Connect with us

Türbin Komponantleri

Rüzgâr türbinleri rulman hasarlarında temel neden analizi

Yayın tarihi:

-

Rüzgâr türbinlerinde ve diğer tahrik sistemlerinde meydana gelen Beyaz Yapısal Pullanma olarak bilinen rulman hasarı belirtileri genellikle, rulman beklenen hizmet ömrünün bitmesinden oldukça önce çok erken fark edilir hale gelir. Bunun nedenleri uzun süredir bilinmiyordu; ancak şimdi, rulman uzmanı NSK tarafından yeni bulgular elde edilmiş ve bu sonuçlar, rüzgâr türbini uzun ömürlülüğü için önemli faydalar sağlayan yeni bir rulman malzemesinin geliştirilmesini sağlamıştır.

Rüzgâr türbinleri için tahrik bileşenleri, dayanıklılık ve direnç açısından zorlu gereksinimleri karşılamak zorundadır ve bu gereksinimler giderek daha zorlayıcı hale gelmektedir. Kara türbinleri geleneksel olarak, 20 yıla tekabül eden 175.000 saatlik bir servis ömrüne dayanacak şekilde tasarlanmış rulmanlar gerektirir. Bununla birlikte, yüksek yatırım seviyeleri ve zor konum erişiminin yaygın olduğu açık deniz rüzgâr çiftlikleri için hızla genişleyen pazarda, 25 yıllık bir ömür gereklidir.

Daha uzun kullanım ömrü, daha yüksek dinamik yükler

Bir rüzgâr türbininin aktarma organlarına etki eden aşırı dinamik yükler ile bu gereksinim gerçek bir meydan okuma sunar. Kara rüzgâr türbinlerinde, ana rulmanlar yaklaşık 1 MN’lik bir yüke maruz kalır. Ancak, denizdeki çok yüksek rüzgâr hızları nedeniyle, daha güçlü statik ve dinamik yükler rotor üzerine ve sonuç olarak tüm aktarma organlarına etki eder.

Aynı zamanda hem kara hem de açık deniz uygulamalarda sistemlerin büyüklüğü ve performansı sürekli artmaktadır. NSK şu anda 9,5 MW türbinler için rulmanlar üretmekte olup, yakında tam ölçekli üretime geçecek. Üstelik, şirket şimdi daha yüksek nominal güç çıkışlı açık deniz rüzgâr türbinleri için rulmanlar geliştirmektedir.

Durum izleme

Daha yüksek performans ve açık deniz türbinlerinin artan pazar payı, uzun rulman ömrü için artan taleplerin arkasındaki temel faktörlerdir. Sonuç olarak, rüzgâr enerjisi teknolojisi, tahrik sistemindeki titreşimleri sürekli olarak ölçen ve analiz eden çevrimiçi durum izleme sistemleri için ideal bir uygulama alanıdır.

Rulman hasarı oluşursa, hatalı bileşenler (iç veya dış bilezik, makaralar veya kafes) ölçüm profili analiz edilerek erken tespit edilebilir.

NSK tarafından geliştirilen bir durum izleme sistemi (CMS) yakın zamanda Japonya’daki bir açık deniz rüzgâr çiftliğinde kurulmuştur. CMS’nin rolü, kestirimci bakım stratejilerini kolaylaştırmak için anomalileri yeterince erken tespit etmektir. NSK bu tip çözümler için büyük bir pazar potansiyeli görmektedir.

Yoğun malzeme geliştirme

Durum izleme, kritik uygulama alanlarında her ne kadar ikincil bir önlem olarak kullanışlı olsa da, rüzgâr türbinleri için rulman geliştirirken birincil mühendislik hedefi her zaman yüksek seviyeli güvenilirlik sağlamak olacaktır. Bu açıdan, üreticiler şimdiden ciddi ilerleme sağlamıştır. Örneğin, ilerlemenin önemli bir katkısı, NSK´nın tescilli Super Tough (STF) özel çeliği gibi yeni malzeme ve ısıl işlem süreçlerinin geliştirilmesi olmuştur. Bu malzemeden yapılan rulmanlar, geleneksel çelik kullanılarak üretilenlerin iki katı kadar dayanmaktadır. İlgili yük oranı artışı DNV GL tarafından Aralık 2017’de teyit edilmiş ve onaylanmıştır.

STF’nin uzun dayanım özellikleri, belirli bir kimyasal bileşim ve özel bir ısıl işlem prosesi kullanılarak sağlanmıştır. Rulman çeliklerindeki metalik olmayan içeriklerin neden olduğu rulman yuvarlanma yollarındaki yorulmadan kaynaklanan çatlaklar gibi tipik hasar belirtileri, STF kullanılarak üretilen rulmanlarda neredeyse tamamen ortadan kaldırılır.

Beyaz yapısal pullanma nedenlerinin araştırılması

Endüstriyi hâlâ etkileyen hasar tiplerinden biri de, Beyaz Yapısal Pullanma (WSF) veya Beyaz Dağlama Çatlakları (WEC) olarak bilinen sorundur.

Her iki arıza modu durumunda, rulmanın yuvarlanma yolunun altındaki belirli alanlar yerel kırılganlaşmayı gösterir. Kırılgan yapı, yüke dayanamaz ve böylece çatlak çekirdeği olur. Sonunda, bu çatlaklar yuvarlanma yoluna kadar büyür ve sonunda rulman hata verir. Bu tür hasarların nispeten erken, sistem hizmete girdikten kısa bir süre sonra görünmesi tipiktir.

Pikral dağlama yapıldıktan sonra, bu yapılar beyaz bir görünüm sergiler ve beyaz yapılar olarak adlandırılırlar.

NSK’nın araştırma ve geliştirme departmanındaki yoğun testler hasarı tekrarlamayı ve kökeniyle ilgili bir hipotez vermeyi başarmıştır. Çeşitli yuvarlanma teması yorulma testleri, beyaz yapıların hidrojen penetrasyonundan kaynaklandığını göstermiştir. Bu hidrojen penetrasyonu büyük olasılıkla yuvarlanma elemanları ve yuvarlanma yolları arasındaki eksenel veya çevresel kayma, elektrik ve belirli yağlama türleri de dahil olmak üzere çeşitli faktörler ve bunların kombinasyonlarından etkilenir.

Hidrojen daha sonra kanal yoluna nüfuz eder ve çatlak oluşumlarına yol açan tipik olarak beyaz dağlama yapılarını oluşturur ve bu da pullanma ile sonuçlanır. Bu çatlaklar birkaç milimetre uzunluğunda olabilir ve iç kısımdan yüzeye yayılabilir. Görünür yüzey hasarına işaret etmeyen kullanılmış rulmanların tahribatlı muayeneleri, beyaz dağlama alanlarının burada bile mevcut olabileceğini göstermiştir.

Hasar daha ayrıntılı olarak incelendiğinde, hidrojen etkisi altında, orijinal olarak martensitik mikroyapının çok ince taneli, kırılgan bir ferrite dönüştüğü gözlemlenebilir. Bu mekanizma, Hidrojenle Geliştirilmiş Lokalize Plastiklik (HELP) teorisi ile açıklanabilir. Karakteristik özelliklerinden biri, plastikliğin sadece lokal olarak ortaya çıkması ve rulmanın küresel yorulmasının hafif olmasıdır, bundan dolayı hasar, yuvarlanma yolunun altında (metalik olmayan partikül kalıntılarından dolayı) ya da yuvarlanma yolunda (aşırı kirlenme nedeniyle) oluşan klasik yorulma hasarlarından biri değildir.

Yeni ve kullanılmış rulmanların karşılaştırılması

Peki, hidrojen nereden geliyor? Yeni ve kullanılmış rulmanları karşılaştırarak NSK´nın merkezi araştırma ekibi, hidrojenin sadece rulmanlar çalışırken oluştuğunu belirledi.

Hidrojenin, yağlayıcıların hidrokarbon zincirlerinden ve bunların katkı maddelerinden gelmesi olasıdır (en azından bu ilk varsayımdır). Bu teori, beyaz yapıların tipik hasar semptomları laboratuvarda belirli tipte yağ ve gres ile yeniden meydana geldikten sonra doğrulanmıştır. 1990’lı yıllarda otomotiv endüstrisi tarafından benzer hasarların bildirilmiş olması da bu teoriyi destekledi. Burada, kayış gergilerin ve alternatörlerin rulmanları erken arızalanmış ama gresin ve kayış malzemesinin değiştirilmesi problemi çözmüştür. Ancak, bu hata modunda elektriğin (akım akışı) etkisi henüz belirlenmemiştir.

Yeni alaşımlar, özel ısıl işlem

NSK, yuvarlanma teması yorulma testleri sırasında daha iyi sonuçlar veren yeni alaşımlar geliştirdi. Hidrojen şarjı ile yapılan testlerde, optimize edilmiş kimyasal kompozisyon, geleneksel rulman çeliklerine kıyasla beyaz yapısal pullanma (WSF) direncinde beş kat artışa yol açtı.

Optimize edilmiş ısıl işlemle de önemli bir gelişme sağlanmıştır. Burada, yuvarlanma yollarının altındaki artık gerilim, kesiti sertleştirme yerine karbonitridizasyon ile artırılabilir. Bu önlem beyaz yapıların oluşumunu engellemese de, bu yapılardan çok daha az çatlak gelişir ve yüzeye daha yavaş yayılırlar.

AWS-TF, yeni bir rulman malzemesi

Bu bulgulara dayanarak NSK, optimize edilmiş ısıl işlem ile optimize edilmiş kimyasal bileşimi birleştiren ve rulmanlar için yeni bir malzeme olan AWS-TF (AWS – Beyaz Karşıtı Yapı) geliştirdi.

Testler, AWS-TF’den yapılan rulmanların Beyaz Dağlama Çatlağı (WEC) riskini tamamen ortadan kaldırmadığını, hasarın ortaya çıkmasındaki gecikmenin ise geleneksel rulman çeliklerine göre yedi kat daha uzun olduğunu göstermiştir. Kritik kurulum alanlarındaki ilk saha testleri şu anda devam etmektedir ve bu test sonuçlarını doğrulamaktadır.

Türbin Komponantleri

PGR’den hacmi küçük tahvil oranı büyük planet redüktörler

Yayın tarihi:

-

Polat Group Redüktör (PGR), PL/PLB serisi planet redüktörlerle ağır ve değişken yüklenmelerin olduğu tahrik sistemlerine güvenilir çözümler sunuyor.

PGR PL/PLB serisi ile ağır ve değişken yükler güvende

PGR Drive Technologies planet redüktörleri küçük hacimde yüksek tahvil sunmalarıyla, PTO, IEC, kamalı mil giriş seçenekleriyle, 850000 Nm moment değerlerine kadar kompakt ve modüler yapısıyla, ağır ve değişken yüklenmelerin olduğu tahrik sistemlerinde çözüm olmaktadır.

  • Giriş ve çıkışı eş eksenli veya eksen açısı 90° olan redüktörlerdir.
  • Ayaktan ve flanştan bağlantı opsiyonları bulunmaktadır.
  • Gövde rijit ve modüler bir yapıya sahiptir.
  • Diğer redüktörlere kıyasla daha küçük gövde boyutlarıyla daha yüksek moment değerleri karşılanabilmektedir.
  • Sistem mukavemet hesaplamaları, ISO, DIN ve NIEMANN standartlarına uygun olarak yapılmaktadır.
  • Farklı giriş opsiyonları sunulabilmektedir. (IEC, hidro motor bağlantılı, servo motor bağlantılı vs.)
  • Farklı çıkış opsiyonları sunulabilmektedir. (Mil çıkışlı, konik sıktırmalı, DIN formu kayıcılı vs.)
  • Gövdeler, sfero (GGG 50-60) olarak üretilmektedir.
  • Dişliler, dövme ve 21NiCrMo2 sementasyon çeliğinden imal edilmektedir.
  • Yüksek kalitede rulman ve sızdırmazlık elemanları kullanılmaktadır.
  • Müşterinin özel talepleri karşılanabilmektedir.

Kompaktlık, yapısal basitlik ve ürün güvenilirliği taleplerine modern bir yanıt

Güç aktarımı alanında planet dişli ünitelerinin kullanılması kompaktlık, yapısal basitlik ve ürün güvenilirliği konusundaki taleplere modern bir yanıttır.

Planet dişli ünitelerinin uygulama yelpazesi artık çok çeşitli mobil makinelere, kimyasal  tesislere,  işleme  aletlerine,  mermer işleme makinelerine, nakliye ve kaldırma sistemlerine, gıda ve ekoloji sanayilerine ve enerji sistemlerine kadar genişlemiştir.

Bu ürün grubuyla ilgili seçim yapılırken dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Mekanik bir aktarım sisteminde yer alan bir planet dişli ünitesi, çalışma sırasında maruz kaldığı gerilimler kesin bir şekilde ana makine ile tahrik edilen ekipmanların özellikleri ile ilgilidir (güç emilimi ve çalışma döngüsü).

 En doğru planet dişli ünitesinin seçilebilmesi için bütün aktarım sistemi hakkında bilgi sahibi olunması gerekmektedir. 

Aşağıdakilerin bilinmesi gereklidir: 

  • Günde kaç saat çalışabileceği
  • Kullanım alanı (Konveyör, mikser vb.)
  • İhtiyaç duyulan tork değerlerini karşılayabilmesi
  • Dur kalk sayısı
  • Makinanın çalışması esnasında oluşan ısı enerji miktarı
  • Redüktörün makinaya bağlanabilirliği.

Ürünlerin uzun ömürlü ve sağlıklı bir şekilde kullanılması için nelere dikkat edilmeli?

Uzun ve verimli bir servis ömrü elde etmek için planet dişli üniteleri uygulama yerine doğru şekilde monte edilmelidir. Dolayısıyla yapının bütün yüzeyleri düz ve planet dişli ünitesinin eksenine dik olabilmeleri için H8 kılavuzlar ile işlenmelidir.

Açık hava kurulumları için planet dişli üniteleri kötü hava koşullarına karşı korunmalıdır, paslanmaya karşı etkili maddeler ve su/toz geçirmeyen gres ile korunmuş yağ keçeleri kullanılmalıdır.

Isıl güçlerin de kontrol altına alınması ve buna uygun çözümler bulunması gerekmektedir. 

Ayrıca yağlama konusu çok önemlidir. Doğru ve yeteri kadar yağlanan bir planet dişli ünitesi, çok uzun yıllar sorunsuz çalışabilir.

Güçlü kalite politikasıyla Polat Group Redüktör

Polat Group Redüktör olarak misyonumuz, müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılayacak çözümleri bilgi teknolojilerini kullanarak en verimli ve kaliteli şekilde sunmaktadır. Birçok farklı ürün yelpazesi ile, müşteri ihtiyacını maksimum seviyede karşılamak için eş zamanlı mühendislik yöntemlerini kullanarak çalışmalarını sürdürmektedir. Tasarım faaliyetleri, ürün geliştirme programları ve bilgisayar destekli çalışmalarımız sürekli gelişen bir grafik çizmektedir. Rekabetçi ve güçlü kalite politikamız müşteri yelpazemizi genişletmektedir.

Devamını oku

Yağlama Malzemeleri

TOTAL Madeni Yağlar, CERAN Gres ile makinelerin ömrünü uzatıyor

Yayın tarihi:

-

TOTAL Madeni Yağlar, patentli TOTAL CERAN teknolojisi ile zorlu ve ağır koşullarda faaliyet gösteren işletmelerin çözüm ortağı oluyor. Total Turkey Pazarlama Teknik Servisler Müdürü Özgecan Çakıcı, “İnovasyon TOTAL’in DNA’sında var. Gresler arasında teknolojisiyle fark yaratan ürünümüz CERAN, işletme giderlerini azaltırken verimliliği artırıyor” dedi.

İstanbul, 10 Kasım 2020 – TOTAL Madeni Yağlar, yarım asırlık saha tecrübesiyle tüm endüstriyel segmentlerdeki zorlu uygulamalara özel geliştirilmiş çok çeşitli ve yenilikçi gres çözümleri sunuyor. CERAN, demir-çelik, çimento, kağıt, gıda gibi sektörlerdeki makinelerin ihtiyaç duyduğu yüksek performansı karşılıyor. 50 yılı aşkın süredir yenilikçi ve yüksek performanslı ürün ve çözümler geliştirdiklerini söyleyen Total Turkey Pazarlama Teknik Servisler Müdürü Özgecan Çakıcı, ana hedeflerinin müşteri odaklı davranmak olduğunu belirtti.

“Yüksek basınç, su ve sıcaklığa dayanıklı”

Özgecan Çakıcı, “Demir-çelik, otomotiv, çimento, enerji gibi rekabetin yoğun olduğu sektörlerde işletme giderlerini azaltmak ve verimliliği artırmak büyük önem taşıyor. TOTAL Madeni Yağlar, makinelerden en yüksek verimi almaya yardımcı olurken ihtiyaç duyulan güvenilirliği ve rekabet avantajını sunuyor. CERAN ile TOTAL Madeni Yağlar olarak yeni nesil kalsiyum sülfonat kompleks teknolojili gresi biz geliştirdik. CERAN, yüksek basınca, suya ve yüksek sıcaklığa karşı dayanıklılık ve mekanik stabilite sağlıyor, aynı zamanda korozyona ve oksidasyona karşı mükemmel koruma özelliğine sahip” dedi.

“Çevresel etkileri en aza indiriyoruz”

TOTAL Madeni Yağlar’ın ayrıca, dünya çapında geçerli OEM onaylarına sahip farklı ihtiyaçları karşılayan gresleri sunduğunu belirten Özgecan Çakıcı, “Mühendislerimiz ve araştırmacılarımız, otomotiv sektöründeki ilk dolum uygulamaları için sürekli olarak özel gresler geliştiriyor. Çimento sektöründeki en ağır şartlarda bile üretim prosesinin her aşamasında performans ve devamlılık sağlıyoruz. Kağıt endüstrisinin, zorlu ve ağır işletme koşulları için yenilikçi çözümler sunuyoruz. İnovasyon, güçlü değerlere sahip DNA’mızın merkezinde bulunuyor. Gıda sektöründe de gerekli tüm emniyet standartlarını karşılamak için çok çeşitli NSF H1 tescilli gresleri geliştirdik. NEVASTANE isimli bu ürün serisi CERAN’la aynı teknolojiye sahip. Yüksek sıcaklıktaki operasyonlar ile uyumlu CERAN gresimiz, yangına karşı dirençli hidrolik yağlarımız ve dişli yağlarımız ile ekipmanların ömrünü ve verimliliğini artırıyoruz. Kirlilik, toz, su ve sıcaklık değişimlerinin etkisini azaltırken çevre üzerindeki etkiyi de en aza indiriyoruz. REACH tarafından onaylı ürün gamımız, çevreye duyarlı kalıp yağımız IRONCAST ve madeni yağ tüketiminde optimizasyon sağlayan, üstün suya dayanım kabiliyetine sahip CERAN gres ile çevre ve sağlık standartları ile uyumluyuz.”

Devamını oku

Türbin Komponantleri

“KTR, bugüne kadar 100.000 adet rüzgâr türbinine ürün tedarik etti”

Yayın tarihi:

-

KTR Türkiye Genel Müdürü Umut Yalnız’la bir söyleşi gerçekleştirdik. KTR’nin rüzgâr enerjisi sektörüne dönük çözümleri hakkında ayrıntılı bilgiler aldığımız Umut Bey, rüzgâr enerjisi sektörüne ilişkin değerlendirmelerini de paylaştı bizlerle.

Global bir firmanın Türkiye ayağında bir organizasyonunu yönetiyorsunuz. KTR’nin globaldeki ve yereldeki faaliyetleri hakkında bilgi alabilir miyiz?

Güç aktarma elemanlarından “kaplin”lerde dünyadaki en donanımlı firmalardan biriyiz. Tüm ürün gruplarımız ile iş ortaklarımıza en geniş seçenekleri 20.000 civarında ürünümüz ile sunuyoruz.  

Özellikle güç aktarma sistemlerinde tüm ihtiyaçları karşılayabilecek durumdayız. 

KTR globalin ürün grubu 4 ana platformdan oluşuyor. 

  • Birincisi Güç Aktarma Sistemleri. Buna “kaplinler” diyelim.  Bu ürünler bizim 1959 yılından itibaren temellerimizi oluşturan ürün grubu. İlerleyen yıllarda başka ürün gruplarına da girdik. 
  • İkinci grup ise “Hidrolik ekipmanlar”. Dünyadaki çeşitli büyük üreticiler ile çalışıyoruz, tedarik ediyoruz. Hidrolik ekipmanlar arasında özelikle “yağ tankları, kampanalar, ses sönümleme parçaları, soğutucular” bolca ürettiğimiz ve hizmete sunduğumuz ürünlerimiz. 
  • Üçüncü platform ise “Frenler”. Hidrolik ve Elektromekanik olarak 2 tip fren sistemi sunuyoruz. 
  • Dördüncü platform da “Soğutucular. Yağ, Hava ve Kombine-Mobil ekipman (MMC) soğutucuları üretimimiz var.  

Ana fabrikalar Almanya olmak üzere Amerika, Hindistan ve Çin merkezli dört üretim noktamız var. Bunun haricinde 24 ülkede KTR markası kendi organizasyonları ile faaliyet gösteriyor. Ayrıca, dünya genelinde 90 satış ortağımız mevcut.  

KTR, 1950’lerde mühendislik temelli kurulmuş bir aile şirketi. 1959 yıllında BOWEX adı verilen dünyadaki ilk yivli dişli kaplin üretildi. Sonra da sanırım şu anda en fazla benzeri üretilen kaplinimiz olan ROTEX geliştirildi. Yani yıldız tipi kaplin. Bu ürünler firmamızın temel çıkış ürünleri, bir nevi dayanak noktalarımız. 

KTR’nin açılımı Almanca olarak “Kupplungs Technik Rheine”. Rheine, Almanya’da 60.000 kişilik küçük bir kasaba. Özellikle İkinci Dünya Savaşı öncesinde tekstile bağlı olarak çok büyük bir makine sektörü gelişmiş. İkinci Dünya Savaşı esnasında Rheine bombalanmış ve yerle bir olmuş. Zor dönemler yaşanmış ve tekstil sektörü uzaklaşmış o bölgeden ama makine sektörü kalmış. Gelişmiş bir bölge. 

Satış sonrası hizmetleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Ürünlerimiz genel olarak bakım gerektirmeyen ürünler. Bu nedenle satış sonrası hizmet ihtiyacımız pek olmuyor.   

Şanslıyız ki, çalıştığımız şirketler genel olarak bakım donanımı yüksek gruplar. Kendileri ihtiyaçlarını şayet gerekirse halledebiliyorlar. Sadece bulunduğu çevre koşullarına bağlı olarak, belki basit bir bakıma ihtiyaç doğabilir ki bu sürecin içerisinde bizim bulunmamıza da gerek olmuyor.  

Türkiye’de soğutucu satışımız artmaya başladı. Ama onlarda da standart prosedürler uygulandığı sürece bakım anlamında bize pek iş düşmüyor. Fakat ekipman parçaları anlamındaki satış sonrası hizmetler söz konusuysa o zaten bizim ürün tedarik uygulamamız dahilinde değerlendiriliyor. 

Disk tip fren

Rüzgâr enerjisi sektörüne yönelik çözümleriniz nelerdir?

Bizim rüzgâr enerjisi sektörüne dönük çözümlerimiz tüm üretim platformlarımızdaki ürünlerimizden. Yani kaplinler, hidrolik çözümler, frenler, tork ölçüm sistemi ve soğutucular kullanılıyor. Tabii bu sektördeki üreticilerin ihtiyaç ve dizaynlarına göre tedarik ettiğimiz için üreticilere göre tedariklerimiz farklılık gösteriyor.  

Rüzgâr türbinlerinin “Nacelle” kısmında çeşitli noktalarda ürünlerimiz kullanılıyor. Jeneratörle dişli arasında kullanılan elektrik geçirimsiz ana kaplinleri, yine jeneratörle şaft arasındaki ana bağlantının üstünde kullanılan disk tip frenleri tedarik ediyoruz. 

Türbin kanatları dönerken aşırı rüzgâr yüklerine maruz kaldığında veya hizalamada sapma olduğunda kullanılan rotoru kilitleyen- Rotor kilidi temin ediyoruz.  Benzer şekilde Nacell in de hareketlerini emniyette tutan yaw-çene kilitlerimiz kullanılıyor.  

Ayrıca bazı üreticilere iç soğutma için kullanılan kombine soğutucular tedarik ediyoruz. Yağ tipi soğutucular ise bazı üreticiler tarafından kule içi trafo soğutması için kullanılıyor. 

KTR’nin Almanya’da bulunduğu bölge ve yakınında pek çok sektörden firma var ve hepsinin kendine göre dizaynı var. O dizayn içerisinde tüm üreticiler bizim ürünlerimizi kullanıyor ve biz 25 yıldır türbin üreticilerine hizmet sunuyoruz. KTR olarak 100.000 adet rüzgâr türbinine ürün sağlamış durumdayız. Rüzgâr enerjisi sektöründeki çoğu üretici bizimle iş birliği içinde. 

Rüzgâr enerjisi sektöründe de özellikle kullanılabilen “KTR Ident” diye bir uygulamamız var. KTR Ident için ürünün ansiklopedisi diyebiliriz. Ürünün QR kodunu okuttuğunuzda üretim aşamasından kullanılan parçalara ve elde edilen sertifikalara kadar her şeyi görebiliyorsunuz. Bu tarz bilgilere herhangi bir kaplin için hiçbir zaman ihtiyaç duyulmaz ama rüzgâr türbinleri için bakım masrafları önemli bir kalem. Bakım masrafları / üretilen elektrik şeklinde verimlilik hesaplaması yapılıyor. Bu süreçte ürün güvenilirliği anlamında bu uygulama ihtiyaca cevap sunuyor. 

Rotor kilidi

Covid-19 süreci hemen tüm sektörleri olumsuz etkiledi. Bu süreçte ne gibi tedbirler aldınız?

Covid-19 sürecinin başından itibaren ofiste bulunan kişi sayısını azalttık. Dönüşümlü olarak ofise geldik. Uzaktan çalışmanın mümkün olduğunu da bu süreçte belki her birim için olmasa da uygulanabilir bir çalışma şekli olduğunu çok net olarak öğrendik. 

KTR’nin dünya çapındaki organizasyonunda üretim süreçlerinde aksama yaşandı mı?

Almanya, Amerika ve Hindistan fabrikalarımızda herhangi bir aksama olmadı. Türkiye olarak biz de genel olarak bir aksaklıkla karşılaşmadık. Ürünlerimiz bizim Almanya üretimi ve Almanya’dan gelmekte. Almanya üretimi devam ettiği için bir sorun olmadı. Türkiye’ye gelen ürünlerin geçtiği tır güzergahlardaki değişiklik ve gümrük kontrolleri nedeniyle gecikmeler oldu ama yaz başında o problemler de azaldı. 

Çin’de ise durum biraz farklıydı. Covid-19 sürecinde Çin hükümetinin kuralı gereği üretim 3 hafta kapalı kaldı, sonra üretime yeniden başlandı. Çin’deki fabrikalar esas olarak Çin pazarına hitap ettiği için globale etkisi olmadı.

 Yeni normal dönemine ilişkin ne tür öngörülerde bulunursunuz sektörünüz ve firmanız açısından? 

Bizim hizmet sunduğumuz pek çok farklı sektör var. Rüzgâr türbinleri, iş ve zirai makine üreticileri, pompa ve kompresör üreticileri, hidrolik ve denizcilik sektörü gibi, yani tahrik ünitelerinin olduğu tüm alanlar için ürün ve hizmet sunuyoruz. Dolayısıyla tüm bu sektörler için genel bir değerlendirme yapmak zor, ancak hep beraber bu zor dönemde çok şey öğrendik. Kimi iş ortaklarımız çalışma düzenlerini pek değiştirmediler. Covid-19 sonrası yeni normal döneminde daha verimli bir süreç öngörüyorum. 

Tedarikçi bir firmanın yetkilisi olarak Türkiye rüzgâr enerjisi sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bizim açımızdan Türkiye’deki rüzgâr enerjisi sektörü halen gelişmekte olan bir sektör. Türkiye açısından ayrıca iki sebepten çok seviniyorum. Birincisi bizim ülke olarak yenilenebilir enerjideki varlığımız giderek artıyor. 2000 yılında çıkan enerji kanunundan itibaren yenilenebilir enerjide geldiğimiz nokta, herhangi bir ülkeye göre çok daha parlak. Ülkece buna hazırlıklı olduğumuzu düşünüyorum. İkinci sevindiğim nokta ise bunun bize teknik sorumluluklar yüklüyor oluşu. Bu sayede ülke olarak teknik açıdan daha da gelişebileceğimizi düşünüyorum.

Türkiye’de rüzgârla ilgili bir bölge oluştu İzmir’in etrafında, Ege Bölgesi’nde. Bunun, zamanla Türkiye geneline yayılması da faydalı olacaktır. Yurt dışında herhangi bir köyde bile rüzgâr türbiniyle karşılaşmak mümkün oluyor. Türkiye’de de neden olmasın. 

Offshore türbinler ise Türkiye için harika bir seçenek tabii. Bunu ekonomik gerekliliklerden bağımsız söylüyorum. Aslında konu çok net, mutlaka denizin enerjisinden de faydalanmalıyız. 

Türkiye piyasasındaki rekabet ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de kendi koşullarında ilerleyen bir rekabet ortamı var. Aşırı yıpratıcı bir rekabet ortamı olduğunu söyleyemem. Bunun nedeni şu: bizim bulunduğumuz ürün gruplarında çoğunlukla Mühendislik açıklaması gerekiyor. Gereksinimlerle ilgili teknik açıklamayı yapabilirseniz karşınızdaki de sizi kabul ediyor. Türkiye’de yerli ve yabancı rakiplerimiz mevcut. Her biri bence kıymetli ve önemli. Rakiplerimizin olması her zaman iyidir, sektörünüzü ve sizi her zaman iyiye götürür.

Kısa veya uzun vadede hayata geçirmeyi düşündüğünüz yeni projeler var mı?

Kısa vadede pek bir şey öngörmek mümkün değil tabii. Yaz aylarının daha pozitif geçmesini umuyordum ama Covid pozitif vakalar artmaya başladığı için kısa vadede ne olacağını kestirmek güç.  

Yeni projeler için bu yıl artık biraz kısa kalacaktır ancak 2021 ve 2022 yıllarında personel sayısında artış gibi hususları değerlendirebiliriz.

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Herkese sağlıklı bir gelecek dilerim.  Hiç kontrolümüz olmadan başımıza gelen ters bir dönemdeyiz, kolaylıkla ve başarılı şekilde en kısa sürede bitmesini diliyorum.  

Bu röportaj için ve Rüzgar Enerjisi sektörü için bu dergiyi çıkardığınız ve iletişimi sağladığınız için teşekkür ederim.

Umut Yalnız kimdir?

Ben Umut Yalnız, 2016 yılından bu yana KTR Türkiye ekibinde görev almaktayım.  KTR’ye katılmadan önce enerji ve gıda sektörlerinde çalıştım. Enerji sektöründe; doğal gazlı kojenerasyon sistemleri ve dizel jeneratör proje, satış ve pazarlama görevlerim oldu. Gıda sektöründe ise genel olarak yem ve tavukçuluk ekipmanları satışında çalıştım.  

Devamını oku
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com