Connect with us

Rüzgar Türbini İmalatçıları

Ukrayna’da Nordex Türkiye rüzgârı

Yayın tarihi:

-

Nordex Türkiye Proje Yönetimi Grup Lideri Caner Şimşek’le bir söyleşi gerçekleştirdik. Nordex’in özellikle yurtdışı projeleri hakkında ayrıntılı bilgiler aldığımız Caner Bey, COVID-19 sürecinde ne tür tedbirler aldıklarına ilişkin de açıklamalarda bulundu.

Sizi tanıyabilir miyiz?

İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümü 1997 mezunuyum. Kısa bir süre farklı sektörlerde çalıştıktan sonra inşaat sektörüne dönüp yurtiçi ve yurtdışı projelerinde Saha Mühendisi, Planlama Mühendisi, Planlama Şefi ve Şantiye Şefi olarak çalıştım.

Rüzgâr enerjisi projelerindeki talepten dolayı, teklifleri değerlendirerek rüzgâr enerjisi sektörüne 2008 yılında geçiş yaptım ve 2009’dan beri ise Nordex’de çalışmaktayım. İşin mutfağından, sahadan, Şantiye Şefi olarak başladım, sonraki süreçte ise Nordex’de Proje Müdürü, İhale Teklif Müdürü, Kıdemli Proje Müdürü olarak çalıştım ve şu anda ise Proje Yönetimi Grup Lideriyim.

Bu süreç içinde toplam kurulu gücü 1000 MW’ı bulan 28 ayrı projenin yönetiminde Şantiye Şefi veya Proje Müdürü olarak aktif görev aldım. Gece çalışması planlanan, lojistik bakımından özel çözüm gerektiren, türbin sayıları fazla olan, özellikli projelerde proje yönetim görevini de yürütüyorum.

Nordex Türkiye Proje Yönetimi Grup Lideri Caner Şimşek

İnsanlık zorlu bir süreçten geçiyor. Kısaca COVID-19 karşısında Nordex projelerini gerçekleştirirken saha çalışmalarında ne tür tedbirler aldı, ne tür etkiler oldu ve olmasını bekliyorsunuz, bu konularda görüşünüzü alabilir miyiz?

Nordex’te globalde çalıştığımız ülkenin de iş güvenlik kurallarıyla ilgili olarak farklı uygulamalar olsa da Nordex Türkiye’nin yaklaşımını daha yakından anlatabilirim. Şirketteki yapımızın hızlı karar alıp uygulamaya izin vermesi sebebiyle önlemlerimizi hızlıca hayata geçirme şansımız oldu. Burada İş Güvenliği ekibimizden Numan Dere ve ekibi çalışmaları yürüttü. Daha sonra tavsiye niteliği ile hayatımıza girecek olan birçok kuralı Nordex Türkiye olarak zaten uygulamaya başlamıştık.

Ocak ayı sonlarına doğru bütün Nordex Türkiye çalışanları, müşterilerimiz ve alt yüklenicilerimizi COVID-19 hakkında bilgilendirerek şu anda da geçerliliğini koruyan bazı kısıtlamara özen göstermelerini rica ettik. Mart ayının ilk haftası yurtiçi ve yurtdışı seyahat kısıtlamalarını, eğitimlerin ötelenmesini ve özellikle 14 gün karantina uygulamasını yönetim kademesinde uygulamaya başladık. İlave önlemleri de içeren resmi duyurumuzu 11 Mart tarihinde yayınladık. Yine Mart ayı ortasında sahalardaki çalışmalarda kontrolü ve güvenliği sağlamak amacıyla risk analizi, sağlık beyan formları ve uyulması gereken kurallar niteliğinde dökümanlar paylaştık. Ayrıca 15 ayrı alt yüklenicimizle toplantılar düzenleyerek önerilerini dinledik ve kendi aldığımız tedbirleri aktardık. Ofis çalışanları
olarak evden çalışmaya geçmiş olsak bile yakın zamanda normalleşmenin başlayacağını öngörüyoruz. Personelimiz için yaptığımız risk analizindeki bütün tedbirleri paylaşarak çalışanların, ofislerinde güvenli ve sağlıklı çalışabilmesi için gereken ortamı yaratmayı amaçlıyoruz.

Sahada aldığımız önlemleri ele alırsak, maske olağan kişisel koruyucu ekipmanlarımızın bir parçası haline geldi. Çalışan ekipleri 2-3 kişilik küçük gruplara ayırarak gruplar arasında yapay bir sınır yarattık. Sahada yüz yüze yaptığımız toplantıları online’a çevirdik, proje paydaşları arasındaki toplantılara sınırlamalar getirdik. Sahada fiziken bulunmayı gerektirmeyen işleri, örneğin raporlamaların uzaktan yapılmasınıı teşvik ettik. Personelimize kendilerini daha güvende hissedeceği konaklama imkânları sağladık.

Nordex Türkiye, bir bölge merkezi görevi de görüyor bildiğimiz kadarıyla. Proje Yönetimi açısından Türkiye’den yurt dışındaki projelere ne şekilde destek sunuyorsunuz? Bu konuda bilgi verir misiniz?

Nordex Proje Yönetimi organizasyonunda şu an içinde bulunduğumuz bölgenin ismi Türkiye ve Ortadoğu olarak geçse bile pratikte Nordex Türkiye’nin etki alanı çok daha geniş. Kendi yetiştirdiğimiz insan gücü ile bu sınırları çoktan aştık. Bu yıl Yunanistan ve Hırvatistan projelerine finansal proje yönetiminden saha ve proje yönetimine kadar destek veriyoruz. Türkiye personeli olan arkadaşlarımız bu projelerde de sorumluluk alarak eş zamanlı çalışıyorlar. Ayrıca Hırvatistan sahalarına saha yönetimi, şantiye şefi, süpervizörün yanı sıra, test ve devreye alma ekibi desteği de verdik. Benzer bir şekilde Hollanda projelerine de Türkiye’den devreye alma ekipleri yönlendirildi.

Şu an Ukrayna’nın en büyük rüzgâr yatırımı olan Syvash Projesi için başta proje yönetimi olmak üzere, saha yönetimi ve süpervizörler tamamen Türkiye’den sağlanıyor. Önümüzdeki haftalarda gerçekleşmesi planlanan devreye alma işlemlerinde tüm ekiplerin planlaması da Türkiye üzerinden yapıldı.

2008 yılında sektördeki projelerde görev almaya başladığım zaman bu sektörde Türkiye’de yetişmiş insan gücü yok denecek kadar azdı. Zaman içinde saha yönetiminden proje yönetimine kadar kadrolar yetişti ve hazır hale geldi. Sektörün Türkiye’de gelişmekte olduğu ilk zamanlar tüm ekip dışarıdan gelirken bugün şirket bünyesinde eğitimler ile yetiştirdiğimiz insan gücümüz için yüksek talep alıyoruz. Sorumluluk alanımız dışındaki bölgeleri bile mümkün olduğunca destekliyoruz. Ekiplerimiz uluslararası projelerde özellikle Avrupa’daki projelerde tercih edilir hale geldi. Zorlu ve özellikli projeler için düşünülen bir ekip olduk. Nordex Türkiye’de çalışan arkadaşlarımız pazar lideri olmanın getirdiği yoğunluğu bir avantaja dönüştürüp, farklı coğrafyalarda farklı tip türbinlerde de çalışma imkânı bularak görev başı eğitimlerine devam ediyorlar.

Nordex’in ürettiği son teknoloji Avrupa pazarlarıyla eşzamanlı olarak Türkiye pazarına da gelmiş oluyor. Farklı sebeplerden dolayı kariyerine başka tedarikçilerde devam etmek zorunda kalan çalışma arkadaşlarımız da zorlanmadan iş bulup dünyanın herhangi bir yerinde bu sektörde çalışabilir durumda. Nordex Group bünyesindeki diğer yurtdışı iştiraklerimize kalıcı olarak yetişmiş insan gücü ihraç etmeye
devam ediyoruz.

Syvash sahası, türbin üzerinde çalışma yaparken, çalışanın bakış açısı ile manzara.

Şu anda yurt dışında yürüttüğünüz projeleriniz hangileri?

Bahsettiğim gibi desteklediğimiz bir çok proje var, ancak proje yönetimini üstlendiğim Syvash Rüzgâr Santrali Projesi, Nordex Türkiye Proje Ekibinin destek verdiği, halen aktif olan en büyük proje ve bu sebeple de daha farklı bir yere sahip. Ukrayna Nordex için yeni bir ülke, oradaki ilk projemiz, orada ciddi bir sınav veriyoruz.

Ukrayna’daki Syvash projesi hakkında ayrıntılı bilgi alabilir miyiz? Hangi türbinler kullanılıyor bu projede?

Syvash Rüzgâr Santrali Projesi 250 MW kurulu gücü ile, devreye alındığında Ukrayna’nın en büyük rüzgâr santrali olacak. Projeye 63 adet rotor çapı 131 metre, hub yüksekliği 120 metre, gücü 3.9 MW olan N131 3.9 MW Delta versiyon Nordex türbini sağlıyoruz. Bu projenin kule ve kanatları Nordex’in Türkiye’deki tedarikçileri tarafından Türkiye’de üretildi ve proje sahasına 2019 ve 2020 yılları içerisinde sevk edildi. Bu bağlamda, Syvash Projesi Türkiye’nin sanayi ihracatına da olumlu katkı sağlamıştır.

Ukrayna’da sektörde kurulumda kullanabileceğimiz ekipman ve sektörde yetişmiş iş gücü sınırlı olduğu için, Syvash Projesi’ne vinç ve montaj ekibimizle birlikte gittik. Bu projede, yine Türkiye’deki alt yüklenicimizi Ukrayna’ya götürerek proje süresince kullandığımız ana vinç, yardımcı vinç ve indirme vinçlerini temin ettik. Bu projede vinçlerin yanı sıra, alt yüklenicilerimizin montaj ekibi ile de çalıştık. Montaj fazını 2 ana vinç, 4 ekip çift vardiya şeklinde gerçekleştiriyoruz. Bu açıdan da bakıldığında, Ukrayna’daki projemizde, Türkiye’deki yerleşik alt tedarikçi firmalarımızın da hizmet ihraç etmesine katkıda bulunduk.

Syvash Rüzgâr Santrali’nin yıllık 850Gwh temiz enerji üretmesi bekleniyor, bu da yaklaşık olarak 100.000 evin elektrik tüketimine karşılık geliyor. Ayrıca bu kadar enerjiyi temiz olarak ürettiğinizde 860.000t karbondioksit salımını engellemiş oluyorsunuz ve bu yıllık olarak 480.000t kömür tasarrufu anlamını da geliyor.

Yatırımcı Syvash EnergoProm LLC, Fransa merkezli Total Eren ve Norveç’ten NBT’nin ortak iştiraki. Proje EBDR (Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası) tarafından finanse ediliyor.

Ana yüklenici PowerChina’nın iştiraki olan Power Construction Corporation of China ve PowerChina Fujian Engineering Co.LTD. PowerChina enerji santrali kurulumu yapan dünyadaki en büyük firmalardan, Fortune 500’de sıralamaya 182 numaradan giren bir firma.

Wood Group ve Mott MacDonald yatırımcıların ve finansal kuruluşun teknik ve çevresel etki danışmanları olarak projede yer alıyor.

Projede 10’dan fazla farklı milliyetten ekip görev alıyor. Eğer herkes online düzenlenen toplantılara kendi ülkesinden katılacak olursa, ekipler arasında 6 saati bulan zaman farkı oluyor. Bu da yönetmemiz gereken başka bir konu.

Syvash Projesi’nde rüzgâr türbini tedarik ve montajı kapsamında tamamına yakını Türkiye’den gelen yaklaşık 100 kişilik bir ekip gece gündüz çalışıyor.

Ukrayna’daki Syvash projesi teknik anlamda nasıl bir proje de? Saha da ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Projenin büyüklüğü sebebiyle sahanın farklı yerlerinde en az iki ana vinç seti ile paralel olarak gündüz ve gece vardiyasında montaj yapmamız gerekli. Montaj işleri devam ederken kara ve deniz nakliyesi de
devam ediyor. Sahada aynı anda inşaat işleri, elektrik alt yapı işleri, türbin içi elektrik işleri, kalite kontrolleri, testler, saha iç nakliyesi ve devreye alma işleri de devam etmek zorunda. Birbiri ile bağlantısı olan birçok ekibi verimli olarak güvenli bir şekilde çalışmasını organize etmeniz gerek.

Türkiye’deki birçok projenin aksine sahamızda yükselti farkı olmayıp düz bir sahada çalışsak bile çalıştığımız bölgede yeraltı su seviyesi çok yüksek, yoğun yağış alıyor, iklim şartları Türkiye’ye göre çok
daha sert. Dolayısıyla kalite standartlarına uygun yapılan saha altyapı işleri çok daha hızlı bir şekilde bozulabiliyor, hatta saha dışındaki karayollarında bile sorunlar yaşayabiliyoruz.

Şu günlerde özellikle yaşadığımız başka bir zorluk ise COVID-19’la ilgili seyahat sınırlamaları ile birlikte meydana çıktı. Ekiplerimizi planlanan sıklıkla rotasyona göndermemiz mümkün olamadı. Bu zorlu süreçte ekiplerimizin çok büyük bir kısmı sahada gönüllü olarak kalıp çalışmaya devam ederek proje hedeflerine ulaşmamıza katkı sağladılar.

Ukrayna’daki Syvash Projesi’ne Türkiye’den servis, lojistik ve alt taşeron firmalarınızı götürürken ne gibi güçlüklerle karşılaştınız? Size ileriki dönemde yurtdışındaki projelerinizde destek vermek isteyen hizmet sağlayıcı Türk firmalara ne gibi tavsiyeleriniz olabilir?

Farklı bir ülkeye giden ekip alışkanlıklarını devam ettirmek istese bile bulunduğu ülkenin şartlarına uyum sağlamak zorunda. Bu kurallar beslenme gibi günlük alışkanlıklarla ilgili de olabilir, ülkenin yerel iş güvenlik kurallarıyla ilgili de olabilir. Hizmet sağlamak isteyen firmanın öncelikle orada bir şube açması gerekiyor. Yetişmiş işgücü, kendi kadrolarını da beraberinde getirmek istiyorlarsa çalışma izinlerinde prosedürler net olarak tanımlanmış durumda ancak çoğu zaman bu süreç planlanandan daha uzun sürebiliyor. Çalışma izinleri ile ilgili profesyonel destek almaları şart.

Hangi sektörde çalışırlarsa çalışsınlar, getirecekleri ekipmanlar için uluslararası denetim sertifikaları ekipman için yeterli olmayabilir. Ekipmanlar için yerel normlara dayalı denetim yaptırılması ve sertifikasyon gerecektir. Çalışacak personel için de benzer bir durum söz konusu olabilir. Yetkinlik sertifikaları yeterli görülmeyebilir. Çalışacakları alanlara göre ekstra eğitim almaları, iş güvenlik eğitimlerine katılmaları, sağlık muayenelerini tekrar yaptırmaları gerekecektir.

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

İçinde bulunduğumuz COVID-19 süreci ile ortaya çıkan dinamikleri, yönetmemiz gereken seyahat sınırlamaları olan zorlu süreçte, ailelerinden uzak kalma pahasına Ukrayna’daki Syvash Projesi sahasında gönüllü olarak kalıp çalışmaya devam eden ekip üyelerimizden Şantiye Şefi İsmail Aki, Mekanik Supevizor Volkan Demirci, Elektrik Süpervizor Ümit Özbek, Mekanik Süpervizör Turan Eker, Elektrik Süpervizor Erkan Kömürcü, İş Güvenliği Mühendisi Uygar Eraslan ve Saha asistanlarımız Hakan Yıldız ile Mehmet Adsız’ın yanı sıra vinç ve montaj ekibimize de teşekkür ederim.

Nordex Türkiye’nin yetkin proje ve teknik kadrosunun Nordex’in yurtdışı projelerine önümüzdeki dönemlerde de destek vermeye devam edeceğini sizlerle paylaşmak isterim.

Syvash Projesi saha ekibinden bir kesit. Mekanik Süpevizor Volkan Demirci, Elektrik Süpervizor Erkan Kömürcü, Şantiye Şefi İsmail Aki, Elektrik Süpervizor Ümit Özbek, Mekanik Süpervizör Turan Eker.

Türkiye'nin alanında en özel yayınlara sahip medya grubu MONETA'nın sektörel dergi ve portallarının yönetimine katkıda bulunmaktayım. MONETA bünyesinde yeni nesil yayıncılık anlayışıyla içerik yönetimini geliştirmeye devam ediyoruz.

Genel

ENERCON ve Enerjisa Üretim, YEKA-2’nin ikinci aşaması için türbin anlaşması imzaladı

Yayın tarihi:

-

Yazar

Enercon ve Enerjisa Üretim, WindEurope Bilbao etkinliğinde YEKA-2 projeleri kapsamında 250 MW’lık türbin sevkiyat sözleşmesi imzaladı. 750 MW’lık türbin teslimat anlaşmalarının başarılı bir şekilde yerine getirilmesinin ardından imzalanan anlaşma ile 1.000 MW’lık projenin tamamlanması için önemli bir adım atıldı. 250 MW kapasite için imzalanan anlaşma kapsamında, 60 adet Enercon E-138 EP3 E2 Rüzgar Türbini teslim edilecek.

Türkiye rüzgar enerjisi sektörünün önde gelen şirketlerinden ENERCON ve Enerjisa Üretim, İspanya’nın Bilbao kentinde düzenlenen WindEurope etkinliğinde Türkiye Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez’in de katılımıyla gerçekleştirilen imza töreninde, YEKA-2 projesi kapsamında iş birliklerine devam ettiklerini duyurdu. 20 Mart 2024 tarihinde gerçekleştirilen imza töreninde; ENERCON CEO’su Udo Bauer, ENERCON CCO’su Uli Schulze Südhoff, ENERCON Bölge Başkanı Arif Günyar, Enerjisa Üretim Rüzgâr Santralleri Yatırımlar Genel Müdür Yardımcısı Ezgi Deniz Katmer, Enerjisa Üretim Satın Alma Genel Müdür Yardımcısı Aziz Ünal ve Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Başkanı İbrahim Erden de yer aldı.

Türkiye rüzgar enerjisi sektörünün öncü firmaları olarak, yaptıkları iş birliği ile Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedeflerine önemli katkılarda bulunan Enercon ve Enerjisa Üretim, bu katkıyı sürdürmeye devam ediyor. 2022’nin Ekim ayında gerçekleştirdikleri stratejik bir anlaşma ile YEKA-2 Projesi’nde toplam 1000 MW’lık bir kapasite için çerçeve anlaşması imzalayan şirketlerin bu projesi, Türkiye rüzgar enerjisi endüstrisinin sürdürülebilir geleceği için önemli bir adımı temsil ediyor. İlk fazda başarıyla tamamlanan 750 MW’lık türbin sevkiyat anlaşmalarının ardından, bugün geriye kalan 250 MW’lık kapasite için 60 adet Enercon E-138 EP3 E2 rüzgar türbini içeren sevkiyat anlaşması ile projenin tamamlanmasına bir adım daha yaklaşılarak, toplam 1000 MW’lık kapasite için türbin üretimine yeşil ışık yakılmış oluyor. Bu gelişme, YEKA 2 Projesi’nin başarılı bir şekilde ilerlediğini gösterirken, Türkiye temiz enerji hedeflerine ulaşma yolunda sağlam adımlarla ilerliyor.

Törende konuşan ENERCON CCO’su Uli Schulze Südhoff, şunları söylüyor: “Türkiye, rüzgar türbinlerinin üretimi, satışı, kurulumu ve servisi açısından ENERCON için odak pazar olmaya devam ediyor. Büyük perspektifler sunuyor ve yetkili makamlar tarafından muazzam bir destek alıyoruz. Ülkenin yenilenebilir enerjinin ve özellikle de kara rüzgârının yaygınlaştırılması konusunda net bir kararlılığı var. Türkiye’deki sahalarda son derece güvenilir olduğu kanıtlanmış, sınıfının en iyisi rüzgar türbini teknolojisini sağlayarak müşterimiz Enerjisa Üretim ile birlikte Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki hedeflerini desteklemekten memnuniyet duyuyoruz. Enerjisa Üretim’e güvenleri için teşekkür ediyor ve verimli iş birliğimizi sürdürmeyi dört gözle bekliyoruz.”

ENERCON Orta Asya, Orta Doğu ve Afrika Bölge Başkanı Arif Günyar, yapılan anlaşma ve projenin önemine dair şu açıklamalarda bulunuyor: “ENERCON olarak, partnerimiz Enerjisa Üretim ile 2022 yılında Avrupa’da tek kalemde imzalanan en büyük 1000 MW ilk çerçeve anlaşmasını gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. YEKA II ihalesinin getirdiği derin yerlilik kapsamlarına uygun olarak, yerli aksam ile gerçekleşecek olan projelerimiz, mevcut yerli üretim ve sanayinin devam etmesi ve derinleştirilmesi açısından önemli bir mihenk taşı olmuştur.”

Enerjisa Üretim Rüzgâr Santralleri Yatırımlar Genel Müdür Yardımcısı Ezgi Deniz Katmer, “1.000 MW YEKA 2 Projesi, Türkiye’nin yenilenebilir enerji sektörüne tarihi bir yatırımdır. ENERCON iş birliğiyle önümüzdeki dönemde Türkiye’de kurulacak her üç rüzgar türbininden biri Enerjisa Üretim imzasını taşıyacak ve Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımlarına yön verecek” diyor.

İlk YEKA projesi Akköy RES’in devreye alınması

İlk faz için rüzgar türbinlerinin üretimi devam ederken ENERCON, Aydın’ın Didim ilçesindeki 25,2 MW kapasiteli 6 adet E-138 EP3 E2 türbininden oluşan ilk YEKA projesi Akköy Rüzgar Santrali’ni 2023 yılı sonunda devreye alarak YEKA 2 yolculuğuna başarılı bir başlangıç yapıyor. ENERCON Bölge Başkanı Arif Günyar, şunları ekliyor: “Projelerin başarılı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesine katkıda bulunan tüm ekiplerimize, tedarikçilerimize ve alt yüklenicilerimize minnettarız. Enerjisa Üretim ile birlikte ENERCON ekipleri de projelerin başarıyla hayata geçirilmesi için yoğun çaba ve hazırlıklarını sürdürüyor.”

Devamını oku

Rüzgar Türbini İmalatçıları

Ahşap kule, daha yeşil rüzgar türbinleri için fırsat sunuyor

Yayın tarihi:

-

Yazar

Büyük ölçekli uygulamalar için doğanın karbon elyafı olan lamine ahşaptan yapılmış zorlu tasarımlar geliştiren İsveçli ahşap teknolojisi şirketi Modvion, rüzgar türbinlerini daha da yeşil hale getirebilecek ahşap bir tasarım sunuyor. Modülleri ve ahşabı bir araya getirmenin devrim niteliğinde bir yolunu sunan Modvion, patentli çözümüyle rüzgar türbinleri için ahşaptan kule sunuyor. Geçmişin yel değirmenlerinden esinlenilen bu tasarımla Modvion, ahşaptan inşa ettiği kule ile türbinin karbon ayak izini %90’dan fazla azaltıyor.

Firmanın İcra Kurulu Başkanı Otto Lundman, “Dünya bir iklim kriziyle karşı karşıya ve enerji kaynaklarını değiştirmemiz gerekiyor. Rüzgar enerjisi sahip olduğumuz en verimli ve cazip enerji kaynaklarından biri. Biz bu değeri daha da artırıyoruz” diyor.

Kanatlar ve makineler endüstri standardı ekipmanlar olsa da, bu yaklaşım Avrupa’nın en büyük enerji şirketlerinden bazılarının ilgisini çekiyor. Vestas Wind Systems A/S daha küçük bir tanıtım modelini gördükten sonra, firmanın %15’ini satın alıyor, İtalyan Enel Green Power SpA bir iş birliği anlaşmasına varıyor. İsveçli Vattenfall AB firmasının ortağı olduğu Almanya’nın RWE AG firması da Mart ayında Modvion’un ahşap kulelerini gelecekteki projelerinde kullanmak üzere bir sözleşme imzalıyor.

Konuyla ilgili Vestas Ventures İcra Kurulu Başkanı Todd O’Neill, “Müşterilerimizin birçoğu, Modvion’un yolculuğunun nasıl bir parçası olabileceklerini öğrenmek için proaktif bir şekilde sorular soruyor. İş birliğimizin artmasını bekliyoruz” açıklamasında bulunuyor.

Ahşap kulenin avantajları

Modvion, rüzgar türbinlerinde ahşap kulenin avantajlarını şu şekilde açıklıyor: “Yüksek rüzgar türbini kuleleri inşa etmenin en büyük zorluğu lojistiktir. Bu kadar devasa yapıları nasıl yerine yerleştirirsiniz? Kuleler uzadıkça lojistik zorluk da artar. Patentli çözümümüz, sıradan yollarda sıradan kamyonlarla taşımayı mümkün kılar. Bizim için köprüler, tüneller ve dolambaçlı yollar sorun değil. Lamine ahşabın çeliğe kıyasla üç büyük avantajı vardır: Ahşabın daha hafif bir yapıya olanak tanıyan daha yüksek bir özgül gücü vardır. Yüksek çelik kulelerin kendi ağırlıklarını taşıyabilmeleri için ekstra kuvvete ihtiyaçları vardır; ahşap kulelerin ise buna ihtiyacı yoktur. Son olarak, modüler ahşap kulelerimiz tutkalla birleştirilirken, modüler çelik kuleler düzenli kontrol gerektiren çok sayıda cıvata gerektirir.”

Devamını oku

Rüzgar Türbini İmalatçıları

WWW’nin yeni tasarımı, deniz üstü rüzgar türbinlerinde geleneğe meydan okuyor

Yayın tarihi:

-

Yazar

Norveç merkezli World Wide Wind, tersine dönen dikey eksenli rüzgar türbini teknolojisi VAWT ile deniz üstü rüzgar enerjisinde geleneğe meydan okuyor. Ters yönde dönen dikey türbinler, yüzen açık deniz rüzgar projeleri için verimi radikal bir şekilde artırabilirken, LCoE’yi azaltıyor. Uzmanların deniz üstü rüzgar enerjisinde maliyeti yarı yarıya indirebilecek son derece yenilikçi bir türbin olarak yorumladığı bu teknoloji, önümüzdeki günlerde test aşamasına geçiyor.

19 metre uzunluğundaki 30 kW’lık prototip ile teste başlayacak tersine dönen dikey eksenli rüzgar türbininin, çok daha büyük 1,5 MW’lık bir sonraki prototipinin 2025 yılında teste başlayacağı açıklanıyor. World Wide Wind, 2030’dan önce ise, yaklaşık 400 metre uzunluğunda olacak 24 MW türbini piyasaya sürmeyi planlıyor.

Deniz üstü rüzgar enerjisine yönelik yazılım, veri analizi ve istihbarat çalışmaları sunan Aegir Insights’ın paylaştığı araştırmaya göre, İskandinav ülkesinin güneybatısının açıklarında yer alan pilot çalışma planlandığı gibi giderse, 2025 yılına kadar 1MW’lık bir amiral gemiye ve daha sonra 10 yıl dolmadan şu anda Avrupa açıklarında faaliyet gösteren geleneksel üç kanatlı yüzer ünitelerden potansiyel olarak %75 daha düşük bir fiyata şebekeye güç akıtabilecek devasa 24MW’lık bir modele geçişi hızlandıracak.

Türbini eşsiz yapan tasarımı

WWW’nin ters yönde dönen VAWT teknolojisi, basit bir anlatımla şu yapıdan oluşuyor: Ağır jeneratör işinin tamamı suyun altında ve türbinin yüzen dubasının altında yer alıyor. Bu, her şeyin suya batmasını önlemek için tabana yeterli ağırlık ekliyor ve yalnızca bir dizi bağlama çapası gerektiriyor. Jeneratörün rotoru ve statoru her biri ana kule gövdesinden 45 derecelik açıyla üç kanat çalıştıran bir çift dikey eksenli türbine bağlanıyor. Alt türbin bir yönde dönecek şekilde ayarlanıyor ve alt türbinin ortasından geçen bir direğe monte edilen üst türbin ise diğer yönde dönecek şekilde ayarlanıyor. Bu şekilde de kanatlar, yelkenli teknelerde olduğu gibi çoğu yerde rüzgardan faydalı tork elde ediyor.

Devamını oku

Trendler