2017 yılında başladığı ilk başkanlık dönemindeki söylemleriyle pek çok tartışmanın odağında yer alan ABD Başkanı Donald Trump, 2025 yılının ilk günlerinde start alan ikinci başkanlık döneminde bu söylemlerini hayata geçirmeye başladı. Göreve başladığı ilk gün 26 kararname imzalayan ve ilk dönemindeki söylemlerinde oldukça ciddi olduğunu kanıtlayan Trump, ABD’yi Paris İklim Anlaşması’ndan da çekti.
Dünya ticaretinde yeni bir dönemi başlatacak kadar agresif politikalar benimseyerek bunları hayata geçiren Trump, rüzgar enerjisi karşıtlığını her fırsatta dile getirerek, Amerika’nın enerji alanında fosil yakıtları öncelik haline getireceği kararlara imza attı.
Kişisel çıkarlardan siyasi bir duruşa…
2006 yılında İskoçya’da büyük bir golf turizm tesisi inşa etmek için Aberdeenshire’ın kuzey kıyısında araziler satın alan Trump, burada devreye almayı planladığı Trump International Golf Links projesi için kolları sıvadı. Çeşitli kaynaklara göre, annesi Mary Anne MacLeod Trump’ın anısı için hayata geçirmek istediği proje, kıyı açıklarında zaten kurulması planlanan offshore rüzgar santralinin yakınlarında yer alıyordu. Rüzgar enerjisine karşı ilk karşıt söylemlerini burada geliştirmeye başlayan Trump, BBC’ye verdiği bir demeçte, “Okyanusu görmek istiyorum; yel değirmenlerini değil” demişti. Bu, Trump’ın rüzgar enerjisine karşı yıllardır sürdürdüğü savaşın kayıtlara geçen ilk örneği oldu.
Bundan sonraki süreçte offshore rüzgar santraline karşı hukuk mücadelesine girişen Trump, yıllar süren mücadelenin ardından santralin açılmasına engel olamadı. O yıllarda çeşitli haberlere konu olan dava, Trump’ın kaybetmesiyle sonuçlandı. O dönem verdiği demeçlerde, “gerekirse cehenneme kadar savaşacağım” diyen Trump, 2015 yılındaki ilk adaylığından önce 100’ü aşkın rüzgar enerjisi karşıtı tweet atmıştı.
Donald Trump’ın rüzgar enerjisine karşıtlığı, kişisel çıkarlarla başlayan bir süreçten politik bir söylem ve siyasi duruşa evrildi.
İlk başkan seçildiği dönemde rüzgar enerjisine yönelik eleştirilerini daha sert politik pozisyonlara dönüştüren Trump, bu dönemde ‘kuşları öldürdüğü’, ‘gürültü yaptığı’, ‘güvenilmez olduğu’, ‘balinalara zarar verdiği’ ve hatta ‘kansere neden olabileceği’ gibi çok çeşitli spekülatif söylemler üretti. Trump bununla da kalmayarak, çıkarılan vergi reformu ile yenilenebilir enerjiye verilen bazı vergi indirimlerini azaltmaya başladı.
2025 yılında başladığı ikinci başkanlık döneminde rüzgar enerjisine karşıt adımlarını daha da somutlaştıran Trump, yeni offshore alanların iptali; izin, onay ve finansmanların durdurulması ya da askıya alınması, teşviklerin kaldırılması, mevcut projelerin incelemesi gibi çok ciddi kararları hayata geçirdi.
Bu kararlar, halihazırda teşviklerden yararlanmış ve onay almış projeleri, daha fazla politik darboğaza girilmemesi adına hızlandırırken; uzun vadede Amerika pazarı özelinde yaşanacak kayıpları şimdiden görselleştirdi. Enerji alanında araştırmalar yapan uzman şirketler, 2025-2029 arasında Amerika’da kurulacak toplam rüzgar kapasitesi tahminini 75 GW’tan 45 GW seviyelerine kadar çekti.
Amerika’daki öngörülemez ya da kötü anlamda öngörülebilir durum, sahada da kendisini göstermeye başlayarak büyük şirketlerden olumsuz açıklamaları beraberinde getirdi. Deniz üstü rüzgar enerjisinde dünyanın en büyük şirketi olarak gösterilen Orsted, 2 bin kişiyi işten çıkaracağını ve Avrupa’ya daha fazla odaklanacağı duyurdu. Bu rakam şirketin hemen hemen iş gücünün dörtte birinden vazgeçtiği anlamına geliyor.
Sektör adına ABD pazarındaki bu iç karartıcı durum, küresel trendin tam tersini oluşturuyor. 2030’a kadar küresel yenilenebilir enerji kapasitesini 3 katına çıkarma taahhüdü, ABD pazarı hariç her ülkenin yatırımlarını daha da hızlandırmasını sağlıyor.
Yazar:
Enerji Editörü
Bu ürün için size geri dönüş yapalım
Teknik detay, fiyat bilgisi veya teklif talebiniz için formu doldurun. Talebiniz doğrudan ilgili ekibe iletilir.


