Connect with us

Enerji Depolama Sistemleri

Yenilenebilir enerji santrallerinde 1000 MW atıl kapasite var

Published

on

Türkiye son yılların en sıcak ve kurak yaz mevsimini yaşarken, bu durumun sonucu olarak elektrik tüketiminde rekorlar kırılıyor. Muğla-Milas’ta devam eden yangınla birlikte 630 Megavat kurulu gücündeki Kemerköy Termik Santrali’nin devreden çıkması, yaz aylarında hidroelektrik santrallerde yaşanan kapasite düşüşü ile birlikte elektrik enerjisinde arz-talep dengesizliği elektrik kesintilerini beraberinde getiriyor.

Enerji Sanayicileri ve İş Adamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Alper Kalaycı bu noktada dikkat çekici bir öneri getirdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na (EPDK) çağrıda bulunan Kalaycı, yenilenebilir enerji santrallerinde bin Megavatlık atıl kapasitenin hemen devreye alınabileceğine işaret etti.

Cezai yaptırım nedeniyle üretim baskılanıyor

Rüzgâr, Güneş, Jeotermal ve Biyokütle enerji santrallerinin, lisanslandırma değerinden daha fazla mekanik kurulum yaptıklarını hatırlatan Kalaycı, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Temmuz ayı sonu itibarıyla bu dört enerji türündeki lisanslı santraller 13 bin 923 Megavat seviyesinde mekanik, 13 bin 156 Megavat seviyesinde elektrik kapasitesine sahipler. İki kapasite arasında 767 Megavat fark bulunuyor. Lisanssız santraller de düşünüldüğünde en az bin Megavatlık kullanılamayan kapasitemiz olduğunu biliyoruz. Bu santraller anlık olarak fazla üretim yaparlarsa, şebekeye fazlasını veremiyorlar. Verdikleri zaman ise cezai yaptırım ile karşı karşıya kalıyorlar. Yani daha fazla enerji üretebilecekken, lisans değerinin üzerine çıkmamak için üretimi kısmak ya da baskılamak zorunda kalıyorlar. Bu noktada EPDK bürokrasisine çağrımız, basit bir mevzuat değişikliği ile bu soruna çözüm getirmeleridir. Yıl içinde elektrik tüketiminin tepe noktaya ulaştığı tarih aralıkları dikkate alınarak dönemsel mevzuat değişikliği de uygulanabilir. Santrallerimiz bu kritik dönemde üretebildikleri kadar elektrik üretsinler. Lisanslarındaki enerji seviyesi kadar devlete satsınlar, lisans seviyelerinin üzerinde ürettikleri enerjiyi ise herhangi bir destek fiyatlandırmasından faydalanmadan sisteme versinler. Böylelikle ulusal şebekeye ciddi ve çok düşük maliyetli bir katkı sağlayabiliriz. Önümüzdeki günlerde bizleri bekleyen kesintiler konusunda da bir destek sağlanmış olur. ”

Yüzde 70 dışa bağımlıyız

Türkiye’nin birincil enerji kaynaklarında yüzde 70’e yakın bir oranda dışa bağımlı bir ülke olarak yenilenebilir ve yerli kaynaktan üretilen her birim enerjiye ihtiyaç duyduğunu hatırlatan Alper Kalaycı,  “Üretilen her Megavat/saat yerli ve yenilenebilir enerji, karşılığı olan dövizin ithal enerji kaynaklarına harcanmaması ve cebimizde kalması anlamına geliyor” diye konuştu.

Enerji Depolama Sistemleri

Enerji yatırımcılarına can suyu; Hibrit

Published

on

Son zamanlarda oldukça ilgi çeken ve enerji yatırımcıları için umut  ışığı olan  yardımcı kaynak (hibrit) enerji  yatırımları gündemimize oturdu. 

Birden fazla  enerji kaynağına dayalı olarak üretim yapabilen enerji santrallerını hibrit santral olarak tanımlıyoruz.

Ana enerji kaynağına yardımcı kaynak olarak kurulabilecek bu ilave santraller sayesinde, enerji kaynağına  tahsis edilen  bağlantı kapasitesinin dolaylı olarak arttırılması sağlanacaktır. Herhangi bir zamanda, santraldeki hibrit enerji sistemlerinden  birinin enerji üretmeye devam etme olasılığı artacak ve  santraldeki toplam enerji üretim kapasitesi yükselmiş olacaktır.

Örneğin; kurulumu yapılan bir rüzgar santralinde rüzgar hızlarının  değişken olması nedeniyle enerji üretiminde yaşanan kayıpları ,santrale ilave  edilecek ve yardımcı kaynak olarak güneş enerjisi kullanılarak yapılacak bir ek santral  ile  enerji üretimini sürdürülebilir hale getirebiliriz.   

Yardımcı kaynak kurulabilecek alanlar;  lisans sınırları içerisinde kalmakla beraber , yeni tahsis edilebilecek   alanlar da olabilmektedir. Bunun için öncelikle lisans tadili ile koordinat değişikliği yapılması gerekmektedir.

Ana kaynağı Rüzgar ve güneş olan enerji  yatırımlarına yardımcı kaynak yaratabildiğimiz gibi diğer enerji kaynaklarında da verimi arttırmak amacı ile yan kaynak kullanımı avantaj sağlayacaktır.

Örneğin; Biyogaz santrallerindeki hammadde yetersizliğinden kaynaklı tam kapasite çalışamama durumunu, lisanslı santrallere derç edilmiş alanlara güneş enerjisi santrali kurarak santralin verimli bir şekilde çalışması sağlanabilecektir. Jeotermal santralinde ; Jeotermal kuyusuna bitişik arazi, jeotermal kanalına bitişik arazi, kuyu başı tesisleri ve santral alanına bitişik araziler yardımcı kaynak kurulabilecek arazilerdir.

Yine aynı şekilde . Hidroelektrik enerji santrallerinde, dönemsel olarak suyun çekilmesi veya suyun buharlaşması gibi sorunlardan kaynaklanan enerji üretimindeki kayıplar, sisteme ek olarak kurulabilecek güneş enerjisi santrali ile dengelenebilecek olup, su yüzeylerine yüzer paneller ile güneş santral  kurulabilecek ve mevcut panellerin su ile soğutulması da sağlanabilmektedir.

Bunların yanı sıra lisanslı kojenerasyon elektrik üretim tesislerine, termik enerji santrallerine yardımcı tesis olarak Güneş veya Rüzgar Enerji Santrali kurmak mümkün olmaktadır.

Kojenerasyonlarda  Lisans bölgesinde yer alan tüm çatı ve arazilere kurulum yapılabilmekte olup, termik santrallerde  Kömür madeni sahasına ve sahaya bitişik arazilere kurulum yapılabilmektedir. Böylelikle tükenmekte olan fosil yakıtlar yerine temiz enerji ile üretim hakkı kazanılmış olacaktır.

Üretilen bu enerjiler  mevcut YEKDEM fiyatları üzerinden dolaylı olarak satılmış olacaktır. Santrallerin elektrik güçleri artmamakla beraber mekanik güçleri artacak olup üretimlerine katkı sağlanmış olacaktır.YEKDEM sonunda da serbest piyasa üzerinden satmaya devam edilebileceklerdir. Enerji satışları ana kaynağın satış bedeli üzerinden değerlendirilecek olup, örneğin bir rüzgar santralına GES yardımcı tesis yapılmışsa, satış bedeli RES in satış bedeli üzerinden değerlendirilecektir.

Hibrit santrallerin tarımsal toprağa ve orman alanlara yapılmaması gerekmekte olup, öncelikle santral sahasını oluşturan alanlar ya da tesisler arasında teknik  alanda makul mesafeler bırakılması ve üretim tesis sahasının bütünleşik olması zorunluluğu bulunmaktadır.  

Elektrik üretim tesislerinin birden çok kaynaklı elektrik üretim tesisine dönüştürülmesi kapsamında, yardımcı kaynağı güneş enerjisi olan birden çok kaynaklı elektrik üretim tesislerinde, her 1 MW yardımcı kaynak gücüne karşılık en az 15 dönüme kadar alan santral sahası gerekmektedir.   

Birden çok kaynaklı elektrik üretim tesislerinde kurulabilecek yardımcı kaynağın elektriksel gücü 50 MW altındaki tesislerde ana kaynağın gücünü geçemeyecek, 50 MW üstündeki tesislerde ise 50 MW’a ilave edilecek ana kaynağın gücünün yarısını geçemeyecek olup, yenilenebilir tesisler dışında kalan enerji tesislerinde %15 yardımcı kaynak kısıtı uygulanabilecektir. Trafo kapasitelerindeki sınırlar göz önüne alınarak, daha fazla yatırımcının düzenlemeden yaralanabilmesi için de hibrit yatırımlar için üst sınır 100 MW olarak uygulanacaktır. 

Ayrıca yardımcı kaynak için  ek saha istenmesi durumunda talep edilen sahanın da mevcut sahasına eklenebileceği, ayrıca santral yatırımı için gerekli olan özel mülkiyete ait alanlar için de gerekli olan durumlarda kamulaştırma yolu ile edinilebilmesine imkan sağlanabilecektir.

Hibrit santrallerin yeşil enerji üretimine çok katkısı olacağı düşünülmekle beraber, yatırımı tamamlanan santrallere ilave bir yük getirmeden üretimde kapasiteyi arttırmaya katkı sağlayacaktır.

Böylece mevcut tesislerde kurulu gücü maksimum derecede kullanma imkânı sağlanacaktır.

Enerji sektörüne can suyu olacak ve sektörü hareketlendirecek bu yardımcı ve dolayısı ile  yenilenebilir kaynakların kullanımının  artması  ve berekete dönüşmesi dileklerimizle bol enerjili  günler diliyorum. 

Continue Reading

Enerji Depolama Sistemleri

Elektrik Piyasasında Depolama Faaliyetleri Yönetmeliği yayınlandı

Published

on

By

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından Resmi Gazete’nin 9.52021 tarihli 31479 nüshasında “Elektrik Piyasasında Depolama Faaliyetleri Yönetmeliği” yayınlandı.

Merakla beklenen düzenleme ile elektrik depolama üniteleri ve tesislerinin kurulmaları, iletim veya dağıtım sistemine bağlanmaları, piyasa faaliyetlerinde kullanılmalarına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiş oldu.

Yeni düzenleme ile elektrik enerjisini depolayabilen ve depolanan enerjiyi sisteme verebilen elektrik depolama tesisi faaliyetleri, üretim tesisine bütünleşik elektrik depolama ünitesi, tüketim tesisine bütünleşik elektrik depolama tesisi, müstakil elektrik depolama tesisi veya şebeke işletmecileri tarafından kurulabilecek elektrik depolama tesisi vasıtasıyla gerçekleştirilebilecek.

 

Continue Reading

Enerji Depolama Sistemleri

Enerji depolama alanındaki olumlu gelişmeler artarak sürüyor

Published

on

By

Temiz enerjiye geçiş sürüyor. Mikro şebekelerin ve hibrit güç sistemlerinin benimsenmesi her gün ivme kazanıyor. Bu dönüşüm, teknolojik yeniliklerdeki artışın yanı sıra enerji depolama pazarındaki önemli büyümeden de besleniyor.

Piller, yenilenebilir enerji tabanlı sistemlerin işlevselliğini, değerini, ekonomisini ve dayanıklılığını artırabilen destekleyici teknolojiler olarak göze çarpıyorlar. Temiz enerji geçişinin ayrılmaz bir bileşeni haline geliyorlar. Dünya çapında öngörülen büyüme ise önemli: önümüzdeki 10 yıl içinde, enerji depolama kapasitesinin 2030’a kadar yıllık bileşik büyüme oranının %33’üne (CAGR) ve 741 gigawatt-saatlik toplam kapasiteye ulaşması bekleniyor.

Analistler, önümüzdeki yıllarda dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin pandemiden kurtulmak, ekonomilerini yeniden inşa etmek ve temiz enerjiye geçişte altyapılarını güçlendirmek için çalışırken, birçoğunun enerji depolamayı bir teknoloji çözümü olarak arayacağını tahmin ediyorlar. Aslında, IEA’nın Sürdürülebilir Kalkınma Senaryosu, Dünya’nın iklim ve sürdürülebilir enerji hedeflerini karşılaması için 2040 yılına kadar dünya çapında 10.000 gigawatt-saate yakın enerji depolamaya ihtiyaç duyacağını açıklıyor. Bu, mevcut pazarın 50 katı büyüklüktedir.

Uzmanlar, bu büyümeyi başarmak için hızlandırılmış inovasyonun şart olduğu konusunda hemfikir. Birlikte, güvenlik uzmanları, pillerin güvenli kullanımına ilişkin rehberlik sağlamak için gereken sertifikaları geliştiriyor.

ABD enerji depolama tahmini

ABD’de, kamu hizmeti kaynak planlaması, önümüzdeki on yılda dağıtımları yönlendirecek şekilde yapılandırılmıştır. WoodMackenzie’nin en son Enerji Depolama raporunda detaylandırıldığı üzere, yenilenebilir enerji ve enerji depolamaya yönelik kamu hizmeti yaklaşımları, ABD kamu hizmet kuruluşlarının çoğunun uygun maliyetler ve eyalet düzeyinde temiz enerji politikaları ile yenilenebilir enerjiyi ve depolamayı benimsediğini göstermektedir. Sonuç olarak rapor, ABD depolama pazarının 2021 yılına kadar yükseleceğini tahmin ediyor

Lityum iyon teknolojisi yolu aydınlatıyor

Yakın tarihli bir rapora göre, lityum bazlı piller, çeşitli nedenlerle önde gelen enerji depolama teknolojisi olmaya devam ediyor. Yüksek enerji yoğunlukları nedeniyle, taşıtlar ve el tipi uygulamalar gibi ağırlık önemli olduğunda açık bir avantaja sahiptirler. Diğer istenen özellikler arasında düşük oranda kendi kendine deşarj, düşük bakım gereksinimi, hızlı şarj yetenekleri ve daha uzun ömür ve dayanıklılık bulunur.

Ancak uzmanlar, enerji depolamada gelecek vaat eden tek teknolojinin lityum iyon olmadığı konusunda hemfikir. Aslında, birçok şirket şu anda elektrik enerjisi endüstrisindeki sabit uygulamalar için, ağırlığın önemini kaybedeceği yeni pil teknolojileri geliştirmeye odaklanmış durumdalar.

Enerji depolamada yeniliklerde artış

Enerji depolama teknolojilerindeki gelişmeler, dünya çapında temiz enerjiye geçişi destekleyecek şekilde sürüyor. Patentlerdeki etkinliklere bakıldığında, pillerde yeniliklerin üst sıralara tırmandığı görülüyor. 2005 ile 2018 arasında, piller ve diğer elektrik depolama teknolojilerinde patent başvurusu, tüm teknoloji alanlarındaki ortalamadan dört kat daha hızlı, Dünya çapında ise ortalama %14 oranında büyüdü.

Gelişmekte olan pil teknolojileri arasında göze çarpan bir eğilim, nikel ve kobalt gibi nadir toprak minerallerine dayanan teknolojilerden uzaklaşılmasıdır. Kobalt, pil uzmanlarına göre pil katotlarında en az bulunan ve en pahalı bileşendir. Birkaç şirket, iyileştirilmiş enerji yoğunluğu, pil ömrü ve güvenlik sağlayan ve kobalt içermeyen piller geliştirdi. Çinko-hava ve alüminyum-hava gibi yeni enerji depolama teknolojileri, oksijen, sodyum ve karbon gibi elementlere dayanırken, diğer yeni yaklaşım grafen ise, silis kumu ve deniz suyunun özelliklerinden yararlanmaktadır.

Harvard Üniversitesi ve Stanford Üniversitesi’nden araştırmacılar, sıvı akışlı pillerin gelişimini ilerletmek için önemli adımlar atmaktadırlar. Mevcut literatür, batarya bileşenlerinde de bir yenilik dalgasının ortaya çıktığını göstermektedir. Hibrit anotlardan altın ve dikey karbon nanotüp elektrotlardan yapılan nanotellere kadar, bileşenlerdeki bu gelişmeler, pil gücünü artırmayı ve kullanım ömrü döngüsünü iyileştirmeyi amaçlamaktadır. (Kaynak: https://microgridnews.com/a-positive-charge-for-energy-storage/)

Continue Reading
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com