Connect with us

A'dan Z'ye Rüzgar Santrali

Bölüm-2 Rüzgar Ölçümü ve Metotları

Yayın tarihi:

-

Rüzgar ölçümü, rüzgar enerji santrallerinin (RES) tasarımından, operasyon durumunu koruduğu ana kadar gerçekleştirilen bir lem olarak nitelendirebilir. Kısaca, rüzgar enerjisi potansiyelini etkileyen tüm parametrelerin elde edilmesini amaçlamaktadır. Rüzgar yerküre üzerindeki ısı farklılıklarından oluşan basınç değişikliklerinin eşitlenme çabasonucu açığa çıkan hava parsellerinin hareketidir. Bu hava parsellerinin sabit bir hızla hareket ettiği varsayıldığında, taşıdığı güç aşağıdaki denklem ile ifade edilebilir.

Ρ = Hava yoğunluğu (kg / m3)

r = Rotor Yarıçapı (m)

ν = Rüzgar Hızı (m / s)

Gü. denklemine bakıldığında da açıkça görüleceği üzere, rüzgar türbini rotor tarama alanından geçen hava parselinin rotorda bıraktığı gü. bu parselin hızı ile kübik orantılı olarak değişmektedir. Bu nedenle rüzgar enerjisinde rüzgar hızının doğru yöntemlerle tasvir edilmesi gerekmektedir. Rüzg.rın kaotik doğasının, birden çok parametreye bağlı olarak değişmesi göz önüne alındığında rüzg.rın istatiksel olarak tasvir edilmesinin ne kadar “gerekli” olduğu anlaşılabilecektir.

Her ne kadar denklemde açığa çıkan sonuca göre sadece rüzgar hızının ölçülmesi yeterli görünse de sağlıklı rüzgar istatistiklerinin oluşturulmave hızın vektörel bir büyüklük olması nedeniyle yön bilgisine de ihtiyaç vardır. Bu anlamda rüzgar hızıyla birlikte rüzgar yönünün de ölçülmesi gerekmektedir. Hava yoğunluğu değerinin belirlenebilmesi için sıcaklık, basınç ve nem ölçümlerinin de yapılmagerekmektedir. Buna ek olarak, ideal ya da etkileşimli gaz denklemleri kullanılarak hava yoğunluğu tayini mümkün olmaktadır. Sıcaklık, nem ve basıncı içeren ölçümler çevresel ya da ikincil ölçümler olarak tanımlanabilir. ölçüm aletlerinin noktasal ölçüm almasından dolayı monte edileceği direğin bazı standartları sağlaması rüzgarın daha doğru tasvir edilmesini sağlayacaktır. Bu standartlar dünya genelinde kabul görmüş kurumlar tarafından yayınlanmakta olup, genel amacı rüzgarın daha düşük belirsizlikler yardımıyla tasvirini sağlamaya yöneliktir. Örnek olarak, direk üzerinde monte edilecek olan anemometreler direkten belli oranda uzakta, direk etkisini hissetmeyecek şekilde konumlandırılmalıdır. Bu nedenle rüzgar ölçüm direklerinde görece uzun yan kollar kullanılmaktadır. ölçüm istasyonunun planlanması sırasında hâkim rüzgar y.nünün değerlendirilerek sensör yerleşimlerinin buna göre gerçekleştirilmesi fayda sağlayacaktır. Bu sayede sensörlerin, daha az direğin, yıldırım koruma sisteminin ve diğer sensörlerin gölge etkisi altında kalması sağlanacaktır.

Bunun dışında kaydedilen verilerinde belli özelliklere haiz olmagerekecektir. Sadece rüzgar hızını belirlemenin yanında ölçüm aralığındaki en yüksek ve en düşük gözlemlerinden kaydedilmesi gerekecektir. Örnek olarak; 10 dakikalık ortalamaları sağlayan anemometre için veri kaydedici ayzamanda bu 10 dakikalık zaman zarfı içerisinde kaydedilen en yüksek ve en düşük rüzgar zını da kayıt altına alması gerekmektedir. Bu sayede rüzgarın türbülans olarak tabir edilen ve rüzgar türbinleri üzerine binen yükün hesaplanmasından birbirlerine olan kuyruk etkilerine kadar geniş çerçevedeki hesaplamalarda kullanılabilen türbülans parametresi elde edilmolur.

Bir rüzgar ölçüm istasyonunda:

  • Rüzgar Hız Sensörü,
  • Rüzgar Yön Sensörü
  • Hava Sıcaklık Sensörü
  • Bağıl Nem Sensörü
  • Basınç Sensörü
  • Ölçüm Kayıt Cihazı (Data Logger) bulunur.
  • Rüzgar ölçüm direğinin yüksekliği en az 60 metre olmalıdır.
  • Basınç, sıcaklık ve nem ölçümleri en az 3 metrede yalır.
  • Başvuru sahibi bu ölçümlere ilave olarak farklı seviyelerde sıcaklık, nem ve basınç ölçümü yapabilir.

Rüzgar hızı: Rüzgarın hızı, havanın hareket süratini gösterir. Bir rüzgar hızı, onu meydana getiren iki nokta arasındaki basınç farkına ve bu iki nokta arasındaki uzaklığa bağlıdır. Basınç farkı ne kadar fazla ve iki nokta arasındaki uzaklık ne kadar az ise rüzgar hızı o ölçüde fazla olacaktır. Rüzgar hızı anemometre ile ölçülür. Anemometrenin yazıcı tipte olanına ise anemograf adı verilir. Rüzgar hızı, m/s, km/h ve knot (deniz mili/saat) birimleri ile ifade edilir 1 m/sn hızla esen rüzgarın çarptığı 1 m2’lik yüzeye yaptığı basınç 0.076 kg‘dır. Rüzgar Santral ölçümlerinde ve tahminlerinde m/s birimi kullanılır.

Rüzgâr Yönü: Rüzgârın bulunduğumuz yere doğru geldiği yöne rüzgâr yönü denir. Rüzgâr yönü jirüet (anemoskop), windjak (windsock), (rüzgâr torbası), (rüzgâr tulumu) ve Wind Vane (Yön Sensörleri) ile belirlenir. Meteorolojide rüzgâr esiş yönleri coğrafik yönlerle açıklanır. Rüzgâr yönü “E” denildiği zaman, doğudan batıya doğru hareket eden hava akımı anlaşılır. Rüzgâr yönü gözlemleri 8 yön dikkate alınarak yapılır.

2.1 Rüzgâr Ölçüm İstasyonunda Bulunan Aletler

2.2.1 Rüzgâr Hız Sensörü (Anemometre)

Anemometreler rüzgâr hızını elektriksel sinyale dönüştüren sensörlerdir. Kepçe, ultrasonik ve propeller anemometre olmak üzere 3 tip anemometre vardır.

a. Kepçe Anemometre: Kepçe rotorunun bir dönüşü için geçen süreye göre rüzgâr hızı belir- lenir. Rüzgâr hızı ölçümlerinde en yaygın olarak kullanılan anemometreler kepçe anemometreleridir.

Şekil 2.1 Kepçe Anemometre

b. Ultrasonik Anemometre: Her bir uçtan yayılan ses dalgasının diğer kol tarafından alınması sırasında geçen sürenin ölçülmesi prensibi ile çalışmaktadır.

Şekil 2.2 Ultrasonik Anemometre

c. Propeller Anemometre: Propeller anemometrenin çalışma prensibi de kepçe anemometre- lerle aynıdır. Bu tip anemometreler rüzgâr yönüne paralel monte edildiğinde yatay rüzgâr hızını, dik monte edildiğinde de dikey rüzgâr hızını ölçerler.

 

Şekil 2.3 Propeller Anemometre

2.1.1 Rüzgâr Yön Sensörü (Windvane)

lçüm yapılan bölgedeki rüzgâr, belirli bir hâkim yönden esebileceği gibi, farklı yön- lerden de esebilir. Rüzgâr yönlerinin değişen frekanslarını ve rüzgâr hızlarının dağılımını göstermek için yönünün de ölçülmesi gerekmektedir. Windvane rüzgâr yön bilgisini elektriksel sin- yale çeviren sensördür. Bir rüzgâr gülü (windrose) 8 veya 16 yöne göre olabilir; ya da Avrupa Rüzgâr Atlas’ında esas alındığı gibi 12 yöne, 30’ar derecelik yön aralıklarına göre de olabilir. Yön sensörünün hareketini göstermektedir. 360 derece boyunca sonsuz olarak hareket eder ve bölgenin rüzgâr gülünü (windrose) çıkartır.

Şekil 2.4 Windvane                                                                          Şekil 2.5 WindRose

2.1.2 Sıcaklık ve Nem Sensörü

Termometre olarak da bilinen sıcaklık sensörü genellikle ölçüm direğinin 2 veya 3. metresine monte edilir. (Alt yüklenicinin tasarımına göre de değişiklik gösterebilir.) Bağıl nem, verilen bir sıcaklıkta havanın içerdiği nem miktarının, aynı sıcaklıkta içerebileceği maksimum nem miktarına oranı olarak tanımlanır. Diğer bir deyişle bağıl nem, havanın buhar içeriğinin kapasitesine oranıdır ve yüzde olarak ifade edilir:

Bağıl Nem (RH) = (Aktüel Su Buharı Miktarı / Maksimum Su Buharı Miktarı ) x 100

Rüzgâr ölçüm amaçlı kullanılan nem sensörleri, tek veya bazen de sıcaklık sensörü ile kombine olabilmektedir. Neme karşı duyarlı olan materyal karbondan yapılmış olup nem değişiminde direnci değişmektedir, bu direnç değişiminden yararlanılarak bağıl nem ölçülmektedir.

Şekil 2.6 Sıcaklık Sensörü                                                                                Şekil 2.7 Nem Sensörü

2.1.3 Veri Toplayıcı (Data Logger)

Rüzgâr ölçüm direğinde kaydı tutulan bütün verilerin elektronik olarak saklandığı ve değerlendirilmesinin yapıldığı ortamı sağlayan teçhizattır. Farklı markalara ait ve değişik dizaynlarda bulunabilirler. Ayrıca Şekil 2.8’de verinin saklandığı veri yongaları (data chip), piller ve nem alıcı da görülmektedir. Veri toplayıcı, 1 veya 10 dakikalık ve saatlik olarak düzenli aralıklarla ortalama ve ekstrem verilere ek olarak standart sapma da hesaplanıp vermektedir.

Şekil 2.8 Muhafaza Kutusu                                                                              Şekil 2.9 Data Logger

2.1.4 Basınç Sensörü

(Barometre) Barometre, atmosferdeki hava basıncını ölçmeye yarayan alete verilen addır. Baro- metre ile atmosferdeki açık hava basıncı milibar cinsinden ölçülmektedir.

Şekil 2.10 Basınç Sensörü Dış ve İç Görüntüsü

2.1.6 İkaz Lambası

Rüzgâr direğinin hava taşıtlarına tehlike oluşturmasını önlemek için, direğin tepesine kırmızı ışık yayan LED aydınlatmalı en az 1 adet uygun bir ikaz lambası kurulmalıdır.

Şekil 2.11 Ölçüm Direğinde Kullanılan İkaz Lambası

2.1.7 Paratoner

Havadaki elektrik yükünü toprağa aktarmayı amaçlayan bir araçtır. Topraklama sayesinde bakır iletkene gelen yıldırım etkisiz hale getirilir.

Şekil 2.12 Ölçüm Direğinde Kullanılan Paratoner

2.1.8 Güneş Paneli ve Şarj Cihazı

Direk üzerinde bulunan veri kayıt cihazının ve haberleşme sisteminin enerjilendirilmesi 1 adet güneş paneli ve akü yardımı ile sağlanır.

Şekil 2.13 Ölçüm Direğinde Kullanılan Güneş Paneli

2.1.9 GSM Modem

Datalogger’da saklanan veriler yerel olarak notebook ya da PC’den okunabilir. Opsiyonel olarak dataloggera bağlanan bir GSM modem, bilgisayara uzak veri iletimini bir telefon hattı ile sağlar.

Şekil 2.14 Ölçüm Direğinde Kullanılan GSM Modemi

2.2 Sensörlerin Kalibrasyonları

Kalibrasyon işlemi, bilinen bir değere karşı ölçüm aletinin verdiği sonucun karşılaştırıl- ması olarak açıklanabilir. Örnek olarak 1 kg ağırlığındaki kütleyi doğru bir şekilde tayin etmek adına, ağırlığının 1 kg olduğundan emin olduğumuz ya da standartlar tarafından açık bir şekilde tanımlanmış olan 1 kg kullanılarak kefelerde karşılaştırma yapılır. Rüzgâr ölçüm sistemlerinde kullanılan ölçüm aletlerinde ise, direkt olarak kullanılabilir birimlerde ölçümler elde edilmemektedir. Örnek olarak, anemometreler Hertz (saniyedeki dönüş miktarı Hz.) cinsinden çıktıları verirken, yön ölçümleri sonucu 210 tane sayıdan birini ya da direnç çıktısını verebilir. Bu çıktıların hangi değerlere karşılık geldiği sensörlerin kalibrasyonun yapılması sonucunda belirlenebilir. Bu anlamda her sensör öncelikli olarak fabrika çıkışında, ardından standartlarda belirtilen sürelerde ölçüm aldıktan sonra kalibre edilmesi gereklidir.

Anemometrelerin kalibrasyonu sırasından hava tünelleri kullanılır ve bu tünellerde bili- nen rüzgâr hız değeri sensörden elde edilen çıktılar ile karşılaştırılarak, anemometrelerin verdiği Hz. birimine dönüşüm faktörleri uygulanır. Örnek olarak; hava tünelinde 6,2 m/s değerindeki rüzgâr hızı için anemometrenin 3 Hz. çıktısı vermesi durumunda, anemometredeki çıktılar 2 çarpanı ile genişletilmesi ve 0,2 değeri ile ötelenmesi gerekmektedir. Bu tarz sonuçlar birden çok nokta için elde edilerek anemometre için nihai eğim ve offset değerleri elde edilmektedir. Benzer metodoloji yön, sıcaklık, basınç ve nem ölçümleri için de takip edilmektedir. Yön ölçümlerinde, sensör doğasına bağlı olarak bit ya da direnç çıktısı elde edilirken; sıcaklık, nem ve basınç ölçümlerinde ise genel olarak gerilim çıktısı elde edilmektedir. Sensörlerin kalibrasyonları sonucunda elde edilen slope ve offset değerleri veri kaydedicide yapılacak gerekli ayar- lamalar sayesinde kendi değerlerine çevrilebilmektedir. Veri kaydedicide uygulanan dönüşüm aşağıda verilen denklem aracılığıyla uygulanmaktadır.

veri = [ ( kaynak veri x slope ) + offset ]

Rüzgâr ölçüm istasyonlarının faaliyetleri sırasında sert doğa şartlarına maruz kalması olağandır. Bunun sonucu olarak ölçüm ekipmanlarının arıza kaydetmesi sonucu açığa çıkacaktır. İstasyonda gerçekleştirilmiş olan her bir müdahalenin detaylı olarak raporlanması da gerekmektedir. Arıza-bakım raporlamalarında istasyona yapılan müdahale açıkça belirtilmelidir. Değişen bir ölçüm sensörü varsa bunun için de ayrıca kalibrasyon belgelerinin sunulması gerekmektedir.

Kalibrasyon işlemini gerçekleştiren kurumların belli özelliklere sahip olması ve standartları yakalaması istenmektedir. IEC 61400-12-1 standardının Annex F bölümü anemometreler için gerçekleştirecek olan kalibrasyon işleminin standartlarını belirlemektedir. Bu standartlar hava tünelinin teknik özelliklerinden başlayarak, kalibrasyon işlemi sonucunda yayınlanacak raporun özelliklerine kadar çeşitli noktalarda yol göstermektedir. Örnek olarak kalibrasyon iş- leminin başlamasından önce anemometrenin 5 dakika boyunca 10 m/s hızındaki tünelde kal- ması önerilmektedir. Ardından kalibrasyonun 4 m/s ve 16 m/s arasındaki değerlerde gerçekleştirilmesi aktarılmaktadır. Kalibrasyon sonucunda yayımlanacak raporda ise seri numaralarının, kalibrasyon görevlisi bilgilerinin, kalibrasyonun gerçekleştirildiği tarihin, kalibrasyonu yapılan sensöre ait resminin ve daha birçok bilginin bu rapor içeriğinde bulunması gerektiği belirtilmektedir.

İstasyonlarda gerçekleştirilecek ölçümlerin her ne kadar belli yönetmelikler vasıtasıyla, yasal olarak minimum ölçüm süreleri belirtilmiş olsa da sahadaki rüzgâr özelliklerinde meydana gelecek yıllar arası sezonsal etkileri yakalayabilmesi adına en azından 5 yıl kadar ölçüme devam etmesi yararlı olacaktır. Bu sayede belirsizlikler daha makul seviyelerde seyre- decektir. Teknik sebepler nedeniyle yeterli süre zarfı içerisinde ölçüm alamayan istasyonlar için veri tamamlama prosedürleri takip edilmeli ve güvenilir uzun dönem veri kaynakları kullanılarak uyumu kontrol edilmelidir. Bu tarz durumlarda ise ölçümün tasvir yeteneği azalacağından belirsizliklerde artış gözlemlenme ihtimali yüksektir.

Avrupa’da birçok laboratuvarda anemometre kalibrasyonu bulunmaktadır. MEASNET (MEASuring NETwork Institutes of European) 7 Kasım 1996 tarihinde 3 üye ile kurulan ve Avrupa’daki rüzgâr ölçüm ve diğer teknik konularda danışmanlık yapan enstitüleri kapsayan bir akreditasyon enstitüsüdür. Üye kuruluşlar, uzman grup çalışmaları ile rüzgâr endüstrisi için anemometre kalibrasyonu, güç kalitesi ve performansı, gürültü emisyonu ve saha değerlendir- mesi başlıkları altında standardizasyon çalışmaları yapmaktadırlar. MEASNET, şu anda 18 üyeye sahiptir. Uluslararası banka ve kreditörler, MEASNET tarafından ortaya konan prosedürlere göre yapılan kalibrasyon ve diğer mühendislik hizmetlerini özellikle tercih etmektedirler.

2.2.1 Anemometre Kalibrasyonu İçin Gerekli Şartlar

Anemometre kalibrasyonu için aşağıdaki malzemelerin kullanılması zorunludur:

1. Rüzgâr tüneli,

2. Kullanılan bütün ölçüm cihazlarının kalibrasyonlarının olması,

3. ISO 3966 standartlarına uygun pitot tüpleri,

4. Her kalibrasyon öncesi kullanılan bütün cihazların hazırlanarak bunun için ilgili enstitüde kullanılan referans anemometre ile test edilmesi,

5. Akış kalite ölçümünün yapılması,

6. Kalibrasyonun birkaç kez denenmesi.

Şekil 2.15 Rüzgâr Tüneli

2.3 Rüzgâr Ölçüm İstasyonu Seçimi

2.3.1 Rüzgâr Ölçüm Sistemleri

Rüzgâr ölçüm istasyonu kurulumu veya meteorolojik rüzgâr ölçüm direkleri, (met direkler) rüzgâr enerjisi ile ilgili özelliklerin sürekli ölçümü için en uygun platformu sunar. Rüzgâr ölçüm direği kurulumu karada veya açık denizde rüzgâr çiftliğinin planlandığı yere mümkün olduğunca yakın yerlerde yapılır. Tercihen bir veya daha fazla rüzgâr ölçüm direği geliştirilen rüzgâr parkının öngörülen alanına yerleştirilir. Neredeyse tüm rüzgâr santrallerinde direk montajı, rüzgâr kaynağı özelliklerinin belirlenmesinde çok önemlidir. Bununla birlikte FGW, MEASNET ve IEC standartlarına uygun olarak güvenilir bir ölçüm periyodu sağlamak için önerilen rüzgâr ölçüm kulelerinin miktarı, arazinin karmaşıklığına ve alanın genişliğine, yani rüzgâr çiftliği için planla- nan rüzgâr türbinlerinin miktarına bağlıdır. SODAR ve LİDAR gibi uzaktan algılamadan (RSD) yararlanmak isteyen rüzgâr parkı geliştiricileri ve rüzgâr çiftliği operatörleri için, çoğu durumda, doğrulama da RSD operasyon sahasının yanına veya yakınına en az bir kısa rüzgâr ölçüm direği kurmaları gerekir. RSD cihazı, maliyetleri düşürmek veya veri güvenilirliğini artırmak ve veri belirsizliğini güvenilir bir düzeye ve kaliteye düşürmek için sigorta ve yeniden doğrulama maliyetleri hesaba katıldığında, özellikle ölçüm süresi bir yıldan uzunsa, bir kafes rüzgâr direği ölçümü yalnızca sahada bir RSD (SODAR veya LİDAR gibi) çalıştırmaya kıyasla daha ucuzdur.

2.3.1.1 Boru Tip Direkler

Borulu rüzgâr ölçüm direkleri genellikle yaklaşık 2-5 yıla kadar tasarım ömrüne sahiptir. Günümüzde rüzgâr enerjisi ile ilgili boru tip rüzgâr ölçüm direkleri çoğunlukla sadece 30 metre ile 60 metre yüksekliklerde mevcuttur. Daha yüksek direkler genellikle kafes kule yapısındadır. Çelik borulardan ve montajı zıvana ile birbirine geçme olarak imal edilirler. Bu tarz direklerin en büyük dezavantajı da ölçüm cihazlarında bir sorun olduğu zaman direk tamamen yerinden çıkartılıp cihazların sorunu giderildiği zaman yerine tekrardan monte edilmesi gerekliliğidir.

Şekil 2.16 Boru Tip Direk

2.3.1.2 Kafes Tip Direkler

Kafes tipi direkler ise yerden başlayıp basamaklı bir şekilde örülerek yapılır. En büyük avantajı da ölçüm cihazlarının tamirinde direk sökülmeden yerinde sorunun giderilebilmesidir. Tırmanma kolaylığı olduğundan ölçüm cihazlarında herhangi bir sorun tespit edildiğinde, direk yere indirilmeden gerekli müdahalenin yapılmasıdır. Ayrıca kullanılan bütün malzemeler genellikle sıcak daldırma galvaniz kaplamadır. Korozyona ve paslanmaya karşı dayanıklılık esastır.

Şekil 2.17 Kafes Tip Direk

Gerek boru tip direklerde ve gerekse de kafes tip rüzgâr ölçüm direklerinde iki önemli kısım vardır. Mekanik ve elektronik. Mekanik kısım, taban ankraj, çelik halatlar, borular, kazıklar ve diğer hırdavat malzemeler; elektronik kısım ise, anemometre, yön sensörü, veri toplayıcı, kablolar vb. gibi diğer elektronik cihazlardan oluşmaktadır.

2.3.2 Rüzgâr Ölçüm Direği Kurulumunda Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

1) İstasyon, rüzgâr profilini değiştirecek engellerden uzak yerlere kurulmalıdır.

2) Ölçüm sensörleri kuzey – güney doğrultuda olacak şekilde yatay olarak direğe monte edilmelidir.

3) İstasyon, ölçüm yüksekliğine bağlı olarak direk tipi (iç içe geçmeli boru veya demir üçgen, dörtgen profil) şeklinde projelendirilmelidir.

4) Ölçüm direğinin yüksek rüzgâr hızlarında devrilmesini önleyecek bir bağlantı türü ile toprağa yerleştirilmelidir. Bu amaçla çelik teller kullanılması tavsiye edilmektedir.

5) İdeal ölçüm yüksekliği, türbin göbek yüksekliğinin en az 2/3 oranında olmalıdır. Türbin göbek yüksekliğine ve arazi yapısına göre bu yükseklik artırılabilmektedir.

6) Sistemin uçuşlara engel olmaması için direk üzerine yanıp sönen kırmızı flaşör lamba ve paratoner tesisatı projelendirilmelidir.

7) Direk üzerine monte edilecek sistemlerin periyodik bakım, onarım ve kalibrasyonları için direklerin yatırılabilir olması sağlanmalıdır.

8) Sensörlerin yerlerine uygun bir şekilde monte edilip edilemediği kontrol edilmelidir.

9) Ölçüm direği üzerinde en az 2 adet anemometre kullanılmalıdır. Eğer 30 metre yüksekliğinde direk kullanılıyorsa, 10 metre ve 30 metrede monte edilecek biçimde en az 2 adet anemometre yerleştirilmelidir.

10) Ölçüm aletlerinin kabloları direk üzerine bağlanmalı, hiçbir kablo sarkık durumda olmamalıdır.

11) Ölçüm direğinin en üstüne yerleştirilecek anemometre, direk ekseni üzerinde ve direğin üst seviyesinden yaklaşık 1 metre yukarıya bütün yönlerde engellerden arındırılmış olarak monte edilmelidir.

12) Sensörler, yan kol üzerinde ölçüm direğine paralel olarak uzanan en az 30 cm uzunluğundaki bir çubuğun üzerine monte edilmelidir.

13) Ara ölçüm aletlerini ölçüm direğine bağlayabilmek için yan kol kullanılmalıdır. Bu yan kolların taşıdığı ölçü aletlerinin ölçüm direğine olan uzaklığı, ölçüm direğinin çapının en az 7 katı kadar olmalıdır. Uygulamalarda genellikle 1metre olarak alınmaktadır. Bu yan kollar hâkim rüzgâr yönüne doğru monte edilmelidir.

14) Yön sensörü 30 metrede ve yan kol üzerinde monte edilmelidir. Eğer en üst noktadaki anemometre ile aynı seviyede monte edilecekse, anemometre ile aralarında 2 metre mesafe bulunmalıdır.

15) Yıldırım çubuğu anemometreden en az 50 cm mesafede olmalı ve vibrasyondan etkilenmemelidir. Anemometrenin üzerinde bir yüksekliğe sahip olmalıdır ve direk düşey ekseni ile 60º açı yapmalıdır.

16) Sıcaklık, basınç ve nem sensörleri 3 metre civarında monte edilmelidir.

17) Montajı bitmiş bir ölçüm direği yer düzlemine dik konumda olmalı ve ölçüm aletlerinin hepsi tek bir direk üzerine monte edilmelidir.

18) Aynı tip ve marka ölçüm aletlerinin kalibrasyon eğrileri birbirinden tamamen farklı olup biri diğerinin yerine kullanılamaz. Bu nedenle ölçüm direği üzerine monte edilmiş ölçüm sensörleri ölçüm süresince değiştirilmemelidir.

10.07.2012 tarihli ve 28349 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Rüzgâr ve Güneş Enerjisine dayalı Lisans Başvuruları için yapılacak Rüzgâr ve Güneş Ölçümleri uygulamalarına dair yönetmelik doğrultusunda 2.3.3’te verilen standartların uygulanması gerekmektedir.

2.3.3 Rüzgâr Ölçüm Direği Kurulumunda Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar (MGM Standartlarında)
Rüzgâr Ölçüm Direği:

1) Rüzgâr ölçüm direği boyu en az 60 metre olmalıdır. Direk, boru veya kafes yapı şeklinde olabilir. Tüm direk, bağlantı kolları, ek malzemeleri ile gergi mekanizmaları paslanmaz malzemeden imal edilmiş olmalıdır.

2) Direk ve kolların dikey ve yatay konumları ile dengesini kaybetmemesi için direk, farklı yüksekliklerden yeterli sayıda gergi telleri ile zemine sabitlenir. Gergi telleri paslanmaz malzemeden imal edilmiş halat olmalı ve kışın oluşabilecek buz yüküne ve gergiye dayanmalıdır. Gergi telleri, zeminin özelliğine göre beton ankraj, kimyasal çelik dübel gibi yöntemlerle sabitlenir.

3) Rüzgâr ölçüm istasyonunda can ve mal emniyetine yönelik, gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması amacıyla koruma çiti ve uyarı tabelaları konulur.

4) Rüzgâr direğinin hava taşıtlarına tehlike oluşturmasını önlemek için, direğin tepesine kırmızı ışık yayan LED aydınlatmalı en az 1 adet uygun bir ikaz lambası kurulmalıdır. Rüzgâr direği, kırmızı ve beyaz olarak iki renkte boyanmalıdır.

5) Rüzgâr hız ve yön ölçümü ana ölçüm seviyelerinde (rüzgâr hız ölçerlerinin birincisi genelde Türkiye’de MGM standartlarında 30 metre yükseklikte olduğu sayılsa da aslında olması gereken türbin hub’ından kanat uzunluğunun en alt kısmındaki yerdir. İkincisi ise direğin en üst noktasında kurulur. Rüzgâr yön ölçerleri ise hız ölçerlerinin türbülans etkisinde kalmaması için, hız ölçerinden 1.5 ile 2 metre aşağıya kurulabilir.) yapılır.

6) Kullanılan direk Kafes Tipi Ölçüm Direği ise rüzgâr hız ölçerleri hâkim rüzgâr yönüne 90º olmalıdır; Boru Tipi Ölçüm Direği ise hâkim rüzgâr yönüne 45º olmalıdır.

7) Rüzgâr hız ölçerleri ve rüzgâr yön ölçerleri birebir aynı yöne bakmalıdır.

8) Firma isterse, daha yüksek bir direk kurarak, ara seviyelerde de ölçüm yapabilir. (Yukarıdan 20 metre aşağıda olabilir.)

9) Direk boru ise rüzgâr ölçerin konulduğu yükseklikteki kesit çapı “D ”, direk kafes yapılı ise rüzgâr ölçerin konulduğu yükseklikteki kesit uzunluğu “D1 “, rüzgâr ölçerin bağlantı kolunun çapı veya kesit uzunluğu “D2 “ise direğe bağlanan kolların ölçüleri şekildeki gibi olabilir. (Şekil 2.18)

10) Anemometrelerden birisi direğin en üst noktasına ve direğin ekseninde kurulabilir.

Şekil 2.18 Boru ve Kafes Tip Direk Standartları

Şekil 2.19 Kafes Tip Direğin En Üst Noktasındaki Rüzgâr Ölçerler

11) En üst seviyedeki rüzgâr hız ölçerde arıza meydana gelmesi ihtimaline karşın ikinci bir hız ölçer konulmalıdır. (2 tepede 1 altta olmak üzere minimum 3 hız ölçer olmalı)

12) Direk ekseni Türkiye’de 45 cm dir. Direk ekseninin 60 70 cm olması idealdir.

13) Anemometrelerden ikincisinin 30 metre yüksekliğe kurulması zorunludur.

14) Rüzgâr yön ölçer, hız ölçerinin türbülans etkisinde kalmaması için 1.5 ile 2,5 metre yukarı veya aşağı kurulabilir.

15) Yatay bağlantı kollarının direğe bağlantısı sağlam olmalı ve yatay durmalı, titreşim ve sallanma yapmamalıdır. Düşey kollar yatay eksene dik olacak şekilde (direğe paralel) kurulur.

Şekil 2.20 Kafes Tip Direkte 30 Metre Yükseklikte Bulunan Rüzgâr Ölçerler

Şekil 2.21 Rüzgâr Ölçüm İstasyonu Şematik Gösterimi

Şekil 2.22 60 Metrelik Ölçüm Direği Örnek Dizaynı

Şekil 2.23 Ölçüm Direği Gergi Düzeni

A'dan Z'ye Rüzgar Santrali

5.2 Rüzgâr Türbini Bileşenleri

Yayın tarihi:

-

Yazar

Şekil 5.3 Rüzgâr Türbini Bileşenleri

5.2.1 Kule (Tower)

Sistemin mekanize bölümlerinin tümünü üzerinde bulunduran platform, çelik konstrüksiyondan ve gürültü kirliliğini azaltmak amacıyla ses izolasyonlu olarak imal edilmektedir. Platformun kütlesi üzerindeki aksamlarla birlikte 12-82 ton arasında değişebilmektedir. Platform bir mil vasıtası ile konik veya bilyeli radyal rulmanlarla kuleye, çevresinde dönebilecek şekilde yataklandırılır. Kule yüksekliği rüzgâr hızında etkili bir faktör olduğundan tasarımının hem çevrim sisteminin gücüne hem de mukavemetine göre yapılması gerekmektedir. Kule, sistem büyüklüğüne göre çelik koni boru, çelik kafes, çelik silindir, beton konik boru ya da silindir biçiminde imal edilebilmektedir Kimi kule tiplerinde hibrit kullanılmaktadır. (Beton ve çelik). Göbek (hub) yüksekliğine bağlı olarak 3 veya 5 bölüme (section) kadar da çıkabilmektedir. (Bottom, mid 1, mid 2, mid 3, top)

Şekil 5.4 Kule içi                                                                       Şekil 5.5 Çelik Kule

5.2.2 Nasel (Nacelle)

Nasel yatay eksenli rüzgâr türbininin gövde kısmını oluşturmaktadır. İçerisinde çeşitli sistem elemanlarını barındıran bu kısım sistemin beyni niteliğindedir. Elektriğin üretildiği, düzenlendiği bu kısım aynı zamanda rüzgâr türbini için tüm kontrolünün yapıldığı yerdir.

Şekil 5.6 Nacelle Boyutları

Şekil 5.7 Nacelle Ön Görünüş

Şekil 5.8 Nacelle Yan Görünüş-1                                                                            Şekil 5.9 Nacelle Yan Görünüş-2

5.2.2.1 Yaw Mekanizması (Yaw Drive)

Kulenin üzerindeki anemometre, yön sensörü, ultrasonik vasıtasıyla gelen rüzgâr yönü ve şiddetine göre türbinin rüzgâr ile yüzleşmesini veya tam tersi şekilde türbinin durması istenen durumlarda rüzgârın kanatları döndüremeyecek duruma gelmesini sağlar. Genellikle nasele monte edilmiş elektrik veya hidrolik motorların kontrolünü içermektedir. Nordex firmasının tüm türbin modellerinde kullanılan yaw sistemleri aşağıdaki gibidir.

Şekil 5.10 Yaw Mekanizması                                                                                                            Şekil 5.11 Yaw Sensörleri

5.2.2.2 Yaw Motorları

Yaw motorları naselin rüzgâr yönüne doğru dönüşünü sağlayan her biri bir sürücü ile kontrol edilen kompenantlardır. Yaw motorları yaw dişli kutuları üzerindedir. Türbinin büyüklüğüne göre 2-3-4 adet “yaw motor” bulunmaktadır. Komutu yaw converter denilen sürücüler- den alır ve bilgi alışverişini de yine bu converterlar üzerinden yapar.

Şekil 5.12 Yaw Motorları

5.2.2.3 Dişli Kutusu (Gear Box)

Rüzgâr türbininin en ağır ve en pahalı parçasıdır. Rotor milinin düşük dönme hızını jeneratörün ihtiyaç duyduğu yüksek hıza dönüştürür. Rüzgâr türbinlerinin dişli kutuları genellikle planet dişli sistemi kullanır. Doğrudan sürücülü türbinlerde dişli kutusu yoktur. İçerisinde 500 litre”x-optic gear” yağ bulunur. 2 yılda bir boroskopi yapılıp dişliler kontrol edilir. Her yıl filtre değişimi yapılır. (İsteğe göre 2. bir filtre de yerleştirilir.) Türbin boyutuna göre dişli kutusu markası ve boyutu değişir.

Şekil 5.13 Dişli Kutusu (Gearbox)

5.2.2.4 Jeneratör (Generator)

Rüzgâr türbinlerinde mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürmek için gerekli olan parçadır. Basitçe jeneratörlerin çalışması elektromanyetik alan prensibine dayanmakta olup, bobin üzerinde oluşturulan manyetik alanın, o bobin teli üzerinde akım meydana getirmesi şeklindedir. Genellikle aşağıdaki üç tip jeneratör Rüzgâr türbinlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır:

  • Doğru Akım Jeneratörü
  • Senkron Jeneratör (Alternatör)
  • Asenkron Jeneratör (İndüksiyon Jeneratör)

Şekil 5.14 Nordex N117/3000 Türbinlerinde Kullanılan Asenkron Jeneratör

5.2.2.4.1 Senkron Jeneratörler (Alternatörler)

Senkron jeneratörler veya alternatörler, mekanik gücü AC elektrik gücüne dönüştürmek için kullanılan senkron makinelerdir. Bir senkron generatörde, rotor sargısına DC akım uygu- lanır. Bu akım bir rotor manyetik alanı oluşturur. Sonra generatörün rotoru, bir hareket kaynağı ile döndürülür. Böylece makinada içinde dönen bir manyetik alan üretilmiş olur. Bu dönen manyetik alan generatörün stator sargılarında üç fazlı gerilimler indükler. Genelde makinada sargıları tanımlamak için iki terim kullanılır. Bunlar; alan sargıları ve endüvi sargılarıdır. Genel olarak “alan sargıları” terimi makinada ana manyetik alanı üreten sargılar için ve “endüvi sargıları” terimi de ana gerilimin endüklendiği sargılar için kullanılır. Senkron makinalarda alan sargıları rotor üzerinde bulunduğundan, bu sargılara rotor sargısı da denir. Benzer şekilde endüvi sargıları stator sargıları olarak da isimlendirilir.

5.2.2.4.2 Asenkron (İndüksiyon) Jeneratörler

Asenkron jeneratörün statoru üç faz grubundan birçok sarıma yataklık yapar. Bu üç grup sargı, fiziksel olarak stator etrafına yayılı halde olur. Bu sargılar üzerindeki akıştan ötürü rotor etrafında dönen bir manyetik alan oluşur ve bu manyetik alan, asenkron makinenin en önemli çalışma özelliğini meydana getirir. Rotor akımı ile stator akışı arasındaki etkileşim, bir hareketlenmeye neden olur. Eğer rotoru bir rüzgâr türbinine bağlayıp senkron hızdan daha yüksek bir hızda döndürürsek, rotorda indüklenen akımın yönü, motor çalışma yönünün tersinde olur. Bu durumda makine jeneratör olarak çalışmaya başlar. Türbinin mekanik gücünü elektrik enerji- sine çevirir ve stator uçlarına bağlı yükü besler. Eğer makine şebekeye paralel olarak çalışı- yorsa, şebekeye güç temin edecektir. İndüksiyon jeneratörler Rüzgâr türbinlerinde bütün dün- yada yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

5.2.2.5 Jeneratör Soğutma (Generator Cooling)

Jeneratörler sahanın iklimsel şartlarına göre antifriz ve su karışımı vasıtasıyla soğutulur. Türbinin dışarısında bulunan radyatör sayesinde bu karışımın soğutma işlemi gerçekleştirilir.

Şekil 5.15 Radyatör

5.2.2.6 Konvertör (Converter)

Düşük seviyeli DC gerilimlerini, yeterli akımı da sağlayacak şekilde istenilen seviyede DC veya AC gerilimlere dönüştüren cihazlara “converter” denir. Converter elektrik enerjisinin kontrolünü sağlayan ve herhangi bir akım şeklindeki enerjiyi başka akım şekline çeviren aygıttır. Güç elektroniği devrelerinden olan konvertörler herhangi bir DC kaynaktan aldığı gerilimi işleyerek, sabit ya da değişken genlik ve frekanslı AC gerilimi elde etmek için kullanılan elektronik devrelerdir.

Şekil 5.16 Konvertör

5.2.2.7 Rotor Şaftı (Rotor Shaft)

Rotor mili, rotor dönüşünü ve torkunu dişli kutusuna iletir. Rotor milinin içi boştur. Kablolar şaftın içerisinden geçer. (Slip Ring)

 

Şekil 5.17 Rotor Şaftı Görünümleri

5.2.2.8 Rotor Rulmanları

Şekil 5.18 Rotor Rulmanları

5.2.2.9 Coupling

Dişli kutusu ve jeneratör arasındaki bağlantı ekipmanıdır.

Şekil 5.19 Coupling

5.2.2.10 Fren Sistemi

Rüzgâr türbinlerinin devir sayılarının sabit tutulması gerektiğinde veya jeneratörün aşırı ısınması, şebekeden ani kopma gibi istenmeyen durumlarda ve bakım, tamirat gerektiren durumlarda türbinin durdurulması gerekebilir. Bunların yanında fırtına gibi yüksek rüzgâr hızlarının olduğu durumlarda rüzgâra karşı kanadın küçük bir yüzeyini göstermek veya acilen türbini tamamen durdurmak gerekebilir. Bu tip durumlarda kullanılmak üzere aerodinamik fren ve mekanik fren sistemleri geliştirilmiştir. Aerodinamik fren sistemleri kanat ucunun eksenleri etrafında belli bir açıda dönmesi mantığı ile çalışmaktadır. Mekanik fren sistemi rüzgâr türbininin ikincil acil emniyet sistemi olup; aerodinamik fren sisteminin yedeği gibi kullanılmaktadır. Mekanik fren, dişli kutusunun jeneratöre bağlanan yüksek hızlı şaftına sabitlenmiştir.

Şekil 5.20 Fren Sistemi

5.2.3 Hub

Hub rüzgâr türbin kanatlarının birleştiği ortak noktadır. İçerisinde kanat dişlileri yağlama hattı, pitch dişli kutusu ve motorları ve central box denilen bilgilerin ve enerjinin dağıtıldığı toplanma noktasını barındırır. Yaklaşık 27 ton ağırlığındadır. Rotorlock yapılarak sabitlenir ve bu sayede içerisinde çalışma yapılır. Maksimum çalışma rüzgârı 12 𝑚/𝑠 dir. 12 𝑚/𝑠 üzerindeki hızlarda kanada düşen yük miktarı artacağından dolayı “rotorlock” kaldırılıp kanatların serbest salınımda durması sağlanır.

Şekil 5.21 Hub Elemanları

5.2.3.1 Rotorlock

Rotor kilitleri rüzgâr türbini endüstrisinde kullanılır ve tipik olarak türbinin ana rotor şaftına monte edilen güvenlik elemanıdır.

Bakım çalışmalarında, örneğin; kanat, göbek veya güç aktarma sistemindeki çalışmalar öncesi; istenmeyen dönmeye karşı rotor kilidi aracılığıyla rotor kilitlenir. Bu sistem; hidrolik, elektriksel, veya mekanik olarak rotor diskine doğru uzatılan bir kilitleme mekanizmasından oluşur.

Şekil 5.22 Rotorlock Mekanizması

5.2.4 Kanatlar (Blades)

Kanatlar rüzgârı yakalar ve onun gücünü rotora aktarır. Rotor, gücü şaft vasıtasıyla dişli kutusuna, oradan da jeneratöre gönderen en dış birimdir. Bunlar rüzgâr türbininin yüksekliği, rüzgâr türbin kanadının süpürme alanı ve aerodinamik yapısı, hava yoğunluğu ve rüzgâr hızı gibi faktörlerdir. Bu faktörlerin en önemlilerinden biri de rüzgâr türbin kanadının aerodinamik yapısıdır. Rüzgâr türbin kanadının aerodinamik yapısının önemi rüzgârın barındırdığı kinetik enerjinin maksimum %59‘unun yararlı enerjiye dönüştürülebiliyor olmasından kaynaklanmaktadır. Rüzgâr türbininin sınıfına göre uzunluğu değişir. Kanat malzemesi olarak genellikle GRP-Glass Reinforced Plastic, ağaç, haddelenmiş ağaç, karbon fiberiyle kuvvetlendirilmiş plastik CFRP-Carbon Fibre Reinforced Plastic, çelik ve alüminyum kullanılmaktadır. 25 metre ila 72,5 metre aralığında boyları vardır. (Türkiye için) Kendi etrafında 360 derece dönebilir. İçerisinde yıldırım koruma hattı mevcuttur. Rüzgârın şiddetine göre 0-90 derece arasında uygun olan derecede anlık açısal değişimler yapar.

Şekil 5.23 Kanat Yapısı

 

Tablo 5.1 Türbin Tipine Göre Değişen Kanat Teknik Bilgileri

 

Şekil 5.24 N117 Rüzgâr Türbini Kanadı

5.2.5 Kanat Yönlendirme (Pitch Control)

Pitch kontrollü türbinlerde kanatlar, göbeğe sabit bir açı ile sabitlenmiş değildirler. Kanat, pitch kontrol mekanizması sayesinde rüzgâr hızına göre ekseni etrafında döndürülebilmektedir. Bu türbinler, nominal hız üzerinde sabit güç üretimi sayesinde daha kaliteli bir güç çıkısı sağlamaktadırlar. Bu sistem ile bütün hızlarda kullanılarak elde edilen enerjinin arttırılması sağlanabilir ya da sistemde aşınmayı azaltmak için sadece nominal hızın üzerinde güç kontrolü için kullanılabilir. Pitch kontrollü türbinlerden elde edilecek performans artışı temel olarak kullanılan pitch mekanizmalarının hızına ve hassasiyetine bağlıdır. Kanat yönlendirme türbinde PLC (Programmable Logic Controller) tarafindan yapılır. Kanatlar rüzgârın şiddetine göre 0-90 derece arası çalıştırılır.

Şekil 5.25 Pitch Control

5.2.6 Kanatların Açılarının Ayarlanması ve Kontrolü

Her bir kanadı kontrol eden kanat sürücü (Pitch Master) ve kanadın açı değişimini sağlayan motor vardır. Bu motorların her biri bir kanat dişli kutusu üzerindedir. Kanatlara bilgi pitch master üzerinden gelir ve kanat aldığı komuta göre pitch derecesini ve testini yapar. Pitch masterlar profinet haberleşme sistemi üzerinden bilgi akış verişini gerçekleştirir.

Şekil 5.26 Pitch Motorları

5.2.7 Pitch Motorları

Her türbinde 3 adet pitch motor bulunur. Bu motorlar kanadın 0-90 derece arası gidiş gelişini sağlar, komutları her bir kanatta bulunan pitch musterlardan alır.

Şekil 5.27 Pitch Motorları

5.2.8 Yıldırım Koruması – Rotor Kanadı (Lightning protection – rotor blade)

Tüm paratonerler IEC 62305-3 gerekliliklerini karşılamalıdır. Paratonerler, bir rüzgar türbinine yıldırım çarpmasının kontrollü olarak boşaltılmasını sağlamak için kullanılır. Rüzgar türbinindeki paratonerler öncelikle rotor kanadı, göbek ve motor bölümü alanlarında bulunur.

Şekil 5.28 Paratoner Sistemi

 

Şekil 5.29 Kanat Reseptörü

 

Şekil 5.30 Kanat Yıldırım Testi                           Şekil 5.31 Rüzgâr Türbini Yıldırım Düşüş Anı

5.2.9 Haberleşme

Türbinde fiber ve ethernet haberleşmesi mevcuttur. Bu haberleşme analog/input modüllerle desteklenir. ”bottom”, ”nacelle” ve ”hub”arası haberleşme mevcuttur. Her bir bilgi en son Bottom’a gelir. Bottom‘dan da SCADA’ya ve Ana surver’a aktarılır. Anlık tüm değerler kaydedilir.

Şekil 5.32 Haberleşme Prosedürü

5.2.10 Rüzgâr Türbini Elektronik Kontrol Sistemi (SCADA)

Her türbin firmasının kendine özel hazırlattığı bir SCADA sistemi vardır. SCADA sistemi türbin içerisindeki her modüle, sensörlere, ana compenantlara, warning ve arızalara erişim sağlar. SCADA sisteminde Access Levellar mevcuttur. Access level yukarıda bahsedilen kısımlara erişim iznini belirler. SCADA, Supervisory Control and Data Acquisition keli- melerinin ilk harflerinden oluşmuştur. Türkçeye Denetimli Kontrol ve Veri Toplama Sistemi olarak çevrilir. SCADA sistemleri, belirli bir alanda toplanmış küçük bir sistem ile geniş bir coğrafi alana yayılmış iletim hatlarının, borulu taşıma sistemlerinin (petrol, su) veya bir fabrika ya da işletmede çalışan rüzgar türbinlerinin, gözlenmesini, durumları hakkında bilgi edinilmesini ve kontrol edilmesini sağlar. Saha cihaz ve noktalarından elde edilen gerçek zamanlı arızaların tespiti, arızanın işletmenin hangi bölgesinde olduğunun ve önem derecesi belirlenerek filtrelenebilmesi ve öncelik seviyesinin tespiti, arızanın giderilmesi ile ilgili yapı- lan çalışmaların operatör veya bakımcı tarafından not olarak belirtilebilmesi, arıza ve arıza ihbarlarının tarihsel özetinin ekrandan ve yazıcıdan alınabilmesi ve sabit disk veya sunucuya kaydedilebilmesi arıza ihbar işlemlerini yerine getiren bir kontrol ünitesinden beklenen özelliklerdir.

5.2.10.1 SCADA Sisteminin İşlevleri

SCADA sisteminin fonksiyonları 4 grupta toplanmaktadır. Bunlar:

1. İzleme İşlevleri

2. Kontrol İşlevleri

3. Veri Toplama

4. Verilerin Kaydı ve Saklanması

Şekil 5.33 Devreye Giriş ve Çıkış Rüzgâr Hızları (İşletme Aralığı)

 

Şekil 5.34 Jeneratör Çıkışının Şebekeye Verilmesi

 

Şekil 5.35 Naselin Oryantasyonu (Rüzgâr Yönüne Göre)

 

Şekil 5.36 Kanat Pitch Açısının Düzenlenmesi

Devamını oku

A'dan Z'ye Rüzgar Santrali

Bölüm 5: Rüzgar Türbinleri ve Bileşenleri

Yayın tarihi:

-

Yazar

5.1 Rüzgâr Türbinlerinin Sınıflandırılması

Kullanımdaki rüzgâr türbinleri boyut ve tip olarak çeşitlilik göstermektedirler. Türbinler, dönme eksenine, güç kontrol sistemlerine, rotorun dönüş hızına ve kullanım yerine göre sınıflandırılabilirler. 1989 yılından itibaren Almanya’da RT teknolojisi hızla gelişmiştir. Rotor çapı 25 metre, çıkış gücü 150-250 kW olan RT’ler imal edilmiş ve bunu rotor çapı 30-35 metre, çıkış gücü 300 kW’dan büyük türbinler izlemiştir. Nordex firması da rüzgâr türbini üretimine 1987 yılında başlayarak ürün gamını günümüze kadar geliştirmiştir.

  • 1987 Dünyanın en büyük seri üretim rüzgâr türbini (250 kW) üretildi.
  • 1992 Almanya’da üretim operasyonel faaliyetlerin kurulması.
  • 1995 Dünyanın ilk seri üretim megawatt düzeyinde rüzgâr türbininin inşası.
  • 1998 Xi ‘an Nordex Rüzgâr Türbini Co. Ltd.’nin kuruluşu. (Çin)
  • 1999 1.000. Nordex rüzgâr türbininin kurulumu.
  • 2000 Dünyanın ilk seri üretim 2.500 kW rüzgâr türbininin kurulumu.
  • 2001 Endüstriyel rotor kanadı üretiminin başlaması.
  • 2003 2.000. Nordex rüzgâr türbininin kurulumu. İlk N90 / 2300 kW’ın kurulumu.
  • 2005 N90 / 2500 kW Yinchuan’da üretim için ortak girişim (S70 / 77) kurulması. (Ningxia)
  • 2007 N100 / 2500 kW 3.000’inci Nordex rüzgâr türbininin kurulumu.
  • 2009 1.000.Multi-MW rüzgâr türbininin kurulumu. (Arkansas’ta ABD üretim tesisi)
  • 2010 Gamma Üretiminin Sunumu.
  • 2011 İlk Gamma Üretiminin N117 / 2400 kW’ın kurulumu.
  • 2012 5.000. Nordex rüzgâr türbininin kurulumu.
  • 2013 Delta Generation piyasaya sürüldü. (N100 / 3300 kW, N117 / 3000 kW ve N131 / 3000)
  • 2014 En iyi rüzgar türbini olarak N117/ 2400 kW seçildi.
  • 2016 Nordex ve Acciona Windpower şirket birleşimi.
  • 2017 4 MW’lık ürün serisi olan Delta4000 üretiminin tanıtımı.
  • 2018 Yüksek rüzgar alanları için N133 /4800 kW üretiminin tanıtımı.
  • 2018 En iyi rüzgar türbini olarak N149/ 4.0-4.5 seçildi.
  • 2019 N155 / 5.X, N149 / 5.X ve N163 / 5.X üretiminin tanıtımı.

Şekil 5.1 Nordex Türbin Segmentleri

5.1.1 Eksen Farkına Göre Rüzgâr Türbinlerinin Sınıflandırılması
5.1.1.1 Dikey Eksenli Rüzgâr Türbinleri

Bu tür türbinlerde türbin mili dikey eksenlidir ve rüzgârın geliş yönüne diktir. Savonius tipi, Darrieus tipi başlıca türlerdir. Darrieus tipi düşey eksenli rüzgâr türbininde, düşey şekilde yerleştirilmiş iki tane kanat vardır. Kanatlar, yaklaşık olarak türbin mili uzun eksenli olan bir elips oluşturacak biçimde yerleştirilmişlerdir. Kanatların içbükey ve dışbükey yüzeyleri arasındaki çekme kuvveti farkı nedeniyle dönme hareketi oluşur. Yapısı gereği Darrieus tipi rüzgâr türbinlerinde, devir başına iki kere en yüksek tork elde edilir. Rüzgârın tek yönden estiği düşünülürse; türbinin verdiği güç, sinüs şeklinde bir eğri oluşturur. Dikey eksenli rüzgâr türbinleri her istikametlidirler ve değişen rüzgâr yönlerinde dönerler. Böylece rüzgârı her bir yönden kabul ederler. Dönüşün dikey ekseni, sürücünün toprak seviyesine dahi yerleştirilmesine izin vermektedir. Bu tipteki rüzgâr türbinlerinin güç katsayısı 0,15’ten azdır. Bu nedenle güç üretiminde tercih edilmezler.

5.1.1.1.1 Savonius Rüzgâr Türbinleri:

Dikey eksenli Savonius rüzgâr türbini ilk olarak 1924 yılında Finli mühendis Sigurd Savonius tarafından icat edilmiş olup 1929 yılında patenti alınmıştır. Yapısının basit olması ve kolay inşa edilmesi tüm ilgileri üzerine çekmesini sağlamıştır. Savonius türbinlerinin başlangıç torkları yüksektir. Bunun sebebi aerodinamik yapıları gereği herhangi bir yönde esen rüzgârı alabilme özelliğinden kaynaklanmaktadır. Verimleri yatay eksenli rüzgâr türbinlerine göre oldukça düşüktür. Savonius rüzgâr türbinlerinin bakımı ve işletmesi oldukça basittir. İki yatay disk arasına yerleştirilmiş ve merkezleri birbirine göre simetrik olarak kaydırılmış, “kanat” adı verilen iki yarım silindirden oluşmaktadır. Belirli bir hızla gelen rüzgârın etkisiyle, çarkı oluşturan silindirin iç kısmında pozitif ve dış kısmında negatif bir momenti olmaktadır.

Pozitif moment, negatif momentten daha büyük olduğundan, dönme hareketi pozitif moment yönünde sağlanır. Diğer DERT’lere göre düşük rüzgâr hızlarında iyi başlangıç karakteristiklerine sahip olması, yapımının kolay ve ucuz olması, rüzgârın yönünden bağımsız olması ve kendi kendine ilk harekete başlaması gibi birçok üstünlüklere sahip olan Savonius RT’lerinin, aerodinamik performansı düşük olduğu için ilk uygulama alanları; havalandırma, su pompalama gibi kısıtlı alanlar olmuştur. Savonius RT’nin birçok üstünlüğü bulunmasına rağmen, aerodinamik performanslarının düşüklüğü nedeniyle kullanılmamaktadır. Son yıllarda yapılan Savonius RT çalışmaları, aerodinamik performansın geliştirmesi yönünde olmuştur.

Aldoss ve Najjar, (1985) bu çarkın performansı üzerine; “sallanan kanatlı çark” kullanarak deneysel bir çalışma yapmışlardır. Çalışmalarında Savonius RT’nin performansını hem rüzgârın gerisinde hem de rüzgâra doğru, çark kanatlarının bir optimum açı ile geriye doğru salınmasına müsaade ederek geliştirmişlerdir. Reupke ve Probert, (1991) Savonius RT’nin çalışma etkinliğini arttırmak için, türbin kanatlarının kavisli kısımlarının yerine bir sıra menteşelenmiş kanatçıklar yerleştirmiştir.

Kanatçıklar rüzgâra doğru ilerlerken, rüzgâr basıncının etkisinde otomatik olarak açılmış ve daha az akış direnci elde edilmiştir. Kanatçıkların ilk konuma gelirken, tekrar otomatik olarak kapandığını tespit edip, çok düşük uç hız oranlarında, düzeltilmiş parçalı kanatlı çarklardan, klasik Savonius RT’lerine oranla daha yüksek momentler elde edildiğini belirlemişlerdir.

Şekil 5.2 Dikey Rüzgâr Türbinleri

5.1.1.1.2 Darrieus Rüzgâr Türbinleri:

1931 yılında Fransız mühendis George J.M. Darrieus tarafından icat edilmiştir. 1970 ve 1980’lerde Amerika ve Kanada’da Darrieus türbinlerinin kanat tasarımları üzerine geniş çalışmalar yapılmıştır. Kanatları geometrik formlu aerodinamik profile sahip olduğundan yüksek performanslıdır. Kanatlardaki hafif eğim sayesinde kanatlardaki çekme gerilimleri minimuma iner. Yüksek hızlarda çalışabilir ve türbin; 2 veya 3 kanatlı olur. İlk hareket için Savonius RT veya bir tahrik motoru gerekmektedir.

5.1.1.1.3 H-Darrieus Rüzgâr Türbinleri:

Dikey eksenli en önemli RT’lerden biridir. Darrirus RT’nin geliştirilmesiyle meydana gelen daha karmaşık tipte bir türbinidir. Darrirus RT’den iki önemli farkla ayrılır. Bunlar:

  • Aerodinamik profili düzdür.
  • Kanatlara pitch kontrol uygulanır.
H-Darrieus türbinlerinin avantajları söyle sıralanabilir:
  • Jeneratör ve dişli kutusu yere yerleştirildiği için, türbini kule üzerine yerleştirmek gerekmez. Böylece kule masrafı olmaz.
  • Türbini rüzgâr yönüne çevirmeye gerek yoktur. Yani dümen sistemine ihtiyaç yoktur. Türbin mili hariç diğer parçaların bakım ve onarımı yoktur.
  • Elde edilen güç toprak seviyesinde çıktığından, nakledilmesi daha kolaydır.
H-Darrieus türbinlerinin dezavantajları ise şöyledir:
  • Yere yakın oldukları için alt noktalardaki rüzgâr hızları düşüktür.
  • Verimi düşüktür.
  • Çalışmaya başlaması için bir motor tarafından ilk hareketin verilmesi gerekir.
  • İlk hareket motoruna ihtiyacı vardır.
  • Ayakta durabilmesi için tellerle yere sabitlenmesi gerekir. Bu da pek pratik değildir.
  • Türbin mili yataklarının değişmesi gerektiğinde, makinenin tamamının yere yatırılması gerekir.
5.1.1.2 Yatay Eksenli Rüzgâr Türbinleri

Bu türbinlerde; dönme ekseni rüzgâr yönüne paralel, kanatlar rüzgâr yönüne diktir. Bu türbinlerde rotor kanatların sayısı azaldıkça rotor daha hızlı dönmektedir. Bu türbinlerin verimi yaklaşık %45’tir. YERT genel olarak yerden 20-30 metre yüksekte ve çevredeki engellerden 10 metre yüksekte olacak şekilde yerleştirilmelidir.

Rüzgâr hızının, rotor kanadı uç hızına bölünmesi ile elde edilen orana kanat uç hız oranı (λ) denir. Eğer;

  • λ = 1– 5 Çok kanatlı rotor, λ = 6– 8 Üç kanatlı rotor, λ = 9– 15 İki kanatlı rotor ve λ > 15 Tek kanatlı rotor kullanılır.

YERT, farklı sayıda rotor kanadına sahip olan ve rüzgârı önden alan veya rüzgârı arkadan alan sistemler olarak da çeşitlilik gösterirler. Yatay eksenli türbinlerin çoğu, rüzgârı önden alacak şekilde tasarlanırlar. Rüzgârı arkadan alan rüzgâr türbinlerinin ise, yaygın bir kullanım yeri yoktur. Rüzgârı önden alan türbinlerin iyi tarafı, kulenin oluşturduğu rüzgâr gölgelenmesinden etkilenmemesidir. Kötü tarafı ise, türbinin sürekli rüzgâra bakması için dümen sisteminin yapılmasıdır. Rüzgârı arkadan alan türbinlerde ise; eğer rotor ve gövde uygun şekilde tasarlanmışsa, dümen sistemine gerek yoktur. Bu nedenle daha hafiftirler. Fakat büyük çaplı türbinlerde rüzgârın arkadan gelmesi tercih edilmez. Bunun nedeni ise; serbestçe dönmeye bırakılan türbinin elektrik enerjisini taşıyan kabloları burmasıdır. 1000 A gibi yüksek akımlarla çalışan bu sistemde, akımın mekanik sistemlerle de toplanması sağlıklı değildir. Fakat küçük çaplı türbinlerde kolaylıkla uygulanabilirler. Yatay eksenli türbinlerin bir başka sınıflandırması ise, dönme hızlarına göredir. Yavaş hızlarda çalışan rüzgâr türbinleri ve yüksek hızlarda çalışan rüzgâr türbinleri adı altında iki gruba ayrılırlar. Burada sınıflandırma, rüzgâr alma yönüne göre yapılacaktır.

5.1.2 Rüzgârı Alış Yönlerine Göre Rüzgâr Türbinlerinin Sınıflandırılması
5.1.2.1 Rüzgârı Arkadan Alan Makineler

Bu makinelerin rotorları kule arkasına konur. Bunların önemli üstünlüğü rüzgâra dönmek için “yaw” mekanizmasına gerek duymayışlarıdır. Eğer nacelle ve rotor uygun tasarlanırsa, nacelle rüzgârı pasif olarak izler. Daha önemli bir üstünlük kanatların esnek özelliğe sahip olmasıdır. Bu hem ağırlık hem de makinenin güç dinamiği açısından önemli bir üstünlüktür. Böylece bu makinelerin avantajları; önden rüzgârlı makinelere göre daha hafif yapılması sonucu kule yükünün azalmasıdır. Ancak, bu tür türbinlerde meydana gelen güç dalgalanması, türbine önden rüzgârlı makinelerden daha çok zarar verir.

5.1.2.2 Rüzgârı Önden Alan Makineler

Yıllardır yaygın olarak kullanılan bu makinelerde rotor yüzü rüzgâra dönüktür. En önemli üstünlüğü, yukarıda da değindiğimiz gibi kulenin arkasında olacak rüzgâr gölgeleme etkisine çok az maruz kalmasıdır, yani rüzgâr kuleye eğilerek varır. Kule yuvarlak ve düz olsa bile ka- nadın kuleden her geçişinde türbinin ürettiği güç biraz azalır. Bu nedenle rüzgâr çekilmesinden dolayı kanatların sert yapılması gerekir ve kanatların kuleden biraz uzakta yerleştirilmesi gerekir. Ayrıca, önden rüzgârlı makineler, rotoru rüzgâra karşı döndürmek için yaw mekanizmasına gerek duyarlar.

5.1.3 Tek Kanatlı Rüzgâr Türbinleri:

Tek kanatlı RT’nin yapılmasının sebebi, kanat sayısına göre dönme hızının yüksek olmasıdır. Bu sayede makine kütlesini ve rotorun döndürme momentini azaltmaktır. Ek olarak rotor kanadı, kanat üzerindeki yapısal yükleri azaltacak mekanizma ve kanat mekanizma hareketinin pürüzsüz olabilmesi için, tek menteşe ile sabitleştirilip, 2 karşı ağırlıkla dengelenmelidir. Diğer taraftan tek kanatlı rotorlarda, ilave yüklerden ortaya çıkan aerodinamik balanssızlık ve mekanizma hareketinin kontrol altında tutulması için kanat bağlantı noktaları çok iyi yapılmalıdır. Bir kanatlı RT’nin kanat uç hızı, üç kanatlı RT ile karşılaştırıldığında, iki kat daha yüksektir. Bu da çalışma esnasında aşırı gürültüye sebebiyet vermektedir.

5.1.4 Çift Kanatlı Rüzgâr Türbinleri:

Üç kanatlı türbinlere göre rotor maliyetinin azaltılmak istenmesi bu türbin fikrini doğurmuştur. Birçok ülkede 10 ile 100 metre rotor çaplı ölçülerde RT’ler tasarlanıp, Avrupa ve ABD’de çalışmaya başlamıştır. Bu ticari RT’lerden sadece birkaç tanesi prototip durumundan, seri üretime geçebilmiştir. İki kanatlı rotorun balansı, bir kanatlı rotora göre daha düzgündür. Fakat maalesef iki kanatlı rotorun sebep olduğu dinamik hareketleri önlemek için ilave teknik güç, maliyetin daha fazla artışına sebep olmaktadır. Kanat bağlantı noktalarının titreşimini azaltmak için rotora kadran sistemi ilave edilmiştir. Bu kadran, rotor şaftına dikey ve iki rotor kanadına dik yerleştirilir. Üç kanatlı rotorla karşılaştırıldığında en büyük avantajı; kanat uç hızlarının yüksek olmasıdır. Bu RT’nin gürültü seviyesinin yüksek olması ve düşük rüzgâr hızlarında (3 m/sn ) çalıştırılması dezavantajıdır.

5.1.5 Üç Kanatlı Rüzgâr Türbinleri:

Üç kanatlı modern türbinler, dünyanın her tarafında kullanılmaktadır. Üç kanat kullanımının asıl sebebi, dönme momentinin daha düzgün olmasıdır. Bu türbinde, türbinin yapısı üzerinde depolanan yüklerden dolayı salınım yapan atalet momenti olmadığından, kanat bağlantı göbeğinin içinde titreşimi önleyici pahalı parçalara gerek yoktur. Kanat uç hızı 70 m/s altında olduğundan gürültünün düşüklüğü, sarsıntısız döndükleri için göz estetiğini bozmamaları önemli bir avantaj olup, halk tarafından kabulünü sağlamıştır. Küçük güçlü RT’lerde, üç kanatlı rotor kullanıldığında güç problemleri ortaya çıkar. Bu problemin çözümü için düşük devirde dönen rotorun devir sayısını 1/n oranında arttıran dişliler kullanılır ve “cut in” olarak adlandırılan hız değerine ulaşıncaya kadar, jeneratör boşta çalıştırılır.

5.1.6 Rüzgâr Hızına Göre Rüzgâr Türbinleri
5.1.6.1 Düşük Hızlarda Çalışan Rüzgâr Türbinleri:

İlk olarak 1870’li yıllarda ABD’de çok kanatlı düşük hızlarda çalışan türbinler üretilmeye başlanmıştır. Günümüzde 12 ile 24 adet arasında değişen kanatlar, rotorun neredeyse tüm yüzeyini kaplar. Yerleştirilen kuyruk kanadı dümen işlevini görür. Genellikle bu tip rüzgâr türbinlerinin çapı 5 ile 8 metre arasında değişir. Bu tipin en büyük örneği ABD’de inşa edilmiş olup, çapı 15 metredir. Yavaş çalışan rüzgâr türbinleri 2-3 m/s arası rüzgâr hızlarında kendiliğinden çalışmaya başlarlar. Bu türbinlerin özellikleri aşağıda maddeler halinde belirtilmiştir:

  • Genellikle hızları 3-7 m/s arasında değişen rüzgârlarda kullanılırlar.
  • Elektrik üretimi için verimleri düşüktür.
  • Çap büyüdükçe ağırlık artacağından, bu türbinleri kurmak kolay değildir.
  • Bu tipteki türbinler, daha çok su pompalama işi için idealdirler. Genellikle pistonlu pompalarda kullanılırlar.
5.1.6.2 Yüksek Hızlarda Çalışan Rüzgâr Türbinleri:

Yüksek hızlarda çalışan bu tip rüzgâr türbinlerinde kanat sayısı 1 ile 4 adet arasındadır. Düşük hızlarda çalışan çok kanatlı rüzgâr türbinlerinden çok daha fazla hafiftirler. İki kanatlı türbinler, üç kanatlılara göre %2-3 daha az verimlidir. Tek kanatlı türbinler ise, iki kanatlı tür- binlerden %6 daha az verimlidirler. Ayrıca tek kanatlı türbinlerde dengeleyici olarak karşı ağırlık kullanılır. Yüksek rüzgâr hızlarında çalışan bu tip türbinlerde kanat sayısı arttıkça verim artar. Ancak 3 kanattan daha fazla sayıda kanat, maliyeti önemli ölçüde arttıracağından tercih edilmez. Bir ve iki kanatlı türbinler daha hızlı döndüklerinden, üç kanatlı türbinlere göre daha fazla gürültü yaparlar. Bütün bunların yanında, üç kanatlı türbinlerin estetik görünüşleri de bu tip türbinlerin daha çok tercih edilmesinde önemli bir etkendir. Söz konusu türbinlerin yavaş hızlarda çalışan rüzgâr türbinlerine göre avantajları şunlardır:

  • Düşük kanat sayısı; bu tipteki türbinlerin fiyatını ve ağırlığını önemli ölçüde azaltır. Ani rüzgâr patlamalarından kaynaklanan basınç değişimlerinden az etkilenirler.
  • Çok yüksek hızlarda çalışan kanat koruyucu sistemleri, bu tip türbinlerde daha ucuzdur.
  • Yüksek verimleri nedeniyle günümüzde elektrik üretimi amaçlı kullanılan rüzgâr türbinlerinin büyük çoğunluğu bu tip türbinlerdir.
Devamını oku

A'dan Z'ye Rüzgar Santrali

4.3 Türkiye’de Rüzgârdan Elektrik Üretiminin Gelişimi

Yayın tarihi:

-

Yazar

Yüksek basınç alanından alçak basınç alanına doğru oluşan hava akımının, diğer bir deyişle rüzgârın kinetik enerjisini önce mekanik enerjiye ardından elektrik enerjisine çeviren sistemlere rüzgâr türbini denir. Ticari olarak işletilen rüzgâr elektrik santrallerindeki (RES) rüzgâr türbinleri genellikle 5-6 m/s (18-21,6km/h) hızda devreye girip, yine genel olarak 25-30 m/s (90-108 km/h) rüzgâr hızında kendini korumaya alır. Daha küçük rüzgâr türbinleri 2 m/s (7,2km/h) rüzgâr hızında da devreye girebilmektedir.

Türkiye’de işletmede bulunan rüzgâr santrallerinde kullanılan rüzgâr türbinleri Almanya, Danimarka, Amerika Birleşik Devletleri, İspanya, Çin, Fransa, Hindistan ve Türkiye gibi farklı menşeilere sahip olup, bu ülkelerde geliştirilmiş Nordex, Enercon, Vestas, GE, Siemens, Gamesa, Sinovel, Alstom, Suzlon, Vira ve Milres gibi markalardır.

Türkiye’de ilk rüzgâr santrali 1998 yılında İzmir’de kurulmuştur. Türkiye’de ilk olarak 1998 yılında başlayan rüzgâr ile elektrik üretimi ilk yılını 6 milyon kWh üretim ile kapatmıştır. Sonraki yıl 21 milyon kWh’e çıkan üretim miktarı %250 artış göstermiştir. Sektörün henüz emeklediği bu yıllarda hızlı büyümeler görülse de 2015 yılını 11,5 milyar kWh üretim ile kapatan sektör, 2014 yılına göre üretimini %38 oranında arttırmayı başarmıştır.

4.4 Türkiye’de Rüzgâr Enerjisinden Elektrik Üretimi

Türkiye’de RES’leri için son on yılda (2010-2020) toplam kurulu kapasite gelişimi Grafik 4.5’te verilmiştir. Türkiye’de toplam RES Kurulu kapasitesi 2010 yılında 1375.8MW seviye- lerinde iken, 2020 yılında 9305 MW seviyesine ulaşmıştır. Oransal olarak en yüksek kapasite artışı 2015-2016 yıllarında yaşanmıştır.

Türkiye’de 2023 yılında RES kurulu gücünün, toplam elektrik kurulu gücünün (100 000 MW) %20’sine karşılık gelecek şekilde 20.000 MW değerine ulaşması hedeflenmektedir. Rüzgâr potansiyeli ve 2023 yılı hedefleri dikkate alındığında, günümüzdeki RES kurulu gücü az olmakla birlikte, son on yıllık süreçte önemli gelişmeler sağlanmıştır. 2014 yılı sonunda 3762 MW olan RES Kurulu gücü, 2015 yılının ilk yarısında 430 MW değerinde bir artışla 4192 MW düzeyine ulaşmıştır. Türkiye’de tüketilen elektriğin %8’lik bir bölümü rüzgâr enerjisinden üretilmektedir. Bu değerin 2023 yılında %20 düzeyine yükseltilmesi hedeflenmektedir.

Grafik 4.5 Türkiye’deki Rüzgâr Enerjisi Santralleri için Kümülatif Kurulum

 

Grafik 4.6 Türkiye’deki Rüzgâr Enerjisi Santralleri için Yıllık Kurulum

 

Grafik 4.7 Türkiye’de Rüzgâr Enerjisi Santrallerinin Aylık Elektrik Üretimi (2020)

 

Grafik 4.8 Türkiye’de Rüzgâr Enerjisi Santrallerinin Elektrik Üretimindeki Payı

 

Grafik 4.9 İşletmedeki RES’lerin Türbin Markalarına Göre Dağılımı (2020)

 

Grafik 4.10 İşletmedeki RES’lerin Bölgelere Göre Dağılımı (2020)

 

Grafik 4.11 İşletmedeki RES’lerin İllere Göre Dağılımı (2020)

Devamını oku
Reklam
Reklam

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com