Connect with us

A'dan Z'ye Rüzgar Santrali

10.4 Rüzgâr Enerji Santrallerinde Yaban Hayatı ve Ornitoloji Kuş Etkileşimi

Published

on

Omurgalı sınıfları hareketli olmaları, bulundukları yerlerden çok uzak noktalara olmasa da gidebilmelerini sağlamaktadır. Kuşlar farklı davranış modellerine sahiplerdir. Bu nedenle etki araştırırken tür düzeyinde izlenilmesi gerekir. Bazı göçmen kuşların davranışlarından RES’lerden olumsuz etkilendikleri saptanmıştır. Bu nedenle araştırmacılar, RES’lerin tesis yapılmadan ve tesis yapıldıktan sonra gözlemin en az iki yıl süreyle yapılmasının gerekliliği vurgulanmıştır.

Dünya’da ve Türkiye’de işler durumda bulunan türbinlerin bulundukları alanda yapılan çalışmalar ve elde edilen veriler türbin-kuş etkileşiminin çok ciddi boyutlarda olmadığı yönündedir. Örneğin Drewitt & Langston (2006), İngiltere’de 1234 türbinin bulunduğu 101 işletmede yaptıkları çalışmada, türbinlerin kuşları etkilediğine dair önemli bir bulgu kaydetmemişlerdir. Ancak alandaki teknolojik yapılaşmaya, topografyaya ve tür kompozisyona göre tehditler değişeceğinden, bu kadar farklı değişkenlerin etki boyutlarının bilinebilmesi için her birinin ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini vurgulamışlardır. Kuşların genellikle çarpmalardan korundukları ve rüzgâr türbinlerine doğru uçmadıkları bilinen bir gerçektir. Rüzgâr türbinlerine çarpma oranı 1/1000-10000 iken oldukça yüksek rakımlı Belçika’nın Zeebrugge Bölgesi’nde çarpma kayıtları bulunmaktadır. Utgrunden (İsveç)’de türbinlerin bulunduğu alanda 500.000’ini aşkın bir toplulukta oldukça düşük oranda kayıp olduğu Petterson& Stalin (2003) tarafından saptanmış- tır. Türkiye’de bu tehdit daha düşük boyutlardadır. Bu Rüzgâr Elektrik Santrallerinden 48 tanesi önemli kuş göç yollarının olduğu alanlarda bulunmaktadır. Bu tesislerden bazıları 2006 yılında faaliyete başlamış, geçen 9 yıllık süreçte önemli kuş göç yollarının olduğu bu bölgelerde kuş ölümlerine ilişkin bir veriye rastlanmamıştır. Bu bölgelerde araştırma yapan araştırıcılar türbinlerin kuşlara olan olumsuz etkilerinin çok çok düşük olduğunu vurgulamışlardır.

Şekil 10.11 Rüzgâr Elektrik Santrali Sahasında Yapılan Ornitolojik İzleme Faaliyetleri

10.4.1 Rüzgâr Enerji Santralinde Karkas Arama ve Habitat Kontrolü Çalışmaları
10.4.1.1 Çalışma Yöntemi

RES projelerinin lokal ve göçmen kanatlı formlar üzerine etkilerinin söz konusu olup olmadığını belirlemeye yönelik olarak bütün dünyada istifade edilen temel yöntem İzleme çalışmalarıdır. İzleme çalışmaları, hedef organizma grubunun kanatlılardan birisi olan kuşlar veya diğeri olan yarasalar olmasına göre bazı farklılıklar göstermektedir. Fakat izleme çalışmaları her iki grup için de ana hatları ile aynıdır. Bunlar:

a) Karkas Aramaları/Kontrolleri

b) Ornitolojik/Yarasalara Yönelik Gözlemler şeklindedir.
Bu iki çalışma arasında en önemli fark yarasalara yönelik çalışmalar kapsamında ultrasonik donanımlardan istifade edilmesidir. Bunun dışında kalan uygulamalar teoride birbirinden çok farklı değildir.

Aşağıda bahsedilen izleme çalışması 2016 ve 2017 yılları arasında faal bir şekilde çalışan santralde yapılmıştır. (Santral 6 Adet Türbinden oluşmaktadır 6×3 :18MW)

RES işletmesine yönelik olarak talep edilen izleme çalışmalarının esası karkas aramaları/kontrollerine dayanmaktadır. Bu uygulama her çalışma gününde sahaya ulaştıktan sonra türbinler merkezde kalacak şekilde en az 100, en fazla 150 metre çapında dairelerin görsel olarak kontrol edilmesi esasına dayanmaktadır. Bu amaçla her bir türbin için 10 dakika civarında vakit ayırmak yeterli olmaktadır. RES İşletmesi bünyesinde aktif türbinin söz konusu olması ve türbinler arasında çok fazla mesafelerin bulunmaması nedeniyle tüm türbinler civarında karkas aramalarını gerçekleştirmek için küçük sahalarda 1 saat civarında, büyük sahalarda ise bu süre artmaktadır.

Sonbahar dönemine yönelik olarak idare tarafından talep edilen çalışmalardan birisi de habitat kontrollerine yöneliktir (Doğa Koruma ve Milli Parklar Dairesi Başkanlığı). Daha çok ilkbahar döneminde sonuç vermesi beklenen bu çalışma kapsamında daha önce sahada görülemeyen, barınma ya da yuvalama amacıyla sonradan sahayı seçen formların tespit edilmesine yönelik çalışmalar için de sahanın tamamı gezilerek görsel kontroller gerçekleştirilmektedir. Zaten karkas aramaları için türbinler civarı dolaşılmaktadır. RES işletme sahasının çok büyük bir fiziksel sahaya yayılmaması nedeniyle yaklaşık olarak 1,5-2 saat içerisinde sahanın tamamını görsel olarak gözden geçirebilmek mümkün olmaktadır. Çalışmaların sonbahar dönemine yönelik olması ve sonrasında ilkbahar göç dönemine kadar kalan yaklaşık 1 aylık zaman diliminde kış dönemine yönelik olarak da gözlemler ve aramalar gerçekleştirilmiştir. Kasım ayı başından şubat ayı sonuna kadar olan zaman diliminde toplamda 14 günlük saha çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bunun yarısı sonbahar dönemine, kalan diğer yarısı da kış dönemine aittir.

10.4.1.2 Çalışmaların Sonuçları
2016 Yılı Çalışmalarında Elde Edilen Bulgular

RES işletmesine yönelik olarak 2016 yılı sonuna isabet eden ve kış dönemine ait gözlemler de içeren sonbahar dönemi izleme çalışmaları sonucunda türbinler civarında hiçbir kuş ve yarasa karkasına rastlanamamıştır. Bu dönemde üzerinde durulması gereken önemli bir nokta ise RES İşletmesi bünyesinde tesis edilmiş ve işletme aşamasında olan rüzgâr türbinleri ile ilgili olarak gerçekleştirilen çalışmalardır.

RES işletmesine yönelik olarak 2016 yılı sonbahar dönemi 2017 yılının ilk iki ayında gerçekleştirilen, sonbahar göç dönemiyle bağlantılı kış dönemi izleme çalışmaları birbirinin devamı şeklinde olacak şekilde ve 2016 yılının kasım ayı başında başlatılmıştır. Aralıksız olarak sürdürülen çalışmalar 2017 yılı şubat ayı sonlarında tamamlanmıştır. Söz konusu zaman dilimi içerisinde rüzgâr koşullarının uygun olduğu süreler boyunca elektrik üretimi gerçekleştirilerek ulusal sisteme aktarılmıştır. Metin içerisinde de ifade edilmiş olduğu gibi aslında ilk- bahar ve yaz döneminde gerçekleştirilmesi gereken saha gözlemleri ve habitat kontrollerinde sonuç vermesi beklenen yuva aramaları bu dönemde de gerçekleştirilmiş, 2016 yılı izleme çalışmalarının tamamlanması sonrasında işletme alanına veya yakın civarına gelerek burayı kendine yurt seçen ve ikinci, hatta üçüncü kuluçka yapan türlere ait bireylerin olup olmadığı kontrol edilmiştir. Bu dönemde, beklendiği üzere bu konularda herhangi bir tespit söz konusu olmamıştır. Çalışmanın gerçek sonuçlarının ilkbahar dönemi saha kontrolleri esnasında elde edilmesi beklenmektedir.

2017 Yılı Nisan-Ağustos Dönemi İzleme Çalışmalarında Elde Edilen Bulgular

RES İşletmesi’ne yönelik olarak 2017 yılı ilkbahar ve yaz mevsimine isabeteden, karkas aramalarının ağırlıklı olarak gerçekleştirildiği ve toplamda 18 gün sürdürülen izleme çalışmalarında işletme aşamasına geçilmiş olan işletmesi kapsamındaki 6 adet rüzgâr türbini ile ilgili olarak gerçekleştirilen çalışmalar iki ana başlık altında toplanmaktadır. Bunlardan ilki yarasa ve kuş karkas aramaları sonuçları, diğeri de bu dönemde sahada ornitolojik açıdan önceki döneme kıyasla farklı ornitolojik bulguların tespit edilmesine yöneliktir.

1) Yarasa ve Kuş Karkas Aramaları Sonuçları:

a) Yarasa Karkasları Aranmasına Yönelik Çalışmaların Sonuçları: Nisan-Ağustos 2017 dönemi Çeşme-RES İşletmesine ait 6 adet türbinin dibinde ve yakın civarında gerçekleştirilen habitat kontrollerinde hiçbir yarasa karkası tespit edilememiştir.

b) Kuş Karkasları Aranmasına Yönelik Çalışmaların Sonuçları: Nisan-Ağustos 2017 dönemi çalışmaları kapsamında Çeşme-RES İşletmesi bünyesindeki rüzgâr türbinlerinin dibinde ve yakın civarında gerçekleştirilen habitat kontrollerinde hiçbir kuş karkası da bulunamamıştır.

2) Ornitolojik Açıdan Önceki Döneme Kıyasla Farklı Ornitolojik Bulgulara Yönelik Sonuçlar:

RES İşletmesine yönelik olarak 2017 Yılı Nisan-Ağustos dönemi izleme çalışmalarının ornitolojik kısmında önceki dönemlere kıyasla herhangi bir farklılığın olup olmadığı kontrol edilmiştir. Bu kapsamdaki çalışmalar sahada daha önceki dönemlerde tespit edilemeyen kuş türü ya da türlerinin varlığı; statülerde herhangi bir değişiklik, yani daha önce sahada üremeyen formların üreyip üremedikleri veya popülasyon düzeylerinde herhangi bir radikal değişikliğin olup olmadığı gibi konular üzerinde yoğunlaşılmıştır.

Toplamda 5 ay süren ve 18 günlük saha çalışmalarının hayata geçirildiği, bu döneme ait izleme çalışmalarında ornitolojik açıdan önceki dönemlerde tespit edilen türler, statüler ve popülasyonlarla ilgili olarak kayda değer farklılıklar, yani artış veya eksikler tespit edilememiştir.

Şekil 10.12 Saha Çalışmaları

10.5 Rüzgâr Enerji Santralinde Peyzaj

10.5.1 Peyzaj Onarımı

Sulak alanlar, su kıyıları, göletler, barajlar, kapatılan maden ocakları, karayolları, demir yolları, limanlar, havaalanları, boru hatları, erozyona duyarlı alanlar ve benzeri şekilde müdahale edilmiş peyzajların onarımı, iyileştirilmesi ve geliştirilmesine yönelik her türlü peyzaj planı, tasarımı, izlenmesi ve denetlenmesidir.

10.5.2 Peyzaj Analizi

Peyzaj planlama süreci içinde envanter ve analiz çalışmalarının uygulanması, sayısal coğrafik sistemler kullanılarak kartografik bilginin analizi ve yorumlanması, ekolojik yapıyı gösteren bölgesel gelişim planlarının hazırlanabilmesi için bölgesel peyzajın değerlendirilmesi, alanın fiziksel, biyolojik ve kültürel kaynak potansiyellerinin, insan aktivitelerinin ve onların kullanım-etki hassasiyetlerinin arttırılması amacı ile belirlenmesi ve değerlendirilmesidir.

10.5.3 Biyolojik ve Teknik Onarım

Biyolojik onarım çalışmaları sürecinde, onarımın amacı doğrultusunda ekosistem, bütün ekolojik özellikleriyle uygulama alanı ve bitki örtüsü arasında etkileşim sistemidir. Ekosistem içinde uygulama alanı ve bitki örtüsü olmak üzere her iki ana sistem ögesi sürekli olarak birbirlerine bağımlı olup aralarında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Alanın biyotik ve abiyotik faktörleri, bitki örtüsünün gelişmesi ve biçimlenmesini etkilediği gibi aynı şekilde bitki örtüsünden de etkilenmektedir. Gerek otsu gerekse odunsu olsun bitkilerin onarım açısından işlevleri aşağıda sıralanmıştır:

  • Toprak üstü kısımları ile yağmur damlalarının enerjilerini absorbe edip, doğrudan toprağa çarpmasını önleyerek toprak yüzeyini korur.
  • Toprak yüzeyinde belirli bir yüksekliğe dek yaptığı örtüleme ile yüzeydeki su ve hava hareketini önleyerek bunların erozif etkilerini azaltır.
  • Toprakaltı kısımlarıyla toprak kütlelerini derinlere kadar tutarak hareketlerini önlemede yardımcı olur.
  • Toprağı gölgeleyip evaporasyonu azaltarak erozyona olan duyarlılığı düşürür. Artıklarıyla toprağın organik madde miktarını ve su tutma kapasitesini artırır. Transpirasyon yoluyla su döngüsüne katkıda bulunur.

Onarım sürecinde kullanılacak bitki materyalinin seçiminde birçok faktörün dikkate alınması gerekir. Bu faktörler aşağıdaki baslıklar altında toplanabilir.

  • Ekolojik Kriterler: Bitkiler öncelikle getirileceği alanın içinde bulunduğu bölgeye, sonra da alanın mikro-ekolojik özelliklerine uyum göstermelidir. Yıllık sıcaklık dağılımları ile maksimum ve minimum sıcaklıklar, yağış miktarı, toprak ve hava nemi, tuzluluk, kireçlilik, rüzgâr, toprak pH’ı, hava, toprak ve su kirliliği gibi kısıtlayıcı özellikler seçimde önemli rol oynar.
  •  İşlevsel Kriterler: Birbirini çeşitli özellikler bakımından tamamlayan bitkiler seçilerek başarı şansı arttırılmalıdır. Toprak yüzeyini iyice örten, yoğun dal ve yaprak dokusuna sahip, yüzeydeki su ve toprak hareketlerini önleyen toprak üstü aksanıma, derin ve güçlü kök yapısına sahip, rizom ve stolonlarıyla alana yayılabilen bitkiler olmalıdır. Gelişme hızı yavaş, dallar kırılgan olmamalıdır.
  • Kültürel Kriterler: Seçilen bitki; çalışılacak alanın büyüklüğüne bağlı olarak kolay ve bol miktarda üretilebilmeli, özel cihaz, yapı ve kimyasal maddeler gerektirmemelidir. Gerek üretim yerinde gerekse dikildiği ekildiği yerde bakım ihtiyaçları minimal düzeyde olmalıdır.
  • Ekonomik Kriterler: Bitkilerin, uygulama yapılacak alanda en ekonomik biçimde temini, özel bazı soranlar dışında temel ilke olarak alınmalıdır. Birbiri yerine kullanılabilecek bitkilerden en kolay ve ucuz biçimde elde edilebilecek ve ekim- dikimi en ekonomik yolla gerçekleştirilecek, nakliye gideri en düşük, tutma şansı en yüksek bitkiler tercih edilmelidir. Onarım çalışmalarında bitkilendirme sürecinde çeşitli ekim dikim yöntemleri kullanılabilir. Bunların seçiminde mevcut bitkisel materyalin çeşidi, miktarı, uygulama ekipmanı ve işçi mevcudu gibi faktörler rol oynar.
10.5.4 İnşaat Aşaması
10.5.4.1 Uygulama
10.5.4.1.1 Toprak Sıyırma ve Depolama

İnşaat döneminde dikkat edilmesi gereken en önemli aşama iyi bir ‘‘Üst Toprak Yönetimi’’dir. Enerji Santrali Projesi kapsamında inşaat çalışması yapılacak tüm alanlarda üst toprağın sıyrılması ve inşaat süresince alt toprakla karışmayacak şekilde gerekli önlemler alınarak korunması hedeflenmelidir. Bu önlemler aşağıda belirtilmiştir:

  • Üst toprak minimum 15 cm, maksimum 30 cm derinliğe kadar sıyrılmalıdır. Üst toprak derinliğinin 15 cm’den daha az olduğu yerlerde, üst toprağın tamamı dikkatlice sıyrılmalı ve ayrı bir yerde depolanmalıdır.
  • Üst toprak, araç ve iş makinelerinin sıkıştırmayacağı veya kirlenmeye maruz kalmayacağı yerlerde, kayıp ve bozulmayı en düşük düzeyde tutacak koşullarda depolanmalıdır.
  • Üst toprak alt toprakla karıştırılmamalı, ayrı yerlerde depolanmalı veya jeotekstil yayılarak karışımın önlenmesi gibi uygulamalar yapılmalıdır.
  • 2 metreden yüksek olmayan ve yamaç eğimleri 45º’den küçük açık hendeklerle drene olan stok alanlarında toplanmalıdır.
  • Yığının üstü, yağışın içeri islemesini azaltacak, ama havasız (anaerob) koşulların gelişimini engelleyecek düzeyde, hafifçe sıkıştırılmalıdır.
  • Gerek olduğunda, toprak stokunun dış çevresine stabilizasyon destekleri yerleştirilmeli, taşkınlardan korunması sağlanmalıdır.
  • Üst toprak hiçbir şekilde yataklama materyali olarak kullanılmamalıdır.

Böylelikle inşaat sonrasında bitkilendirme sürecinde; bitki gelişimi için en önemli faktör olan toprak (verimli/üst toprak katmanı) korunarak, dikim için uygun ortamlar sağlanmış olacaktır.

10.5.4.1.2 Geçici ve Kalıcı Erozyon Önlemlerinin Alınması

İnşaat boyunca dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli konuda proje alanlarının erozyon açısından değerlendirilmesidir. Erozyon ve heyelan riski proje alanı için çok yüksek olmasa da inşaat döneminde ve inşaat sonrası dönemde özellikle eğimli alanlarda gerekli önlemler alın- malıdır. İnşaat çalışmaları sırasında üst toprak sıyrıldığı, yüzey örtüsü ve ağaçlık alanlar tahrip olduğu, mevcut bitki örtüsü kaldırıldığı, arazi topografyası değiştirildiği ve mevcut stabil arazi plastiği bozulduğu için inşaat tamamlanıncaya kadar gerekli olan noktalarda geçici erozyon önlemleri alınmalıdır. Özellikle RES projelerinde mevcut rüzgâr potansiyelinden yararlanarak maksimum seviyede enerji üretimi için türbinler tepe noktalarına yerleştirilmektedir. Bu noktalara erişim için açılacak yollar arazideki eş yükselti eğrilerinin değişimine, yan ve dik eğimlerde çalışılmasına neden olmaktadır.

Bu alanlarda yapılacak çalışmalarda erozyon ile ilgili geçici önlemlerin alınması gerekmektedir. Böylelikle; toprak kaybına ve arazi veriminin düşmesine, sediman taşınması ile akarsularda su kalitesinin düşmesine ve oluşabilecek bir kayma ile ciddi topografik değişiklikler oluşmasına engel olunabilecektir. Bu nedenle inşaat çalışmalarında üst toprak sıyrıldıktan sonra ilk olarak, alt toprağın kaldırılması aşırı erozyona neden olmayacak ve erozyondan etkilenmeyecek biçimde gerçekleştirilmelidir.

Arazinin hazırlanması, inşaat ve tesis aşamasındaki faaliyetler kapsamında aşağıdaki geçici erozyon önlemleri yürütülebilir:

  • Yüzey akısını kesintiye uğratmak ve tabanın oyulmasını önlemek amacıyla, malzeme birikintileri bırakılabilir. (Şekil 10.13)

  • Eğimlerin kesilmesi gerektiğinde mini savaklar oluşturularak, eğim boyunca akıntının aşağıya deşarjı sağlanabilir.
  • Çökmeler, toprak kayıpları gibi durumların önlenmesi için sürekli izleme yapılmalıdır.
  • Gerektiğinde, yüzey toprakla ve bir erozyon şiltesiyle kaplanarak, yerli türde tohumla veya çalılarla bitkilendirilebilir.
  • Ağaçlandırma ve peyzaj çalışmaları sırasında dikilebilecek bitki türleri bölgenin vejetasyonunda yer alan ağaçlardan kullanılmalıdır.

Şekil 10.14 Malzeme İstifleme Teknikleri

 

Şekil 10.15 Örnek İstif Çalışması

Alınacak bu önlemler inşaat sırasında tehlikeli bir durumla karsılaşmamak (göçük, heyelan, yıkılma vb.) hem de arazi topografyasında daha fazla zararlar oluşmasına engel olmak için yapılması önerilen uygulamalardır. Ayrıca inşaat sonrasında; peyzaj onarımındaki en önemli hedef stabil olmayan, onarımı yeni yapılmış alanlarda oluşabilecek üst toprak erozyonunu önlemektir.

10.5.5 İnşaat Sonrası
10.5.5.1 Yönetim, Kontrol ve İzleme

İnşaat sonrasında özellikle kazı dolgu çalışmaları (orijinal arazi topografyasının bozulması) ve kalıcı tesis yapılarının inşaatıyla, proje alanın bulunduğu bölgede doğal peyzaj üzerinde fiziksel ve görsel açıdan değişimler meydana gelecektir. Bu değişimlerin boyutu inşaat süresince yapılacak koruma tedbirleri sayesinde minimuma indirilebilir, dolayısıyla onarım çalışmalarının daha hızlı ve kısa sürede büyük başarı oranıyla sonuçlanmasına yardımcı olur. RES inşaat çalışmaları sonrasında türbin platformunun kenarındaki şevler, yeni açılacak yolların ke- narlarındaki şevler, şalt sahası ve idari ve sosyal binalar etrafındaki alanlar inşaat sonrasında tamamen değişime uğrayacaktır. İnşaat sonrasında yapılacak peyzaj onarım planı öncelik sırasına göre yapılmalıdır. Buna göre türbin platformu kenarındaki yüksek şevler 1.derecede; yeni açılacak yolların kenarlarındaki şevler 2. derecede ve şalt sahası ve idari ve sosyal binalar etrafındaki alanlar 3. derecede onarım gerektiren alanlardır.

Şekil 10.16 Türbin Üst ve Alt Yapısına İlişkin Onarım Önceliğini Gösteren Şema

10.5.5.2 Bitkilendirme Süreci

Peyzaj onarım çalışmalarında doğru mühendislik ve teknik uygulamalarıyla birlikte en önemli ana unsurlardan biri de bitki materyalidir. Bitki materyali peyzaj onarım çalışmalarında doğru kullanılmadığı takdirde hem çalışmanın başarısız olmasına hem de istenmeyen peyzaj ortamlarının oluşmasına neden olacaktır. RES projesi sonrasındaki peyzaj onarımı kapsamında yapılacak bitkilendirme çalışmaları ile türbin platformu üzerine hayvanları çekebilecek bitkisel örtünün oluşturulmaması önerilmektedir ancak özellikle türbin platformu kenarında ortaya çıkabilecek yüksek şevlerin erozyona duyarlılığı nedeniyle inşaat çalışmalarını izleyen en kısa zaman içinde bitkilerle stabil duruma getirilmesi gerekmektedir. Değişime uğrayacak platform kenarları, yeni yol güzergâhı ile şalt sahası etrafında uygun bitkilendirmenin başarıya ulaşması aşamasında bitki türü kadar, dikim yöntemlerinin doğru ve uygulamayı yapan personelin uzman olması gerekmektedir.

Doğru ve başarılı bir dikim için;

  • Alanın ve toprak hazırlığının yapılması (Şekil 10.17),
  • Alana uygun, sağlıklı ve formlu fidanların kullanılması,
  • Fidanların dikiminden önce köklerin budaması yapılmalı (ters dönmüş, fazla uzamış), uygun derinlik ve genişlikte çukur açılmalıdır.

Şekil 10.17 Düz ve Eğimli Alanda Bitki Dikim Çukurlarının Hazırlanması

 

Şekil 10.18 Saha Çalışmaları

Continue Reading
Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

A'dan Z'ye Rüzgar Santrali

Bölüm 15: Rüzgar Enerji Santrali Hukuksal Süreçler

Published

on

Rüzgâr enerjisi yatırımlarında inşaat öncesi ve inşaat aşamasında karşılaşılabilecek hukuki riskler, açılması muhtemel davalar konusunda da kısa bilgi aktarımında bulunmak sağlıklı olacaktır. Her ne kadar proje sahası elektrik üretim için teknik açıdan en uygun yer olsa da lisans koordinatları için de özel mülkiyete konu taşınmazları olan yurttaşların bulunması ve türbin noktaları nedeni ile kamulaştırmalar yapılacak olması, yurttaşların mülkiyet ve çevre kaygıları nedeni ile açılma ihtimali bulunan davalar yatırımlarda öngörülemeyen hukuki riskler yaratacaktır.

15.1 Kamulaştırma İşlemleri ve Kamulaştırma Davası

Kamulaştırma; aslında hepimizin bir şekilde duyduğu, bildiği, belki bazılarımızın doğrudan muhatabı olduğu bir hukukî durumdur. Kamulaştırma dediğimiz husus, özel mülkiyete konu bir taşınmaza, devlete ait kurum ve kuruluşlarca “kamu yararı” ilkesi çerçevesinde el konulması ve mülkiyetin hazine adına geçirilmesidir. Rüzgâr enerjisinden elektrik üretim faaliyetinde bulunan önlisans veya lisans sahibi özel hukuk tüzel kişilerinin önlisans veya lisansa konu faaliyetlerine ilişkin taşınmaz temini taleplerine yönelik işlemler, 4.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine göre EPDK tarafından yürütülür. Taşınmaz temini talepleri Kurum tarafından değerlendirilir ve uygun görülmesi halinde kurul tarafından karar alınır. Bu kapsamda alınan kararlar, kamu yararı kararı yerine de geçer ve herhangi bir makamın onayına tabi değildir. Kamulaştırma ve/veya devir yoluyla elde edilen taşınmazların mülkiyeti ve/veya üzerindeki sınırlı ayni haklar, üretim tesislerinin mülkiyetine sahip olan ilgili kamu kurum veya kuruluşu adına, bunların bulunmaması halinde ise hazine adına tescil edilir.

Hazine adına tescil edilen veya niteliği gereği tapuda terkin edilen taşınmazlar üzerinde hazine taşınmazlarının idaresiyle sorumlu ve görevli olan kamu kurumu tarafından, lisansın geçerlilik süresi ile sınırlı olmak üzere, lisans sahibi özel hukuk tüzel kişileri lehine bedelsiz irtifak hakkı tesis edilir ve/veya kullanma izni verilir. Bu işlemlere konu edilemeyecek olanlar için ise bedel alınmaksızın kiralama yapılır.

Kamulaştırma, devir, irtifak hakkı tesisi, kullanma izni, kiralama gibi işlemlere ilişkin bedeller ve projeden kaynaklı tazminatlar ile bu işlemlere ilişkin diğer giderler, önlisans veya lisans sahibi özel hukuk tüzel kişileri tarafından ödenir. Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlar veya devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler üzerinde tesis edilen irtifak hakkı, kira ve kullanma izni sözleşmelerinde, sözleşmenin geçerliliğinin önlisans veya lisansın geçerlilik süresi ile sınırlı olacağı hükmü yer alır. Önlisans sahibinin lisans alamaması ya da önlisans veya lisansın sona ermesi ya da iptali hâlinde, önlisans veya lisans sahibi tüzel kişiler tarafından ödenmiş bulunan kamulaştırma bedellerine ilişkin olarak, kamulaştırılan taşınmazların üzerinde irtifak hakkı tesis edilmek, kiralamak ve/veya kullanma izni verilmek suretiyle başka bir önlisans veya lisans sahibinin kullanımına bırakılması durumunda, kamulaştırma bedeli, lehine irtifak hakkı tesis edilen, kiralanan ve/veya kullanma izni verilen önlisans veya lisans sahibi tarafından kamulaştırma bedelini ödemiş olan tüzel kişiye ödenir.

Kamulaştırma taleplerinin değerlendirmesi ve kamu yararı kararı alınması akabinde kamulaştırılacak taşınmazların değerinin belirlenmesi için kıymet takdir komisyonu oluşturulur ve tahmini bedeli belirlenen taşınmaz sahibi, uzlaştırma komisyonunca uzlaşmaya davet edilir. Buradaki uzlaşma davetinin amacı, taşınmaz sahipleri ile idarenin uzlaşarak kamulaştırma sürecini mahkemeye taşımadan sonlandırmaktır.

Ancak taşınmaz sahiplerinin uzlaşmaya davet edilmesi ve yapılan anlaşma görüşmelerinin sonuçsuz kalması durumunda dava açma hakkı doğacaktır. Bu husus bir dava şartı olarak düzenlenmiştir. Yani idarenin dava açabilmesinin şartı, taşınmazın sahibi ile bedel üzerinde anlaşamaması durumunda meydana gelmiş olur ve idare, sadece bu şartın gerçekleşmesi durumunda dava açabilir; böylelikle taşınmazın bedelinin tespiti ve tescili mahkemeden istenebilir.

Kamulaştırmanın uzlaşma aşamasında satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder. İdare, taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitine ve idare adına tesciline karar verilmesini ister.

Kamulaştırma işlemini yapan idare, davacı sıfatına sahiptir; davalı taraf ise taşınmaz sahibidir. Belirtmek gerekir ki eğer bir taşınmaz paylı mülkiyete konu ise böyle taşınmazlarda, mahkemece, paydaşların tamamının davalı olarak gösterilmesi zorunludur.

Görevli mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için bir duruşma günü belirler. Burada çok önemli bir husus bilinmelidir: Mahkeme tarafından yapılan tebligat gününden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırmaya konu taşınmaz malın maliki tarafından, kamulaştırma işleminin iptali için idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Eğer kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açıldıysa, dava açanlar, dava açtıklarını ve yürütmenin durdurulması kararı aldıklarını belgelendirmedikleri takdirde, mahkemece yargılamaya devam edilir.

Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde hâkim taşınmaz bedelinin tespiti için dosyayı bilirkişi heyetine tevdi eder. Hâkim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder. Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma bedelidir. Tarafların anlaştığı veya tarafların anlaşamaması halinde hâkim tarafından kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen miktarın, peşin ve nakit olarak veya kamulaştırma bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise, ilk taksitin yine peşin ve nakit olarak hak sahibi adına, hak sahibi tespit edilememiş ise ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere 10 uncu maddeye göre mahkemece yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibraz edilmesi için idareye on beş gün süre verilir. Gereken hallerde bu süre bir defaya mahsus olmak üzere mahkemece uzatılabilir. İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına veya hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda, ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere bloke edildiğine dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.

15.2 Kamulaştırma İşleminin İptali Davası

Eğer taşınmaz sahibi, kamulaştırma işlemine karşı çıkıyorsa, idari yargıda kamulaştırmanın iptali için dava açar. Kamulaştırma kararlarının iptali davası, idarenin kamu gücünü kullanmak suretiyle haksız ve hukuka aykırı kamulaştırma yapması halinde başvurulacak hukuki yol olarak kabul edilmektedir. Kamulaştırmaya konu taşınmaz malın maliki tarafından 10’uncu madde gereğince asliye hukuk mahkemesi tarafından yapılan tebligat gününden, kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açılabilir. İdari yargıda açılan davalar öncelikle görülür. İştirak halinde veya müşterek mülkiyette, paydaşların tek başına dava hakları vardır. Yukarıda da belirtildiği gibi, 30 gün içinde kamulaştırma işlemine karşı hak sahipleri tarafından idari yargıda iptal davası açılması ve idari yargı mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde, adli yargıda açılmış davalarda, idari yargıda açılan dava bekletici mesele olarak kabul edildiği için bunun sonucuna göre işlem yapılır. Kamulaştırma kararını alan makama göre, davanın nerede görüleceği değişir. Kamulaştırma kararı Bakanlar Kurulunca alınmış ise, iptal davası Danıştay’da açılacaktır. Diğer idarelerin aldığı kamulaştırma kararlarına karşı, taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesi yetkili olduğu için o yer idare mahkemesinde dava açılır.

15.3 Acele Kamulaştırma Kararı

Kamulaştırma kararları bazı izlenmesi gereken yolların tüketilmesiyle sonuca ulaşır ve bu hukuki işlemler bazen uzun yıllar alabilir. Ancak öyle bazı olaylar meydana gelir ki, böyle durumlarda taşınmazın vakit kaybetmeksizin kullanılması ve ona el konulması gerekebilir. İşte böyle durumlarda kamulaştırma yapılmak istenen taşınmaz hakkında acele kamulaştırma kararı verilebilir ve bu kararın ardından yalnızca kıymet takdiri yapılır. Kıymet takdirinin yapılması dışındaki tüm işlemler ise daha sonraya bırakılır. Acele kamulaştırma usulü ile kanunda öngörülen koşullara uygun şekilde idare adına, taşınmazın mülkiyetine, tescilden önce el konulması sağlanmaktadır ve taşınmaz enerji yatırımı kapsamında kullanılabilir hale getirilmektedir.

Acelelik kararı, uygulama açısından süreklilik öngörmemelidir, mülkiyet hakkının korunması, kullanılması ve sınırlandırılması yönünden belirsizlik yaratmamalıdır. Mülkiyet hakkı ve bunun sınırlandırılması arasındaki denge gerekçe göstererek sağlanmalıdır. Acele kamulaştırma kararlarında muhakkak aceleliği haklı gösterecek sebepler açıklayıcı bir şekilde belirtilmelidir. Dolasıyla aceleliği gösterecek sebepler de sınırlı olarak belirtilmiştir.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi istisnai olan işte o başlıklar şunlardır:

1) 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına,

2) Aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilecek hallerde,

3) Özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda acele kamulaştırma işlemleri yapılabilecektir.

Acele kamulaştırma davasında bilirkişi marifeti ile kıymet takdiri yapılarak, belirlenen bedel mal sahibi adına mahkeme tarafından açılan banka hesabına yatırılır ve böylece idare tarafından taşınmaza el konulabilir. Bu davalarda; sadece kıymet takdiri yapılacak olup, taşınmazın tescil veya terkinine karar verilemez. El koyma kararından sonra, kamulaştırma süreci sonradan tamamlanır.

Yani acele kamulaştırma kararında ilk taksit ödemesi niteliğindeki bedelin tespiti mahkeme tarafından belirlenmiş olur. Mahkemece verilen taşınmaz mala el koyma kararı tapu müdürlüğüne bildirilir. Taşınmaz malın başkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağı hükmü tapu kütüğüne şerh edilir. El koyma kararından sonra taşınmaz mal 20’nci madde uya- rınca boşaltılır.

15.4 Acele Kamulaştırma İşleminin İptali Davası

Acele kamulaştırma kararları, enerji projelerinde yatırım süreçlerine hemen geçebilmek adına hazırlanmış bir yoldur. Ancak vatandaşların mülkiyet gibi çok önemli bir hakkına müdahale edildiği için çok dikkat edilmesi ve hassas davranılması gereken bir süreçtir. Uygulamada bazı hukuki sorunlara yol açması da mümkündür.

Cumhurbaşkanlığı tarafından alınan acele el koyma kararının Resmî Gazete’de yayınlanmasının ardından, 30 gün içerisinde taşınmaz maliki ya da hissedarları tarafından Danıştay’da sadece acele kamulaştırma kararının iptali davası açabileceği gibi acele kamulaştırma işlemi ile birlikte kamulaştırma işleminin de iptali için yürütmeyi durdurma istemli olarak iptal davası açılabilir. Danıştay, acele kamulaştırma kararlarına karşı yürütmenin durdurulması ve iptal kararları verirken ileride doğması muhtemel zararların telafisinin mümkün olamayacağı noktasından hareket etmektedir.

15.5 Çevresel Etki Değerlendirmesi Kararının İptali Davası

Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED), gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalardır. Çevresel etki değerlendirme süreci ise gerçekleştirilmesi planlanan projenin çevresel etki değerlendirmesinin yapılması için; başvuru, inşaat öncesi, inşaat, işletme ve işletme sonrası çalışmaları kapsayan süreçtir.

Proje faaliyetleri kapsamında yapılan başvurularda Çevre Kanunu ve Çevresel Etki Değerlendirilmesi Yönetmeliği gereğince rüzgâr projesinin türbin sayısı ve kurulu gücü dikkate alınarak çevresel etki değerlendirme süreçleri yürütülmektedir. Bu kapsamda yatırımlarda uygun görülen projeler için “ÇED Gerekli Değildir” veya “ÇED Olumlu” kararları verilebilmektedir. “ ÇED Olumlu” Kararı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, “ÇED Gerekli Değildir” kararları ise yatırımın bulunduğu il çevre ve şehircilik müdürlüğü tarafından verilmektedir. Bu kararlar davaya konu olabilen idari işlemlerdir.

Dava konusu ÇED kararının mevzuata uygun bir şekilde ilanından itibaren yatırımın bulunduğu yer idare mahkemesine 30 gün içerisinde menfaatinin zarar gördüğünü iddia eden ilgililer tarafından yürütmenin durdurulması talepli dava açılabilecektir. Bu davalarda savunma süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren on beş gün olup, bu süre bir defaya mahsus olmak üzere en fazla on beş gün uzatılabilir. Savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır. Yürütmenin durdurulması talebine ilişkin olarak verilecek kararlara itiraz edilemez. Ara kararı verilmesi, keşif, bilirkişi incelemesi ya da duruşma yapılması gibi işlemler ivedilikle sonuçlandırılır. Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.

Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verir. Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir. Temyiz istemi en geç iki ay içinde karara bağlanır.

15.6 İmar Planı İptal Davaları

Rüzgâr enerji santrallerinin imar planlarının iptali için açılan davalar, imar planları birer idari işlem olarak kabul edildikleri için idari yargının görev alanı içerisindedir. İlgili makam tarafından onaylanan imar planları saptanan ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir ve bu süre içerisinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar incelenerek sonuçları itiraz edene tebliğ edilir.

İmar planları onaylanmalarının ardından doğrudan dava edilebilmektedir. İmar plan notları da davaya konu edilebilmektedir. İmar planı iptal için açılan davalarda yetkili ve görevli mahkeme taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesidir. Davacı, imar planından veya değişikliğinden şimdi ve gelecekte yararı bozulan veya bozulacak olan kişiler olabilir. İmar planları, ilan edilecekleri 30 günlük sürenin tamamlanmasını izleyen günden başlamak üzere 60 gün içerisinde dava konusu edilebilecekleri gibi, İK md.8’de belirlenen prosedür uyarınca kendilerini onaylayan makam kararının öğrenilmelerinin üzerine yasal süresi içerisinde dava konusu edilebilirler. İmar planlarının iptaline ilişkin olarak açılacak davalarda, dava konusu imar planını yapma yetkisine sahip olan idare, davalı gösterilmelidir. Dava konusu imar planı bir bakanlıkça yapılmışsa bu bakanlık, büyükşehir belediye sınırları içerisinde büyükşehir belediyeleri, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde yer alan bir alana ilişkin yapılan imar planı ise, yine ilgili belediyeler, belediye sınırları dışında ise bağlı olunan il özel idareleri davalı mevkiinde gösterilmelidir. İdare mahkemeleri yargılama sırasında genellikle keşif ve bilirkişi incelemesi kararı vererek yargılama sürecini yönetmektedir. Yargılama sonunda imar planının iptali durumunda Bölge İdare Mahkemesi nezdinde istinaf müracaatı ve Bölge İdare Mahkemesi kararına karşı da Danıştay’a temyiz hakkı bulunmaktadır.

15.7 Üretim Lisansı İptal Davaları

Elektrik piyasasında üretim faaliyetinde bulunabilmek için önce önlisans, daha sonra önlisans süresinde yükümlülüklerin tamamlanması kaydıyla üretim lisansı alınması gerekmektedir. Önlisans, üretim faaliyetinde bulunmak isteyen tüzel kişilere, üretim tesisi yatırımlarına başlamaları için gerekli onay, izin, ruhsat ve benzerlerinin alınabilmesi için belirli süreli verilen izni ifade etmektedir. Üretim lisansı ise tüzel kişilere piyasada üretim faaliyeti gösterebilmeleri için 6446 sayılı kanun uyarınca verilen izni ifade etmektedir.

Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurumu üretim lisansını vermekten, ilgili lisans hüküm ve şartlarına uyup uymadıklarını denetlemekten, lisanslara ilişkin onaylar vermekten ve lisans hüküm ve şartlarına aykırı davranıldığı durumlarda, idari para cezası vermek ve lisanslarını iptal etmekten sorumludur.

EPDK tarafından verilen üretim lisansları kapsamında yatırım faaliyetleri gerçekleştirilirken özellikle kamulaştırma, acele kamulaştırma, çevresel etki değerlendirme veya imar planı süreçlerinde vatandaşların lisanslardan haberdar olma durumu söz konusu olmaktadır. Bu kapsamda üretim lisansına konu alanda taşınmazı bulunan ve bu faaliyetlerden etkilenen vatandaşlar üretim lisansının varlığını öğrenilmesinden itibaren 60 gün içerisinde, lisansı veren EPDK ‘nın bulunduğu yer Ankara İdare Mahkemesi’nde dava açabilmektedir.

Lisans sahibi tüzel kişilerin ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davranması durumunda, fiilin niteliğine göre kurum tarafından da dava açılabilir.

Üretim lisansı, mücbir sebep halleri ile lisans sahibinden kaynaklanmayan haklı sebepler dışında üretim tesisinin ilgili lisansta belirlenen inşaat süresi içerisinde kurulmaması veya kalan süre içerisinde kurulamayacağının tespit edilmesi hallerinde iptal edilir.

KAYNAKÇA

1)        M.Durak S. Özer Rüzgâr Enerjisi Teori ve Uygulama 2008

2)        Ş. Erkoç İzmir Rüzgâr Sempozyumu / Aralık 2011

3)        M.S. Ataseven – S. Ataseven /Rüzgâr Ölçüm Sistemleri

4)        N. S Çetin-H. Çelik, K. Başaran/Rüzgâr Türbinlerinde Kapasite Faktörü/2011

5)        T. Gülersoy-N.S. Çetin/ Rayleigh Dağılımı Politeknik Dergisi/2010

6)        E. Kaya 2009/ Çeşme Res Analiz raporu

7)        Ş. Erkoç 2015/ RES Analiz Raporu

8)        MGM. Rüzgâr Ölçüm Tebliği

9)        U. Gültekin 2019/ Türkiye Rüzgâr Enerjisi Yatırımlarının Gelişimi

10)      H. İbrahim Karadağ 2009/Rüzgâr Enerjisinin Önemi ve Rüzgâr Türbin Tasarım Tezi

11)      Rüzgâr Santralerinde İşletme Bakım-A. Onur Kısar

12)      Prof. Dr. Ali Erdoğan /2014 Çeşme Ornitoloji İzleme Raporu

13)      Prof. Dr. İlhami Kiziroğlu /2014 Çeşme Ornitoloji İzleme Raporu

14)      Prof. Dr. Levent Turan /2016 Çeşme Ornitoloji ve Yarasa İzleme Raporu

15)      Doç. Dr. Mehmet Ali Tabur 2017 TÜREK Sunumu

16)      Yrd. Doç.Dr. Ali İhsan Öztürk 2016/12 Çeşme Res Raporu Arı Raporu

17)      Yrd. Doç.Dr. Ahmet Benliay 2012 Peyzaj Onarım Raporu

18)      Murat Acar Ses Analiz Raporu -2019

19)      Çalışkan, M., Rüzgâr Enerjisi Gözlem İstasyonları.

20)      Özgür, M.A. Kütahya’da Seçilen Bir Konumda Rüzgâr Verileriyle Elektrik Enerjisi Üretim Potansiyelinin Bulunması, Y. L. Tezi, Dumlupınar Ün. Fen Bilimleri Enst. 2002,Afyon

21)      Çalışkan, M., Rüzgâr Enerjisi Potansiyelinin Belirlenmesi, 12-13 Ekim 2001, Kayseri

22)      Türkiye Rüzgâr Enerjisi İstatistik Raporu, TÜREB- Temmuz/2020.

23)      Rüzgâr Verisi Ölçümü ve Analizi, Dr. Ferdi Türksoy- 5,7 Nisan 2001.

24)      Rüzar Türbinlerinin Kurulum ve Bakım Süreçlerindeki Risklerin Tespiti, Değerlendirilmesi ve Çözüm Önerilerinin Sunulması, Tolga MURATDAĞI.

25)      The Caithness Windfarm Information Forum, Summary of Wind Turbine Accident data to 01 January 2015, http://www.caithnesswindfarms.co.uk/accidents.pdf,(Erişim Tarihi: 17/02/2015).

26)      EUOSHA, Occupational Safety and Health In The Wind Energy Sector,

https://osha.europa.eu/en/tools-and-publications/occupational-safety-and-health-in- the-wind-energy-sector, (Erişim Tarihi: 19/02/2015).

27)      EUOSHA, Occupational Safety and Health In The Wind Energy Sector,

https://osha.europa.eu/en/publications/e-facts/e-fact-80-occupational-safety-and- health-in-the-wind-energy-sector/view, (Erişim Tarihi: 19/02/2015).

28)      Albrechtsen, E., Occupational safety management in the offshore wind industry-statu sandchallenges, Energy Procedia.

29)      Atkinson, P., Securing the Safety of the offshore wind workers, Renewable Energy Focus, Sayı: May/June 2010,

30)      Clarke, P., Health&safety on windfarms-the Power Gen. approach, PowerGen

Duff, J., Training Wind Energy Workers, Occupational Health&Safety, 2010.

31)      Ragheb, M., Safety Of Wind Systems, 2014, http://www.raghb.co/NPRE%20475%20 Wind%20Power%20Systems/Safety%20of%20Wind%20Systems.pdf,

(Erişim Tarihi: 13/05/2015).

32)      Yang, J., Chang, Y., Zhang, L., Hao, Y., Yan, Q., &Wang, C. (2018). The life-cycle Energy and environmental emissions of a typical offshore wind farm in China. Jour- nal of Cleaner Production, 180, 316-324.

33)      http://www.enerji-dunyasi.com/yayin/0/ruzgar-enerjisi-yilda-1500-ton-karbondioksit- salinimini-engelliyor 7162

34)      World-nuclear.org. 2020. World EnergyNeedsAndNuclearPower | EnergyNeeds Nuclear Energy Meeting Energy Needs- World Nuclear Association. [online] Available at: <https://www.world-nuclear.org/information-library/current-and-future-genera- tion/world- energy-needs-and-nuclear-power.aspx> [Erişim 14 Eylül 2020].

35)      EPDK Lisans Yönetmenliği

36)      ÇED Yönetmenliği Resmî Gazete Tarihi: 25.11.2014 Resmî Gazete Sayısı: 29186

37)      İmar Yönetmenliği (3194 Sayılı Kanun)

38)      Elektrik Tesisleri Proje Yönetmenliği

39)      E. Arıcı Reslerde Proje Geliştirme ve İzin Süreçleri

40)      Megeb.meb.gov.tr Yeraltı Hatları – 2019/11

41)      Kentmuhendislik.com/enerji_nakil_hattı_nedir erişim 2019/11

42)      B. Güzel Açıkdeniz Rüzgâr enerjisi Fizibilite Adımları ile Bozcada Örnek Çalışması 2012/01

43)      Dr. Öğr. Üyesi Ferhat Bingöl, Ege Denizi Rüzgâr Atlası ve Deniz Üstü Rüzgâr Ölçümleri. Mustafa Özgür KÖROĞLU, Koray ÜLGEN, Denizüstü Rüzgâr Enerji Sant- ralleri: Çanakkale Örneği.

44)      https://www.yenienerji.com/makale/offshore-ruzgar-enerji-santralleri

45)      https://www.pwc.com.tr/tr/sektorler/enerji-altyapi-madencilik/enerji-spotlights/yekauzerine-bir-degerlendirme.html

46)      Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları Yönetmeliği 09/10/2016

47)      Md. Rabiul Islam, Youguang Guo , Jianguo Zhu , A transformer-less compact and light wind turbine generating system for offshore wind farms

48)      https://www.enerjigazetesi.ist/yeka-ges-3-yarisma-ilani-yayimlandi

49)      Gensed Hibrit Üretim Santralleri Sunumu.

50)      Li, J., Li, S., &Wu, F. (2020). Research on carbon emission reduction benefit of wind power Project based on life cycle assessment theory. Renewable Energy.

51)      Verma, M. (2018). Wind Farm Repowering Using WAsP Software–An Approach for Reducing CO2 Emissions in the Environment.

52)      https://www.enerjiportali.com/elektrik-piyasasi-nedir-elektrik-piyasasi-terimleri-neler- dir/

53)      https://www.enerjiportali.com/konar-hibrit-enerji-santralleri-icin-calismalarini-tamam- ladi/

54)      web.itu.edu.tr/kaynak/windpower.html

55)      yapimci.com.tr/iklimin     /assets/iklim-degisikligi-eylem-plan-tr

56)      http://www.iklimin.org/tr/egitim-materyalleri/

57)      https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/302956

58)      Bekir Âdem Çakmakçı Kırklareli Üniversitesi Kayalı Kampüsünün Rüzgâr Enerjisi P tansiyelinin Belirlenmesi Yüksek Lisans Tezi

59)        h  tt ps://polen.itu.edu.tr/bitstream/11527/12764/1/301101008.pdf

60)      www.fikir.gen.tr/rüzgâr-çeşitleri-nelerdir. /2019/10

61)      www.nenedirvikipedi.com /Fizik/ Rüzgâr-Enerjisi /2019/10

62)      www.yegm.gov.tr/Yenilenebilir/Rüzgâr-Rüzgâr -Enerjisi /2019/10

63)      www.cografyadefterim.com /2019

64)      www.yelkenokulu.com/meteoroloji-bilgileri-/2019/10

65)      Nihat Tonguç, Rüzgâr Türbinlerinde Garanti Sonu Kontrol Çalışmaları Sunusu, Genba.

66)      Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği,2009; Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun, 2005).

67)      Avukat Arsin Demir 2020 Rüzgâr Enerji Santrali Hukuksal Süreçleri

68)      http://en.wikipedia.org/wiki/Heron_of_Alexandria

69)      http://tarihvemedeniyet.org/2009/08/irandan-hollandaya-yel-degirmeni/

70)      IEC (2017). Wind Turbines- Part 12-1: Power performance measurements of electricity producing wind turbines, Edition 2.0 (Norm 61400-12-1:2017). International Electrotechnical Commission

71)      MEASNET Procedure: Evaluation of Site-Specific Wind Conditions, Version April 2016. Tech. rep. April. MEASNET

72)      Murat Hazer Uygunol / Rüzgâr Ölçüm Teknikleri 2020

73)      Rüzgâr Verilerinin Enerji Üretimi Amaçlı Değerlendirilmesi, Faruk ORAL, Rasim BEHÇET

74)      Aytek Ay; Hava Yoğunluğunun Rüzgâr Türbinleri Güç Eğrisi Üzerindeki Etkisi

75)      İSO Çevre ve Enerji Şubesi Eylül 2017, Rüzgâr Enerjisi ve Rüzgâr Türbini Ekipmanlarına İlişkin Genel Bilgilendirme Notu

76)      Rüzgâr Enerjisinde Kullanılan Asenkron Jeneratörler, Meltem Apaydın, Arif Kıvanç Üstün, Mehmet Kurban, Ümmühan Başaran Filik

77)      Bir Rüzgâr Türbinin İnternet Tabanlı Olarak Plc ile İzlenmesi ve Kontrol Edilmesi, Yusuf DEBBAĞ Yüksek Lisans Tezi.

78)      Rüzgâr Türbini Kanat Tasarımı ve Analizi, Berkcan Çakır, Efe Helvacı

79)      https://ekolojist.net/ruzgar-enerjisi-lisansi-nasil-alinir/

80)      ICNIRP (Uluslararası İyonize Olmayan Radyasyondan Korunma Komisyonu)

81)      Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (İSGÜM)

82)      TSE (Türk Standartları Enstitüsü)

83)      Electronic Journal of Textile TechnologiesVol: 3, No: 1, 2009

84)      https://www.who.int/news-room/q-a-detail/radiation-electromagnetic-fields

85)      N.Korkut Uluaydın EM Koruma EM Alan Raporu

KISALTMALAR:

DSİ: Devlet Su İşleri

MYTM: Milli Yük Tevzi Merkezi

MW : Mekanik Kurulu Güç

A: Amper

AG: Alçak Gerilim

ÇED: Çevresel Etki Değerlendirmesi

DERT: Dikey Eksenli Rüzgâr Türbini

DGP: Dengeleme Güç Piyasası

DMİGM: Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü

DRES: Denizüstü Rüzgâr Enerji Santrali

EİE: Elektrik Etüt İdaresi

EM: Elektromanyetik

EMR: Elektromanyetik Radyasyon

ENH: Enerji Nakil Hattı

EPDK: Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu

EPİAŞ: Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi

EPK: Elektrik Piyasası Kanunu

GES: Güneş Enerji Santrali

GİP: Gün İçi Piyasa

GÖP: Gün Öncesi Piyasa

GW: Giga Watt

Hz: Hertz

kW: Kilo Watt

kWh: Kilo Watt Saat

LÜY: Lisanssız Elektrik Üretimi Yönetmeliği

MGM: Meteoroloji Genel Müdürlüğü

MW: Mega Watt

MYTM: Milli Yük Tevzi Merkezi

OG: Orta Gerilim

PMUM: Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi

POB: Proje Onay Birimi

RAPSİM:

REPA: Rüzgâr Enerjisi Potansiyeli Atlası

RES: Rüzgâr Enerji Santrali

RT: Rüzgâr Türbini

TEA: Teknik Etkileşim Analizi

TEDAŞ: Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi

TEİAŞ: Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi

TÜBİTAK: Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu TÜRKAK: Türk Akreditasyon Kurumu

V: Voltaj

YEKA: Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları

YEKDEM: Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması YERT: Yatay Eksenli Rüzgâr Türbini

YG: Yüksek Gerilim

ETKB: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı

Continue Reading

A'dan Z'ye Rüzgar Santrali

Bölüm 14: Hibrit Elektrik Üretimi

Published

on

14.1 Hibrit Sistemler Nelerdir?

Birden çok kaynaklı elektrik üretim tesisi; birleşik elektrik üretim tesisi, birleşik yenilenebilir elektrik üretim tesisi, destekleyici kaynaklı elektrik üretim tesisi ya da birlikte yakmalı elektrik üretim tesisi modellerinden biri şeklinde kurulabilecek. Ön lisans ve lisans başvurusunda birden çok ve farklı enerji kaynağından biri “ana kaynak” olarak belirlenecek ve diğer kaynak ya da kaynaklar da “yardımcı kaynağı” oluşturacak.

Örneğin ana kaynağın rüzgâr olduğu bir santralde güneş yardımcı kaynak olarak kullanılarak elektrik enerjisi üretilebilecek.

14.1.1 Hibrit sistemler sayesinde ne gibi faydalar sağlanacak?
  • Tahsis edilmiş kapasiteyi verimli bir şekilde kullanmak,
  • Üretimde sürekliliği arttırmak ve üretim eğrilerini yataylaştırmak,
  • Kullanım kapasitesinin arttırılması yoluyla iletim ve dağıtım yatırım tutarlarının nisbi olarak azaltılması ve verimlilik artışı sağlanması,
  • Mevcut üretim tesislerinde bulunan âtıl sahaların değerlendirilmesi,
  • Birden fazla kaynağa ulaşma imkânı olan tesislerde diğer kaynakların da ekonomiye kazandırılması,
  • Düşük kalorifik değerli yakıtları ikinci bir yakıtla birlikte kullanarak yakıt kullanım verimliliğinin yükseltilmesi,
  • Fosil kaynak tüketiminin azaltılması ve karbondioksit emisyon miktarının düşürülmesi.

14.2 Türkiye’de Hibrit Yönetmeliği

8 Mart 2020 tarihinde Resmî Gazete’de Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik yayınlanması ile birlikte EPDK birden fazla kaynaktan (hibrit) üretim yapılan elektrik santrallerinin lisans süreçlerine ilişkin esaslarını yeniden belirledi. Düzenleme 1 Temmuz 2020 tarihinde yürürlüğe girdi.

  • Hibrit Üretim Santralleri ile ilgili üç yönetmelik değişikliği ve bir usül ve esaslar tebliği (taslak) düzenlemesi yapılmıştır.
  •  Elektrik piyasası lisans yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına dair yönetmelik
  •  Yenilenebilir enerji kaynaklarının belgelendirilmesi ve desteklenmesine ilişkin yönetmelik değişikliği
  • Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten tesislerde kullanılan yerli aksamın desteklenmesi hakkında yönetmelik değişikliği
  • Elektrik piyasında önlisans veya lisanslara konu üretim tesislerinin santral sahalarının belirlenmesine ilişkin usul ve esaslar

Bu yürürlülüğün amacı, özellikle sahada üretimin olmadığı durumlarda, şebekeye gönderilecek destekleyici elektrik ihtiyacını karşılamaktır. Koordineli üretim sayesinde, şebekeye elektrik aktarımı sürekli olarak devam eder.

YEKDEM’den faydalanmayan, sadece Piyasa Takas Fiyatı (PTF) ile çalışan, birçok konvansiyonel enerji üretim tesislerine bu imkân verilmesi halinde yenilenebilir enerji ile tanıştırılmasına ve yenilenebilir enerjinin ülkemizin kurulu gücündeki payının artmasına imkân sağlamaktır. En önemlisi, yenilenebilir kaynakların, konvansiyonel tesislere eklenmesine, konvansiyonel tesislerin gerek iç ihtiyaçlarını karşılamak gerek daha fazla enerji satışı amacı ile, daha
fazla ihracat yolu ile temin edilen kaynakların azalmasına ve daha az salımına sebep olacaktır. Ülke ekonomisine katkı sağlanırken, daha temiz bir çevre için konvansiyonel enerji tesisleri büyük bir adım atmış olacaklardır.

Birleşik elektrik ile birleşik yenilenebilir elektrik üretim tesislerinde:

  •  Sisteme verilebilecek aktif çıkış gücü, ana kaynağa dayalı geçici kabulü yapılmış olan ünitelerin toplam elektriksel kurulu gücünü aşamaz.
  • Birleşik yenilenebilir elektrik üretim tesisinde üretilerek sisteme verilen net enerji miktarı, üretim tesisinde kullanılan yenilenebilir enerji kaynakları için belirlenen fiyatlardan en düşük olanı üzerinden ve tesisin kalan süresi için YEKDEM kapsamında değerlendirilir.
  • Destekleyici kaynaklı elektrik üretim tesisinde kullanılan enerji kaynaklarının tamamının yenilenebilir olması halinde, bu tesiste üretilerek sisteme verilen net enerji miktarı üretim tesisinde kullanılan ana enerji kaynağı için belirlenen fiyat üzerinden ve ana kaynağa dayalı ünitenin kalan süresi üzerinden YEKDEM kapsamında değerlendirilir.

Bu yönetmeliğin yararlarına gelecek olursak; Tüm RES, RES, HES, BES, Kojen/Trijen veya Termik Enerji Santrallerine GES entegrasyonu ile hibrit enerji santrallerinde ortak olarak;

Santral alanlarında bulunan kullanılabilir boş ve âtıl durumdaki alanlar efektif olarak kullanılırken, enerji üretim kayıplarının karşılanması ve daha verimli enerji üretimi sağlanacak.

  • Buna ek olarak, Hibrit Enerji Santrali seçeneklerinde, Trafo, OG Hücre ve ENH birim maliyetlerinde ciddi oranda tasarruf elde edilecek.
  • Rüzgâr Enerjisi Santrallerinde; daha stabil şebeke ve daha sağlıklı V-f kontrolü sağlanırken, düşük rüzgâr rejimlerinde ya da rüzgâr olmadığında şebekeye enerji iletimi devam edecek.
  • Jeotermal Enerji Santrallerinde; kuyu başı pompası, re-enjeksiyon pompası, soğutma suyu pompası, soğutma kulesi fanları, vakum pompası gibi enerji ihtiyacı yaratan işletme giderlerinin karşılanması hedeflenirken, iç ihtiyacı enerjisi yüksek oranda karşılanabilecek.
  •  Hidroelektrik Enerji Santrallerinde; Yüzer-GES sistemlerinin kurulumu öncelikli olarak baraj tipi santrallerde havzada bulunan suyun buharlaşmasını önleyerek doğaya katkı sağlarken, daha fazla su kapasitesi ile HES enerji üretim hacmini artıracak. Su üzerine kurulan GES sisteminde PV panelin ortam sıcaklığından kaynaklı kayıpları azalacak ve ~15% daha yüksek verimli GES projeleri hayata geçecek.
  • Termik Santrallerde; gelecek nesillere daha temiz bir dünya bırakmak için sera gazı emisyonunu azaltma noktasında çok kritik bir rol üstlenirken, işletme iç ihtiyaç elektrik giderlerini minimize edebilecek.
  • Kojen/Trijen Santrallerinde; gün içerisinde düşük tüketim rejimlerinde enerji üretimi yaparak, sistemin verimini artıracak.
  • Biyokütle/Biyogaz Enerji Santrallerinde ise, kaynak tedariği süreçlerine katkı sağlaması yanında, daha verimli enerji üretimi için sağlıklı bir destek mekanizması oluşturulacak.

Şekil 14.2 Rüzgâr Güneş Hibrit Güç Sistemi Örneği

 

Continue Reading

A'dan Z'ye Rüzgar Santrali

Bölüm 13: Denizüstü (Offshore) RES

Published

on

Denizüstü rüzgâr türbini (DRT) çiftliklerinin ilki 1991’de Danimarka’nın Vindeby kasabasında kıyıdan 2 km uzaklıkta ve 4 metre su derinliğinde (11 adet, rotor çapı 35 metre olan her biri 450 kW rüzgâr türbini) yapılmış ve bu tarihten itibaren de bu sektör özellikle Danimarka, Almanya, Birleşik Krallık, Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde, özellikle Kuzey Denizi’ne yerleştirilen çiftlikler ile giderek büyümüştür. Bu büyümenin başlıca sebebi açık denizlerde tutarlı/devamlılık gösteren ve yüksek rüzgâr hızı potansiyelinin karaya göre daha fazla olmasıdır. Kara (onshore) RES ile denizüstü (offshore) DRES arasındaki en önemli farkları anlamak gerekmektedir. Bu farklar:

  • Denizüstünde daha kararlı ve yüksek rüzgâr hızlarının bulunması sebebiyle daha fazla enerji üretimi,
  • Denizüstü RES’lerde montaj ve inşaat işlerinin daha yüksek meblağlara yapılması, Ulaşım ve denizüstü olması nedeni ile bakım maliyetinin yüksekliği,
  • Denizüstü RES projelerinde finansman olanaklarının zorluğu,
  • Denizüstü RES’lerin işletmesinin karaüstü RES’lerden daha zor olması sayılabilir.

13.1 DRES’lerin Kurulum Aşamaları

Denizüstü RES yapımındaki aşamaları genel olarak üç grup halinde toparlamamız mümkündür. Bunlar şöyle sıralanabilir:

Proje Aşamasında:
  • Rüzgâr potansiyeli ve bu potansiyelin belirlenmesi için denizüstü ölçüm istasyonları Deniz derinliği ve deniz tabanı yapısı
  • Kıyıya uzaklık
  • Elektrik iletimi ve karadaki enterkonnekte sisteme bağlantı koşulları
  • Denizüstü ve altı doğal koruma alanları ve canlılar
  • Askeri kullanım
  • Sivil havacılık
  • Balıkçılık
  • Deniz trafiği
  • Boru hatları ve kablolar
  • Yerel yetkililerden çeşitli izinlerin alınması
  • Finansal planlama
Tedarik ve Yapım Aşamasında;
  • Rüzgâr türbinleri seçimi ve montajı
  • Temel seçimi
  • Sualtı kablo döşenmesi
  • Denizüstü trafo merkezi
  • Deniz yapı elemanları
  • Malzemelerin belirlenen bölgeye taşınması ve montajı için gerekli ekip ve ekipmanlar
  • İşletme ve Bakım Aşaması

13.2 MICROSITING

Bir açık deniz rüzgâr çiftliği projesini başlatmak için, ilk olarak rüzgâr çiftliği inşaat alanı tanımlanmalıdır. Buna rüzgâr çiftliği makro-yerleşim adı verilir. Bu aşamada, kıyıya olan mesafe, askeri yasak alan gibi kısıtlama alanı, balıkçılık çiftliği, doğal rezerv alanı, ana kanalı ve rüzgâr kaynağı dağılımı dikkate alınan temel konulardır. Kıyıya yakın ve sığ suya sahip alanlar tercih edilmelidir. Ardından, ölçülen rüzgâr hızına bağlı olarak rüzgâr türbinleri optimize edilmiş bir şekilde konumlandırılacaktır. Türbinlerin mikro konumlandırma optimizasyonunun kritik bir parçası olduğundan, başka bir terim olan WFLOP, çözümün optimalliğini sağlamak oldukça zor hale gelir. WFLOP’un temel unsurları şu şekilde özetlenebilir:

  • Izgara Modeli: Tüm alan ızgaralara ayrılır ve her bir ızgaranın merkezi, rüzgâr türbininin potansiyel konumunu temsil eder.
  • Koordinat Modeli: Türbinler X ve Y koordinatlarında verilir.
  • Amaç İşlevi: Sermaye maliyetini, işletim ve bakım (O&M) maliyetini ve yıllık enerji üretimini en aza indirgemek veya enerji üretimini, uyanıklık kayıplarını dikkate alarak maksimize etmektir.
  • Daha uzun bir türbin ömrü sağlamak için, her bir türbin çifti arasındaki minimum mesafe dikkate alınmalıdır.
  • Metodoloji: Matematiksel programlama yöntemleri kullanılır.

13.3 Deniz Üstü Rüzgâr Hızı Ölçümü Ve Rüzgâr Potansiyeli

Devlet Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün Denizcilik Meteorolojisi biriminin deniz taşımacılığı, rüzgâr rejimleri, akıntı sistemleri ve fırtınaların oluşumları hakkında sistematik bilgi ihtiyacını karşılamak ve gemi güvertelerinde gönüllü gemilerce yapılan gözlemlerin belirli bir esasa dayanarak temin edilecek veya Avrupa Orta Ölçekte Rüzgâr Tahmini Merkezinin (European Centre for Medium- Range Weather Forecasts) çeşitli ölçüm sonuçlarını bir araya getirerek matematiksel modelleme ile çıkarılan günlük haritalardaki verilere istinaden ilgili bölgedeki rüzgâr gücü tahmini yapılabilir. Fakat bu değerlerin hiçbiri, DRES santralinde kullanılması planlanan deniz üstü rüzgâr türbin yüksekliğinde deniz üstünde kurulacak bir ölçüm istasyonundaki veriler kadar kesin bir sonuç elde edemez. Bu nedenle, santral kurulacak alanın özelliğine istinaden, bir deniz üstü ölçüm platform veya ölçüm direği kurulur. Ölçüm platformları santral için gerekli olan rüzgâr hızı, rüzgâr yönü, yoğunluk, basınç, sıcaklık gibi ana bileşenlerin yanında denizaltı ekolojisi gibi bilimsel çalışmalara, veri toplamak gibi daha kapsamlı donanımlara sahiptir.

Denizüstünde rüzgâr hızlarının karaya göre çok daha kuvvetli olması ve dalga, denizaltı su akıntıları gibi nedenlerle rüzgâr ölçüm sistemlerindeki yorulma (fatigue) karasal ölçüm sistemlerine göre çok fazladır. Denizüstünde kullanılan meteorolojik sensörler, karaüstünde kullanılanlara göre bazı farklılıklar gösterir. Bu farklılıklar aşağıda belirtilmiştir:

  • Isıtmalı Sensör Kullanımı
  • Sonik Sensörler Kullanımı
  • Korozyona, Neme ve Deniz Tuzuna Karşı Daha Dayanıklı Sensörler olması gerekmektedir.

Bu amaçla World Meteorological Organization sınıflandırmasına göre Secondary Standard meteorolojik sensörler kullanılmaktadır.

Deniz Üstü Rüzgâr Ölçümleri
13.3.1 Klasik Ölçüm Direği

Halen standartlarca tavsiye edilmektedir. Ölçüm 10 metre ve %80 göbek yüksekliği arasında olmalıdır. Her 20 metrede bir rüzgâr hızı ölçülmelidir. Her 40 metrede bir ise rüzgâr yönü ölçülmelidir. T/RH ve P direk boyunca en az 3 noktada ölçülmelidir. Klasik ölçüm direğinde karşılaşılan bazı problemler vardır. Platform yüzeyi alt kademedeki ölçüm cihazlarını olumsuz etkilemektedir. Aynı zamanda türbin yüksekliğinde kurulum fazla maliyetlidir.

13.3.2 Platform Üstü LİDAR/SODAR Ölçümleri

Türbin yüksekliğinde ve tavan yükseklikte ölçüm imkânı bulunmaktadır. Her kademede türbülans hesaplanabilir. Direk maliyetinin yaklaşık 10 katı kurulum/kullanım maliyeti vardır ve tüm artı yönlerine karşılık hala normal ölçüm direğinin problemlerini yaşamaktadır.

13.3.3 Yüzen LİDAR

Platform maliyeti ve platform etkisi yoktur. Dalgalanmalara karşı veri düzeltmesi gerekmektedir. Türkiye için ideal bir ölçüm yöntemidir.

13.3.4 Uydudan Rüzgâr Ölçümü

Dalgarın görüntüsünden yola çıkarak 10 a.s.l. rüzgâr hız ve yön ölçümü yapılmaktadır. Verilerin modellemelerle 300 metreye kadar taşınabilmesi mümkündür. Direğin konumu ve tarlanın sınırlarını belirlemek için ideal bir ölçüm yöntemidir.

13.4 Denizüstü Rüzgâr Özellikleri

Avrupa ülkelerinin DRES’e geçmelerinde, karadaki rüzgâr için verimli yerlerin azlığı, rüzgârın verimli olduğu yerlerde ise bu bölgelere ulaşım, bakım ve onarım zorlukları gibi sebepler etkili olmuştur. Bunların yanı sıra, deniz üstünde rüzgâr hızının karaya oranla daha yük- sek olmasından ötürü DRES’de daha fazla enerji elde ediliyor olması da DRES’in tercih edilmesinde çok büyük bir öneme sahiptir. Deniz üzerinde esen rüzgârın kendine has bazı özellikleri bulunmaktadır. En önemli özelliği, deniz üstünde rüzgâr hızının, kara üzerindekinden daha yüksek olmasıdır. Yapılan araştır- maların sonucunda deniz üstü rüzgâr hızının en yakın kara parçasından %20-25 civarında daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Buna ek olarak deniz üzerindeki yüzey pürüzlülüğünün kara üzerindekinden daha düşük olmasından dolayı, rüzgâr akışının türbülans yoğunluğu da düşüktür. Türbülansın düşük olması da rüzgâr enerji santrallerindeki yorulmanın daha düşük olması anlamına gelir.

13.5 Denizüstü Rüzgâr Enerji Santralleri

Açık deniz rüzgâr türbinleri (offshore), kara rüzgâr türbinleri (onshore) ile oldukça benzer teknolojiye sahiptirler. En büyük farkları açık deniz türbinleri daha fazla enerji yakalar.

Açık deniz rüzgâr türbinlerinde kullanılan aktarma parçaları (drive-trains) kara rüzgâr türbinleri ile aynıdır, bazıları dişli kutuları ve yüksek hızlı jeneratörler kullanırken, diğerleri türbin rotoru ve jeneratör arasında direk aktarım (direct drive) kullanır. Açık deniz rüzgâr türbini kuleleri genellikle çelik boru profillerden inşa edilir. Ayrıca açık deniz rüzgâr türbinlerinin temelleri, karada kullanılanlardan önemli ölçüde farklıdır. Açık deniz rüzgâr ortalama hızı ve potansiyeli karaya göre çok daha yüksektir. Ayrıca açık denizde pürüzlülük (rüzgârı engelleyebilecek herhangi yapı yükselti veya eğrelti) ve alan sıkıntısı olmadığından elde edilen kapasite faktörü çok daha yüksektir. Açık denizde tuzlu suyun aşındırıcı özelliği, rüzgâr hızlarının çok daha yüksek olması karaya kıyasla daha zorludur. Buna istinaden deniz suyunun aşındırıcı özelliğine karşı petrol ve gaz platformlarında kullanılan deniz teknolojileri açık deniz rüzgâr türbinlerinde de türbin ömrünü uzatmak amacıyla kullanılmaktadır.

13.5.1 Denizüstü Rüzgâr Türbini Özellikleri

Denizüstü ve karasal rüzgâr türbinleri arasında bazı teknik farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılıkların başında offshore sistemler denizin içine kurulmaktadırlar. Deniz deyince akla su ve tuz gelmektedir. Yüksek nem ve tuzlu çevre koşullarına bağlı olarak, rüzgâr türbin yüze- yinde korozyonlar meydana gelir. Offshore sistemlerin korozyondan korunabilmeleri için rüzgâr türbin yüzeylerinde etkin bir özel dış koruma kaplaması yer almaktadır. Onshore rüzgâr türbinlerinin yerleşim yerlerine de yakın olarak kurulabileceği dikkate alınarak başta kanat tasarımı olmak üzere tüm sistem gürültüyü azaltacak şekilde tasarlanmaktadır. Offshore rüzgâr türbinlerinde ise tasarımın temel amacı gürültüden ziyade optimum aerodinamik verimin alınabilmesidir. Bu sebeple offshore rüzgâr türbinlerinin kanat hızları onshore sistemlere göre daha yüksektir. Kanat hızlarının artırılması aşağıda ifade edilen gereklilikleri de beraberinde getirmektedir.

  • Kanat katılığının (solidity) azalması sonucu kanadın süpürdüğü alanın düşmesi ve dolayısıyla kanat boyunun kısalması
  • Kanadın süpürdüğü alanının düşmesi sonucu rüzgâr türbini çalışmıyorken kanat üzerine etkiyen kuvvetlerin azalması
  • Dişli kutusu, ana yatak gibi mekanik aksamın küçülmesi (dişli kutulu sistemlerin kullanılması halinde geçerlidir)

Dişli kutusunun kullanıldığı offshore rüzgâr türbinlerinin periyodik bakım işlemleri de onshore sistemlerden biraz farklıdır. Yağlama sisteminin servis süresi daha uzundur. Birçok yatak otomatik olarak yağlanmaktadır. Dişli kutusunda bulunan özel bir yağ filtreleme sistemi yağın kalitesinin uzun süre korunmasını sağlamaktadır.

Denizüstünde esen rüzgâr hızlarının yüksek ve türbülans yoğunluğunun az olması nedeniyle, rüzgârın bir engele çarptıktan sonra (türbin kanatları) düzelmesi için gerekecek mesafe karasal türbinlerden fazladır. Bu nedenlidir ki, karasal türbin arası mesafe pervane çapının 3–5 katı olmakta iken, denizüstü türbinlerde 6–8 kanat çapı olmaktadır. Rüzgâr türbini seçimi ve onların saha içindeki yerlerine konuşlandırılması için profesyonel bir programa ve detaylı saha, rüzgâr, nem, basınç, sıcaklık verilerine ihtiyaç duyulmaktadır.

13.5.2 Kule ve Temel

ADRES’ler genellikle silindirik içi boş kuleden oluşmakta olup deniz seviyesinden yükseklikleri 105 metreye kadar ulaşmıştır. Çok az rastlansa da kafes tipi kuleler de kullanılmaktadır. Kuleler, geçiş elemanları kullanılarak temele monte edilir. Kulelerin monte edildiği temellerin tasarımlarını ve temel seçimlerini belirleyen çeşitli parametreler vardır. Bunlardan birincisi, denizüstü rüzgâr türbininin kurulu gücü, kule yüksekliği ve ağırlıkları, ikincisi temelin kurulacağı deniz tabanın yapısı ve son olarak da temelin yapılacağı yani santralin kurulacağı alandaki su derinliğidir.

Denizüstü rüzgâr türbinleri için temel inşası; hidrodinamik, rüzgâr yüklemesi ve karmaşık dinamik davranışlarla başa çıkmak demektir. Dalga ve rüzgâr yüklerinin birleşik etkisini ortaya çıkarmak temel inşası için hayati öneme sahiptir. Ayrıca, çok büyük su derinliklerinde gereken yapım işleri, maliyetin önemli bir parçası ve tüm kurulumun titreşimsel karakteristiği üzerinde hayli fazla etkiye sahip olabilmektedir. Gerçekte günümüzde 4 ana tasarım göz önünde bulundurulur. Bunlar: Yerçekimi merkezli (Gravity), Tek kazık (Monopile), Üçayak (Tripod) ve Ceket (Jacket) temelleridir.

13.5.2.1 Monopil Temel

Monopil temeller düşük maliyeti, basitliği ve sığ sulara (20 metreden düşük) uygunluğu gibi nedenlerden ötürü ADRES projelerinde en çok kullanılan tasarımlardır. Monopil temel, 500 tona yaklaşan ağırlığı ve 5,1 metreyi bulan çapıyla diğer temel tasarımlarından daha kolay bir şekilde üretilir. Fakat derin sularda, dalgaların şiddetli olduğu ya da türbin boyutlarının büyük olduğu durumlarda tercih edilmezler.

13.5.2.2 Yerçekimi Merkezli Temel D

Denizüstü RT lerde en yaygın kullanılan temel tipidir. Adından da anlaşılacağı gibi betonun yerçekimi kuvveti üzerine durmaktadır. Bu tip temel hidrodinamik yüklere aşırı duyarlıdır. Hidrodinamik yüklerle kasıt ise, denizlerdeki dalgalardır. Dalga yüksekliği ise denizin derinliğine bağlıdır. Bu tip temellerin su altında kalan kısımları konik olarak tasarlanmıştır. Sebebi ise buzlanmanın etkilerini azaltmaya çalışmaktır.

13.5.2.3 Jacket Tipi Temel

Jacket tipi temel aslında petrol ve gaz endüstrisinde kullanılan açık deniz uygulamalarında kullanılsa da ADRES uygulamalarında da kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzdeki örnekleri 4 yüzeyli olup, uzay kafes yapıdan oluşur. Yüksek güçlü türbinleri (5 MW) destekleyebilme ve 40 metreden daha derin sularda çalıştırabilme özelliği bulunur. Monopil temelden daha geniş en kesiti olduğu için dalgadan ve akıntıdan gelen yüklerden oluşan momentlere karşı dayanıklıdır.

13.5.2.4 Tripod Temel

Monopil temelden yola çıkılarak yapılan bu tasarımda temel, 3 ayaküstüne oturtulmuştur. Şekil 13.8’de görüldüğü gibi 3 ayaklı olmasından dolayı dalga ve akıntıdan kaynaklanan momentlere karşı çok dayanıklıdır.

Bu zamana kadar yapılan projelerde daha çok monopil ve yerçekimi merkezli temeller kullanılsa da derinliğin çok olduğu ya da karmaşıklıkların bulunduğu bazı yeni projelerde tripod, jacket gibi çeşitli temeller kullanılmaya başlanmıştır.

13.5.3 Elektrik Sistemi ve Donatım

ADRES’lerden üretilen elektrik enerjisinin merkeze iletimi çeşitli aşamalardan oluşur. Rüzgârdan elde edilen enerji öncelikle elektrik enerjisine dönüştürülür. Dönüştürülen elektrik enerjisi toplanarak iletim kablolarıyla karaya ulaştırılır. Karaya ulaşan elektrik enerjisi ise bu- radan ana trafoya ulaştırılır. Rüzgâr çiftliklerinin karaya olan mesafeleri burada önemli bir öneme sahiptir. Mesafe arttıkça sistem ve donatım masrafları da aynı oranda artış göstermektedir.

13.5.4 Hücreler ve Transformatörler

ADRES’ler için kullanılan dönüştürücüler karada kullanılanlardan farklılık gösterir. Karadakilerde olduğu gibi yerin üstüne konmaz. Kulenin üstüne ya da türbinin hemen altına konulur. Açık deniz rüzgâr türbinlerinde, güç genellikle 660 – 690V gibi düşük voltaj seviyelerinde üretilir. Elektrik güç kayıplarını azaltmak için, açık deniz rüzgâr türbininde naselin içine düşük frekanslı transformatör yerleştirilir. Bu transformatörler gerilimi 11 ~ 33 kV orta gerilim seviyelerine yükseltilir.

13.5.5 Toplama Sistemi

Toplama sisteminde sualtı iletken kablolar aracılığıyla transformatörlerden elektrik enerjisi toplanır. Her bir türbin birbirine bağlanarak deniz üstündeki trafoya gitmeden önce birleşir. Bu tasarımdaki amaç kablo maliyetini düşürmektir.

13.5.6 Deniz Üstü Trafo Merkezi

Toplama sisteminden gelen her bir kablo burada bir araya gelir; buradan petrol ve gaz platformuna benzer bir trafo merkezine gönderilir. Kurulacak olan DRES’nin kıyıya olan mesafesine göre trafo merkezi karaya veya denizüstüne yapılır. Deniz üstü trafoların boyutları projeye ve projenin enerji kapasitesine göre değişiklikler gösterir. Toplama sisteminden gelen orta gerilim değeri yüksek gerilim seviyelerine yükseltilir.

13.5.7 Karaya İletim

İletim kabloları karaya uygun voltajda ve güç oranında gelir. Kabloların boyutları projelerin kapasitelerine ve iletilecek gücün miktarına göre değişir. Karaya ulaşan elektrik gücü, uygun trafo merkezine gönderilir.

Denizüstü rüzgâr çiftliğinin karaya doğru olan güç iletiminin başlangıcı, her bir rüzgâr türbininin ürettiği gücün, türbin tabanında ya da yakınında yer alan bir orta gerilim yükseltici trafo yardımıyla optimum bir orta gerilim seviyesine sahip alternatif akım şebekesinde toplamaktır. Denizüstü rüzgâr çiftliklerinin karaya olan iletim bağlantıları için üç alternatif vardır.

HVAC (High Voltage Alternate Current = Yüksek Gerilim Alternatif Akım), LCC (Line Commuted Converter = Hat Anahtarmalı Konverter) tabanlı, HVDC (High Voltage Direct Current = Yüksek Gerilim Doğru Akım) veya VSC (Voltage Source Converter = Gerilim Kaynağı Konverteri) tabanlı, HVDC (High Voltage Direct Current = Yüksek Gerilim Doğru Akım) teknolojileridir. Birbirine göre dezavantaj ve avantajları olan bu iletim çeşitlerinin karşılaştırılması Şekil 13.11’de verilmiştir.

13.5.8 Açık Deniz Rüzgâr Santrali Kablolamaları

Deniz altı iletimi için 3 tip kablo yalıtımı yaygın olarak kullanılmıştır. İzolasyon yapısı ve kalınlığı voltaja bağlı değişkenlik gösterse bile hem yüksek hem de orta gerilim de kullanılabilir. Düşük basınçlı yağ dolu (Low Preasure Oil Filled, LPOF), sıvı dolu (LPFF), sıvı emdirilmiş kâğıtla yalıtımlı kablolar, geçmişte ABD’de denizaltı alternatif akım iletimi için kullanılmıştır. Günümüzde zırhlandırılmış XLP kablolar bu kabloların yerini almaktadır. XLP kabloların dirençleri daha düşük, maliyetleri daha az, alternatif akım uygulamalarında kayıp daha az ve daha uzun üretilebildiği için tercih edilmektedir.

Kablolar bu işlem için özel tasarlanmıs gemiler tarafından deniz yüzeyine bırakılır. Bazı engebeli arazilerde yüzeye yerleştirmede dalgıçlarda görev alır. Kablolar ağır ve yüksek basınçlı su altı şartlarına dayanıklı olacak şekilde tasarlanmıştır.

13.6 Montaj, Servis, Bakım

Açık deniz ortam personelinin kara ve türbinler arası gidip gelmesini gerektirir. Bu da ekipman, zaman ve artan riskle birlikte sigorta maliyetlerini arttırır. Açık denizde çalışmak bakım ve kurulum zamanını etkileyen fırtınaları da beraberinde getirir, Bu da sonuç olarak yatırım ve işletim maliyetlerini arttırır. Orta boyutta dalgalar (2 metre üzeri) kurulumu geciktirebilir ve bakım ekiplerinin türbinlere ulaşımını aksatabilir. Bütün bunlar türbinin emre amadeliğini negatif olarak etkilemektedir. Emre amadelikle başa çıkmanın bir yolu ise türbin bileşenlerinin güvenilirliğinin yüksek olarak imal edilmesidir. Bu sayede bakım ve tamirat için türbinlere ulaşım ihtiyacı azalacaktır. Elbette güvenilirliği yüksek ürün üretmek için belirli bir Ar-Ge çalışması, Ar-Ge çalışması için de zaman ve yatırım gereklidir. Açık deniz rüzgâr projelerinin yatırım harcamalarından biri de kurulum ve bakım için kullanılan şileplerin fiyatlarına bağlıdır ve günlük kiralar değişkendir. Açık deniz rüzgâr tarlalarının hızla artması ilerleyen yıllarda şilep sıkıntısına yol açabilir. Bakım masraflarını açık denizde uygulamak onshore’a göre başlıca yüksek vinç şilep fiyatları ve kötü havalardaki bekleme süreleri nedeniyle 5-10 kat daha pahalıdır.

 

Continue Reading
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com