Connect with us

Genel

Dünya enerji santrali kapasitesinin üçte biri yenilenebilirden

Yayın tarihi:

-

Sanayi istatistiği kaynaklarına göre, Dünya’da kurulu elektrik üretim santrallerinin üçte birini yenilenebilir kaynaklar meydana getiriyor.

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) tarafından toplanan verilere göre, 2018 yılında yeni eklenen elektrik üretim kapasitesinin üçte ikisini yenilenebilir enerji oluşturuyor. 2018 yılı güneş ve rüzgar enerjisi fiyatlandırmasında bir dönüm yılı olarak belirginleşiyor:
Yatırımcılar için azalan faiz oranları, süren teknolojik iyileştirmeler ve oyunda pay sahibi olan tüm geliştiricileri rekabete teşvik eden düzenleme çerçevesi. Fosil yakıtları birçok yerde yenilenebilir enerji tarafından sekteye uğrattı. İngiltere, İspanya’dan Ortadoğu’ya, Çin’e teşvikli projeler yükselmekte. Güzergah net bir şekilde seçilebiliyor.

Yeni santrallerin dağılımı gelişmekte olan ekonomileri de, gelişmiş olanları da kapsamakla birlikte, yolu ilki belirliyor. En süratli gelişen üç bölge, Okyanusya, Asya ve Afrika olurken, Asya, ilk terrawatt bölgesi ünvanını kazandı. IRENA’nın rakamları da, yeni kurulan santrallerin üçte ikisinden çoğunun Çin’de olduğunu ortaya koyuyor.

IRENA Genel Direktörü Adnan Z. Amin, yeni güç üretiminde, yenilenebilir enerjinin teknoloji seçiminde tercih olarak yerine oturduğunu belirterek. 2018’deki güçlü büyümenin, küresel enerji dönüşümüne geçişte yenilenebilir enerjinin lokomotif rolünün  son 5 yılda belirginleştirdiğini ifade etti.

Kaynak : Forbes

Genel

TWRE 4-5-6 Nisan’da SOLAREX’ te Güneş Sektörü ile buluştu

Yayın tarihi:

-

Yazar

Yenilenebilir Enerji ve Enerji Sektörü Türk Kadınları (Turkish Women in Renewables and Energy; TWRE) Grubu üyeleri, 4-6 Nisan 2019 ‘da Istanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşen SOLAREX Fuarında sektör paydaşları ile bir araya geldi.

Voli Fuarcılık- SOLAREX 2019 Güneş Enerjileri ve Teknolojileri Fuar ve Konferansı ev sahipliğinde 11. Hol A07 numaralı stant ile fuara katılımı gerçekleştirildi.
TWRE standı, Güneş Enerji Sektörü Paydaşları, Akademisyenler, Lise ve Üniversite Öğrencileri tarafından yoğun ilgi gördü.

4 Nisan günü Dünya Rüzgâr Enerjisi Derneği Pakistan Şubesi yetkilileri ile TWRE standında yapılan toplantıda, iki ülke arası ve Pakistan Enerji’de Kadın grubu arası iş birlikleri için ilk adımlar atıldı. 5 Nisan günü konferans kapsamında Efes Salonu’nda saat 11.00’de TWRE ÖZEL OTURUMU gerçekleştirildi.

Panelistlerin tamamı kadınlardan oluştu.

Yenilenebilir Enerji Teknolojileri, Yeşil Binalar, BREEM ve LEED sertifikası, Güneş Modül ve Hücre üretimi, Ar-Ge, Güneş Enerji Santralleri Finansmanı ve Yatırım konuları ele alındı.

Panel TWRE Kurucu Başkanı, Windfor Danışmanlık Ülke Müdürü Sedef BUDAK moderatörlüğünde gerçekleştirildi.

Panelistler; TURKECO Akademi, P.E.BREEAM Fellow, DGNB, LEED, WELL, Sürdürülebilirlik Uzmanı Dr. Duygu ERTEN, TURSEFF Finans Kuruluşları İlişkileri Müdürü Seyran HATİPOĞLU,CW Enerji Yönetim Kurulu Temsilcisi Nihan DEMİRTAŞ, Smart Solar AR-Ge ve İnovasyon Müdürü Papatya Ceylan SÖZBİR, Fronius Pazarlama UzmanMüge NASUHOĞLU, ELESTAŞ ELEKTRİK ÜRETİM A.Ş. Yatırımlardan Sorumlu Proje Yöneticisi Gülistan TEOMAN sektör hakkında deneyimlerini paylaştılar.

Türkiye’de enerji sektörüne yönelik kadın istihdamının artırılması ve desteklenmesi adına sektör paydaşlarına seslenen TWRE ,“Yeni gelen kuşağın sektöre kazandırılması için tüm yöneticileri göreve çağırıyoruz.” mesajını verdi.

TWRE’ nin üyeleri ve sektör paydaşları ile bir sonraki buluşması 25. “ICCI” Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı ; 28-30 Mayıs tarihlerinde İFM ‘de gerçekleştirilecektir.

Bilgi ve İletişim: info@twre.org
İnstagram: Greencollarwomen
Twitter: TWRE_Official
LinkedIn: https://www.linkedin.com/groups/13582487/ Web: www.twre.org

 

Continue Reading

Genel

Sertifika değil, eğitim alın

Yayın tarihi:

-

Mert Palaoğlu, GWO Eğitmeni, Proje Müdür Yardımcısı

Global Wind Organisation (GWO), rüzgâr türbini üreticileri ve rüzgâr enerjisi santralleri sahiplerinin bir araya gelerek oluşturduğu ve rüzgâr enerjisi santralleri sektörü için sıfır iş kazasını ve tam iş güvenlikli bir yüksekte çalışma ortamı yaratmayı hedefleyen ve bu amaçla eğitim standartları belirleyen bir kuruluştur. 

Bu kuruluşun BST (Basic Safety Training) adı altında verilen eğitim modülleri ise, Yüksekte Çalışma, İlk Yardım, Elle Taşıma ve Yangın Bilincidir.

GWO eğitimlerinin amacı, rüzgâr türbinlerinde çalışma ortamının güvenliğini sağlamakla beraberinde olası bir kaza durumunda en doğru ve güvenli kurtarma becerilerinin çalışanlar tarafından kazanılmış ve uygulana bilinir düzeyde tutmasıdır. İçerikler GWO standartlarında belirtilen konu başlıkları altında olmakla beraber, 5 gün gibi çok da uzun olmayan bir süre zarfı içerisinde katılımcılara bu beceriler kazandırılmaktadır.

Tüm dünyada geçerliliği olan bu eğitimin geçerlilik süresi toplam 2 yıldır.

Eğitimlerde kullanılan yönetmeliğe uygun kişisel koruyucu donanım ekipmanlarının amortismanları, kullanılan platformların yıllık periyodik bakımları, nitelikli ve tecrübeli eğitmen kullanımı, denetmen firmaların yıllık denetim giderleri, sertifika ücretleri ve bunlar gibi birçok gider eğitim sağlayıcısı olan firmalara maddi olarak ciddi yük yüklemektedir. Dolayısıyla eğer eğitimlerde devamlılık ve sağlıklı bir ortam hedefleniyorsa, ücretlerin belli bir barem üzerinde olması kaçınılmaz olacaktır. GWO ücretlerinin genel olarak pahalı olduğu düşünülse de şu an ki durum içler acısı durumdadır.

Eğitim sağlayıcılarının sürümden kazanmak mantığını güderek olması gereken reel fiyatların altında bu eğitimleri sağlamaya çalışması; zaman içerisinde kalitenin düşmesi ile beraberinde eğitimlerin sürdürülebilirliğinin ortadan kalkması anlamına gelecektir. Eğitim sağlayıcısı firmalar arası rekabet elbette olmalıdır ki rekabet beraberinde daha iyi hizmeti;, kaliteyi ve gelişimi getirir. Ama rekabet politikamız sadece en ucuz eğitim vermek ve hatta diğer eğitim sağlayıcısı firmaların verdiği fiyatların neredeyse yarı fiyatına yapalım şeklinde olursa, yakın gelecekte eğitimlerin önem ve ciddiyetinin kaybolmasıyla birlikte, eğitim vermek de eğitim sağlayıcıları için bir külfet haline gelecektir.

Eğitimin amacı nedir?

Eğitim ihtiyacı olan çoğu firma, eğitim kalitesi ve içeriğinden daha çok “nasıl en ucuza bu eğitimi aldırabiliriz?” diye arayışa girmekle beraber “eğitim değil sertifika almaya” odaklı görülmektedir. Kursa personelini göndermek istemeden sadece eğitim sertifikasını talep eden dahi olmaktadır. Bu eğitimlerin temel amacı nedir? Gerçekten türbinlerde çalışan personel için yeterli oranda güvenlik önlemleri var mıdır?

Örneğin kaç tane sahada sedye mevcut ya da olası bir yangın durumunda türbin içerisindeki çıkan kimyasal gazlardan etkilenmemek için kullanılan kaçış maskesi? Zaten çalışma ortamı gereği olası bir kaza anında sağlık ekiplerinin ulaşması açısından zor bölgelerde çalışılmaktadır. Ortalama bir ambulans ya da kurtarma biriminin çalışma sahasına ulaşma süresi 30 dakika civarındadır. Buradan çıkan sonuç personelin yapacağı ilk müdahale ve kurtarma harekâtının hayati önlem taşımasıdır. Bu aşamada türbinlerde çalışan personele aldırmayı planladığımız GWO eğitimleri “en ucuz kim verirse ona gönderelim” ya da “kursa gitmeden sertifika kim veriyorsa ona yollayalım” düşüncesi ile yola çıkmak en büyük İSG hatası olacaktır.

Fiyat üzerinden rekabetçi bir yol izlenmesi sonucu hesapsız ve yanlış fiyat politikaları;, ileride bu hizmeti alan firmaların GWO eğitimlerine karşı olan ciddiyetini kaybettirip; öneminin değersiz hale gelmesine neden olmakla birlikte İSG kuralları açısından niteliksiz personellerin de var olmasına yol açacaktır.

Ülkemizde hızla gelişmekte olan rüzgâr enerjisi santralleri, büyüme sürecinde daha çok nitelikli çalışana ihtiyaç duymakta. Biz eğitim sağlayıcıları olarak bu gelişme içindeki rolümüz; eğitime katılan personelin çalıştığı ortamdaki tehlikelerin farkında olmasını sağlamak; acil bir durumda doğru manevrayı yapabilme becerisini kazandırmak ve elimizde bulunan eğitici rolünü korumaktır. Bu eğitimin sadece sertifika değil, çalışanların evlerine güvenli bir şekilde dönebilmeleri için olduğu bilincini firmalara ve katılımcılara doğru rekabet yolları kullanarak göstermektir. Unutmayalım ki türbinlerde çalışanlar sizlersiniz sertifikanız değil ve sertifikanız bir amaç değil araçtır. Daima güvende çalışmanız dileği ile.

Continue Reading

Genel

Offshore yatırımları deniz üstü taşımacılığın önemini artırıyor

Yayın tarihi:

-

Türkiye’de kurulacak olan dünyanın en büyük deniz üstü (offshore) rüzgâr enerjisi santrali gibi dev yatırımlarla genişleyen enerji faaliyetleri, deniz üstü taşımacılık hizmeti veren helikopterlerin de operasyon alanlarını genişletiyor.

Enerjide dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik olarak denizlerimizde kaynak arayışları artıyor. Deniz üstü taşımacılığının da yıldızları olan offshore helikopterleri enerji faaliyetlerindeki operasyonların da eşsiz kahramanları olarak hizmet veriyor.

Türkiye’de kurulacak ve dünyanın en büyük deniz üstü rüzgâr enerji santrali olma özelliğini taşıyacak yatırımla birlikte denizlerimizdeki offshore operasyonlarının da artacağına dikkat çeken Kaan Air Genel Müdürü Kemal Süler, “Münhasır distribütörlüğünü yürüttüğümüz İtalyan helikopter üreticisi Leonardo Helicopters’in AW109, AW169, AW139 ve AW189 tipi helikopterleri dünya çapında offshore operasyonlarında en çok tercih edilen modeller. Kaan Air olarak, deniz üstü taşımacılığının en güçlü kahramanlarıyla hizmet veriyoruz. Halihazırdaki yatırımlarımız, enerji arama ve keşif faaliyetlerine hız veren Türkiye’deki şirketlerin ve kurumların açık deniz taşımacılığı taleplerine hızlıca yanıt vermemizi sağlıyor. Kaan Air olarak; Offshore operasyonları için deneyimli pilotlar ve teknik ekipten oluşan bir kadro ile Antalya Havalimanı’nda konuşlanmış olan iki adet AW139 tipi helikopter ile 7 gün/24 saat esasına göre hizmet veriyoruz” dedi.

“Fatih’e 120 saat uçuş gerçekleştirdik”

TPAO ile yaptığımız anlaşma çerçevesinde; Ekim ayında Akdeniz’de derin deniz sondajına başlayan “Fatih” gemisinin deniz üstü operasyonlarına başladıklarını belirten Süler; “2 adet AW139 helikopteri ile, dev sondaj gemisine personel ve malzeme taşıma görevi gerçekleştiriyoruz. 28 Ekim’den bu yana gemiye yaklaşık 120 saat uçuş gerçekleştirdik. Türkiye’de artan enerji faaliyetlerine paralel olarak deniz üzeri uçuş oranının da artacağını düşünüyoruz, bu nedenle deniz üstü taşımacılık yatırımlarımızı kullandığımız hizmet alanlarının da genişleyeceğini öngörüyoruz” diye konuştu.

“Hava yolu deniz yolundan çok daha emniyetli”

Kaan Air Genel Müdürü M. Kemal Süler; “Offshore operasyonlarında ulaşım maliyetinden ziyade personelin en kısa zamanda en emniyetli biçimde platforma ulaştırılması esas unsurlar olarak öne çıkıyor. Havaalanına ulaşan ve çoğu yabancı ülkeden gelen personel tek noktada toplanarak çok kısa bir zamanda platforma transfer ediliyor. Deniz yolu ile ulaşımda platforma yanaşma; personel ve yük indirmesi gibi faaliyetler çoğu zaman dalgalar nedeniyle yapılamıyor. Ayrıca deniz yoluyla transferlerde yaralanmalı; hatta ölümle sonuçlanan çok fazla kaza yaşanıyor. Hava yoluyla yapılan transferlerde yaşanan olaylar ile deniz yolu ile yapılan transferlerde yaşanan olaylar mukayese edildiğinde hava yolunun çok daha emniyetli olduğu ortaya çıkıyor” açıklamasını yaptı.

Continue Reading
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com