Connect with us

Sektör Haberleri

Yenilenebilir enerjinin küresel karar vericileri büyük zirvede buluştu

Yayın tarihi:

-

Yenilenebilir Enerji Araştırmaları Derneği ( YENADER) tarafından, yenilenebilir enerji alanında Dünya’daki son trendler ve gelişmeler ışığında, ülkemizin sahip olduğu potansiyeller, fırsatlar ve projelerin ele alındığı yenilenebilir enerji onur konukları; T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) direktörü Francesco La Camera temsil etti.
Mogan Enerji Yatırım Holding sponsorluğunda düzenlenen dijital zirvede, Yenader Başkanı ve OECD Daimi Temsilcisi Büyükelçi Dr. Kerem Alkin’in yanı sıra ulusal ve uluslararası arenadan üst düzey konuşmacılar  yer aldı.
Sürdürülebilir bir dünya için temel gereksinimlerden biri olan yenilenebilir enerji alanında artı değer oluşturmak ve farkındalık sağlamak amacıyla Yenilenebilir Enerji Yanader tarafından dijital olarak düzenlenen “Dünya’da Yeni Ekonomik Düzen, İklim Krizi ve Yenilenebilir Enerjinin Önemi” başlıklı zirve 12 Mayıs Çarşamba günü gerçekleşti.
yenilenebilir enerji alanındaki en son trendler ve eğilimler ile ülkemizin sahip olduğu fırsatlar alanında ulusal ve uluslararası akademisyenler ve sivil toplum kuruluşu (STK) dijital zirvede konuşmacı olarak yerini aldı. Mogan Enerji Yatırım Holding sponsorluğunda düzenlenen zirveye sektör temsilcileri, akademisyenle ve medya yoğun ilgi gösterdi.

Türkiye’nin yenilenebilir enerji yolculuğu

Yenader Dijital Zirvesi’nde onur konuşmasını gerçekleştiren T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye ve dünyada yenilenebilir enerji payının arttığını belirterek, “Yenilenebilir enerji yatırımları, salgında dahi hız kesmedi. Salgının yıkıcı etkilerine karşı yenilenebilir enerji sektörünün daha dirençli olduğuna, bu testi diğerlerine göre daha başarılı bir şekilde verdiğine şahit olduk. Bunlar bize şunu gösteriyor ki yeşil enerji dönüşümü katlanarak devam edecek. Önceki yıllarda kömürün, petrolün, doğal gazın hakimiyeti artık yenilenebilir enerjiye geçti. Yenilenebilir enerji kaynakları hem enerji bağımsızlığına sağladığı katkı hem de küresel sorumluluklar açısından daha farklı bir noktada olmaya devam edecek” dedi.

Dönmez, daha önce güneş enerjisinde hayata geçirilen Orta Doğu ve Avrupa’nın ilk ve tek tam entegre güneş paneli fabrikasının bir benzerinin de rüzgar enerjisi alanında kurulacağını belirterek, “Güneş enerjisinde hayata geçirdiğimiz fabrikanın benzerini rüzgarda yapacağız. Tesis tamamlandı. Çok yakında üretime başlayacak. Böylece YEKA yarışmalarımızın en önemli hedeflerinden olan teknolojinin yerlileştirilmesi, yerli insan kaynağı istihdamı, enerji teknolojilerinde Ar-Ge ve inovasyon yapılması için de önemli bir adım daha atmış olacağız” diye konuştu.
Türkiye’nin toplam kurulu güçte 100 bin megavat sınırına yaklaştığını belirten Dönmez, “Bugün itibarıyla kurulu gücümüzün yüzde 52,3’lük kısmı, yani yarısından fazlası yenilenebilir enerji kaynaklı. Yenilenebilir enerjiden elektrik üretimimiz son 3 yıldır yüzde 40 bandının üzerinde seyrediyor. Bu oran 10 yıl önce yüzde 25’ler seviyesindeydi” dedi.

Yenilenebilir enerjide jeotermal ve hidroelektriğe haksızlık ediyoruz

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol yenilenebilir enerji denilince akla rüzgar ve güneşin geldiğini, ancak iki yenilenebilir enerji türünün daha olduğuna dikkat çekere şunları kaydetti: “Onlara haksızlık ediyoruz. Bunlardan biri jeotermal enerji, diğeri hidroelektrik. Jeotermal enerji, elektrik üretiminde, ısıtmada ve sanayide kullanılabilen, teknolojik gelişmesini tamamlamış, maliyetleri son derece düşük olan bir tür ama bunun hakkında fazla yazılıp çizilmiyor. Bunu unutmayalım. Hidroelektriği de unutuyoruz. Şu an itibarıyla dünyaya bakınca çok konuştuğumuz güneş ve rüzgarın toplam elektrik üretiminde payı yüzde 9, hidroelektriğin ise tek başına yüzde 17. İki misli ama biraz öksüz gibi. Hidroelektrik ve jeotermal enerji yeteri kadar gündeme gelmiyor. Belki birçok batı ülkesinde potansiyel hemen hemen tamamlandığı için gündeme gelmiyor olabilir. Bu haziranda sırf hidroelektriğe adanmış bir yayın yapacağız.”
Geçen yıl dünyada devreye giren yeni ilave kapasitenin yüzde 90’ının yenilenebilir enerji kaynaklı olduğunu belirterek sözüne devam eden Birol, “Yatırımcılar neredeyse yenilenebilir enerjiden başka bir şey inşa etmemişler. Bu sene de beklentimiz hiç farklı değil. Özellikle güneşte ve rüzgarda maliyetlerde büyük düşüşler var. Biz geçen sene itibarıyla güneşin dünya elektrik sektörünün yeni kralı olduğunu söyledik ve son raporumuzda açıkladıklarımız bunu teyit etti” dedi.

Türkiye özellikle jeotermal enerji alanında hızla ilerliyor

2020 yılında bütün dünyada 260 GW’ın üstünde yenilenebilir enerji kapasitesi eklendiğini belirten Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) Direktörü Francesco La Camera “Bu durum dünyada Covid’e rağmen %50’lik rekorun kırılması anlamına geliyor. Eklenen bütün yeni elektrik kapasitesinin %80’i yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanıyor. Yenilenemeyen enerjinin kapasitesinde de düşüş görüyoruz. 2020’de  toplam fosil yakıt yatırımları 60 GW düzeyine düştü. Yenilenebilir enerjinin maliyet bakımından son derece rekabetçi olması da buna katkı sağlıyor. Yenilenebilir enerji teknolojilerinin büyük bir çoğunluğu fosil yakıtlarla rekabete giriyor ve hatta bazı alanlarda onları geçiyor” dedi.
Francesco La Camera “Türkiye’nin yenilenebilir enerji payını %50’nin üzerine çıkardığını görüyoruz. 2030 için 10 GW güneş ve 16 GW rüzgar enerjisi ilavelerini de memnuniyetle karşılıyoruz. Türkiye özellikle jeotermal alanında da hızla ilerliyor. Son dönemdeki 1,5 GW’lık ilave ile dünyanın 4. en büyük jeotermal üreticisi haline geldi. Türkiye’nin yakın dönemde duyurmuş olduğu yeşil dönüşüm yaklaşımını net olarak görüyoruz. Biz IRENA olarak da pandemi döneminin başından beri bu yaklaşımı destekliyoruz. Burada dönüşümün sistematik ve kapsayıcı olması kaçınılmazdır. Ancak böyle bir yaklaşımla faydaları azami düzeye çıkarabilir ve olumsuz etkileri en aza indirebiliriz” diye konuştu.
Enerji dönüşümünde yatırımların artırılmasının küresel gayrisafi yurtiçi hasılayı artıracağını, 2050’ye kadar istihdamın da bu alanda artmasını sağlayacağını belirten La Camera, “Fosil yakıtların ürettiğinden 3 kat daha fazla iş yaratılmasına da hizmet edecektir. Yenilebilir enerji sektöründe yaklaşık 11.5 milyon kişinin istihdam edildiğini düşünüyoruz. Bu küresel enerji istihdamının %20’sini teşkil ediyor.  Covid sonrası dönemde dayanıklılığın, kalkınmanın sağlanması için yenilenebilir kaynaklara, enerji verimliliğine ve sistem esnekliğine 2 trilyon daha yatırım yapılması gerekmektedir. Gerçek dönüşümü sağlamak için küresel bir işbirliğine ihtiyacımız var. Türkiye dahil olmak üzere 46 ülke jeotermal enerji için ittifak oluşturdu. Bunun amacı jeotermalin kullanımının artırılması ve sera vb. gibi birçok alanda kullanılmasının sağlanması” dedi.

”Yenilenebilir enerji yatırım atağımız bizi tüm dünyada daha saygın konuma taşıdı”

Böylesi büyük bir organizasyona YENADER olarak öncülük ettikleri için çok mutlu olduğunu belirten YENADER Dernek Başkanı, OECD Daimi Temsilcisi Büyükelçi Dr. Kerem Alkin “Ülkemizde yenilenebilir enerjideki gelişmeleri ve yeni yatırımları büyük bir heyecan ile yakından takip ediyoruz. Geleceğimizin belirleyicisi bu önemli konuda değer yaratmak ve farkındalık oluşturmak adına, Yenilenebilir Enerji Araştırmaları Derneği – YENADER olarak çalışmalarımıza hızla devam etmekten onur duyuyoruz. Türkiye olarak, bilhassa son dönemdeki ‘yenilenebilir enerji’ yatırım atağımızın bizi Avrupa ve dünya sıralamasında saygın ve kayda değer bir basamağa taşıdığı 2019 ve 2020 yılları itibariyle, tüm dünyaya ‘karbon salınımını şimdiden 2 yıl arka arkaya azaltmış bir Türkiye olduğumuzu hatırlatmamız gerekiyor. Türkiye, tarihsel değerine de atıfta bulunarak, bir ‘2071’ perspektifi ortaya koyarak, ‘yeşil gelecek’, ‘sürdürülebilir gelecek’ ve ‘sıfır karbon toplumu’ konusundaki kararlılığını bir kez daha perçinleyebilir” dedi.

Yenilenebilir enerjinin karar vericileri büyük zirvede bir araya geldi

Yenilenebilir enerjinin her açıdan ele alındığı ve derinlemesine incelendiği zirvede konuşmacılar kısaca şu konuların üzerinde durdu;
Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan GüldağTeknoloji, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm süreçlerinden bahsederek: “Dünyanın iki ana ekseni dijitalleşme ve yeşil dönüşüm olacak. Yeşil dönüşüm ve yenilenebilir enerji birbirine bağlı. Bu iki ekseni tek eksen ‘dijital yeşil dönüşüm’ olarak ifade edebiliriz. Zamanın ruhunu kavrayan bir ülke olabilmek için çizeceğimiz yolda en önemli bacağı yenilenebilir enerji oluşturuyor. Teknoloji ve yenilenebilir enerji tamamen birbirine bağlantılılar” dedi.
YENADER Başkan Yardımcısı Ali Karaduman: Son aylardaki kuraklık HES yatırımcılarını kötü etkilemekte. Yapılacak destekler, yatırımcılar için çözüm olacaktır. Çin, yenilenebilir enerjide 1 numara olmaya devam ediyor. Bizler enerji ihtiyacımızın birçoğunu doğal gaz ve kömürden sağlamaktayız. Buda karbon salınımını artırmakta ve küresel ısınmaya neden olmakta. Bu sebeple yenilenebilir enerjiye geçişe ağırlık vermeliyiz. İklim değişikliğiyle mücadele için hızla yenilenebilir enerjiye yönelmeliyiz” dedi. Karaduman, ayrıca YEKDEM’lere daha fazla destek verilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Toskana Jeotermal Alanların Geliştirilmesi Konsorsiyumu (CosviG) Uluslararası Projeler Sorumlusu Loredana Torsello ise şunları söyledi:
“Jeotermalin sürdürülebilirliğe katkısı oldukça büyük. Jeotermal enerjinin, yenilenebilir enerji kaynağı ve enerji sistemleri arasında stratejik bir önemi var. Jeotermal enerji, küresel enerji sistemlerinin karbondan sıyrılması için çok önemli rol oynayacak. Yer altındaki kaynakları ve jeotermal açısından Türkiye’deki jeotermal potansiyel ile İtalya’daki potansiyel birbirine benziyor, özellikle Toskana bölgemiz jeotermal enerji üretimi açısından örnek gösterilebilir.  Umarım bu çerçevede ileride işbirliği yapıp önümüzdeki fırsatları değerlendirebiliriz.”
Kyoto Club Direktörü Sergio Andreis ise  şu konuların altını çizdi: Küresel zorluklar artıyor iklim krizi de hızla düzeyini artırıyor. İklim değişikliğini birebir yaşıyoruz. Bu daha da kötüye gidecek. Her şeye olduğu gibi devam edemeyiz. Bir dönüşüme girmek zorundayız. Gezegeni kurtarmak için mevcut enerji verimliliğini gözden geçirmemiz gerekiyor. Bütün fosil yakıtları yenilebilir enerji ile ekarte etmeli ve enerji verimliğini gerçekleştirmeliyiz. Covid-19 ile mücadele ediyoruz ancak gerçek tehlike iklim değişikliği. İklim krizi ile mücadeleye hazır olmalı, geçmiş hatalardan ders çıkarıp şu anki fırsatları en doğru şekilde kullanmalıyız.”
 YENADER Genel Sekreteri Dr. Füsun Tut Haklıdır ise yenilenebilir enerjide yeni yaklaşımlar konusunu ele aldı: “Gelecekte petrolün yerini elektrik alacak, bu yüzden elektrik üretimini yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamamız gerekiyor. Yapay zeka teknolojileri yenilenebilir enerji alanında kullanılması heyecan veriyor. Verimliliğin artırılması için yapay zekanın kullanılması şart.  Bu teknolojiler sayesinde yeni yaklaşımlar göreceğiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarından daha çok yararlanacağız. Yenilenebilir enerjide güneş ve rüzgardan enerji üretmek oldukça büyük önem taşıyor. Ayrıca enerji depolama sistemleri de oldukça önemli.”
Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zehra Yumurtacı ise yaptığı konuşmada şunları ifade etti:Dünyada enerji üretiminde en fazla artışın yenilenebilir enerjide olduğu biliyoruz. Gelişmiş ülkelerde nükleer, petrol ve kömürde azalma; yenilenebilir enerjide ise artış olduğunu görüyoruz. Son 10 yıla baktığımızda yenilenebilir enerjinin gelişimini görüyoruz. Bu gelişim başarıyı getirdi ve Türkiye’de 2020 yılında ilk defa yenilenebilir enerji kurulu güç, termik gücün üzerine çıktı. Aynı yıl içerisinde Türkiye rüzgar enerjisinde 1224 MW yeni rüzgar kurulu gücü ile 6. Sıraya yükseldi. Enerji kaynaklarını artırmak için enerji tasarrufunu ve verimliliğini sağlamalıyız.” dedi.

Sektör Haberleri

ENSİA’nın yenilenebilir gelecek vizyonu

Yayın tarihi:

-

Enerji Sanayicileri ve İşadamları Derneği (ENSİA) Yönetim Kurulu Başkanı Alper Kalaycı ile bir söyleşi gerçekleştirdik. ENSİA’daki yeni döneme ilişkin bilgiler aldığımız Alper Bey, yenilenebilir enerji sektörüne ilişkin önemli tespitlerini de bizimle paylaştı.

Öncelikle size ve yeni Yönetim Kurulu’na başarılar dilemek isteriz. ENSİA’daki yeni dönem için neler söylersiniz?

Çok teşekkür ederim. “Türkiye’yi yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanında ekipman, teknolojisi ve proje üreten uluslararası bir merkeze dönüştürmek” vizyonu ile 2016 yılında yola çıkan Enerji Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (ENSİA), geçen beş yıllık sürede yenilenebilir enerji sektöründe çok önemli başarılara imza attı. Kendisi de başlı başına bir “proje derneği” olan ENSİA, yenilenebilir ve temiz enerji sektörüne yönelik doğru bilgi ve farkındalığı oluşturmayı temel amaç olarak benimseyen bir sivil toplum örgütüdür. 

Yönetim Kurulu’muzda yer alan ve her biri alanlarında başarısını kanıtlamış arkadaşlarımızın heyecanlarını, geçmiş yönetimlerimizde yer alan arkadaşlarımızın deneyimleri ile bütünleştirerek muhteşem bir sinerji yaratacağımıza gönülden inanıyoruz. 

Bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da her paydaşımıza eşit uzaklıkta ve yakınlıkta, kamu otoritelerine saygılı, yapıcı öneri ve fikirlerini muhataplarına iletmekten çekinmeyen, ülkemizde yatırım yapan her firmayı “yerli” olarak gören, yerli enerjinin yerli ekipmanla üretilmesi gerektiğini düşünen, sektörümüze yeni ana ve yan sanayi yatırımlarının çekilmesi noktasında inisiyatif alan duruşumuzu kararlılıkla sürdüreceğiz. 

Türkiye’de yenilenebilir enerjinin ulaştığı seviyeyi nasıl görüyorsunuz? Sizce sektörün gelişimindeki olanak ve kısıtlar nelerdir?

Türkiye olarak enerjimizin kabaca yüzde 75’ini ithal ediyoruz. 2020 sonunda ulaştığımız 50 milyar dolarlık dış ticaret açığımızın önemli bir bölümü enerji ithalatından kaynaklanıyor. Yenilenebilir enerji, katma değeri düşük mallar üreterek ihraç ettiğimiz bu dövizin, enerji ithalatına harcanmasını engelleyen, en azından azaltan bir seçenek. 

Türkiye son on beş yılda, yenilenebilir enerji üretiminde tüm dünyanın dikkatini çeken bir başarı hikâyesi yazdı. Rüzgâr enerjisi kurulu gücünü son 15 yılda 182 kat artırarak bugün itibarıyla 9 bin 500 Megavata (MW) çıkaran ülkemiz, bu başarısı ile Avrupa’da 7’nci sırada yer alıyor. Bu muhteşem bir başarı… 

Güneş enerjisinde de son on yılda ciddi bir atak kaydettiğimiz görülüyor. Bu alanda kurulu gücümüzü 7 bin Megavat’ın üzerine taşımış ve Türkiye’nin toplam kurulu gücü içindeki payını yüzde 7’nin üzerine çıkarmış durumdayız. Bin 115 MW seviyesinde enerji ürettiğimiz biyokütle ve bin 600 Megavat enerji ürettiğimiz jeotermal enerjide ise potansiyelimizin çok çok altındayız ve daha alacak çok yolumuz var. 

Ancak bizim için enerjimizin yerli ve yenilenebilir olması tek başına yeterli değil. Biz o enerjiyi üreten ekipmanın da yerli olması, yani Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde üretilmesi gerektiğini vurguluyoruz. Çünkü enerji ekipmanlarında ithalata bağımlılık oranımız hâlâ yüzde 70 seviyesinde. 

Bu nedenle bizler ülkemizde yatırım yapmış, istihdam sağlayan, vergi veren, ihracat yapan, katma değer sağlayan her firmamızı; sermaye kaynağına bakmaksızın “yerli” olarak adlandırıyoruz.

Ülkemizdeki rüzgâr enerjisi sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Daha hızlı bir gelişme yakalamak adına hem kamu hem de özel sektör tarafında ne tür adımlar atılmalı?

Yukarıda ifade ettiğim gibi, rüzgâr enerjisinde bugün ulaştığımız noktaya, ana ve yan sanayicilerimizin büyük özverileri, kamu otoritelerimizin ve YEKDEM mekanizmasının yatırımları teşvik edici bakış açısı ile ulaşmış durumdayız. 

Ancak gelmiş olduğumuz noktayı asla yeterli göremeyiz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Rüzgâr Enerjisi Potansiyel Atlası’na (REPA) göre ülkemizin rüzgâr enerjisinde kurulu güç potansiyeli 38 bin MW karasal, 10 bin MW denizüstü olmak üzere toplam 48 bin MW seviyesinde. Bu verinin yeni ölçümleme teknolojileri ve sektörde baş döndürücü teknolojik gelişim dikkate alınarak güncellenmesi gerektiğini düşünüyoruz. 

Yanı sıra elbette büyük ölçekli 2 adet 1000 MW’lık YEKA ihaleleri ile birlikte, ülkemizde üretim yapan KOBİ ölçeğindeki şirketlerimizi de değer zincirine eklemleyecek daha küçük ölçekli YEKA ihaleleri yapılması gerektiğini uzun yıllardır dile getiriyorduk. Bu yılın Ekim ayında 2,000 MW için alınacak başvuruların ölçek olarak çok doğru olduğunu düşünüyoruz ve yılda 1000’er MW’lık dilimler ile devam edilmesi gerektiğini önemsiyoruz.  

Henüz yatırım yapılmamış bir alan olarak Türkiye’deki deniz üstü rüzgar enerjisi potansiyeli hakkında neler söylersiniz?

Kuzey Avrupa ülkeleri başta olmak üzere pek çok gelişmiş ülke, Denizüstü (Offshore) Rüzgâr Enerji Santralleri (RES) ile temiz enerji kaynaklarını çeşitlendiriyor. Avrupa Rüzgâr Enerjisi Birliği (WindEurope) verilerine göre, Avrupa ülkelerinde Offshore RES kurulumu geçen yıl %38 artarak 22 bin 72 MW’a ulaşırken, 3 bin 627 MW kapasiteli 502 rüzgâr türbini devreye alındı.  

Üç tarafı denizlerle çevrili bir yarımada olan Türkiye ise Offshore RES kurulumunda sıfır noktasında. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Stratejik Planı’nda 10 bin MW olarak açıklanan Türkiye Offshore RES potansiyeli, WindEurope verilerine göre en az 32 bin MW’a karşılık geliyor. 

Türkiye’nin bu alandaki eksikliğini giderici ihale süreçlerinin zaman kaybedilmeden tamamlanması gerektiğini düşünüyoruz.

Anımsarsanız, 2018 yılında Saros Körfezi, Gelibolu ve Kıyıköy için çıkılan bin 200 MW’lık Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) ihalesi başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Halen 97 bin MW olan kurulu gücümüzün üçte birini sadece Offshore RES’lerden elde edebiliriz. Dünyanın en büyük petrol şirketlerinin bile son yıllarda Denizüstü RES projelerine yatırım yaptıklarına tanık oluyoruz. 

Ayrıca Offshore santraller, karadaki türbinlere göre çok daha kolay inşa edilebiliyor ve mülkiyet sorunu olmayan alanlarda kuruluyor. Asya-Pasifik bölgesinde ivmelenen yatırımlar sonucunda 2030 yılında küresel offshore RES kurulu gücünün 234 bin Megevat’a ulaşacağı tahmin ediliyor. 

Avrupa kıtası ise Denizüstü RES’lerin en büyük pazarı olmaya devam ediyor. Fransa 2035’e kadar 14 nükleer santralini devreden çıkararak, en az 8 bin MW Denizüstü RES devreye alma kararı aldı. Türkiye olarak bu gerçeği çok iyi okumamız gerekiyor. Rüzgâr enerjisinde son 15 yılda aldığımız mesafe ile tüm dünyanın dikkatini çekiyoruz. Bu ivme ile ülkemiz; santrallerin kule, kanat, türbin ve aksamlarını üreten çok nitelikli bir sanayi koluna da kavuştu. Altyapımız ile kendi santrallerimizin üretimlerini yaparken, Avrupa ve Uzakdoğu’dan gelecek talebe de karşılık vermemiz ve katma değeri yüksek üretimle ülkemize yüklü miktarda döviz kazandırmamız mümkün. 

Sektörün önemli handikaplarından biri yetişmiş insan gücü sorunu. Dernek olarak bu alanda kimi çalışmalar yaptığınızı biliyoruz. Bu konuda bilgi verebilir misiniz?

Kesinlikle haklısınız. On yıl önce dünya insan kaynakları literatürüne giren “yeşil yakalı” tanımlaması; yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarında üretim, montaj ve bakım süreçlerinde görev alan çalışanları kapsıyor. Ülkemizin yenilenebilir enerji yatırımlarında görev yapacak her seviyedeki işgücünü planlaması ve plana uygun eğitim yatırımlarını vakit kaybetmeden hayata geçirmesi gerekiyor.

Önümüzde daha yapacağımız çok yatırım var. Bu yatırımların her aşamasında görev yapacak yeşil yakalı çalışanları şimdiden bu potansiyele cevap verecek şekilde yetiştirmemiz gerekiyor. Ülkemizde sayıları giderek artan rüzgar enerji santrallerinde bakım, montaj ve onarım gibi faaliyetleri gerçekleştiren yeşil yakalı çalışanların işsiz kalma ihtimalleri uzun yıllar sıfıra yakın olacak. Pandemi dönemi; rüzgâr, güneş, biyokütle ve jeotermal gibi temiz enerji kaynaklarının önemini tüm dünyaya bir kez daha öğretti. Sera gazı emisyonlarını sınırlandıran, düşük karbon ekonomisine  geçişi hızlandıran, ekosistemleri ve biyoçeşitliliği koruyan her türlü yatırım, gençlerimize yeniş istihdam alanları açacak. Kurumsal şirketlerde CSO’lar (Chef Sustainability Officer- Sürdürülebilirlik Yöneticileri) birkaç sene içinde tepe yönetimlerin en kilit pozisyonları olacak.

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Bana bu fırsatı verdiğiniz için Rüzgar Enerjisi Dergisi’ne ve ekibinize çok teşekkür ederim. 

Alper Kalaycı kimdir?
1973 yılında Ankara’da doğan Alper Kalaycı; ilk, orta ve lise eğitimini Bolu’da tamamladı. 1998 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Kalaycı, iş hayatına 1998-2001 yılları arasında Türkiye’nin ilk rüzgâr enerjisi santrallerinin montaj ve bakım mühendisi olarak başladı. 
2001 yılından itibaren Ege Serbest Bölgesi’nde Türkiye’nin ilk kompozit rüzgâr türbini kanadı üretimini yapan Aero Rüzgâr Endüstrisi A.Ş. şirketinde göreve başlayan Kalaycı, 2009 yılından bugüne aynı şirketin Genel Müdürü olarak görev yapıyor. 
İzmir Torbalı’da rüzgâr türbini beton kulesi üretimi yapan WEC Kule şirketinin de Genel Müdürü olan Alper Kalaycı; Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Derneği (BASİFED) Yönetim Kurulu Üyeliği, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) 31. Diğer Plastik Ürünler Meslek Komitesi Başkanlığı, İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yenilenebilir Enerji Komisyonu Üyeliği ve Ege Serbest Bölgesi Sanayici ve İşadamları Derneği (ESBİAD) Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerini sürdürüyor. 
2016 yılında Enerji Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin (ENSİA) kurucu ekibi içinde yer alan Alper Kalaycı, iki dönem Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. 
Basketbol ve zıpkınla sualtı avcılığı sporlarıyla ilgilenen Kalaycı, iyi derecede İngilizce ve Almanca biliyor, evli ve bir çocuk babası.

Devamını oku

Sektör Haberleri

BEST For Energy Projesi 5. Odak Grup Toplantısı Gerçekleştirildi

Yayın tarihi:

-

Yazar

İzmir İçin Temiz Enerji Projeleri” teması ile BEST For Energy Projesi kapsamında 5. Odak Grup Toplantısı gerçekleştirildi. 07 Temmuz 2021 tarihinde çevrimiçi olarak düzenlenen toplantıya sektör firmaları, akademisyenler, Teknopark İzmir, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği, TurSEFF, İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA), Enerji Sanayici ve İşadamları Derneği (ENSİA) ve TÜBİTAK gibi kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı. 

Toplantıda sırasıyla; temiz enerji sektörünün rekabet gücünü artıracak öncelikli alanlar, öncelikli alanlardaki proje fikirleri, projelerin potansiyel paydaşları ve projelerin finansmanı için alternatif kaynaklar konularında beyin fırtınası yapıldı. Atıkların değerlendirilmesi ve atık yönetimi, mesleki eğitim, kompozit malzemeler, hidrojen başta olmak üzere yeni teknolojiler, pazarlama ve yeni pazarlara giriş, üniversite-sanayi işbirliği, yenilikçi girişimlerin desteklenmesi, sanayi ve akademiyi birlikte teknoloji üretmek amacıyla bir araya getirecek ar-ge ve uygulama merkezleri konularında birçok proje fikri katılımcılar tarafından tartışıldı.   

İzmir Temiz Enerji Sektörünün sadece üretim ve hizmetlerle değil aynı zamanda ar-ge ve inovasyonla ön plana çıkması gerektiğinin altı çizildi. İzmir’de temiz enerji ekosisteminin ar-ge altyapısını oluşturan üniversiteler, teknoparklar, temiz enerji konusundaki enstitüler ve araştırma merkezleri ile laboratuvarın daha etkili kullanılması gerektiği vurgulandı. 

Beyin fırtınası oturumlarında elde edilen proje fikirleri ve öneriler, BEST For Energy Projesi Teknik Destek Ekibi tarafından İzmir Temiz Enerji ve Temiz Teknoloji sektörünün rekabet gücüne sağlayacağı katkıya göre değerlendirilecek ve önceliklendirilecek. Öncelikli projelerin her biri için proje tanımlama dokümanları hazırlanacak. Proje tanımlama dokümanlarında projenin içeriği, potansiyel paydaşları ve finansman seçenekleri tanımlanacak. Böylece öncelikli projelerin hayata geçme oranının artırılması hedefleniyor. BEST For Energy projesi kapsamında en az 20 proje fikri için proje tanımlama dokümanlarının hazırlanması planlanıyor. 

Devamını oku

Sektör Haberleri

AB Büyükelçisi Meyer-Landrut: Güneş ve rüzgarın potansiyeli fosil yakıtlardan 100 kat fazla

Yayın tarihi:

-

AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Meyer-Landrut, Paris İklim Anlaşması’nın önemini vurguladı ve “Umuyorum ki en kısa süre içerisinde Türkiye’nin mevcut kaygılarının giderilmesi sağlanacak ve Türkiye de anlaşmayı onaylayacak” açıklamasını yaptı.

Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) çatısı altında bulunan Güneş Enerjisi Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne (GÜNAM) düzenlediği ziyaretin ardından açıklamalar yaptı. Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre Büyükelçi Meyer-Landrut, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin sonuçlarıyla mücadelenin gelecek yıllardaki en büyük zorluk olacağını ifade etti.

İklim değişikliği sorununun ilk olarak 1990’da Rio Zirvesi’nde ele alındığını vurgulayan Meyer-Landrut, “Fakat bundan ancak 25 sene sonra bir kurtarma planı olarak Paris İklim Anlaşması hayata geçebildi. Umut ediyorum ki kısa süre içinde Türkiye’nin kaygılarını giderecek etkili yanıtlar bulunacak ve Türkiye de bu anlaşmayı onaylamayı kabul edecek” ifadelerini kullandı.

Küresel ısınma ve iklim değişikliği sorununa karşı siyasi liderlerin kararlı duruşuna ve eyleme geçmelerine ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Meyer-Landrut, iş ve bilim dünyasının da kararlı şekilde yatırım yapması gerektiğini dile getirdi.

Meyer-Landrut, GÜNAM’da yapılan çalışmaların çok önemli olduğuna belirterek, şunları ifade etti: “Güneş ve rüzgar enerjisi ücretsiz ve bol bulunan kaynaklar olmanın yanında fosil kaynaklardan 100 kat da daha yüksek bir potansiyele sahip.”

AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut ile birlikte açıklamalar yapan GÜNAM Direktörü Prof. Dr. Raşit Turan da fosil yakıtların yoğun kullanımı sebebiyle sera gazlarının atmosferin dengesini bozduğunu, sıcaklığı artışına ve iklim değişikliğine yol açtığını belirtti. Petrol ve doğal gaz rezervine sahip ülkelerin, üretime dayanmayan bir zenginliğe sahip olduğuna dikkat çeken Turan, “Bu yer altı kaynaklarına sahip olmak, kontrol etmek gibi sebeplerle ülkeler arası savaşlar patlak veriyor. Fosil yakıtlara sahip olmayan ülkeler dışa bağımlı oluyor ve kaynakların yurt dışına aktarılması gibi ekonomik sorunlar gözleniyor. Dünyanın fosil yakıt kullanımından bir an önce vazgeçmesi gerekiyor. Sonsuz, temiz, sessiz, sahipsiz ve nihayet ucuz bir kaynak olarak yenilenebilir enerji en güçlü alternatiftir” ifadelerini kullandı. (Kaynak: aa.com.tr)

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com