Connect with us

Genel

Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

Yayın tarihi:

-

Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

Çevre ve Şehircilik Bakanlığından:

 

MADDE 1 – 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“c) Çevresel Etki Değerlendirmesi kapsamına giren projelerin başvuru, inşaat öncesi, inşaat, işletme ve işletme sonrası izlenmesi ve denetlenmesini,”

 

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b), (i) ve (p) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“b) Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu, Proje Tanıtım Dosyası hazırlamak ve sunmak için gerekli şartları taşıyan kurum/kuruluşları,”

 

“i) Çevresel etki değerlendirmesi süreci: Gerçekleştirilmesi planlanan projenin çevresel etki değerlendirmesinin yapılması için; başvuru, inşaat öncesi, inşaat, işletme ve işletme sonrası çalışmaları kapsayan süreci,”

 

“p) İzleme ve kontrol: Gerçekleştirilmesi planlanan projeye dair “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı alındıktan sonra, inşaat öncesi, inşaat, işletme ve işletme sonrası dönemine ilişkin kararın verilmesine esas teşkil eden şartlar doğrultusunda yürütülmesinin sağlanması için yapılan çalışmaların bütününü,”

 

MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“(3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez.”

 

MADDE 4 – Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“(2) Komisyon tarafından belirlenen Özel Format, Bakanlık tarafından belirlenen Özel Format Bedelinin bu maddede belirlenen süre içerisinde ödenmesi mukabilinde verilir. Halkın Katılımı Toplantısı/Toplantılarının tamamlanmasından itibaren Format Bedeli, bir (1) ay içerisinde yatırılmaz ise ÇED süreci sonlandırılır.”

 

“(4) Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar Özel Formatın veriliş tarihinden itibaren on iki (12) ay içinde ÇED Raporunu Bakanlığa sunmakla yükümlüdür. Talep edilmesi durumunda altı (6) ay ek süre verilir. Bu süre içinde ÇED Raporu sunulmaz ise ÇED süreci sonlandırılır.”

 

MADDE 5 – Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“(1) Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar tarafından hazırlanan ÇED Raporu Bakanlığa sunulur. ÇED Raporunun Özel Formatına uygunluğu ve belirlenen çalışma grubunda yer alması gereken meslek uzmanlarınca hazırlanıp hazırlanmadığı hakkındaki inceleme Bakanlık tarafından beş (5) iş günü içinde sonuçlandırılır. ÇED Raporunun Özel Formatına uygun olmadığı ve/veya belirlenen çalışma grubunca hazırlanmadığının anlaşılması halinde, bu hususların yerine getirilmesi için ÇED Raporu iade edilir. İade edilen ÇED raporunun iade tarihinden itibaren bir (1) ay içinde Bakanlığa sunulmaması veya yapılan düzeltmenin yeterli görülmediği durumda ÇED süreci sonlandırılır.”

 

MADDE 6 – Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesinin ikinci, altıncı ve dokuzuncu fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“(2) Komisyon, yazılı görüş vermiş olan inceleme, değerlendirme komisyonu üyeleri dahil salt çoğunluk ile toplanır. Komisyon üyeleri, temsil ettikleri merkezi ve yerel kurum/kuruluşları ilgilendiren konulardaki yetki, görev ve sorumlulukları çerçevesinde görevlendirilirler, kurum/kuruluşları adına görüş bildirirler. Komisyon başkanı, üyelerden görüşlerini yazılı olarak vermelerini isteyebilir. Yazılı görüş veren kurum temsilcilerinin sonraki toplantılara katılmamaya ilişkin istemleri Komisyon başkanınca değerlendirilir. İnceleme değerlendirme toplantısı sonrasında otuz (30) takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen komisyon üyesi kurum/kuruluşun görüşü olumlu kabul edilir.”

 

“(6) ÇED Raporunda önemli eksiklik ve yanlışların görülmesi durumunda Komisyon, bunların giderilmesini Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan veya ilgili kurumlardan ister. Bu durumda, inceleme değerlendirme süreci durdurulur. Eksiklikler tamamlanmadan veya gerekli düzeltmeler yapılmadan Komisyon çalışmalarına devam edilmez. Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar süreci durdurulan projelerde oniki (12) ay içerisinde eksiklikleri tamamlamak veya gerekli düzeltmeleri yapmakla yükümlüdür. Gerekçeleri belirtilerek talep edilmesi durumunda en fazla altı (6) ay ek süre verilir. Bu süreler içinde ÇED Raporu sunulmaz ise ÇED süreci sonlandırılır.”

 

“(9) Komisyon tarafından, inceleme değerlendirme toplantıları sırasında;

 

a) ÇED Raporu ve eklerinin yeterli ve uygun olup olmadığına,

 

b) Yapılan incelemelerin, hesaplamaların ve değerlendirmelerin yeterli düzeyde veri, bilgi ve belgeye dayandırılıp dayandırılmadığına,

 

c) Projenin çevreye olabilecek etkilerinin kapsamlı bir şekilde incelenip incelenmediğine,

 

ç) Çevreye olabilecek olumsuz etkilerin giderilmesi için gerekli önlemlerin yer alıp almadığına,

 

d) Halkın katılımı toplantısı ve süreç içerisinde gelen görüş ve önerilere çözüm getirilip getirilmediğine,

 

ilişkin inceleme ve değerlendirmeler yapılır.”

 

MADDE 7 – Aynı Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“(1) Komisyon tarafından incelenerek son şekli verilen ÇED Raporu, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar tarafından inceleme değerlendirme toplantılarının sona erdirilmesinden sonraki on (10) takvim günü içinde Bakanlığa sunulur. Sunulan raporda eksiklik tespit edilmesi durumunda rapor iade edilir, iade edilen rapordaki eksikliklerin doksan (90) takvim günü içerisinde tamamlanmaması halinde ÇED süreci sonlandırılır.”

 

MADDE 8 – Aynı Yönetmeliğin 17 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“(1) Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını Ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir. Bakanlık inceleme değerlendirme sürecinde gerekli görülmesi halinde yetkili kurum/kuruluşlardan görüş isteyebilir. Otuz (30) takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen kurum/kuruluşun görüşü olumlu kabul edilir.”

 

MADDE 9 – Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“Kapasite artışları

 

MADDE 20 – (1) Kapasite artışları; “ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararı bulunan ve eşik değeri olan projelerde yapılacak kapasite artışı ve/veya genişletilmesinin planlanması durumunda:

 

a) “ÇED Olumlu” kararı bulunan projelerde;

 

1) Planlanan artış veya artışlar toplamı Ek-2 listesinde yer alan eşik değer ve üzerinde ise, 16 ncı madde kapsamında başvuru yapılması,

 

2) Planlanan artış veya artışlar toplamı Ek-1 listesinde yer alan eşik değer ve üzerinde ise, 8 inci madde kapsamında başvuru yapılması,

 

gerekmektedir.

 

b) “ÇED Gerekli Değildir” kararı bulunan projelerde planlanan artış veya artışlar toplamı Ek-2 listesinde yer alan eşik değer ve üzerinde ise mevcut proje kapasitesi ile toplanması ve bu toplamın;

 

1) Ek-2 listesinde yer alan eşik değer ve üzerinde kalması durumunda 16 ncı madde kapsamında başvuru yapılması,

 

2) Ek-1 listesinde yer alan eşik değer ve üzerinde kalması durumunda 8 inci madde kapsamında başvuru yapılması,

 

gerekmektedir.

 

(2) “ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararı bulunan projelerde kapasite artışı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, planlanan projenin etkileri, mevcut karara esas çevresel etkiler ile birlikte kümülatif olarak değerlendirilir.”

 

MADDE 10 – Aynı Yönetmeliğin 25 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“(1) Bu Yönetmeliğe tabi birden fazla projeyi kapsayan entegre bir projenin planlanması halinde, Bakanlıkça entegre proje için tek bir ÇED Başvuru Dosyası/Proje Tanıtım Dosyası hazırlanması istenir.”

 

MADDE 11 – Aynı Yönetmeliğin 27 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“(1) ÇED Sürecine ilişkin iş ve işlemler, Çevrimiçi ÇED Süreci Yönetim Sisteminden (e-ÇED) yürütülür. Çevrimiçi ÇED Süreci Yönetim Sisteminin yürütülmesine ilişkin iş ve işlemler Bakanlık tarafından belirlenir ve Bakanlığın internet sayfasında ilan edilir.”

 

MADDE 12 – Aynı Yönetmeliğin 27/A ve 27/B maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

 

MADDE 13 – Aynı Yönetmeliğin Ek-1 listesinin; 13 üncü maddesi, 27 nci maddesinin (a) bendi, 43 üncü maddesi ve 45 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“13- Boru ile içme suyu taşımaları dışında kalan, akarsu havzaları arasında 10 milyon m3/yıl ve üzeri su aktarma projeleri.”

 

“a) Ruhsat alanı büyüklüğüne bakılmaksızın 25 hektar ve üzeri çalışma alanında (Kazı ve döküm alanı toplamı olarak) açık işletmeler,”

 

“43- Türbin sayısı 20 adet ve üzerinde veya kurulu gücü 50 MWm ve üzerinde olan rüzgar enerji santralleri”

 

“45- Proje alanı 20 hektar ve üzerinde veya kurulu gücü 10 MWe ve üzerinde olan güneş enerji santralleri”

 

MADDE 14 – Aynı Yönetmeliğin Ek-2 listesinin; 2 nci maddesinin (ç) bendi, 9 uncu maddesi, 33 üncü maddesi, 39 uncu maddesi, 42 nci maddesi, 45 inci maddesi, 47 nci maddesi ve 49 uncu maddesinin (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“ç) Tehlikeli, tehlikesiz ve/veya özel işleme tabi atıkların fiziksel yöntemlerle geri kazanıldığı tesisler, (Ömrünü tamamlamış lastiklerin, kabloların kırma ve parçalama işlemleri, tehlikesiz atık niteliğinde olan metal, kağıt, plastik atıkları toplama, ayırma, kesme, parçalama, öğütme ve granül elde etme işlemleri ile solar kurutma işlemleri hariç)”

 

“9- Tank/havuz hacminin 5 m³ ve üzeri olduğu, elektrolitik veya kimyasal bir proses kullanılarak metal veya plastik maddelerin yüzeylerinin metalle kaplandığı tesisler ve/veya yüzey temizleme işleminin yapıldığı tesisler,”

 

“33- Toplu konut projeleri (200 konut ve üzeri)”

 

“39- Alışveriş merkezleri (10.000 m2 ve üzeri kapalı inşaat alanı)”

 

“42- Türbin sayısı 5 adet ve üzerinde veya kurulu gücü 10 MWm ve üzerinde 50 MWm altında olan rüzgar enerji santralleri”

 

“45- Proje alanı 2 hektar ve üzerinde veya kurulu gücü 1 MWe ve üzerinde olan güneş enerji santralleri (çatı ve cephe sistemleri hariç)”

 

“47- 300.000m3/yıl ve üzerinde, yeraltından su çıkarma veya suyu yeraltında depolama projeleri,”

 

“a) Ruhsat alanı büyüklüğüne bakılmaksızın 25 hektara kadar çalışma alanında (kazı ve döküm alanı toplamı olarak) açık işletme yöntemi ile madenlerin çıkarılması,”

 

MADDE 15 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

 

MADDE 16 – Bu Yönetmelik hükümlerini Çevre ve Şehircilik Bakanı yürütür.

 

Devamını oku
Reklam
Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Türkiye’nin İlk Temiz Hidrojen İdeathonu’nda Büyük Ödülü ”HydroS” Ekibi Kazandı!

Yayın tarihi:

-

Yazar

İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında tüm dünyada bir temiz enerji dönüşümü gerçekleştirilmesi zorunluluk haline geliyor. Temiz Hidrojen ise dünyanın temiz enerji dönüşümünde en önemli araçlarından birisi olarak görülüyor.

Dünya’da yaşanan iklim değişikliği gibi önemli gelişmelere bağlı olarak da gelişmek için yeni bakış açılarına ve fikirlere ihtiyacımız bulunuyor. Geniş kitlelerin fikirlerine ulaşabilmek ve farklı bilgilerin birleşerek yenilikçi fikirlere dönüşmesini sağlayabilmek için, ideathonlar gibi yeni fikir oluşturma araçları ve platformları her geçen gün yaygınlaşıyor.

Bu amaç doğrultusunda; İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) tarafından, Enerji Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (ENSİA) ortaklığıyla uygulanan BEST For Energy Projesi kapsamında bu yıl düzenlenecek olan üç adet ideathon etkinliğinden ilki olan Türkiye’nin ilk Temiz Hidrojen İdeathonu Yaşar Üniversitesi’nde 23-24 Ekim tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirildi.

Temiz Hidrojen İdeathonu Yaşar Üniversitesi BTTO Müdürü Necip ÖZBEY ve İzmir Kalkınma Ajansı YDO Koordinatörü H.İ.Murat ÇELİK’in açılış konuşmaları ile başladı.

Etkinliğin devamında tematik konuşmacı olan Aspilsan Ar-Ge Mühendisi Dr. Can SINDIRAÇ, Shura Enerji Dönüşümü Merkezi Direktör Vekili Hasan AKSOY ve Siemens Gamesa Proje Yöneticisi Mikkel SERUP ‘’Neden Temiz Hidrojen?’’ konusunda  katılımcıları bilgilendirdi.

Gerçekleşen konuşmaların ardından katılımcılar yenilikçi fikirler ve uygulanabilir çözümler üretmek için ekipler halinde çalışırken, sektör firmaları ve akademisyenler de mentorluk desteği ile ekiplere katkı sağladı.

Temiz Hidrojen İdeathonu jüri üyesi olan KOSGEB İzmir İl Müdürü Levent ARSLAN, ENSİA Yönetim Kurulu Başkanı Alper KALAYCI, Yaşar Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölüm Başkanı Dr. Emrah BIYIK, İZKA Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü H.İ. Murat ÇELİK ve Yaşar Üniversitesi BTTO Müdürü Necip ÖZBEY gerçekleştirilen sunumlar sonrası değerlendirmelerini yaptı ve kazanan projeler belli oldu.

Birincilik ödülü olan 10.000 TL’yi HydroS takımı ‘’Hydrogen in a Nutshell’’ projesi ile, ikincilik ödülü olan 5.000 TL’yi Cyclizm takımı ‘’Geleceği İzmir’le Dönüştür’’ projesi ve üçüncülük ödülü olan 2.500 TL’yi Ulujen takımı ‘’Atıktan Değere’’ projesi ile kazandı.

BEST For Enerji Projesi kapsamında İzmir’de düzenlenen ideathon etkinlikleri serisi 20-21 Kasım 2021 tarihindeki BEST For Wind ve 4-5 Aralık 2021 tarihindeki BEST For City İdeathonları ile devam edecek.

 

 

 

Devamını oku

Genel

Paris İklim Anlaşması yürürlüğe girdi: Enerjide yeni dönem

Yayın tarihi:

-

Yazar

Paris İklim Anlaşması’na ilişkin kanun teklifi 6 Ekim’de Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Anlaşma, Resmi Gazete’de de “22 Nisan 2016 tarihinde imzalanan Paris Anlaşması’nın beyan ile birlikte onaylanması uygun bulunmuştur” ifadeleriyle yayımlanarak yürürlüğe girmiş oldu.

WWF, Greenpeace, TEMA Vakfı’nın da aralarında bulunduğu 15 kurum, konuyla ilgili ortak açıklama yayınladı.

İklim değişikliği konusunda çalışan imzacı kurumlar, Türkiye’nin Anlaşmaya  taraf olmasının olumlu bir adım olduğunu belirtiyor ve 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefinin benimsenmesiyle Türkiye’nin iklim politikasında yeni bir dönem başladığını vurguluyor.

Türkiye, dünyada en fazla sera gazı emisyonuna neden olan ülkeler arasında 16. sırada ve kişi başı emisyonları her gün artıyor. Sera gazı emisyonlarının azaltımı için öncelikle, Türkiye’nin 2053 yılına kadarki süreci kapsayacak kısa vadeli iklim hedefleri belirlemesi gerekiyor.  Paris Anlaşması’nın 1,5 derece hedefiyle uyumlu bir politika geliştirebilmek için, halihazırda sera gazı emisyonlarında artıştan azaltımı öngören Ulusal Katkı Beyanı’nı diğer ülkeler gibi gözden geçirmesi ve daha iddialı emisyon azaltım hedefleri sunması bekleniyor. 

Türkiye’nin yeni iklim politikası doğrultusunda sera gazı emisyonlarının azaltımı için yeni eylem planlarının hazırlanacak sektörler arasında, iklim değişikliğine en büyük etkiye neden olan enerji sektörü başta geliyor. Türkiye’nin fosil yakıtlardan aşamalı olarak çıkması, mevcut fosil yakıt destek ve teşviklerini sonlandırması ve tüm kamu kaynaklarını güneş ve rüzgar başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarına, bunun için gerekli altyapı çalışmalarına ve tüm kesimleri kapsayacak adil dönüşüm planlarına ayırması öncelikli konular olarak ortaya çıkıyor.

Hükümetin yeni iklim politikası dahilinde ilk adım olarak yeni kömür santrali yapılamayacağını taahhüt etmesi önem kazanıyor. 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmak için yeni kömür yatırımlarının yapılmaması gibi bazı önemli kilometre taşlarının bugün belirlenmesi gerekiyor. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye’nin,  geçtiğimiz hafta yeni kömürlü santrallerinin inşaatını durdurmayı amaçlayan “Yeni Kömür Santrali Yok Sözleşmesi” gibi girişimlerin izinde “yeni kömür yok” hedefini mutlaka taahhüt etmesi gerekiyor. 

Türkiye’nin aynı zamanda kömürden aşamalı çıkış için de bir hedef yıl belirlemesi önem taşıyor. Mevcut kömürlü termik santrallerin, yenilenebilir kaynaklarla ikame edilerek aşamalı olarak emekliye ayrılması, 2053 net sıfır hedefinin gerçekleştirilmesi için olmazsa olmaz. Bugün itibariyle, Avrupa’da 19 ülke kömürden tamamen çıktı ya da tamamen çıkma taahhüdünü duyurdu. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye, kömürden çıkışı planlayarak, bu konuda lider ülkeler arasına girebilir. 

Fosil yakıtlardan uzaklaşmanın yanı sıra iklim değişikliğiyle mücadele için atılacak her adım, istihdam, temiz hava, teknolojik gelişim gibi faydaları da beraberinde getiriyor.  Bilimsel araştırmalar, Türkiye’nin aktif bir iklim politikası yürütmesi halinde milli gelirinin %7 artacağını gösteriyor.”

Devamını oku

Genel

Enerji santallerinde öngörülü güvenlik

Yayın tarihi:

-

Yazar

Enerji ihtiyacının yerli kaynaklarla karşılanarak dışa bağımlılığın azaltılması, enerji kaynakların çeşitlendirilerek sürdürülebilir enerji kullanımının sağlanması ve enerji tüketimi neticesinde çevreye verilen zararların en aza indirilmesi açılarından yenilenebilir enerji oldukça önemli bir değere sahiptir.2020 Yılında yaşanan pandemi dönemi de bu önemi ayrı bir pencereden bizlere bir kez daha göstermiştir. Ülkelerin ihtiyaçlarını yerli kaynaklardan karşılaması pandemi gibi zorlu dönemlerde de yaşanabilecek çeşitli krizleri engellemektedir. 

Şu anda dünya genelinde fosil yakıtlardan enerji üretimi ağırlıkta olsa da gelişen trend yenilenebilir enerji üzerinedir. Birçok ülke enerji üretim alanındaki stratejilerini bu doğrultuda belirlemekte, üretilen enerjinin daha verimli kullanılabilmesi adına yeni teknolojiler üzerine çalışmalar yapmaktadır. Enerji alanında dünyada gelişen bu trende Türkiye’de ayak uydurmakta, hatta özellikle güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi alanında önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Ülkemiz bulunduğu coğrafi konum ve jeopolitik yapısı sebebi ile özellikle yenilenebilir enerji alanında oldukça önemli bir potansiyele sahip durumdadır. Birçok ülkeye göre özellikle güneş ve rüzgar açısından çok daha avantajlı bir potansiyele sahip olduğu bilinen ülkemizin EPDK verilerine göre 2020 sonu itibariyle rüzgar enerjisi santrali kurulu gücü yaklaşık 9.000 MW, güneş enerjisi kurulu gücü de yaklaşık 6.600 MW civarındadır. Diğer yenilenebilir enerji kaynakları olan hidroelektrik enerji santralleri yaklaşık 30.000 MW, jeotermal enerji santralleri yaklaşık 1.500 MW kurulu güce sahiptir. Bu veriler göstermektedir ki toplam kurulu gücümüzün yaklaşık %47’si yenilenebilir enerji kaynaklarından,  %15’inin de geleceğin enerjisi olarak nitelendirilen rüzgar ve güneş kaynağına dayalı olduğunu göstermektedir. Uzmanlar tarafından tahmini hesaplanan yenilenebilir enerji  potansiyele göre daha oldukça yüksek bir potansiyelimiz olduğu bilinmekte ve bu doğrultuda da yeni projelerin işletmeye geçmesi ile birlikte her geçen gün kurulu gücümüz de artmaktadır. 

Artan bu enerji yatırımlarının, inşaat ve montaj süreçlerinin güvenle tamamlanarak işletmeye geçmesi, işletmeye geçtikten sonrada güvenle enerji üretmesi elbette ki oldukça önem arz etmektedir. Bu alanda yatırım yapan şirketlerin güvenlik açısından yaşayacağı bir problem, iş planlarını sekteye uğratabildiği gibi finansal açıdan dengesizliklere de yol açabilmekte ve mental açıdan yorgunluk yaratabilmektedir. Bir enerji üretim santralinin inşaat aşamasına geçebilmesi için uzun ve zorlu bir izin sürecinin tamamlanması, sonrasında da önemli yatırım bütçeleri ayrılması gerekmektedir. Bu denli zorlu ve maliyetli süreçlerden geçen bir enerji yatırımının güvenlik açısından problemler yaşaması istenebilecek en son şeylerdendir. Bilindiği üzere enerji üretim santrallerinin gerek şantiye dönemleri gerekse işletme dönemleri çeşitli riskler barındırmakta, bu risklerin ortaya çıkmaması içinde hassasiyetle önlemlerin alınması gerekmektedir. Özellikle şantiye/montaj halindeki projelerin çoğunluğu zorlu lokasyon ve coğrafi koşullarda yer almakta ve geniş bir alana yayılmaktadır. Bu tarz projelerde değerli malzeme yoğunluğunun yüksek olması, kaybolması halinde proje iş planını sekteye uğratabilecek ekipmanların varlığı, çok yönlü İSG unsurları ve sosyal etkileri güvenlik risklerini arttırmaktadır. Ortaya çıkan bu yüksek güvenlik risklerinin engellenebilmesi için çok iyi politikalar belirlenmesi, üzerinde hassasiyetle durulması ve doğru yönetilmesi değerlidir.

Enerji sektöründe ön planda olan başlıklardan birisi de güvenliktir ve burada stratejik bir öneme ve değere sahip olan enerji projelerinin güvenliği için, deneyim, bilgi birikimlerimi ve segmente özel derinleşmiş tecrübe devreye girer. 

Derin sektör tecrübesi ile hangi proje türünde hangi aşamada, hangi lokasyonlarda nasıl risklerle karşılaşabileceğimizi önceden öngörebilmesi,  projede daha göreve başlamadan önce tespit edilen bu risklerin ortaya çıkmaması içinde önem arz eder. Güvenlik teknolojileri, uzaktan izleme çözümleri gibi farklı hizmet karmaları eşliğinde entegre güvenlik çözümleri ile optimum fayda sağlanır.  Enerji yatırımcılarına ayrıca enerji tesislerinde ihtiyaç duyulan en doğru güvenlik teknolojisini, güçlü yapımız sayesinde yıllara yayılabilen finansal modellemeler eşliğinde yapılabilmektedir. Bu teknoloji yatırımlarını yaparken işletme maliyetlerinde de tasarruf yaratıldığından  tesisler ileri güvenlik teknolojilerine de sahip olabilmektedir.

Örneğin, işletmeye geçmiş olan Rüzgar Enerji Santrallerinin güvenliği;  genelde geniş bir alana yayılmış olan rüzgar türbinlerinin standart kamera sistemi ile izlenmesi ve sürekli devriyeler atılması ile sağlanmaktadır. Benzer durum Güneş Enerjisi Santralleri için de geçerlidir. Geniş bir alanda kurulan santrale ait çevre hattı standart kamera sistemleri ile 7/24 izlenmekte, devriye eşliğinde çeşitli kontroller yapılmaktadır. Bir Rüzgar Enerji Santralinde tüm rüzgar türbinlerine, bir Güneş Enerji Santralinde de çevre hattına kurulan akıllı video analiz özelliğine sahip kamera sistemleri, hoparlörler ve Securitas Uzaktan İzleme Merkezinin entegrasyonu sayesinde 7/24 sürekli izlemeye gerek kalmadan, türbin pad alanlarının, çevre hattının güvenliğini çok daha etkin şekilde sağlanabilmektedir. Bu kurguda, türbin alanlarına veya çevre hattına yapılacak herhangi bir müdahalede akıllı video analizli kameralar görüntüyü Securitas Uzaktan İzleme Merkezi ile paylaşmakta, operatörler tarafından video doğrulama yapılmakta ve gerekiyorsa anlık olarak görerek sesli anons ile caydırıcılık sağlanmaktadır. Ardından ihtiyaca göre de güvenlik görevlileri ilgili noktaya yönlendirilmektedir. İşletmedeki RES’lere ve GES’lere özgü bu yenilikçi, öngörülebilir ve önleyici güvenlik tasarımı sayesinde işletme maliyetlerinden ciddi oranda avantaj sağlanmakta, sürekli devriyeye gerek kalmadığı için de İSG riskleri de engellenmektedir.

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler