; özellikle İzmir’de istihdamın ciddi bir şekilde artırılmasında katkıda bulunuldu.

Şirketimizin finans bölümündeki operasyonlarımıza da gelirsek, şirketin mali sonuçlarının İFRS/TFRS bazında düzenli olarak raporlanması, uluslararası vergi ve Kamu Gözetim Kurulu mevzuatına uyum ve raporlama konularında sistematik uygulamaların yerleşmesine ekibimde bulunan değerli arkadaşlarımla öncülük ettik. Bunun yanında nakit ve alacak yönetimi, mali ve vergisel sonuçların pekiştirilmesi, denetim ve kontrol faaliyetlerini finans ekibimizle birlikte yürütmekteyiz.

Nordex Türkiye’nin ülkemizde geçmişi ve piyasadaki konumu hakkında bilgi alabilir miyiz?

35 yıllık deneyim ile 30’dan fazla ülkede rüzgâr türbini kurulumu yapan Nordex’in Türkiye’deki ilk faaliyetleri 2007 yılında imzalanan Yuntdağ projesi ile başladı. Bugüne, 2020 yılına geldiğimizde Türkiye’de biri İstanbul’da biri İzmir’de bulunan iki ofisimizle bünyemizde 300’e yakın Türk çalışan sayısına ulaştık, 35’ten fazla mevcut yatırımcıyla, Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinin tamamında 76 rüzgâr elektrik santrali projesini hayata geçirmiş durumdayız. Bugün Nordex grubunun toplamda 780 adet türbini rüzgâr kaynağından Türkiye’ye temiz enerji sağlıyor.

2020 Temmuz ayı Türkiye Rüzgar Enerjisi İstatistik Raporu’na göre, Türkiye’nin toplam rüzgâr enerjisi kurulu gücü 8,288 MW’a ulaşmış durumdadır. Nordex Türkiye olarak, toplam 2133 MW’lık kurulu gücümüz ve yaklaşık %26 mertebesindeki pazar payımızla, sektör liderliğimizi güçlü mühendislik ve teknisyen ekiplerimizle her geçen gün büyütmeye ve sektörde fark yaratan uygulamalar geliştirmeye devam ettireceğiz.

N149/4.5

Covid-19 süreci hemen hemen tüm sektörleri olumsuz etkiledi. Nordex Türkiye ve Nordex global olarak özellikle finansal çerçevede ne tür tedbirler aldınız bu süreçte?

Belirttiğiniz gibi Covid-19 sürecinin neredeyse tüm sektörleri olumsuz yönde etkilediği söylenebilir. Azalan ve geri dönüşü belirsiz talepler dolayısıyla bozulan tedarik zinciri çoğu şirketlerde öncelikle nakit ve işletme sermayesi sorunları yaratmaktadır. İşletmelerin alacaklarını zamanında tahsil edememesi aynı zamanda nakit akışı kısıtlamalarına ve tedarikçi ödemelerini ötelemelerine sebebiyet veriyor. Nordex Türkiye olarak güçlü nakit pozisyonumuz ve sağlam bilanço yapımızı bu dönemde de koruduk, pandemiden bağımsız olarak global finansal politikamız nakit ve işletme sermayesi yönetiminde ciddi önlemler aldık. Nakit odaklı ön ödeme imkânlarını araştırdık ve tüm yatırımcılarımızla birlikte kreditörlerimize zamanında ve şeffaf bilgilendirmede bulunarak, güven sağlayarak karşılıklı iletişimde bulunduk.

Nordex global tarafında ise 2017 yılında 2,7 GW’den 2019 yılında 6,2 GW’ya yaklaşan siparişlerden sonra Delta 4000 türbinlerinin performansıyla sağlanan kapasite artışlarına paralel olarak kısa zaman önce piyasa ile paylaşıldığı üzere Alman enerji şirketi RWE’ye 2700 MW kapasiteli proje geliştirme birimi uhdesindeki yenilenebilir enerji portföyünü vergi ve diğer giderler hariç 402,5 milyon euro bedelle devredilmesi üzerine anlaşmaya varıldı. Diğer önemli gelişmeler de Covid-19 sonrası Almanya Federal Hükümeti’nin kredi garanti programı çerçevesinde 350 milyon euro kredi desteğinin de alınması ve 1,2 milyar euro sendikasyon kredisinin gelecek üç yıl için yenilenmesidir.

Bu gelişmeler Nordex grubunun bilançosunu oldukça sağlamlaştırmakla kalmayıp şirketimizin finansal temelinin sağlam ve sürdürülebilir olmasını sağlamaktadır. Bu, gelecekte müşterilerimiz ve pazara sunacağımız tüm servis ve ürünlerimizde yüksek kalite ve standartları korumamızı sağlayacaktır.

Yeni normal dönemine ilişkin mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Gelecek için ne tür öngörülerde bulunuyorsunuz firmanız ve sektör açısından?

Yenilenebilir enerji sektöründe pandemiyi bir tür kriz durumu olarak tanımlarsak krize yanıt verme, toparlanma ve geliştirme adımları atılmaktadır. Bu anlamda ilk olarak Türkiye’de yenilenebilir enerji şirketleri olan müşterilerimiz ve biz altyapımızı, ekibimizi çalışır halde tutmaya ve güvenli enerji arzı bakımından elektrik sağlanmasına odaklanmış durumdayız.

2020 yılının ilk yarısında tüm dünyada talep %3 azalmasına rağmen toplam elektrik enerjisinin %10’lık kısmı güneş ve rüzgâr enerjisinden üretilmiştir. Pandeminin başında Nisan ayında Türkiye’de yenilenebilir enerjiden üretilen enerjinin toplam üretilen elektrik içerisindeki payı %10,36’ya kadar çıkmıştır. Bu anlamda ilk olarak yanıt verme gayet başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiştir.

Bunun dışında pandeminin başından beri ve önümüzdeki dönemde çalışan hareketinin kısıtlanması durumunda kritik personelin görev başında tutulması, faaliyetlerimizin güvenli bir şekilde yerine getirilmesi için acil durum planlamaları yapılmaktadır.

Rüzgâr enerjisi sektöründe yeterli ve kaliteli insan kaynağı bulunmakta ve etkin planlama ile ikinci bir dalganın yaşanması halinde iş gücü üzerindeki kısıtlar zaman içerisinde operasyonel zorluklar olası görülmemektedir.

Bir diğer önemli konu küresel tedarik zinciri dinamiklerinin yeniden değerlendirilmesinin yapılması ve operasyonel bölgelere optimum malzeme ve ekipman sağlanmasıdır.

Sonuç olarak, sektörümüz yeni normale adaptasyon konusunda üstüne arz güvenliği anlamında yanıt vererek düşeni yapmış, pandeminin yol açtığı bazı zorluklar ve gecikmelere karşın toplarlanmış ve bazı sektörlerde gördüğümüz operasyonel sorunların gelecekte rüzgâr enerjisi sektöründe yaşanmaması için her bakımdan geliştirmeler yapmak için çalışmalarına devam etmektedir.

Gelecek öngörüsü olarak da, pandemiyle de ortaya çıktığı gibi dünyadaki doğal dengeyi bozan nükleer ve fosil yakıtlardan sağlanan enerjilerin her geçen gün azalacağını ve yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üretimi ve tüketiminin katbekat artacağını öngörmekteyim.

Türkiye rüzgâr enerjisi sektörünü geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Rüzgâr, güneş, jeotermal enerji gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik üretim fırsatları bulunmakla birlikte, uygun tarife garantileri ile desteklenen teşvik mekanizmaları, haliyle bu sektöre yapılan yatırımları yoğunlaştırdı. Ülkemizde enerji sektörü son 10 yılda en kayda değer büyümeyi gösteren sektörler arasında ilk beşte yer alıyor. Bunda rüzgâr enerjisi sektörünün yeri çok büyük. 2010 yılında 1000 MW’ları konuşurken bugün 8300 MW’lara ulaştık. Bu ilerlelemelerin beraberinde getirdiği yan sanayiler ve iş gücü sektörümüzün iyi bir noktaya geldiğinin göstergesidir.

YEKDEM mekanizması sona erdi ve henüz ikame bir sistem de kurulmadı. Bugüne kadarki teşvik mekanizmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Yeni teşvik sisteminin nasıl olması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Yenilenebilir enerji çevreci ve güvenilir bir yatırım olmasının yanı sıra özellikle fosil yakıtlara bağımlılığı azaltması, enerji çeşitliliğini artırması ve ekonomik olarak oluşabilecek risklerin de önüne geçilebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Bilindiği gibi YEKDEM mekanizması bu yılın sonu itibariyle bitiyor. Enerji sektörü genelinde ve özellikle birebir olarak yenilenebilir enerjide rüzgâr enerjisi yatırımlarının ve yerli üretimin önünü açan en efektif güvence mekanizması olarak YEKDEM mekanizması olduğunu söyleyebiliriz.

Yatırım projelerinin fizibiliteleri döviz bazlı minimum sabit fiyat uygulaması ve yerli teşviklerle daha doğru yapılabiliniyor. Her şeyden önce enerji projeleri uzun vadeli yatırımlar olduğundan bankalar ve finansman sağlayan diğer kuruluşlar için düşük riskli ve yatırımların öngörülebilirliği sebebiyle uzun vadeli, diğer projelere görece daha uygun oranlarda ve daha kolay kredinin verilmesini sağlayabiliyordu.

YEKDEM mekanizması sektörün bugün 8,300 MW’lara çıkmasındaki en büyük etkendir. Nordex grubu olarak ve diğer türbin üreticileri bu teşvik sistemine uyum sağlayabilmek için know-how ve üretim anlamında ekipman üretiminde uzmanlaşmış uluslararası firmalarla birlikte Türkiye’de ciddi yatırımlar yaptık. Bunun akabinde yerli alt ekipman üretimi yapan diğer firmalarla da iş birliği yaparak onları uluslararası standartlara kavuşturduk.

Sadece ekipman üretimi değil, danışmanlık, servis-bakım, lojistik, projelere ekipman desteği sağlayan firmalar da çok ciddi ilerlemeler kaydetti ve bugün dünya standartlarında ekipmanların yanında yetişmiş teknik eleman ve uluslarası düzeyde Türk yöneticilerimizin liderlik ettiği ekiplerimiz oldu.

YEKDEM mekanizmasının benzer bir mekanizma ile bir süre daha sürdürülmesi gerektiğini düşünmekle birlikte; YEKDEM’in değişen halinin bankaların finansman açısından kabul edebileceği ve yerli malı teşviğinin devam edeceği bir sistem olmasını sektördeki ivmeyi devam ettirebileceğini belirtebilirim.

Yerli üretimin de desteklendiği yeni bir destek mekanizması, ülkemizde üretim yapan ve üretimlerinin büyük bir kısmını yurtdışına ihracat yoluyla türbin üreticisi büyük firmalara satarak ülkemize başta döviz ve istihdam kazandıran kanat, kule, ankraj ve jeneratör üreticisi firmaların mevcut yerli operasyonlarını destekleyecektir.

Enerji Bakanlığımızın yaptığı çalışmalar neticesinde Türkiye’de toplam rüzgâr potansiyelinin yaklaşık 48 GW olduğu biliniyor; öyleyse bu potansiyelin değerlendirilebilmesi için sektörün tüm paydaşları olarak üreticiden yatırımcıya, politika belirleyen siyaset kurumuna ve regülatör olarak kamu otoritesine çok iş düşüyor.

Bizim de türbin üreticisi olarak temennimiz en azından benzer bir mekanizma ile Türkiye’de rüzgâr enerjisi potansiyelinden daha yüksek oranlarda faydalanılmasıdır.

Nordex Türkiye, Finans Ekibi: Emre Anduv, Ecem Kazmaz, Servet İsen, Ezgi Dinçer, Tuncay Artış

Türkiye piyasasındaki rekabet ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Nordex grubunun faaliyet gösterdiği otuzdan fazla ülke içerisinde Türkiye dördüncü en büyük pazar konumunda bulunuyor. Nordex, Türkiye’de multi-megavatt türbin üreticileri içerisinde dünya çapında olduğu sıradan daha yüksek bir sıradadır ve 2016 yılından itibaren sektör lideri olarak konumlanmıştır. Böylece Türkiye’deki faaliyetlerimizin global operasyon açısından ne denli önemli olduğu kanıtlanmış oluyor.

Her ülkede olduğu kadar elbette rekabet ülkemizde de var ancak Türkiye pazarında daha çok Avrupa menşeli türbin üreticilerinin tercih edildiğini görüyoruz, bunu pazar paylarından da anlayabiliyoruz, özellikle de sektörün ihtiyaçlarını önceden görüp ülkemize daha önce yatırım yapan Alman türbin üreticilerine ciddi bir güven var. Bu da bize düşen yükü hem artırıyor hem de bizi motive ediyor.

Yatırımcılar daha evvel genel olarak söylemek gerekirse rüzgâr enerjisinde geliştirdikleri ilk projelerinde türbin tedariki yaptıkları firmalarla çalışmaya devam etmeyi tercih ediyordu, fakat bu eğilim zaman içinde kırılmaya başladı ve biz daha önceden çalışma imkânı bulamadığımız büyük enerji yatırımcılarına türbin tedariği ve servis bakım anlaşmaları imzalayıp başarıyla türbinlerini devreye aldık. Özellikle Nordex grubunun bir hub’ı olarak faaliyet gösterdiğimiz Türkiye ve Ortadoğu Bölgesi’nde, destek verdiğimiz yakın pazarlar olan Doğu Avrupa ülkeleri ve Uzakdoğu’da Çin ve Japonya’ya dek uzanan uzman ve güçlü organizasyonumuz, yerli ekipman üretiminde öncü ve yenilikçi firmalardan olması ve verdiği sözleri tutması bu başarının arkasındaki en itici güçtür.

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Son olarak, profesyonel yöneticiliğin olmazsa olmaz unsuru olarak gördüğüm insani-manevi tatmin anlamında da ülkemizin rüzgâr sektöründe daha ileri gitmesinde çorbada bir tutam da olsa tuzum bulunmasını sağlayan, bana güvenen değerli yöneticilerime ve başta finans departmanımız olmak üzere tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ederim.

Rüzgar Türbini İmalatçıları

Enercon ve EWE ortak girişim için anlaşma imzaladı

Yayın tarihi:

-

Rüzgâr türbini üreticisi ENERCON’un tek hissedarı Aloys Wobben Vakfı ve Oldenburg enerji hizmeti sağlayıcısı EWE, kara rüzgâr enerjisini genişletmek için bir ortak girişim kurma kararıyla bir adım attı. Ortaklar Salı günü bir yatırım anlaşması imzaladı. Anlaşma, her iki tarafın da yüzde 50 hisseye sahip olacağını ve ENERCON ve EWE’nin mevcut envanterleri ve kara projelerinin ortak girişime dahil edileceğini öngörüyor. Amaç, önümüzdeki yıllarda Almanya ve Fransa’nın en büyük yeşil elektrik üreticilerinden biri haline gelmek ve aynı zamanda uluslararası ölçekte büyümek olarak belirginleşiyor. 2030 yılına kadar toplam hacmi yaklaşık dört milyar Euro olan yatırımlar planlanıyor. Şirketin merkezi Aurich olacak. Ancak çekirdek pazarlardaki yaklaşık 200 çalışanın Oldenburg dahil olmak üzere çeşitli yerlerde merkezden dağıtılmadan çalışması planlanıyor. 2021 baharında beklenen işlemin kapanışı, rekabet incelemesine tabi olacak.

Aloys Wobben Vakfı CEO’su Heiko Janssen, şunları ifade etti: “Bu imzayla, yenilenebilir enerji sektöründe yeni, güçlü bir oyuncu yaratma yönündeki ortak planımızı yeniden teyit ediyoruz. Ortak girişim, sektörün en büyüklerinden biri olan bir portföye, her iki şirkette de birinci sınıf uzmanlıkla oluşan sağlam bir temele ve onlarca yıllık deneyime, çalışanların karar ve tutkusuna ve ortaklarımızın tanınmışlığına dayanmaktadır. Bu temelde, birlikte büyümek ve Almanya’da ve uluslararası alanda enerji dönüşümünü kararlı bir şekilde ilerletmek istiyoruz. Her iki taraf da halihazırda kendileri için yüksek standartlar ile %100 yenilenebilir enerji, iklim koruma, sürdürülebilirlik konularına ve birbirlerine açık bir şekilde bağlılık gösteriyorlar. Güçlü yönlerimizi bir araya getirerek, etkinliğimizi önemli ölçüde artırıyoruz, bu da sonuçta enerji sistemlerinin yenilenebilir enerjiye dönüştürülmesine ve iklimin korunmasına fayda sağlıyor. ”

EWE AG CEO’su Stefan Dohler ise şunları belirtti: “Geçtiğimiz birkaç ay içinde, Almanya ve Avrupa’da rüzgâr enerjisi üretiminde acilen gereken büyümede kilit rol oynayacak ortak bir şirketin temellerini attık. Bugün bu noktaya adım adım ve bir ortaklık ruhu içinde geldik. Yenilenebilir enerjilerin tüm sektörlerdeki payını önemli ölçüde ve kalıcı olarak artırmak istiyoruz, çünkü toplumumuzun sürdürülebilir yeniden yapılanması ve yeterli yeşil elektriğe sahip olmayan iklime nötr bir Avrupa düşünülemez. Kökleri bölgede bulunan ortak şirketimiz bu nedenle büyümeye yönelecek, tüm değer zincirini kapsayacak ve yeni güç odakları oluşturmak için her iki şirketin uzun yıllara dayanan uzmanlığını bir araya getirecektir. ”

Aloys Wobben Vakfı Danışma Kurulu Başkanı Thekla Wobben ise şu açıklamaları yaptı: “ENERCON Grubu, modern rüzgâr türbinleri ile iklim dostu enerji üretimine katkıda bulunmaya 35 yılı aşkın bir süre önce adım attı. Çok farklı yerlerden ve türden tepkilere rağmen, sonraki on yıllar kimsenin öngöremeyeceği benzeri görülmemiş bir gelişme gösterdi. Bugün, EWE ile birlikte, bölüm genişletmek için ön koşulları oluşturacağız: benzeri görülmeyen bir rüzgâr santrali portföyünden başlayarak, ortak girişim önemli ölçüde daha fazla potansiyel geliştirebilir ve enerji geçişi için daha fazla uygulama olanakları açabilir. Böylelikle iklim koruma hedeflerine ulaşmamıza katkımızı önemli ölçüde artıracağız.”

EWE Denetleme Kurulu Başkanı Bernhard Bramlage ise şunları söyledi: “Aloys Wobben Vakfı gibi, EWE de rüzgâr enerjisi büyümesi konusundaki onlarca yıllık geleneğini kullanabilir. O zamandan beri, bölgede enerji dönüşümünde önemli kilometre taşları belirdi. Ortak şirket bu başarılı yolda devam edecek. EWE sonuç olarak Yönetim Kurulu, Gözetim Kurulu ve belediye hissedarlarının çoğunluğu arasında kararlaştırılan stratejik hedefi, kara rüzgârından yeşil elektrik üretimi alanında önemli ölçüde büyümektir ve bu hedefi iklimin korunmasına önemli katkılar sağlamak üzere sıkı takip etmektedir. Bu nedenle projeyi memnuniyetle ve tam bir inançla onayladık.”

Yeni şirket, 2.300 megavattan fazla kurulu kapasiteye ve 9.400 megavatın üzerinde bir proje boru hattına sahip olacak. Bu, onu Almanya’da kara rüzgârında pazar lideri yapacak bir değerdir. Amacımız, yılda 200 megawatt’tan fazla inşa etmek ve birinci konuma yerleşmektir.

Devamını oku

Rüzgar Türbini İmalatçıları

Nordex Türkiye’yi destekliyoruz!

Yayın tarihi:

-

Nordex Türkiye’nin arkasında güvenilir bir yönetim destek ve ofis yönetimi ekibi var. Dergimizin bu sayısında Nordex Türkiye, İstanbul ve İzmir yönetim destek ve ofis yönetimi ekip üyeleriyle kısa söyleşiler yaptık. Nordex Türkiye’deki bu yetkin ekibi yakından tanıma fırsatı bulduğumuz bu söyleşilerimizde ekibin Nordex’teki görevleri ve çalışma atmosferlerine bakış açılarını öğrendik. Bununla birlikte, Nordex çalışanlarının yenilenebilir enerji alanında çalışmakla ilgili duygularını ve çevre duyarlılıklarını kendilerinden dinledik. Gelin hep beraber Nordex Türkiye yönetim destek ve ofis yönetimi ekip üyelerini tanıyıp, neler söylediklerini okuyalım. Öncelikle Nordex Türkiye İstanbul ekibini tanıyalım.

Bilkent Üniversitesi İşletme Bilgi Yönetimi bölümü mezunuyum. 2001 yılından beri yürüttüğüm aktif çalışma hayatımda turizm, tekstil, imalat, lojistik ve eğitim gibi farklı sektörlerde deneyim kazanma fırsatı buldum. 2014 yılından bu yana, yenilenebilir enerji sektörünün öncüsü olan Nordex Türkiye çatısı altında çalışmaktayım.  Yönetici Asistanı olarak başladığım görevime, bugün kurumsal iletişim ve pazarlama faaliyetlerinin koordinasyonunda destek vererek devam etmekteyim.  

Nordex Türkiye’ye ilk başladığım günden beri farkında olduğum gibi yenilenebilir enerji sektöründe çalışıyor olmak bambaşka bir tecrübe… Yaşadığımız dünya çok değerli. İnsan, doğa ve tüm canlılar bir arada yaşıyoruz. Ancak sanayileşme adına zaman zaman yapılan bilinçsiz yatırımlar, hızlı şehirleşme, doğal kaynakların yanlış kullanımı gibi unsurlar zaman içinde dünyamızın ekolojik dengesinin bozulmasına, küresel iklim değişikliğinin hızlanmasına neden oldu. Bu durum ülkelerin birçoğunu temiz ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına yöneltti. Böylelikle yenilenebilir enerji alanındaki yatırımlar artmaya başladı. Ülkemizde ve dünyada temiz enerjiyi prensip edinen tesisler ve üretim alanları her geçen gün artıyor.

Nordex, globalde olduğu gibi çevreye duyarlılık gösteren, yenilenebilir enerjiye katkıda bulunan nadir firmalardan biri. Rüzgar enerjisinin en verimli kullanımına yönelik geliştirdiği teknolojik yenilikler, hümanist, konusunda tam donanımlı; bununla yetinmeyip eğitime, kendini geliştirmeye devam eden büyüyen ekiplerimiz sayesinde her geçen yıl rüzgar üretim gücümüz artıyor. Daha güçlü ve her koşula uyum sağlayabilen rüzgar türbinlerimiz sayesinde şirket olarak dünyaya ve gelecek nesillere iyi bir çevre bırakacağımıza inanıyorum.

 

Marmara Üniversitesi Çevre Mühendisliği bölümü mezunuyum. 2016 yılında çalışmaya başladım. Dört yıl kombine çevrim doğalgaz santrallerine, anahtar teslim su ve atıksu arıtma tesisi projeleri yürüten bir firmada proje mühendisi olarak çalıştıktan sonra Mart 2020’de Nordex Türkiye’de çalışmaya başladım. Yaklaşık 8 aydır da Nordex Türkiye bünyesinde Proje Departmanı asistanı olarak görev almaktayım.

Proje Departmanı olarak yoğun bir proje sürecinden geçiyoruz. Kısaca; bu süreçte proje ekibimizin ihtiyaç duyduğu her türlü operasyonel konuda destek olmaya çalışıyorum. Nordex, rüzgar enerjisi sektöründe Türkiye’de yıllardır lider ve dünya genelinde de liderliğini sürdürüyor. Rüzgar enerjisi sektöründe bu kadar deneyimli ve başarılı bir firmanın parçası olduğum için bu sektöre yeni adım atmış biri olarak kendimi şanslı hissediyorum. Doğal kaynakların hızla tükendiği ve dolayısıyla yenilenebilir enerjinin zorunluluk haline geldiği bir çağdayız. Ülkeler bu konuda bir an önce bir adım atmalı ve bilinçlenmeli. Bu amaçla şirketin hem farkındalık kazandırmak hem de iyileştirmeler yapmak adına önemli adımlar attığını düşünüyorum. Nordex Türkiye ekibinin bir parçası olarak buna katkı sağlamaktan oldukça mutluyum. 

Yaklaşık 28 yıldır Alman menşeili farklı firmalarda üretim, dış ticaret ve pazarlama alanlarında çalıştım. 2010 yılında katıldığım Nordex Türkiye çatısı altında çeşitli departmanlarda görev aldıktan sonra, hâlihazırda Kıdemli İdari İşler Uzmanı olarak görevime devam etmekteyim. Günümüzde değişime istekli, yaratıcı ve girişimci bir ruha sahip olan ekiplerle bir arada olmak önem arz ediyor. Nordex Türkiye ekibimizin de bu yapıda olması benim için çok kıymetli. Öte yandan, çalışanlarımızın deneyimi, iş yapma kalitesi ve sorunları kolay çözebilme kabiliyetleri işimizi doğru yapabilmemiz açısından beni de motive ediyor. Genç ve dinamik bir ekiple çalışıyor olmanın mutluluğu tarif edilemez.  

Hepimizin bildiği gibi kömür ve doğalgaz gibi fosil yakıtların çevreye saldığı gazlar sebebiyle dünyamız ciddi bir tehdit altındadır. Bu enerji kaynakları iklim değişikliğinde başrolü oynuyor. İklim eylem planlarında ise rüzgardan üretilen enerjinin bu tehdit karşısında duran en güçlü enerji üretim biçimi olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla daha temiz ve çevreci enerji kaynaklarından biri olan rüzgar enerjisi sektöründe yer almaktan ve bu plana profesyonel yaşantım anlamında katkı sağlamaktan ötürü çok mutluyum. Evimize, yakınlarımıza, dünyaya ve gelecek nesillere hizmet ediyor ve bu felsefeyi korumaya çalışıyor olmamız, beni ayrıca daha da memnun ediyor. 

Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme lisans ve Beykent Üniversitesi İşletme Yönetimi yüksek lisans mezunuyum. Sigorta ve perakende sektörlerinde satış ve insan kaynakları departmanlarında çalıştım. 2016 senesinde Nordex Türkiye İzmir ofisinde Servis İdari İşler Uzmanı olarak başladığım görevime, Satın Alma ve İdari İşler uzmanı olarak 2018 yılından bu yana İstanbul ofisimizde devam etmekteyim.

Nordex Türkiye ile ilgili ilk vurgulayacağım, inovatif düşüncenin, fikirlerin destekleniyor oluşudur. En başta teknisyenlerimizin deneyimi, iş yapma kalitesi ve sorunlara bu perspektifteki çözümsel katkıları desteklenmektedir.  İlişkiler açısından özetlersem içselleştirdiğimiz sloganımız ise “Biz bir aileyiz”. Yenilenebilir enerji sektöründe olmaktan mutluyum elbette daha önemlisi kendi evimize, yerküreye ve tüm unsurlarına hizmet ediyor ve korumaya çalışıyoruz. Çalıştığımız sektörün, sera gazlarının zararlı etkilerinin azaltması, ulusal enerji güvenliği, alt-üst sosyoekonomik bölgeler arasındaki uçurumun adil bir seviyeye getirilmesi konularına katkısı olabilmektedir. Fütürist bakış açısıyla diğer gezegenlerin keşfi ve koloni fikrinin tartışıldığı çağımızda, yenilenebilir enerji alanlarındaki bilimsel ilerlemelerin seviyesi hem dünyamıza hem de geleceğimize ciddi katkılar sağlayacağına inanıyorum.

Beykent Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı bölümü mezunuyum. Anadolu Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri bölümüne devam etmekteyim. 2015 yılında katıldığım Nordex Türkiye’de Bilgi İşlem Uzmanı olarak görev almaktayım. Kurum bünyesinde bilgi işlem faaliyetleri konusunda bütün departmanlara destek vermekteyim. Nordex Türkiye olarak her geçen yıl gelişen bilgi işlem konusundaki teknolojik yenilikleri takip edip, kendimizi yenileyerek, departmanımızı Nordex Türkiye ekibimizin daha verimli çalışması konusunda her türlü desteği vererek güçlendirmekteyiz.

Yenilenebilir enerjiye olan taleplerin artmasıyla birlikte, fosil yakıtların çevreye verdiği zararı, atık gazları, fosil yakıtları ve nükleer enerjinin kullanım risklerini de gün geçtikçe azaltıyor. Nordex Türkiye’nin rüzgar enerji alanında faaliyet göstererek doğaya ve çevreye duyarlı olması sebebiyle Nordex Türkiye’de çalışmaktan dolayı mutluluk duyuyorum. 

İstanbul ofisi ekip üyelerini tanıdıktan sonra şimdi büyüyen ve gelişen alt yapısıyla, içinde “Nordex Academy Türkiye” teknik eğitim merkezinin de yer aldığı ve 2021 yılında faaliyetlerine yeni binasında devam edecek olan İzmir yönetim ve ofis destek ekip üyelerini tanıyalım.

İzmir Özel Türk Koleji’nden mezun olduktan sonra 9 Eylül Üniversitesi Fransız Dili ve Eğitimi bölümünde lisansımı tamamladım. Mezuniyetimin ardından devlet okulunda sözleşmeli Türkçe ve İngilizce öğretmeni olarak göreve başlayıp, akabinde sekiz yıla yakın bir süre bankacılık sektöründe üst düzey yönetici asistanı olarak çalıştıktan sonra enerji sektörüne geçiş yaptım ve Nordex Türkiye ailesinin bir üyesi oldum. 2016 yılında Servis Departman Asistanı olarak başladığım görevime, bir yıldır ofis yöneticisi olarak devam etmekteyim. Tüm Servis departmanındaki çalışanlarımızın ofis içi ve dışı genel işleyişin takibi gibi yoğun ve geniş bir yelpazenin yöneticiliğini yapıyorum.

Nordex’te çalışmanın en güzel yanı gelişime, eğitime önem veren ve size destek olan yöneticiler ve ekipler ile çalışıyor olmak. Çözüm odaklı ekibinin her daim yanında olan yöneticilerimiz sayesinde bir aile ortamını burada yaşattığımıza inanıyorum. Firmamızın, çevre dostu ve doğaya saygılı olduğunu söyleyebilirim. Doğadan aldığımız gücü doğaya zarar vermeden kaynağa dönüştürüyoruz. Bugün dünyanın en büyük sorunlarından biri doğanın tahrip edilmesi kirlilik ve küresel ısınmadan dolayı gerçekleşen sorunlar. Biz geleceğine sahip çıkan, gelecekte yaşanabilir bir dünya bırakmaya çalışan, geçmişten aldığımız emaneti geleceğe çok daha iyi şartlarda teslim etmek için çabalayan bir firmayız. Böyle bir firmada çalışıyor olmak son derece gurur verici.

Kadir Has Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği bölümünden 2018 yılında mezun oldum. Stajlarımı finans, araştırma, iş geliştirme ve enerji alında yaptıktan sonra, 2019’un Aralık ayında Nordex Türkiye İzmir ofisinde İdari İşler bölümünde çalışmaya başladım. Aynı zamanda İzmir Ekonomi Üniversitesi İşletme Yüksek Lisans eğitimine devam etmekteyim. Nordex Türkiye İzmir ofisinin Servis İdari İşler sorumlusu olarak ofis içi ve dış sahalarla ilgili genel işleyişin takibini yaparak, operasyonel işlemlerinin organizasyonuna destek vermekteyim.

Benim için Nordex’te çalışıyor olmanın en güzel yanlarından biri, enerji sistemleri mühendisi olarak yenilebilir enerji ve enerji verimliliği alanında almış olduğum akademik eğitimimi, Nordex sayesinde pratiğe dönüştürme fırsatı yakalayabilmiş olmak. 

Nordex’in rüzgar enerjisi sektörünün sağladığı yenilenebilir enerji ile gelecek nesillere daha temiz ve sürdürülebilir bir çevre bırakacağımıza inanıyorum.

Nordex Türkiye yönetim destek ve ofis yönetimi ekip üyeleri olarak Rüzgar Enerji Dergisi’ne böyle bir röportaj imkânı vermesinden dolayı teşekkür ederiz. Gelecek nesiller ve dünyamız için yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji alanındaki faaliyetlerine olan talep ve yatırımların artmasına destek vermeye devam edeceğiz.

 

Devamını oku

Rüzgar Türbini İmalatçıları

Daha fazla güç, daha fazla uyum, daha fazla esneklik

Yayın tarihi:

-

DELTA4000 GELİŞİMİNE DEVAM EDİYOR

Rüzgar türbini üreticisi olarak 35 yıllık deneyime sahip olan Nordex Grubu, kanıtlanmış teknolojisini ve yenilikçi mühendislik anlayışını birleştirerek bu deneyimini istikrarlı bir şekilde sonraki aşamalara taşımaya devam ediyor.

Nordex, temel tasarım felsefesinin ve operasyon stratejisinin bir parçası olan daha geniş çalışma aralığı anlayışını,  ilk olarak 2017’de N149/4.0-4.5 türbin tipi ile birlikte tanıtmıştı. Zaman içinde Delta4000 serisini geliştirme ve test etme deneyimlerini bir araya getirerek, bu anlayışını yeni N149/5.X ve N163/5.X ile bir üst seviyeye taşıdı.

 Yeni N149/5.X ve N163/5.X türbinleri, 5 MW+ sınıfında çok çeşitli güç modlarını kapsayarak hafif ve orta rüzgarlı bölgelerde rekabet gücünü daha da artırmaktadır. Globalde ve özellikle de Türkiye’de hafif ve orta rüzgarlı bölgelerde gerek jeneratör gücü gerek ise kanat uzunluğuyla yatırımcıların tercihine sunulmuştur. Bu türbinler özellikle yatırım açısından saha koşullarına oldukça elverişli ve verimli olacak şekilde tasarlanmıştır.

ESNEKLİĞİ BİR SONRAKİ SEVİYEYE TAŞIMAK

Nordex, bünyesinde yer alan uzman saha ve fizibilite mühendisleri ile birlikte farklı yatırım kriterlerini göz önünde bulundurarak;  enerji optimizasyonu, türbinin yaşam ömrünün arttırılması gibi koşulları yeni jenerasyonlara uygulayarak yatırımcı açısından iş modellerinde esneklik  sağlayabilmektedir.

5.X olarak piyasaya sürülen türbinler, 5 MW güç seviyesinde değişkenlik gösterdiği için, şebeke gereksinimlerine ve yerel rüzgar koşullarına  göre esneklik ve optimizasyon alanı sağlamaktadır.

Bu aynı zamanda, bulunduğu konuma göre her bir türbin için farklı maksimum çıkış gücü elde ederek, rüzgar santralinin toplam çıkış gücünü en uygun ve en verimli hale getirilebilmesi anlamına gelir.

Diğer bir önemli avantaj ise; farklı rüzgar koşulları ve karmaşık topoğrafyadan kaynaklı zorlu koşullarda uygulanacak işletme modları ile yeni türbinlerin uygunluğunun sağlanabilmesidir.

GÜCE GÜÇ KATMAK

N149 / 5.X

İlk defa 2017 yılında N149 / 4.0–4.5 türbin tipi ile  tanıtılan esnek güç yaklaşımıyla elde edilen başarıyı, rüzgar sektöründe yatırımcı tarafından oluşan ihtiyaç doğrultusunda bir üst seviyeye taşıma isteği doğmuştur. Rotor çapı aynı kalacak şekilde bazı elektriksel ve mekaniksel sistemlerle birlikte, soğutma sistemlerinde de değişikler yapılarak N149/5.X türbin tipini 5MW seviyesine çıkarma başarısı elde edilmiştir.

Böylece N149/5.X, N149/4.0–4.5’e göre, bulunduğu rüzgar koşulları ve kullanılan operasyon modlarına göre yaklaşık olarak %10 ila %15 oranında fazla enerji kazanımı sağlanmaktadır.

Bu yüksek performans ile özellikle yatırımcıların enerji birim maliyetlerini azaltmak amaçlanmıştır. Yapısı itibari ile güç modlarındaki esnekliği, bulunduğu rüzgar şartlarına göre uyum sağlaması ve en optimum güç performansını sunması ile bu maliyetlerin azalacağı planlanmaktadır.

N149/5.X farklı kule seçenekleri ile de yatırımcının tercihine sunulurken, Türkiye pazarında TS105 ve TS125 kuleler satışa sunulmaktadır.  Ancak proje özelinde enerji birim maliyetlerini de dikkate alarak değerlendirme yapılıp  farklı kule yükseklikleri ile  kule seçiminde de esneklik anlayışı sürdürülmektedir.

N163 / 5.X

2019 yılının Ağustos ayında yatırımcıların beğenisine sunulan  N163/5.X türbini ise özellikle hafif ve orta rüzgarlı bölgeler için yüksek enerji  üretimi odaklanarak tasarlanmıştır.

Yapısal tasarım olarak N149/5.X ile aynı naseli paylaşmaktadır. N149/5.X türbin tipinden farklı olarak rotor kanat uzunluğu 74.5m’den 81.5 m’ye  çıkarılmıştır.  Bununla birlikte rotor bölgesinde gerekli güçlendirmeler yapılarak maruz kalacağı yüklere karşı dayanaklık sağlanmıştır.

Bulunduğu rüzgar koşulları ve kullanılan operasyon modlarına göre N149 / 5.X türbin tipi ile karşılaştırıldığında yaklaşık olarak %11.6 gibi fazladan enerji kazanımı sağlamaktadır. Yine benzer saha koşullarında N149/4.8 türbin tipi ile karşılaştırıldığında yaklaşık olarak %17’lik bir enerji kazanımı sağlamaktadır.

N149 / 5.X  türbin tipinde olduğu gibi, hafif ve orta rüzgarlı bölgeler için bu yüksek performans ile özellikle yatırımcıların enerji birim maliyetlerindeki optimizasyon hedef alınmıştır. Yapısı itibari  güç modlarındaki esnekliği, bulunduğu rüzgar şartlarına göre uyum sağlamakta ve en optimum güç performansı ile bu maliyetlerin azalacağı planlanmaktadır.

N163/5.X farklı kule seçenekleri ile de yatırımcının tercihine sunulurken, Türkiye pazarında TS108, T118 ve TS148 kule seçenekleri bulunmaktadır.  Ancak proje özelinde enerji birim maliyetlerini de dikkate alarak değerlendirme yapılabilir ve farklı kule yükseklikleri sunulabilir. Bu yaklaşım ile de kule seçiminde de esneklik anlayışı sürdürülmektedir.

KANITLANMIŞ MİMARİ YAPI

  • Kanıtlanmış rotor kanadı

N163 / 5.X rotor kanadı, Nordex’in 2012’den beri seri üretimde kullandığı kanıtlanmış GFRP / CFRP kademeli yapı konseptine dayanan tek parçalı bir kanattır. N149/4.0–4.5 kanadı sahalarda güvenilir bir performans sergilediği için  N149/5.X türbinlerde kullanılması uygun görülmüştür. Bu yüzden N149/5.X , N149/4.0–4.5 ile aynı tasarıma ve aynı ölçeğe sahip kanadı kullanmaktadır.

  • Şebeke uyumluluğu

Delta4000 ürün serisinin türbinleri, uluslararası pazarların şebeke gereksinimlerini karşılar. Ek olarak, şebeke dengeleme sistemi hizmetleri sağlarlar.

  • Nasel boyutları

Her iki 5.X türbini de diğer tüm Delta4000 türbinleriyle aynı mimari nasel yapısına ve boyutlarına sahiptir. Konvertör ve transformatör, elektrik kayıplarını en aza indirmek ve sahada kurulum çabasını azaltmak için nasel bölümüne entegre edilmiştir.

  • Yüksek performans ve kullanılabilirlik için güvenilir aktarma organı

Aktarma organı konsepti, üç noktalı süspansiyona ve yüksek hızlı dişli kutusuna sahip modüler bir sisteme dayanmaktadır. Aktarma organı, yeni performans seviyelerine ulaşmak için kendini kanıtlamış tedarikçilerle sürekli olarak geliştirilmektedir.

  • Daha az servis eforu

Delta4000 serisinin teknik konsepti, ürünün tüm ömrü boyunca servis eforunu en aza indirmektir. Türbin tasarımı yapılırken bu anlayışla yola çıkılmış ve  her bileşen, optimize edilerek çalışma ve bakım ihtiyacını karşılayacak şekilde tasarlanmıştır. Akıllı onarım konseptlerinin yanı sıra vinç ve kaldırma gibi destekleyici teknolojileri, bakım eforunu ve duruş sürelerini azaltmaktadır.

  • Daha soğuk yerlere ulaşmak

Kanıtlanmış Nordex Soğuk İklim Paketi, en soğuk bölgelerde bile rüzgar santrali geliştirmeyi mümkün kılar. Soğuk İklim Paketi (CCV)  özelliği taşıyan türbinler -30 Santigrat derece gibi düşük dış sıcaklıklarda çalışabilir. Kanıtlanmış buzlanmayı önleme sistemi, rotor kanatları için hem N149/5.X hem de N163/5.X için  mevcuttur.

  • Kanıtlanmış elektriksel sistem

Nordex ilk megavat boyutundaki sisteminin donanımını, 2000 yılında çift beslemeli asenkron jeneratör ve kısmi konvertör ile yapmıştır. Delta4000 serisinde de kendini kanıtlamış ve oldukça ekonomik olan bu sistem N149 / 5.X ve  N163 / 5.X  için de aynı konseptte tasarlanmıştır.

Bir önceki Delta4000 türbin serilerine göre öne çıkan en önemli değişim ise gerilim seviyesinin arttırılarak 5MW seviyesine yükseltilmesidir. Bunun için  Nordex soğutma sistemini tamamen değiştirerek iki ayrı soğutma devresi ile büyük bileşenlerin soğutulması sağlanmıştır. Konvertör ve dişli kutusu bir soğutma devresinde soğutulurken, jeneratör ve transformatör diğerinde soğutulmak üzere tasarlanmıştır.

  • Yıldırım / aşırı gerilim koruması, elektromanyetik uyumluluk (EMC)

Rüzgar türbininin yıldırım / aşırı gerilim koruması, IEC 61400-24 standardı kapsamında iç ve dış yıldırım / aşırı gerilim koruma önlemlerinin uygulanmasını içeren EMC uyumlu yıldırım koruma bölgesi konseptine dayanmaktadır.

 

Devamını oku
Reklam
Reklam

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com