Connect with us

Genel

Bağlantı elemanları sektörünün yükselen yıldızı

Published

on

Değerli okurlarımız, bu sayımızda sizler için Kaleliler’in Pazarlama ve Dış Ticaret Müdürü Sn. Demet Mumcu ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Şimdi sizleri bu güzel sohbet ile baş başa bırakıyoruz.

  • Bizlere Kaleliler’den biraz bahseder misiniz?

Kaleliler 1995 Yılında Kazım Kaleli tarafından Ankara’da 5 kişilik bir kadro ile kuruldu.
Kurucumuz Sn. Kazım Kaleli, 33 yıl Baştaş Çimento Fabrikası’nda çalışmış, çimento sektörünün aranılan bir teknisyenidir. Emekli olduktan sonra Kaleliler Firması’nı kurmuş ve deneyimlerini çelik bağlantı elemanları sektöründe değerlendirmektedir.

Halen firmamızın Yönetim Kurulu Başkanı olarak işinin başındadır ve en büyük destekçisi olan Genel Müdürümüz Sn. Gürkan Kaleli ile birlikte firmamızın yönetimindedir.

Kaleliler, sektörde önceleri bağlantı elemanları ve hırdavat satışı ile başladı, daha sonra günümüzde bağlantı elemanları, saplama ve ankraj cıvataları ve yüksek dayanımlı çelik cıvata ve somun üretimi ile şu anda Türkiye’nin en önemli projelerine imza atmaktadır. Bugün 70 kişilik bir ekiple çalışan firmamızda güncel kapasite aylık 500 ton civarına ulaşmıştır ve üretim alanı bu yıl Eylül ayına kadar taşınacağımız Ankara/Kazan‘daki yeni fabrikamızda toplam 9000 m2 kapalı, 5000 m2 açık alan toplam 14000 m2 olacak.

  • Firma hangi hedefler üzerine kuruldu? Öncelikleri nelerdir?

Firma, bağlantı elemanları ve hırdavat konusunda sektörde lider bir tedarikçi olmak, sürekli gelişim ve toplam kalite anlayışı ile ürün ve hizmette sektöründe lider ve güvenilir bir tedarikçi olmak, ihracat yapmak ve istihdam yaratmak hedefleri ile kuruldu. Öncelikleri her zaman müşteri memnuniyeti, sürekli gelişim, sürdürülebilir bir kalite anlayışı, çevreye duyarlı ve temiz üretim ve personel memnuniyetidir.

  • Bizlere ürün ve hizmetleriniz ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Kaleliler, M 24 – M 72 çaplarda değişik kalite ve çelik sınıflarından olmak üzere yüksek dayanımlı çelik cıvatalar ve M 8 – M 220 arası çaplarda saplama ve gijonlar, M 20 – M 72 arası çelik somunlar üretmektedir.

Üretim gamındaki bazı cıvata ve somun normlarından bazı örnekler şöyle özetlenebilir:

EN 14399-3 HR

DIN 933

DIN 934

EN 14399-4 HV

EN ISO 4017

DIN 6915

EN 15048

DIN 960

ASME B18 2.2

DIN 6914

EN ISO 8765

EN ISO 4032

DIN 7991

DIN 961

DIN 928

DIN 912

DIN 261

DIN 935

   DIN 931

DIN 7990

DIN 1587

   EN ISO 4014

DIN 7991

EN ISO 4033

Yüksek dayanımlı çelik cıvatalama takımları konusunda da (EN 14399 ve EN 15048) CE belgesine ve TSE ürün belgelerine de sahiptir.

Üretim gamının yanı sıra NORM CIVATA Ana Bayii olarak da geniş bir ürün yelpazesine ve tatmin edici bir stoka sahip olan firmamız, hızlı ve kaliteli çözümleriyle hemen her türlü bağlantı elemanı ihtiyacına yanıt verebilecek kapasitededir.

Üretim ve kalite kontrol işlemleri makine mühendislerinden oluşan bir ekip tarafından yönetilmektedir. Tüm kalite kontrol işlemleri kendi bünyemizdeki Kalite Kontrol Laboratuvarı’nda yapılmakta ve teslimatlarla birlikte EN 10204 Standardına uygun olarak 3.1 B sertifikaları da temin edilmektedir. Her geçen gün yeni ekipmanlara geliştirmeye devam ettiğimiz laboratuvarımızın yeni fabrikamıza taşınmamızla birlikte 2016 yılı içerisinde TS EN ISO EN 17025 Deney ve Kalibrasyon Laboratuvarlarının Yeterliliği akreditasyon süreci de tamamlanmış olacaktır.

KALİTE BELGELERİ

  • TSE EN ISO 9001:2008

  • TSE EN ISO 14001:2004

  • EN 14399-1:2005 CE BELGESİ

  • EN 15048-1:2007 CE BELGESİ

  • YERLİ İMALAT BELGESİ

  • 14399 VE 15048 STANDARTLARINDA TSE MARKA BELGESİ

Hizmet vermekte olduğumuz başlıca sektörler ise aşağıdaki gibidir;

  • Çelik Konstrüksiyon ve Endüstriyel Tesisler

  • Enerji Santralleri (RES, HES, Termik Santraller )

  • Prefabrik Yapılar

  • İş Makineleri ve Ağır Sanayi Makine Üreticileri

  • Havalimanları, Köprü, Liman, Gar vb. İnşaat Projeleri

  • Petrokimya Tesisleri

  • Basınçlı Kaplar, Vana ve Pompa Üreticileri

  • Uzay Çatı Sistemleri

  • Bağlantı elemanları sektöründe dünyada neredeyiz? Sizce ne tür eksiklerimiz mevcut ve / veya artılarımız neler?

Bağlantı elemanları sektörü Birleşmiş Milletler İstatistik Verilerine göre 2011 yılında bir önceki yıla göre 20% artış göstererek 23,5 Milyar Dolar değerine ulaşmıştır. Dünya Bağlantı elemanları ihracatında ilk sırayı Almanya almakta, bunu Çin ve Tayvan izlemektedir. Ülkemiz ise 25. Sırada yer almaktadır.  İhracat artışında ise ilk sırada 38% artış ile Çin gelmektedir. Türkiye’nin bağlantı elemanları ihracatındaki duruma bakıldığında ise 2011 yılında 27,7% artış göstererek 202 Milyon Dolar seviyesinde olduğu görülmektedir. Ürün bazında bakıldığında ise, 47 Milyon dolar ile birinci sırada “demir ve çelikten diğer başlı cıvatalar” yer aldığı ve onu 22 Milyon dolar ile “altı köşeli, başlı, demir veya çelikten, çekme direnci mm2 de 800N’dan fazla olanların izlediği görülmektedir. En fazla ihracat artışı bu grupta gözlenmiştir. Bu da tam olarak firmamızın üretim gamı olduğundan, önümüzdeki yıllarda bu grupta ülkemizin ihracatının daha da artması beklenmektedir. Firmamızın da gayreti, üretim kapasitesi ve kalitesinin sürekli geliştirilmesi ile birlikte bu pazardaki payını artırmaktır.

Ülkemizdeki en büyük eksiklik kalite bilincinin birçok firmada tam olarak yerleşmemiş olması, sürdürülebilir bir kalite anlayışının benimsenmemiş olmasıdır. Firmamız da bu yöndeki sıkıntıların farkında olduğundan, gerek makine ekipman yenilemesi gerekse sürekli eğitimlerle desteklenen personel kalitesinin yükseltilmesi konusunda sürekli gayret sarf etmekte ve yatırım yapmaktadır.

Bununla birlikte,  iş gücü maliyetinin Avrupa ülkelerine oranla düşük olması, daha esnek çalışma şartlarının ve genç nüfusun fazla olması vb özelliklerimiz Çin’e göre daha kaliteli, Avrupa’ya hitap edebilecek kalitede ve Avrupalı üreticilere göre daha uygun fiyatlı ürün tedarik edebilmemiz ve konumumuz itibariyle çok daha hızlı ve güvenilir sevkiyat yapabiliyor olmamız avantajlarımız arasında sayılabilir.

  • 2016 yılı sizler için nasıl geçiyor? Yakın dönemdeki ve uzun vadeli planlarınız nelerdir?

2016 Yılı firmamız açısından oldukça iyi başlamakla birlikte son zamanlardaki piyasadaki daralma tabi ki bizi de biraz etkiliyor. Firmaların özellikle finansman sıkıntısı yaşadığı bu dönemde bir de Fabrika yatırımı yapmış olmanın verdiği zorluklarımız olsa da büyük oranda tamamladığımız yatırımızın bize verim ve kapasite artışı olarak olumlu etkilerini göreceğimizi düşünüyoruz. Bu nedenle de 2016 yılını tüm zorluklara rağmen hedeflediğimiz gibi %35’lik bir artışla bitireceğimizden eminiz. İhracatımızda da %200 bir artış beklediğimizi belirtmeliyiz.

Yakın dönemdeki hedeflerimiz; kurumsal yapımızı daha da güçlendirmek, yeni makine ekipman yatırımları ile üretim kapasitesini artırmak, daha fazla tanıtım faaliyetleri yapmak ve marka bilinirliğini artırmak.  Orta ve uzun  vadede ise, ulusal pazardaki payımızı en az %25 yapmak,  Avrupa’nın yanı sıra Amerika, Orta Doğu ve Afrika ülkelerine de ihracat yapmak diyebiliriz.

  • Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Kaleliler olarak hizmet verdiğimiz sektörler arasında petrokimya ve enerji tesisleri büyük önem taşımaktadır. Örnek verecek olursak, RES tesislerinden tedarikçi olarak çalıştığımız bazıları aşağıda görülebilir:

  • Adana Osmaniye Bahçe RES 135 MW

  • İzmir Bergama Düzova RES 51,5 MW

  • Çanakkale Çanres 38,5 MW/ 33MWe

  • Balıkesir Ortamandıra RES 14.4 MWm/10 MWe

  • Kırklareli Karadere RES 16 MWm/15MWe

Firmamız rüzgar ve güneş enerji santralleri ekipmanları üretimi konusunda Yerli Üretim Durum Belgesi sahibidir. Ayrıca OSTİM Yenilenebilir Enerji ve Çevre Teknolojileri Kümelenmesi üyesi olan firmamız bu konudaki tüm gelişmeleri yakından takip etmektedir.

Ayrıca Petromkimya tesislerinden, ülkemizin önemli bir projesi olan SOCAR Firması’nın işvereni olduğu ve büyük kısmını Yenigün Dere Ortaklığı’nın gerçekleştirdiği 2015 yılı içerisinde başlamış ve  halen devam etmekte olan İzmir/Aliağa – Petkim – Star Rafine şantiyesi  ankraj cıvataları ve somunlarını ASTM F 1554 GR 36 ve GR 55  ve Gr.105 olarak M 16 ve M 100 aralığında firmamız üretmiştir. Bu tesis için şu ana dek toplam 3000 ton civarında üretim tamamlanmış ve teslim edilmiştir. Ankraj cıvatalarının yanı sıra, somun plaka, pul ve kaynaklı işlemleri de firmamızda tamamlanmıştır.

Halen Avrupa’da bir firmanın Yüksek gerilim hatlarında yaptığı bir projenin tedarikçisi olan firmamız, çevre konusunda duyarlı bu Avrupa ülkesinin yenilemekte olduğu Pylonların, tüm ankraj ve cıvata ve somunlarının da üretimini yapmakta ve ihracatını gerçekleştirmektedir.

Kaleliler olarak, sürekli yatırım yapmakta ve sürekli gelişimi hedeflemekteyiz. Başta kendi personelimiz, sonrasında ise ülkemizin refahı ve gelişimi en büyük arzumuz ve hedefimizdir. Ülkemizin tüm sorunlarının ötesinde çok büyük bir potansiyeli ve gücü olduğuna inancımız tamdır ve bu düşünceyle çok çalışarak elimizden gelen katkıyı sağlamak da başlıca görevimizdir.

Continue Reading
Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Türkiye’nin İlk Temiz Hidrojen İdeathonu’nda Büyük Ödülü ”HydroS” Ekibi Kazandı!

Published

on

By

İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında tüm dünyada bir temiz enerji dönüşümü gerçekleştirilmesi zorunluluk haline geliyor. Temiz Hidrojen ise dünyanın temiz enerji dönüşümünde en önemli araçlarından birisi olarak görülüyor.

Dünya’da yaşanan iklim değişikliği gibi önemli gelişmelere bağlı olarak da gelişmek için yeni bakış açılarına ve fikirlere ihtiyacımız bulunuyor. Geniş kitlelerin fikirlerine ulaşabilmek ve farklı bilgilerin birleşerek yenilikçi fikirlere dönüşmesini sağlayabilmek için, ideathonlar gibi yeni fikir oluşturma araçları ve platformları her geçen gün yaygınlaşıyor.

Bu amaç doğrultusunda; İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) tarafından, Enerji Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (ENSİA) ortaklığıyla uygulanan BEST For Energy Projesi kapsamında bu yıl düzenlenecek olan üç adet ideathon etkinliğinden ilki olan Türkiye’nin ilk Temiz Hidrojen İdeathonu Yaşar Üniversitesi’nde 23-24 Ekim tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirildi.

Temiz Hidrojen İdeathonu Yaşar Üniversitesi BTTO Müdürü Necip ÖZBEY ve İzmir Kalkınma Ajansı YDO Koordinatörü H.İ.Murat ÇELİK’in açılış konuşmaları ile başladı.

Etkinliğin devamında tematik konuşmacı olan Aspilsan Ar-Ge Mühendisi Dr. Can SINDIRAÇ, Shura Enerji Dönüşümü Merkezi Direktör Vekili Hasan AKSOY ve Siemens Gamesa Proje Yöneticisi Mikkel SERUP ‘’Neden Temiz Hidrojen?’’ konusunda  katılımcıları bilgilendirdi.

Gerçekleşen konuşmaların ardından katılımcılar yenilikçi fikirler ve uygulanabilir çözümler üretmek için ekipler halinde çalışırken, sektör firmaları ve akademisyenler de mentorluk desteği ile ekiplere katkı sağladı.

Temiz Hidrojen İdeathonu jüri üyesi olan KOSGEB İzmir İl Müdürü Levent ARSLAN, ENSİA Yönetim Kurulu Başkanı Alper KALAYCI, Yaşar Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölüm Başkanı Dr. Emrah BIYIK, İZKA Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü H.İ. Murat ÇELİK ve Yaşar Üniversitesi BTTO Müdürü Necip ÖZBEY gerçekleştirilen sunumlar sonrası değerlendirmelerini yaptı ve kazanan projeler belli oldu.

Birincilik ödülü olan 10.000 TL’yi HydroS takımı ‘’Hydrogen in a Nutshell’’ projesi ile, ikincilik ödülü olan 5.000 TL’yi Cyclizm takımı ‘’Geleceği İzmir’le Dönüştür’’ projesi ve üçüncülük ödülü olan 2.500 TL’yi Ulujen takımı ‘’Atıktan Değere’’ projesi ile kazandı.

BEST For Enerji Projesi kapsamında İzmir’de düzenlenen ideathon etkinlikleri serisi 20-21 Kasım 2021 tarihindeki BEST For Wind ve 4-5 Aralık 2021 tarihindeki BEST For City İdeathonları ile devam edecek.

 

 

 

Continue Reading

Genel

Paris İklim Anlaşması yürürlüğe girdi: Enerjide yeni dönem

Published

on

By

Paris İklim Anlaşması’na ilişkin kanun teklifi 6 Ekim’de Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Anlaşma, Resmi Gazete’de de “22 Nisan 2016 tarihinde imzalanan Paris Anlaşması’nın beyan ile birlikte onaylanması uygun bulunmuştur” ifadeleriyle yayımlanarak yürürlüğe girmiş oldu.

WWF, Greenpeace, TEMA Vakfı’nın da aralarında bulunduğu 15 kurum, konuyla ilgili ortak açıklama yayınladı.

İklim değişikliği konusunda çalışan imzacı kurumlar, Türkiye’nin Anlaşmaya  taraf olmasının olumlu bir adım olduğunu belirtiyor ve 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefinin benimsenmesiyle Türkiye’nin iklim politikasında yeni bir dönem başladığını vurguluyor.

Türkiye, dünyada en fazla sera gazı emisyonuna neden olan ülkeler arasında 16. sırada ve kişi başı emisyonları her gün artıyor. Sera gazı emisyonlarının azaltımı için öncelikle, Türkiye’nin 2053 yılına kadarki süreci kapsayacak kısa vadeli iklim hedefleri belirlemesi gerekiyor.  Paris Anlaşması’nın 1,5 derece hedefiyle uyumlu bir politika geliştirebilmek için, halihazırda sera gazı emisyonlarında artıştan azaltımı öngören Ulusal Katkı Beyanı’nı diğer ülkeler gibi gözden geçirmesi ve daha iddialı emisyon azaltım hedefleri sunması bekleniyor. 

Türkiye’nin yeni iklim politikası doğrultusunda sera gazı emisyonlarının azaltımı için yeni eylem planlarının hazırlanacak sektörler arasında, iklim değişikliğine en büyük etkiye neden olan enerji sektörü başta geliyor. Türkiye’nin fosil yakıtlardan aşamalı olarak çıkması, mevcut fosil yakıt destek ve teşviklerini sonlandırması ve tüm kamu kaynaklarını güneş ve rüzgar başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarına, bunun için gerekli altyapı çalışmalarına ve tüm kesimleri kapsayacak adil dönüşüm planlarına ayırması öncelikli konular olarak ortaya çıkıyor.

Hükümetin yeni iklim politikası dahilinde ilk adım olarak yeni kömür santrali yapılamayacağını taahhüt etmesi önem kazanıyor. 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmak için yeni kömür yatırımlarının yapılmaması gibi bazı önemli kilometre taşlarının bugün belirlenmesi gerekiyor. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye’nin,  geçtiğimiz hafta yeni kömürlü santrallerinin inşaatını durdurmayı amaçlayan “Yeni Kömür Santrali Yok Sözleşmesi” gibi girişimlerin izinde “yeni kömür yok” hedefini mutlaka taahhüt etmesi gerekiyor. 

Türkiye’nin aynı zamanda kömürden aşamalı çıkış için de bir hedef yıl belirlemesi önem taşıyor. Mevcut kömürlü termik santrallerin, yenilenebilir kaynaklarla ikame edilerek aşamalı olarak emekliye ayrılması, 2053 net sıfır hedefinin gerçekleştirilmesi için olmazsa olmaz. Bugün itibariyle, Avrupa’da 19 ülke kömürden tamamen çıktı ya da tamamen çıkma taahhüdünü duyurdu. İklim politikasında yeni bir döneme giren Türkiye, kömürden çıkışı planlayarak, bu konuda lider ülkeler arasına girebilir. 

Fosil yakıtlardan uzaklaşmanın yanı sıra iklim değişikliğiyle mücadele için atılacak her adım, istihdam, temiz hava, teknolojik gelişim gibi faydaları da beraberinde getiriyor.  Bilimsel araştırmalar, Türkiye’nin aktif bir iklim politikası yürütmesi halinde milli gelirinin %7 artacağını gösteriyor.”

Continue Reading

Genel

Enerji santallerinde öngörülü güvenlik

Published

on

By

Enerji ihtiyacının yerli kaynaklarla karşılanarak dışa bağımlılığın azaltılması, enerji kaynakların çeşitlendirilerek sürdürülebilir enerji kullanımının sağlanması ve enerji tüketimi neticesinde çevreye verilen zararların en aza indirilmesi açılarından yenilenebilir enerji oldukça önemli bir değere sahiptir.2020 Yılında yaşanan pandemi dönemi de bu önemi ayrı bir pencereden bizlere bir kez daha göstermiştir. Ülkelerin ihtiyaçlarını yerli kaynaklardan karşılaması pandemi gibi zorlu dönemlerde de yaşanabilecek çeşitli krizleri engellemektedir. 

Şu anda dünya genelinde fosil yakıtlardan enerji üretimi ağırlıkta olsa da gelişen trend yenilenebilir enerji üzerinedir. Birçok ülke enerji üretim alanındaki stratejilerini bu doğrultuda belirlemekte, üretilen enerjinin daha verimli kullanılabilmesi adına yeni teknolojiler üzerine çalışmalar yapmaktadır. Enerji alanında dünyada gelişen bu trende Türkiye’de ayak uydurmakta, hatta özellikle güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi alanında önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Ülkemiz bulunduğu coğrafi konum ve jeopolitik yapısı sebebi ile özellikle yenilenebilir enerji alanında oldukça önemli bir potansiyele sahip durumdadır. Birçok ülkeye göre özellikle güneş ve rüzgar açısından çok daha avantajlı bir potansiyele sahip olduğu bilinen ülkemizin EPDK verilerine göre 2020 sonu itibariyle rüzgar enerjisi santrali kurulu gücü yaklaşık 9.000 MW, güneş enerjisi kurulu gücü de yaklaşık 6.600 MW civarındadır. Diğer yenilenebilir enerji kaynakları olan hidroelektrik enerji santralleri yaklaşık 30.000 MW, jeotermal enerji santralleri yaklaşık 1.500 MW kurulu güce sahiptir. Bu veriler göstermektedir ki toplam kurulu gücümüzün yaklaşık %47’si yenilenebilir enerji kaynaklarından,  %15’inin de geleceğin enerjisi olarak nitelendirilen rüzgar ve güneş kaynağına dayalı olduğunu göstermektedir. Uzmanlar tarafından tahmini hesaplanan yenilenebilir enerji  potansiyele göre daha oldukça yüksek bir potansiyelimiz olduğu bilinmekte ve bu doğrultuda da yeni projelerin işletmeye geçmesi ile birlikte her geçen gün kurulu gücümüz de artmaktadır. 

Artan bu enerji yatırımlarının, inşaat ve montaj süreçlerinin güvenle tamamlanarak işletmeye geçmesi, işletmeye geçtikten sonrada güvenle enerji üretmesi elbette ki oldukça önem arz etmektedir. Bu alanda yatırım yapan şirketlerin güvenlik açısından yaşayacağı bir problem, iş planlarını sekteye uğratabildiği gibi finansal açıdan dengesizliklere de yol açabilmekte ve mental açıdan yorgunluk yaratabilmektedir. Bir enerji üretim santralinin inşaat aşamasına geçebilmesi için uzun ve zorlu bir izin sürecinin tamamlanması, sonrasında da önemli yatırım bütçeleri ayrılması gerekmektedir. Bu denli zorlu ve maliyetli süreçlerden geçen bir enerji yatırımının güvenlik açısından problemler yaşaması istenebilecek en son şeylerdendir. Bilindiği üzere enerji üretim santrallerinin gerek şantiye dönemleri gerekse işletme dönemleri çeşitli riskler barındırmakta, bu risklerin ortaya çıkmaması içinde hassasiyetle önlemlerin alınması gerekmektedir. Özellikle şantiye/montaj halindeki projelerin çoğunluğu zorlu lokasyon ve coğrafi koşullarda yer almakta ve geniş bir alana yayılmaktadır. Bu tarz projelerde değerli malzeme yoğunluğunun yüksek olması, kaybolması halinde proje iş planını sekteye uğratabilecek ekipmanların varlığı, çok yönlü İSG unsurları ve sosyal etkileri güvenlik risklerini arttırmaktadır. Ortaya çıkan bu yüksek güvenlik risklerinin engellenebilmesi için çok iyi politikalar belirlenmesi, üzerinde hassasiyetle durulması ve doğru yönetilmesi değerlidir.

Enerji sektöründe ön planda olan başlıklardan birisi de güvenliktir ve burada stratejik bir öneme ve değere sahip olan enerji projelerinin güvenliği için, deneyim, bilgi birikimlerimi ve segmente özel derinleşmiş tecrübe devreye girer. 

Derin sektör tecrübesi ile hangi proje türünde hangi aşamada, hangi lokasyonlarda nasıl risklerle karşılaşabileceğimizi önceden öngörebilmesi,  projede daha göreve başlamadan önce tespit edilen bu risklerin ortaya çıkmaması içinde önem arz eder. Güvenlik teknolojileri, uzaktan izleme çözümleri gibi farklı hizmet karmaları eşliğinde entegre güvenlik çözümleri ile optimum fayda sağlanır.  Enerji yatırımcılarına ayrıca enerji tesislerinde ihtiyaç duyulan en doğru güvenlik teknolojisini, güçlü yapımız sayesinde yıllara yayılabilen finansal modellemeler eşliğinde yapılabilmektedir. Bu teknoloji yatırımlarını yaparken işletme maliyetlerinde de tasarruf yaratıldığından  tesisler ileri güvenlik teknolojilerine de sahip olabilmektedir.

Örneğin, işletmeye geçmiş olan Rüzgar Enerji Santrallerinin güvenliği;  genelde geniş bir alana yayılmış olan rüzgar türbinlerinin standart kamera sistemi ile izlenmesi ve sürekli devriyeler atılması ile sağlanmaktadır. Benzer durum Güneş Enerjisi Santralleri için de geçerlidir. Geniş bir alanda kurulan santrale ait çevre hattı standart kamera sistemleri ile 7/24 izlenmekte, devriye eşliğinde çeşitli kontroller yapılmaktadır. Bir Rüzgar Enerji Santralinde tüm rüzgar türbinlerine, bir Güneş Enerji Santralinde de çevre hattına kurulan akıllı video analiz özelliğine sahip kamera sistemleri, hoparlörler ve Securitas Uzaktan İzleme Merkezinin entegrasyonu sayesinde 7/24 sürekli izlemeye gerek kalmadan, türbin pad alanlarının, çevre hattının güvenliğini çok daha etkin şekilde sağlanabilmektedir. Bu kurguda, türbin alanlarına veya çevre hattına yapılacak herhangi bir müdahalede akıllı video analizli kameralar görüntüyü Securitas Uzaktan İzleme Merkezi ile paylaşmakta, operatörler tarafından video doğrulama yapılmakta ve gerekiyorsa anlık olarak görerek sesli anons ile caydırıcılık sağlanmaktadır. Ardından ihtiyaca göre de güvenlik görevlileri ilgili noktaya yönlendirilmektedir. İşletmedeki RES’lere ve GES’lere özgü bu yenilikçi, öngörülebilir ve önleyici güvenlik tasarımı sayesinde işletme maliyetlerinden ciddi oranda avantaj sağlanmakta, sürekli devriyeye gerek kalmadığı için de İSG riskleri de engellenmektedir.

Continue Reading
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com