Connect with us

Genel

GE, Borusan ENBW, Fina Enerji ve Özgül Holding’ten rüzgarda işbirliği

Published

on

 

Enerji Bakanlığı’nın açıklayacağı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) projesi kapsamında General Electric (GE), Borusan EnBW Enerji, Fina Enerji ve Özgül Holding mutabakat anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında, rüzgar YEKA projesi için finansman ve proje çalışmalarına başlanacak.

 

General Electric (GE), Borusan EnBW Enerji, Fina Enerji ve Özgül Holding, Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki en büyük rüzgar projesi YEKA kapsamında ortak rüzgar santrali kurulumu, işletimi ve finansmanı konusunda işbirliği yapmak için mutabakat anlaşması imzaladı. Türkiye’nin yenilenebilir enerji portföyüne katkı sağlaması beklenen YEKA projesinde şirketler, finansman ve proje için ön hazırlık çalışmalarına başlayacak.

Borusan EnBW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Agah Uğur, Fina Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özyeğin, Özgül Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Özgül ve GE Küresel Büyüme Organizasyonu Başkanı John Rice, GE Yenilenebilir Enerji Avrupa ve Orta Doğu Genel Müdürü (EMEA) Cliff Harris ile GE Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Canan M. Özsoy katılımıyla imzalanan anlaşma kapsamında şirketler, rüzgar YEKA projesi için rüzgar enerjisi sahalarının sağlanması ve işletilmesi, ekipman, servis hizmeti, yerli üretim, finansman ve Ar-Ge konularında ortak çalışma gerçekleştirecek.

 

GE Türkiye Rüzgar Enerjisi Genel Müdürü Ruhan Temeltaş, “Türkiye’nin enerji portföyünü çeşitlendirecek olan YEKA Projesi, Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki hedeflerine ulaşması açısından çok önemli. Yaklaşık 70 yıldır 2.000’den fazla çalışanıyla Türkiye’de yatırımlarına ve işbirliklerine devam eden GE olarak, rüzgar enerjisi alanındaki bilgi ve deneyimimizi ülkemizin kalkınması ve hedeflerine ulaşması için kullanmaya tüm ekiplerimiz ile hazırız. Değerli işortaklarımız ile gerçekleştirdiğimiz bu anlaşma ile ülkemizin enerji hedeflerini destekliyoruz” dedi.

 

Borusan EnBW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Agah Uğur, “Cari açığın ve enerjide dışa bağımlılığın azaltılması Türkiye’nin enerji politikasının ana eksenini oluşturuyor. Bu politikanın hedeflerine ulaşılmasında büyük bir katkı sağlayacak, yerli ve yenilenebilir bir enerji kaynağı olan rüzgar enerjisi alanında lider üretim şirketi olma vizyonu ile yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. YEKA’nın sektörel işbirlikleri yoluyla büyük kapasiteli projeler için önemli bir gelişim platformu olacağını düşünüyoruz. Stratejik olarak şirketimizin yenilenebilir enerji alanındaki deneyim ve bilgi birikimini, iş ortaklarımızın yetkinlikleri ile birleştirerek bu alanda bir sinerji yaratacağımıza inanıyoruz.”

 

Fina Enerji Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özyeğin,“Fina Enerji Holding olarak, büyüme hedefiyle yola çıktığımız 2007 yılından beri Türkiye’de yenilenebilir enerji alanında geliştirdiğimiz projeler ile, sektörün önde gelen yatırımcılarından biri olmayı başardık. Edindiğimiz tecrübenin ve Fiba Grup’dan aldığımız desteğin bu güçlü ortaklıkta önemli bir rol oynayacağına ve ülkemizin yerli enerji politikalarının en önemli ayaklarından biri olan YEKA sürecine önemli katkıda bulunacağına inancımız tam. Verimli rüzgar enerjisi sahalarının kısa sürede hayata geçirilmesine olanak sağlayacak olan YEKA projesi, bizim de yenilenebilir enerji alanında koymuş olduğumuz hedeflerimize ulaşabilmemiz için benzersiz bir fırsat sunacaktır.”

 

Özgül Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Özgül, “Rüzgar enerjisi santrali diğer yenilenebilir enerji santrallerinden farklı olarak; proje sahası bazında değil koordinat bazında (türbin koordinatları) değerlendirilmesi gereken bir yatırımdır. Rüzgar enerji santrali birim maliyet bazında değerlendirileceğinden, kurulu güç ne kadar artırılırsa birim maliyete düşen sabit giderler o kadar azalacaktır. Bu nedenle, YEKA projesi için bağlantı kapasitesi ne kadar artarsa yatırım o kadar yapılabilir olacaktır. Bu çerçevede işbirliğimizin Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedeflerine katkıda bulunmasını diliyorum. ” dedi.

 

General Electric, Borusan EnBW Enerji, Fina Enerji ve Özgül Holding’in işbirliği uygun saha, ekipman ve finansman desteği konularında birbirini tamamlayan bir nitelik gösterirken; güçlü mali yapısı ve bilgi birikimi kuvvetli bir ekip ortaya çıktı. Rüzgar enerjisi ekipman ve çözümleri Türkiye’de 23 santralde kullanılan GE’nin Türkiye’deki rüzgar enerjisi kurulu gücündeki payı 1GW’ı aştı.Tamamlanacak olan projelerle GE’nin kurulu rüzgar enerji gücü 1.2 GW’a çıkacak.

 

Konsorsiyumun ortaklarından Fina Enerji’nin toplam 305 MW kapasiteye sahip sekiz adet rüzgar santrali faaliyette bulunuyor. Şirket dört yeni rüzgar enerjisi santrali üzerinde çalışmakta olup, 24 ay içerisinde toplam 200 MW kapasiteyi devreye almayı planlıyor.

 

Konsorsiyumun bir diğer ortağı Borusan EnBW Enerji de faaliyette olan yedi adet rüzgar enerji santrali ve bu alandaki yatırımları ile öne çıkıyor. Ürün portföyünün tamamı yenilenebilir enerji kaynaklarına dayanan Borusan EnBW Enerji’nin 406 MW’lık toplam kurulu gücünün 349 MW’ını rüzgar enerjisi oluşturuyor.

 

Enerji şirketlerine, enerji projeleri geliştirme, proje yönetimi, mühendislik çözümleri ve enerji portföy yönetimi hizmetleri sunan Özgül Holding de bugüne kadar 10 rüzgar enerji projesinde anahtar teslim çözümler sundu ve proje yönetimi konusunda halen çözümler sunmaya devam ediyor.

 

GE Hakkında

 

175 ülkede 300.000’den fazla çalışanıyla GE, dünyanın dijital endüstriyel şirketi olarak; birbiriyle bağlı, iletişim kurabilen ve öngörülebilir yazılımlara sahip makine ve çözümleri ile endüstriyi dönüştürüyor. GE’deki her iş kolu aynı teknolojiye, pazara, yapıya ve bilgiye erişim sağlayan GE Store ile küresel olarak bilgi alışverişi gerçekleştiriyor. Her icadımız, bulunduğumuz endüstrilerdeki inovasyon ve uygulamaları daha ileri taşıyor. Çalışanlarımız, hizmetlerimiz, teknolojimiz ve ölçeğimiz ile endüstrinin dilini konuşuyor ve müşterilerimiz için daha iyi sonuçlar üretiyoruz.

 

GE Yenilenebilir Enerji Hakkında

 

GE Yenilenebilir Enerji, yenilenebilir enerji sektörünün en geniş ürün ve hizmet portföylerini bir araya getiren 9 milyar dolarlık yeni kurulan bir işletmedir. Onshore ve offshore rüzgar, hidroelektrik ve konsantre güneş enerjisi gibi yenilikçi teknolojileri harmanlayan GE Yenilenebilir Enerji, dünyayı daha iyi ve daha temiz hale getirmek için dünya genelinde 370 GW’ı aşan kurulu kapasite sağlamıştır. 13.000 çalışanıyla 55’i aşkın ülkede faaliyet gösteren GE Yenilenebilir Enerji, dünyanın ilk dijital endüstriyel şirketi olan GE’nin kaynaklarıyla desteklenmektedir. Hedefimiz, dünyaya artık hiç kimsenin ekonomik, güvenli ve sürdürülebilir enerji arasında bir seçim yapmak zorunda kalmayacağını göstermektir.

 

Borusan EnBW Enerji Hakkında

 

Borusan EnBW Enerji tamamı yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşan portföyü ile rüzgâr enerjisi alanında lider olma hedefiyle faaliyetlerini yürütüyor. Bu amaçla, yatırımların etkin planlanması ve yönetimi; sosyal ve doğal çevreye en üst seviye duyarlılık ve önem göstererek santrallerin verimli olarak işletilmesi; elektrik satış ve ticareti sektörde öncü rol üstlenilmesini misyon olarak benimsedik. 2.000 MW’lık bir portföye ulaşma hedefine uygun olarak yeni rüzgâr, güneş ve jeotermal enerji projelerinin geliştirilmesine ve yatırımlarına devam ediyoruz.

 

Borusan EnBW Enerji üretim portföyünün tamamı yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalıdır. Bandırma Rüzgâr Enerjisi Santrali (89,7 MWm), Yedigöl-Aksu Hidroelektrik Santrali (50,3 MWm), Balabanlı Rüzgâr Enerjisi Santrali (61,4 MWm), Koru Rüzgâr Enerjisi Santrali (52,8 MWm, Mut Rüzgâr Enerjisi Santrali (52,8 MWm), Harmanlık Rüzgâr Enerjisi Santrali (52,8 MWm), Fuatres Rüzgâr Enerjisi Santrali (33 MWm), Kartaldağı Rüzgar Enerji Santrali (6,9 MWm) ve Dayıcık Güneş Enerji Santrali (6,6 MWp) ile birlikte toplam işletmedeki kurulu gücümüz 406 MWm’tır.

 

Fina Enerji Hakkında

 

Fina Enerji, 1987 yılında Hüsnü M. Özyeğin tarafından kurulan Fiba Grubu’na bağlı Fina Holding bünyesinde faaliyet göstermektedir. 12 ülkede, 74 şirket vasıtası ile 55 farklı uyruğa sahip toplam 18.500’in üzerinde çalışanı bulunan Fiba Grup, ulusal ve uluslararası pazarda saygın ve tanınmış bir oyuncudur. Fina Enerji, Fina Holding tarafından yenilenebilir enerji projelerinin geliştirilmesi, üretim tesislerinin kurulması ve enerji ticareti faaliyetlerinde bulunması amacıyla 2007 yılında kurulmuştur. Mevcut durumda, toplam 305 MW kurulu güce sahip 8 adet rüzgar enerjisi santrali işletmede olup, 24 ay içerisinde devreye almayı planladığı toplam 200 MW güce sahip yeni projeler üzerinde çalışmaları devam etmektedir.

 

Fina Enerji’yi bünyesinde bulunduran Fiba Grup, rüzgar enerjisi projelerinin hızlı ve sorunsuz bir şekilde devreye alınması için gerekli olan finansal gücü sağlamaktadır. Bankacılık, faktoring, leasing ve perakende mağazacılık gibi birçok farklı alanda yatırımlara sahip olan Fiba Grup, 2015 yılı itibarıyla sahip olduğu 2,4 milyar ABD doları öz sermayesi ve 17 milyar ABD doları aktif varlığı ile, Fina Enerji’ye farklı enerji alanlarında esnek sermaye kullanım imkanı tanımaktadır.

 

Özgül Holding Hakkında

 

ÖZGÜL HOLDİNG, enerji projeleri geliştirme, proje yönetimi, mühendislik çözümleri ve enerji portföy yönetimi hizmetleri sunmakta olup proje yönetimi hizmeti verdiği toplam 289 MW’lık projenin,faaliyete geçirilmesini sağlamıştır. ÖZGÜL HOLDİNG’in ana hedeflerinden biri, başta yenilenebilir enerji olmak üzere, geliştirdiği enerji projelerini hayata geçirerek enerji üretmektir. 2015 yılı rüzgar ön lisans başvurularında, hazırladığı toplamda 3760 MW olan 79 proje ile en çok projeye başvuran ve tamamı kabul gören proje geliştirme firması olarak öne çıkmaktadır.Portföyünde tamamı onaylanan ve toplam kapasitesi 466,5 MW’lık 10 proje ile ihaleye girmeyi beklemekte olup, 49,5 MW’lık önlisans almış bir projesi bulunmaktadır.

 

KAYNAK: ENERJİCİ HABER

Genel

Türkiye’nin İlk Temiz Hidrojen İdeathonu’nda Büyük Ödülü ”HydroS” Ekibi Kazandı!

Published

on

By

İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında tüm dünyada bir temiz enerji dönüşümü gerçekleştirilmesi zorunluluk haline geliyor. Temiz Hidrojen ise dünyanın temiz enerji dönüşümünde en önemli araçlarından birisi olarak görülüyor.

Dünya’da yaşanan iklim değişikliği gibi önemli gelişmelere bağlı olarak da gelişmek için yeni bakış açılarına ve fikirlere ihtiyacımız bulunuyor. Geniş kitlelerin fikirlerine ulaşabilmek ve farklı bilgilerin birleşerek yenilikçi fikirlere dönüşmesini sağlayabilmek için, ideathonlar gibi yeni fikir oluşturma araçları ve platformları her geçen gün yaygınlaşıyor.

Bu amaç doğrultusunda; İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) tarafından, Enerji Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (ENSİA) ortaklığıyla uygulanan BEST For Energy Projesi kapsamında bu yıl düzenlenecek olan üç adet ideathon etkinliğinden ilki olan Türkiye’nin ilk Temiz Hidrojen İdeathonu Yaşar Üniversitesi’nde 23-24 Ekim tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirildi.

Temiz Hidrojen İdeathonu Yaşar Üniversitesi BTTO Müdürü Necip ÖZBEY ve İzmir Kalkınma Ajansı YDO Koordinatörü H.İ.Murat ÇELİK’in açılış konuşmaları ile başladı.

Etkinliğin devamında tematik konuşmacı olan Aspilsan Ar-Ge Mühendisi Dr. Can SINDIRAÇ, Shura Enerji Dönüşümü Merkezi Direktör Vekili Hasan AKSOY ve Siemens Gamesa Proje Yöneticisi Mikkel SERUP ‘’Neden Temiz Hidrojen?’’ konusunda  katılımcıları bilgilendirdi.

Gerçekleşen konuşmaların ardından katılımcılar yenilikçi fikirler ve uygulanabilir çözümler üretmek için ekipler halinde çalışırken, sektör firmaları ve akademisyenler de mentorluk desteği ile ekiplere katkı sağladı.

Temiz Hidrojen İdeathonu jüri üyesi olan KOSGEB İzmir İl Müdürü Levent ARSLAN, ENSİA Yönetim Kurulu Başkanı Alper KALAYCI, Yaşar Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölüm Başkanı Dr. Emrah BIYIK, İZKA Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü H.İ. Murat ÇELİK ve Yaşar Üniversitesi BTTO Müdürü Necip ÖZBEY gerçekleştirilen sunumlar sonrası değerlendirmelerini yaptı ve kazanan projeler belli oldu.

Birincilik ödülü olan 10.000 TL’yi HydroS takımı ‘’Hydrogen in a Nutshell’’ projesi ile, ikincilik ödülü olan 5.000 TL’yi Cyclizm takımı ‘’Geleceği İzmir’le Dönüştür’’ projesi ve üçüncülük ödülü olan 2.500 TL’yi Ulujen takımı ‘’Atıktan Değere’’ projesi ile kazandı.

BEST For Enerji Projesi kapsamında İzmir’de düzenlenen ideathon etkinlikleri serisi 20-21 Kasım 2021 tarihindeki BEST For Wind ve 4-5 Aralık 2021 tarihindeki BEST For City İdeathonları ile devam edecek.

 

 

 

Continue Reading

Genel

Paris İklim Anlaşması yürürlüğe girdi: Enerjide yeni dönem

Published

on

By

Paris İklim Anlaşması’na ilişkin kanun teklifi 6 Ekim’de Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Anlaşma, Resmi Gazete’de de “22 Nisan 2016 tarihinde imzalanan Paris Anlaşması’nın beyan ile birlikte onaylanması uygun bulunmuştur” ifadeleriyle yayımlanarak yürürlüğe girmiş oldu.

WWF, Greenpeace, TEMA Vakfı’nın da aralarında bulunduğu 15 kurum, konuyla ilgili ortak açıklama yayınladı.

İklim değişikliği konusunda çalışan imzacı kurumlar, Türkiye’nin Anlaşmaya  taraf olmasının olumlu bir adım olduğunu belirtiyor ve 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefinin benimsenmesiyle Türkiye’nin iklim politikasında yeni bir dönem başladığını vurguluyor.

Türkiye, dünyada en fazla sera gazı emisyonuna neden olan ülkeler arasında 16. sırada ve kişi başı emisyonları her gün artıyor. Sera gazı emisyonlarının azaltımı için öncelikle, Türkiye’nin 2053 yılına kadarki süreci kapsayacak kısa vadeli iklim hedefleri belirlemesi gerekiyor.  Paris Anlaşması’nın 1,5 derece hedefiyle uyumlu bir politika geliştirebilmek için, halihazırda sera gazı emisyonlarında artıştan azaltımı öngören Ulusal Katkı Beyanı’nı diğer ülkeler gibi gözden geçirmesi ve daha iddialı emisyon azaltım hedefleri sunması bekleniyor. 

Türkiye’nin yeni iklim politikası doğrultusunda sera gazı emisyonlarının azaltımı için yeni eylem planlarının hazırlanacak sektörler arasında, iklim değişikliğine en büyük etkiye neden olan enerji sektörü başta geliyor. Türkiye’nin fosil yakıtlardan aşamalı olarak çıkması, mevcut fosil yakıt destek ve teşviklerini sonlandırması ve tüm kamu kaynaklarını güneş ve rüzgar başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarına, bunun için gerekli altyapı çalışmalarına ve tüm kesimleri kapsayacak adil dönüşüm planlarına ayırması öncelikli konular olarak ortaya çıkıyor.

Hükümetin yeni iklim politikası dahilinde ilk adım olarak yeni kömür santrali yapılamayacağını taahhüt etmesi önem kazanıyor. 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmak için yeni kömür yatırımlarının yapılmaması gibi bazı önemli kilometre taşlarının bugün belirlenmesi gerekiyor. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye’nin,  geçtiğimiz hafta yeni kömürlü santrallerinin inşaatını durdurmayı amaçlayan “Yeni Kömür Santrali Yok Sözleşmesi” gibi girişimlerin izinde “yeni kömür yok” hedefini mutlaka taahhüt etmesi gerekiyor. 

Türkiye’nin aynı zamanda kömürden aşamalı çıkış için de bir hedef yıl belirlemesi önem taşıyor. Mevcut kömürlü termik santrallerin, yenilenebilir kaynaklarla ikame edilerek aşamalı olarak emekliye ayrılması, 2053 net sıfır hedefinin gerçekleştirilmesi için olmazsa olmaz. Bugün itibariyle, Avrupa’da 19 ülke kömürden tamamen çıktı ya da tamamen çıkma taahhüdünü duyurdu. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye, kömürden çıkışı planlayarak, bu konuda lider ülkeler arasına girebilir. 

Fosil yakıtlardan uzaklaşmanın yanı sıra iklim değişikliğiyle mücadele için atılacak her adım, istihdam, temiz hava, teknolojik gelişim gibi faydaları da beraberinde getiriyor.  Bilimsel araştırmalar, Türkiye’nin aktif bir iklim politikası yürütmesi halinde milli gelirinin %7 artacağını gösteriyor.”

Continue Reading

Genel

Enerji santallerinde öngörülü güvenlik

Published

on

By

Enerji ihtiyacının yerli kaynaklarla karşılanarak dışa bağımlılığın azaltılması, enerji kaynakların çeşitlendirilerek sürdürülebilir enerji kullanımının sağlanması ve enerji tüketimi neticesinde çevreye verilen zararların en aza indirilmesi açılarından yenilenebilir enerji oldukça önemli bir değere sahiptir.2020 Yılında yaşanan pandemi dönemi de bu önemi ayrı bir pencereden bizlere bir kez daha göstermiştir. Ülkelerin ihtiyaçlarını yerli kaynaklardan karşılaması pandemi gibi zorlu dönemlerde de yaşanabilecek çeşitli krizleri engellemektedir. 

Şu anda dünya genelinde fosil yakıtlardan enerji üretimi ağırlıkta olsa da gelişen trend yenilenebilir enerji üzerinedir. Birçok ülke enerji üretim alanındaki stratejilerini bu doğrultuda belirlemekte, üretilen enerjinin daha verimli kullanılabilmesi adına yeni teknolojiler üzerine çalışmalar yapmaktadır. Enerji alanında dünyada gelişen bu trende Türkiye’de ayak uydurmakta, hatta özellikle güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi alanında önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Ülkemiz bulunduğu coğrafi konum ve jeopolitik yapısı sebebi ile özellikle yenilenebilir enerji alanında oldukça önemli bir potansiyele sahip durumdadır. Birçok ülkeye göre özellikle güneş ve rüzgar açısından çok daha avantajlı bir potansiyele sahip olduğu bilinen ülkemizin EPDK verilerine göre 2020 sonu itibariyle rüzgar enerjisi santrali kurulu gücü yaklaşık 9.000 MW, güneş enerjisi kurulu gücü de yaklaşık 6.600 MW civarındadır. Diğer yenilenebilir enerji kaynakları olan hidroelektrik enerji santralleri yaklaşık 30.000 MW, jeotermal enerji santralleri yaklaşık 1.500 MW kurulu güce sahiptir. Bu veriler göstermektedir ki toplam kurulu gücümüzün yaklaşık %47’si yenilenebilir enerji kaynaklarından,  %15’inin de geleceğin enerjisi olarak nitelendirilen rüzgar ve güneş kaynağına dayalı olduğunu göstermektedir. Uzmanlar tarafından tahmini hesaplanan yenilenebilir enerji  potansiyele göre daha oldukça yüksek bir potansiyelimiz olduğu bilinmekte ve bu doğrultuda da yeni projelerin işletmeye geçmesi ile birlikte her geçen gün kurulu gücümüz de artmaktadır. 

Artan bu enerji yatırımlarının, inşaat ve montaj süreçlerinin güvenle tamamlanarak işletmeye geçmesi, işletmeye geçtikten sonrada güvenle enerji üretmesi elbette ki oldukça önem arz etmektedir. Bu alanda yatırım yapan şirketlerin güvenlik açısından yaşayacağı bir problem, iş planlarını sekteye uğratabildiği gibi finansal açıdan dengesizliklere de yol açabilmekte ve mental açıdan yorgunluk yaratabilmektedir. Bir enerji üretim santralinin inşaat aşamasına geçebilmesi için uzun ve zorlu bir izin sürecinin tamamlanması, sonrasında da önemli yatırım bütçeleri ayrılması gerekmektedir. Bu denli zorlu ve maliyetli süreçlerden geçen bir enerji yatırımının güvenlik açısından problemler yaşaması istenebilecek en son şeylerdendir. Bilindiği üzere enerji üretim santrallerinin gerek şantiye dönemleri gerekse işletme dönemleri çeşitli riskler barındırmakta, bu risklerin ortaya çıkmaması içinde hassasiyetle önlemlerin alınması gerekmektedir. Özellikle şantiye/montaj halindeki projelerin çoğunluğu zorlu lokasyon ve coğrafi koşullarda yer almakta ve geniş bir alana yayılmaktadır. Bu tarz projelerde değerli malzeme yoğunluğunun yüksek olması, kaybolması halinde proje iş planını sekteye uğratabilecek ekipmanların varlığı, çok yönlü İSG unsurları ve sosyal etkileri güvenlik risklerini arttırmaktadır. Ortaya çıkan bu yüksek güvenlik risklerinin engellenebilmesi için çok iyi politikalar belirlenmesi, üzerinde hassasiyetle durulması ve doğru yönetilmesi değerlidir.

Enerji sektöründe ön planda olan başlıklardan birisi de güvenliktir ve burada stratejik bir öneme ve değere sahip olan enerji projelerinin güvenliği için, deneyim, bilgi birikimlerimi ve segmente özel derinleşmiş tecrübe devreye girer. 

Derin sektör tecrübesi ile hangi proje türünde hangi aşamada, hangi lokasyonlarda nasıl risklerle karşılaşabileceğimizi önceden öngörebilmesi,  projede daha göreve başlamadan önce tespit edilen bu risklerin ortaya çıkmaması içinde önem arz eder. Güvenlik teknolojileri, uzaktan izleme çözümleri gibi farklı hizmet karmaları eşliğinde entegre güvenlik çözümleri ile optimum fayda sağlanır.  Enerji yatırımcılarına ayrıca enerji tesislerinde ihtiyaç duyulan en doğru güvenlik teknolojisini, güçlü yapımız sayesinde yıllara yayılabilen finansal modellemeler eşliğinde yapılabilmektedir. Bu teknoloji yatırımlarını yaparken işletme maliyetlerinde de tasarruf yaratıldığından  tesisler ileri güvenlik teknolojilerine de sahip olabilmektedir.

Örneğin, işletmeye geçmiş olan Rüzgar Enerji Santrallerinin güvenliği;  genelde geniş bir alana yayılmış olan rüzgar türbinlerinin standart kamera sistemi ile izlenmesi ve sürekli devriyeler atılması ile sağlanmaktadır. Benzer durum Güneş Enerjisi Santralleri için de geçerlidir. Geniş bir alanda kurulan santrale ait çevre hattı standart kamera sistemleri ile 7/24 izlenmekte, devriye eşliğinde çeşitli kontroller yapılmaktadır. Bir Rüzgar Enerji Santralinde tüm rüzgar türbinlerine, bir Güneş Enerji Santralinde de çevre hattına kurulan akıllı video analiz özelliğine sahip kamera sistemleri, hoparlörler ve Securitas Uzaktan İzleme Merkezinin entegrasyonu sayesinde 7/24 sürekli izlemeye gerek kalmadan, türbin pad alanlarının, çevre hattının güvenliğini çok daha etkin şekilde sağlanabilmektedir. Bu kurguda, türbin alanlarına veya çevre hattına yapılacak herhangi bir müdahalede akıllı video analizli kameralar görüntüyü Securitas Uzaktan İzleme Merkezi ile paylaşmakta, operatörler tarafından video doğrulama yapılmakta ve gerekiyorsa anlık olarak görerek sesli anons ile caydırıcılık sağlanmaktadır. Ardından ihtiyaca göre de güvenlik görevlileri ilgili noktaya yönlendirilmektedir. İşletmedeki RES’lere ve GES’lere özgü bu yenilikçi, öngörülebilir ve önleyici güvenlik tasarımı sayesinde işletme maliyetlerinden ciddi oranda avantaj sağlanmakta, sürekli devriyeye gerek kalmadığı için de İSG riskleri de engellenmektedir.

Continue Reading
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com